Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinin Son Durumu




Indir 12.73 Kb.
TitleAvrupa Birliği Türkiye İlişkilerinin Son Durumu
Date conversion26.12.2012
Size12.73 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://ekoab.ieu.edu.tr/wp-content/TÜRKİYE11.doc
Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinin Son Durumu


Bilindiği üzere, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri 1963 Ankara Anlaşması’na kadar uzanan uzun bir geçmişe dayanmaktadır. Şüphesiz bu ilişkilerin en önemli dönüm noktalarından birisi Türkiye’nin katılım müzakerelerine başlaması yönünde kararın alındığı 2004 Brüksel Zirvesi’dir. AB, söz konusu kararıyla Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini yeterli ölçüde karşıladığını ve 3 Ekim 2005 tarihinde müzakerelere resmen başlayabileceğini ilan etmiştir. Böylece Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir aşamaya geçilmiştir. Müzakerelerin resmen başladığı bu yeni dönemde ilişkilerin gelişmesini ve Türkiye’nin üyeliğine ilişkin nihai kararı belirleyecek iki temel konu bulunmaktadır. Türkiye bir yandan AB müktesabatına uyum sağlama çalışmalarını yürütürken bir yandan da siyasi ve iktisadi kriterlere yönelik reform sürecine devam etmek zorundadır. Her iki konu da aday ülke olarak Türkiye’nin AB ile bütünleşmesi için gerekli görülmektedir. Çeşitli konuları kapsayan bu müktesebat 35 konu başlığı altında sınıflandırılmıştır. 35 fasıldan her biri, üye ülkelerin onayıyla teker teker müzakereye açılacak ve kapatılacaktır. Öte yandan, müzakere sürecindeki aday ülkeler siyasi ve iktisadi kriterler konusunda da ilerleme kaydetmekle yükümlüdür. Somut olarak söylemek gerekirse, demokrasinin işleyişinin ve insan haklarının iyileştirilmesi gibi siyasi kriterlere ek olarak sürdürülebilir bir iktisadi gelişme ve istikrar sağlayıcı politikalar üyelik için yerine getirilmesi gereken koşullardır. Hatta bu kriterler müzakere edilecek müktesebat fasıllarının açılmaması için bir neden olabilmektedir. AB organlarından Komisyon, müzakere aşamasındaki aday ülkelere hem geniş kapsamlı AB hukuk sistemine uyum sağlamak hem de siyasi ve iktisadi reformları yerine getirme konusunda teknik destek sağlamaktadır. Müzakere edilecek fasılların tarama sürecinden geçmesi, düzenli “ilerleme raporları” ve Katılım Ortaklığı Belgesi hazırlanması bu kapsamda değerlendirilebilir. Komisyon reform sürecini yakından izlemekte ve ilerleme raporları ile aday ülkenin kaydettiği gelişmeleri ve eksiklikleri tespit etmektedir. Komisyon, bu değerlendirmelere dayanarak üye ülkelere müzakere sürecine ilişkin bir tavsiye kararı sunmaktadır. Söz konusu tavsiye Konsey’in müzakere sürecinin devam edip etmeyeceğine dair vereceği nihai karara temel oluşturmaktadır. Burada vurgulanması gereken nokta, aday ülke ile müzakerelerin esaslarının belirlenmesi (sürüp sürmeyeceği ya da hangi başlıkların açılacağı) kararı üye devletler tarafından, yani Konsey, tarafından verilmektedir. Her ne kadar AB aktörleri, üyelik sürecinin “eşit muamele” ilkesiyle gerçekleştiğini ifade etse de alınan kararlarda siyasi etkilerin önemli olduğu açıktır. Özellikle Türkiye-AB ilişkilerinde, hem ülkemize özgü hem AB içi hem de küresel boyuttaki siyasi dinamikler belirleyici rol oynamaktadır. AB içindeki siyasi dinamiklerle ilgili olarak son zamanlarda pek çok gözlemci tarafından belirtilen bir noktanın altını çizmek gerekmektedir. 1 Ocak 2007 itibariyle 27 üyesi olacak olan AB içinde, diğer konularda olduğu gibi, Türkiye’nin üyeliği konusunda da farklı bakış açıları bulunmaktadır. AB’ye halihazırda üye olan devletlerin Türkiye’nin üyeliği konusundaki pozisyonlarına bakıldığında, destekleyen ve karşı çıkan ülkeler olmak üzere iki grup ortaya çıkmaktadır. Ancak, herbir üye devletin daha ayrıntılı bir analizi yapıldığında pek çok ülkede Türkiye konusunda “tek ses” olmadığının tespiti mümkün olmaktadır. Genel olarak bakıldığında, Muhafazakar siyasi görüşe sahip aktörler Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkarken Sosyal demokratlar desteklemektedir. Bundan başka, AB’nin küresel bir aktör olarak dünya politikalarında rol oynamasını isteyen aktörler Türkiye’nin üyeliğini desteklerken, AB’nin bu noktada içine kapanmasını ve derinleşme politikalarına önem vermesi gerektiğini düşünenler karşı çıkmaktadır. Söz konusu genel unsurların dışında Türkiye’nin içinde bulunduğu “tehlikeli” bölge, göçmen sorunları, yoksulluk, din gibi konular da önemli olabilmektedir. Türkiye konusunda alınan kararlar işte bu farklı görüşlere sahip siyasi aktörlerin oluşturdukları koalisyonlar ve karşı-koalisyonların arasındaki uzlaşı neticesinde ortaya çıkmaktadır. Son gelişmeler de siyasi etkenlerin önemini göstermektedir. Türkiye’nin, Kuzey Kıbrıs üzerindeki izolasyonlar kaldırılmadan limanlarını Rum Kesimi’ne açmama yönündeki politikası gerekçesiyle AB liderleri, 35 müzakere başlığından sekizinin açılmaması kararını almıştır. Konsey toplantısında, İngiltere ve İsveç’in dahil olduğu grup bu sayının üçe indirilmesini Almanya ve Fransa’nın olduğu grup ise daha sert bir karar alınmasını talep etmiştir. Üzerinde uzlaşılan karar Komisyonun tavsiye ettiği sekiz başlık olmuştur. AB’nin sözkonusu kararı, süreçte etkin olan farklı aktörler dikkate alınarak değerlendirildiğinde, sorunun Türkiye’ye haksızlık yapılmasından öte bir boyutu olduğu görülmektedir. Gelinen aşamada, hem Türkiye’de hem de AB nezdinde Türkiye’nin üyeliğinin sağlayacağı faydaların vurgulanması önemlidir. Türkiye’nin üyeliğiyle ilgili karar yalnızca Türkiye ve AB’ni etkilemekle kalmayacak aynı zamanda “medeniyetler çatışmasından” bahsedilen küresel bir ortamda da derin yankıları olacaktır.


