CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER




Indir 140.09 Kb.
TitleCUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER
Date conversion27.12.2012
Size140.09 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.edebiyategitimi.com/downloads/12ted_konular/unit1/cumhuriyet_don_ogretici_metinler.do
CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER


DENEME


» Deneme, yazarın herhangi bir konu üzerinde kesin hükümlere varmadan, kendi kişisel görüş ve düşüncelerini anlattığı yazı türüdür.

» Eskiden bu tür yazılara “kalem tecrübesi” denirdi.

» Hayat, ölüm, aşk, gurbet, sanat, felsefe, din ahlak, gelenek, siyaset gibi kişiyi veya toplumu ilgilendiren her şey denemeye konu olabilir. Deneme türünün ele aldığı konuların sınırı yoktur.

» Deneme yazarı herhangi bir konu üzerinde düşüncelerini içtenlikle ve çoğu defa bir söyleşi ortamında açıklamaya özen gösterir. Anlatımında içtenlik, doğallık önde gelir.

» Deneme yazıları daha çok kısa bir makale veya köşe yazısı gibi bir çırpıda okunabilecek uzunlukta olur.

» Deneme yazarı düşüncelerini, duygularını rahat bir şekilde kendi kendisiyle konuşur gibi yazarken birçok konuya da değinmekten geri kalmaz

» Yazarın kültür konularındaki birikimi, okuyucunun olaylara farklı pencerelerden bakmasını yeni duygu ve düşüncelerde rol almasını sağlar.

» Deneme yazarlığı, oldukça geniş bir dünyaya bakış, zengin bir edebiyat, sanat ve felsefe kültürü ile birlikte özgün ve durağan olmayan bir anlatış tarzı gerektirir.

» Deneme yazılarında yazar birçok kültür ögesinden yararlanırsa da daha çok kişisel deneyimlerinden, yaşantılarından esinlenir.

Denemenin tarihsel gelişimi nasıl bir çizgi izlemiştir?

Ancak denemenin bağımsız bir edebiyat türü olarak benimsenmesi 16. yüzyılın ilk yarısında gerçekleşir. Bunda Fransız yazarı Montaigne’in (1533-1592) büyük payı vardır Montaigne’in ilk iki cildi 1580’de, üçüncü cildi1595’te okuyucuyla buluşan Denemeler adlı eseriyle bu türün öncüsü ve temsilcisi olduğunu görürüz.

Deneme türünün en önemli yazarlarından bir de İngiliz F.Bacon (1561-1626)’dır. Bacon, özlü denemeleriyle insanlara yol gösteren bir yazar olmuştur.

Çağdaş İngiliz yazarları arasında denemeleriyle de ün kazanan şair ve yazarlardan T.S. Eliot (1888-1965) ve AHuxley (894-1963)’i de unutmamak gerekir.

16. yüzyılın sonlarında deneme, özellikle edebiyat ve sanat konularında eleştiri ağırlıklı bir nitelik kazanmaya başlar. R. de Gourmont (1888-1915), B. Julien (1867-1956),

A. Camus (1913-1960), E.C.Alain (1868-1951) ve J.P. Sartre (1905-1980) gibi yazarlar eserleriyle deneme türüne çağdaş bir içerik kazandırmayı başarmışlardır.

Cumhuriyetten sonra gelişen deneme türünde eser veren yazarlar arasında Nurullah Ataç, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabahattin Eyüboğlu, Suut Kemal Yetkin, Orhan Burian ve Mehmet Kaplan’ı gösterebiliriz. Adlarını saydığımız edebiyatçılarımızın arasında Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin ve Sabahattin Eyuboğlu’nun eserleri edebiyatımızda deneme türünün gelişmesinde önemli rol oynamıştır.

Özellikle son yıllarda edebiyatımızda deneme türünde yazıların çoğaldığını görürüz.

Günümüzde yazdıkları denemelerle dikkati çeken yazarları arasında Melih Cevdet Anday, Vedat Günyol, Salah Birsel, Azra Erhat, Rauf Mutluay, Memet Fuat, Bilge Karasu, Doğan Hızlan, Enis Batur ve Oğuz Demiralp’in adları görülür.


