Sanat Nedir? Dalları Nelerdir, Önemi Nedir?




Indir 95.01 Kb.
TitleSanat Nedir? Dalları Nelerdir, Önemi Nedir?
Page1/3
Date conversion28.12.2012
Size95.01 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.golbasi.bel.tr/userfiles/file/Sanat Nedir.doc
  1   2   3
Sanat Nedir? Dalları Nelerdir, Önemi Nedir?

SANATIN TANIMI:

Sanat üzerine farklı tanımlar yapılmaktadır. Ancak biz burada Akademik çevrelerce yapılan tanımlar üzerinde durmayı daha uygun buluyoruz Buna göre sanatın tanımını şu şekilde yapabiliriz.

Bir duygunun, tasarının veya güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılıktır. ” diyebiliriz.

Sanat, en kaba anlamıyla,” yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır.” Tarih boyunca neyin sanat olarak adlandırılacağına dair fikirler sürekli değişmiş, bu geniş anlama zaman içinde değişik kısıtlamalar getirilip yeni tanımlar yaratılmıştır. Bugün sanat terimi birçok kişi tarafından çok basit ve net gözüken bir kavram olarak kullanılabildiği gibi akademik çevrelerde sanatın ne şekilde tanımlanabileceği, hatta tanımlanabilir olup olmadığı bile hararetli bir tartışma konusudur.

Açık olan nokta ise sanatın insanlığın evrensel bir değeri olduğu, kısıtlı veya değişik şekillerde bile olsa her kültürde görüldüğüdür

Sanat kavramı üzerine yapılan yorumlardan önce sanat hakkında biraz bilgi vermek gerekir. İnsanoğlu yazılı anlatıma başlayamadığı çağlarda kendisini ifade edebilmek için, kendine ve çevresine göre iletişim adına aradığı anlamı bulabilmek için görsel anlatım yollarını yani sanatı kullanmıştır. Böylece anlattıkları ile kişiliğini oluşturmaya başlamıştır.

Sanatın tanımını verirken farklı açılardan bakmamız gerekir. Bu durumda da farklı tanımlarda bulunabiliriz.

Sanat; “yaratıcının ve alıcının duygularında varolan biçim ve ahenk birliği bağlantılarını harekete geçirip güzeli ortaya koyabilecek, hoşa giden yaratma çabasıdır,

Bir sanatçının ürün verebilmesindeki amaç, duymakta olduğu his ve heyecanları başkalarına da aktarmaktır ve bu aktarma işini nesnel olarak üstlenen de sanat ürünüdür.

Sanat güzel olandır, estetik olandır, insanlığın varlığı ile kendini var edendir.

Sanat görsel ve duygusal iletişim aracıdır. Sınırları ve boyutları verici ile alıcının kapasitesine ve kültürel birikimine bağlı olarak gelişir.”

“Sanat, insanlık tarihinin her döneminde var olan bir olgudur.


İnsanlığın geçirdiği evrimler yaşama biçimlerini, yaşama bakışlarını, sanat biçimlerini ve sanata bakışlarını değiştirmiş, her dönemde ve her toplumda, sanat farklı görünümlerde ortaya çıkmıştır.

Sanat, nesnel ve öznel yaklaşımlara göre farklı açıklanır. Nesnel yaklaşımda sanat, toplumsal etkilerle, öznel yaklaşımda ise salt bir bireysellikle yaratılır.

Özet olarak Sanat, belli kalıplar içine konulamayan ve estetik olan insan duygularının dışa vurumudur da diyebiliriz. 
Bugün sanatın “duygusal ve düşünsel etkileme gücü”’ne sahip oluşu daha belirleyicidir. Bu anlayışa en uygun tanımı yapan Thomas Munro’ya göre;

sanat doyurucu estetik yaşantılar oluşturmak amacıyla dürtüler yaratma becerisidir”.

