SOLUNUM SİSTEMLERİ




Indir 52.82 Kb.
TitleSOLUNUM SİSTEMLERİ
Date conversion09.12.2012
Size52.82 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.kyalisesi.k12.tr/imagestore/kyalisesi-k12/dokumanlar/dokuman-b6nijhtqs8gm6bpdlc3f.doc

SOLUNUM SİSTEMLERİ


Solunum, genel anlamda canlı organizmada gaz değişimini ifade etmek için kullanılır.

1. Dış Solunum

Solunum organlarıyla dış ortamdan hava alınması ve verilmesi, yani soluk alıp vermeye denir.

2. İç Solunum

Solunum organlarına dolan havadaki oksijenin yakalanıp hücrelere kadar taşınması, hücrelerde oluşan karbondioksitin aynı yolla solunum organlarına getirilmesidir.

3. Hücresel Solunum

Hücrelere kadar gelen besinlerin orada oksijenle veya oksijensiz olarak yakılması ve ATP üretilmesi olayıdır. ATP’nin sentezlenmesi için devamlı oksijene gereksinme olduğu gibi ,sonuçta oluşan karbondioksitin dışarı atılma zorunluluğu vardır

CANLILARDA SOLUNUMLA İLGİLİ KARŞILAŞILAN SORUNLAR
1.Yeterli genişlikte solunum yüzeyi (dış çevreyle gaz değiştirme yüzeyi )
2.Gaz değişimi yapılan yüzeyden daha içeride yer alan vücudun iç hücrelerine O2 taşınması ve bu hücrelerden CO2’in uzaklaştırılması
3.Solunum yüzeyinin mekanik etkilerden korunması
4.Solunum yüzeyinin aşırı su kaybetmeden nemli tutulması
Bu sorunlar ,solunum için özelleşmiş doku,organ veya sistemlerle giderilmiştir.Solunum sistemlerinin her çeşidi ,canlıların yukarıda belirtilen gereksinimlerini karşılayacak şekilde evrimleşmiştir

SU ORTAMINDA SOLUNUM

a-Suda O2 oranı azdır
b-Solunum yüzeyi vücudun dışındadır
c-Deri ve solungaçlarla gaz alış verişi yapılır
d-Solunum yüzeyinin karasal ortamda olduğu gibi fiziksek ve kimyasal olumsuzluklardan
etkilenmesi söz konusu değildir
e-Su ortamında canlı yeterli O2 alabilmek için devamlı hareket etmeli veya çevresindeki
suyu hareket ettirmelidir

KARASAL ORTAMDA SOLUNUM

a-O2 oranı fazladır
b-Solunum yüzeyleri vücut içine alınmıştır (Deri solunumunda hariç)
c-Solunum yüzeyinden nem kayıbı ve kuruma tehlikesi vardır
d-Solunum yapıları mukus üreten bezlerle desteklenmiştir
e-Fiziksel ve kimyasal olumsuzluklara karşı özel yardımcı yapılar gelişmiştir
f-Deri,Trake ve akciğerlerle gaz alış verişi yapılır
g-Atmosferde yeterince O2 nin olması CO2 nin hızlı yayılması canlıların solunumunu
kolaylaştırıcı faktördür.


A. CANLILARDA GAZ ALIŞ VERİŞİ

Tek hücrelilerde solunum gazlarının hücreye giriş çıkışı, hücre yüzeyinden geçiş (difüzyon) ile sağlanır.
Çok hücreli organizmalardan süngerler ve sölenterelerde de, özelleşmiş bir solunum sistemi yoktur. Bunlarda tek hücrelilerde olduğu gibi sudaki erimiş oksijeni vücut yüzeyleri ile alır, CO2 yi de aynı yolla suya terkederler.

