İzmir ve Yakın Çevresinin Depremselliği




Indir 254.11 Kb.
Titleİzmir ve Yakın Çevresinin Depremselliği
Page1/6
Date conversion21.12.2012
Size254.11 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.izmir.gov.tr/ortak_icerik/izmir/AADYM_PLAN/III.HAZIRLIK ÇALIŞMALARI.doc
  1   2   3   4   5   6

İZMİR İL ACİL YARDIM PLANI



III. BÖLÜM

HAZIRLIK ÇALIŞMALARI


1. RİSK ANALİZİ ÇALIŞMALARI


1.1. RİSK BELİRLEME

Afetlerde meydana gelen can kayıplarının ve hasarların en önemli nedeni yapılaşma sürecindeki bozukluklardır. Uygun olmayan araziler üzerine (jeolojik sakıncalı alanlar, dere yatakları, v.b), kalitesiz malzemelerle ve yapım tekniğine aykırı olarak, temel mühendislik ölçütlerinden yoksun, plan gözetilmeksizin yapılan gecekondu ve kaçak yapılar; sel baskını, toprak kayması, deprem gibi doğal afetlerde büyük can ve mal kayıplarına yol açmaktadır. İzmir, tarih boyunca özellikle deprem, yangın vb. afetler nedeniyle defalarca yıkılıp yeniden imar edilmiştir.


A. İLİN DEPREMSELLİĞİ

Fayların oluşmasında yer kabuğundaki sıkışma ve yanal hareketler önemlidir. Bu tür kuvvetler kaya kütlelerini hareket ettirmektedirler. Ancak, kırıklar boyunca kaya kütlelerinin hareket ettirilemediği bazı bölümlerde yoğun bir enerji birikmesi oluşmaktadır. Yerin derinliklerinde biriken bu enerjinin herhangi bir nedenle boşalması sırasında yerkabuğu sarsılmakta ve deprem dediğimiz sarsıntılar olmaktadır. Kısaca deprem, yer kabuğunda fay düzlemi olarak tanımlanan kırıklar üzerinde biriken enerjinin ani boşalması sonucu gelişen bir olaydır.

İzmir ve Yakın Çevresinin Depremselliği

Kentimiz ve çevresi depremsellik açısından oldukça etkindir. Diri fayların yapısal özellikleri ve nitelikleri ile oluşan depremlerin sismolojik özellikleri bu etkinlikte belirleyici rol oynamaktadır. Yukarıda bahsedilen aktif tektonik zonlar ve/veya diri faylar üzerine düşen episantır noktalarının dağılımı depremsellik hakkında önemli bilgiler vermektedir. Ege Denizindeki Faylar, İzmir ve yakın çevresindeki faylara göre, uzunluğunun daha fazla olması ve büyük Magnitüd’lü depremler üretebilmeleri nedeniyle İzmir için daha büyük risk taşımaktadır Batı Anadolu ve kentimiz, depremsellik ve deprem riski bakımından bir bütün olarak ele alınmalıdır. Bununla ilgili alınması gereken önlemleri ikiye ayırabiliriz.

Birincisi, afet öncesi alınması gereken önlemler, zeminin jeolojik-jeoteknik özelliklerini belirlemeye yönelik çalışmalardır. Planlama, sismik kayıt verilerinin toplanması, aktif faylar, yerleşime uygunluk haritaları, gerekli detayda jeolojik-jeofizik haritaları, Jeoloji-Jeoteknik ve zemin etüt raporları, önlemli alanlar, afet bölgeleri, tsunami ve taşkın alanlarının önlenmesine yönelik projeler bu kapsamda değerlendirilebilir.

İkincisi, yapılaşma sırasında alınması gereken önlemler olup, tamamen yapının sağlamlığı ile ilgili çalışmalardır.

