GÖLPAZARI İLÇESİ’NİN GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLERİ




Indir 215.5 Kb.
TitleGÖLPAZARI İLÇESİ’NİN GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLERİ
Page1/3
Date conversion07.07.2013
Size215.5 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://mebk12.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/11/03/965965/dosyalar/2012_12/06023335_ilemizincorafze
  1   2   3
GÖLPAZARI İLÇESİ’NİN COĞRAFİ KONUMU





Gölpazarı İlçesi Özel Konum Olarak;

Ülkemizin Marmara Bölgesi ile Karadeniz Bölgesi sınırları arasında; Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara ve Karadeniz Bölgesi‘nin Batı Karadeniz Bölümü’nün kesişme sahasını oluşturmaktadır. Coğrafi sınırları Batı Karadeniz Bölümü’nün içerisinde kalmaktadır. İlçe; tarım, hayvancılık, ticaret, sanayi faaliyetlerinin iç içe girdiği tipik bir kasaba özelliğinde olup idari yönetim bakımından Bilecik İline bağlıdır. Bilecik İlinin Kuzey Doğusunda yer alan Gölpazarı ilçesi il merkezine 43 km, kuş uçuşu olarak ta 35 km uzaklıktadır. Gölpazarı ilçesi izdüşüm alanı 592 Km² ve gerçek alanı 686 Km² (Gerçek alan ve iz düşüm alanı arasındaki fark arazi yapısının engebeli olduğunun kanıdır) yüz ölçüme sahip olup Bilecik-Sakarya D–650 nolu devlet karayolunun 28 km kadar doğusundadır. İlçenin Bilecik İli ile bağlantısı da bu karayolu ile sağlanmaktadır. Bilecik in Vezirhan Beldesi’nden doğu yönünde ayrılıp Gölpazarı İlçe merkezinden geçip Adapazarı’nın Taraklı İlçesine ulaşan D–160 nolu devlet karayolu Bilecik ilini Bolu iline bağlayan Önemli bir yol güzergâhıdır.

İlçenin Kuzey sınırını Adapazarı’nın Taraklı ve Geyve ilçeleri, Batısını Bilecik Vezirhan beldesi ve Osmaneli İlçesi, Güneyini Söğüt ve İnhisar İlçeleri, Doğusunu da Bolu’nun Göynük ve Bilecik’in Yenipazar İlçeleri sınırlandırır. Ülkemizin önemli Nehirlerinden biri olan Sakarya Nehri Vezirhan beldesi ile Gölpazarı İlçe sınırını oluşturur.

Matematiksel konum olarak;

40 derece16’ kuzey enlemi ile 30 derece 18’ doğu boylamı üzerinde yer almaktadır.

Gölpazarı İlçesi 2007 yılı verileri itibari ile yönetim sınırları dâhilinde 48 adet köy ve bu köylerden bir kaçına bağlı köy altı yerleşmesi konumumdaki mahalle özelliğini kazanmış 24 mahalle yerleşkesinden oluşmaktadır. Gölpazarı ilçesi 1926 yılında ilçe statüsü kazanmış olup bugün; Orta mahalle, İstiklal Mahallesi, İsmetpaşa Mahallesi, Reşadiye mahallesi ve Çay mahallesi olmak üzere 5 mahalle yerleşkesinden oluşmaktadır. Bu mahallelerden İsmetpaşa ve Orta mahalle yerleşkeleri Gölpazarı ilçesinin İlk yerleşme çekirdeklerini meydana getirmektedirler.


GÖLPAZARI İLÇESİ’NİN GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLERİ

1-Jeolojik ve Jeomorfolojik Özellikleri:

Bilecik ilinin Kuzey Doğusunda yer alan Gölpazarı ilçesinin coğrafi sınırları, bütünüyle Batı Karadeniz Bölümü sınırları içerisinde dir. Yüzölçümü olarak 686 Km² lik bir alana sahip olup engebeli bir arazi özelliği gösteren ilçenin büyük bir kısmı 500–1000 m yüksekliğindeki aşınım yükseltilerinden oluşur.