B. SOLUNUM ORGANLARI

SOLUNUM ORGANLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ

• Geniş bir solunum yüzeyine sahiptirler
• Solunum yüzeyinde gaz değişimi difüzyonla olur.
• İnce ve nemli bir yüzeyleri vardır.
• Kılcal kan damarları bakımından zengindirler.(Trakeler hariç)
Karada yaşayan canlılarda solunum organları kuruma tehlikesine karşın vücut içine alınmıştır.Karada yaşayan canlıların akciğerleri ,gelişme derecesi ve enerjiye olan ihtiyaçlarına göre gelişme gösterir

    1. DERİ SOLUNUMU (VÜCUT YÜZEYİ İLE YAPILAN SOLUNUM)




Gazların serbestçe vücut sıvısına ya da canlının içinde bulunduğu sulu ortama verilip alınmasıyla oluşur. Bir hücreli hayvanların hepsi bu şekilde solunum yapar.Sudaki oksijenin miktarı havadakinden çok daha azdır.Bu sebepten hücre yüzeyindeki suyun devamlı değiştirilerek ,hücre içi ile hücre dışı oksijen derişim farkının sürekli tutulması gerekir.Bunun için sil hareketi ya da kaslı hareket ortaya çıkmıştır

Vücut dış yüzeyini örten deri gaz değişimini sağlar. Alınan oksijen iç dokulara difüzyonla ya da kanla taşınır. Bu solunumu yapan, yassı ve yuvarlak solucanlarda dolaşım sistemi ve kan yoktur. Toprak solucanlarının tek katlı epitel dokudan ibaret derilerinde bulunan Goblet hücreleri çıkardıkları mukoz salgıyla vücut yüzeyinin devamlı nemli kalmasını sağlarlar.
Kurbağa ve semenderlerin erginlerinde esas solunum organı akciğerlerdir. Nemli olan deri gerekli oksijenin %25 inin alınmasını sağlar. Memelilerde de kısmi deri solunumu vardır. Ancak alınan oksijenin oranı çok azdır. (% 1 kadar)



2. TRAKE SOLUNUMU

Eklembacaklılardan Böcekler, Çok ayaklılar, Bazı Kabuklular ve Araknitlerde trake solunumu görülür. Trakeler dokulardaki hücrelere kadar sokulmuş borular sistemidir.




Trakeler O2 yi doğrudan hücrelere taşır. Bu hayvanların kanı O2 ve CO2 taşımada görev yapmaz. Bu nedenle kanlarında oksijen taşıyan solunum pigmentleri bulunmaz. Kanları renksizdir. Trakelere gaz giriş çıkışı vücut ve kanat hareketleri yardımıyla sağlanır. Solungaçlar ve akciğerler sadece oksijeni rezorbe etmelerine karşın ,bu sistemle oksijenin dokulara hatta hücrelere kadar ulaştırılması söz konusudur Böceklerin karın halkalarından dışarı açılan stigmalardan alınan hava ,trake boruları ile tüm vücuda yayılır.Trake boruları helezon şeklindeki kitin halkalarla desteklenmiştir.Trakelerin iç yüzü tek sıralı epitel ile döşenmiştir. Trakeler ,içi sıvı dolu trakeol ile sonlanır.Trakeollerin ucu bir sıvıyla doludur.Bu sıvı ,dokular ile borucuklar içindeki O2 ve CO2 diffüzyonunu kolaylaştırır.
Gaz alış verişi trakeollerle doku hücreleri arasında olur.
Böcekler karın halkalarını sürekli hareket ettirerek stigmalardan hava giriş çıkışını kontrol ederler. Stigmaların açılıp kapanma özelliği ,su kaybını önleme ve gaz giriş çıkışını kontrol etmesi böceklerin bulunduğu ortama uyumunu (adaptasyon) kolaylaştırmıştır. .Kılcal kan damarlarda bulunmaz.Açık kan dolaşımına sahiptirler.
Dar trake borularında taşınan gazların difüzyonunun çok fazla yeterli olmaması böceklerin büyümesini dolaylı olarak sınırlar.
3. SOLUNGAÇ SOLUNUMU

