T. C. ANAYASASI’NDA ÖNGÖRÜLMÜŞ OLAN




Indir 159.44 Kb.
TitleT. C. ANAYASASI’NDA ÖNGÖRÜLMÜŞ OLAN
Page3/4
Date conversion06.05.2013
Size159.44 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://xa.yimg.com/kq/groups/23325622/679460115/name/Ethem Atay-ödev.doc
1   2   3   4

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

DÜZENLEYİCİ İŞLEMLERİN ANAYASAL KAYNAĞI


İdareyi bağlayan hukuk kaynaklarından biri de, bizzat İdare tarafından yapılan düzenleyici işlemlerdir. Bu düzenleyici işlemlerden tüzük ve yönetmelik Anayasada düzenlenmiştir. Ancak İdarenin düzenleyici işlemleri, sadece Anayasada düzenlenmiş bulunan bu işlemlerden ibaret
olmayıp, İdarenin genel düzenleme yetkisine sahip olması nedeniyle, başka adlar altında da, örneğin kararname, karar, genelge, tebliğ, sirküler, tamim vs. düzenleyici işlemler yapması mümkündür48.

Türk Hukuk düzeninde, Anayasa ile kanundan ve bir de bunların koştuğu şartları haiz düzenleyici işlemler niteliğindeki tüzük ve yönetmeliklerden başka hiçbir kural işlem bireyleri, kurum ve kuruluşları bağlayıcı kuvvette olamaz49.

Talimatname de, nizamname gibi, umumî, mücerret ve gayri şahsi kaideleri ihtiva eden bir hukukî tasarruftur. Bu bakımdan talimatname ile nizamname arasında bir fark yoktur: Her ikisi de uzvî bakımdan idarî, maddî bakımdan ise objektif, kaide - tasarruf mahiyetindedir50.

Kaide-tasarruf; umumi, gayri şahsi, mücerret bir kaideyi ihtiva eden tasarruflardır. Bunlar doğrudan doğruya umumî ve mutlak mahiyette bir hukuk kaidesini ihtiva ettikleri için kaide-tasarruf adını alırlar. Bu nevi tasarruflar tabiatıyla objektif bir tasarruf mahiyetindedir ve objektif hukuk âleminde yeni bir durum ihdas veya mevcut bir durumu tanzim eden veya böyle bir durumu değiştiren yahut kaldıran tasarruflardır; kanun, nizamname, talimatname ve objektif kararname gibi tekmil objektif hukuki tasarruflar bu kategoriye girer51.

İdarenin kaide-tasarrufları yani nizamname ve talimatnameler, kanunlardan sonra gelir, kuvvetini kanunlardan alır ve kanunlara mugayir hükümleri ihtiva edemez. Fakat bunların idarenin yapacağı ferdî tasarruflardan evvel geldiğinde ve onlardan daha kuvvetli olduğunda yani idarenin evvelce koyduğu bir kaide tasarrufu değiştirmeksizin ona muhalif ferdî ve sübjektif bir durum ihdas edemeyeceğinde şüphe yoktur52.

İcrai tasarruflar (yürütme işlemleri), Anayasanın icra uzvu dediği uzuvdan sadır olan tasarruflardır. Bunlar da maddî mahiyetleri bakımından kısmen kaide-tasarruf, kısmen şart tasarruf bir kısmı da sübjektif tasarruf olarak görünür. Nizamnameler, talimatnameler uzvî bakımdan icrai ve fakat maddî bakımdan kaide-tasarruf mahiyetini haizdirler53.


I. TÜZÜK

Tüzükler bir kanunun uygulanmasını göstermek ve emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak ve Danıştay’ın incelemesinden geçirilmek şartıyla Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır. Tüzük çıkarma yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir. Tüzüğün sebep unsurunu bir kanun teşkil etmektedir. Bir kanuna dayanmadan tüzük çıkarılamaz. Kanunla düzenlenmemiş bir alanda tüzük çıkarılamaz. Bazı kanunlar kendisinin uygulanması için tüzük çıkarılmasını açıkça öngörmektedir. Ancak, Bakanlar Kurulunun tüzük çıkarabilmesi için, bunun ilgili kanunda mutlaka ayrıca ve açıkça belirtilmiş olması şart değildir. Bakanlar Kurulu, kanunda tüzük çıkarılacağını öngören bir hüküm olmasa bile, bu kanunun uygulanmasını göstermek üzere tüzük çıkarabilir54.

