1 Çalışmanın Amacı




Indir 0.73 Mb.
Title1 Çalışmanın Amacı
Page4/13
Date conversion06.12.2012
Size0.73 Mb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://avanoscomlekcilerdernegi.org/wp-content/uploads/tez_sirlar.doc
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   13

3.SERAMİK SIRLARININ ÖZELLİKLERİ, SIRLAMA, SERAMİK SIRLARINDA MEYDANA GELEN HATALAR VE GİDERİLMESİ




3.1.Seramik Sırlarının Özellikleri




3.1.1.Viskozite



Sırın en önemli özelliklerinden biridir. Sırlarda kesin bir ergime derecesi tayin etmek oldukça zordur. Bunun nedeni sırın akışkan duruma gelinceye dek süren az akışkan veya katı akışkan aşamasının uzun süreç almasıdır. Bu durum sırın ergime noktasını direkt olarak etkiler.

Sırın viskozitesi çok düşük ise, sır bisküvinin eğimli yerlerinden akarak düz yüzeylerde birikme yapar. Bu nedenle eğimli yerlerde ince, düz yerlerde kalın sır tabakası oluşturur. Böylece alt kısımlarda sır, su damlacıkları şeklini alır. Sırın viskozitesi öyle düzgün ayarlanmalıdır ki, bisküvi hangi formda olursa olsun, her yüzeyinde eşit sır tabakası olsun. Eğer sırın viskozitesi fazla olursa sır içinde oluşan gaz taneciklerinin sır içinden çıkması zorlaşır ve yüzeyde sır küçük küçük bölünerek, iğne deliği dediğimiz sır hataları meydana gelir.

Sırın pişme sıcaklığı ve bu sıcaklığın yüksekliği ile etkileşme süresinin uzunluğunun sırın viskozitesi üzerindeki etkisini araştırmak için deneyler yapılmıştır. Bunlardan biride KEPPELER'dir.

Keppelerin bu deneyde kullandığı belli bir ağırlıktaki platin plaka farklı sıcaklıklarda eritilen, kimyasal ve fiziksel özellikleri aynı olan sırların içinde değişik düşme süreci değerleri gösterdi.

Sırın eritilme sıcaklığı 900C: Platin kürenin 10 cm düşme süresi 1000 sn.

Sırın eritilme sıcaklığı 1000C: Platin kürenin 10 cm düşme süresi 10 sn.

Sırın eritilme sıcaklığı 1200C: Platin kürenin 10 cm düşme süresi 1 sn.


Bu deneyden elde edilen bilgilerin ışığında, henüz transformasyon bölgesinde bulunan sıra bu deney uygulanırsa, platin bilyenin 10 cm düşmesi için gerekli olan zaman 300 yıl olduğu saptanmıştır.

Viskoziteyi; sırın bileşimi ve içindeki oksitler, büyük oranda etkiler. Diğer bir viskozite ölçüm yöntemi de oluklu viskozimetredir. Porositesi olmayan 45 eğimli yüzeyinde oluklar bulunan viskozimetreler içinde karşılaştırılması istenen sırlar aynı oranlarda, olukların tepe noktalarındaki boşluklara doldurulurlar. Gereken sıcaklıkta pişirilen sırlar, akma boyalarındaki gösterdikleri uzunluklara göre değerlendirilirler.

Böylece sırların viskozitelerinin birbirleriyle karşılaştırıldığı gibi diğer standart bir sıra göre, diğer sırların viskozluğu saptanabilir.

1932 yılında Haenlein tarafından yapılan bir viskozite ölçme aracıda bilyalı viskozimetredir. Bu sistemde ya bilyalının erimiş sır içinde belirli bir yol alarak yükselmesi için gereken ağırlık yada uygulanan birim ağırlıkta platin bilyanın belirli bir yolu alması için gerekli süre olarak hesaplanır. Bu saptanan ağırlık veya süre birimleri de sırın viskozitesinin karşılaştırılmasında birim olarak kullanılır.