İzmir ve Yakın Çevresinin Diri Fayları

İl batısında Gediz Grabeni kuzeyinde tuzla fayı doğusunda Karaburun aktif fayları ile sınırlanmış hızla büyüyen bir şehirdir. İzmir ve çevresi tarihsel dönemlerden bu yana yoğun deprem aktivitelerine sahne olmuştur. İzmir bölgesinde 13 adet diri fay belirlenmiştir. Bölgedeki aktif tektonik yapılar doğrultu atımlı ve normal faylardan oluşur. Fayların niteliği ve dağılımı Gediz grabeni dışında kalan İzmir yöresinde güncel kabuk deformasyonlarının çoğunlukla doğrultu atımlı faylarla karşılandığını gösterir.

Bölgedeki diri faylar D-B, KD-GB, K-G, KB-GD doğrultusunda uzanırlar. Normal faylar D-B genel gidişlidir. Manisa Kemalpaşa, Turgutlu fayları ile grabenin güneyini sınırlayan sıyrılma fayı Gediz Graben sistemi içinde yer alırlar. Bu graben dışındaki en önemli normal fay İzmir fayıdır. Jeolojik ve Jeomorfolojik bulgular bu normal fayların tarihsel dönemleri de kapsayan yakın jeolojik geçmişte yüzey yırtılmasıyla sonuçlanmış büyük depremler ürettiğini göstermektedir. Bu grabenin batısında İzmir fayı hariç haritalanan fayların tamamı doğrultu atımı baskın verev faylardır. Doğrultu atımlı faylardan çoğunluğu sağ yönlü olup K-G, KD-GD genel uzanımlıdır. Bazı doğrultu atımlı faylar Gediz graben sistemiyle bağlantılı olup grabenin batı ucundaki K-G yönlü açılmayı sönümleyerek bölgesel ölçekteki güneybatı yönlü yatay blok hareketlerine dönüştüren transfer yapılardır. Dağkızılca Güzelhisar ve Bornova fayları buna en güzel örneklerdir. Tuzla, Seferihisar, Gülbahçe fayları Gediz grabeni ile doğrudan geometrik bağlantısı kurulamayan faylardır. Kuzeyde bunlarla aynı doğrultuda Bergama-Zeytindağ fayı uzanır.

İzmir’de diri faylar boyunca yoğun bir sismisite izlenir.

Güzelhisar Fayı:

İzmir’in kuzeyinde Aliağa ilçesi ile Manisa’nın Osmancalı köyü arasında uzanır. Yaklaşık 25 km uzunluğundadır. Fay K70B genel doğrultuludur. Jeomorfolojik bulgular; fayın Kuvaternerde etkin olduğuna işaret etmektedir. Bu nedenle Güzelhisar fayı olasılı diri fay olarak kabul edilmiştir.

Menemen Fayı:

Menemen kuzeyindeki Dumanlıdağ volkan kompleksi ile Gediz nehri taşkın ovası arasında yer alan ve KB-GD doğrultusunda uzanan faylar Menemen fay zonu olarak adlandırılmıştır. Birbirine paralel uzanan K60B genel doğrultulu dört fay parçasından meydana gelen fay zonunun toplam uzunluğu 15 km’dir.

Yenifoça Fayı:

Yenifoça doğusunda Nemrut Limanı ile güneydeki Gerenköy arasında K-G genel doğrultusunda uzanan bir faydır. Nemrut Limanını doğusunda dik yarlar oluşturan KB-GD uzanımlı kıyı olasılıkla bu fayın kuzey devamlılığını yansıtır. Fayın toplam uzunluğu 20 km. ye yaklaşır. Denizaltı verileri Nemrut körfezi açıklarında Kuvarterner çökellerini kesen bir fayın varlığını gösterir. Fay sol yönlü doğrultu atımlıdır.