Anayasa açısından bir tüzük yapılabilmesi için bunun kanunda açıkça öngörülmüş olması gerekmemekle beraber eğer kanunda tüzük yapılması açıkça öngörülmüş ise, İdarenin konuyu bir başka düzenleyici işlem ile düzenlemesine imkan yoktur55.

Bakanlar Kurulu ilk tasarısında yer almayan yeni bir madde kaleme alıyorsa tekrar Danıştay’ın incelemesinden tasarısını geçirmek zorundadır56.

Ayrıca "şekil ve usulde paralellik" ilkesi uyarınca, Bakanlar Kurulu bir tüzükte değişiklik yapılmasını istediğinde de, değişiklik tasarısını Danıştay’ın incelemesinden geçirmek zorundadır57.

Danıştay’ın incelemesinden geçmemiş tüzük, usul bakımından sakattır; dava açılması hâlinde iptal edilmesi gerekir58.

Bakanlar Kurulundan sadır olmayan yazılı şekilde görünmeyen, Danıştay'ın tetkikinden geçmemiş olan yani salâhiyet, usul ve şekil unsurlarında sakatlık bulunan nizamnameler yok sayılır veyahut bir talimatname telâkki olunarak o hükümlere tabi tutulabilir59.

Danıştay'ın tüzükleri incelemesi, danışma türünden herhangi bir şekil ve usul ameliyesinden ibaret değildir. Bu nedenle, Prof. S.S. Onar'ın, Danıştay incelemesinden geçirilmeden çıkarılan bir tüzüğün, işlemlerin “dönüşüm” kuramı uyarınca, yönetmelik sayılabileceği görüşü müdafaa ve kabul edilemez. Gerçekten, Danıştay’ın incelemediği bir metin, ne tüzük, ne de yönetmelik olabilir. Zira Bakanlar Kurulu, yönetmelik çıkarmağa yetkili bulunmadığı gibi, tüzük yapılması gereken ve irade edilen yerde, yönetmelik doğduğu söylenemez60.

Danıştay’ın tüzük tasarıları hakkında vereceği "inceleme kararları", bağlayıcı nitelikte değil "istişari" niteliktedir. Bakanlar Kurulu Danıştay’ın belirttiği görüşü beğenmez ise, kendi hazırladığı ilk tüzük tasarısını olduğu gibi kabul edebilir. Ancak kendi tasarısında Danıştay’ın incelemesine sunmadan değişiklikler yapamaz. Tüzüğün Başbakan ve bütün bakanlar tarafından imzalanması gerekir. Bakanlar Kurulu tarafından bu şekilde kabul edilen tüzükler, Anayasamıza göre, Cumhurbaşkanınca imzalanır ve kanunlar gibi Resmî Gazetede yayımlanır. Tüzüğün hangi tarihte yürürlüğe gireceği kendi metninde gösterilmiş ise tüzük o tarihte, gösterilmemişse, Resmî Gazetede yayımlandıklarının ertesi gününden başlayarak 45 gün sonra yürürlüğe girer (1322 sayılı Kanun, m. 3). Tüzükler birer idari işlemdirler ve bu nedenle de Danıştay’ın yargısal denetimine tabidirler61.

Danıştay Kanunu'nda yapılan değişiklik ile Danıştay'ın Tüzük tasarılarını inceleme yetkisi daraltılmıştır. Yeni düzenlemeye göre, Danıştay, tüzüğün yasaya uygunluğu konusunda bir rapor hazırlayarak hükümete verecektir (m. 48). Böylece, tüzük tasarısının Danıştay'ca ayrıntılı bir biçimde incelenmesi önlenmek istenmiş ise de, Anayasa Mahkemesi, bu kısıtlamayı, Anayasaya aykırı bularak iptal etmiştir62. Ancak 13.8.1999 gün ve 4446 sayılı Yasa ile Anayasanın 155. maddesinde yapılan değişiklik ve bu değişikliğe paralel olarak 18.12.1999 gün ve 4492 sayılı Kanunla Danıştay Kanunu'nun 48. maddesinde yapılan değişiklik ile Danıştay'ın tüzük tasarılarını inceleme süresi iki ayla sınırlandırılmıştır63.