Sırların viskozitesi çok yönlü amaçlar için kullanılan ısıtmalı viskozimetre ile gözlenerek de saptanabilir.

Viskozitelerinin ölçümlerinde birim olarak poise kullanılır. 1 poise her biri 1 cm2 olan iki yüzeyi 1 cm/sn hızla birbirlerinden 1 cm uzağa çekmek için sarf edilen 1 dyn’lik bir kuvvettir.

3.1.2.Yüzey gerilimi



Bir sıvının ıslatamadığı bir satıh üzerinde damlacıklar şeklinde adacıklar oluşturmasına yani dış sathını küçültmesine sebep olan kuvvet vardır. Bu kuvvet yüzey gerilim kuvvetidir. Sıvı bir cisimden bir damla cam üzerine damlattığımızda sıvı camın üzerine yayılıp gitmez. Sıvıları böyle yuvarlak hale getiren onların yüzey gerilimleridir. Yüzey gerilimleri ne kadar fazla ise yuvarlanıp toplanmada o kadar fazla olur.

Örneğin civanın yüzey gerilimi 436 dyn/cm olmasına karşılık suyun yüzey gerilimi 73 dyn/cm’dir. Bu nedenle civa daha küresel, su ise daha yaygın şekilde damla verir.

Yüzey gerilimi sıvının viskozitesi ile karşılaştırılmamalıdır. Viskozitesi küçük bir sıvının yüzey gerilimi, viskozitesi büyük bir sıvınınkinden büyük olabilir. İnce bir borudan gayet yavaş akıtılan bir sıvının borunun ucunda toplanan damlalarının büyüklüğünden yüzey gerilimi hesaplanabilir. Yüzey gerilimi bu damlaların büyüklüğü ile doğru orantılıdır.

Sırların yüzey gerilimi 300 dyn/cm’dir ve sırlar yumuşama sıcaklığının üstünde sıcaklık arttıkça akıcılığı artan sıvılardır. Bundan dolayı sıvılardaki yüzey gerilimi, sırlarda da görülür. Yüzey gerilimi büyük olan sırlar, dış sathını küçültmek, küre şeklini almak için sırın sürülmüş olduğu mamul üzerinde büzüşürler. Bazı hallerde sırın hatasına sebep olan bu olaydan, çok güzel artistik sırların yapılmasında da yararlanılır.

Örneğin renkleri farklı iki sır birbiri üzerine çekilir, üsttekinin yüzey gerilimi büyük olursa, erimiş olan sır diğer sırın üzerinde adacıklar meydana getirerek toplanır. Renklerin birbiriyle zıt ve iyi seçilmesiyle oldukça ilginç sırlar elde edilebilir. Sırı meydana getiren oksitlerin yüzey gerilimleri birbirinden farklı olup, redüksiyonlu pişirimler, sırların yüzey gerilimlerini artırıcı rol oynarlar.

Yüzey gerilimi artıran oksitler artan etkilerine göre B2O3, ZnO, NiO, V2O5, Al2O3, MgO, SnO2, Cr2O3 olarak sıralanabilir.

Yüzey gerilimi azaltan oksitler ise ;

CaO, SrO, BaO, SiO2, TiO2, Ne2O, PbO, K2O, Li2O olarak sıralanabilir.

Sırların yüzey gerilimlerini gözlem yolu ile saptayıp hesaplamak birkaç yolla mümkündür.

Appen 1953 yılında, bir sıvının veya sır eriyiğinin içinden alınan standart bir damlanın ağırlığını ölçerek yüzey gerilimi için değerler bulunabildiğini açıklamıştır.

Ayrıca ham sırdan belirli boyutlarda preslenen numuneler bir seramik yüzey üzerinde pişirilerek yüzey gerilimini ölçmek mümkündür. Burada ölçülen, sırın eriyerek yüzeydeki kapladığı alandır.

