Sportif Aktivite ve Beden Eğitimi Faaliyetlerinin, Adolesan Dönemi Bireylerin, Fiziksel, Duygusal ve Zihinsel Gelişimlerine Etkileri




Indir 0.86 Mb.
TitleSportif Aktivite ve Beden Eğitimi Faaliyetlerinin, Adolesan Dönemi Bireylerin, Fiziksel, Duygusal ve Zihinsel Gelişimlerine Etkileri
Page13/19
Date conversion06.12.2012
Size0.86 Mb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://staff.neu.edu.tr/~turgay.osak/pstez.doc
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   19

2.17.4.Motor Gelişim Safhaları,

Motor gelişim, kendini özellikle hareket davranışındaki değişikliklerle belli eder. İlk öğretim ve öncesi yaşlardaki çocuklar, özellikle yeterli şekilde hareket etmezler, öğrenmeye çalışırlar. Biyolojik ve çevresel faktörlerin sebep olduğu hareket davranışlarındaki gelişimsel farklılıkları gözlemleyerek görebiliriz. Öyleyse motor gelişimin gözlemlenmesindeki ana amaç; hareket kabiliyetlerinin giderek gelişmesidir. Çocuğun gözlenebilir hareket davranışları kullanılarak Gallahue’ye göre (1993) bir pencere oluşturulmuştur. (Mentugay,S.2006).


2.18.Teorik Gelişim,

Motor gelişim teorisinin ana görevi; var olan gerçekleri entegre etmek ve gerçeklere anlam verecek şekilde organize etmektir. Şu anda motor gelişim araştırmacıları belli gelişim dönemlerinde belli hareket görevlerinin performansı konusunda çalışmaktadır. Bu araştırmaların en önemlileri belli yaş gruplarının fiziksel ve hareket kabiliyetlerindeki verilerinin ortaya çıkarılması ile ilgilidir.

Fiziksel Etkiler

Cognitive(bilişsel) Affective(Duyuşsal)

Etkiler etkiler

Mekanik Faktörler

Lokomotor Lokomotor olmayan

Hareketler Hareketler

Stabilite(denge ve duruş) Hareketlerin Kombinasyonu

Hareketleri

Bu gözlenebilir davranışlar, motor işlevler konusunda bize ipuçları sağlamaktadır. Bir takım bilişsel ve psiko-motor faktörler hareket kabiliyetlerinin gelişimlerini etkileyecek, aynı zamanda bu gelişmelerden de etkileneceklerdir. Gözlenebilir hareket, birçok yorum alır. Hareket nonlokomotor, lokomotor, manipülatif veya stabilite ya da bu dördünün kombinasyonu şeklinde kategorize edilebilir. Hareketin lokomotor kısmı yüzeydeki sabit noktayla ilişkili olarak vücut lokasyonundaki yer değişikliğini ele alan hareketleri kast eder. Koşma, yürüme, sıçrama, sekme, atlama gibi hareketler lokomotor görevlerdir. Stabilite hareketleri denge sağlamayı gerektiren dönme, yuvarlanma gibi hareketlerdir. İleri ve geri yuvarlanma gibi hareketler hem lokomotor hem de denge hareketleri olarak değerlendirilir. Lokomotordur çünkü vücut yer değiştirmektedir. Stabildir, sıra dışı bir denge durumu sağlamada ödül yer almaktadır. Çünkü stabilite yer çekimi kuvveti ile ilişkili olarak kişinin denge sağlamasında bir ‘’ödül’’ ortaya koyan her hangi bir hareket anlamına gelmektedir. Hareketin manipülatif kısmı ise büyük motor manipülasyonunu kastetmektedir. Manipülatif hareketlerde kişi nesnelerle ilişki içindedir. Fırlatma, yakalama, vurma gibi görevler büyük motor manipülatif hareketler olarak ele alınmalıdır. Lokomotor olmayan hareketler, genellikle durur şekilde ifade edilir. Diz çökme, oturma, uzanma, ayakta durma pozisyonlarında yapılır. Bükülme, germe, itme, çekme, salınım, burgu-dönme lokomotor olmayan hareketlerdir. Hareketlerimizin büyük bir çoğunluğu stabilite, lokomotor ve manipülatif hareketlerin bir kombinasyonu şeklindedir. Bu tip hareketlerin birlikte kullanımıyla oluşan hareketler kombine hareketlerdir. Örneğin; yürüme lokomotor bir harekettir, ama denge çubuğu üzerinde yürürken bir topu fırlatma şeklinde birleştirilmiş hareket haline getirilebilir. Bu şekilde kombine hareketlere bir örnekte ip atlamadır. Bu örnek incelendiğinde; ip çevirme (manipülasyon), sıçrama (lokomotor) ve denge sağlama (stabilite) hareketlerini içermektedir.


