LEARNING BY MEANS OF TOUR, OBSERVATİON, RESEARCH AND LISTENING IN TALİP APAYDIN'S JUVENILE FICTIONS




Indir 116.54 Kb.
TitleLEARNING BY MEANS OF TOUR, OBSERVATİON, RESEARCH AND LISTENING IN TALİP APAYDIN'S JUVENILE FICTIONS
Page2/2
Date conversion24.12.2012
Size116.54 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://efdergi.yyu.edu.tr/makaleler/cilt_IV/k_erol.doc
1   2

Araştırma – İnceleme Yöntemi


Talip Apaydın’ın çocuklar için yazdığı eserlerde öğretmenin kılavuzluk rolüne vurgu yapılmaktadır. Yazara göre öğretmen yalnızca öğretici değil, aynı zamanda eğiticidir; yönlendirici, yol göstericidir; önemi, öğrencilerini araştırma ve inceleme yapmalarına olanak tanıyan öğretim yaklaşımlarını ortaya koyabilmesine dayanmaktadır.

Öykü kitapları, yazarın okul yaşındaki çocukları gezip görmeye; gözlem yoluyla öğrenmeye; tabiatı ve eşyayı araştırmaya; bu yolla yeni bazı şeyleri keşfetmeye yöneltme çabasının bir ürünüdür. Çalgıcı Recep (1970), O Güzel İnsanlar (1978), Aloo Çocuklar (1979), Elif Kızın Elleri (1981) adlı eserler, taşıdıkları bütün öykülerle insan azmini, merakı, çalışkanlığı, araştırmayı, bulmayı, öğrenmeyi ve mutlu olmayı öne çıkaran bir tematik zemine oturtulmuştur. Gezi-gözlem, araştırma ve incelemenin bu öykülerdeki yeri birer konu gibi görünse bile ayrıntılarda ortaya çıkan gerçeğin tematik bir güç oluşturduğu görülmektedir.

Yazar, ilk okul yaşındaki çocukları düşünmeye alıştırmak; ilgilerini kendi sorunlarını ve yaşadıkları çevrenin genel özelliklerini anlamaya yöneltmek; onlara gerçek milliyetçilik ve yurtseverlik duygularını aşılamak amacını gütmektedir. Ülkenin zengin topraklarının üstünde ve altında var olan kaynakları tespit etmek ve bunlardan ülke insanlarını yararlandırmak için çocukları araştırmaya sevk eden yazar, buna ilgi duymayan yetişkin kuşağın görevini çalışkanlığına ve azmine güven duyduğu yeni neslin genç kuşağına yüklemektedir. Bu yeni neslin önünde öğreticilik ve rehberlik görevini üstlenmiş eğitimli ve bilinçli öğretmenler vardır. Onlara göre bozuk düzeni oluşturmada ve bu düzenin devamını sağlamada ileri yaştaki kuşağın payı büyüktür. Bu kuşağın söz konusu düzeni değiştirme ve yeniden yapılandırma gayreti içindeki genç kuşak karşısında dayanma gücü kalmamıştır. Çocuklara ve gençlere konuya ilişkin araştırmaların yaptırıldığı bir başka eser de Yolun Kıyısındaki Adam adlı öykü kitabıdır. “Tarih sürekli bir yenileşme zinciridir (ve) yenileşme, yeni düşüncelerle gerçekleşmektedir” (Apaydın, 1979, s.172). Oysa bu durum, kendi çıkarları doğrultusunda işleyen düzene hâkim kesimlerin işine gelmemektedir. Henüz hiçbir kötülüğe bulaşmamış gençlerin onlar gibi “ne elleri halkın cebindedir ne de sesleri sömürücülerin sesindendir” (Apaydın, 1979, s.175). Çünkü anlatıcıya göre, “gerçek milliyetçilik”, ülkenin genel coğrafyasını, sosyo- ekonomik ve kültürel yapısını iyi tanımayı; halkı yoksullaştıran, onun gelişmesini engelleyen bütün nedenleri bulup ortadan kaldırmayı gerektirmektedir.

Talip Apaydın’ın araştırmacı kişileri, okullarda okuyan dinamik, atak, çalışkan, zeki ve çevresini merak eden uyanık çocuklardır. Bunlar, yoksulluklarını umutlarıyla, çabalarıyla ve onurlarıyla örtmesini bilen mağrur tiplerdir. Bazılarının okuma imkânını bulamadığı halde hayatın güç şartlarına karşı direngen, mücadeleci ve inatçı tipler oldukları dikkatten kaçmaz.

