HİZMET İŞ Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası All Municipal and Public Services Workers’ Trade Union YEREL YÖNETİMLER, İSTİHDAM VE SENDİKAL FAALİYETLER




Indir 73.33 Kb.
TitleHİZMET İŞ Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası All Municipal and Public Services Workers’ Trade Union YEREL YÖNETİMLER, İSTİHDAM VE SENDİKAL FAALİYETLER
Date conversion06.07.2013
Size73.33 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.hizmet-is.org.tr/arv/EPSUvPSI CALISTAYI 1011ARALIK2007 HIZMETISMARSLANSUNUM.doc
Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut ARSLAN’ın Sunumu

Presentation of Mahmut ARSLAN, President of Hizmet-İş Trade Union

HİZMET - İŞ


Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası

All Municipal and Public Services Workers’ Trade Union





YEREL YÖNETİMLER, İSTİHDAM VE SENDİKAL FAALİYETLER

Local Administrations, Employment and Trade Unionist Activities




EPSU / PSI Çalıştayı/Workshop

Türkiye’de Sendikaların ve İstihdam Haklarının Güçlendirilmesi

Strengthening trade union and employment rights in Turkey


10 - 11 Aralık/December 2007

Kent Otel/Hotel


Ankara, Türkiye/Turkey


ÖZET DEĞERLENDİRME


  • Hızlı bir kentleşme süreci yaşanmaktadır.

  • Kentlerin yatırım ve hizmet açıkları büyüktür.

  • Japon kalkınması hariç, bütün dünyada kentler, ekonomik kalkınma kutupları olmuşlardır.

  • Kentlere göçen kitlelerin sosyal içerme ve aktif istihdam programları ile desteklenmesi büyük önem arz etmektedir.

  • Kentsel rantları düşürerek ve yerel güçleri organize ederek belediye yönetimleri kalkınmanın itici gücü olabilirler.

  • Yerel yöneticilerle sendikalar verimlilik odaklı bir sosyal diyalog sürecinin tarafları olabilirler.


Fakat bu sürecin oluşmasını engelleyen önemli faktörler vardır:


  • Belediye yönetimleri gerekli yetkinlikte olmayabilmektedir.

  • Belediyelerde aşırı istihdam olduğuna dair yanlış, ama yaygın bir kanaat vardır.

  • Ücretler üzerinden, bilanço anlamında, maliyet etkinliği sağladığı için, bazı belediyelerde taşeronlaştırma uygulamaları yapılmaktadırlar.

  • Kentlerde işsizlik oranı ülke ortalamasından çok yüksektir. Kentsel işsizlik %11.6’dır.

  • 2006 yılı itibariyle tüm yerel yönetimler gelirlerinin GSMH’ya oranı %5.6 civarındadır. Yani, belediyeler yeterli gelir kaynakları ile donatılmış değildir. Çok sayıda belediye geçmişten devir aldığı borcun altında ezilmektedir. Bütçeleri %85 oranında bağlıdır.

  • Belediye başkanları sosyal diyalog anlayışına yatkın görünmemektedir. Sosyal diyalog sivil tarafın kamu erkine müdahalesi gibi algılanmaktadır.

  • Sendikalar, örgütlenme güçlüğü ve yüksek işsizlik oranları sebebiyle, yerel yöneticileri sosyal diyalog sürecine zorlayamıyor.

  • Sendikal örgütlenmenin kolaylaştırılması için işkolu sayısı azaltılmalı, ülke barajı düşürülmeli, sendikaya üye kayıt işlemleri basitleştirilmeli, yetki tespitleri hızlandırılmalıdır.

  • İşkolu düzeyinde toplu iş sözleşmesi yapılması sağlanmalıdır.



Türkiye, yerel yönetimler konusuna, 9. Kalkınma Planı Stratejisi (2007-2013)’nde yer alan ve aşağıdaki 2 paragrafta belirtilen resmi görüşler çerçevesinde bakmaktadır.



Bölgesel ve yerel ekonomi, ekonomik yapılanma ve gelişmenin temeli olarak alınacak, özellikle azgelişmiş bölgelerde yerel düzeyde uzmanlaşmayı destekleyecek şekilde beşeri kaynaklar geliştirilecek, girişimcilik yaygınlaştırılacak, yerel istihdamı ve sermaye birikimini hızlandırıcı tedbirler alınacaktır.

Belediyelerin uzmanlaşma düzeyleri yükseltilmeli, proje hazırlama, uygulama, izleme, değerlendirme ve koordinasyon kapasiteleri arttırılmalı, beşeri kaynakları geliştirilmelidir.


Yerel kamu, özel ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliği ve ortaklıklar desteklenmeli, işbirliği ağları oluşturulmalı ve bu ağlar vasıtasıyla yaratılan iyi uygulama örneklerine ilişkin bilgi alışverişi özendirilmelidir.


Yerel ekonomi ve belediyeler konusundaki eksikler bu strateji metninde açık ifadesini bulmaktadır. Temel eksikler beşeri kaynak, sermaye ve işbirliği yetersizliğidir. İşbirliğinin önemli bir aşaması sosyal diyalog olarak adlandırılmaktadır.