Diğer bir yöntem; ısıtmalı mikroskop aygıtı kullanılmasıdır. Özel olarak ham sırdan şekillendirilen bir tablet, ısıtmalı mikroskobun, fırınında düzenli olarak pişirilir. Sıra ile sinterleşme erime başlangıcı, en küçük yüzeyli küre şekline gelme aşamalarından geçen sır, büyük bir yüzey gerilimine sahipse, çok küçük sınır aşaması oluşturur. Yüzey ile yaptığı ağ da küçük olur.


Yüzey gerilimi küçük olan sırlarda ise aynı koşullarda durum daha büyük olur.

Sırı meydana getiren oksitlerin yüzey gerilim faktörleri birbirinden farklı olup, Dietzel tarafından 900C için dyn/cm olarak şöyle bulunmuştur.


MgO ...........................6,6 dyn/cm

Al2O3 .........................6,2 dyn/cm

V2O5 ..........................6,2 dyn/cm

CaO ...........................4,8 dyn/cm

ZnO ...........................4,7 dyn/cm

Li2O ..........................4,6 dyn/cm

Fe2O3 ........................4,5 dyn/cm

TiO2 ..........................3,0 dyn/cm

Na2O .........................1,5 dyn/cm

PbO ...........................1,2 dyn/cm

CoO ...........................4,5 dyn/cm

NiO ............................4,5 dyn/cm

MnO ...........................4,5 dyn/cm

ZrO2 ...........................4,1 dyn/cm

BaO ............................3,7 dyn/cm

SiO2 ...........................3,4 dyn/cm

B2O3 ..........................0,8 dyn/cm

K2O ...........................0,1 dyn/cm

Sırı oluşturan metal oksitlerin yüzey gerilimleri gittikçe küçülmek üzere;

MgO-Al2O3-CaO-ZnO-BaO-SiO2-Na2O-PbO-B2O3-K2O olarak sıralanabilir.

3.1.2.1.Sırların yüzey gerilimlerinin hesaplanması




Bunun için kimyasal bileşimlerdeki oksit yüzdeleri kendilerine ait yüzey gerilim faktörleriyle ayrı ayrı çarpılarak toplanır. Çıkan netice sırın 900C’nin üzerindeki her 50C için 2, her 100C için 4 çıkarılmalıdır.


Örneğin % 11,20 K2O

% 8,00 ZnO

% 3,10 CaO

% 3,40 MgO

% 9,00 Al2O3

% 64,00 SiO2

% 1,30 Fe2O3


% 100,00 Bileşiminde bir sırın yüzey gerilimi

K2O 11,20 x 0,1 = 1,12

ZnO 8,00 x 4,7 = 37,60

CaO 3,10 x 4,8 = 14,88

MgO 9,00 x 6,6 = 22,44

Al2O3 9,00 x 6,2 = 55,80

SiO2 64,00 x 3,4 =217,60

Fe2O3 1,30 x 4,5 = 5,85


355,29 dyn/cm 900C’deki yüzey gerilimi

1100C için 355,29-(2.4) x 8 =347,29 dyn/cm

Sırı teşkil eden oksitlerin yüzde bileşimleri değil de, seger formülleri biliniyorsa, yine yüzey gerilimleri hesap edilebilir. Bunun için bütün oksitlerin mol sayıları kendi mol ağırlıkları ile çarpıldıktan sonra toplanır. Normal olarak sırlarda, çıkan sayı hiçbir zaman 100 (yüz) olmayıp yüzden büyüktür. Buradan yüzde hesabına geçilir.