BAZI DENEME YAZARLARI VE ESERLERİ

Ahmet Hamdi Tanpınar

♦ Yaşadığım Gibi, Edebiyat Üzerine Makaleler

Cemil Meriç

♦ Bu Ülke, Mağaradakiler, Kırk Ambar

Salah Birsel

♦ Kendimle Konuşmalar, Salah Bey Tarihi, 1001 Gece Denemeleri

Sabahattin

Eyüboğlu

♦ Mavi ve Kara, Sanat Üstüne Denemeler

R. Eşref Onaydın

♦ Ayrılıklar, Boğaziçi Yakından

Cevdet Kudret

♦ Benim Oğlum Bina Okur,Bir Bakıma

R. Halit Karay

♦ Bir Avuç Saçma, Bir îçim Su, İlk Adım, Üç Nesil Üç Hayat

Ferit Edgü

♦ Ders Notları, Yazmak Eylemi

Peyami Safa

♦ OsmanlIca -Türkçe - Uydurmaca, Sanat Edebiyat Tenkit

Şevket Rado

♦ Ümit Dünyası, Eşref Saati

Duygu Asena

♦ Kadının Adı Yok

DoğanCüceloğlu

♦ İnsan İnsana

Suna Tanaltay

♦ Sevdikçe, Çocuklar Ağlamasın, Gençlik Sevgidir, Ben Sevgiyim

Oktay Akbal

♦ Atatürk Yaşadı mı?

V. Nedim Tör

♦ Kemalizmin Dramı

Adalet Ağaoğlu

♦ Başka Karşılaşmalar

Yahya Kemal

♦ Aziz İstanbul

Nihat Sami Banariı

♦ İstanbul'a Dair, Türkçenin Sırları, Şiir ve Edebiyat Sohbetleri

Samiha Ayverdi

♦ İstanbul Geceleri

Falih Rıfkı Atay

♦ Eski Saat, Niçin Kurtulmak, İnanç, Pazar Konuşmaları, Kurtuluş, Bayrak

Hilmi Yavuz

♦ Şehirlerin İskeleti,

Yazın Üzerine, Karşı Denemeler

Beşir Ayvazoğlu

♦ Şehir Fotoğrafları

Nurettin Topçu

♦ Kültür ve Medeniyet, İradenin Davası

Suut Kemal Yetkin

♦ Edebiyat Konuşmaları, Edebiyat Üzerine, Günlerin Götürdüğü

Bedri Rahmi

♦ Delifişek

Mehmet Kaplan

♦ Büyük Türkiye Rüyası, Kültür ve Dil, Nesillerin Ruhu

Sezai Karakoç

♦ Edebiyat Yazıları I, II, III


MAKALE


» Bir görüşü savunmak, bir düşünceyi kanıtlamak veya bilgi vermek amacıyla yazılan yazılara makale diyoruz.

» Makale bir gazete yazısıdır.

» Gazete makalelerinde daha çok ülkeyi ilgilendiren günlük olaylar üzerinde durulur. Gazetelerde beğenerek okuduğunuz makale yazarları kimlerdir?

» Bilim, sanat, kültür ve başka konularda bilgi vermek, bir düşünceyi ortaya koymak ya da savunmak amacıyla yazılan, yazarın kişisel görüşlerini de yansıttığı gazete ve dergi yazılarına makale adı verilir.

» Makale bütün dünyada gazete ile birlikte doğmuş, gelişmiş bir yazı türüdür.

» Gazetelerde yayımlanan makaleler daha çok güncel konularla ilgilidir. Dergilerde yayımlanan makaleler değişik konularda olabilir. Nerede yayımlanırsa yayımlansın makaleler inceleme ve araştırmaya dayanan yazılardır.

» Makalenin halkı aydınlatmada belli konulara yönlendirmede ve kamuoyu oluşturmada büyük payı vardır. Bu yüzden makale yazarları işledikleri konulardaki düşünceyi okuyuculara benimsetmek amacındadırlar.

» Makaleleri kaleme alırken belgelerden, verilerden, incelemelerden ve araştırmalardan yararlanırlar.

» Değişik konuların ve sorunların irdelendiği makalelerin gazete ve dergilerde yer alması geniş bir okuyucu kitlesini aydınlatması yönünden önemlidir.

» Gazete ve dergilerin yayımlanmaya başlamasıyla makale türü ortaya çıkmış ve önem kazanmıştır.

» İlk gazetenin M.Ö 1785 yılında Mısır’da çıkarıldığını biliyoruz. Bugünkü anlamda ilk gazete 1609’da Stutgart’da yayın hayatına atılan Aviso- relatione den Zeitung’dur.

» Makaleler yazarların uzmanlık alanlarına ve konularına göre “toplumsal makale”, “iktisadi makale”, “edebî makale”, “siyasal makale”, “askerî makale” olarak sınırlandırılır. Günümüzde gazete ve dergilerde bu çeşit makale örneklerine sıkça rastlayabiliriz.