Yerel Yönetimler ve Sosyal Diyalog


Belediyelerde sosyal diyalog süreci, en belirgin şekilde toplu iş sözleşmeleri müzakerelerinde yaşanmaktadır. Toplu iş sözleşme hükümlerinin çıktıları olarak da değişik alanlarda sendika işyeri temsilcisi, ücretli izin kurulu, disiplin kurulu, sağlık kurulu, hasar tespit kurulu gibi organlar üzerinden yürütülmeye çalışılmaktadır.


Memur sendikalarının sosyal diyaloga katkısı yeniden yapılanma ve yasama çalışmaları kapsamında görüş açıklayarak ve toplu pazarlık sürecinde gerçekleşmektedir.  


Sendikamız HİZMET-İŞ, endüstriyel ilişkiler sisteminde toptan red ve toptan kabullere dayalı bakış açısı yerine, hep alternatif sosyal politikalar üretme girişimi içerisinde, “sürdürülebilir, atak ve etkin sendikacılığın” peşinde olmuştur.


HİZMET-İŞ olarak işçi – işveren ilişkilerinde hak ve sorumluluklarının adil bir şekilde paylaşımını temel alarak; çatışma yerine uzlaşmayı, uzlaşmanın temel kriteri olarak da barış ve adaleti öncelemeyi, karşıtlık yerine işbirliğini ve sosyal taraflığın ötesine geçerek sosyal ortaklığı cesaretle savunduk ve savunmayı sürdüreceğiz.


Son yıllarda küreselleşmenin etkisiyle tüm dünyada değişen endüstriyel ilişkiler sistemini ve sendikal hareketi de etkisi altına alan dönüşüm sürecini doğru okuyarak, bu sürece uygun yeni bir yol haritası çıkardık.


Çünkü sendikalar açısından, bu süreçte eski ezber ve alışkanlıklardan kurtulup, değişime ve gelişime ayak uydurmak, eleştiri yerine teklif üretmek, klasik anlayış yerine yenilikçi fikirler oluşturmak, sendikal mücadeleye yeni boyutlar ve ufuklar kazandırmak belirleyici hale gelmiştir.


Hizmet-İş Sendikası olarak biz, üyesi olduğumuz HAK-İŞ Konfederasyonu ve üye diğer sendikalar, sosyal diyalog sürecini geliştirmek için büyük gayretler göstermektedir. Bununla bağlantılı olarak, Sendikamız HİZMET-İŞ’in faaliyetlerini özetlemek istiyorum.


Konfederasyonumuz HAK-İŞ ve üye sendikalar da çok sayıda sosyal diyalog projesi ve etkinliğini işverenler ve işveren örgütleri ile birlikte yaşama geçirmiştir. Hatta bu işbirliklerinden, Avrupa Komisyonu’nun 2007 Yılı İlerleme Raporunda da ”Bazı işveren ve çalışan sendikaları ikili sosyal diyalog üzerine deklarasyonlar ve protokoller yayınlamışlardır” şeklinde övgüyle bahsedilmiştir.

Sendikamız HİZMET-İŞ’in İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ortaklaşa yürüttüğü “Afet Stratejisi İşletim Paketi Yöneticisi Eğitim Projesi”nde sosyal diyalog daha işlevsel bir araç olarak kullanılmış; İETT otobüs şoförleri güvenli sürüş tekniklerini öğrenmişler; iş sağlığı ve güvenliği, ilk yardım, stres ile baş etme gibi eğitimler alarak olağanüstü şartlarda görev almaya hazırlanmışlardır. Yapılan işbirliği modeli ve hazırlanan eğitim paketi hem diğer sendikalarca hem de belediyelerce alınıp kolayca uygulanabilecek niteliktedir.

Bir diğer sosyal diyalog projemiz, Sendikamız ile Denizli’de Denizli Belediyesi ve oradaki yerel aktörlerle ortaklaşa yürüttüğü “İşsizlikle Mücadelede Yerel Yönetimlerle Sosyal Ortaklıklar Kurma Projesi”dir. Süresi 8 ay olan projemiz, Denizli Belediye Başkanlığı ile birlikte, bu ildeki diğer 8 kamu ve sivil toplum kuruluşunun (Pamukkale Üniversitesi, Denizli Ticaret, Sanayi, Esnaf Odaları, Memur-Sen İl Temsilciliği, Milli Eğitim, İŞKUR İl Müdürlükleri ve Denizli Genç İşadamları Derneği’nin) da katılım ve desteğiyle uygulanmıştır. Bu faaliyet kapsamında, Denizli Belediyesi bünyesinde kent konseyi ve bu konsey altında Diyalog ve İstihdam Komitesi kurularak, işsizlikle mücadelede yeni ve etkili bir model oluşturulmuştur. Çok taraflı bir sosyal diyalog ile yerel iş piyasası sorunlarına çözüm aranmıştır.


Sendikamız, sahibi olduğu bu 2 proje yanında, 3 sosyal diyalog projesinde ise proje ortağı kurum sıfatıyla yer almıştır. Bu kapsamda, Sendikamız HİZMET-İŞ, Kırşehir’de Kırşehir Belediyesi ile, Kocaeli’nde YERELSEN ve İstanbul’da da TEKIS adlı işveren sendikalarıyla birlikte sosyal diyalog projeleri yürütmüştür.