Sanat, güzel ile uğraşır. Güzel göreceli bir kavramdır. Kendi içinde tutarlı bir bütünlüğü taşıyan şey çirkin, acı verici, iğrendirici bile olsa estetik açıdan güzeldir.

“Sanat, nesnel ve öznel yaklaşımlara göre farklı açıklanır. Nesnel yaklaşımda sanat, toplumsal etkilerle, öznel yaklaşımda ise salt bir bireysellikle yaratılır”

Kant’a göre; sanatın kendi dışında, hiçbir amacı yoktur. Onun tek amacı kendisidir. Güzel sanatı ancak deha yaratabilir.

Hegel’e göre; sanattaki güzellik doğadaki güzellikten üstündür. Sanat, insan aklının ürünüdür. Kendisine doğanın taklidinden başka amaç bulmalıdır.

Marks’a göre; yaratıcı eylem, insanın ve doğanın karşılıklı etkileşiminin bir aşamasıdır. Bu, toplumsal bir karakter taşır. Sanat, yaşamı insanileştiren bir olgudur. Araştırıcı, yaratıcı, çok yönlü tümel insana ulaşma çabası içinde sanatlar gelişebilir.

B. Croce; güzelliğin yerine anlatımı öne çıkarır. Sanat, sezginin ve anlatımın birliğidir. Bireysel ve teorik bir etkinliktir. Doğa, sanatçının yorumu ile güzel olabilir.

Sanat, deha düzeyindeki zekânın, var olana karşı tepkisinin, tutarlı bir bütünlük içerisinde somutlaştığı bir alandır. Sanatçı, zekâsı ve sezgileriyle çağının önünde giden insan olduğu için, gerçek sanatın anlayanı azdır. Onu anlamak için çaba gerekir.
Sanat, felsefenin en büyük açıklanamamış sorularından biridir. Sanat duyguyla tasarlanmış, içine emek sarf edilmiş bir eserdir.

“Sanattaki estetik, doğadaki güzelliklerin insan ruhunda oluşturduğu düzenli bir olgudur.

Sanat; inanç, felsefe, bilim ve teknik becerisi içinde yaklaşmaya özen göstermektedir.”

Sanatçının bilimsel ve sanatsal veriler doğrultusunda kendisini çizgi, renk ve sözcüklerle ifade etme ihtiyacından sanat ortaya çıkmıştır. Sanat, önceleri biçim bakımından özgürlük ararken; bugün, anlam, konu, ruh ve estetik bakımından özgürlük aramaktadır.

“Sanat öyle bir kişilik ifadesidir ki, bir dile bir zümreye hitap etmez, o bütün insanlara hitap edecek boyutlarda engin ve bütün insanları etkileyecek çapta güçlü, evrensel bir ifade tarzıdır.”

Günümüzde, insanların karşı karşıya kaldığı psiko-sosyal sorunlara çözüm olabilecek alanlardan biri de sanattır. İnsan duyarlığının karmaşık ürünleri olan ve daima insan özgürlüğünün hakkını arayan sanat eserleri, bazı kalıpları sürekli olarak zorlayıp aşar, onların nitelik olarak daha üstün ve yoğun yeni seviyelere ulaşmasını sağlar.

Tolstoy, “İnsanın bir zamanlar yaşamış olduğu duyguyu, kendinde canlandırdıktan sonra, aynı duyguyu başkalarının da hissedebilmesi için hareket, ses, çizgi, renk veya kelimelerle belirlenen biçimlerle ifade etme ihtiyacından sanat ortaya çıkmıştır” demektedir.

İnsan, nasıl duymaya, düşünmeye başladığı andan itibaren kelimenin gerçek anlamıyla hayata girmiş olursa, insanlık da duygularını ve düşüncelerini sesler, çizgiler ve renklerle canlı ve cansız simgeler halinde şekillendirmeye başladığı andan itibaren, gerçekten tarih sahnesine çıkmış olur. Sanat; din ve felsefe gibi, insanı günlük hayatın dar kalıplarından kurtaran bir teneffüs anı gibidir.