İzmir Fayı:

İzmir körfezinin doğusunda, bu körfezi güneyden morfolojik olarak sınırlandırılan D-B uzanımlı fay, İzmir fayı olarak adlanmıştır. İzmir körfezinin doğu yarısı bu fayın kuzey bloğunda gelişmiş bir tektonik çukurluk veya oluk niteliğindedir. Fayın kuzey bloğun da şekillenmiş İzmir çöküntü havzasının tabanı Karaburun yarımadası ile Bayraklı arasında Ege Denizi suları altındadır ve körfezi oluşturur. Körfezin kuzeyi Gediz nehri deltası tarafından doldurularak düzlenmiştir. Çöküntünün körfez doğusunda kalan bölümü Bornova alüvyon düzlüğünü meydana getirir.

İzmir fayı Güzelbahçe ile Pınarbaşı arasında toplam 35 km uzunluğunda eğim atımlı normal bir faydır. Batı ucunda, fay ikiye çatallanır. Güney kolu KD-GB doğrultulu ve sağ yönlü doğrultu atımlı Seferihisar fayının doğrultusunda sonlanır. KB’ya yönelen kuzey kol ise olasılıkla İzmir körfezi tabanında Çiçek adaları ile Uzunada doğusunda yer alan KKB-GGD doğrultulu fay zonuyla bağlantılıdır. Fay İzmir Kent yerleşim alanını D-B yönünde boydan boya kat eder. Yoğun kent yerleşmesi nedeniyle Balçova ile Altındağ arasında faya ilişkin saha verisi toplanamamış, bu bölüme ilişkin haritalama 1960’lı yıllarda çekilmiş hava fotoğraflarındaki sınırlı verilere dayalı olarak yapılmıştır.

Yapılan araştırmalar neticesinde; İzmir fayının eğim atımlı normal bir fay olduğunu ve Holosen’de yüzey yırtılmasıyla sonuçlanan büyük depremlere kaynaklık ettiğini göstermektedir. Jeolojik verilere göre fayın Miyosen sonrasında ortaya çıktığı söylenebilmektedir. Fayın tavan bloğunda yarım graben şeklinde gelişmiş olan İzmir çöküntüsünün güncel havza geometrisi içerisinde Kuvarternerden daha yaşlı çökellere rastlanmaz.

Faydan kaynaklanabilecek deprem büyüklüğünün kestiriminde kullanılabilecek parametrelerden olan fay uzunluğu için iki alternatif olabilir. Bunlardan biri fayın birbirinden farklı iki geometrik segmentinin ayrı ayrı kırılabileceği varsayımdır. Fayı oluşturan her iki segment de 15 km uzunluğundadır. Fayın her iki segmentinin tek bir depremde kırılacağı öngörüsünde ise toplam fay uzunluğu 35 km’ye ulaşır.

Bornova Fayı:

İzmir’in kuzeydoğusunda Karşıyaka ile Kemalpaşa batısındaki Ulucak arasında KB-GD genel doğrultusunda birbirine paralel uzanan faylardan oluşan çizgisellik Bornova fayı olarak adlanmıştır. Kuvaterner drenajını etkilemiş olması nedeniyle sağ yönlü doğrultu atımlı olasılı diri fay, kuzeydeki ise neotektonik dönem çizgiselliği olarak değerlendirilmiştir.

Tuzla Fayı:

İzmir’in güneybatısında Gaziemir ile Doğanbey arasında KD-GB genel uzanımlı yapısal hat Tuzla fayı olarak tanımlanmıştır. Doğanbey burnu ile Gaziemir arasında fayın karadaki uzunluğu 42 km’dir. Denizaltı devamıyla birlikte fayın uzunluğu 50 km’dir.

Seferihisar Fayı:

İzmir’in güneybatısında Seferihisar yöresindeki Sığacık körfezi ile Güzelbahçe arasında uzanır. Fayın Sığacık körfezi ile Güzelbahçe arasında karadaki uzunluğu 23 km. olup, sualtı bölümüyle birlikte fayın toplam uzunluğu 30 km’dir. 10 Nisan 2003 tarihinde bölgede meydana gelen depremin dış merkez lokasyonu ve artçı şokların dağılımı fayın Seferihisar yakınlarındaki bölümüne rastlar.