Genel olarak Kuzeyde Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz Bölümünde bulunan Köroğlu Dağları ile Ege ve İç Anadolu Bölgelerine yerleşmiş bulunan Sündiken Dağlarının uzantıları Gölpazarı ilçesinin yüzey şekillerine hâkim olmuştur. Yüzey şekillerinin uzanış yönü genellikle doğu-batı ve kuzeydoğu-güneybatı yönündedir. Kuzeyden güneye doğru yüksek ve çukur sahalar şeklinde yüzey şekilleri sıralanır. Gölpazarı ilçesinin yüzey şekillerini üç bölümde incelemek mümkündür.

a) Kuzeydeki platoluk ve tepelik alanlar,

b) Ortada Gölpazarı ve Karaağaç Ovası diye anılan düzlük alanlar

c) Güneydeki platoluk ve engebeli topraklar

İlçe alanı, kuzeyden güneye doğru uzanarak Yenipazar peneplenine ve oranın da güneyinden İç Anadolu ya açılır. Saha Üçüncü zamanın sonları ile dördüncü zamanın başlarında oluşmuştur. Kuzey tarafta Sakarya nehrinin Samanlı dağlarını yararak oluşturduğu Geyve boğazının doğusundan ve Göynük çayı vadisinin güneyinden Aktaş ve Alıç platoları başlar. Bu platoların güneyinde(aşınım tepeleri arasında) Gölpazarı ve Karaağaç Ovaları bulunmaktadır. Gölpazarı ovası, kalker ve mermer yapıdaki kayaçlardan meydana gelen senklinal sahası ile (derbent vadisi) Karaağaç ovasına bağlanır. Bu ovaların güneyinde Göldağı aşınım sahası, Sürümçayı(Erbis) vadisi, güneydoğu ve doğu sahasında ise Dokuz platosu, bu platonun kuzeyinde ise Uludere ve Kızılçay vadileri yer alır. Taraklı -Gölpazarı D- 160 karayolu bu vadileri takip eder.