» Gazetelerin ilk sayfasında ve genellikle ilk sütununda yayımlanan makalelere “başmakale” denir. Genellikle başmakalede gazetenin başyazarı tarafından günün ‘en önemli sorunu ele alınır ve çözüm önerileri ileri sürülür.


İyi bir makalenin özellikleri nelerdir?

-Anlatım yalın ve yoğun olmalıdır. Makalelerde belirli bir anlatım kullanılmaz. Makale yazarı söz oyunlarına başvurmamalıdır.

- Etkilenmek istenen okuyucu kitlesinin eğitim düzeyine dikkat edilmelidir.

-Öne sürülen düşünce inandırıcı bir biçimde geliştirilmiş olmalı ve kanıtlanmalıdır.

-Makaledeki konu yazının girişinde okurun ilgisini çekecek bir biçimde ortaya konulmalıdır.

-Okurun ulaşması istenen sonuç bir iki cümleyle mutlaka vurgulanmalıdır.


Edebiyatımızda makale :

» Bizde ilk gazete olan “Takvimi Vekayi” 1831 yılında yayımlanır. Devletin resmî yayın organı olan bu gazeteyi 1840’ta çıkmaya başlayan “Ceride-î Havadis” izler.

» İbrahim Şinasi ve Âgah Efendi’nin 1860’ta çıkardıkları “Tercüman-ı Ahval” adlı gazetede ilk makale Şinasi tarafından yazılmıştır. Şinasi yazdığı makalelerde sürekli biçimde düşüncelerinin okurlarınca kolayca anlaşabilmesi için çağına göre yalın bir dil kullanmaya özen göstermiştir.

» Namık Kemal ise makalelerinde “vatan” “millet” ve “özgürlük” temalarını işlemiştir. Onun coşkulu makaleleri kendisinden sonraki okur ve yazarları büyük oranda etkilemiştir.

» Tanzimat Döneminde başlayan Türk gazeteciliği 1908 ve onu izleyen yıllarda önemli ilerlemelere sahne olmuştur. Bu dönemde Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Emin Yalman ve Asım Us gibi gazeteciler başmakaleleri ile ün kazanmışlardır.

» Kurtuluş Savaşı sürecinde yayımlanan “İrade-i Milliye”, “Akşam” ve “Vakit” gazetelerinde yayımlanan makaleler bu türün gelişmesinde etkili olmuştur. Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen bu yazılar edebiyatımızın değerli çalışmaları arasında sayılmaktadır.

» Gazete makalelerinin yanı sıra sanat ve yazın dergileriyle, değişik bilim dallarının yayın organı olan dergilerde yayımlanan bilimsel makaleler bu alanlardaki gelişme ve yenilikleri geniş bir kitleye yansıtması bakımından ayrı bir yere sahiptirler.

» Ziya Gökalp, Peyami Safa, Falih Rıfkı Atay, Hüseyin Cahit Yalçın makale türünde eser veren sanatçılardır.

BAZI MAKALE YAZARLARI VE ESERLERİ

Ziya Gökalp

♦ Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak

Cenap

Şehabettin

  • Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harp

  • Nesr-i Sulh

Ali Canip Yöntem

♦ Millî Edebiyat Meseleleri ve Cenap Beyle Münakaşalarımız

Yahya Kemal Beyatlı

  • Aziz İstanbul

  • Eğil Dağlar (makale - sohbet)

Yaşar Nabi Nayır

♦ Edebiyatımızın Bugünkü Meseleleri (makale - inceleme)

Haşan Ali Yücel

♦ Pazartesi Konuşmaları İyi Vatandaş İyi İnsan

Mehmet Kaplan

  • Büyük Türkiye Rüyası

  • Kültür ve Dil (makale I eleştiri)

  • Nesillerin Ruhu (makale - eleştiri)

A.H.Tanpınar

♦ Edebiyat Üzerine Makaleler

Samiha

Ayverdi

♦ Yusufçuk (makale ve konferansları)


GEZİ YAZISI


Eskiden “seyahatname” adıyla anılan, günümüzde “gezi yazısı” dediğimiz türde gezilen, görülen yerlerin yaşayışları, gelenek ve görenekleri kısaca özgün ilgi çekici yönleri anlatılır.

Yurt içinde ya da dışında bir gezi yapmanın sağlayacağı kültürel zenginleşme konusu araştırınız.Yaşadığı yerlerin dışında yolculuğa çıkmak, farklı coğrafyaları görmek tanımak insanın vazgeçilmez tutkularından olmuştur yüzyıllar boyunca. İnsanoğlunda her zaman gezilip görülen yerler merak uyandırmıştır.

