Fikri mülkiyet; edebiyat, sanat, müzik, mimari vb gibi telif eserlerini kapsar. Sınaî mülkiyet ise esas olarak sanayi ve teknolojiyi ilgilendiren alanlarda marka, buluş ve tasarımları kapsar. Her durumda Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları; eser, marka, buluş sahibinin ticari haklarının korunmasıdır




Indir 191.9 Kb.
TitleFikri mülkiyet; edebiyat, sanat, müzik, mimari vb gibi telif eserlerini kapsar. Sınaî mülkiyet ise esas olarak sanayi ve teknolojiyi ilgilendiren alanlarda marka, buluş ve tasarımları kapsar. Her durumda Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları; eser, marka, buluş sahibinin ticari haklarının korunmasıdır
Page1/4
Date conversion06.01.2013
Size191.9 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.ogu.edu.tr/images/birimduyuru/201172010139.doc
  1   2   3   4
FİKRİ ve SINAÎ MÜLKİYET HAKLARI


İnsanlığın ulaştığı refah düzeyi, edebiyat, sanat, bilim ve teknoloji alanındaki devasa ilerlemeler araştırıcı üretken faaliyetlerin sonucudur. Böylesi insan faaliyetlerinin korunması ve teşvik edilmesi sürdürülebilir gelişme adına tüm insanlığın yararınadır. Bu gerçekten yola çıkan kanun koyucular, gayrimenkul mülkiyetine benzer ama ondan farklı olarak soyut nitelik taşıyan bir mülkiyet çeşidi tanımlamışlardır. Hukukta 'gayrı maddi mal' olarak adlandırılan bu mülkiyet çeşidi genel olarak iki ana başlıkta ele alınmaktadır: 1. Fikri Mülkiyet, 2. Sınaî Mülkiyet.


Fikri mülkiyet; edebiyat, sanat, müzik, mimari vb. gibi telif eserlerini kapsar. Sınaî mülkiyet ise esas olarak sanayi ve teknolojiyi ilgilendiren alanlarda marka, buluş ve tasarımları kapsar. Her durumda Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları; eser, marka, buluş sahibinin ticari haklarının korunmasıdır.


Fikri Mülkiyet;

Telif Hakları veya Fikri haklar diye de anılan “Fikri Mülkiyet”, bir eser üzerinde sahip olunabilecek maddi ve manevi hakların tamamını ve komşu haklarını ifade eder. Fikri mülkiyet, bir kişiye veya kuruluşa ait olan fikir ürünüdür; söz konusu kişi ya da kuruluş, sonradan, bunu serbestçe paylaşmayı veya kullanımını belirli biçimlerde kontrol etmeyi tercih edebilir.


Sınaî Mülkiyet;

"Sınaî Mülkiyet", genel tanımı ile sanayide ve tarımdaki buluşların, yeniliklerin, yeni tasarımların ve özgün çalışmaların ilk uygulayıcıları adına; ticaret alanında üretilen ve satılan malların üzerlerindeki üretici veya satıcısının ayırt edilmesini sağlayacak işaretlerin sahipleri adına tescil edilmesini ve böylece ilk uygulayıcıların ürünü üretme ve satma hakkına belirli bir süre sahip olmalarını sağlayan gayri maddi bir haktır.

Gerek fikri, gerekse sınaî mülkiyet hakları hukukumuzda ayrı ayrı kanunlarla düzenlenmiştir. Fikri mülkiyeti düzenleyen kanun 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu olup, Sınaî mülkiyeti ilgilendiren kanunlar birden fazladır. 556 sayılı Markalar, 554 sayılı Tasarımlar, 551 sayılı Patent kanunları (kararnameleri) vb. gibi.

Fikri mülkiyet ile sınaî mülkiyet arasında birçok benzer ve farklı yön bulunmaktadır. Benzer yönleri sıralayacak olursak;

1-Her ikisinde de haklar sürelidir. Örneğin bir sanat eserinin koruma süresi ömür boyu+70 yıl, bir markanın koruma süresi 10, bir Patentin koruma süresi ise 20 yıldır. Bu süreler sona erdiğinde gerek sınaî hak gerek eser tüm topluma ait olur. Yani anonimleşir.

