Osmanlı Devleti’ni Kurtarmaya Yönelik Fikir Akımları




Indir 329.79 Kb.
TitleOsmanlı Devleti’ni Kurtarmaya Yönelik Fikir Akımları
Page8/8
Date conversion30.12.2012
Size329.79 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.zal.k12.tr/indir/tarih/11.Sinif_TC_Inkilap_Tarihi_Ataturkculuk_Dersi_Notlari.doc
1   2   3   4   5   6   7   8

1923-1932 Dönemi Türkiye’nin Dış Politikası

Türkiye-Yunanistan İlişkileri ve Nüfus Mübadelesi

Lozan Antlaşması’ndan sonra Türkiye ile Yunanistan arasında en önemli sorun nüfus mübadelesi (değişimi) hakkındaki sözleşme ve protokolün uygulanması konusunda yaşanmıştır.

Lozan Antlaşması’nda, İstanbul’daki Rumlarla Batı Trakya’daki Türkler dışında Türkiye’deki Rumlarla Yunanistan’daki Türklerin karşılıklı değiştirmeleri kararlaştırılmıştır.30 Ocak 1923’te imzalanan protokolle değişime tabi tutulacak kişilere ait şartlar belirlenmiştir.Tarafsız devletlerin temsilcilerinin de katıldığı mübadele komisyonu kurulmuş, ancak Yunanistan’ın sürekli anlaşmazlık çıkarması nedeniyle bir sonuç alınamamıştır.


Bir süre sonra Türk-Yunan ilişkileri gerginleşti.Anlaşmazlık silahlı bir çatışmaya yol açmadan gergin hava yumuşatıldı ve 10 Haziran 1930 tarihinde anlaşma yapıldı.Bu antlaşma ile yerleşme tarihlerine ve doğum yerlerine bakılmaksızın İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin hepsi ETABLİ (YERLEŞİK) sayılmıştır.


Türk-Fransız İlişkileri, Suriye Sınırı, Yabancı Okullar ve Borçlar Sorunu

20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması’nın ardından Fransa ile yaşanan Suriye konusunda anlaşmazlıklar yaşandı.Daha sonra 30 Mayıs 1926’da Fransa ile Dostluk ve İyi Komşuluk Sözleşmesi imzalandı.Hatay hariç Türkiye –Suriye sınırı 1930’da belirlendi.


Lozan Antlaşması’na göre yabancı okullar, Türk kanunlarına ve diğer okulların bağlı bulundukları yönetmeliklere uyacaklardı.Bu durum Fransa ile anlaşmazlıklara neden oldu.


“Türkiye’de bizim okullarımızın sahip olmadıkları ayrıcalığa, yabancı okulların sahip olması kabul edilemez.” diyen Atatürk, yabancı okulların Türk kanunlarına uymasını istemiştir.Yönetmeliklere uymayan bazı okullar kapatılmıştır.Yabancı okullar meselesi Fransa ile iyi ilişkilerin kurulmasını geciktirmiştir.


Fransa ile Türkiye arasında yaşanan sorunların en önemlisi Osmanlı Devleti’nden kalan borçların ödenmesi konusunda yaşanmıştır.Alacaklı ülkeler arasında en fazla pay sahibi olan Fransa’ydı.Bu konuda 13 Haziran 1928’de Paris’te Türkiye ile alacaklı devletler adına Düyun-u Umumiye İdaresi arasında bir antlaşma imzalandı.Bu antlaşmayla ödenecek borçların miktarı ve ödeme şekli belirlenmiştir.Ancak, 1929’da yaşanan dünya ekonomik krizi borçların ödenmesini güçleştirmişti.Bunun üzerine Türkiye, borçların ertelenmesini istemiş ve 22 Nisan 1933’te Paris’te yeni bir borç sözleşmesi imzalanmıştır.Son antlaşma Türkiye lehine olmuş ve borçlarla ilgili sorun çözümlenmiştir.


Türk-İngiliz İlişkileri, Irak Sınırı ve Musul Sorunu

Türkiye ile İngiltere arasındaki ilişkilerin normalleşmesini engelleyen en önemli neden, Türkiye-Irak sınırının tespiti anlamına gelen Musul sorunu olmuştur.

Musul bölgesindeki zengin petrol yataklarını bırakmak istemeyen İngiltere, Irak’ta manda yönetimini ilan etti.Lozan Konferansı’nda Türkiye-Irak sınırı görüşülürken Türk heyeti “Halkın çoğunluğunun Türk olması” nedeniyle, Musul ve Süleymaniye bölgelerinin Türkiye sınırları içerisinde kalması gerektiğini öne sürdü.Irak adına mandater devlet olan İngiltere ise, Musul’un Irak sınırları içinde kalmasında direndi.Bunun üzerine Türkiye’nin bölgede bir halk oylaması yapılması isteği yine İngiltere tarafından reddedildi.