» Bir insanın gezip gördüğü yerlerden edindiği izlenimleri, bilgileri aktardığı yazılara gezi yazısı denir.

» Eskiden geziye çıkmayı uğraş edinmiş kimselere seyyah (gezgin), gezi yazılarına da seyahatname adı verilirdi.»

» Gezi yazılarında amaç, yurt için de ya da dışında gezilen yerleri, tabiat özellikleri, insanları ve onların yaşayış biçimleriyle tanıtmaktır.

» Gezi yazısı yazmak için gidilen yerlerle ilgili gerekli bilgileri de edinmek gerekir. Bu yönüyle gezi yazıları tarih, coğrafya, toplum bilimi, folklor için de bilgi kaynağıdırlar.

» Gezi yazılarında anlatılanlar hayal ürünü değil gerçektir. Gezilip görülen yerler gerçekte olduğu gibi tasvir edilir

» Okuyucunun ilgisini çekebilecek görünüm ve olaylar yansıtılmalıdır.

» Anlatımda hikâye planına uygunluk gözetilir.

» Yalın bir dil, renkli ve sürükleyici bir anlatım kullanılmalıdır.

» Okuyucunun kolay bilgi edinebilmesi amacıyla karşılaştırmalar yapılır.

» Gezi yazılarında aranan özelliklerden biri de güçlü gözlem yapılmasıdır

» Gezi yazıları amaç ve yazılış biçimi olarak üçe ayrılır.

a. Günü gününe alınmış notlara dayalı gezi yazılan

b. Mektup biçiminde yazılan gezi yazıları

c. Bir ülkeyi nesnel ve derinlemesine tanıtan gezi yazıları.

Kimi yazarlar da gezi izlenimlerini aralıklı olarak dostlarına yazdıkları mektuplarda anlatırlar.

Bu çeşit gezi yazılarına Cenab Şahabeddin’in “Avrupa Mektupları”nı örnek olarak gösterebiliriz.

Dünyada gezi türünün ilk önemli eserleri :

» Gezi türünün ilk önemli eserlerini verenlerin başında Venedikli ünlü seyyah Marco Polo (1245-1324) ile Faslı İbn Battuta (1304-1369) gelir.

Neredeyse bütün dünya dillerine çevrilen Marco Polo Seyahatnamesi ve İbn Battuta Seyahatnamesi gezi edebiyatının ilk klasik örneklerinden sayılmaktadır.


» 1. Yurtiçi gezi yazıları bir yazarın kendi ülkesinde yaptığı bir yolculukta gördüğü yerleri ve izlenimlerini anlattığı yazılardır. Bu tür gezi yazılarına örnek olarak Reşat Nuri Güntekin’in Anadolu Notları’nı, Fikret Otyam’ın “Gide Gide” sini, Yaşar Kemal’in “Bu Diyar Baştan Başa” ve Nahit Sırrı Örik’in “Anadolu’da” adlı eserlerini gösterebiliriz.

» 2. Yurtdışı gezi yazıları ise bir yazarın kendi ülkesi dışında yaptığı gezilerin bir sonucudur. Bu tür gezi yazılarına Falih Rıfkı Atay’ın “Hind”, Nadir Paksoy’un “Bir Demet Pasifik”, Özcan Yurdakul’un “Fas’a Yolculuk!” ve Nedim Gürsel’in “Seyir Defteri” adlı eserleri güçlü örneklerdir.


Türk edebiyatında ilk gezi kitapları ve yazarları :

» Türkçe yazılan ilk gezi kitabı ünlü denizcilerimizden Seydi Ali Reis’in Miratü’l Memalik adlı eserdir. Eserinde Hint Denizi’nde fırtınaya tutulup karaya çıkan Seydi Ali Reis Hindistan, Afganistan, Buhara ve Maveraünnehir yoluyla Edirne’ye dönüşü sırasındaki serüvenlerle dolu yolculuğunu anlatır.

» Ünlü bilgin Kâtip Çelebi, Cihannüma adlı eserinde Osmanlı ülkesinde gezip gördüğü yerler hakkında ayrıntılı bilgiler vermiştir.

» Seyyahlarımızın piri Evliya Çelebi ise on ciltlik “Seyahatname”sinde Osmanlı İmparatorluğu içinde ve dışında gezip gördüğü yerleri anlatır. Evliya Çelebi benzersiz seyahatnamesinde 17. yüzyıl toplumunun zengin kültür özelliklerini içten ve sade bir anlatımla vermiştir.