Tüm bu yüzey yapılanmasının ortasında kalan ve üzerinde kurulu bulunan en büyük yerleşim birimi olan Gölpazarı kasabası adını eski göl niteliğindeki ovadan almıştır. Gölpazarı Ovası; Kuzey Doğu – Güney Batı yönünde uzanış gösterip, ortalama 11–12 km uzunluk ve 5-6 km genişliğinde, yaklaşık olarak 33 km² (3292 hektar) yüz ölçüme sahip alüvyal yapıdaki graben ovasıdır. Kuvarterner (4.Zaman)yaşta olan ova, çevredeki aşınım tepelerinden koparılarak akarsular ve yağmur sularıyla gelen alüvyal birikintilerle kaplanmıştır. Ortalama yükseltisi 500-550m arasında olup ovanın genel eğimi kuzey doğudan güneybatıya doğrudur. Ovanın batı kısmında Gölovası bölümü denilen yerde genel eğim oldukça azalır. Gölovası denilen saha önceleri yaklaşık 1 km² büyüklüğünde göl durumunda iken 1940 lı yıllardan itibaren suyu iyice azalarak bataklığa dönüşmüştür. Bataklık sahasın da Anafol denen sivrisineklerin yaygınlığından dolayı zehirli salgın hastalıklara(sıtma) yol açması nedeni ile açılan drenaj kanalları vasıtasıyla bu saha kurutulmuştur. 1942–1943 yıllarında Kurşunlu köyünde Muhtarlık yapan Hafız İdis EROL’un un girişimleri ile bu sıtma hastalığına devletin ilgisi çekilmiş ve devlet durumu araştırmak amacıyla köye müfettiş görevlendirmiştir. Bu müfettişin hazırladığı rapor doğrultusunda köyde sıtma ile mücadele başlamış. İlk önce gölün kenarındaki sazlıklar mazot dökülerek yakılmış. Gölün tamamen kurutulmasına karar verilmiş, bunun için de göl sularının tahliyesi amacıyla drenaj kanalları açılmış. Bundan dolayıdır ki açılan o ilk kanala önderlik etmesi nedeni ile Müfettiş kanalı adı verilmiş. Göl ovası yıllarca bataklık olarak kaldıktan sonra 1947’ li yıllarda ilk önce şimdi “çavuşun yerleri” diye bilinen mevkiye insan gücüyle “müfettiş kanalı” açılmıştır. Bu kanal şimdiki Çavuşun yerlerinin başındaki köprünün yakınlarından (Şut diye de bilinir)taş burnundaki çaya kadar açılarak bu arazideki suların bir kısmı kurutulmuştur.(taş burnu Yenipazar –Gölpazarı kara yolunun geçtiği saha) .Bu kanal şimdiki D.S.İ ‘nin açtığı kanalın yerinde kalmıştır. İnsan gücüyle açıldığı için ve yeterince derin olmadığı için istenilen sonuç alınamamıştır. Daha sonra 1962–1963 yıllarında D.S.İ’nin açtığı şimdiki kurutma kanalı yapılmış ve bataklığın suları çekilmeye başlamıştır. Suların çekilmesi sonucunda da şimdiki Kurşunlu Köyü ovası denilen ova ortaya çıkmıştır. Temeli killi göl tabanı konumunda olduğu için tarımsal potansiyeli yüksek değildir. Eski haritalarda bu kısım halen daha bataklık olarak gösterilmektedir D.S.İ’nin açtığı kanalların bulunduğu sahadaki tarlalar devlet tarafından istimlak edilmiş, halk aldığı bu istimlak parasını Türkiye Elektrik Kurumuna depozito olarak yatırıp Gölpazarı ilçesine elektriğin gelmesine yardımcı olmuştur.

Gölün sularının çekilip, oluşan bataklığında kurutulması sonrasında çevrede yüksek platoluk sahalarda bulunan yerleşme alanları yavaş yavaş göl sularının terk ettiği ova tabanının yamaç kısımlarına inmeye başlamışlar. Ovanın kenarında bulunan beş evler köyü bunlara en güzel örnektir. Şu anda Beşevler’in bulunduğu yerde 1955 yılına kadar yerleşim yeri yoktu. İlk olarak yukarıdaki “Aktaş”köyünden 5 hane olarak buraya inmiş ve yerleşmişlerdir. Bunların ardından yukarıdaki “Aktaş”köyünün tamamı buraya inmiştir. Bu yüzden önceki adı “Aktaş”olan bu köyün adı Beşevler olarak değişmiştir

Ova ve çevresinde görülen şiddetli yağmurlar sonucunda Gölovası sahasında kısmen de olsa yer yer bataklıklar ortaya çıkmaktadır. Ova tabanının çevredeki yükselti sahaları ile kesiştiği kısımlarda, çevredeki yüksek tepelerden inen akarsuların biriktirdiği alüvyal malzemelerden meydana gelen birikinti konisi ve bu konilerin birleşmesi ile oluşan birikinti yelpazeleri mevcuttur. Örneğin Arapderesi denilen sahada böyle bir birikim bulunmaktadır. Ayrıca ovanın doğu yönündeki köylerden Çımışkı köyünün kuzey sahasında 1km uzunluk 500m genişlik ve yaklaşık 25 m kalınlıkta başka bir birikinti konisi mevcuttur. D.S.İ’nin 1974 yılında Gölpazarı ovasında yapmış olduğu araştırma( Hidrojeolojik Etüt) sonuçlarına göre; çevredeki yüksek kısımların eteklerinde bu alüvyal birikimlerin kalınlığı azken ovanın orta kısmında yer yer 300 metreyi bulmaktadır. Taşınmış verimli toprak anlamındaki alüvyal birikintiler Kuzey –Güney yönünde 4 km genişliğe, kuzeydoğu –güneybatı yönünde de 11 km uzunluğa sahiptir. Ovanın batı kısmında kalan saha yüzeyden derindeki taban kayacına kadar tamamen kil yapıdaki toprak ve kayaçlardan oluşmaktadır. Su geçirgenlik derecesi oldukça düşük olan kil yapısından dolayı ovanın batı kısmında yeraltı suyu bulunmaz. Ovanın kumlu, killi, çakıllı tabakalardan oluşan doğu kısmında yeraltı suyu oldukça fazla iken, batı kısımda yeraltı suyunun bulunmaması ovada araziden faydalanma tarzı üzerinde de etkili olmuştur. Ovanın doğu ve kuzeydoğu sahasında yoğunlukla sebze ve meyve tarımı yapılırken, batı kısmında daha çok tahıl ve ayçiçeği tarımı yapılmaktadır.