Sendikamız ile yerel yönetimler işveren sendikası YERELSEN ortaklığında hayata geçirilen projenin adı "Yerel İş Barış Projesi”, Kırşehir Belediye Başkanlığı ile birlikte uygulanan projenin adı “Eğitimli ve Diyalog içinde Bir Yarın İçin Projesi" ve İstanbul’da Tüm Özel Eğitim Kurumları İşverenler Sendikası (TEKİS) ile birlikte uygulanan faaliyetin adı da “Eğitim Ve İstihdam Odaklı İşbirliği Modeli Geliştirilmesi Projesi”dir.


Avrupa Birliği’nin desteği ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yürütülen Yenileşme ve Değişim İçin Türkiye’de Sosyal Diyalogun Güçlendirilmesi Programı hibe bileşeni kapsamında uygulanan bu projeler ile ülkemizde yerel düzeyde ikili ve çok taraflı sosyal diyalogun geliştirilmesi sağlanmış ve kurumsallaşması sürecine katkı verilmiştir.


Bu gelişmelerden de anlaşılacağı üzere; Sosyal Diyalog ülkemizde belli bir aşamaya gelmiştir. Çalışma hayatını ilgilendiren konularda işçi-işveren ve devlet kesimlerinin katıldığı diyalog mekanizmaları oluşturulmuştur. İşçi ve işveren örgütleri çalışma hayatımızın çeşitli sorunları ve ihtiyaçları çerçevesinde proje bazlı faaliyetlerde bir araya gelmeye başlamıştır. Ancak yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir.


- Sosyal diyalogu bir “çözüm aracı” olarak kullanmamızı sağlayacak davranış kodları henüz oluşmamıştır.


- Hukuk sistemimizde eksiklikler bulunmaktadır. Çalışma hayatının dinamizmine uyabilen sosyal taraflar olarak, çalışma barışından diyalog kanallarının işletilmesine kadar birçok konuda mevzuat engelleri ile karşılaşmaktayız.


- Ekonomik ve Sosyal Konsey Türkiye’deki sosyal diyalogun bir aracı, bir öncüsü olma niteliğini hala elde edememiştir


Diğer taraftan, hala, tek işçi konfederasyonunun katılımını esas alan, demokratik katılım ve temsile uygun olmayan, tekelci endüstriyel ilişkiler mekanizmaları bulunmaktadır.


Sendikalar Kanunu ile Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun değiştirilmesi gerektiği konusunda hepimiz mutabıkız. Miadı artık dolan söz konusu kanunların, AB ve ILO standartlarına uygun olarak bir an önce düzenlenmesi gerekmektedir.

HİZMET-İŞ olarak, sosyal diyalog konusunda bütünsel bir yaklaşımın en kısa zamanda yasalara ve hayata geçirilmesini temenni ediyoruz. Fakat sosyal diyalog, Türkiye’de, henüz kamu yönetimleri tarafından bir karar girdisi olarak kabul görmemektedir. Karar alma süreci olarak algılanmaktan ise daha da uzaktır.


Dünyada Kentleşme


2005 yılı rakamları ile dünyada 300 milyon kişi nüfusu 10 milyonun üstündeki kentlerde yaşamaktadır.


Birleşmiş Milletler’in tahminlerine göre 2030 yılında dünya nüfusunun %60’u kentlerde yaşıyor olacaktır. Bugün bu oran %50’dir. 2008 yılında dünya ölçeğinde kentli nüfus köylü nüfusu aşacaktır. Kentli nüfus artışı özellikle azgelişmiş ülkelerde gerçekleşecektir. Halen kentli nüfusun %84’ü küçük-orta boy kentlerde yaşamaktadır. Kalanı ise büyük şehirlerde, mega kentlerde yaşamaktadır. Dünya nüfusunun %5’den daha azı mega kentlerdedir. Kente göçenlerin istihdam, konut, boş zamanları değerlendirme, sağlık, eğitim ve ulaşım ihtiyaçlarının karşılanması önemli bir problem oluşturmaktadır. Kentlere göçün sebepleri arasında, kişilerin istediği hayatı seçme imkanı ve güvenlik arayışları da vardır. Kent hayatında doğurganlık azalmaktadır. Bu da kitleleri kente çeken faktörler arasındadır. Kentleşme toprak, hava ve su kirliliği, katı atık, gelir eşitsizliğinde artış, altyapı yetersizliği ve suç oranlarında artış gibi ilave sorunlar yaratmaktadır.


2007 yılı itibariyle dünyada 1 milyar insan gecekondularda yaşamaktadır. 2020 yılında bu rakam 1 milyar 39 milyona çıkacaktır. Sahra Altı Afrika’da nüfusun %72’si, Güney Asya’da nüfusun %50’si gecekonduda yaşamaktadır. Kirlilik ve afetlerden kentli yoksullar büyük zarar görmektedir. Bu eşitsizlikler kentlerde sosyal problemlere, suç oranlarının artmasına ve sosyal çatışmalara yol açmaktadır. Kalkınmakta olan ülkelerde kentli nüfusu içerisinde 18 yaşından küçüklerin oranı 2030 yılında %60 olacaktır. Gecekondularda genç nüfus oranı daha yüksektir; buralarda istihdam imkanları daha kısıtlıdır. Bunun büyük bir sosyal çatışma ve istikrarsızlık kaynağı olması muhtemeldir.