K2O 0,35 x 94 = 32,90 : 2,791 =11,80 x 0,1 = 1,18

ZnO 0,30 x 81 = 24,30 : 2,791 = 8,67 x 4,7 = 40,75

CaO 0,15 x 56 = 8,40 : 2,791 = 3,02 x 4,8 = 14,50

MgO 0,20 x 40 = 8,00 : 2,791 = 2,86 x 6,6 = 18,80

Al2O3 0,25 x 102 = 25,50 : 2,791 = 9,17 x 6,2 = 56,85

SiO2 3,00 x 60 =180,00 : 2,791 =64,48 x 3,4 =219,23

279,10 2,791 351,39 dyn/cm 900C için

Tabloda yüzey gerilim faktörlerini gösterirken, V2O5 in negatif değer taşıdığı görülmektedir. Bu özellikten faydalanılarak, genellikle son zamanlarda fayans sırlarının pişirildiği fabrikalarda dış satıhları V2O5 ihtiva eden ateş tuğlaları üretilmektedir. (Vanal) Bu tuğlalar fırın tavanında yoğunlaşan ve zamanla toplana toplana sarkıtları teşkil eden sırların bu hali almasını önler. Bilhassa devamlı çalışan ve içi kontrol edilmeyen fırınlarda görülen, tünel fırın arabalarının üst raflarındaki ürünlerin devrilmesine ve ara yerlere sıkışmasına neden olan bu durum büyük zararlara yol açmaktadır.


3.1.3.Genleşme



Bir sırın veya çamurun birim uzunluğunun 1C ısıtılması ile gösterdiği genleşme veya küçülme ölçülmesi, genleşme katsayısı olarak kabul edilir. Bu miktar her sıcaklıkta aynı değildir. Yüksek sıcaklıklarda biraz daha fazladır. Fakat bu değerler o kadar küçüktürler ki sırlarda sırlar 5x10-6 - 10x10-6 arasındadır.

Fayans sırlarının genleşme katsayısı 7x10-6 olarak kabul edilirse 1 mm’lik fayans sırın 1C ısıtıldığında 0,000007 m uzadığı görülür. 1 cm’si 0,000005 mm’lik uzama olur. Fayans 1000C’de pişirilirse bu uzama 1,05 mm’ye denk olur.

Sırın genleşme katsayısı sırı oluşturan oksitlerin genleşme katsayıları ile ilgilidir. Her oksidin ayrı bir genleşme katsayısı olup, Na2O en fazla MgO en az genleşme katsayısına sahiptir. Sırası ile oksitlerin genleşme katsayıları aşağıdaki gibidir.

MgO-B2O3-SiO2-ZnO-PbO-BaO-Al2O3-CaO-K2O-Na2O

Sırlarda ortalama çizgisel sıcaklık genleşme katsayısı hesaplanır ve genleşme katsayısının dilatometre ölçümünde şu bağıntıdan faydalanılır.

olarak tanımlanır.

L = Başlangıç uzunluğu (mm)

L = Başlangıç ve son uzunluk arası fark (mm)

t = Son sıcaklık (t)


Bir sırın çatlamaya ve kavlamaya neden olmayacak bir gerilim ile üzerine sürüldüğü çamurda durması, çamur ile sırın genleşme katsayılarının çok az olmak koşulu ile uyuşmamaları sonucu; her zaman sır hataları ortaya çıkmayabilir. Bu sırın belli bir elastikiyete sahip olmasından ileri gelir.

Ayrıca sırın çamur ile bağlanmasını temin eden bir ara tabaka vardır. Bu arada tabaka sadece sırın hamura yapışmasını temin etmeyip, sırla hamur arasındaki az miktardaki gerilimlere de karşı koyabilmektedir.

Seramik mamuller, artistik olan krakle sırlar hariç çatlaklık ve sır atması göstermemelidir.

Sır, hamur ve sırın farklı genleşme katsayıları dolayısıyla meydana gelen hafif bir basınç altında bulunmalıdır ki, daha sonra çamurun rutubet dolayısıyla şişmesine, çatlak meydana getirmesine izin vermeden mukavemet edebilsin.