“Kömürün Öyküsü”nde yurdumuzda kömürü ilk bulan Uzun Mehmet’in araştırma, inceleme merakı ve yeteneği anlatılmaktadır. Uzun Mehmet, kömürü ilk olarak İstanbul’da yaptığı askerlik görevi sırasında tanımıştır. İngiltere’den geldiğini öğrendiği bu enerji kaynağını çok ilginç bulur. Geminin makine dairesinde ocakçı olarak çalıştığı zamanlarda hep bunu düşünür. Öykünün kahramanı, kışlada yaşlı bir subayın, “Toprağında kömür bulunan ülkeler zengin oluyor. Günümüzde en büyük güç kaynağı kömürdür…” (Apaydın,1978, s.8) sözleriyle başlayan dersinden çok etkilenmiştir. Herkesin bulunduğu köyde kömür araması gerektiğini söyleyen subayın, “Bulana ödül verilecektir. Devlete büyük hizmet ettiği için adı tarihe geçecek. Kahraman gibi anılacak” (Apaydın,1978, s.8) sözleri de Uzun Mehmet’e ayrı bir güç kazandırır. Askerliği bittikten sonra memleketi olan Zonguldak’a giden Uzun Mehmet, kendi köyünün çevresinde kömür arama işine başlar. Uzun aramalardan sonra bulduğu kömürü hükümete teslim eder.

Bir başka araştırmacı gencin öyküsü “Burak Usta”da yer alır. Burak Usta, köyde sığır çobanlığını yapan gariban bir gençtir. En büyük merakı değişik türden ağaçlara aşı yapmaktır. Dur durak bilmeyen bilgi edinme çabası, yıllar sonra onu bu işte “usta” düzeyine yükseltir. Tarlaların meyve bahçesi haline geldiği köylerde farklı türden ağaçların dallarında ayrı ayrı meyve yetişmesini sağlayan Durak Usta “eski köye yeni düzen” getiren kişi olarak anılır. Yazar, geçmiş zamanda vuku bulan bir olayı masal türü ve anlatım tekniği içinde bir öykü oluşturmaktadır. Bunu yaparken öne çıkardığı tema, başarıdır. Apaydın, öyküde insanın kendisine bahşedilen aklı sayesinde bilinmeyeni ortaya çıkarabileceği tezinden hareket etmektedir. Nitekim Durak Usta, yıllar boyu yalnızca çobanlık yapan biri gibi görünse de, dağlarda, derelerde, kimsenin bilmediği kuytu yerlerde yüzlerce ağaç aşılayan ve hiç kimsenin haberdar olmadığı böyle bir buluştan dolayı çevre halkının takdirini kazanan örnek bir kişidir.


Örnek Gösterme Yöntemi

Talip Apaydın’ın çocuk öykülerinde her çocuk bir buluşun, bir icadın, bir şeyler keşfetmenin peşindedir. Onların zihinleri açık, ufukları geniş, gözlemleri güçlüdür. Yaşamı ve çevreyi iyi anlamaya çalışan bu çocuklar, öğrendiklerini de birbirleriyle paylaşırlar. Bunu yaparken yazarın belirlediği bazı öğretim programları içinde başarılı görünürler. Apaydın’ın öğrenci davranışında istenilen değişikliği oluşturmak amacıyla plânladığı öğretim programında örnek olay, deney, gezi gözlem, tartışma, problem çözme ve araştırma inceleme gibi pek çok yöntemi kullandığı dikkat çekmektedir. Öğrencilerin psikomotor becerilerini kazanmalarına ve yaparak yaşayarak öğrenmelerine imkan tanır. Bunun için bir işlemin uygulanması ve bir araç gerecin çalıştırılmasıyla ilgili açıklama ve uygulamaların bir arada ele alındığı ‘gösterip yaptırma yöntemi’ de devreye sokar. “Ev Yapanlar” adlı öyküde, ilkokulda okuyan anlatıcının çevresi üzerindeki gözlemleri anlatılır. Kahramanın en çok dikkatini çeken şey çalışan insanlardır. Hatta, yavrularının rahat büyümesi için etraftan yumuşak otları, tüyleri toplayıp yuva yapan kuşlardır. Bu manzara, okurda çalışmadan, bir şeyler yapmaya gayret etmeden bir yere varılamayacağı ve dolayısıyla mutlu olunamayacağı düşüncesini uyandırır. Yazar, bu yolla çocukları düşündürmeye, gelecekte uğraşacakları şeyler hakkında plânlar yapmaya yöneltme çabasındadır.