Özel olarak hareket motor gelişim işleminde bir pencere görevi görüyorsa, bu işlemi incelemenin bir yolu da tüm yaşam boyunca hareket kabiliyetlerinin gelişiminin incelenmesidir. Motor gelişim safhaları ve her safha içindeki uygulamalar bu incelemede bir model görevi görmektedir.





Sporla Özelleşmiş devre

İlişkili

14 yaş ve üstü Hareketler Özel uygulamalar

11-13 yaş Safhası


4-5-6-7 yaş Temel Hareketler Temel hareketlerin

2-3 yaş Safhası olgunlaştığı devre


1-2 yaş


Gelişmemiş Hareketler Reflekslerin azaldığı

Doğum-1 yaş Safhası devre


4 ay-1 yaş


4 aylığa kadar Refleksif Hareketler Safhası Bilgi toplama


Tablo3. Gallahue (1982) motor gelişim dönemleri.


Yine Gallahue (1982), motor gelişim için doğum öncesi dönemden başlayarak ileriki yaşları da kapsayan ve dört dönemden oluşan bir model sunmuştur. Bu gelişimsel dönemin her model, kendi içinde çeşitli aşamalardan oluşmaktadır. (Mentugay, S.2006).


2.19.Gelişim Dönemindeki Beceri Gelişimi,

Kızlarda 12-14 yaş, erkeklerde 12-15 yaş bu dönemin içine girer. Gelişim dönemi esnasında fiziksel görünümün değişmesi ile birlikte yedi-on santim uzama mevcuttur. Vücut oranlarının değişmesiyle koordinatif yeteneklerin gelişiminde bireysel olarak az veya çok aksamalar olur. Runetfranza göre her şeyden önce hareketin tam (doğru) ve uygun sevk ve idaresi gerekmesine rağmen kalite de düşme olur, hareketler sekteye uğrar. Bu yaş döneminin kondisyonel, fizyolojik güç faktörlerinin seviyesini yükseltmek, düzeltmek sallantıdadır. Bu durum büyümenin devamı gibi geçicidir.


12-15 yaş erkekler ve 12-14 yaş kızlarda koordinasyon düşer veya orta seviyede kalır. Bu yüzden bu dönemde teknik hareketler sağlamlaştırılmaya çalışılmalıdır.


2.20.Adolesan Döneminde Beceri Gelişimi,

Kızlarda 14-18 yaş, erkeklerde 15-19 yaş dönemini kapsar. Genel olarak gelişim (büyüme) yavaşlar ve tamamlanır. Hareket uygulamaları stabilizedir. Düzeltici motorik sevk ve idare, uyum, yer değiştirme gibi kombinasyon yetenekleri iyi düzeydedir. Burada bir kez daha iyi motorik öğrenmeden bahsedilebilir. Genç erkekler ve kızlarda tüm spor türlerinde mümkün olan koordinasyon gelişimi bu dönemde mevcuttur. Kısaca koordinasyon yeteneği iyidir. (Koç, S.2006: s.49).



Son yıllar da fiziksel aktivite ve organize sporlara katılımın teşvik edilmesi, özellikle sanayileşmiş toplumlarda egzersiz yapan çocuk ve genç sayısını giderek artırmaktadır. Ancak bu sayı istenilen düzeye henüz ulaşamamıştır. Çünkü ailelerin ve çevredekilerin yanlış yönlendirmesiyle çok sayıda çocuk ve ergen, sedanter bir yaşam tarzını benimsemektedir. Masa, bilgisayar ve televizyon başında geçen saatlerin artması çocuk ve gençlerde inaktiviteye ve buna bağlı olarak obezite, psiko-sosyal bozukluklar gibi sorunlara neden olmaktadır.