Suda yaşayan hayvanlarda görülür. Kurbağa larvaları, deniz solucanları, bazı yumuşakçalar, kabuklular ve balıklarda bulunur. Solungaçlar suda çözünmüş oksijeni alacak şekilde özelleşmiş, yaprak veya tüy biçimindeki yapılardır. Kemikli balıklarda solungaçlar ,başın iki yanındaki solungaç kapaklarının altında yer alır.Her solungaçta dört solungaç yayı bulunur.Solungaç yayına çiftler halinde solungaç yaprakları




bağlıdır.Solungaç yaprakları tek sıra epitel dokudan oluşmuştur.Epitel dokunun altında çok sayıda kılcal damar bulunur.
Gaz değişimi difüzyonla solungaç yaprakları ve onu çevreleyen su arasında olur.Ağızdan giren su ,solungaç yapraklarının üzerinden geçerek dışarı çıkar.Bu sırada suda çözünmüş olan oksijen , solungaç epitelinden solungaç kılcallarına diffüzyonla geçer ve kanla vücut hücfrelerine taşınır.CO2 ise aynı yoldan dışarı atılır.
Oksijen havada %21 oranında bulunmasına karşın deniz suyunda yalnızca% 0,45 oranında bulunur.Bu nedenle suda yaşayan hayvanlar ,solunum yüzeyinden suyu hareket ettirmek zorundadır.Balıklarda ağızdan alınan su ,kapalı tutulan yemek borusuna girmeyip solungaç yapraklarından geçirilir.Ayrıca solungaç yapraklarında suyun akış yönü ,kanın akış yönüne terstir.Bu ters akım sistemi ,kanın sudaki oksijenden maksimum düzeyde yararlanmasını sağlar.
Solungaçların dallanması ve tüy şeklinde birçok çıkıntı taşıması ,solunum yüzeyini büyültdüğü gibi ,zengin ,kan damarlarıyla donatılmış olması da dış ortamla iç ortam arasında derişim farkının yüksek olmasını sağlar.
Sıcaklıkla oksijen yoğunluğu ters orantılıdır.Soğuk sulardaki O2 miktarı daha fazla olduğu için bu ortamda bulunan balıklar daha çabuk büyür ve daha iri olur.





Şekil : Solungaç


4. KİTAPSI AKCİĞERLER
Örümcek ve akreplerde genellikle karın tarafında bulunan ,stigma ile başlayan ,borucukların vücut içinde bir kitabın yaprakları gibi dallanmasıyla oluşmuş yapılardır.Bu yaprakların üzerinde kan ulaşımını sağlayan sistemler uzanır.



AKCİĞER SOLUNUMU




Kurbağa ve Semenderlerin erginlerinde, Sürüngen, Kuş ve Memelilerin tümünde görülür. Akciğer hacimleri ve yüzeyleri organizma gruplarının enerji ihtiyacına göre değişkenlik gösterir. Kuşların solunum sisteminde akciğerler ve hava keseleri bulunur. Hava keseleri bazı kemiklerin içlerine kadar uzanır. Kuş akciğerlerinde alveol yoktur. Hava keseleri hava depolar ve körük gibi fonksiyon yapar. Kuşların kemik boşlukları hava taşır. Bu yapı sayesinde kuşlar yükseklerde çok rahat uçabilirler.

Karada yaşayan hayvanların solunum sistemi (trake ve akciğer) vücudun içindedir.Bu durum , solunum yüzeyinin kurumasını önler.Akciğerlerin gaz alış verişi yapan yüzeyleri ,nemli ve tek sıralı epitel dokudan oluşur.,bu epitel dokunun altında kılcal damarlar bulunur. Akciğerlerin solunum yüzeyi geniş olmakla birlikte ,canlı türüne göre farklılık gösterir.Kurbağaların akciğerinde solunum yüzeyi sürüngenlerinki kadar geniş değildir.Oksijen gereksinimi , akciğerlere ek olarak nemli ve ince derilerinden yapılan deri solunumuyla karşılanır.
Kuşların akciğerleri ,iç organlar ve kemiklerin içinde yer alan hava keseleri ile bağlantılıdır. Hava keseleri ,hem hava deposu olarak görev yapar hem de Bu yapı sayesinde kuşlar yükseklerde çok rahat uçabilirler.