Gölpazarı ovası kuzeyinde ve güneyindeki yükseltiler 3.ve 4. jeolojik zamanda Anadolu karasındaki dağ oluşumu (orojenez) Jeolojik faaliyetlerine bağlı olarak meydana gelmiştir.Dağ oluşumu faaliyetleri sonucunda Gölpazarı ovasının bulunduğu saha çökerek senklinal alan halini alırken,kuzey ve güneydeki sahalar yükselerek antiklinal dağlık alanları meydana getirmiştir..Yükselen tepelik sahalar yüzeysel sellenmeler ve araziye yerleşen akarsular tarafından yarılarak derin vadileri ve platoluk sahaları meydana getirmişlerdir. Yükselen ve Çöken Sahalar arasında gerilmeler sonucu fay kırıkları ortaya çıkmıştır. Bu fay kırıkları Marmara Bölgesinin bütününde olduğu gibi Gölpazarı ilçesinde de deprem riskini arttırıp ilçe ve çevresinin 1. derecede riskli sahalar arasına girmesine neden olmuştur. Kuzey Anadolu fay hattının güney sahasında yer alan İlçenin arazi yapısında kalkerin başkalaşması sonucu oluşan mermer kaynaklarının fazlalığından dolayı meydana gelen depremlerin neden olduğu hasar daha az olurken, alüvyal malzemelerin yapısını meydana getirdiği Gölpazarı ve Karaağaç ovalarında hasar riski daha fazladır. Çünkü bu alanlarda yeraltı suyunun seviyesinin de yüksekte bulunması ve arazinin dolgulardan oluşması nedeni ile deprem şiddetini arttırıcı etki ortaya çıkmaktadır. Deprem hasar riski ova yüzeyinde daha fazla iken etraftaki tepelik alanlarda daha azdır.

Gölpazarı ovası kuzeyinde ve güneyindeki yükseltilerin Orojenez faaliyetlerine bağlı olarak sıkıştırması sonucunda önceleri bir senklinal (yüksek sahalar arasındaki çukur saha) konumundayken, daha sonra kuzey ve güneyinden kırılarak çökmüş ve doğu-batı yönlü iki fay arasında kalan graben(çöküntü) sahasını oluşturmuştur. Ova kenarlarındaki faylar genelde batı- doğu, kuzeydoğu-güneybatı yönlüdür.Gölpazarı kasabası doğu –batı yönlü yaklaşık 10 km uzunluğundaki fay sahasının üzerinde yer almaktadır. Etrafındaki sahaların yükselmesi sonucu çöken Gölpazarı ovası 3. Jeolojik zamanda (Senozoik Zaman) 65 milyon yıl öncesinde göl tabanı özelliğini kazanmıştır. 200 milyon yıl önce 2. Jeolojik zamanda (Mezozoik Zaman) Ülkemizin deniz altında tortulanıp birikmesi ve 3. jeolojik zamanda yükselip kara halini alması sonrasında batı Karadeniz Dağlarının güney uzantısını oluşturan ilçenin yer şekilleri de oluşmaya başlamıştır.