Sırlı seramik mamullerinde meydana gelen sır çatlama ve sır atma (kavlama) daha ziyade çamur ve sır arasındaki basınç çekme gerilimleriyle alakalıdır. Fırında pişmiş olan ve yavaş yavaş fırın içinde soğuyan mamulde, çamur sırdan daha fazla küçülürse (daha büyük genleşme katsayısı) sır yavaş yavaş artan bir basınç altına girmiş olur. Eğer bu durumlarda fırında soğuyan mamulde sır hamurdan fazla küçülürse sır yavaş yavaş gerilir ve nihayet sır çatlar. Bu çatlamanın şiddeti, sır ile çamurun genleşme farkının büyüklüğüne ve sırın elastikiyetinin azlığına göre artar. Sırın gerilme mukavemetleri (300-500 kg/cm2) basınç mukavemetlerinden (10.000 kg/cm2) çok daha azdır. Bundan dolayı sırlarda en fazla görülen durum çatlamadır.

Sırın çekme gerilimi altında sır çatlağı ve çamurun dış bükey dönmesi gözlenirken,

Basınç gerilimi altında sır kavlaması ve çamurun iç bükey dönmesi gözlenir.

Seramik sırlarında kullanılan oksitler, sırın genleşme katsayılarını etkiler. GK’nı arttıran (sır çatlağını artırıp kavlamayı azaltan oksitler Al2O3-K2O-Na2O-Li2O gibi GK’nı azaltan kavlamayı artırıp, sır çatlağını azaltan ) oksitler CaO-ZnO-MgO-SnO2-B2O3-SiO2 olarak yazılabilir.

GK’nı ölçümü dilatometre ile yapıldığı gibi, seger formüllerinden de hesaplanabilir. Bunun için seger formülü %’ye çevrilir. Bu % miktarlar ile genleşme katsayıları çarpılıp, her bir oksidinki toplanmak suretiyle sırın genleşme katsayısı hesaplanır.

3.1.4.Sırın Sertliği



Sırların sertlikleri çeşitli yöntemlerle kontrol edilir.

3.1.4.1.Aşınmaya karşı sertlik



Kum, Silisyum karbür (SiC), korund gibi maddeler ile yapılan araştırmalarda, sır yüzeyinde meydana gelen ağırlık kaybı, madde eksilmesini araştırılır.

Scott tarafından geliştirilen deneme aygıtından aşındırıcı olarak seçilen standart kum (30 kp) uzunluğu 47 mm olan aralıktan 185 cm yükseklikten, 22.5 eğimle yerleştirilen sırlı deney plakası üzerine 15 dakika sürede akıtılır.

Plaka önceden ve sonradan yapılan hassas tartımlarla aşınmaya karşı olan durumu ölçülür. Ve sonuca göre değerlendirme yapılır.


3.1.4.2.Darbeye karşı sertlik



Sırın darbe etkisi ile zedelenmesi veya atması için gerekli olan darbe kuvvetinin kp cinsinden ölçülmesi ile bulunur.

3.1.4.3.Çizilmeye karşı sertlik



Mohs’un sertlik sınıflamasında yer alan maddeler veya elmas ile araştırılır. Belli bir ağırlık ile çizilen sırlı yüzeyde elmas ucun oluşturduğu izin genişliği ve derinliği sırın direnci hakkında bilgi verir.

Çizilmeye karşı, sertliğin gerektiği ürünler, kap-kacak seramiği, duvar karoları, teknik seramik olarak sıralayabiliriz. Sırın çizilmeye karşı direncini aşağıdaki oksitler giderek arttırırlar MgO, CaO, SnO2, ZnO, Al2O3, TiO2, SiO2, B2O3 %12’ye varan oranlarda B2O3 ilavesi, sırın çizilme mukavemetini artırırken, %12’yi geçen oranlarda kullanılması mukavemeti olumsuz yönde etkiler.

Sırın aşınmaya karşı direncinin saptanması, sırın yüzeyinin uğradığı kaybının ağırlığının bulunması ile mümkündür.

Artan etkilerine göre aşınmaya karşı direnç veren oksitler aşağıdaki gibi sıralanabilir.