Kanunlarda tüzüklerin çıkarılması için öngörülmüş bulunan süreler, tüzüklerin çıkarılmasını çabuklaştırmak amacına yöneliktir. Bu nedenle, bu sürenin dolmasından sonra çıkarılan tüzükler de hukuka uygun olurlar64.

Kanunun uygulanmasını göstermek" için yapılan tüzüklerle "kanunun emrettiği işleri belirtmek" için yapılan tüzükler arasında her zaman bir ayrım yapmak mümkün olmadığı gibi, her iki konuda çıkarılan tüzüklerin tabi oldukları hukuki rejim bakımından da aralarında herhangi bir fark yoktur65.

Bakanlar Kurulu, "Kanunların uygulanmasını göstermek" için tüzük çıkarmak hususunda bir takdir yetkisine sahiptir, yani tüzük çıkarıp çıkarmamakta muhayyerdir. Ve bu halde, İdarenin söz konusu kanunu uygulamaya başlamasında bir engel yoktur, bilâkis uygulaması zorunluluğu vardır. Ama Bakanlar Kurulu, dilediğinde, herhangi bir kanunla veya kanunlarla ilgili bir tüzük veya tüzükler çıkarabilir. Buna karşılık, “kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere” öngörülen tüzüğü yapmak, Bakanlar Kurulu için bir yükümlülük olduğu gibi; bu işlemin düzenlemesi gereken hususlarda kanunun uygulanabilmesi için de zorunludur. Çünkü kanun yürürlüğe girmiş olmasına rağmen, tüzükle düzenlenmesi emredilen noktalarda henüz bir kural bulunmadığından, uygulamaya konamaz66.

Alman hukukçularına göre Alman hukuklarında iki çeşit tüzük mevcuttur. Bunlardan biri idari tüzükler; diğeri ise hukuki tüzüklerdir67.

İdari teşkilât ve kamu hizmetlerini düzenleyen ve bunların yürütülmesi için memurlara verilen emirleri ihtiva eden tüzükler idari faaliyet çerçevesine girerler. Bunlar yasama bir ilişkisi olmayan ve doğrudan doğruya idare kavramına dayanan işlemlerdir. Bu sebeple de idari tüzükler adını almaktadırlar.

Kanunun vermiş olduğu yetkiye dayanarak yapılan ve vatandaşlar için yeni hukuk kuralları koyan tüzükler veya düzenleyici işlemler hukukî tüzüklerdir.


II. YÖNETMELİK

Yönetmelikler, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkardıkları yazılı hukuk kurallarıdır68.

Kimi hukukçular; her icrai karar alabilen idarî makamın yönetmelik çıkarmaya da yetkili olduğu kanısındadırlar. Danıştay da bir mütalâasında, bu düşünceyi benimseyerek, tüzelkişiliği bulunmayan Sayıştay, Yüksek Hâkimler Kurulu, Yüksek Seçim Kurulu, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın kendisi gibi Devlet kuruluşlarının da, kanunlarda öngörülmese de, yönetmelik çıkarabileceğini kabul etmiştir. Esasen, İdarenin özerk düzenleme yetkisi bulunan Fransız Hukuk sisteminde bile, bu yetkiyi kullanabilecek makamlar ve kamu görevlileri sayılı ve sınırlı iken, düzenleyici işlem yapmanın istisnai bir yetki olduğu Türkiye'de, bütün makam ve kuruluşların yönetmelik çıkarabileceği düşünülemez69.

Kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak için yapılacak yönetmelikler, her idari merci tarafından değil, sadece Anayasada belirtilen idari makam ve organlarca yapılabilir70. Yönetmelik çıkarmaya, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri yetkilidir (m. 124/1).

Anayasa Mahkemesi’ne göre, bakanlıklar ayrı ayrı yönetmelik çıkarabildiklerine göre Başbakan ve bakanların bir araya gelmesinden oluşan Bakanlar Kurulu da yönetmelik çıkarabilir71.

Bakanlar Kurulunca yönetmelikler çıkarılmasının önemli sakatlık ve sakıncaları vardır. Bunlardan biri de yürütmenin düzenleme yetkisinin normal aracı olan tüzüğün giderek hiç kullanılmaz hale gelmesi ve bu arada Danıştay'ın tasarıları inceleme yetkisinin dolaylı biçimde fiilen kalkması ihtimalidir72.