Yrd. Doç. Dr. Işık Gürleyen

İzmir Ekonomi Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler ve AB Bölümü

Öğretim Üyesi

Add document to your blog or website

Similar:

Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinin Son Durumu iconTürkiye'nin Avrupa Birliği ile İlişkilerinin Tarihi Gelişimi, Ankara Anlaşması ve

Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinin Son Durumu iconTürkiye AB İlişkilerinin Son Durumu, Küresel Kriz Ortamında Türkiye- AB Ekonomik İşbirliğinin Önemi ve Türkiye’nin AB’den Beklentileri’’

Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinin Son Durumu iconAVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE DELEGASYONU Press Release / Basın Duyurusu Şefika Kutluer ve Avrupa Birliği Oda Orkestrası Konseriyle

Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinin Son Durumu iconAVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE DELEGASYONU Press Release / Basın Duyurusu AVRUPA BİRLİĞİ, ANKARA-ZONGULDAK DEMİRYOLU HATTININ MODERNİZASYONUNU DESTEKLİYOR

Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinin Son Durumu iconAVRUPA BİRLİĞİ YA DA AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE KATKISI İLE FİNANSE EDİLEN PROJELER İÇİN ÇERÇEVE ANLAŞMA KAPSAMINDAKİ VERGİ MUAFİYETLERİ İLE İLGİLİ BİLGİ NOTU

Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinin Son Durumu iconKonuya kısa bir giriş yaptıktan sonra uzun bir zaman dilimini kapsayan Avrupa Birliği-Türkiye ilşkilerini,Avrupa Birliği’nin tarihinden başlayarak,günümüze değin geçirdiği evreleri ve gelecekten beklentilerini sistematik bir yaklaşımla ele alalım

Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinin Son Durumu icon1. Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) arasında ortaklık yaratan ve Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin hukuki temelini oluşturan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinin Son Durumu iconTürkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) arasında ortaklık yaratan anlaşma 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara'da imzalandı. Bu anlaşma Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin hukuki temelini oluşturmaktadır

Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinin Son Durumu iconTÜRKİYE İLE AVRUPA BİRLİĞİ’NE ÜYE OLAN DOĞU AVRUPA ÜLKELERİNİN İSTATİSTİK BÖLGELERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinin Son Durumu iconAVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE DELEGASYONU Press Release / Basın Duyurusu AB ve Türkiye, Türkiye’de kaliteli su yönetiminin

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page