PbO, Al2O3, SnO2, SrO, MgO, CaO, B2O3, SiO2


Aşınmaya karşı sertliğin gerektirdiği ürünler arasında şunlar yer alır. Yer karoları, drenaj borular, mekanik temizleme ile temizlenen araç gereçler, sağlık gereçleri gibi.

Sırların darbelere karşı gösterdiği direnç bir çok faktöre bağlıdır. Bunlar; sırın sertliği, çamur ve sır arasındaki ara tabaka, çamurun pekişmişliği ve yoğunluğu, sırın esnekliği, sırın kalınlığı, sırlama yöntemi olarak sıralayabiliriz.

Ayrıca henüz tamamı bilinmemekle beraber ZrO2, PbO, SnO2, B2O3, ZnO, MnO sırların sertliğini artırıcı rol oynadıkları kabul edilmektedir.


3.1.5.Sırın elektrik özellikleri



İzolatörler, şalter parçaları ve elektrik dirençleri gibi seramik parçalarda sırlar elektrik akımı ile bir araya gelirler.

Elektrik dirençlerinde uygulanan yöntemde, metal direnç porselen, steatit vb. seramik üzerine sarılarak sırlanır ve 800C de pişirilir. Burada sırın görevi elektrik direnci olarak kullanılan metali yalıtmak, onu dış etkilere karşı korumaktır.

Bu malzemelerin sırlanmasında en çok, püskürtme yöntemi kullanılır ve ürünler dik olarak pişirilir. Ürün üzerindeki sırların belirli bir viskoziteye sahip olması ve pişirirken akmaması çok önemlidir.

İzolasyonu CaO, BaO, B2O3, PbO, Fe2O3, MgO,ZnO, SiO2 artırıcı rol oynarken; iletkenlik özelliği fazla olan alkalilerin bulunması izolasyon özelliğini azaltır. Al2O3, K2O, Na2O gibi...

Günümüzde kimyevi madde üreten fabrikalarda, benzin istasyonu, tekstil fabrikaları gibi elektrostatik yüklerin bulunduğu yerlerde elektriklenmeler ve bazen patlamaları önlemek amacı ile yarı iletken özellikte yer ve duvar karoları kullanılmaktadır.

Yarı iletken sırlarında elektrik iletkenlik yetenekleri, izolatör ile metal arasında yer alır. Böylece izolatör üzerinde gerilimin eşit şekilde dağılması ve hava kirliliğinin yol açtığı tehlikeli atmaların önlenmesi sağlanır.

Saydam bir sıra %20-40 oranında yarı iletken bir oksidin katılmasıyla, sır içinde çözünmeyip, yarı iletken bir sır elde edilmiş olur.

En çok %50 Fe2O3 katkısı ile, en çok %10’a kadar TiO2 ve %5-20 Fe2O3 katkısı ile, V2O5 ve TiO2 ile birlikte kullanılarak zayıf indirgeyici atmosferde pişirilmesi ile yarı iletkenliğe sahip en uygun sırlar yapılmış olur.

3.1.6.Kimyasal direnç



Genellikle yüksek sıcaklıkta pişen sırlar kapsamlı bir direnç özelliği göstererek asitlere, alkalilere, rutubet ve karbondioksite karşı direnç gösterirler. Bunun nedeni bünye içerisinde kuvars miktarının yüksek olmasıdır.

Farklı bileşimlerdeki sır, bileşenlerine oranla çeşitli etkilerine karşı, farklı dirençler gösterirler. Örneğin sırın borlu, alkali, kurşunlu oluşu çok farklı dirençler göstermesine neden olur.

Alkali sırlar biraz kimyasal direnç gösterseler de rutubet ve hava şartlarından çok etkilenirler. Bu yüzden sırdan alkalileri uzaklaştırarak Li2O kullanılabilir. B2O2 katkısı ile de sıcaklık derecesi değişmeden, kimyasal direnç tekrar düşer. Bu durum kurşunlu sırlarda da aynıdır. Kurşun oksidin SrO ile değiştirilmesi sırlarda direnci biraz yükselttiği bilinir. Kimyasal direncin çok önemli olduğu sırlarda direnci artıran oksitlerin uygun oranlarda fazlaya kaçmadan kullanılması sonuç için çok önemlidir.