Yönetmeliklerin konusu, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin "görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzükleri uygulanmasını sağlamak" tır. Yönetmeliklerin sebep unsurunu bir kanun veya tüzük teşkil eder. Yetkili makamlardan her biri kendi karar alma ve müzakere usullerini uygulayarak yönetmelik çıkarırlar73.

Yönetmelikler yazılı şekle tâbidir. Ancak Başbakanlık, bakanlık ve kamu tüzel kişileri yönetmelikleri, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmaz74.

Her yönetmeliğin Resmî Gazetede yayımlanması şart değildir. Anayasamıza göre hangi yönetmeliğin Resmi Gazetede yayımlanacağı bir kanunla tespit edilir. 24.05.1984 tarihli ve 3011 sayılı "Resmi Gazete'de Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanun" uyarınca, Başbakanlık, bakanlık ve kamu tüzelkişilerinin;

-İşbirliğine, yetki ve görev alanlarına ilişkin hükümlerini düzenleyen,

-Kamu personeline ilişkin genel hükümleri kapsayan,

-Kamuyu ilgilendiren,

Yönetmeliklerin Resmi Gazete'de yayımlanması zorunludur.

Resmî Gazetede yayımlanması gereken yönetmelikler, Resmî Gazetede yayımlandıkları tarihte, başka surette ilgililere duyurulması gereken yönetmedikler ise, duyuruldukları tarihte yürürlüğe girerler75.

Yürütme ve İdarenin, tüzükten başka çıkardığı bütün düzenleyici işlemler, ne ad veya başlık taşırsa taşısın, "yönetmelik" sayılmak ve Anayasanın 113 üncü maddesindeki kayıt ve şartlara uygun olmak gerekir. Yoksa söz konusu işlem sakat ve geçersiz olur ve uygulanamaz76.

Değişiklik getiren yönetmelikler yürütmenin düzenleyici işlemlerinin ayrı bir türü değildir, bu yönetmelikler ancak yönetmelikler içinde bir alt tür olarak değerlendirilebilirler ve bu nedenle kendilerine ait şekil ve usul şartları bulunmamaktadır. Bu yönetmeliklerin; tek maddelik değişiklik getirmeleri, kapsamlı değişiklik getirmeleri, henüz yürürlükte olmayan bir yönetmelikte değişiklik gerçekleştirmeleri, hem değişiklik getirip hem de madde eklemeleri, yürürlükten kaldırıcı hükümler getirmeleri mümkündür. Bu yönetmelikler adi yönetmeliklerin tabi olduğu tüm yasal şekil ve usul şartlarına tabidirler. Ancak yönetmeliklerin zaten tabi oldukları bir şekil (biçim) zorunluluğu olmadığından bahisle ve yürütmenin tüm işlemlerinde olduğu üzere mevcut örneklerin hep kendinden öncekileri takip ettiği, bürokrasinin karakteristik olarak muhafazakar olduğu ve yapılmış olanı izlemek konusunda ısrarcı olduğu gerçeğinden hareketle değiştirici yönetmeliklerin kendilerine ait biçimsel özellikleri olduğunu söylemek mümkündür. Ancak bunlar şekil şartları değildir ve yoklukları yürütmenin düzenleyici işlemini sakatlamayacaktır77.

İdari bir işlem olan yönetmeliklerin denetimi idari yargıda yapılır. Bakanlıkların yönetmelikleri ile kamu kuruluşlarının ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ülke çapında uygulanacak yönetmeliklerinin yargısal denetimi, ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da yapılır (Danıştay Kanunu, m. 24/l-d). Kamu kurumu ile kamu kuruluşu niteliğindeki meslek kuruluşlarının belli bir yörede uygulanacak olan yönetmeliklerinin yargısal denetimi ise, o yerde bulunan genel görevli idari yargı yeri olan idare mahkemelerinde yapılır78.


III. KHK

KHK'ler Yasama ve Yürütme Organlarının ortak olarak yaptığı, saf bir idari işlem diyemediğimiz, Yürütme Organının güçlendirilmesinde oldukça etkili, kanun gücünde olan, Anayasa Yargısına tabi olan kendine özgü bir işlem türüdür diyebiliriz. KHK'lerin kural idari işlemlerin çeşitleri arasında yer almadığı, daha çok fonksiyonel açıdan yasama işlemine daha yakın olduğu görülmektedir79.