Sanatta güzeli, bilimde doğruyu arayan insan ruhu ve zekâsı, aslında kendini aramaktadır. Din, felsefe, bilim, sanat ve hatta teknik gibi alanlar, birbirine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Her sanat eseri, var olan bir şey ile bir nesne ile ilgilidir; belli bir varlığı anlatır, ondan bir kesit ortaya koyar.

Bir resim, belli bir tabiat parçasının resmidir veya bir insan görüntüsüdür.

Bir tiyatro oyunu, belli olayların simgelenmesidir.

Bir şiir ya da müzik parçası, ya tabiattan ya da insan ruhundan, insan duygularından bir anlatımdır.

Sanatçının gördüğü, kavradığı ve gerçeklik olarak belirlediği varlığın bilgisi, sanatın öz konusunu oluşturur.

Sanatı farklı bir biçimde de tarif etmek mümkündür.

İnsan aklının eşya üzerindeki pırıltısı”. İnsanların, tabiat karşısındaki duygu ve düşüncelerini çizgi, renk, biçim, ses, söz ve ritim gibi unsurlarla güzel ve etkili bir biçimde ve kişisel bir üslûpla ifade etme çabasından doğan ruhsal bir faaliyettir.

Sanat, “insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir araç” olarak kabul edebilir. Sanatın ayırıcı özelliklerinden biri, onun günlük, basit ve sıradan şeylerin üstünde olmasıdır.

Sanata ilişkin en önemli özellik anlatımdır. Kişinin çok özel iç dünyası, imgeleri, düşünüleri ve duyguları sanat ile görselleşir. Bu çok özel dünyanın dışa aktarılması, bir başka deyişle anlatımı, başkalarının anlatımının anlaşılması, insan için bir ihtiyaçtır. Hangi sanat formu olursa olsun yaratma eylemi anlatılmak isteneni izleyiciye iletme amacını güder.

Sanatı en yalın biçimde tanımlamak gerekirse;

Sanat bir görüş ya da seziştir.

Sanatçı bir imge ya da resim üretir. Sanattan tat alan biriyse yüzünü sanatçının ona gösterdiği yöne çevirir ve kendisi için açılmış olan pencereden bakarak, kendinde sanatçının imgesini oluşturur.

Sanatın dalları nelerdir.

Sanat sözcüğü genelde görsel sanatlar anlamında kullanılır. Sözcüğün bugünkü kullanımı, batı kültürünün etkisiyle, İngilizcedeki 'art' sözcüğüne yakın olsa da halk arasında biraz daha geniş anlamda kullanılır.

Gerek İngilizcedeki 'art' ('artificial' = yapay), gerek Almancadaki 'Kunst' ('künstlich' = yapay) gerekse Türkçedeki Arapça kökenli 'sanat' ('suni' = yapay) sözcükleri içlerinde yapaylığa dair bir anlam barındırır.

Sanat, bu geniş anlamından Rönesans zamanında sıyrılmaya başlamış, ancak yakın zamana kadar zanaat ve sanat sözcükleri dönüşümlü olarak kullanılmaya devam etmiştir. Buna ek olarak Sanayi Devrimi sonrasında tasarım ve sanat arasında da bir ayrım doğmuş, 1950 ve 60'larda popüler kültür ve sanat arasında tartışma kaldıran bir üçüncü çizgi çekilmiştir.