Gülbahçe Fayı:

İzmir Körfezi ile Karaburun Yarımadası yapısal ve morfolojik olarak ayıran önemli hattır. Fayın karadaki bölümü aynı körfez ile güneydeki Sığacık körfezi arasında 15 km uzunluğundadır. K-G doğrultulu olan fayın her iki ucu da su altındadır. Su altı bölümleriyle birlikte değerlendirildiğinde fayın toplam uzunluğu 70 km’yi bulmaktadır. Bulgular Gülbahçe fayında doğrultu atımın baskın olduğunu gösterir. Sığacık ve Gülbahçe arasındaki güney segmentin uzunluğu 30 km’dir. KKB-GGD uzanımlı kuzey segmenti ise yaklaşık 40 km uzunluktadır.

Gümüldür Fayı:

İzmir’in güneybatısında Gümüldür ile Özdere beldeleri arasında K55B genel doğrultusunda uzanır ve güney batısına bakan bir yay geometrisi sunar.

Haritalanabilen uzunluğu 15 km’dir. Tavan bloğu batıda yer alan normal bir faydır. Fay boyunca bu birim içerisinde hidrotermal alterasyon zonları gelişmiştir.

Gediz Graben Sistemi Fayları:

Gediz grabeni doğuda Sarıgöl ile batıda Manisa ve Kemalpaşa arasında D-B genel uzanımında yaklaşık 150 km. uzunluğundaki normal fay sistemine bağlı olarak şekillenmiştir. Doğudan batıya doğru genişleyen graben tabanı Neojen ve Kuvaterner yaşlı çökellerle kaplıdır. Grabenin güney kenarında ana sıyrılma fayına kabaca paralel uzanan bir seri sintetik ve antitetik fay bulunur. Anadolu’nun en önemli sismojenik zonlardan olan Gediz grabeninin batısındaki faylardan kaynaklanabilecek depremler İzmir ve çevresindeki yerleşmeleri etkileyecek konumdadır. Bu nedenle Gediz grabeninin İzmir’e yakın konumda olan Turgutlu batısındaki fayları araştırma kapsamında incelenmiştir. Gediz grabeni batı ucunda yer alan faylar grabenin Kemalpaşa ve Manisa kollarını oluşturur. Manisa kolu doğu ucunda Turgutlu fayının KB devamlılığı şeklinde izlenen Manisa fayına bağlı olarak şekillenmiştir.

Dağkızılca Fayı:

Kemalpaşa ilçesi güneyi ile Torbalı arasında uzanır. Gediz grabeni sistemine bağlı sağ yönlü doğrultu atımlı bir transfer fayıdır. K70D genel doğrultulu ve toplam 27 km uzunluğundadır. Kabaca birbirine paralel üç parçadan oluşur. Bulgular fayın aktif olduğuna işaret etmektedir. 31 Mart 1928 Torbalı depreminin hasar dağılımı bu fayın batı yarısında yoğunlaşmaktadır.

Kemalpaşa Fayı:

Gediz grabeninin batısında Bağyurdu ile Ulucak arasında uzanan diri fay Kemalpaşa fayı olarak adlanmıştır. Toplam 24 km. uzunluğunda olup uçlarında kuzeye içbükey olan fayın genel doğrultusu K75D’dur.