Türkiye, sınırlarını ve bağımsızlığını korumak için her türlü tedbire başvuracağını açıklayarak İngiltere’nin askeri hareketini önlemiştir.Bu dönemde ortaya çıkan Şeyh Sait İsyanı Türkiye’yi olumsuz etkilemiştir.Dolayısıyla Şeyh Sait İsyanı bir ülkenin içerisinde yaşanan olumsuzlukların dış politikayı olumsuz yönde etkilediğine kanıt olarak gösterilebilir.


İkili görüşmeler sonunda çözülemeyen Musul meselesi, Milletler Cemiyeti’ne götürüldü.Musul meselesinin incelemek amacıyla oluşturulan komisyonun önerisiyle Milletler Cemiyeti, Musul’un Irak’a katılması gerektiğini belirtti.


Türkiye, Milletler Cemiyeti’nin kararına uyarak İngiltere ile Ankara Antlaşması’nı yaptı (5 Haziran 1926).

Bu antlaşmayla;

-Musul ve Kerkük Irak’a bırakıldı.

-Irak Hükümeti, Musul’a karşılık petrol üzerine konulan verginin %10’unu 25 yıl süreyle Türkiye’ye vermeyi kabul etti.


Türk-Sovyet İlişkileri

Türkiye, Sovyetler Birliği ile önce Paris’te 1925’te “Tarafsızlık ve Saldırmazlık Antlaşması, daha sonra da Ankara’da 1927’de “Ticaret ve Seyrisefain Antlaşması” yapmıştır.Türkiye ile Sovyetler arasındaki iyi ilişkiler 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesine kadar devam etmiştir.


1932-1939 Dönemi Türkiye’nin Dış Politikası

Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne Girmesi

(18 Temmuz 1932)

Milletler Cemiyeti, I.Dünya Savaşı’nı kazanan devletler tarafından savaştan hemen sonra uyuşmazlıkları barışçı yollardan çözmek, uluslar arası işbirliğini geliştirmek, böylece barış ve güvenliği koruyarak yeni savaşları önlemek amacıyla kurulmuştu.


Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasının temeli barışçı esaslara dayanıyordu.Türkiye komşu ülkelerle dostluk ve iyi ilişkiler kurmuştur.


Türkiye’nin barışçı girişimleri diğer ülkeler tarafından memnuniyetle karşılandı.1930’dan sonra milletler arası işbirliğinin önem kazanması, Milletler Cemiyeti’ne ilgiyi artırmıştır.1932 Temmuz’unda İspanya’nın teklifi, Yunanistan’ın desteğiyle Türkiye, Milletler Cemiyeti’ne üye olmuştur.


Balkan Antantı (9 Şubat 1934)

Türkiye, Milletler Cemiyeti’ne girdikten sonra Balkan uluslarıyla yakınlaştı.1933’ten sonra Almanya ve İtalya’nın silahlanarak dünya barışını tehdit etmeleri nedeniyle Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya devletleri arasında Balkan Antantı imzalanmıştır.


Arnavutluk, İtalya’nın baskısından dolayı, Bulgaristan ise, Makedonya konusunda Yunanistan ve Yugoslavya ile anlaşmazlık nedeniyle antanta katılmadılar.

Balkan Antantı’yla Türkiye batı sınırlarını güvence altına almış ve Türkiye için Balkanlarda barış dönemi başlamıştır.


Montrö Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)

Lozan Konferansı’nda imzalanan Boğazlarla ilgili hükümler Türkiye’nin boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını sınırlandırmaktaydı.Türkiye, boğazlarla ilgili bu hükümleri, güvenlik konusunda Milletler Cemiyeti’nin etkili olacağını ve Avrupa’da silahsızlanmanın gerçekleşeceği umuduyla kabul etmişti.


1933’ten sonra İtalya, Almanya ve Rusya silahlanmaya başladı.Milletler Cemiyeti barışı tehdit eden bu gelişmeleri önleyemedi.Bu gelişmeler üzerine kendi güvenliğini garanti altına almak isteyen Türkiye, 10 Nisan 1936’da Boğazlar üzerindeki sınırlamaları kaldırmak amacıyla Lozan Antlaşması’nı imzalayan devletlere birer nota göndererek Boğazlarla ilgili hükümlerin düzeltilmesini istemiştir.Türkiye’nin bu isteği ilgili devletler tarafından olumlu karşılanmış ve İsviçre’nin Montreux (Montrö) şehrinde Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalanmıştır.


Montrö Sözleşmesi’ne göre;

-Lozan Antlaşması’nda kurulan Boğazlar Komisyonu kaldırılarak bütün yetkileri Türkiye Cumhuriyeti’ne devredilecektir.

-Lozan Antlaşması ile Boğazların iki yanında askersiz duruma getirilen yerlerde , Türkiye asker bulundurabilecek ve tahkimat yapabilecektir.

-Ticaret gemilerinin her iki yönde Boğazlardan geçişi serbest olacaktır.

-Savaş gemilerinin geçişi ise zaman ve ağırlık bakımından sınırlandırılacaktır.

-Türkiye, savaşa girer veya bir savaş tehlikesi ile karşılaşırsa Boğazları istediği gibi açıp kapatabilecektir.