KHK'lerin hukuki niteliği, Türk hukukunda tartışma konusu edilmiş, öğretide bu konuda birbirinden farklı görüşler ile sürülmüştür. Ancak, öğretide, gerek 1961 Anayasasındaki, gerekse 1982 Anayasasındaki düzenleniş biçimlerine göre, KHK'lerin organik bakımdan yürütmenin işlemi; genel, soyut, objektif kurallar içermeleri nedeniyle de maddî ya da içerik yönünden yasama işlemi olduklarında görüş birliği vardır. Bu konuda görüş farklılıkları olan nokta, KHK'lerin fonksiyonel bakımdan hangi nitelikte işlem olduklarındadır80.

Anayasa Mahkemesi’ne göre, Anayasanın öngördüğü biçimi ile KHK'ler yapısal (organik-uzvî) bakımdan yürütme organı işlemi, işlevsel (fonksiyonel) yönden ise yasama işlemi niteliğindedir. Ancak, TBMM, verdiği yetkiyi bir yasa ile her zaman geri alabileceği gibi, kendisine sunulan KHK'leri aynen kabul etmek ya da reddetmek zorunda olmayıp dilediğinde değiştirerek de kabul edebilir. Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisinin verilmesi, yasa ile düzenlenmesi gereken konuların, yasama alanından çıkarılıp yürütmenin düzenleme alanına sokulması sonucunu doğurmaz. Bu nedenle, Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisinin verilmiş olması, Anayasanın 7. maddesinde öngörülen yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesini ortadan kaldırmaz81.

Türk KHK mekanizmasında, ne bir yasama yetkisinin yürütme organına devri, ne de yasal maddelerin düzenleme alanına aktarılması söz konusudur82.

Anayasamızın 91. maddesine göre kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi münhasıran Bakanlar Kurulu’na aittir (Kanun hükmünde kararnamelerin altında Başbakan ve bütün bakanların imzası bulunmalıdır.). Yani yürütmenin başka bir uzvu kanun hükmünde kararname çıkaramaz. Ancak, Bakanlar Kurulunun da kanun hükmünde kararname çıkarabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan bir yetki kanunuyla yetkilendirilmesi gerekir. Anayasamızın 91. maddesinin ikinci fıkrasına göre, yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir. Dolayısıyla Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi, yetki kanununda belirtilen amaç, kapsam, ilkeler ve kullanma süresiyle sınırlı bir yetkidir83.

Yetki kanununda amaç, kapsam gibi konunun da belirlenmesi, verilen yetkinin çerçevesini, sınırlarını, dolayısıyla da yetkinin niteliğini belirlemek; yetkiyi belirginleştirip, somutlaştırmak bakımından büyük önem taşır. Daha da önemlisi, yetkinin konusunun belirlenmesi, Anayasanın m. 91/1 hükmüyle, yetki kanunuyla KHK'lerle düzenleme yetkisi verilmesinin yasaklandığı konularda, bu yasağa uyulup uyulmadığını; başka bir anlatımla, yetki kanunuyla, Anayasanın m. 91/1 hükmüyle yasaklanmış olan konularda, KHK ile düzenleme yetkisi verilip verilmediğini saptamayı kolaylaştırır84.

Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamelerini çıkarma yetkisi ise, "Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu"na aittir. (m. 121/3).

Olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri ancak "olağanüstü hâlin gerekli kıldığı konular" da çıkarılabilir (m. 121/3). Aynı şekilde Anayasamızın 122. maddesinin ikinci fıkrasına göre, sıkıyönetim kanun hükmünde kararnameleri ancak "sıkıyönetim hâlinin gerekli kıldığı konular" da çıkarılabilir.

Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun, olağanüstü hal ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararname çıkarabilmesi için TBMM tarafından çıkarılacak bir yetki kanununa ihtiyacı yoktur. Olağanüstü hal ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamesi, “yürütmenin 1982 Anayasasına göre sahip olduğu özerk veya asli düzenleme yetkisinin tipik bir örneğini” oluşturur85.

Anayasamıza göre; Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun, ancak, olağanüstü hâl veya sıkıyönetim süresince kanun hükmünde kararname çıkarabilme yetkisine sahiptir (m. 121/3, 122/2). O hâlde, olağanüstü hâl veya sıkıyönetim süresi başlamadan veya bittikten sonra Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamesi çıkarması Anayasaya aykırı olur; böyle bir durumda “zaman bakımından yetkisizlik" ortaya çıkar.

Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun, olağanüstü hâl veya sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamesi çıkarabilmesi için ülkede daha önceden "olağanüstü hâl" veya "sıkıyönetim" ilân edilmiş olması gerekir. Burada "olağanüstü hâl'' veya "sıkıyönetim'' ilân kararı, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun daha sonra çıkaracağı olağanüstü hâl veya sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamesinin sebep unsurunu oluşturur. Buna göre, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun, ülkede daha önceden ilân edilmiş bir olağanüstü hâl veya sıkıyönetim olmadan, olağanüstü hâl veya sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamesi çıkarması durumunda, çıkarılan kararname sebep unsuru bakımından Anayasaya aykırı olur86.

Ülkenin tümünde olağanüstü hâl veya sıkıyönetim ilân edilmişse, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, yer bakımından bir sınırlandırmaya tâbi olmaksızın ülkenin tümü için geçerli olan düzenlemeleri çıkaracağı olağanüstü hâl ye sıkıyönetim kanun hükmünde kararnameleriyle yapabilir. Ancak, olağanüstü hâl veya sıkıyönetim ülkenin sadece bir kısmında ilân edilmişse, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, ülkenin tümünde uygulanmak üzere olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamesi çıkaramaz. Sıkıyönetim ve olağanüstü hâl nerede varsa, bu tür kararnameler ancak orada" uygulanabilir87.

Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi konu bakımından Anayasamız tarafından sınırlandırılmıştır. Anayasamızın 91'inci maddesinin ilk fıkrasına göre; "sıkıyönetim ve olağanüstü hâller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi haklan ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez".

Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararnameyle bütçede değişiklik yapmak yetkisi verilemez (m. 163).

Burada açıklığa kavuşturulması gereken bir husus da, Anayasaya göre KHK'lerle düzenleme yasağı kapsamına girmeyen sosyal ve ekonomik haklar ve ödevlere ilişkin 41–65. maddeler arasında, "kanunla düzenleneceği" belirtilen konularda KHK çıkarılıp çıkarılamayacağıdır. Bu konuda AYM' nin içtihadı, bunların KHK'lerle de düzenlenebileceği yönündedir88.

Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnameleriyle, kural olarak, temel hak ve hürriyetler dahil, gerekli görülen bütün konular düzenlenebilir. Ancak; olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnameleriyle dahi Anayasanın 15'inci maddesinde belirtilen çekirdek alana dokunulamaz89.

Kanun hükmünde kararname, Resmi Gazetede yayımlanır. Kanun hükmünde kararnamede yürürlük tarihi olarak daha başka bir tarih belirtilmemişse, kanun hükmünde kararnameler Resmi Gazetede yayımlandıkları yürürlüğe girerler (m. 91/6). Kanun hükmünde kararnameler Resmî Gazetede yayımlandıkları gün onay için Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulurlar (m. 91/7). Anayasanın 91. maddesinin son fıkrasına göre Resmî Gazetede "yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulmayan kararnamelerin bu tarihte... yürürlükten kalkarlar". TBMM'nin onayına sunulan kanun hükmünde kararnameler TBMM komisyonlarında ve Genel Kurulunda öncelik ve ivedilikle görüşülür (m.91/8).

Anayasamıza göre; olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnameler Resmi Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisçe onaylanmasına ilişkin süre ve usul İçtüzükte belirlenir (m. 121/3, 122/3).

Cumhurbaşkanına tanınan KHK'leri imzalama yetkisi, ona KHK metnini "bir kez daha görüşülmek üzere" bakanlar kuruluna geri gönderme yetkisi de verir. Ancak, cumhurbaşkanının bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderdiği KHK, bakanlar kurulunca tekrar imzaya sunulduğunda, artık cumhurbaşkanı bu KHK'yi imzalayıp yayımlamak zorundadır. Dolayısıyla, cumhurbaşkanına tanınan KHK'leri imzalama yetkisi, kendisine sunulan KHK metnini bir kez daha görüşmesi için bakanlar kuruluna uyarı mahiyetinde geri gönderme ile sınırlıdır. KHK metni ile ilgili Bakanlar kurulunun ısrar eden iradesi karşısında cumhurbaşkanının direnme yetkisi yoktur90.