Aynı çaba, “Elif Kızın Elleri”nde birbirinden güzel desenlerle kilim dokunurken dikkat çekmektedir. Evinin geçimini bu işle sağlayan Elif, başarısıyla köyde örnek alınan geç bir kızdır. “Merak, öğrenmenin anasıdır” temi ekseninde “ne, nasıl, niçin” sorularına her alanda cevap aramaya çalışan çocukların ve dikkatleri tamamen yapıcılık sanatına çevriren öykü kahramanı Ahmet’in çalışkanlığı, bir başka olumlu örnek “Küçük Usta” adlı öyküde yer almaktadır. Yazarın başka bir öyküsü olan “Güneşli Kırlar”da araştırmacı köylü çocukları, doğanın yapısını, yer şekillerini ve hayvan türlerini öğrenmeye çalışırken de yine bu öğretim metodundan yararlandırılırlar.


Folklorik Unsurlardan Yararlanma Yöntemi

Toplumu oluşturan birey için yaşamsal bir önem arz eden eğitim sürecinde öğrenmeyi kolaylaştıran temel faktörlerden biri de oyundur. Nitekim bir eğitim bilimci konuya ilişkin şu tespitlerde bulunmaktadır: “Oyun çağındaki çocuk, oyun içinde yetiştirilmelidir. Bu ortamda oyun disiplini, amaç birliği, ekip ruhu içinde, sağlıklı bir kişilik geliştirme şansını ve kendini kanıtlama olanağını yakalamış olur. Yine bu ortamda korku ve tehdit değil, sevgi ve özendirme; yasak değil, kural koyma, ona bağlılık, kendini anlatma serbestisi ve rehberlik esastır” (Ataünal, 2000, s.10).

Toprağa Basınca’da köye yaz tatilini geçirmeye gelen kentli çocuklara, köy çocuklarının oynamaktan hoşlandıkları oyunlar da tanıtılır. Bunlar koyun ve keçilerin ön bacağından çıkan şekilli küçük bir kemikle karşı uzağında kurulu aynı kemikleri vurup düşürmeyle kazanılan, yani nişancılık hünerine dayanan “âşık oyunu”; yine üç beş kişinin dizilerek ellerindeki küçük yassı taşlarla uzağa diktikleri “ene” adı verilen yuvarlak taşa isabet ettirme hünerine dayanan “gagı oyunu”; kırlarda köy çocuklarının iki gruba ayrılarak köyün içine dağılıp birbirini kovalamak yoluyla karşı gruptan yakaladıklarını tutup kral tayin ettikleri birine teslim etmeleri esasına dayanan “esir alma oyunu” gibi çocukların vazgeçemediği eğlencelerden ibarettir.

Apaaydın’ın romanlarında olaydan çok gözlem yoluyla tespit edilen ve dikkat çekilen durumlar zinciri yer alır. Bu yüzden romanların serim, gerilim, dolantı, merak ve heyecan uyandıracak biçimde düzenlenmediği görülür. Romanda çocukları köy, köylü ve kırsal yaşam hakkında bilgilendirme amacına hizmet edilmiştir. Romanların üzerine temellendiği eylem/durum zincirinde merak edilen husus, sonuçtan çok kişilerin duygu ve düşüncelerinin ifadesi olan mesajdır. Apaydın’a göre, romanda olay veya gözlemin asıl işlevinin roman kişilerinin karakterlerini açığa çıkarmaktan çok, çocukların olaylara ve çevrelerine bakış açılarını saptamaktır. Yazarın, sosyal sorunların anlaşılmasına yönelik belirlemelere dikkatleri çevirmesi de bu yüzdendir.