2-Her ikisinde de haklar mülkiyet nitelikleri taşır ve hukuki işlemlere konu olur. Yani alınır, satılır, devredilir, lisansla kiralanır, haciz konur, teminat gösterilebilir vs. (Eserlerde bu hususlar mali haklara ilişkindir. Manevi haklarda bunlar söz konusu olmaz. Yani örneğin bir eserden yaratıcısının ismini hiçbir zaman kaldıramazsınız.)

3- Her ikisinde de hakları korumak için hapis cezaları, maddi ve manevi tazminat imkânları konmuştur.

4-Her ikisinde de hızlı yargılama ve müdahale usulleri benimsenmiş ve ihtisaslaşmış mahkemeler aracılığıyla işlem yapılması esası benimsenmiştir.

5-Her ikisinde de tecavüz (izinsiz çoğaltma-kullanma) haksız rekabet sayılmış olup, Ticaret Kanunun haksız rekabet hükümleri uygulanır.

Ortak yönler bunlar olmakla birlikte fikri ve sınaî mülkiyet hakları arasında önemli farklarda vardır.

1-Fikri mülkiyet haklarının tescil edilebileceği bir müessese yoktur. Bir sanat eseri kamuya sunulmakla koruması başlamış olur. Sınaî mülkiyet haklarında ise bir tescil müessesi kurulmuş olup, bunu merkezi Ankara da bulunan Türk Patent Enstitüsü yerine getirir. Bir fikri hakkın kime ait olduğunun kanıtlanması yeterli iken sınaî haklarda tescil edilmiş haklara geniş imkânlar sağlanmıştır. Tescilli olmayan sınai hakların koruması yok denecek kadar zayıftır.

2- Yaratılmış bir ürünün Fikri hak olarak korunması için sahibinin hususiyetini taşıması zorunluluğu getirilmiş olup, sanatsal güzellik ve estetik özellikleri aranmaktadır.. Aksi takdirde 'eser' sayılamayacak harcıâlem yaratılar fikri hak kavramı içinde yer almaz. Oysa sınaî haklarda böyle bir zorunluluk yoktur. Sınaî hakkın koruması için 'sanayide kullanılabilir' olma kriterini taşıması yeterlidir.

3- Eserin manevi yönü son derece önemlidir. Bu husus hiçbir anlaşma ile ortadan kaldırılamaz. Oysa sınai haklarda İstisnai olarak buluşçunun adını kullanma zorunluluğu dışında böyle bir zorunluluk yoktur.

4-Fikri hakların kullanımında sanatçıların oluşturduğu meslek birliklerine özel hak ve imkânlar tanınmıştır. Örneğin SESAM (Sinema Eserleri Birliği), MESAM (Müzik Eseri Sanatçıları Birliği) vb. gibi örgütler üyelerinin haklarını korumak için dava açabilir, ilgililerin cezalandırılmalarını isteyebilir ve tazminat davaları açabilir. Sınaî haklarda böyle imkânlar yoktur. Hak sahibi bunu kendisi takip etmek zorundadır.

5-Sınaî haklarda itiraz ve Enstitü kararlarının mahkemeye götürülmesi gibi hak ve imkânlar vardır. Ancak fikri haklarda böyle kurum ve imkânlar yoktur.


FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI


Fikri mülkiyet hukuku; telif hakları olarak da bilinen fikir ve sanat eserleri (copyrights) ve sınaî mülkiyet hakları şeklinde iki ana kategoriye ayrılmaktadır. Telif hakları, eserin meydana getirilmesiyle kendiliğinden doğar. Bunun için bildirim ya da tescil gibi bir prosedüre ihtiyaç bulunmamaktadır. Buna karşılık patent, faydalı model, marka ve tasarım gibi sınaî mülkiyet kategorisinde yer alan haklar Türk Patent Enstitüsü (TPE) gibi bir idari kurumda tescil ettirilmelidir.