Türkiye’de Kentleşme


Türkiye’de nüfusu 100 binden daha büyük kentlerde yaşayanların toplam nüfusa oranı %53.5’tir. Nüfusu 500 binden fazla olan şehirlerde yaşayan nüfus %15.2’dir. 9.Kalkınma Planı Özel İhtisas Komisyonu Raporunda kentlerin ekonomi ve istihdama ilişkin alabileceği önlemler şöyle açıklanmıştır:



  • Yerel girişimcilik fırsatlarının cesaretlendirilmesi.

  • Yerel istihdam olanaklarının cesaretlendirilmesi.

  • İleri meslek eğitimi ve olanaklarının teşvik edilmesi.

  • Geniş bir alana kamu ulaşımı, yürüme ve bisiklet bağlantıları sağlanması.


Yerel girişimcilik fırsatlarının cesaretlendirilmesi kapsamında KOBİ’lerde modern işletme yönetimi tekniklerinin kullanımını sağlayacak popüler projeler uygulanmalıdır.


Yerel istihdam olanaklarının geliştirilmesi için İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurullarında belediyelerin güçlü biçimde temsili sağlanmalı, belediyeler bu alanda politika oluşturmak ve uygulamak için uzmanlık kapasiteleri oluşturmalıdır.


İleri mesleki eğitim imkanları sunulması konusunda yerel düzeyde olumlu gelişmeler gerçekleşmektedir. İllerde yeni üniversiteler kurulması ve meslek yüksek okullarının ilçelere kadar yayılması eğitim açısından umut vericidir.


Toplu ulaşımın genel ve olumlu sonuçları, bu hizmetlerin özelleştirilmesinden kaçınılmasını ikaz etmektedir. Özelleştirme yerel kamu hizmetlerini piyasalaştırır ve yoksulların bu hizmetlerden yararlanmasını engeller. Bu, aynı zamanda, yoksulların istihdama ulaşmasının zorlaştırılması manasına gelir.


Kentleşmeye çözüm arayışları çerçevesinde yerelleşme önerilmektedir. Bu doğru bir öneridir. Fakat yerel yönetimlerin planlama ve yönetim yetenekleri geliştirilmeli, bu alandaki gelişme yerelleşmeye öncülük etmelidir. Kent halkının yerel yönetimler karar süreçlerine katılmaları da kentleşmenin sağlıklı gerçekleşmesi açısından çok önemlidir.


Belediyelerin bölge ekonomisini ve istihdamı desteklemek için kullanabilecekleri 4 araç vardır:


  • Kentleşme hızının önünde giden bir kent planlaması ile kent rantlarını en aza indirmek ve işyeri kuruluş maliyetlerini düşürmek.




  • İl İstihdam ve İl Mesleki Eğitim Kurulularında güçlü temsil edilerek meslek edindirme ve beceri geliştirme programlarını daha fazla teşvik etmek.




  • Kentteki kamu kuruluşları, yarı kamusal kuruluşlar ve sivil toplum örgütlerinin koordinasyonunu güçlendirerek KOBİ’lerin rasyonalizasyonuna yönelik çalışmalar yapmak ve girişimciliği teşvik etmek.




  • Yerel kamu hizmetlerini genişleterek sosyal içerme politikalarına yerel destek vermek.


Mevcut durumda kentleşme hızı geriden takip edilmektedir. Meslek edindirme ve beceri geliştirme programları aktif istihdam politikalarına etkin bir destek sağlayacak düzeyde değildir. Türkiye’de herhangi bir belediyenin bölgesel girdi-çıktı analizi vb. ekonomik içerikli bir çalışma yaptığını bilmiyoruz. Yerel kamu hizmetlerini yaygınlaştırmak yerine taşeronlaştırmak moda bir uygulama olmuştur. Dolayısıyla, istihdamın geliştirilmesine belediyelerin doğrudan veya dolaylı olarak belirgin bir katkıda bulunduklarını söylemek maalesef mümkün olamamaktadır.


Yerel Yönetimler - İstihdam


Yerel yönetimler-istihdam ilişkisine daha yakından baktığımızda, problemli bir ilişki görüyoruz. Belediyeler kayıt dışılığı ve taşeronlaşmayı teşvik etmekte ve yerel kamu hizmetlerini piyasalaştırmaya çalışmaktadırlar. Kentlerin gelişme hızına ve artan kentsel hizmet talebine ters doğrultuda personel sayılarını azaltmak eğilimindedirler.


Kentsel büyüme, kentsel hizmetlere talebi genişletir ve daha yüksek kalitede hizmetler üretilmesini gerektirirken, belediyeler, aşırı istihdam gerekçesi ile, personel sayılarını azaltmaya çalışmaktadırlar. Özellikle işçi sayısını düşürmek istemektedirler. Halbuki, belediyelerde aşırı istihdam kesinlikle yoktur. Türkiye’nin merkezi yönetim-yerel yönetimler karşılaştırması ve başka ülkelerle karşılaştırması belediyelerde aşırı istihdam olmadığını göstermektedir. Hatta personel yetersizliği görülmektedir.


Belediyelerle ilgili istihdam rakamlarına baktığımızda, örneğin 1996-2000 arasında, toplam personel sayısında bir azalma görülmektedir. Bu dönemde sayı 264 binden 260 bine düşmüştür. 1990’dan 2000’e belediyelerin personel giderlerinin toplam giderlere oran olarak %46’dan %34’e düşürüldüğü ifade edilmektedir. 2006 yılı itibariyle belediyelerde personel giderlerinin toplam giderlere oranı %22.37’dir.