SONUÇ

Apaydın’ın çocuk romanlarında gözlem sonuçlarına ilişkin bir değerlendirme yapılır; gözlem sırasında tutulan notlar elde edilen veriler, tanık olunan olaylar; fotoğraf, film, ses kayıtları gibi materyaller ayrıntılı olarak ele alınır. Bütün bunlar gezi gözlemin sonuçlarını ortaya koyan bir rapor niteliğindedir. Bu rapor, gezi sırasında ve sonrasında anlatıcı yazarın ağzından aktarılır. Yazar-anlatıcıya göre, “İnsan yalnız aklıyla öğrenmez. Duygularıyla da öğrenir. Özellikle sanat, aklın ve duyarlığın birleşmesidir” (Apaydın, 1998, s.58). Bu yüzden romanlarda çocuklara yaşamın hangi evrelerinde nelerle ilgili olup olunmayacağına dair yol gösterilir. Gençlik dönemlerinde sürekli birbirlerini düşünerek aşka giden bir yolda öğrenme güçlükleriyle karşılaşan Fadik ile Osman örnek gösterilerek romanda çocuklara öğütler verilir ve bu aşamada dikkatli olmaları önerilir. Çocukların öğrenme çağında geleceğe hazırlanırlarken yaşadıkları duygusal ilişkiler yüzünden ortaya çıkan problemlere dikkat çekilir. Gençlerin bilgi edinme ve yetişme aşamasında ciddi bir projeyi gerçekleştirmeye çalışırlarken istikballerini olumsuz etkileyecek sorumsuzluklardan ve zamansız ilişkilerden kaçınmalarına vurgu yapılır. Buna göre, gençlerin bilhassa karşıt cinse ilgi zevklerini zamanı gelinceye kadar ertelemeleri gerekir. Küçük yaşlarda hayallerini araştırma ve öğrenme üzerine geliştirmeyenler, gelecekte acı hakikatin ağır yükü altında ezilmekten kurtulamayacaklardır. Romanın kişi kadrosu hayal güçleri geniş, araştırmaya ve öğrenmeye hevesli, azimli kişiler olarak resmedilmektedir. Hayal, onlar için hakikâte ulaşmanın olmazsa olmazıdır.

Biz Varız’da içerik, daha çok bilim kurgu veya fantastik türüne uygun görünmektedir. Apaydın’ın amacı, her gerçeğin veya buluşun bir hayalden çıktığını göstermektir. Romanlarının genelinde yaşamın gerçekleri objektif bir bakış açısıyla ele alınırken, bu romanda ‘olan’ yerine ‘olması gereken’ dünya resmedilmeye çalışılır. Derin yapıda okunan; eşitlikçi, sosyalist ve mureffeh bir dünya tasavvurudur. Biz Varız, Talip Apaydın’ın ütopyası olarak değerlendirilebilir.

Değerlendirmede uzaylıların dünyası karşısında kendi dünyalarının bu kadar geri kalmışlığı ve insanlarının bu denli mutsuz oluşları çok farklı nedenlere bağlanmaktadır. Romanın ana karakterlerinden birine göre, bireysel çıkarcılığın kaynaklık ettiği sömürü düzeni bu nedenlerin başındadır. Kimse kimsenin daha iyi olmasını istemez. Herkes kendi çıkarı için başkalarını kullanır. Kollektif bir proje ve çalışma zihniyeti yoktur. Kişilerden biri, halkın tembelliğini öne sürerken; bir başkası kendi dünya insanlarının akıldan çok duygu ve bâtıl inanışlarla hareket ettiği görüşündedir. İnsanlar arasında binlerce yıl süregelen alışkanlıklar, aslında kurnazlık ve işin kolayına kaçma hastalığıdır. Halk, yöneticiler tarafından korkutulmuş, iyi yanları köreltilmiştir. Bu yüzden akıllarını kullanamaz hale gelen insanlar, yöneticiler tarafından aynı zamanda ikide bir anlamsız savaşlara sürülmüştür. Binlerce yıldır savaşlara harcanan paraların kalkınmaya harcanmış olması halinde, yoksulluğun ve ilkelliğin bu boyutlarda kalmasının imkânsızlığı öne sürülür. Oysa malı, mülkü, parayı arkalarına yığarak başkalarını sömürmekten, ezmekten zevk alan kimi aç gözlü dünyalılar çocuklarını da kendileri gibi alıştırmaktadırlar. Bu çocukların en sevdikleri eşya, oyuncak silahlardır. Öldürmek, daha çok küçük yaşlarda onların bilinçaltlarına yerleşir. Oysa uzaylılara göre, “insan dövüşmez, savaşmaz. Ancak bazı hayvanlar dövüşür. Onlar da silah kullanmaz (Apaydın,1998, s.87). Bu görüş, yazarın toplumda herkesin, bilhassa çocukların taşımasını arzuladığı zihniyetin kendisidir.