Biçim verilen malzeme değiştikçe, sanatın değişik adlara ayrılması mümkün olabiliyor. Ancak, sanatı çeşitlendirirken sadece malzeme yönüyle sınıflandırma yapmak mümkün değildir. Malzemenin yanı sıra, ifade ediş biçimi veya daha kapsamlı bir ifadeyle yaratıcılık, bu sınıflandırmada önemli bir etkendir. Sözgelimi, bir heykeltıraş da ağaca biçim verebilir, bir marangoz da... Fakat heykeltıraşın ağaca biçim verişteki ifade tarzı ile marangozun biçimlendirmesindeki ifade tarzı aynı değildir. Heykeltıraş biçimlendirmesini alışılmışın dışında, yeni ve özgün bir biçimde yaparken, marangoz ise alışılmış, bilinen veya tekrar edilen bir biçimlendirme yapar.

Bu bakımdan sanat genel olarak önce iki gruba ayrılır:

1- Pratik sanatlar / endüstriyel sanatlar (zanaat)

İnsanların gereksinimlerini karşılamak için yaptığı el becerisi isteyen işlerdir. Mutlaka eğitim gereklidir. Eğitimin de uygulamalı olması yani yapılarak, bir usta çırak ilişkisi içerisinde öğrenilmesi gereklidir. Ama eğitimin yanında kişinin işe yatkın olması el becerisi şarttır. Buna örnek olarak, marangoz, berber, terzi, aşçı vb. verebiliriz. 
Herkes dolap yapabilir, ama bir marangoz gibi yapamaz. 
Herkes dikiş dikebilir ama bir terzi gibi dikemez.
2- Güzel sanatlar.

Duygu ve düşüncelerin güzel bir şekilde görsel, işitsel ve drama yoluyla başkalarına anlatma işidir. Göze güzel görünümler sergilemek, kulağa hoş sesler duyurmak ve ruhta heyecan yaratmak güzel sanatların amacıdır. 

Bu iş için mutlak surette Eğitim gerekir ve işe yatkın olmakta şarttır. Ama bu ikisi yeterli değildir. Birde kişinin doğuştan gelen özelliğinin yeteneğinin olması gerekir. Herkes çalışırsa çok iyi resim çizebilir ama herkes bir ressam gibi resim çizemez. Herkes bir şeyler yazabilir ama herkes tarafından okunan değer verilen şeyler yazabilmek, bugün yazdığı bir kitabın yıllar sonra okunabilmesi ise ayrı bir olaydır.

Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Buda şunu gösteriyor ki; 
Herkes bir meslek sahibi olabilir, ya da yeteneği ve el becerisi olan herkes zanaatkâr olabilir. Ama herkes sanatçı olamaz. 


Güzel sanatlar deyince aklımıza, insan yaratıcılığı, insanın ilk çağlardan bu yana kendini ifade ettiği, tam yetkinleşemediği dönemlerde, çizgi, boya, kil yoluyla içini döktüğü biçimler, desenler, çeşitli oluşumlar geliyor.

Yetkinleştiği dönemlerde ise, örnekler çok çeşitli. Sözgelimi,

Ünlü Rönesans sanatçıları,

Yapılar, anıtlar, köprüler, müzeleri dolduran resimler, sonra şiirler

ya da Mimar Sinan'ın camileri, çeşmeleri, köprüleri ..

Derken günümüzün sanat eserleri, insan aklıyla duygularının estetik beğenisiyle yaratıcı gücünün ortaya koyduğu, bilim ve teknolojinin de en üst seviyelerindeki çağımız sanatçılarının sanat ürünleri:

Çağdaş resim, heykel, roman, tiyatro, sinema, çelik ve cam yapılar, incecik kullanım eşyaları, sesin, ışığın, rengin, oyun gücünün birleştiği büyük sahne olayları ve türlü tasarımlar.

Acaba güzel sanatları nasıl sınıflandırabiliriz?

Geleneksel ve çağdaş olmak üzere iki biçimde sınıflamak, bize bazı kolaylıklar getirebilir.


Geleneksel sınıflama,

Güzel sanatları, hitap ettiği duyu organlarına göre sınıflar. Sözgelimi,

Görsel sanatlar,

(plâstik sanatlar), göze ve görmeye dayanan sanatları, resim, heykel, mimari gibi dalları bir grupta topluyor.