Hava ,keseye girerken ve çıkarken iki kez kullanıldığından kuşların solunumu diğer omurgalılardan üstündür.
Memelilerin akciğerlerinde ,diğer omurgalılardan farklı olarak alveol denilen hava keseleri vardır.Bu nedenle memelilerin solunum yüzeyi diğer omurgalılardan daha geniştir.Alveoller genellikle ,bir hücre kalınlığındadır ve kılcal damar ağıyla çevrilidir. Alveol içindeki havanın oksijeni ;alveol duvarındaki ince su tabakasında çözünür ,difüzyonla önce alveolü oluşturan epitel hücrelerine ,sonra ,sonra doku sıvısı aracılığıyla kılcal damarlardaki Kana geçer. .O2 ve CO2 değişimi basit difüzyonla gerçekleşir.Aradaki hücre engelinin aşılması için aktif taşıma gerekli değildir.


SOLUNUM ORGANLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ
• Geniş bir solunum yüzeyine sahiptirler. Solunun organlarındaki tabakalar yüzey genişlemesine dolayısıyla difüzyon imkanının artmasına yardımcı olur Örneğin akçiğerşerdeki alveollerin toplam yüzeyi yaklaşık 100m2 dir.
• Solunum yüzeyinde gaz değişimi difüzyonla olur.
• İnce ve nemli bir yüzeyleri vardır.
• Kılcal kan damarları bakımından zengindirler.(Trakeler hariç)
Karada yaşayan canlılarda solunum organları kuruma tehlikesine karşın vücut içine alınmıştır.Karada yaşayan canlıların akciğerleri ,gelişme derecesi ve enerjiye olan ihtiyaçlarına göre gelişme gösterir

5. Birden Fazla Solunum Organı Taşıyan Hayvanlar

a. Akciğerli balıklarda (Dipneusti) iki solunum organı faaliyet gösterir. Bu balıklar nehirlerde yaşar, bu sürede solungaçlarını kullanırlar.
Su yüzeyine çıkarak hava keselerini dolduran balık, suların çekilmesiyle çamur altına girer. Uzun bir süre hava kesesindeki hava ile hayatını sürdürür.

b. Kurbağalar ve semenderler larva devresinde tamamen suda yaşadıkları için solungaç solunumu yaparlar. Ergin hale gelen kurbağalarda solungaç kaybolur, yerini akciğer alır. Ergin kurbağa hem deri ile, hem de akciğerleriyle solunum yapar. Kurbağalar derilerini nemli tutmak için genelde nemli ortamlarda yaşarlar. Kurak bir ortamda uzun süre kurbağa yaşayamaz.


C. İNSANDA SOLUNUM SİSTEMİ

İnsanda solunum sistemi akciğerler ve bu akciğerlere hava taşıyan borulardan oluşur. Burun, ağız, yutak, gırtlak, soluk borusu ve bronşlar solunum esnasında faaliyet gösteren yapılardır.

1. Solunum Sisteminin Bölümleri

a. Burun : Burnun yapısında kıllar, mukuslu yüzey ve yüzeye yakın kılcal damarlar bulunur. Bu yapılar, solunum esnasında alınan havanın, mikrop ve tozlarının tutulmasını, ısınmasını ve nemlendirilmesini sağlar.
Burun güzel kokulu çiçeklerin ya da iştah açıcı yemeklerin kokularını algılamamızı sağlamanın ötesinde de, çok önemli işlevleri olan bir organımızdır. Soluduğumuz hava ile birlikte havadan aldığı oksijeni vücudumuzun bütün hücrelerine taşıyan kan arasındaki temel bağlantı yollarından biridir. Kısacası burun hem koklama organı, hem de solunum yollarının başlangıcı olarak büyük önem taşır. İki bölümden oluşan burnun içinde "silya" denen tüycükler ve mukus adı verilen bir salgı vardır. Hava burundan içeri girdiğinde bunlarla karşılaşır ve hemen analize tabi tutulur. Havadaki moleküller ayrıştırılarak incelenir ve beyne iletilerek kokunun ne olduğu belirlenir ve ona göre tepki verilir. Bu işlemlerin hepsi sadece 30 saniye gibi çok kısa bir süre içerisinde gerçekleşir.
Burnun içinde aerodinamik açıdan da kusursuz bir tasarım söz konusudur. Hava içeri girdiğinde doğrudan nefes borusuna gitmez. Burun, adeta bir klima gibi çok özel filtre sistemleriyle dışarıdan gelen kirli, sıcak, soğuk ya da nemli havayı akciğerler için hazır hale getirir. Burundaki özel kıvrımlı yapı sayesinde hava burada bir tur dönüş yapar. Böylece burun çeperinde bulunan tüycüklere ve damar ağına daha fazla temas etmiş olur. İşte bu kıvrımlı sistem sayesinde burun günde 15 m3 havayı süzer, temizler, nemlendirir ve ısıtır. Bu miktar yaklaşık olarak bir odanın