Adolesan dönem, önemli psiko-sosyal ve fiziksel değişikliklerin görüldüğü ve genellikle yaşamın ikinci dekadını içine alan bir dönemdir. Bu dönemde yapılan egzersiz ve fiziksel aktivite ve spor yapma alışkanlığının kazanılması daha ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek bedensel bozuklukları önlemek, sağlıklı ve zinde olmak bakımından çok etkili olmaktadır. Erken çocukluk döneminde var olan spontan hareketliliğin okul çağında organize sporlar ve düzenli egzersizler şekline dönüştürülebilmesi, erişkin dönemde fiziksel aktivite alışkanlığının yerleşmesine katkıda bulunmaktadır. Adolesan dönemdeki fiziksel aktivitenin bu yıllardaki sağlık durumunu etkilemesinin yanı sıra, erişkin dönemdeki sağlık durumunuda etkilediği belirtilmektedir. Bundan dolayı, fiziksel aktivite adolesan dönemi açısından özel bir önem arz eder. (Kozanoğlu;2005).

Günümüz çocuklarının, daha çok sedanter aktivitelerle vakit geçirmelerinden dolayı, geçmiş dönem çocuklarına göre daha az aktif oldukları kabul edilmektedir. ABD de CDC’nin (hastalık araştırma servisinin) gençlerde riskli davranış sürveyans sistemi (Youth Risk Behavior Surveillance System) çalışması sonuçları 9. Ve 12. Sınıflarda bulunan gençlerin 3 te 1’inden fazlasının düzenli fiziksel aktivitede bulunmadıklarını, %43 ten fazlasının ise günde 2 saatten fazla televizyon seyrettiklerini belirtmiştir. (Arıkan, Metintaş ve Kalyoncu; 2008)


Çocukların fiziksel aktivitelerinin az olmasında televizyonun etkisinin fazla olduğu yadsınamaz. Görsel ve işitsel medyanın önemli bir formu olan televizyon, günümüzde hemen hemen her evde yer almakta ve her kesi farklı biçim ve düzeylerde etkilemektedir. Televizyondan en çok etkilenen gruplar ise çocuklar ve gençlerdir. İstanbul da 1020 lise öğrencisi üzerinde yapılan bir çalışmada öğrencilerin %20 sinin çok fazla televizyon izledikleri bulunmuştur. Araştırma da öğrencilerin %88 inin hafta da ortalama 5 saat dolayında televizyon izledikleri tespit edilmiştir. Elektro-medyanın bir diğer unsuru olan bilgisayar, çocukların sosyal gelişimlerini etkilemektedir. Ancak bilgisayar başında çok zaman geçiren okul çocuklarında, sosyal izolasyon ve psikolojik problemler, örneğin depresyon yanında ebeveyn problemlerinde de artma görülmüştür. Elektro-medyanın, çocukların yaşamında oldukça geniş bir yer kapladığı açıktır. (Arıkan, Metintaş ve Kalyoncu; 2008).


Sporun, çocuk ve ergen gelişimi üzerine yarattığı etkiler konusunda (özellikle boy ve ağırlık gelişimi üzerine) birçok araştırma bulunmaktadır. Malina’ya göre, fiziksel aktiviteler organizmada azot ve protein sentezini artırmakta, sonuç olarak lataral büyümeyi uyarmaktadır.


Sporsal aktivitelerin kemik gelişimi üzerine etkisi birçok araştırmacıya konu olmuştur. Larson’a göre sınırlı stres, kemiklerin gelişimi için faydalıdır. Hareketsizlik, kemik büyümesine zararlı sonuçlar verirken, aşırı ve şiddetli stres de kırıklara neden olur. Yüklenmede strese gösterilen tepkilerde strese göre değişir. Egzersiz kemik gelişimini ve mineralizasyonunu artırırken hareketsizlik kısıtlar. Bu azalma en çok kalsiyumda görülür. Aktiviteye dönüldüğünde normal haline döner. Demineralize kemikler, normal kemiklere oranla daha zayıf olduklarından kolayca kırılabilirler.


Aktivitenin şiddet ve süresinden çok enerji harcamasını arttırıcı olması ve alışkanlık kazandırması daha önemlidir. Adolesanlar haftada en az 3 kez 20 dakika veya daha uzun süren orta veya yüksek şiddette egzer­siz (tempolu yürüyüş, basketbol, dans, yüzme, bisiklet gibi) yapmalıdır. Bunun için adolesanlara yeterli toplumsal destek, çevre planlaması, spor alanları sağlanmalı ve uygun sosyal ve eğitim politikaları geliştirilmelidir.