Harita 1: İzmir Fay Haritası


A.1. 1900’A KADAR İZMİR’DE HASAR YARATMIŞ DEPREMLER:

Depremsellik açısından, aletsel dönem gibi tarihsel dönem de oldukça etkindir. Ancak tarihsel dönemde yeterince veri toplanamadığından arşivlerdeki kayıtlar oldukça azdır. İzmir ve çevresi tarihsel dönemde pek çok aktivite geçirmiştir. 17 (M=7, Şiddet=VIII) -1 Kasım 1883 (M=6.8, Şiddet=X) arasında toplam 23 adet deprem kaydı incelenmiştir. Bu depremlerde yangınlar çıkmış, çok sayıda can kaybı ve mal kayıpları ile pek çok yerleşim yeri yerle bir olmuştur. Örneğin 10 Temmuz 1688 depreminde İzmir’de, o günkü koşullarda (Şiddet=X, M=6.8) 15-20 bin kişi ölmüş, büyük hasarlar ve Tsunami olmuştur. Ayrıca 15 Ekim 1883 Çeşme yarımadası depreminde, yarımadanın batısındaki köylerde 15 bin kişinin öldüğü söylenmektedir (Emre ve diğerleri, 2005).

Karaburun yöresini deprem etkinliği konusunda yapılan çalışmalarda, çok sayıda kaynak araştırılmıştır Earthquake Research Institute (KOERI) ve United States Geological Survey-US National Earthquake Information Center (USGS)’ın resmi bültenleri, deprem katalogları, bültenleri, depremsellik ve deprem etkinliği çalışmaları deprem oluşturan fay uzunlukları yorumlandığında tarihsel dönemde, depremlerle harekete geçen yada yeni oluşan fayların % 57 kadarının uzunluğunun, 10-20 km arasında olduğu, bu tür fayların 4,7-5,3 (M) büyüklüğün de deprem üretebileceği belirtilmiştir. 50 km den daha kısa fayların (M≤6) oranının % 85 civarında olduğu ve aletsel dönemde bu oranın %99’u aştığı açıklanmıştır (Sezer, 2005). İzmir ve Karaburun civarında M≤5,5 olan depremlerin sayısının M≥5,5 olan depremlerden büyük oranda fazla olduğu görülmektedir.

Bu dönem içerisinde yaşanan önemli depremler aşağıda belirtilmiştir:

17 Yılı-Ön Asya (İzmir, Efes, Sart, Aydın, Manisa, Alaşehir); Ön Asya’daki 12 önemli İyon şehri yıkılmıştır. Ege bölgesindeki en büyük felaketlerden biridir.

178 Yılı-İzmir; İzmir şehri harap olmuş, pek çok yangın çıkmış, zeminde çatlaklar açılmış, küçük iç liman kapanmıştır. Şehrin inşası için 10 yıl vergilerden muaf tutulmuştur.

688 Yılı-İzmir; İzmir’de şiddetli ve tahripkar bir deprem olmuştur. 20000 ölüden bahsediliyor.

1039 Yılı-İzmir; İzmir bu deprem dolayısıyla ağır hasar görmüş, ölüm fazla olmuştur.

20 Mayıs1654-İzmir; Deprem can ve mal kaybına neden olmuştur.

10 Temmuz 1688-İzmir; İzmir’de özellikle deniz kıyısında yoğun hasar oluşmuş, kamu binalarının dörtte üçü yıkılmış, 5000’den daha fazla insan ölmüştür.

Eylül 1723-İzmir; Can kaybı olmuştur.

4 Nisan 1739-İzmir Körfezi; İzmir’deki tüm evler hasar görmüştür. Foça ve Sakız’da hasar büyüktür.

3-5 Temmuz 1778-İzmir; İzmir tamamıyla harap olmuş, bazı yerlerde zemin göçmüştür. Can kaybı fazladır.