Üçüncü Zamanda dünyada ve ülkemizde Linyit yataklarının oluştuğu bilinmektedir. 3.Jeolojik zamandaki tortullaşma( Akarsu Biriktirmesi) ile oluşan linyit yatakları Gölpazarı çevresindeki Kükürt ve Küre köyü Zuhurunda birikmelerine neden olmuştur. .. 3. jeolojik zaman arazilerinde hem linyit yatakları ve hem de asfalt ve kaplama malzemesi olarak kullanılan bitümlü şist yatakları zengindir. MTA verilerine göre büyük bölümü 3. jeolojik zamanda oluşan Gölpazarı ilçe arazisinin bir diğer özelliği linyit ve bitümlü şist yatakları bakımından da zengin bir alana sahip olmasıdır . Gölpazarı ve Küre havzaları ,Kuyu pınar, Kükürt ve Göynük suyu havzaları bitümlü şist yatakları bakımından oldukça zengin alanları meydana getirmektedir.

Kil in değişmesiyle oluşan Kaolin (seramik ürünlerinin ana maddesidir) yatakları ilçe arazilerinin temelinde bol miktarda bulunmaktadır.Ekonomik değere sahip olan kaolinin işlenmesi amacıyla Bilecik ili ve ilçelerinde seramik fabrikaların kurulması sağlanmıştır..

Jeolojik yapının oluşum özelliği itibari ile Gölpazarı ve çevre arazisi:enerji hammaddesi üretimi,doğal taş üretimi bakımından oldukça zengindir. Bunların içinde kalkerin değişimi( başkalaşması) ile oluşan mermer yatakları cevre arazilerde oldukça çoktur Gölpazarı-Şahinler Köyü civarında bej renkli, mikritik kalsitten oluşan mermerler en önemli yatakları oluşturur (Rezerv:400 000 000 m3 ) Bilimsel anlamda mermer: Kireçtaşı, dolomitik kireçtaşı gibi kayaçların, ısı ve basınç altında metamorfizmaya uğraması sonucunda yeniden kritalleşmesi ile oluşan metamorfik bir kayaçtır. Ana mineralojik bileşen kalsitdir. Bununla birlikte jeolojik yapı doğal su kaynaklarının ve tarımsal verimliliğin gelişmesine de yardımcı olmuştur

Gölpazarı, Yenipazar ve Taraklı ilçelerinin jeolojik yapılarını gösteren haritalar incelendiğinde yapısal oluşumların günümüzden yaklaşık 500 milyon yıl önceki paleozoik zamana kadar ulaştığını görebiliriz.Günümüze yakın zamana kadar da devam eden yer kabuğu oluşumlarında, günümüzden yaklaşık 5 milyon yıl (pliyosen) öncesinin oluşumları da mevcuttur.Gölpazarı ovası kuzey sahası paleosen (65milyon yıl önce)oluşmaya başlamışken,güney taraftaki Belen,Selim,Aşağı ve Yukarı Boğaz köyleri çevresinde Devon(400milyon yıl öncesinde )zamanında oluşmuş sahaları görebiliriz. Susuz Köyleri güney sahasında pliyosen zamanlı Volkanik kökenli arazilerin varlığı deniz altı volkanizmasının olduğunun kanıtıdır. Yine ovanın güney sahasında bulunan Bedi,Kasımlar,Çengeller,Şahinler köyleri çevresinin paleozoik te(günümüzden 500milyon yıl önce)oluşmaya başladığını göstermektedir.Her ne kadar Gölpazarı ve çevresindeki sahaların günümüzden çok öncesinde oluşmaya başladığı bilinse bile Kuvarterner zamanındaki göl oluşumu ve alüvyal dolgu ilçe sahasının jeolojik olarak tam oturmadığını ,bununda büyük bir deprem durumunda ilçe yerleşik sahasının önemli tehlikeyle karşı karşıya olacağını göstermektedir..