( http://www.beslenme.saglik.gov.tr)


Parizkova, 11-18 yaş arası çocuklar üzerinde 7 yıl süreyle yaptığı araştırmada, spor yapanların boy ve kilo gelişimlerinin daha yüksek olduğunu göstermiştir. Optimal bir süre ve şiddette kemiklerin epifiz bölgelerine yapılan basınç etkisinin büyümeyi uyarıcı sonuçlar doğurduğu, ancak uzun süreli şiddetli egzersizlerin tam tersine etki yaptığını savunan birçok araştırma bulunmaktadır. (Muratlı.S.1997:S.47).


Düzenli sportif aktivite sadece egzersiz ve genel sağlık durumunun düzeltilmesini değil, aynı zamanda çocuk ve gençlerin eğlenme, hoşça vakit geçirme, yarışma ve kendilerini iyi hissetmelerini (rekreasyonel faaliyetler) sağlamaktadır.


Çocukluk çağında büyüme, progresif olarak artan ve değişik yaşlarda farklı hızlarda olan bir süreçtir. Boy ve kilo artışları puberteye kadar sabit bir seyir izlemektedir. Puberteyle birlikte büyüme hızlarında belirgin değişiklikler oluşur. Prebubertal dönemde, vücut yağ kütlesi kızlarda erkeklerden biraz daha fazladır. Puberteyle birlikte kızlarda yağ oranı artarken erkeklerde azalmaktadır. Buna karşın kas, kemik ve yağ dokusunu içine alan yağ dışı vücut kütlesi ise puberte ile birlikte artmaktadır. Vücut kütlesi açısından, kızlar erişkin düzeye 16 yaş civarında ulaşırken, erkekler bu düzeylere 20 yaşlarına kadar ulaşamamaktadırlar. Erişkin dönemde, kadınların total aerobik kapasiteleri erkeklerden %40 kadar daha düşüktür. Yani maksimum oksijen tüketme kapasitesi (VO2maks) kadın ve erkekler arasında belirgin biçimde farklıdır. Bununla birlikte, yağ dışı vücut kütlesine göre değerlendirildiğinde, VO2maks’ın her iki cins arasındaki farkı %10’a inmektedir. (Kozanoğlu. 2005).


Kişiliğin biyo-psikolojik temellerini hayatı boyunca araştıran Eysenck, çalışmalarında ‘’beş duyu merkezli heyecan arama’’ özelliğinin baskın olduğu kişiliklerde suç işleme, uyuşturucu kullanma, kumar oynama, uygunsuz seks yapma gibi yüksek risk grubuna giren aktivitelere eğilimli olduklarını saptamıştır. Araştırmacılar, bu kişilik özelliği baskın çocuk ve ergenlerin, paraşütle atlama, doğada tırmanış sporları yapma, otomobil yarışmaları ve mücadele nitelikli zararsız ve suç teşkil etmeyecek aktivitelere yönlendirilmelerinin daha doğru olacağının ve eğitimde buna dikkat edilmesinin önemine dikkat çekmektedirler. (Uzunoğlu. 2006).


Psikolojik açıdan bakıldığında; sportif aktivite ve fiziksel egzersizlerin adolesanlarda kendine saygı ve düşük stres düzeyleri ile genel iyilik haline katkıda bulunduğu, pozitif sosyal etkiler sağladığı, psiko-motor gelişimi hızlandırdığı, hafif anksiyete ve depresyonu düzelttiği, pubertedeki agresiviteyi azalttığı, öğrenme güçlüğü olan bireylerde tedaviye yardımcı olduğu bildirilmektedir.


Görüldüğü gibi, düzenli fiziksel aktivitenin özellikle de çocukluk ve adolesan döneminde başlanan ve daha sonra da devam ettirilen egzersizlerin sağladığı birçok yarar mevcuttur. Bundan dolayı, uzun süre televizyon seyretme, bilgisayar ve masa başında fazla zaman harcama gibi nedenlerle daha az egzersiz yapan çocuk ve gençlerin yeterince aktif hale getirilebilmesi için aileler, öğretmenler ve genel olarak toplumun bilinçlendirilmesi gerekmekte, bu konuda hekimlere önemli görevler düşmektedir. Ayrıca, sportif aktivitelerin desteklenmesi ile uygun ortamların oluşturulması da sağlıklı adolesan ve yetişkinlerin sayısının artmasına ve toplumun daha ileri sağlık düzeyine ulaşmasına katkıda bulunacaktır.


Fiziksel Aktivite, iskelet kasları tarafından oluşturulan ve enerji tüketimine yol açan her hangi bir vücut hareketi, Fiziksel Uygunluk (Fitness), ise kasta yeteri düzeyde iş oluşturabilme yeteneği olarak tanımlanmaktadır.