içindeki havaya eşittir. Fakat burada kirli hava denince akla sadece tozlu hava gelmemelidir. Havayla birlikte gelen tozun yanı sıra bakteri, polenler vs. gibi yaklaşık 20 milyar yabancı maddenin vücuda girmesi burundaki özel sistem sayesinde engellenmiş olur.
Tozlarını ve her türlü zararlı bakterilerini burundaki klima sisteminde bırakan hava, bu işlemden sonra her burun deliğinde üçer tane bulunan kıvrımlı yapıların üstünden geçer. Burundaki tüycüklere takılan yabancı maddeler bu defa da buradaki mukusun antibakteriyel etkisiyle zararsız hale getirilir. Hava bu kıvrımlara çarpınca yön değiştirir ve burun boşluğunun duvarına çarpar. Buraya çarptığında mukus sıvısı içinde tutulur. Solunum havasının yabancı cisimlerden temizlenmesi çok kapsamlı ve çok hassastır. En ufak bir hataya, unutmaya ve atlamaya izin verilmez. Çünkü bir bakterinin ya da zararlı bir cismin akciğer gibi hassas bir organa geçebilmesi, insanın sağlığında olumsuz etkiler oluşturabilir. Ancak herşeye rağmen zararlı cisimlerin burundan geçmeyi başarması ihtimaline karşı, ikinci bir koruma mekanizması daha vardır. Şayet burun boşluğunu geçebilen cisimler olursa, bunlar da solunum yollarında tutulurlar. Burnun içinde temizlenen ve ısısı ayarlanan hava ciğerlerinize gitmek üzere hazırdır. Ciğerlere ulaşmak için takip edilecek yol nefes borusudur.


b. Soluk Borusu (Trake) : Ağız boşluğunun son kısmında yer alan yutağa soluk borusu bağlanır. 10 – 12 cm uzunluğunda ve 2 cm çapında olan bu borunun başlangıç bölümüne gırtlak denir. Gırtlağın içindeki ses telleri epitel uzantılardan meydana gelmiş olup, gerginlikleri kaslarla ayarlandığından çeşitli tonlarda ses çıkartılmasını sağlar.

Soluk borusunun, düz olan arka yüzü yemek borusu ile komşudur ve iç yüzü hareketli siller taşıyan epitel hücreleri ile döşenmiştir. Bu hücrelerin meydana getirdiği epitel tabakası altında salgı bezleri bulunduğu gibi, hücrelerin arasında da salgı yapan goblet hücreleri bulunur.
Bu hücreler mukus denilen bir madde çıkarırlar. Mukus hareketli siller üzerinde ince bir tabaka oluşturur. İnce mukus tabakası, hem epitel yüzeyin nemli kalmasını sağlar, hem de solunumla giren havadaki toz ve diğer yabancı maddeleri tutar.