» 17. yüzyılda Hac yolculuklarını anlatan gezi kitapları ile beraber başka ülkelere görevli olarak giden elçilerin kaleme aldıkları “sefaretnameler” de birer gezi eseridir. Bunların içinde özellikle Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin “Fransa Sefaretnamesi” gezi türünün özelliklerini taşıması yönünden ilginç örnektir.


Cumhuriyet Döneminde ve günümüzde gezi edebiyatı eserleri ve yazarları :

» Cumhuriyet Döneminde gezi edebiyatında büyük gelişme göze çarpar. Bu bir bakıma dünyaya açılmadır. Dönemin ünlü gezi yazarları arasında Falih Rıfkı Atay (Deniz Aşırı, Taymıs Kıyılan; Bizim Akdeniz, Tuna Kıyılan, Hind...) Faik Sabri Duran (İstanbul’dan Londra’ya Şileple Yolculuk, Akdeniz’de Bir Yaz Gezintisi.) İsmail Habib Sevük (Tuna’dan Batıya, Yurttan Yazılar) Hikmet Birand (Anadolu Manzaraları) ve Reşat Nuri Güntekin’i (Anadolu Notları) sayabiliriz.

» Günümüz yazarları arasında gezi kitaplarıyla tanınmış olanlar arasında Zeynep Oral (Katmandu’dan Meksika’ya), Nedim Gürsel (Pasifik Kıyılarında), Enis Batur (Amerika Büyük Bir Şaka), Buket Uzuner (Gezi Notları) Hülya Koç (Bigamekibasuyake), Nasuh Mahruki (Himalayalar ve Ötesi) ilk aklımıza gelenlerdir.


TÜRK EDEBİYATINDA BAZI GEZİ YAZARLARI VE ESERLERİ

Afet İnan

♦ Ankara-Samsun Arasında Tarih Gezisi

Nahit Sırrı Örik

« Anadolu, Bir Edime Seyahatnamesi, Kayseri, Kırşehir, Kastamonu

İ. Habib Sevük

♦ Yurttan Yazılar, Tuna'dan Batıya

Sadri Ertem

♦ Kıyılardan Stepe Bir Vagon Penceresinden

A. Turan Alkan

♦ Altıncı Şehir

R.Nuri Güntekin

♦ Anadolu Notları I, II

Azra Erhat

♦ Mavi Anadolu

Yusuf Ziya Ortaç

♦ Göz Ucuyla Avrupa

T. Kutsi Makal

♦ Köylü Gözüyle Avrupa

Ü.Yaşar Oğuzcan

♦ Avrupa Görmüş Adam

A. Süheyl Ünver

♦ Avrupa İzlenimleri

Selahattin Batu

♦ Avusturya ve Venedik Günleri, İspanya Büyüsü

Yaşar Nabi Nayır

♦ Balkanlar ve Türklük

Falih Rıfkı Atay

♦ Tuna Kıyıları, Taymis Kıyıları, Denizaşırı, Gezerek Gördüklerim

Yılmaz Çetiner

♦ Şu Bizim Rumeli

Abdi İpekçi

♦ Yarının Ülkesi Afrika

Samet Ağaoğlu

♦ Sovyet Rusya İmparatorluğu

A.Bican Ercilasun

♦ Türk Dünyası Üzerine İncelemeler

Erdem Bayazıt

♦ İpek Yolundan Afganistan'a

Haldun Taner

♦ Berlin Mektupları, Düşsem Yollara Yollara

Şevket Rado

♦ Amerikan Masalı

Bedii Faik Akın

♦ Sam Amca'nın Evinde, Amerika Seyahatlan Notları

İlhan Selçuk

♦ Güzel Amerikalı, Sovyetler-İran-Amerika İzlenimleri

Gülten Dayıoğlu

♦ Amerikana Yolculuk

Melih Cevdet Anday

♦ Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan

Mustafa Canelii

♦ Kabe'ye Doğru

Cengiz Çandar

♦ Güneşin Yedi Rengi

Mehmet Aslantuğ

♦ Bosna'da Gördüklerim Bosna'yı Aştı

Haşan Ali Yücel

♦ İngiltere Mektupları, Kıbrıs Mektupları

Işıl Özgentürk

♦ Büyülü Bir Yolda

Afet İlgaz

♦ Muhteremoğlu İtalya Mektupları

Fikret Otyam

♦ Ne Biçim Amerika Ne Biçim Rusya

Attila İlhan

» Abbas Yolcu

Evliya Çelebi

♦ Seyahatname



HATIRA (ANI)


İnsan, yaşadığı, tanık olduğu olayların, gerçeklerin, gördüklerinin kendisiyle birlikte yok olup gitmesine katlanamaz. Yazarak topluma, gelecek zamanlardaki insanlara yararlı olmak, bir iz bırakmak ister. Kimi zaman da yaşadığı dönemle hesaplaşma ve başkalarıyla paylaşma isteği ağır basar. Daha sayısız neden insanları yazmaya yöneltir. Anı bu özellikleriyle

romandan şiire yaşam öyküsüne, zaman zaman eleştiriye kaynaklık eder.