İşitsel sanatlar (Fonetik sanatlar)

Müzik ve türleri ile edebiyat;

Dramatik Sanatlar (Ritmik sanatlar) ise,

Hem görme ve hem de hareketle ilgili olan sinema, opera, Tiyatro, dans, bale, kukla, vs. gibi sanatları kapsamaktadır.

Ancak, bu sınıflandırmanın ister istemez dışında kalabilen bazı türler de olabiliyordu.

Sözgelimi,

Karikatür veya seramik gibi.

Bu sebeple, daha çağdaş bir sınıflandırmaya gerek duyulmuştur. Bu sınıflama, söz konusu edilen sanat dalının niteliği ve tekniği göz önünde bulundurulmaktadır. Buna göre, şöyle bir sınıflandırma yapılabilir:

Yüzey Sanatları :

Tüm iki boyutlu sanat çalışmaları, yani bir eni ve bir boyu olan kâğıt veya tuval üzerine, bir duvar ya da kumaş üzerine uygulanan sanatlardır:

Resim ve türleri:

Yağlı boya, sulu boya, baskı sanatları, afiş, grafik çizimler, duvar resmi, minyatür, karikatür, fotoğraf, batik, süsleme vb.


Hacim Sanatları:

Üç boyutlu sanat çalışmalarıdır. Sözgelimi heykel, seramik, anıtlar gibi.


Mekân Sanatları:

İç ya da dış mekânı içine alan ya da düzenleyen sanat dallarıdır. En başta mimarî olmak üzere (bahçe mimarîsi, peyzaj mimarîsi), çevre düzenlemesi gibi mekâna ilişkin tüm tasarım çalışmaları.

Dil Sanatları:

Edebiyat ve yazı türlerini kapsayan sanatlardır: Roman, hikâye, şiir, deneme, tiyatro metni, film senaryosu vb. gibi.

Ses Sanatları:

Müzik ve bütün türlerini kapsayan sanatlardır: Halk müzikleri, klâsik müzikler gibi.

Hareket Sanatları:

İnsanın, bedeniyle anlatım gücü kazandırdığı sanatlardır: Bale, dans türleri, halk dansları, pandomim vb.

Dramatik Sanatlar:

İnsanın, eyleme dönüşmüş ifadelerle kendini veya bir olayı, bir olguyu anlattığı sanatlardır: Tiyatro, opera, müzikal oyun, kukla gibi sahne sanatları, sinema, gölge oyunu gibi türleri buna örnek olarak gösterebiliriz.

Böylece, bütün sanat dallarını içine alan bir sınıflandırma yapmış olduğumuzu söyleyebiliriz.

GÜZEL SANATLARIN TOPLUMDAKİ YERİ VE ÖNEMİ: 

Her insanın güzellik duygusuna ve güzele karşı bir ilgisi vardır. Giysilerimiz biçim ve renk uyumuna dikkat ederiz. Ev eşyalarımızı yerleştirirken güzel görünmesine özen gösteririz.

Düzgün görünümlü çiçeklerle süslenmiş bir masada yemek yemek iştahımızı açar. Güzel bir müzik eşliğinde iş yapmak verimi arttırır. Buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Görme ve işitme duyguları gelişmiş olan kimseler ise bu konuda oldukça hassastırlar. Çevrelerindeki çirkin görüntülerden ve çirkin seslerden herkesten daha çok onlar rahatsız olurlar.

Bu sebep ve gerekçeler göz önünde bulundurulduğunda güzelliğin ve güzellik anlayışının toplumda önemli bir yeri olduğunu görebiliriz. Tabi bu görüş ve düşünceler veya güzellik anlayışı fertlerden başlayarak aile bireylerine ve topluma kadar farklı şekillendirmeleri anlayışları ve yorumları da beraberinde getirebilir.