A.2. 20.YÜZYILDA İZMİR’DE HASAR YARATAN DEPREMLER:

Bu dönem, 1900’lerin başından günümüze kadar devam eder. İzmir merkez olmak üzere yaklaşık 50 km yarıçaplı bir daire çizildiğinde aletsel dönemde M>4 olan 13 adet depremin bu daire içine düştüğü görülmüştür (Emre ve diğerleri, 2005) Son yüzyılda oluşan en büyük depremlerden biri 31 Mart 1928 tarihli Torbalı depremidir (M=6.5). Bu depremde 50’den fazla kişi ölmüş, 2000 ev yıkılmış, çevrede büyük hasar yaratmış ve Batı Anadolu etkilenmiştir. 6 Kasım 1992 tarihinde dış merkezi Doğanbey-Ürkmez arasında denizde, 6.0 M büyüklüğündeki (USGS) ve odak derinliği 14 km olan depremin artçı şoklarının Tuzla Fayı üzerine düştüğü belirtilmiştir. Düşük hasar yaratan bu depremin fay düzlemi çözümlemelerinin ise sağ yönlü doğrultu atımlı bir fay olduğu, bu yöreden alınan sismolojik bilgilerin de saha gözlemlerini doğruladığı tespit edilmiştir. Deprem, yüzeyde çok ince çatlaklar ve 20 cm lik sağ yönlü ötelenmeler oluşturmuştur. Yüzey kırığı oluşturamamış bu depremin, denizaltı bölümüyle birlikte 50 km‘yi aşan sağ yönlü doğrultu atımlı diri bir fay olması, İzmir’in depremselliği açısından büyük önem arz etmektedir (Emre ve diğerleri, 2005). 10 Nisan 2003 tarihli ve 5.7 M’lü Seferihisar depreminin episantır noktası ve artçı şokları Seferihisar Fayı üzerine düşmektedir. Bu depreme ilişkin yapılan fay düzlemi çözümlemeleri fayın KD-GB uzanımlı, sağ yönlü doğrultu atımlı bir fay olduğunu göstermiştir (Tan ve Taymaz, 2003; USGS).

Aletsel dönemde oluşan depremlerin % 91'inin odak derinliği 0-33 km arasında olduğu, USGS’ın hazırladığı dünya kabuk haritasına göre (http://www.usgs.gov) Batı Anadolu’daki kabuk kalınlığının 30 km civarında olduğu düşünülürse, Karaburun yöresindeki deprem odak noktalarının büyük bir kısmının kabuk içinde kaldığı saptanmıştır. Aynı görüşe göre; 1950-2000 yılları arasında oluşan depremlerden, odağı 33 km’den daha derin (astenosferde) olanların oranı, yüzyılın ilk yarısına göre daha yüksektir. Nispeten daha derin odaklı depremler, genellikle İzmir ve Sığacık Körfezleri ile Karaburun yarımadası, Menemen, Kuşadası-Selçuk civarında ve Sakız Adası çevresinde görülmektedir (Sezer, 2005) (Şekil-3).

USGS tarafından internette yayınlanan http://neic.usgs.gov/neis/eqlists/eqstats.html) enerji deprem büyüklüğüne ilişkin formülerden yararlanılarak yapılan hesaplara göre, son 100 yıl içinde Karaburun yöresinde meydana gelen M≥ 4 olan 184 depremin, açığa çıkan enerji bakımından 2402 adet 4.0 büyüklüğünde ve 1 adet 7.3-7.4 büyüklüğündeki depreme eşdeğer olduğu, son 100 yıl içinde Karaburun yöresinde meydana gelen 4 ve daha büyük 184 depremle açığa çıkan enerji sayesinde, 1 adet Kocaeli-Gölcük depremi büyüklüğünde bir depremin oluşma ihtimalinin ortadan kalkmış olduğu belirtilmektedir (Sezer, 2005).

Shewhart standart sapma analizine göre, Karaburun yöresinde meydana gelen ve meydana gelebilecek olan, yılların en büyük depremlerinin büyüklüğünün 3,7 M ile 6.1 M arasında olmasının, % 95 olasılıkla normal olduğu, yılların en büyük depremlerinin büyük bir olasılıkla 3.0 M’den küçük, 6,8 M’den büyük olamayacağı açıklanmıştır. Eldeki verilere göre, Karaburun-İzmir yöresinde, M.S. 11-2000 yılları arasında, can ve mal kaybı ile sonuçlanan 34 şiddetli depreme sahne olduğu ve bunun Karaburun yöresinin deprem yönünden oldukça aktif olduğunu gösterdiği kaydedilmiştir.