Adolesan dönemi prebubertal, pubertal ve postpubertal dönemleri kapsar ve bu dönemlerde fiziksel aktivite ve uygunluk, gelişim durumuna göre değişiklik göstermektedir. Örneğin prebutertal dönemdeki çocuklar diğer adolesan dönemindeki ergenlere göre aerobik egzersizlere daha az istekli olabilmektedirler. Yine de adolesanların %80’i yukarıda tanımlanan fiziksel aktivite kavramına uygun biçimde günlük yaşamda fiziksel olarak aktif olup hemen hemen her gün ev, okul ve iş yaşamında değişik aktivitelere katılmaktadırlar. (Kozanoğlu; 2005).


Müller ve Hettinger; dinamik olarak yapılan tüm beden çalışmalarında, %75-90 arası yüklenmelerin, kas kuvvetini geliştirdiğini söylemektedirler. Rarik’e göre ise %80 yüklenmelerle yapılan çalışmalar kas kuvvet gelişimini artırır. Bir kasın çapı yüksek gerilimle verilen uyaranlarla büyür (Hipertrofi). Enerji depolarının büyümesi ve kılcal damarların genişlemesi kas dayanıklılık yeteneğini artırır. Kas kuvvetinin geliştirilmesiyle sürat ve çabuk kuvvet özellikleri de gelişmiş olur. Antrenman kas liflerindeki mitokondrialara oksijen taşımasının yanında oksijen kullanan organında kapasitesini artırır. Dinamik kas çalışmasında; kan dolaşımı gelişir. Statik kas çalışmasında ise kan dolaşımındaki artış yerini basınca bırakır.


Kas kuvvetinin gelişimi, kas kesitinin kalınlığına bağlıdır. Reizma iskelet ve kalp kası üzerine yaptığı araştırmada kas lifi kalınlığı 20-50 mikrondan kalın olursa kas lifi kalınlığında artış olacağını belirtmiştir. Egzersiz yaparken kaslar daha fazla O2 alma ihtiyacı duyar ve kalp daha hızlı kan pompalar. Böylece dolaşım sistemine olumlu etki eder. Damarların gelişmesine olumlu etki eden egzersiz hareketleri kalbin kanı vücudun her tarafına daha kolay pompalamasına yardımcı olur. Egzersiz sırasında gereken kaloriyi yakıp vücut yağlarını azaltır ve kan basıncına olumlu etki ederek kalp hastalığı risklerini önler. Hareketsiz yaşantıda kalbin dakikada atım sayısı 70-72 civarındadır. Kalbin her atımında vücudumuzda 70 cm3 kan pompalanır. İnsan kalbinin dinlenirken yaptığı kan pompalama kapasitesi dakikada 5 litredir. Saatte 4 kilometre hızla yürüyen bir kişide her dakikada 8 litre kan dolaşımı sağlanır. Saatte 20 kilometre hızla koşabilen iyi bir atletin kalbi ise dakikada 30-36 litre kan pompalayabilmektedir. (Demir ve Filiz. 2004).


1988’de Amerika Spor Hekimleri Birliği, optimal fonksiyonel kapasite ve sağlık için gerekli fiziksel aktivite miktarı ile ilgili olarak; Çocuk ve adolesanların her gün 20-30dk. aktif spor yapmalarını önermiştir. 1994 te ise, uluslararası bir grup tarafından kararlaştırılan adolesanlar için fiziksel aktivite önerileri iki ana maddede toplanmıştır. Birincisi, tüm adolesanların her gün fiziksel olarak aktif olmayı bir yaşam tarzı haline dönüştürmeleri, ikincisi de; adolesanların hafta da 3 veya daha fazla ve her seansta en az 20 dk. süren orta-şiddetli aktivite yapmaları gerektiğidir.


Fiziksel uygunluk (fitness) tüm fiziksel aktivitelerin ana hedeflerinden biridir, dört temel komponent tarafından oluşturulur.


Bunlar;

-Vücut kompozisyonu (antropometrik yapı)

-Kardiovasküler uygunluk (VO2maks temel öğe olmak üzere)

-Kuvvet

-Flexibilitedir (esneklik) (Kozanoğlu. 2005).


Dünya Sağlık Örgütü, erişkinler için küresel fiziksel inaktivite prevelansının %17 olduğunu ve yılda 1.9 milyon ölümün fiziksel inaktivite ile ilişkilendirildiğini bildirmiştir.