Ama netice itibariyle güzel olan her şey beğenilir sevilir ve kabul görür.

Sanat Eğitiminin Birey ve Toplum için önemi:

Çağlar boyunca insan, güzel sanatların tümünü, kendini ve ait olduğu toplumu geliştirme, zenginleştirme ve güçlendirme yolunda vazgeçilmez bir unsur olarak görmüş, kendi kültür birikimini yarınlara aktarma konusunda bilinçli ya da bilinçsiz olarak bundan yararlanmıştır.

Sanat eğitimi ile ilgili literatür (Edebiyat) tarandığında dış kaynaklı yayınlarda ilk dikkati çeken şey, ülkelerin eğitim politikalarında yaratıcılık eğitimine verilen önem ve bunun sonucu olarak sanat eğitimi konusundaki yayınların çeşitliliğidir.

Bu yayınlara dayalı olarak ABD ve Avrupa ülkelerinde sanat eğitimi derslerinin müfredatları incelendiğinde; özellikle ilk ve orta öğretim kurumlarının programlarında "Art, Kunst" vb. derslerin haftalık ders saatlerinin fazla olduğu, ders kapsamlarının farklılığı, içeriklerinin bireyi yarınlara hazırlamada etkili olduğu, ayrıca öğrencilerin gelecekte iyi birer sanat tüketicisi olmalarının hedeflendiği dikkati çeker.

Batı ülkelerindeki program geliştirme çalışmalarında ise; yaş grubu özelliklerinden yola çıkılarak eğitim süreçlerinin incelendiği, eski yöntemlerle birlikte değişen dünya koşulları içerisinde bireyin ihtiyaçları dikkate alınarak durumun bilimsel verilerin ışığında değerlendirildiği ve planlandığı, örneğin "Bilgisayarla Resim ve Tasarım" anlayışının kapsam içine alındığı gözlenmektedir.

Batı, sanat eğitiminin birey üzerindeki etkisini çok iyi kavranmış konuya ilişkin devamlı bir arayış içerisindedir. Bireyin gelişiminde sanat eğitiminin önemini daha iyi ortaya koymak üzere konunun detaylandırılması bizde de kurum ve kişileri harekete geçirerek belki sanat eğitimini müfredat içerisinde hak ettiği yere koydurabilir. Bu nedenle neden sanat eğitimi gereklidir sorusuna yanıtlar bulmaya çalışalım.

Sanat Eğitiminin Gerekliliği:

Birey sanat eğitimi etkinlikleri yolu ile

- Bir taraftan bakma eylemi içerisinde görmeyi öğrenirken, diğer taraftan dokunduğu biçimlendirdiği değişik malzemeleri tanıma fırsatı bulunur. Uygulanan motivasyonlar uyarıcı rolü üstlenir. 

- Her türlü yetenek ve gereksinimlerini ortaya çıkarma şansına sahip olur. Bu yolla kendi yetilerinin farkına varır, böylece ileride meslek seçiminde sağlıklı tercihlerde bulunur.

- Duygularını, görüşlerini malzemeye aktırırken yeni deneyimlere girer. Bu yaşantı zenginliği nesneler arası ilişkileri kurmada ona kolaylıklar sağlar, böylece senteze ulaşmayı başarabilir ve yeni anlatım yolları arayışına girer. 
- Doğaya ve çevresinde gelişen ve değişen olaylara farklı bir gözle bakmayı davranışa dönüştürür.

- Kişiliğini geliştirme fırsatını bulur. Duyan, düşünen, yaratan, kendisi ve çevresi ile diyaloga giren bir yapı oluşturur.

- Soyut kavramları algılaması kolaylaşır.

- Karşılaştığı problemleri daha rahat çözümler.

- Zihinsel yetileriyle birlikte duygu yanını da geliştirir.

- Sanatçı, sanat eseri ve kendisi arasında bağ kurmayı başarır.