Gumbel-Gutenberg-Richter ve üstel olasılık dağılım yöntemleri ile yapılan yılların en büyük depremlerinin maksimum yıllık magnitüd oranlarına göre, % 63 olasılıkla her yıl kaydedilebilecek maksimum yıllık magnitüd; Muğla sismotektonik yöresinde 4,9 M, İzmir sismotektonik yöresinde 4,9 M ve Karaburun yöresinde 4,5 M’dir. 100 yıl içinde gerçekleşmesi muhtemel maksimum magnitüd; Karaburun yöresinde 6,6 M, Muğla sismotektonik yöresinde 7,3 M ve İzmir sismotektonik yöresinde 7,1 M’dir. 7,4 M büyüklüğündeki bir depremin 2000-2025 yılları arasında gerçekleşme ihtimali ise Muğla sismotektonik yöresinde % 20, İzmir sismotektonik yöresinde % 14 ve Karaburun yöresinde % 3,7 kadardır (yöntem için bkz: Ergünay-Bayülke-Gençoğlu 1974, Tabban ve Gencoğlu 1975, Tezcan-Acar-Çivi 1979, Sezer 1998-2003-2005). 7.4 büyüklüğündeki (Kocaeli-Gölcük depreminin büyüklüğünde) bir depremin tekrarlama süresi Muğla sismotektonik yöresinde 115 yıl, İzmir sismotektonik yöresinde 169 yıl ve Karaburun yöresinde 664 yıldır (Sezer, 2005).

Bu dönemdeki önemli depremler:

19 Ocak 1909-Foça (Magnitüd 5,8); Gediz deltası, Güzelhisar, Menemen ve Foça’da meydana gelen bu depremde 1000 kadar ev hasar görmüştür.

31 Mart 1928-Tepeköy, Torbalı (Magnitüd 6,5); İzmir’in güneydoğusunda, Cuma vadisinde Küçük menderes ovasında, kuzeyde Gaziemir’den güneyde Cellat’a binlerce ev harap olmuş, 30 kişi ölmüştür.

22 Eylül 1939-Dikili (Magnitüd 6,5); 20.000 civarında ev hasar görmüş ve 68 kişi hayatını kaybetmiştir.

23 Temmuz 1949-Karaburun, Çeşme (Magnitüd 6,6); Sakız adasında Karaburun yarımadasının doğu kısmında, Mordoğan ile yarımadanın kuzeyburnu arasındaki köylerde ve Çeşme yarımadasındaki köylerde ev hasarı olmuş ve 10 kişi hayatını kaybetmiştir.

18 Mart 1953-Yenice, Gönen; 2000 civarında ev hasar görmüş, 265 kişi hayatını kaybetmiştir.

02 Mayıs 1953-Karaburun; Karaburun ve civarında 300 kadar ev hasar görmüştür.

16 Temmuz 1955-Söke, Bolat (Magnitüd 6,7); 23 can kaybı olmuş ve 500 kadar ev hasar görmüş.

19 Haziran 1966-Menemen; Menemen‘de 100 kadar evin duvarları çatlamıştır.

23 Mart 1969-Demirci (Magnitüd 5,9); Demirci ve civarında 1000 kadar evde hasar meydana gelmiştir.

25 Mart 1969-Demirci (Magnitüd 6,1); 2000 civarında evde hasar meydana gelmiştir.

28 Mart 1969-Alaşehir (Magnitüd 6,5); Alaşehir’de 3700 ev yıkılmış, 41 kişi hayatını kaybetmiştir.

06 Nisan 1969-Karaburun (Magnitüd 5,8); 500 kadar ev yıkılmıştır.

01 Şubat 1974-İzmir (Magnitüd 5,5); İzmir`de Alsancak, Konak ve Karşıyaka semtlerinde 47 yapıda ağır hasar meydana gelmiş, 2 kişi ölmüş, 7 kişi yaralanmıştır.