Eylül 2007 rakamlarıyla, mahalli idarelerde çalışan personel sayısı 334 bin 284’tür. Bunlardan 219 bin 920’si işçidir. Özel idarelerde 44.679, belediyeler, bağlı idareler ve belediye birliklerinde 269 bin 655, BİT’lerde 19 bin 950 kişi çalışmaktadır. Bu rakamlardan hareketle hesaplarsak, belediye personelinin toplam kentli nüfusa oranı % 0.66’dır. KİT’ler hariç, toplam kamu istihdamının toplam nüfusa oranı Türkiye’de %3.78’dir.


1997-1999 dönemi verilerine göre, aynı oran Bulgaristan’da %3, Güney Kore’de %3.7, İspanya’da %6, Macaristan’da %8.4, İtalya ve İrlanda’da %10.2, İngiltere’de %10.1’dir. Demek ki Türkiye’deki belediyelerde genel olarak aşırı istihdamdan söz etmek mümkün değildir.


5393 sayılı Belediye Kanununun 49. maddesi belediyelerin personel giderlerini sınırlandırmıştır. Yasanın çıkış noktası özellikle belediye seçiminin yapılacağı yıllarda gereksiz yere çok sayıda işçi alınarak kamunun zarara uğramaması için personel giderleri nüfusu 10.000’ inin altında olan belediyelerde, gelirin % 40’ını, nüfusu 10.000’ inin üzerinde olan yerlerde de % 30’unu geçemiyeceğine ilişkin düzenleme yapılmıştır.


Bu düzenleme, hizmetlerini belediye işçileri ile yapmak isteyen Belediye Başkanlarını cezalandırmakta, özellikle zorunlu taşeron uygulamasını doğurmaktadır.


SENDİKAMIZIN MÜCADELESİ SONUCUNDA TAŞERON ÇALIŞTIRMAYI ZORUNLU KILAN BAKANLAR KURULU KARARINI YÜRÜTMESİ DURDURULMUŞTUR


22.04.2006 tarihli 26147 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Belediye ve Bağlı Kuruluşlar ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına İlişkin Esaslara Dair Bakanlar Kurulu Kararı’nın (Karar Sayısı : 2006/9809), hizmet satınalımlarını düzenleyen 17. maddesi Memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi zorunlu olmayan hizmetlerin hizmet satınalma yoluyla karşılanması esastır” hükmü de taşeron çalıştırmayı zorunlu kılmakta idi.


Sendikamızın Danıştay’da açtığı dava üzerine sözkonusu Bakanlar Kurulu kararının yürürlüğü durdurulmuştur.


Norm kadroya ilişkin Bakanlar Kurulu kararı iptal edilmiş ise de, yerine getirilen yönetmelikle aynı ilkeler korunmuştur. Belediyelere verilen norm kadro sayısı gerçekci olarak tespit edilmemiştir.


Mevcut çalışan işçilerin 1/3’nin daha altında norm kadro ihdas edilmiştir. Düzenleme devam ettiği müddetçe bugünkü çalışan işçiler emekli olduğunda, belediyelerde çalışan işçi sayısı mevcut sayının 1/5’i civarına düşecektir.


Belediyelerde Taşeronlaştırma


Belediyeler, maliyet etkinliği sağlamak için, personel sayısını azaltmaya çalışırken, özelleştirme adı altında işlerini taşeronlaştırmaktadır. Felsefesi, rasyonalitesi ve sosyal politika desteği olmayan bir özelleştirme modası, giderek yaygınlaşmaktadır. Bazı kentlerde su yatırım ve işletmesi özelleştirilmiş, ancak başarılı sonuçlar alınamamıştır. Antalya ve İzmit illerindeki su özelleştirmeleri bu başarısızlığın açık örneklerdir. Bazı belediyeler su işletmeciliğinin ikincil bazı hizmetlerini, mesela sayaç okuma, şebekeye bağlama, basit arıza giderme gibi hizmetlerini özelleştirmişlerdir. Ankara’da toplu ulaşım rekabete açılmıştır. Özel otobüs sahipleri birleşerek belediye yönetimine ciddi itirazlar yöneltmişlerdir. Özel otobüsler toplu ulaşımdan kaldırılmıştır. İstanbul Belediyesi toplu ulaşımda bazı hatları rekabete açmak istemiştir. Hazırlanan ihale kontratı üzerindeki eleştirilerimiz yönetimin sağduyusuna uydu, ihaleden vazgeçmişlerdir. Yani su ve toplu ulaşım sektörlerinde henüz büyük bir özelleştirme yoktur. Maalesef, bu yönde güçlü bir istek vardır.


Çöp sektöründe 20-30 bin nüfuslu kasabalar bile özelleştirme yapmaya kalkmış durumdadır. Oysa Türkiye’de kentsel atıklar sadece sokaktan toplanıp çöplüğe dökülmektedir. Yani çok kaba bir işçilik sözkonusudur. Çöp azaltma, geri kazanım, enerji üretimi gibi ileri teknoloji gerektiren işlemler hiç yapılmamaktadır. Bunlar yapılıyor olsa, bu aşamaların özelleştirilmesi doğru sayılabilir.