Fikri mülkiyet hakları; maddi varlığa sahip olmama, cisimleştiği eşyadan farklı ve süreyle sınırlı olma gibi özellikleriyle maddi mülkiyet haklarından ayrılır. Maddi mülkiyet hakları süreyle sınırlanmamıştır. Otomobil, masa ve çanta gibi maddi bir eşyanın sahibi, o eşyayı dilediği gibi kullanabilir, başkasına verebilir ya da tahrip edebilir. Dünyanın her yerinde bu kural aynıdır. Buna karşılık patent, marka, tasarım, müzik, sinema ve güzel sanat gibi fikri mülkiyet haklarında durum farklıdır.

Fikri mülkiyet hakları ülkesel olarak korunmaktadır. Ülkesellik ilkesine göre, bir fikri mülkiyet hakkı, hangi ülkede korunması isteniyorsa o ülkenin mevzuatı çerçevesinde ve sadece o ülkenin sınırları içinde korunur. Ancak ülkesellik ilkesi, yabancıların Türkiye’de, Türk Hukuku çerçevesinde korumadan yararlanmasına engel değildir. Benzer şekilde Türk vatandaşları da yabancı ülkelerde korumadan belli şartlar çerçevesinde yararlanır. Bu bağlamda korumadan, Türk vatandaşları yanında ayrıca Türkiye’de ikametgâhı olan veya sınai veya ticari faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişiler ile Paris, Bern ve TRIPS gibi fikri mülkiyet haklarıyla ilgili uluslararası anlaşma hükümleri çerçevesinde koruma talep edebilen yabancılar da korumadan yararlanır. Zira anılan uluslararası anlaşmalarda vatandaşla eşit muamele ilkesi benimsenmiştir. Bu sayılanların dışında kalmakla birlikte Türk vatandaşlarına kanunen veya fiilen koruma sağlayan devletlerin uyruğundaki gerçek ve tüzel kişiler de karşılıklılık ilkesi gereği Türkiye’de korumadan faydalanır.

Şunu da belirtelim ki, yabancıların Türkiye’de korumadan faydalanabilmesi için Türk Hukukunun, koruma için öngördüğü şekli ve maddi şartları yerine getirmiş olması gerekir. Çünkü bu zorunluluk Türk vatandaşları için de geçerlidir. Sözgelimi, bir Japon, sahibi olduğu buluşunun Türkiye’de korunmasını istiyorsa Türkiye’de patent belgesi almalıdır. Zira bir Türk de buluşunu korumak istiyorsa o da Türkiye’de patent belgesi almak zorundadır. Yukarıda belirtildiği üzere Hukukumuzda sınaî mülkiyet haklarından farklı olarak fikir ve sanat eserlerinin doğumu tescil şartına bağlı değildir. Fikir ve sanat eserleri meydana getirildiği anda kendiliğinden doğar.

Fikri mülkiyet haklarına, ulusal mevzuatımız yanında uluslararası sözleşmeler de uygulanmaktadır. Bu nedenle, fikri mülkiyet hukuku ulusal olduğu kadar uluslararası sözleşmeler hukuku şeklinde de nitelenebilir. O kadar ki, uluslararası anlaşmaların elverişli hükümlerinden yararlanmak dahi mümkündür. Buna göre, Türkiye’nin de taraf olduğu bir uluslararası sözleşme, ulusal mevzuatımızdan daha fazla bir hak tanıyorsa; hak sahibi, Türk mahkemesinden söz konusu sözleşmenin daha elverişli hükümlerinin uygulanmasını talep edebilecektir.

Bu açıklamalardan da anlaşılabileceği gibi fikri mülkiyet hakları, hukukun diğer alanlarından farklı, kendine özgü (sui generis) niteliklere sahiptir. Fikri mülkiyetin özellikleri dikkate alınmaksızın klasik hukuk bilgisiyle, bu alana ilişkin problemlere çözüm üretilemez. Gerçekten, maddi mülkiyete konu haklar ile fikri mülkiyet haklarının birbirinden önemli farkları bulunmaktadır. Bunların en önemlileri şöyle sıralanabilir:

  • Fikri ürünler, eşyadan farklı olarak maddi bir varlığa sahip olmayıp, soyuttur. Örneğin, bir şarkı, resim ya da teknik bir problemi çözen buluş düşüncesinin maddi bir varlığı yoktur. Fikri ürünler dış aleme çizgi, şekil, renk kompozisyonu, güzel sesler, tınılar, bir şiir, hikaye ve bazen özgün tasarımı veya buluşu içeren ürün olarak yansır. Bunlar üçüncü kişilerin anlayıp kavrayabileceği herhangi bir şekilde tecessüm eder, yani cisimleşir ya da somutlaşır. Üçüncü kişilerin algılayabileceği şekilde somutlaşmayan, sadece düşünce aşamasında kalan fikirler koruma görmez.