Romanda yönetim biçimi, insanların eşit şartlarda yaşayışları, devlet-halk ilişkisindeki yakınlık ve sosyal adaletiyle topyekûn bir gıpta nedeni olan uzay, idealize edilen gelişmiş dünyayı; yerküre ise, yoksul kentleri temsil etmektedir. Gençler, aydınlardan içinde büyüyüp biçimlendikleri bu köhnemiş köy görünümündeki yerleri unutmamalarını, devlet yöneticilerini temsil eden uzaylılardan da bu kötü manzarayı düzeltmelerini istemektedirler. Ayrıca, aydın ve sanatçıların eğitilmemiş insanlara nazaran daha duyarlı olmaları vurgulanır. Buna göre aydınların akıldan bağımsız bir duyarlılık yanlışına girmemelidirler. Bilgililer cahilleri, zenginler fakirleri, sıhhatlılar hastaları kendi durumlarına kavuşturmaları için çalışmalıdırlar. Kentliler de köylüleri kendi yaşam standartlarına ulaştırmayı hedeflemelidirler. Gençlerin hayal ettikleri ve özlemini duydukları dünya budur.

Çocuk kitapları, sözel geleneklerden beslenen şiir, öykü, roman, masal ve tiyatro gibi edebî türlerden oluşmaktadır. Çocukların ve gençlerin yaratıcı güçlerini harekete geçirmek, onları yaşam gerçeklerine hazırlamak için oluşturulan bu yazılı ve sözlü ürünler, asırlarla ifade edilebilecek tarihsel bir geçmişe dayanır. Bu yayınların dil ve anlatım biçimi açısından, seçilecek konu ve verilecek fikir bakımından çocukların veya gençlerin yaş seviyesine uygun olması önemlidir. Bu uygunluk, çocukların ruh ve beden gelişimlerine katkıda bulunmayı, onların hayal dünyalarının zenginleşmesini sağlamayı; eğitirken dozunda bir mizâh kullanarak eğlendirmeyi; okuduğunu kolaylıkla anlama, kavrama ve yorumlama yeteneğini kazandırmayı hedeflemektedir. Apaydın’ın adı geçen eserleri de çocuğun geniş bir hayal dünyasını keşfetmesine; aklın, bilimin ve teknolojinin sağladığı kolaylıklarla tanışmasına zemin hazırlamaktadır.

Sonuç olarak, “İnsan yalnız aklıyla öğrenmez, duygularıyla da öğrenir. Özellikle sanat, aklın ve duyarlığın birleşmesidir” diyen Talip Adaydın, çocuk romanlarında çocukları/gençleri kendi çevrelerinde araştırmaya ve öğrenmeye sevk ederken, onların gezi-gözlem, araştırma ve dinleme yöntemlerinde yararlanmalarını sağlamaktadır. Ayrıca romanlarda çocuklara yaşamın hangi evrelerinde nelerle ilgili olup olunmayacağına dair yol göstermektedir.


KAYNAKLAR

Aktaş, Ş., Gündüz, O. (2005). Yazılı ve Sözlü Anlatım, Akçağ Yay., 7. Baskı., Ankara.

Akyüz, H. (1991). Eğitim Sosyolojisinin Temel Kavram ve Alanları Üzerine Bir Araştırma, MEB Yay., İstanbul.

Apaydın, T. (1966). Toprağa Basınca, 1. Baskı, Arkın Yay., İstanbul.

Apaydın, T. (1982). Dağdaki Kaynak, 2. Baskı, Can Yay., İstanbul.

Apaydın, T. (1985). Merdiven, 1. Baskı, Öğretmen Yay., Ankara .

Apaydın, T. (1998). Biz Varız, 2. Baskı, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara .

Apaydın, T. (1978). O Güzel İnsanlar, 2. Bsk., Cem Yay., İstanbul.

Apaydın, T. (1979a). Aloo Çocuklar, 2. Bsk., Abece Yay., İstanbul .

Apaydın, T. (1981). Elif Kızın Elleri, 2. Bsk.,Cem Yay., İstanbul .

Apaydın, T. (1979b). Yolun Kıyısındaki Adam, 1. Bsk., Cem Yay., İstanbul.

Apaydın, T. (1980). “Halk Edebiyatından Yararlanmak”, Yaba, 11-12 (Haziran-Temmuz).

Apaydın, T. (1995). Bilgiden Bilince Eğitim, Eğit-Der Yay., 1. bsk., Ankara .

Apaydın, T., Akçam, D. (1971, a). Devrim İçin Eğitim, Töykoy Y., Ankara..