Soluk borusunun yapısında epitel tabakasından sonra kıkırdak doku tabakası bulunur. Kıkırdak doku, soluk borusunun duvarlarının birbirine yapışmasını önleyecek şekilde C harfi şeklinde kıkırdaklarla desteklenmiştir. Yemek borusuna bakan yüzeyde kıkırdak yoktur. Soluk borusu arkada dördüncü sırt omuru hizasında iki kola ayrılır. Bu kollara bronş adı verilir.

Bronşların herbiri akciğere girdikten sonra binlerce ince borucuğa ayrılır. Bunlara bronşçuk adı verilir. Bronşçukların uçlarında hava keseleri bulunur (alveol). Alveoller çok ince, tek sıra epitel hücrelerden oluşmuş olup dışı kılcal damarlar ile donatılmıştır.

c. Akciğerlerin Yapısı ve Görevleri : Akciğerler, sağ ve sol olmak üzere iki kısımdan meydana gelir.
Sağ akciğer üç bölmeli, sol akciğer iki bölmelidir. Sol akciğerin küçük olmasının nedeni, kalbin buraya yakın oluşudur. Her iki akciğer pleura denilen iki yapraklı ince bir zar ile örtülüdür. Bu iki zarın iç ve dış yaprakları arasındaki boşluklarda az miktarda lenf sıvısı ve hava bulunur.





2. Soluk Alıp Verme Mekanizması

Dakikada 16-18 defa soluk alıp veririz. Solunum hızı omirilik sağındaki solunum merkezi yönetir.Soluk alıp verme mekanizması, göğüs boşluğu ve akciğerlerin genişleyip daralmasına dayanır. Aynı zamanda bu mekanizmada diyafram kası ve kaburgalar arası kaslar etkin rol oynarlar.

Şekil : Soluk Alıp Verme Mekanizması

Soluk alırken, Aktif olaydır. Enerji harcanır .Kaburgalar arası kaslar kasılır. Diyafram kası kasılır ve kaburgalar arası açılarak hacim artar, göğüs iç basıncı düşer ve içeriye hava girer. Bu esnada göğüs boşluğu genişlemiştir. Atmosfer havası akciğerlere dolar
(Toplar damarlarda kanın kalbe dönüşünde etkindir)

Soluk verirken; Pasif olaydır. Enerji harcanmaz. Kaburgalar arası kaslar gevşer . Diyafram kası gevşer, kaburgalar birbirine yaklaşarak hacim azalır, göğüs iç basıncı artar ve dışarıya hava verilir. Bu esnada göğüs boşluğu daralmıştır. (Akciğer dokusal olarak elastik özelliktedir geri yaylanma ile solunum havası dışa verilir)




Solunum hızı kandaki CO2 miktarına göre düzenlenir. CO2 artışı soluk alıp vermeyi hızlandırır.Çünkü CO2 kanın pH sını düşürür ve ortam asit hale gelir Bu da beyni uyarır.
Soluk alış verişinin hızı ve şiddeti omurilik soğanındaki sinirler tarafından denetlenir


SOLUNUM PİGMENTLERİ VE ÖZELLİKLERİ

Kan veya dolaşım sıvısında gaz taşınımında rol alan (Hemoglobin gibi) moleküllere
solunum pigmenti denir.

A-HEMOGLOBİN:

1-Yapısında demir bulunur.
2-Omurgalıların alyuvarlarında bulunur
3-Kırmızı renklidir
4-Omurgasızlarda (Toprak solucanı) plazmada bulunur
5-Omurgasızlarda O2 depolar

B-HEMOSİYANİN

1-Yapısında bakır bulunur
2-Omurgasızlarda yumuşakça ve eklem bacaklılarda görülür.
3-Plazmada bulunur
4-Renksizdir. O2 ile birleşince mavi gözükür

C-HEMOERİTRİN:
1-Yapısında demir bulunur
2-Kırmızı renklidir
3-Omurgasızlardan halkalı solucanlarda bulunur
4-Kan hücrelerinde yer alır

D-KLOROKURİORİN

1-Yapısında demir bulunur
2-Halkalı solucanlarda bulunur
3-Yeşil renklidir
4-Kan plazmasında yer alır