- İçinde bulunduğu çevreyi algılayarak bu çevreyi daha iyi ve daha güzele doğru geliştirme isteği duyar.

- Grupla çalışma ve birlikte iş bitirme alışkanlığı edinir. Grubun başarısı için sorumluluk üstlenir.

- "Ben" için çalışma isteğini "biz"e dönüştürür. 

- Araştırma, bulma, sınama ve yeniden kurma gibi yaratıcı süreçte yer alan yetilerini geliştirir.

- Özgüven duygusunun gelişmesine olanak bulur.

Görülüyor ki, sanat eğitimi, birey için içinde yaşadığı dünyayı kavramada, karşılaştığı problemleri çözmede, gördüğü, hissettiği şeylere karşı reaksiyon göstermede son derece önemli bir rol üstlenir ve sanat eğitimi bir bütünlük içerisinde düşünüldüğünde birey ve toplum için can damarı durumundadır. Çünkü genel eğitimin hem bilişsel, hem duyuşsal hem de psiko-motor alandaki hedeflerine hizmet verir.

Böylece bireyin estetik, fiziksel, zekâ, toplumsal gelişimlerine katkıda bulunur ve yaşamın bütünselliği içerisinde sanat yoluyla eğitimini sağlar. Bu yolla, eğitimde, iletişimde, estetik beğenide bütünlük sağlanmış olur.

Sanat eğitimi, bireylerde var olan yaratıcı gücü geliştirme konusunda en etkin disiplindir. Eskiden olağanüstü bir güç olarak kabul edilen "yaratıcılık", sadece yetenekli insanlara özgü olarak değerlendirildi. Günümüz Türkiye'sinde de ne yazık ki hâlâ bu düşünceler hâkim olup resim-iş dersi diye anılan sanat eğitimi dersleri "seçmeli ders" statüsüne düşürülerek, eğitimin kalitesini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu olumsuzluğun sonuçları ilerideki yıllarda daha belirgin olmak üzere ortaya çıkması muhtemeldir.
  1   2   3

Add document to your blog or website

Similar:

Sanat Nedir? Dalları Nelerdir, Önemi Nedir? iconİKLİM NEDİR ? ÜLKEMİZDE İKLİM ÇEŞİTLERİ NELERDİR ? HAVA DURUMU NEDİR ? İKLİM ELEMANLARI NELERDİR ?

Sanat Nedir? Dalları Nelerdir, Önemi Nedir? iconMineral Nedir? Minerallerin Sağlık İçin Önemi Nedir?

Sanat Nedir? Dalları Nelerdir, Önemi Nedir? iconDil nedir? Özellikleri nelerdir?

Sanat Nedir? Dalları Nelerdir, Önemi Nedir? iconTiyatro Nedir faydaları nelerdir

Sanat Nedir? Dalları Nelerdir, Önemi Nedir? iconINTERRUPT NEDİR ve ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Sanat Nedir? Dalları Nelerdir, Önemi Nedir? iconEĞİTİM NEDİR? ÖĞRETİM NEDİR? KÜLTÜR NEDİR?

Sanat Nedir? Dalları Nelerdir, Önemi Nedir? iconSuç nedir? Suçu inceleme yöntemleri nelerdir?

Sanat Nedir? Dalları Nelerdir, Önemi Nedir? iconSanatın eğitimdeki yeri nedir? Sanat ile eğitim arasında nasıl bir ilişki vardır? Öğretmenlik bir sanat mıdır? Bu çalışmanın temel amacı bu sorulara elden

Sanat Nedir? Dalları Nelerdir, Önemi Nedir? iconTeminat Mektupları nedir, mahiyeti ve tarafları nelerdir?

Sanat Nedir? Dalları Nelerdir, Önemi Nedir? iconSunucu Nedir Sunucular Üstünde Kullanılan İşletim Sistemleri Nelerdir

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page