Sokağın süpürülmesinde herhangi bir denetim güçlüğü olamaz. Öyleyse, bu işi özel sektöre vermenin, en iyi ihtimalde, bir tek amacı vardır; o da ücretler üzerinden maliyet etkinliği yaratmaktır. İşte HİZMET-İŞ olarak biz buna itiraz ediyoruz. Çünkü burada belediye başkanları desteğinde bir taşeronlaştırma uygulanmaktadır. Özel şirketlere işçiyi yine belediye başkanı almakta ve buralarda işçilere asgari ücret ödenmektedir. 12 saat mesai yaptırılmakta, tatil-bayram fazla mesai ödemesi yapılmamakta, hatta prim ve vergi yüklerinden kurtulmak için kayıt dışı istihdam uygulanmaktadır.


İşçiler sendikalaşmaktan korkar hale getirilmiştir. İşsizliğin %9.2 olduğu bu ülkede, işsizlik tazminatı çok kısa süreli ve çok düşük olduğu için, işsiz kalmaktan herkes endişe etmektedir. Dolayısıyla, ülkemizde özelleştirme demek taşeronlaştırma demek, emek sömürüsü demek, kayıt dışı istihdam demek ve sendikasızlaştırma demektir.


Yerel yönetimler - istihdam ilişkisi problemlidir” derken işte bu durum kastedilmektedir. Bu yapı içerisinde, belediye başkanları ile işçi sendikaları arasında, örgütlenme haklarının genişletilmesi, katılımcılık ve verimlilik temelli bir sosyal diyalog ortamı kurulamamaktadır. Bir metropol belediyede bu doğrultuda bir girişimimiz olmuştur; belediye başkanı sonradan “işçiler beni eleştirecekler” diye korkmuş ve akabinde projeden vazgeçmeyi tercih etmiştir.


Türkiye’de işgücü piyasaları sanıldığından çok daha esnektir. Bu salt bir iddia değildir. Rakamların ifadesi böyledir. İstihdamın nispeten istikrarlı olduğu kamuda, ücret endeksi, 2001 krizinin üzerinden 6 sene geçtikten sonra bile, kriz öncesindeki endeksin yaklaşık 20 puan altındadır. Özel sektördeki fark daha büyüktür. Kriz yılı olan 2001 ve 2002’de resmi rakamlara göre 967 bin kişi işini kaybetmiştir. Bu sayı %4 ilave işsizliğe karşılık gelmektedir. Yani ücret ve istihdam düzeyi konjonktürel duruma uymaktadır. İş güvencesi anlamında başka bir esneklik de yoktur.


Yerel Kamu Hizmetlerinde Özelleştirme


Kalkınmakta olan ülkelerde yerel kamu hizmetleri olan su, toplu ulaşım ve çöp sektörlerinin özelleştirilmesi yoksullar için tam bir sosyal dışlanma yaratmaktadır. Bu sektörlerdeki özelleştirmelerde gelişmiş ülkeler dahi henüz açık başarı örnekleri elde edememişlerdir. Kamu hizmeti yerine üniversal hizmet kavramını türeten bu ülkelerde güçlü sosyal içerme politikaları uygulanmaktadır. İşsizlik tazminatı ve asgari gelir desteği gibi sosyal güvenlik-koruma araçları işsizlerin aç ve açıkta kalmasını önlemektedir.


Yerel kamu hizmetlerinde özelleştirmenin etkileri, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yatırımların finansman yükü bakımından da farklılaşmaktadır. Özelleştirmenin temel gerekçelerinden birisi, ihtiyaç duyulan yatırımlara kamu kaynaklarının yetmemesi, özel finans kaynaklarından yararlanmak için kamu faaliyet alanlarının özel sektöre açılmasıdır. Bu gerekçe bu kadar masum değildir, Bu ayrı bir konu; fakat, özel sektör yaptığı yatırım harcamalarının geriye dönmesi için o yatırımın ekonomik ömrü kadar uzun süre beklemez. Bir yatırımın mesela 50 yıllık ekonomik ömrü varsa, özel sektör buna yaptığı harcamanın 20 yılda geri dönmesini bekler. Bu da piyasalaştırılan hizmetlerin yüksek fiyatlardan satılmasını gerektirir. Böylece, azgelişmiş-gelişmekte olan ülkelerdeki yoksul kesimlerin kendi tüketimlerini çok aşan bir hizmetin finansmanını yüklenmek zorunda kalırlar. Bu ise yoksul kesimlerin hayatını daha da zorlaştırır. Halbuki aynı yatırım vergi gelirleri ile finanse edilse idi, adalet ve ödeme gücü gibi vergilendirme prensiplerinin uygulanması sayesinde, yoksullar yatırımların finansman yükünden korunabilirlerdi. Gelişmiş ülkelerdeki tüketiciler bu kabil yükleri daha kolay taşıyabilirler. Burada önemli bir fark vardır.


2004 yılı sonunda Türkiye’de şebekeden içme-kullanma suyu alan nüfusun kentli nüfusa oranı %93, toplam nüfusa oranı %74’tür. TÜİK verilerinden hareketle yaptığımız hesaplara göre, yaklaşık 18 milyon insan şu anda sağlıklı içme-kullanma suyundan yoksundur. 2006 yılı projeksiyonuna göre, kentlerde yaşayan nüfusun %7’si, yani 4 milyon kişi şebekeden içme-kullanma suyu alamamaktadır.