 Ova etrafındaki tepeler ve dağlık alanlar 2.Jeolojik dönemin Jura bölümü ile 3. Jeolojik dönemdeki (Tersiyer) Alporojenezi esnasında oluşmuş, Alp dağlarının uzantısı olan genç kıvrım dağlarıdır. Bunu arazinin yapısında bulunan Jura devri sert kalkerlerinden ,bunların aşınması sonucu meydana gelmiş yüzeydeki lapyalar dan, yeraltı mağaraları ve bunların içinden çıkan fosillerden (Natica, Cosmoceras) ve belirli arazi yapısını oluşturan başkalaşmış kaya tiplerinden (mermerler) çıkarabiliriz.

 

                  İlçenin en yüksek yeri Gölpazarı Ovasının güneybatısındaki Göldağı’nın Kurşunlu Tepesidir (1284m). Bu dağların batıya doğru uzantısında Meryem Dağı, Kuyulu Dağı, Paşa Dağı bulunur. Gölpazarı ovasının güneyinde ise Şahinler, Hasandağı, Türkmen sırtları bulunur. Ovanın güney doğusundan başlayan Dokuz Sırtları Göynük ilçesine kadar uzanır. Kuzeyde ise Sakarya nehrinden itibaren Kocadağ sırtları  uzanmaktadır.

Ova tabanlarındaki su seviyesinin yüksek olması İlçede tarımsal faaliyetleride etkilemiştir. Yer altı suyunun drenaj kanalları ile temizlenmesi sonucu ova yüzeylerinde sebze ve meyve tarımının gelişmesine yol açan topraklar oluşturmuştur.Yumuşak kumlu toprakları seven Şeker pancarı,soğan,kavun ve karpuz üretimi toprak yapısına bağlı olarak gelişme göstermiştir. Taban suyunun çok yüksek olmadığı toprakları seven Vişne, Kiraz, Şeftali türü meyve üretimleri ilçe halkının en önemli tarımsal faaliyetleri arasına girmiştir.

Batı Karadeniz Bölümünün batı ucunda yer alan Gölpazarı ovasının güney yönünden ve hemen hemen ovanın orta kısmından Sakarya nehrine doğru akan Erbis(İlmece) çayı yer alır. Bu çay Gölpazarı ovasını kateden akçayla birleşip Sakarya nehrine ulaşır.Daha önceleri kapalı bir saha olan Gölpazarı ovası Akçay’ın ova güneyindeki boğazı aşması sonucunda sularını dışarı boşaltan bir alan durumuna gelmiştir.

Göynük çayı vadisinin güneyinde ,Sakarya nehrinin açtığı Paşalar Boğazı’ndan başlayarak doğuya,Gölpazarı ovasının kuzeyine doğru yükseltisi kademeli olarak artan Aktaş Plato sahası batıda ortalama 500-600 m yüksekliğe sahip olup,Küçük Susuz köyü yakınlarında 700m ler de yer alır.Bolatlı köyü çevresinde ise 800-850m yüksekliğe ulaşan sahalar mevcuttur.Aktaş platosunun kuzeyinde Hamidiye ve Bolatlı köyleri çevresinde çimento hammaddeleri diye de anılan ;marn ,kalker ve gre türü kimyasal ve fiziksel özellikteki kayaçlar mevcuttur.

Aktaş platosu doğuya doğru yükseltisini arttırıp 1050-1100 m yükseklikteki Alıç platosuna kavuşur.Bu iki platoda gerek göynük çayına,gerekse Gölpazarı ovasına doğru akış gösteren birtakım küçük dereler tarafından parçalanmışlardır.