Anı (hatıra) nedir?

» Bir kimsenin kendi başından geçenleri veya tanık olduğu olayları anlattığı esere anı (hatıra) denir. Bu tanımı daha kısaltarak “yaşanmış olayları anlatan yazı türüdür” diyebiliriz.

» Anı türü insanoğlunun yaşadıklarını başkalarıyla paylaşma ihtiyacından doğmuştur.

» Anı yazılarında arananların başında içten ve gerçekçi olmak gelir.

» Anı yazmak sorumluluk, doğruluk, açık sözlülük gerektirir.

» Yaşananlar ne kadar ilgi çekici olsa da incelmiş, zengin bir dil beğenisine ulaşmış olması gerekir.

» Günlükleri günü gününe yaşanılan olaylar, duygular, düşünceler oluşturur. Bir başka deyişle günlükler, yaşanılırken yazılır, oysa anılar yaşandıktan sonra yazılır.

» Anı geçmişi anlattığı için tarih ile de kesişir.

» Anılarını kaleme alanlar kendi hayat hikayelerini de ayrıntılı bir biçimde incelerler. Bu yüzden anı türü özyaşamöyküsü (otobiyografi) ile de zaman zaman örtüşür. Anıda yaşam öyküsü bir araç durumundadır.

Amaç, dönemini ve çevresindekini anlatmaktır.

» Anı türünde yazılmış eserler, okuyuculara çok sayıda tarihî olayı canlı olarak anlatırlar.


Eski Yunan edebiyatında Ksenephon’un Anabasis adlı eseri, anı türünün ilk örneklerinden sayılır. Fransız edebiyatında Sain-Simon, J.J. Rousseau, İtalyan edebiyatında Silvio Pellica en tanınmış anı yazarlarıdır.

Anı türü, özellikle 16. yüzyılda önem kazanmıştır.

Sanat, düşünce, bilim ve siyaset adamlarının anıları dönemlerini aydınlatması yönünden vazgeçilmez belgelerdir.

Türk edebiyatında anı türüne ait ilk eserler hangileridir?

Eski edebiyatımızda anı türünün ilk önemli eseri Babur Şah’ın yazdığı Babürname’dir.

Ebülgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Türkî’si de bir anı kitabıdır.

Tezkire yazarlarından Aşık Çelebi de, tanıdığı şairleri ayrıntılarıyla anlatır.

Anı türü Tanzimat’tan sonra nasıl bir gelişme gösterir?

Yeni edebiyatımızda anı türünde eserler Tanzimat’tan sonra yazılmıştır.

Anılarını yazmış birçok yazarımızdan şu adlan anabiliriz: Ahmet Rasim’in “Muharrir, Şair, Edip” Eşkal-i Zaman”, “Falaka”; Halit Ziya Uşaklıgil’in “Kırk Yıl”, “Saray ve Ötesi”; Ahmet İhsan Tokgöz’ün “Matbuat Hatıraları”; Hüseyin Cahit Yalçın’ın “Edebî Hatıralar”; Yahya Kemal Beyatlı’nın “Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebî Hatıralarım ”; Yusuf Ziya Ortaç’ın “Portreler”; Mehmed Kemal’in “Acılı Kuşak”; Salâh Birsel’in “Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu”su gibi.

Türk edebiyatında Atatürk’ü anlatan çok sayıda anı ile karşılaşırız. Bunlardan birisi de Ruşen Eşref Ünaydın’ın”Hatıralar” adlı kitabıdır.

olmaktır?