Montrö Boğazlar Sözleşmesi’yle;

-Türk Devleti’nin egemenlik haklarının sınırlayıcı hükümler kaldırılmıştır.

-Boğazlarda asker bulundurulması ile Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de önemi artmış ve Türkiye milletler arası dengede önem kazanmıştır.

-Türk-Sovyet ilişkilerinde ayrılığın ilk adımı atılmıştır.


Sadabat Paktı (8 Temmuz 1937)

Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran’daki Sadabat Sarayı’nda dörtlü bir pakt oluşturuldu.

Bu pakt, İtalya’nın doğu ülkelerini hedef alan istila politikasından kaynaklanmıştır.Orta Doğu’ya yayılmaya çalışan İtalya’ya karşı ortak bir savunma sistemi kurularak yayılmacı politikalara tepki gösterilmiştir.


Hatay Sorunu ve Hatay’ın Anavatana Katılması

II.Dünya Savaşı’nın yaklaşması üzerine Fransa 1936 yılında Suriye’yi boşaltma kararı aldı.Bu arada Fransa, Hatay’ı Suriye’ye bıraktı.Sorunları barışçı yollarla çözümlemek isteyen Türkiye, Milletler Cemiyeti’ne başvurarak çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Hatay’ın Türkiye’ye verilmesini istedi.


Hitlerin Avusturya’yı ilhakından sonra, Avrupa’da güçler dengesi bozulmaya başladı.Fransa, Hatay konusundaki tutumunu yumuşatmak zorunda kaldı.yapılan seçimler sonucunda bağımsız bir devlet olarak Hatay Cumhuriyeti kuruldu (2 Eylül 1938).Hatay Cumhuriyeti ile Türkiye arasında yakın ilişkiler geliştirildi.

23 Haziran 1939’da Fransa ile Türkiye arasındaki bir antlaşma ile Hatay’ın Türkiye’ye katılması kabul edildi.Böylece Atatürk’ün ölümünden sonra Hatay meselesi Misak-ı Milli ilkeleri doğrultusunda Türkiye’nin lehine çözümlenmiştir.


-SON-





1   2   3   4   5   6   7   8

Similar:

Osmanlı Devleti’ni Kurtarmaya Yönelik Fikir Akımları iconOsmanlı Devleti’nde milliyet-çilik isyanları başladı. Osmanlı Devleti dağılma sürecine girdi. Türkçülük denen fikir akımı gelişti. Osmanlı Devleti’nde demokrasi hareketleri ve meşruti yönetime geçiş çalışmaları başladı

Osmanlı Devleti’ni Kurtarmaya Yönelik Fikir Akımları icon1) Osmanlı Devletini dağılmaktan kurtarmak amacıyla bazı fikir akımları (Osmanlıcılık, Batıcılık, Türkçülük, İslamcılık) ortaya çıkmış, fakat bunlar bir süre

Osmanlı Devleti’ni Kurtarmaya Yönelik Fikir Akımları icon1. Osmanlı Devleti dışarıdan aldığı borçları ödeyemeyince, alacaklı devletler Osmanlı Devleti’nin maliyesini denetlemek için bir yönetim kurmuşlardır

Osmanlı Devleti’ni Kurtarmaya Yönelik Fikir Akımları icon1. Osmanlı devleti kurulduğu sırada Anadolu ve Balkanların siyasi karışıklık içerisinde olduğu görülmektedir. Bu durumun Osmanlı devleti için

Osmanlı Devleti’ni Kurtarmaya Yönelik Fikir Akımları iconAslında Osmanlı Devleti bu tür fikir alanındaki yeniliklere, daha doğrusu Avrupa medeniyeti ile olan temasları çok daha evvelinden sağlamakta gecikmişti

Osmanlı Devleti’ni Kurtarmaya Yönelik Fikir Akımları iconONDOKUZUNCU YÜZYILIN BAZI ÖNEMLİ OLAYLARI VE FİKİR AKIMLARI

Osmanlı Devleti’ni Kurtarmaya Yönelik Fikir Akımları iconOSMANLI DEVLETİ'NDE YABANCI MADEN MÜHENDİSLERİNİN İSTİHDAMI VE OSMANLI MADENCİLİĞİNE HİZMETLERİ

Osmanlı Devleti’ni Kurtarmaya Yönelik Fikir Akımları iconBatının Osmanlı Devleti karşısında güçlenmesi Osmanlı’ların bazı alanlarda

Osmanlı Devleti’ni Kurtarmaya Yönelik Fikir Akımları iconKİMLİK TARTIŞMALARINA OSMANLI KİMLİĞİ VASITASIYLA BİR KATKI: OSMANLI DEVLETİ KİMLER TARAFINDAN VE NASIL KURULDU?

Osmanlı Devleti’ni Kurtarmaya Yönelik Fikir Akımları iconOsmanlı Ordusunun bir bölümü savaştan önce terhis edilmişti. Bu duruma bir de subaylar arasındaki siyasi çekişmeler eklenince Osmanlı Devleti bütün cephelerde yenildi

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page