Kanın en önemli özelliklerinden biri; CO2 ve O2 taşıma kapasitesinin çok yüksek olmasıdır.
Kana yüksek oranda O2 ve CO2 taşıma kapasitesi sağlar. Hemoglobin en önemlisidir.
Hemoglobin O2 ve CO2 ile tepkimeye girerek kanı O2 korumasında rol oynar.
Deniz seviyesinde havadaki O2 miktarı yüksektir. Dolayısıyla buralarda yaşayan insanların kanlarındaki hemoglobin çok büyük oranda O le birleşir.
Yükseklere çıkıldıkça O2 oranı azalacağından hemoglobinin tutacağı O2 miktarı da düşer. Bu nedenle yükseklere çıkanlarda özel O2 tüpleri bulunur.

SOLUNUM PİGMENTLERİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ


1-Oksijenle kolayca birleşip ayrılırlar
2-Yapılarında metal iyonu bulunur
3-Kanın daha fazla oksijen ve karbondioksit taşımalarını sağlarlar





Tablo : Hayvanlarda Solunum Pigmentleri ve Bulunduğu Yer

3. Solunum Gazlarının Taşınması

Kanın en önemli özelliklerinden biri; CO2 ve O2 taşıma kapasitesinin çok yüksek olmasıdır.

a. Oksijenin Taşınması : Hayvanların kanında O2 taşıyıcı solunum pigmentleri bulunur.

Oksijen kanda oksihemoglobin halinde taşınır. Çok az bir kısmı kan plazmasında çözünmüş olarak taşınır. (% 2 kadar). Akciğerlerde kana geçen O2, alyuvarlardaki hemoglobinle birleşip oksihemoglobini oluşturur.
Hb + O2 HbO2 (Oksihemoglobin)
Doku kılcallarında hemoglobinden ayrılıp doku sıvısına, oradan da difüzyonla hücrelere geçer.

ÖZET 1. O2 alveollerden akciğer kılcallarına girer.
2. Kan plazmasından alyuvarlara geçerek hemoglobinle birleşip oksihemoglobini oluşturur. (Hb + O2 => HbO2)
3. Akciğerlerden kalbe dönen kan kalbin pompalanmasıyla dokulara gönderilir.
4. Dokularda oksihemoglobin az O2 li bir çevreyle karşılaşınca O2 hemoglobinden ayrılır. (HbO2 = Hb+O2)
5. Serbest kalan O2 difüzyonla doku hücrelerine geçer


b. Karbondioksitin Taşınması: Hücrelerde oluşan CO2, doku sıvısına geçip difüzyonla kılcal damarlara geçer. Normal olarak CO2, kanda çok az erir ve az bir kısmı kan plazması ile taşınır. Büyük bir kısmı ise alyuvarlara girer. Alyuvarlarda karbonik anhidraz enziminin katalizlemesi sonucu CO2, su ile birleşerek karbonik asiti oluşturur.
Karbonik asit (H2CO3), iyonlaşarak H+ ve HCO3– (bikarbonat) iyonu meydana getirir. H+ iyonu alyuvarlarda hemoglobinle, birleşerek HCO3 iyonları ise plazmada taşınarak akciğer kılcallarına getirilir.
Karbonik anhidraz enzimi


Akciğer kılcallarında HCO3 iyonları tekrar alyuvarlara girerek H+ iyonları ile birleşir ve H2CO3 (karbonik asit) oluşturur.
Yine karbonik anhidraz enziminin etkisiyle, karbonik asit, H2O ve CO2 e ayrışır. Böylece serbest kalan CO2 difüzyonla önce plazmaya, oradan da akciğer alveollerine geçer ve soluk verme ile dışarı atılır.