2004 yılı istatistiklerine göre Türkiye’de katı atık değerlendirme tesisi yok sayılır. Katı atığın %1.4’ü kompost tesislerinde değerlendirilmekte, %0.3’ü açıkta yakılmakta, geri kalanı ise çöplüğe dökülmekte veya %28.9’u depolanmaktadır. 2005 yılı istatistikleri de bundan pek farklı değildir.


Toplu ulaşımın problem olmadığı büyük şehir yoktur. Trafikteki zaman kaybı çok uzun, gürültü ve hava kirliliği çok yoğundur. Böyle olduğu için, dolmuş minibüs ve ticari taksiler olağanüstü rantlar yaratmaktadır. Kısaca, yerel kamu hizmetlerinde büyük bir yatırım açığı vardır. Ancak bu sektörlerin özelleştirilmeye açılması, yukarıda değinilen sakıncalara yol açacaktır.


Türkiye’de belediyelerin eğitim, sağlık ve güvenlik alanlarında belirleyici görevleri yoktur. Vergi koyamazlar. Devletin koyduğu bazı yerel vergilerin oranlarını veya miktarlarını belirli sınırlar içerisinde değiştirme yetkileri vardır. Gelirlerinin yaklaşık %67’si vergi ve benzeri gelirlerden oluşmaktadır. Gelir yaratma kapasiteleri çok sınırlıdır. Özellikle küçük belediyelerin gelirleri %90 oranında genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan paylardan oluşmaktadır.


Ülkede hızlı bir kentleşme süreci yaşanmaktadır. Belediyeler bu süreçte, yerel kamu hizmetlerini genişletip kalitesini yükselterek, sosyal içerme ve dayanışmaya büyük katkı sağlayabilirler. Makro düzeyde politika araçlarına sahip değiller. Fakat, mesela etkin bir toplu ulaşım hizmeti yoksulların istihdamını kolaylaştırır. Bunun gibi, aktif istihdam politikalarına büyük destek vermeleri mümkündür. Türkiye’de, 2005 yılı itibariyle, yaşam boyu öğrenme sürecine dahil nüfus işgücüne dahil nüfusun sadece %1.9’unu oluşturmaktadır. Halbuki AB kriterlerine göre bu oran %15 civarında olmalıdır. Türkiye’de eğitim düzeyi de düşüktür. Nitekim OECD’nin yaptığı PSI araştırmasına göre (PSI 15 yaşındaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini araştıran Uluslar arası Öğrenci Değerlendirme Programı) Türkiye 29 OECD ülkesi arasında 28. sıradadır. Eğitimli nüfusun kalifikasyonu ile ekonominin ihtiyaçları da örtüşmemektedir. Bütün bu sebeplerden dolayı, işgücü verimliliği, 2004 yılı itibariyle, OECD ortalamasının %35’i kadardır. Demek ki, bu ülkede herkesin ve belediyelerin aktif istihdam politikası alanında yapması gereken çok iş vardır.


Detayları önceki sayfalarda verilen 2006/9809 sayılı Belediye ve Bağlı Kuruluşlar ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına İlişkin Esaslara Dair Bakanlar Kurulu Kararı ile memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi zorunlu olmayan hizmetlerin hizmet satınalma yoluyla karşılanması esastır” hükmü de taşeron çalıştırmayı kural haline getirmişti ancak Sendikamız HİZMET-İŞ’in Danıştay’da açtığı dava üzerine sözkonusu Bakanlar Kurulu kararının yürürlüğü durdurulmuştur.


İŞÇİ ALACAKLARI VE SENDİKAL AİDAT ALACAKLARI

SORUN OLMAYA DEVAM ETMEKTEDİR


Sendikamız HİZMET-İŞ’in de faaliyet gösterdiği Genel İşler İşkolu’nda hem çalışanlar, hem de bu işkolunda faaliyet gösteren sendikalar bakımından iki mali sorun vardır. Bunlar; işçi alacakları ve sendikal aidat alacaklarıdır.


İşçi Alacakları: Belediye işçilerinin uzun süredir ödenmeyen ücret ve diğer hak alacakları sorun olmaya devam etmektedir. Israrla takipçisi olduğumuz, Sendi­kamızın yetkili olduğu Belediyelerde İşçi Alacakları Temmuz 2007 itiba­riyle 69 milyon 600 bin YTL’ye ulaşmıştır. Belediyelerin kamuya olan borçlarının azaltılması ve maddi imkanlarının artırılmasıyla birlikte işçi alacakla­rı sorununa çözüm bulunabileceğini düşünü­yoruz. Bunun için de, belediyelere maddi yön­den nefes aldıracak Belediye Gelirleri Yasasının bir an önce çıkarılması gerekmektedir.


Aidat Alacakları: Belediyelerin yasa gereği işçilerin ücretlerinden kestiği fakat Sendika­lara (nakit finansman kaynağı olarak değer­lendirdiği) ödemediği aidat alacakları sorun olmaya devam etmektedir. Sendikaların ha­yatiyetlerini devam ettirebilmeleri ve teşkilatlanma, örgütlenme, sosyal-kültürel-ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmelerinin tek kaynağı olan sendika aidatlarının da yasal teminat altına alınması gerekmektedir. Temmuz 2007 itibariyle sendikamızın yetkili olduğu belediyelerden aidat alacağı 21 Milyon 500 bin YTL’ye ulaşmıştır.