  • Maddi mülkiyetten farklı şekilde, fikri mülkiyete konu haklar ülkesel olarak korunmaktadır (ülkesellik ilkesi). Yani fikri ürünler kural olarak hangi ülkede korunması talep ediliyorsa, o ülke mevzuatına göre korunmakta ya da korunmamaktadır. Şöyle ki, bir fikri ürün bir ülkede korunurken aynı fikri ürün başka bir ülkede değişik gerekçelerle korunmayabilmektedir. Yine aynı fikri ürün değişik ülkelerde farklı koruma şartlarına ve sürelerine tabi olabilmektedir. Ancak uluslararası anlaşmalar yoluyla bu farklılıklar asgariye indirilmiştir. Bu bağlamda WIPO’nun çalışmaları kayda değerdir.

  • Maddi mülkiyetten farklı olarak, fikri mülkiyet hakları süreye tabidir. Sözgelimi, Ülkemizde müzik, sinema, ilim - edebiyat eserleri ve güzel sanat eserleri, kural olarak kamuya sunumdan itibaren eseri meydana getirenin yaşamı boyu + 70 yıl süreyle korunmaktadır. Bu kurala göre, 1936 yılında vefat eden Mehmet Akif Ersoy’un Safahat adlı kitabı 2006 yılına kadar telife tabidir. Tescile tabi haklardan patentler 20, faydalı modeller 10, markalar 10 yılda bir yenilenmek kaydıyla süresiz; tasarımlar 5’er yıl dönemler halinde yenilenmek kaydıyla maksimum 25 yıl sürelerle korunmaktadır. Süreler dolunca kural olarak bu haklar kamuya mal olur ve bunlardan yararlanmak serbest hale gelir. Ancak şartları varsa kümülatif koruma ilkesi ve haksız rekabet koruması saklıdır.

  • Bir fikri ürün, şartları taşıyorsa fikri mülkiyet haklarını düzenleyen birden çok mevzuat ile korunabilir (çoklu-kümülatif koruma ilkesi). Sözgelimi, bir otomobilin görünümü tasarım mevzuatıyla korunur. Otomobilin bu görünümü/tasarımı, aerodinamik yapıyı etkileyerek yakıt tasarrufu sağlıyorsa bu görünüm özelliği ayrıca patent veya faydalı model mevzuatıyla da korunacaktır. Yine bir vazonun özgün görünümü tasarım mevzuatıyla korunur. Bu görünüm estetik nitelikteyse ayrıca güzel sanat eseri olarak FSEK korumasından da yararlanacaktır.

  • Fikri mülkiyet, eşya olmadığı gibi, somutlaştığı eşyadan da farklı bir varlığa sahiptir. Bu nedenle de farklı bir hukuki rejime tabidir. Örneğin, maddi bir varlığı bulunan kitap nüshası eşya hukukuyla korunur. Buna karşılık kitapta tecessüm etmiş eser ise, fikri mülkiyet hukukunun ilgi alanına girer. Bu bağlamda bir kitap nüshasını (eşyayı) satın alan kimse sadece o kitap nüshasına sahiptir. O kişi aynı zamanda kitapta cisimleşmiş eseri, yani fikri ürünü satın almamıştır. Kitabı satın alan kişi söz konusu kitaptan faydalanabilir, piyasadan satın aldığı nüshaların başkalarına satışını da yapabilir. Ancak kitabı çoğaltarak piyasaya sunamaz. Aksi halde korsanlık eylemini işlemiş demektir. Yine bir tabloyu satın alan kişi sadece tablonun maddi mülkiyetine sahiptir. O tablo üzerindeki fikri ürün, yani eserin mülkiyeti onu meydana getiren ressamda kalır. Bu kural markalı ve patentli ürünler bakımından da geçerlidir.