9 Aralık 1977-İzmir (Magnitüd 4,8); 10 kadar yapıda hasar olmuştur.

16 Aralık 1977-İzmir (Magnitüd 5,5); İzmir’de 40 kadar ev hasar görmüş, 20 kişi yaralanmıştır.

14 Haziran 1979-Karaburun (Magnitüd 5,7); Karaburun’da 2 ev yıkılmış, 1 kişi yaralanmıştır.

06 Kasım 1992-Doğanbey (Magnitüd 6,0); 60 kadar evde ciddi hasar meydana gelmiştir.

24 Mayıs 1994-Karaburun (Magnitüd 5,4); Karaburun ve civarında 10 kadar yapıda hasar vardır.

10 Nisan 2003-Seferihisar (Magnitüd 5,6); Seferihisar ve Urla ilçelerinde 100 ev ağır 300 ev orta hasar görmüştür.

17-21 Ekim 2005-Seferihisar (Magnitüd 5,9); Seferihisar-Urla ilçelerinde 154 ev ağır ve 370 orta hasar görmüştür.

  1   2   3   4   5   6

Add document to your blog or website

Similar:

İzmir ve Yakın Çevresinin Depremselliği iconÜÇGENİN ÇEVRESİNİN HESAPLANMASI

İzmir ve Yakın Çevresinin Depremselliği iconSERTAVUL GEÇİDİ VE ÇEVRESİNİN MALAKOFAUNASI

İzmir ve Yakın Çevresinin Depremselliği icon232) 293 14 07 basinmudurlugu@izmir bel tr www izmir bel tr 12/04/2012 Organik sektörünün kalbi İzmir’de atıyor

İzmir ve Yakın Çevresinin Depremselliği iconPalamutova Jeotermal Alanı (Bayramiç-Çanakkale) ve Çevresinin

İzmir ve Yakın Çevresinin Depremselliği iconKOÇTEPE KÖYÜ (ISPARTA) VE ÇEVRESİNİN JEOLOJİSİ BİTİRME ÖDEVİ

İzmir ve Yakın Çevresinin Depremselliği iconCildi gençleştiren, sıkılaştıran, lifting etkisi yapan, cilt tonunu eşitleyen, cildin taze ve genç görünmesini sağlayan bir peeling uygulamasıdır. Dünyada 50’ye yakın ülkede ve ülkemizde de 250’ye yakın doktor tarafından uygulanan Obagi Blue Peel

İzmir ve Yakın Çevresinin Depremselliği icon15 Haziran 1925 tarihinde Menemen (İzmir)' de doğdu. İzmir'de Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu' ve Karşıyaka Ortaokulu'nu bitirdi. İzmir Atatürk Lisesi'nde

İzmir ve Yakın Çevresinin Depremselliği iconKısaca bir dairenin çevresinin çapına oranı, Pi sayısını verir. İnsanoğlu, aslında çok önemli vazifeleri olan bu sayı üzerinde çok düşünmüştür. Yıllarca tam

İzmir ve Yakın Çevresinin Depremselliği icon18. Tabanı düzgün altıgen olan bir dik prizmanın taban çevresinin uzunluğu 42 cm ve yüksekliği 8 cm dir. Bu prizmanın hacmi kaç cm3 tür? A B C D E 19

İzmir ve Yakın Çevresinin Depremselliği iconDENİZ ÇEVRESİNİN PETROL VE DİĞER ZARARLI MADDELERLE KİRLENMESİNDE ACİL DURUMLARDA MÜDAHALE VE ZARARLARIN TAZMİNİ ESASLARINA DAİR KANUNUN UYGULAMA YÖNETMELİĞİ

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page