TÜRK EDEBİYATINDA BAZI ANI YAZARLARI VE ESERLERİ

H.Fahri Ozansoy

♦ Edebiyatçılarımız Geçiyor

Y.Kemal Beyatlı

♦ Siyasî ve Edebî Portreler

Yusuf Ziya Ortaç

♦ Portreler, Bizim Yokuş

Hakkı Süha Sezgin

♦ Edebî Portreler

Beşir Ayvazoğlu

♦ Defterimde 40 Suret

Muallim Naci

♦ Ömer'in Çocukluğu

Falih Rıfkı Atay

♦ Atatürk'ün Bana Anlattıkları,

Atatürk'ün Hatıraları, Çankaya, Zeytindağı

H.Ziya Uşaklıgil

♦ Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikâye

İsmet Kür

♦ Anılarıyla Atatürk

Ali Fuat Cebesoy

♦ Sınıf Arkadaşım Atatürk

Hilmi Yücebaş

♦ Atatürk'ün Nükteleri Fıkraları Hatıraları

Ahmet Cevat Emre

♦ İki Neslin Tarihi

Nadir Nadi

♦ Perde Aralığında

Halide Edip Adıvar

♦ Türk'ün Ateşle İmtihanı, Mor Salkımlı Ev

Safa Güner

♦ Köy Enstitüleri Hatıraları

Yakup Kadri

♦ Zoraki Diplomat, Politika'da 45 Yıl, Vatan Yolunda

Samet Ağaoğlu

♦ Strazburg Hatıraları, Babamdan Hatıralar

Ahmet Ağaoğlu

♦ Serbest Fırka Hatıraları

N.Fazıl Kısakürek

♦ Cinnet Mustatili, Yılanlı Kuyudan, Babıali

Halikarnas Balıkçısı

♦ Mavi Sürgün

Aziz Nesin

♦ Bir Sürgünün Anıları

Namık Kemal

♦ Magosa Hatıraları

Sevgi Soysal

♦ Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu

Refik Halit Karay

♦ Tanıdıklarım

Nihat Sami Banarlı

♦ Yahya Kemal Yaşarken

Yusuf Ziya Ortaç

♦ Portreler

Oktay Akbal

♦ Şair Dostlarım

Orhan Kemal

♦ Nazım Hikmet'le Üç Buçuk Yıl

Mehmet Şeyda

♦ Edebiyat Dostları, Çocukluk Yılları

H.NusretZorlutuna

♦ Bir Devrin Romanı

Abdülhak Şinasi Hisar

♦ Geçmiş Zaman Köşkleri, Boğaziçi Yalıları, Boğaziçi Mehtapları

Rıfat İlgaz

♦ Yokuş Yukarı, Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra

Samim Kocagöz

♦ Bu Da Geçti Ya Hu

M, Cevdet Anday

♦ Akan Zaman Duran Zaman

A.Hamdi Tanpınar

♦ Cahit Sıtkı'ya Dair Hatıralar

Ahmet Rasim

♦ Falaka, Gecelerim

Vedat Nedim Tör

♦ Yıllar Böyle Geçti

Ş.Süreyya Aydemir

♦ Toprak Uyanırsa


FIKRA (KÖŞE YAZISI)


» Edebiyatımızda fıkra iki ayrı anlamda kullanılmaktadır:

1- Güldürücü fıkralar: Bu tür fıkraların belirgin özelliklerinden biri kısa ve özlü biçimde bir görüşü belirtme, bir ders veya öğüt verme amacı taşımalarıdır. Ancak bu amaç genellikle nükteli, eğlendirici ve çoğu kez güldürücü bir anlatımla gerçekleştirilir. Bu tür fıkraların önemli bir kısmında tek amaç okuyanları güldürmektir. Bu nedenle böyle fıkralar güldürücü küçük hikâye olarak da tanımlanmaktadır.

Yazılı fıkraların yanı sıra ağızdan ağza dolaşan ve ulusal kültürü de yansıtan sözlü yazın ürünü fıkralar da vardır. Söyleyeni belli olmayan bu fıkralar ait oldukları toplumlann olaylar karşısındaki tutumlarını yansıttığı için halkbilim alanında değerli kaynaklar olarak kabul edilmektedir. Başta Nasrettin Hoca olmak üzere İncili Çavuş, Bekri Mustafa gibi tarihe geçmiş kişilerle ilgili fıkraları sayabiliriz. Bunlardan başka şairler, yazarlar, devlet adamları arasındaki ünlü kişiler ya da belli bir bölgenin insanlarıyla ilgili fıkralar da vardır.

2- Gazete ve dergi fıkraları: Bu tür fıkralar gazete ve dergilerin belirli sütunlarında yayımlanan daha çok güncel konulan ele alan kısa yazılardır. Gazetelerde yayımlanan bu tür yazılara “gazete fıkrası” veya “köşe yazısı” da denir.

Gazete ve dergilerde fıkra yazarlığı yapanlar olayların akışı karşısında çok değişik konulara değinirler. Bu yüzden fıkra yazarı siyasi, toplumsal ve kültürel gelişmeleri ve etkinlikleri günü gününe izlemek zorundadır.