(Arıkan, Metintaş ve Kalyoncu; 2008).


Çocuk ve ergenlerde total kollesterolün 170 mg/dl’nin üzerinde olması koroner kalp hastalığı için risk etmeni sayılmaktadır. Sierragel (1994)’in yaptığı bir çalışmada, kan basıncı ile vücut ağırlığı arasında ilişkinin olduğu ve beden kitle indeksindeki artışın arteriyel kan basıncını artıracağı ifade edilmiştir. (Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi. Cilt 25 sayı:3; 2005).

1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   19

Similar:

Sportif Aktivite ve Beden Eğitimi Faaliyetlerinin, Adolesan Dönemi Bireylerin, Fiziksel, Duygusal ve Zihinsel Gelişimlerine Etkileri iconFIRAT ÜNİVERSİTESİ BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEK OKULU UYGULAMALI DERSLERİ VE SPORTİF ÇALIŞMALARININ ÖĞRENCİLERİN ANAEROBİK KAPASİTELERİNE ETKİLERİ

Sportif Aktivite ve Beden Eğitimi Faaliyetlerinin, Adolesan Dönemi Bireylerin, Fiziksel, Duygusal ve Zihinsel Gelişimlerine Etkileri iconFIRAT ÜNİVERSİTESİ BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEK OKULU UYGULAMALI DERSLERİ VE SPORTİF ÇALIŞMALARININ ÖĞRENCİLERİN AEROBİK KAPASİTELERİNE ETKİLERİ

Sportif Aktivite ve Beden Eğitimi Faaliyetlerinin, Adolesan Dönemi Bireylerin, Fiziksel, Duygusal ve Zihinsel Gelişimlerine Etkileri iconBeden eğitimi ve sporun kavramlarını, yayınlarını ve meslek alanlarını tanıtmak, insan ve beden eğitimi-spor arasındaki ilişkileri, fiziksel, fizyolojik ve

Sportif Aktivite ve Beden Eğitimi Faaliyetlerinin, Adolesan Dönemi Bireylerin, Fiziksel, Duygusal ve Zihinsel Gelişimlerine Etkileri iconYeni doğan bebek duygusal ve zihinsel açıdan gelişmiş ve organize olmuştur. Birinci ayına kadar bebek fiziksel ve psikolojik çevreye uyum sağlar

Sportif Aktivite ve Beden Eğitimi Faaliyetlerinin, Adolesan Dönemi Bireylerin, Fiziksel, Duygusal ve Zihinsel Gelişimlerine Etkileri iconBir sporcunun fiziksel eksersizler uygulayarak, fiziksel, teknik, zihinsel, psikolojik ve moralman hazırlanmasıdır. Geniş anlamda spor antrenmanı, sporcuların

Sportif Aktivite ve Beden Eğitimi Faaliyetlerinin, Adolesan Dönemi Bireylerin, Fiziksel, Duygusal ve Zihinsel Gelişimlerine Etkileri icon13 BEDEN EĞİTİMİ VE OYUN ÖĞRETİMİ DERSİ İLE BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR KÜLTÜRÜ DERSİNİN İKİ GRUP HALİNDE YAPILMASI

Sportif Aktivite ve Beden Eğitimi Faaliyetlerinin, Adolesan Dönemi Bireylerin, Fiziksel, Duygusal ve Zihinsel Gelişimlerine Etkileri icon2012 BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEKOKULU ÖZEL YETENEK SINAVI BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ

Sportif Aktivite ve Beden Eğitimi Faaliyetlerinin, Adolesan Dönemi Bireylerin, Fiziksel, Duygusal ve Zihinsel Gelişimlerine Etkileri iconBeden Eğitimi ve Spor Dersinin Amacı / Tarihçesi / Sporun Toplumdaki Yeri ve Önemi / Spor Türleri, Spor Sosyolojisi ve Boş Zaman Eğitimi / Beden Eğitimi ve

Sportif Aktivite ve Beden Eğitimi Faaliyetlerinin, Adolesan Dönemi Bireylerin, Fiziksel, Duygusal ve Zihinsel Gelişimlerine Etkileri iconFİZİKSEL AKTİVİTE VE SAĞLIĞIMIZ

Sportif Aktivite ve Beden Eğitimi Faaliyetlerinin, Adolesan Dönemi Bireylerin, Fiziksel, Duygusal ve Zihinsel Gelişimlerine Etkileri iconZihinsel Dinamiğimiz ‘Duygusal Zeka’

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page