Gölpazarı Ovasının güneyinde yer alan Göldağı’nı Akçay vadisi doğudaki plato sahasından ayırmaktadır. Ortalama 1000-1100 m yüksekliğindeki bu sahaya kendiside Gölpazarlı olan A.Ü D.T.C.F Coğrafya Bölümü Öğretim görevlilerinden E.Murat ÖZGÜR Bilecik coğrafyası adlı doktora çalışmasında üzerinde Dokuz köyünün bulunması nedeniyle “Dokuz platosu” adını vermiştir. Platoyu yaran akarsuların güneydeki sürüm çayı vadisine ve kuzeydeki Gölpazarı ovasına indikleri yerlerde taşıdıkları verimli toprakları biriktirmeleri sonucu oluşan alüvyal birikinti sahalarında Dumanlar, Küçükbelen, Gökçekaya, Armutçuk, Belenören, Baltalı köyleri gibi yerleşim sahaları ortaya çıkmıştır. Dokuz platosunun güneyinde yer alan Sürüm deresi ;orta kısmında İlmece,aşağı kısmında Erbis çayı adını alır. Erbis çayı Demirhanlar köyü güneyinde Sakarya nehrine kavuşur. Tarihi dönemlerde çevresinde tarım sahalarının fazlalığından dolayı un değirmenlerinin bulunduğu bu çayın suları bugün eski gücünde değildir Erbis çayı Sakarya nehrine yaklaştığı sahada yaklaşık 400 m yüksekliğinde kalkerli kayaçlardan oluşan yapıyı yararak Sakarya nehrine kavuşmuş ve Sakarya nehri ile birlikte bu kalkerli yapıya gömülmüştür Elbis Çayının Sakarya nehrine kavuştuğu bu kavşak noktasında derince bir boğaz açarak Gemici kanyonu denilen vadiyi oluşturmuştur Gölpazarı Ovasının batısında,Meryem Dağı’nın ve Göldağı nın birleşmesi sonucu oluşan yükselti sahasının kuzeyi ile Aktaş platosunun güneyi arasında Derbent(dikenli boğaz) vadisi uzanmaktadır.
  1   2   3

Add document to your blog or website

Similar:

GÖLPAZARI İLÇESİ’NİN GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLERİ icon1961 yılında Gölpazarı’nın Büyükbelen Köyü’nde dünyaya geldi. İlkokulu Gölpazarı Büyükbelen Köyü’nde bitirmiştir. 1973 yılında Gölpazarı Lisesinde başladığı

GÖLPAZARI İLÇESİ’NİN GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLERİ iconA. GÜMÜLCİNE’NİN COĞRAFİ KONUMU VE GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLERİ

GÖLPAZARI İLÇESİ’NİN GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLERİ iconTÜRKİYE’NİN FİZİKİ ÖZELLİKLERİ

GÖLPAZARI İLÇESİ’NİN GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLERİ iconDERS NOTLARI ASYA KITASI'NIN FİZİKİ ÖZELLİKLERİ

GÖLPAZARI İLÇESİ’NİN GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLERİ iconOrtez Protez Merkezinin fiziki özellikleri ve donanımı

GÖLPAZARI İLÇESİ’NİN GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLERİ iconFİZİKİ ÖZELLİKLERİ : Türkiye'de yüzölçümü bakımından en küçük bölgedir

GÖLPAZARI İLÇESİ’NİN GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLERİ icon1 Ege Bölgesi’nin Yeri, Sınırları ve Fiziki (Jeomorfoloji, İklim, Hidrografya, Toprak, Bitki örtüsü)Coğrafya Özellikleri 2

GÖLPAZARI İLÇESİ’NİN GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLERİ icon1 Akdeniz Bölgesi’nin Yeri, Sınırları ve Fiziki (Jeomorfoloji, İklim, Hidrografya, Toprak, Bitki örtüsü) Coğrafya Özellikleri 2

GÖLPAZARI İLÇESİ’NİN GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLERİ iconGENEL FİZİKİ COĞRAFYA DERS NOTU

GÖLPAZARI İLÇESİ’NİN GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLERİ iconA- FİZİKİ DURUM Kurumun Bina, Bahçe ve Tesislerinin Genel Durumu

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page