BİZİM ÇABAMIZ


Biz, verimliliği önceleyen bir sendika olarak, aktif istihdam politikalarının başarısı için belediyelerle yoğun bir işbirliği içerisinde olmak istiyoruz. Ancak, Türk milli kültürü sosyal diyalogu çok teşvik etmesine rağmen, maalesef, otoriter gelenek bu kültürel gereğin önüne geçmiştir.


Kısaca biz, belediyelerle, yerel kamu hizmetlerinin geliştirilmesi, kayıt dışı istihdamın önlenmesi, aktif istihdam politikaları uygulamasının güçlendirilmesi, yaşam boyu öğrenmenin yaygınlaştırılması, verimliliğin arttırılması ve çevrenin korunup iyileştirilmesi konularına odaklanan sıkı bir sosyal diyalog içerisinde olmaya çalışıyoruz. Aslında Türkiye’nin resmi politikası ve hedefi de budur.


Benzer tüm belgelerde olduğu gibi, Orta Vadeli Program 2008-2010’da şöyle denilmektedir: Sosyal diyalog kültürü yaygınlaştırılarak sosyal diyalog mekanizmaları güçlendirilecektir.” Fakat, belediye başkanlarının sendikaları bir sosyal partner saymama eğilimleri, sosyal diyalog hususunda önemli bir engelleyici olmaktadır.


Orta vadede, ülkemiz ile Avrupa Birliği arasında yürütülmekte olan katılım müzakerelerine paralel olarak, etkin ve verimli bir sosyal diyalog önündeki mevcut önyargıların kırılarak yerini sıkı bir işbirliğine bırakmasını umut ediyoruz ve istiyoruz.

Add document to your blog or website

Similar:

HİZMET İŞ Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası All Municipal and Public Services Workers’ Trade Union YEREL YÖNETİMLER, İSTİHDAM VE SENDİKAL FAALİYETLER iconTÜRKİYE YEREL YÖNETİM HİZMETLERİ KOLU KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKASI (TÜRK YEREL HİZMET-SEN) ANA TÜZÜĞÜ

HİZMET İŞ Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası All Municipal and Public Services Workers’ Trade Union YEREL YÖNETİMLER, İSTİHDAM VE SENDİKAL FAALİYETLER iconYEREL YÖNETİM HİZMET KOLU KAMU İŞGÖRENLERİ SENDİKASI TÜZÜĞÜ

HİZMET İŞ Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası All Municipal and Public Services Workers’ Trade Union YEREL YÖNETİMLER, İSTİHDAM VE SENDİKAL FAALİYETLER iconTÜRKİYE’DE NEOLİBERAL YEREL YÖNETİMLER REFORMU KAPSAMINDA YENİ BELEDİYE YASASININ MALİ HÜKÜMLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

HİZMET İŞ Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası All Municipal and Public Services Workers’ Trade Union YEREL YÖNETİMLER, İSTİHDAM VE SENDİKAL FAALİYETLER iconIs a branch of private law regulating the employment relationship (hizmet ilişkisi) between employers, workers and state

HİZMET İŞ Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası All Municipal and Public Services Workers’ Trade Union YEREL YÖNETİMLER, İSTİHDAM VE SENDİKAL FAALİYETLER icon30. 06. 2008 AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı Hüseyin TANRIVERDİ’NİN İl Özel İdareler ve Belediyelere genel bütçeden pay verilmesi hakkında kanun teklifi üzerine genel kurulda yaptığı konuşma

HİZMET İŞ Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası All Municipal and Public Services Workers’ Trade Union YEREL YÖNETİMLER, İSTİHDAM VE SENDİKAL FAALİYETLER iconBELEDİYE HİZMETLERİNDE KULLANILMAK ÜZERE VASIFLI-VASIFSIZ PERSONEL HİZMET ALIMI hizmet alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale

HİZMET İŞ Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası All Municipal and Public Services Workers’ Trade Union YEREL YÖNETİMLER, İSTİHDAM VE SENDİKAL FAALİYETLER iconNATIONAL UNION OF NAMIBIAN WORKERS APPLICANT

HİZMET İŞ Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası All Municipal and Public Services Workers’ Trade Union YEREL YÖNETİMLER, İSTİHDAM VE SENDİKAL FAALİYETLER iconTÜRKİYE BASIN, YAYIN, GRAFİK VE AMBALAJ SANAYİİ İŞÇİLERİ SENDİKASI (BASIN-İŞ), 18. OLAĞAN GENEL KURULU

HİZMET İŞ Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası All Municipal and Public Services Workers’ Trade Union YEREL YÖNETİMLER, İSTİHDAM VE SENDİKAL FAALİYETLER iconBÖLGE MÜDÜRLÜĞÜMÜZ HİZMET BİNASI ZİYARET BELDESİ VEYSEL KARANİ KÜLLİYESİ VE ZİYARET MİSAFİRHANESİ GENEL TEMİZLİK HİZMET ALIMI İŞİ

HİZMET İŞ Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası All Municipal and Public Services Workers’ Trade Union YEREL YÖNETİMLER, İSTİHDAM VE SENDİKAL FAALİYETLER iconKÜLTÜR VE SANAT HİZMET KOLU KAMU İŞGÖRENLERİ SENDİKASI TÜZÜĞÜ

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page