TiO2 kullanımı aside karşı dayanımı artırırken, alkalilerde direnci azaltır. ZrO2 ise hem aside hem alkaliye karşı direnci artırır. Al2O3 %18’e varan oranlarda sır bünyesinde direnci artırıcı rol oynar. Miktar artarsa durum geriye döner.

CaO ve MgO’ler az oranda katkıları ile asit direncini artırırlar. Fakat bu oksitler kristal oluşumuna azda olsa sebep olursa, kimyasal direnç düşer.

Ayrıca tek değerli oksitlerin, iki, üç veya dört değerli oksitlere oranla, kimyasal direnci daha çok artırdıkları bilinmektedir. Oksitlerin dirence etkileri gittikçe azaltmak üzere şöyle sıralanabilir. ZrO2, Al2O3, TiO2, ZnO, MgO, CaO, BaO, Na2O, K2O


3.1.7.Sırın elastikliği



Katı bir cisim bir ucundan sabitlenip, diğer ucundan çekildiğinde, kuvvetle orantılı olarak boyunda bir uzama meydana gelir. Bu kuvvet kaldırıldığında cisim eski boyuna döner. Bu özellik cisimlerin elastiklik özelliğidir. Cismin boyu tatbik edilen kuvvetle orantılı olarak bir sınıra kadar uzar. Bu sınır geçildiğinde cisimde ya kopma yada uzama meydana gelir. Yani cisim eski haline gelemez. Bu sınıra elastiklik sınırı denir.

Sırın elastikliğinde bisküvi ve sırın genleşme farklarından meydana gelen gerilimlere karşı koyarak, ufak tefek farklarda sırın çatlamasına engel olurlar. B2O3 ün az ilavesi ile sırın elastikiyeti arttırılabilir.

1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   13

Similar:

1 Çalışmanın Amacı iconGİRİŞ Çalışmanın Amacı Ve Kapsamı

1 Çalışmanın Amacı iconHüseyin FIRAT GİRİŞ ve ÇALIŞMANIN AMACI

1 Çalışmanın Amacı iconÇalışmanın başında da belirtildiği üzere, bu araştırmanın temel amacı, okul

1 Çalışmanın Amacı iconBU ÇALIŞMANIN AMACI ENERJİNİN TARİHİ 1 ÖNCE BİR SENARYO 1 TARİHSEL SÜREÇ ENERJİ VE DÜNYA

1 Çalışmanın Amacı iconBu çalışmanın amacı, çizgi filmlerin yabancı dil öğretiminde başarı artışım sağlayıcı etmen olarak kullanılabileceğini göstermektir

1 Çalışmanın Amacı iconBu çalışmanın amacı, milliyetçiliğin tarih öğretimindeki etkisini araştırmaktır. Milliyetçilik kollektif bir kimlik olarak incelenmiştir. Ayrıca

1 Çalışmanın Amacı iconBu çalışmanın amacı, liselerde okutulan Fen Bilimleri 1, 2 Ye Kimya-l müfredatlarında yer alan bazı kimyasal kavramların öğretilmesinde güncel olay

1 Çalışmanın Amacı iconBu çalışmanın amacı, Fazlur Rahman'ın genelde eğitim özelde de din eğitimi konusundaki görüşlerini tespit etmektir. Bu iki açıdan önemlidir: Birincisi, din

1 Çalışmanın Amacı iconBu çalışmanın amacı, grupla psikolojik danışmanın üniversite öğrencilerinin aleksitimik özellikleri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu çalışma, 1996-1997

1 Çalışmanın Amacı iconBu çalışmanın amacı, normal işiten bir anneyle işitme engelli oğlu arasındaki sözlü etkileşimlerinde bağlamın ve sohbetin 'Öğelerinden konu değiştirmelerini

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page