Apaydın, T., Akçam, D. (1968, b). Geri Kalmış Ülkelerde, Özellikle Türkiye’de Eğitim Sorunları ve Devrim İhtiyaçları,Yeni Gün Matbaası, Ankara..

Ataünal, A. (2000). Öğretmenlik Mesleğine Giriş veya Nasıl Bir İnsan, 20 Mayıs Eğitim Kültür ve Sosyal Dayanışma Vakfı Yay., Ankara.

Baymur, F., Demiray, K. (1961). Çocuk Edebiyatı Antolojisi, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul,

Büyükkaragöz, S., Çivi, C. (1997). Genel Öğretim Metotları, Öz Eğitim Yay., 7. Bsk., İstanbul .

Ciravoğlu, Ö. (1998). Çocuk Edebiyatı, Esin Yay., 2. Bsk., İstanbul.

Çilenti, K. (1988). Eğitim Teknolojisi ve Öğretim, Gül Yay., Ankara.

Çocuk Edebiyatı Yıllığı; (1987). Gökyüzü Yay., İstanbul.

Karaalioğlu, S. K. (1980). Türk Edebiyatı Tarihi I, İnkılap ve Aka Kitapevi, 2. Bsk., İstanbul.

Oğuzkan, A. F. (2001). Çocuk Edebiyatı, Anı Yay., 7. Bsk., Ankara..

Şirin, M.R., Doksan Dokuz Soruda Çocuk Edebiyatı, (1995). Bengisu Yay., İstanbul.

Tekin, H. (1993). Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme, Yargı Yayınları, 7. Bsk., Ankara..

Tezcan, M. (1992). Eğitim Sosyolojisi, Zirve Yay, Ankara .

Tuncer, H.,Yardımcı, M.. (2000). Anadolu Öğretmen Liseleri İçin Çocuk Edebiyatı, Milli Eğitim Bakanlığı Yay., Ankara.

Varış, F. (1978). Eğitim Bilimine Giriş, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi.

1   2

Similar:

LEARNING BY MEANS OF TOUR, OBSERVATİON, RESEARCH AND LISTENING IN TALİP APAYDIN\Plato Revisited: Learning Through Listening in the Digital World

LEARNING BY MEANS OF TOUR, OBSERVATİON, RESEARCH AND LISTENING IN TALİP APAYDIN\Listening *Listening to recorded texts to put the lines into their correct order

LEARNING BY MEANS OF TOUR, OBSERVATİON, RESEARCH AND LISTENING IN TALİP APAYDIN\İngilizcede; ”touring" deyimi ile "tour" deyimleri bu sözcükten çıkmıştır. "Tour" (tur); dairesel bir hareket bazı, site ve yörelerin ziyaret iş ve eğlence

LEARNING BY MEANS OF TOUR, OBSERVATİON, RESEARCH AND LISTENING IN TALİP APAYDIN\A Research on Investigating the Trait Anxiety and Depression Levels of the Students with Learning Disabilities

LEARNING BY MEANS OF TOUR, OBSERVATİON, RESEARCH AND LISTENING IN TALİP APAYDIN\THE VIEWS OF TRAINEE TEACHERS WHO WENT ABROAD THROUGH EUROPEAN COMMUNITY PROJECTS
«shall contribute to the development of quality education» by means of a range of actions to be carried out in close cooperation...

LEARNING BY MEANS OF TOUR, OBSERVATİON, RESEARCH AND LISTENING IN TALİP APAYDIN\SQUATTER'S SHACK AND JUVENİLE DELİNQUENCY

LEARNING BY MEANS OF TOUR, OBSERVATİON, RESEARCH AND LISTENING IN TALİP APAYDIN\Prof. Dr. Christian W. TROLL Tercüme: Yrd. Doç. Dr. Talip ÖZDEŞ

LEARNING BY MEANS OF TOUR, OBSERVATİON, RESEARCH AND LISTENING IN TALİP APAYDIN\Ahmet APAYDIN(Beden Eğitimi Öğretmeni-Futbol Antrenörü)

LEARNING BY MEANS OF TOUR, OBSERVATİON, RESEARCH AND LISTENING IN TALİP APAYDIN\18 Temmuz 2009 – Orhan Apaydın Konferans Salonu – İstanbul

LEARNING BY MEANS OF TOUR, OBSERVATİON, RESEARCH AND LISTENING IN TALİP APAYDIN\Investigation of teacher candidates' learning approaches, learning styles and critical thinking dispositions1

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page