ÖZET 1. Hücre solunumu ile oluşan CO2 difüzyonla hücreler arası boşluklara buradan da doku kılcallarına geçer.
2. CO’in büyük kısmı alyuvarlara gelip burada karbonik anhidrazin katalizörlüğünde su ile birleşerek karbonik asit oluşur.
3. Karbonik asit (H2CO3) iyonlaşarak H+ ve HCO3- iyonu oluşturur.
4. H+ alyuvarlarda hemoglobinle HCO3- ise plazmada taşınarak akciğer kılcallarına getirilir.
5. Burada HCO3- tekrar alyuvarlara gelerek H+ ile birleşir H2CO3 oluşur.
6. Karbonik anhidrazın etkisiyle H2CO3 , H2O ve CO2 ayrışır. Serbest kalan CO2 difüzyonla önce kan plazmasına oradanda akciğer alveollerine taşınır.
7. Serbest kalan CO2 soluk vermeyle dışarı atılır.





Şekil : Kanda O2 ve CO2 nin Taşınması

CO2 nin çok az bir kısmının hemoglobin ile de taşınabildiği belirtilmektedir. İnsanın soluduğu havada fazla oranda karbon monoksit (CO) bulunursa zehirlenme meydana gelir.
Çünkü, CO hemoglobin ile sıkı bağ yapar ve kolayca kopmaz. Bunun sonucunda oksijen hemoglobinle bağlanamaz ve dokular O2 siz kalır

















Solunum sisteminin fonksiyonları

  • Havanın akciğerlere ulaştırılması

  • Akciğerlerde hava ile kan arasındaki alışverişi sağlamak (oksijen ve karbondioksit değişimi)

  • Solunum yüzeyini sıcaklık değişimlerinden ve diğer çevresel faktörlerden korumak

  • Solunum sistemini ve diğer dokuları patojenlerin girişine karşı korumak

  • Sesin oluşumunu sağlamak

  • Homeostazın korunmasına yardımcı olmak

  • Kaslar ile idrar çıkarmada ve defekasyonda yardımcı olmak

Add document to your blog or website

Similar:

SOLUNUM SİSTEMLERİ iconDOLAŞIM VE SOLUNUM SİSTEMLERİ KOMİTESİ

SOLUNUM SİSTEMLERİ iconDers/Staj Ana Başlığı: DOLAŞIM VE SOLUNUM SİSTEMLERİ

SOLUNUM SİSTEMLERİ icon4. DERS KURULU: DOLAŞIM VE SOLUNUM SİSTEMLERİ KOMİTESİ

SOLUNUM SİSTEMLERİ iconBİYOLOJİ ÖĞRETİMİNDE KÜLTÜRLERARASI YAKLAŞIMA DAİR BİR ÖRNEK: SOLUNUM SİSTEMLERİ ÜNİTESİNE SOSYO-KÜLTÜREL BAĞLAMDA ÇEVRE KONUSUNUN ENTEGRASYONU

SOLUNUM SİSTEMLERİ iconBİYOLOJİ ÖĞRETİMİNDE KÜLTÜRLERARASI YAKLAŞIMA DAİR BİR ÖRNEK: SOLUNUM SİSTEMLERİ ÜNİTESİNE SOSYO-KÜLTÜREL BAĞLAMDA ÇEVRE KONUSUNUN ENTEGRASYONU

SOLUNUM SİSTEMLERİ iconAstım, öksürük, hlŞıltlll solunum, göğüste sıkışma ve solunum güçlüğüyle ayırt edilen, havayollarının kronik enflamatuar bir hastalığıdır. Astımiı bir hasta

SOLUNUM SİSTEMLERİ iconA-Hücre dışı solunum a-Oksijenli solunum

SOLUNUM SİSTEMLERİ iconS Yetişkin bir insan dakikada 15-22 kez solunum yapar. Bir çocuk ise 20- 30 kez solunum yapar. Nefes alırken burnumuzdan almalı nefes verirken ağzımızdan vermeliyiz Nefes alırken az oksijen nefes verirken çok karbondioksit veririz

SOLUNUM SİSTEMLERİ iconGüvenlik ve Alarm sistemleri, Uydu&TV yayın sistemleri, Bilgisayar donanımları, Teknik Servis, İmalat ve Ticaret

SOLUNUM SİSTEMLERİ icon1 Kavramalar, Çalışma Sistemleri ve Kavrama Ayırma Sistemleri 2

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page