Kısa, özlü ve etkili yazabilmek için fıkra yazarının geniş bir genel kültüre, kavrama gücüne ve düşüncelerini, görüşlerini ustaca anlatma yeteneğine sahip olması gerekir.

Günlük olayları, memleket sorunlarını veya herhangi bir konuyu belli bir görüş açısından ele alan kısa yazılara fıkra diyoruz.

Son yıllarda fıkraya köşe yazısı, fıkra yazanlara da köşe yazarı denildiğini biliyorsunuz.

Fıkra makaleye göre daha kısa bir yazı türüdür. Fıkra yazarının bilimsel gerçekleri ortaya koyma gibi bir iddiası bulunmaz. Gazete ve dergilerde yayımlanan fıkralar da temel amaç okurun önemli noktalara dikkatini çekmek onu uyarmak ve düşünmeye yöneltmektir.


Türk edebiyatında fıkra türünün gelişim süreci nasıldır?

Gazete ve dergilerin yaygınlaşması fıkra türünün gelişmesini sağlamıştır. Servet-i Fünun, Genç Kalemler, Dergâh, Türk Yurdu gibi dergiler bu konuda etkili olmuştur. Bu yıllarda usta fıkra yazarları arasında Ahmet Rasim, Refik Halit Karay ve Ahmet Haşim ilk akla gelenlerdir.

Cumhuriyet Döneminde yazdıkları fıkralarla Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar, Falih Rıfkı Atay, Burhan Felek, Yusuf Ziya Ortaç en çok dikkati çekenler arasındadır.


CUMHURİYET DÖNEMİ ÖĞRETİCİ METİNLERİNİN ÖZELLİKLERİ

•Öğretici metinler bakımından bu dönemde büyük ilerlemeler kaydedilmiş; deneme, makale, gezi yazısı, hatıra, fıkra, eleştiri… alanlarında önemli eserler verilmiştir.

•Bilgi verme, düşündürme, açıklama amaçlanmış; metnin yapısı dil ve anlatımı, kullanılan motifler bu amaçlara göre belirlenmiştir.

•Kurtuluş Savaşı’dan yeni çıkmış olan ülkenin Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda büyük bir kalkınmaya girişmesi sonucunda millete ve milletin kültürüne yönelinmiş, Anadolu ve Anadolu insanı konu edilmiştir.

•Öğretici metinlerde günlük konuşma dilindeki Türkçe sözcükler, halk söyleyişlerindeki tamlamalar kullanılır; Arapça ve Farsça sözcüklere fazla yer verilmez.

•Bu dönem yazarları, öğretici metinlerde terim ve kavramları, gündelik hayata ait sözcük ve sözcük gruplarını kullanarak edebi bakımdan güçlü bir anlatıma ulaşmayı amaçlarlar.

•Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı öğretici metinlerinde yazı dilinin konuşma diline yaklaştırılması, açık ve sade bir dilin kullanılması daha fazla okura ulaşılmasını sağlamıştır.


Kenan DEMİR

Edebiyat Öğretmeni

DERS NOTLARI 2011 ©

Add document to your blog or website

Similar:

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER iconCUMHURİYET DÖNEMİNDE OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLER

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER iconÖĞRETİCİ METİNLER

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER iconSanat Metinleriyle Öğretici Metinler Arasındaki Farklar

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER iconUygun, S., “Cumhuriyet Döneminde Ortaöğretime Öğretmen Yetiştirmenin Tarihsel Analizi”, Orta Öğretimde Yeniden Yapılandırma Sempozyumu (20-22 Aralık 2004), 596-602, Ankara, Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, (2006). CUMHURİYET DÖNEMİNDE

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER iconÖğretici metinler; bilgi vermek, bir konuyu açıklamak, herhangi bir konuda düşünceleri ortaya koymak vb amaçlarla kaleme alınan yazılardır

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER iconCUMHURİYET ÖNCESİ VE CUMHURİYET DÖNEMİNDE MESLEKTE ÖNCÜ KADIN DOKTORLAR

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER iconCumhuriyet Döneminde Edebi Dergiler

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER iconCUMHURİYET DÖNEMİNDE FELSEFE TARİHÇİLİĞİ

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER iconOSMANLI ve CUMHURİYET DÖNEMİNDE GÜREŞ

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER iconCUMHURİYET DÖNEMİNDE SİYASETİN ETKİSİNDE TÜRKÇE

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page