Türkiye Büyük Millet Meclisi kanun hükmünde kararnameler üzerinde yaptığı ret, onay ve değiştirerek onay işlemleri uygulamada "parlâmento kararı" değil, "kanun" biçiminde yapılmaktadır. Ret kanunu geçmişe yürümez. Kanun hükmünde kararnamenin Resmî Gazetede yayımlandığı tarih İle ret kanununun Resmî Gazetede yayımlandığı tarih arasında, bu kararnameye dayanılarak yapılan hukukî işlemler geçerliliklerini ret kanununun yayımlanmasından sonra da korurlar. Kanun hükmünde kararnamenin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından reddi halinde, kanun hükmünde kararnamenin yürürlükten kaldırmış olduğu kanun hükümleri yeniden ve kendiliğinden uygulanabilir hâle gelmez. Çünkü bir kanunu ilga eden kânun başka bir kanunla ilga edilirse ilk kanun tekrar yürürlüğe girmez91.

Yetki kanunu, KHK ve KHK'nin TBMM'ce aynen ya da değiştirilerek kabulü birbirinden bağımsız işlemler olmayıp, Anayasada öngörülen bir sürecin değişik aşamalarıdır92.

Kanun hükmünde kararnamelerin Anayasaya şekil ve esas bakımından uygunluğunun yargısal denetimi, Danıştay tarafından değil, Anayasa Mahkemesi tarafından yapılır (m. 148/1).

Olağanüstü hâllerde, sıkıyönetim ve savaş hâllerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz93.

Yargısal denetime ilişkin olarak şunu da belirtelim ki, olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK’leri hakkındaki denetim yasağı, Anayasa Mahkemesi tarafından kısmen aşılmıştır. Anayasa Mahkemesine göre, Anayasa Mahkemesi, önüne getirilen metnin Resmî Gazetede konulan adıyla bağlı değildir. Bu metnin hukukî tavsifini serbestçe yapabilir. Gerçekten, bu metnin bir "olağanüstü hâl KHK'si" olup olmadığını araştırabilir. Bu araştırma sonucu incelediği kararnamenin gerçekten olağanüstü hâl KHK'si olmadığı kanısına varırsa, bu kararnameyi "dönüştürme kuramı" uyarınca, bir "olağan dönem KHK'si" olarak kabul edip denetleyebilir. Uygulamada Anayasa Mahkemesi 425 ve 430 sayılı KHK’leri olağanüstü hâl bölgesi ve süresi dışına taşan hükümlerini bir "olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesi" değil, ama bir "olağan dönem kanun hükmünde kararnamesi" olarak kabul edip denetlemiş ve bu hükümleri iptal etmiştir94.

Türkiye Büyük Millet Meclisi kendisine sunulan olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamesini aynen onaylayabilir. Onaylanan olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesinin kanun hâline dönüştüğü kabul edilmektedir95.

Bazı yazarlarımız KHK'leri idarenin düzenleyici işlemleri arasında saysalar da, KHK'nin bir kanun haline gelerek TBMM işlemi olması bu durumu ortadan kaldırmaktadır96.

1   2   3   4

Similar:

T. C. ANAYASASI’NDA ÖNGÖRÜLMÜŞ OLAN iconISO tarafından öngörülmüş, karmaşıklığı azaltmak için uygulanmış katmanlar sistemine ne denir?

T. C. ANAYASASI’NDA ÖNGÖRÜLMÜŞ OLAN iconSolon Anayasası

T. C. ANAYASASI’NDA ÖNGÖRÜLMÜŞ OLAN icon1982 ANAYASASI

T. C. ANAYASASI’NDA ÖNGÖRÜLMÜŞ OLAN iconÖzbekistan Anayasası

T. C. ANAYASASI’NDA ÖNGÖRÜLMÜŞ OLAN iconTÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI(1)

T. C. ANAYASASI’NDA ÖNGÖRÜLMÜŞ OLAN iconTÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI (1)(2)

T. C. ANAYASASI’NDA ÖNGÖRÜLMÜŞ OLAN iconTÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI (*)

T. C. ANAYASASI’NDA ÖNGÖRÜLMÜŞ OLAN iconTürkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı

T. C. ANAYASASI’NDA ÖNGÖRÜLMÜŞ OLAN iconİtalya Cumhuriyeti Anayasası

T. C. ANAYASASI’NDA ÖNGÖRÜLMÜŞ OLAN iconTÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page