KORUMANIN AMACI

İlim - edebiyat, müzik, güzel sanat ve sinema alanlarında eser üretenler, en azından bir kalem, ütü veya masa gibi maddi şeyleri üretenler kadar hukuken himayeyi hak etmektedir. Bu düşünce özgün buluş ve özgün tasarım geliştirenler bakımından da geçerlidir. Fikir işçileri, maddi şeyleri üretenlerden daha fazla hukuki korumaya hem layıktır, hem de muhtaçtır. Nitekim 1948 tarihli Evrensel İnsan Hakları Beyannamesinin 27. maddesinde fikri mülkiyet hakları, temel nitelikteki insan haklarından biri olarak kabul edilmiştir.

Toplumun ekonomik, kültürel ve sosyal açılardan kalkınması fikir üretimine bağlıdır. Fikir ürünleri toplumun sermayesidir. Fikri üretim, diğer üretimlerin adeta lokomotifidir. Üretemeyen, sadece tüketen toplumlar, bir süre sonra üreten toplumların tutsağı haline gelir. Bu kural, bilgi toplumu olarak adlandırılan çağımızda bilgi üretemeyen toplumlar bakımından daha fazla geçerlidir. Uzun vadede değişik alanlarda değer üreten toplumlar ayakta kalabilir. Bu düşünceden hareket eden toplumlar Ar-Ge yapanın, sanatçının, bilim adamının, sanata ve bilime katkı sağlayan müzik ve sinema yapımcılarının haklarını korur ve kollar.

Son yıllarda teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler nedeniyle sanayi toplumu, yerini bilgi toplumuna bırakmıştır. Bugün üretim, hammadde ve fiziki performans gibi unsurlardan ziyade bilgiye dayanmaktadır. Bilgiye verilen önem nedeniyle gelişmiş toplumlar, fikri mülkiyet haklarını kullanma ve korumada büyük adımlar atmıştır. Günümüzde fikri mülkiyet haklarını gereği ve yeteri kadar korumayan toplumlar ekonomide, sosyal ve kültürel alanlarda önemli sorunlar yaşamaktadır. Bu sorunların üstesinden gelebilmenin ön şartlarından biri ve belki de en önemlisi, fikri mülkiyet korumasının gelişmesi ve kurumsallaşmasıdır. Bugün iyi işleyen ekonomilerin, iyi derecede fikri mülkiyet sistemine sahip olması bir tesadüf değildir. Yine fikri mülkiyet koruması ile tutarlı bir bilim ve teknoloji politikası arasında sıkı bir bağ bulunmaktadır. Ayrıca sanayileşme ve insan hakları alanlarında elde edilecek gelişmeler ile fikri mülkiyet hakları alanındaki gelişmeler arasında sıkı bir ilişki içindedir. Yine bir toplum; sanatçısına, buluşçusuna, tasarımcısına yeterince önem vermiyorsa o toplum, bunun faturasını başka ülkelerin gerisinde kalarak ve onları izleyerek ödeyecektir.

Bugün fikir ve sanat eserlerinin ticarileşmesi bu alanda üretim yapanlar ile aracıların profesyonelleşmesine yol açmıştır. Artık müzik, sinema, edebiyat ve bilgisayar programları birer sanayi dalı haline dönüşmüştür. Sözgelimi, bilgisayar programlarının dünya ekonomisindeki payı akıllara durgunluk verecek büyüklüğe ulaşmıştır. Nitekim dünyanın en zengin adamı Bill GATES’in sermayesi bilgisayar programı, yani bilgidir. Müzik ve sinema birer endüstri haline gelmiştir. Ulusal, bölgesel ve uluslararası pazarlarda en çok ticareti yapılan ürünler arasında fikri ürünler de bulunmaktadır. Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO), dünya ticaretini bir motora benzeterek, dünya ticaretinin yağının da fikri mülkiyet hakları olduğuna dikkat çekmiştir.

Teknolojinin gelişimiyle birlikte kopyalama, kayıt ve taklit gibi eylemler kolaylaşmış, fikri mülkiyet haklarına tecavüz de artmıştır. Son zamanlarda bu hakların yeterince korunmaması nedeniyle konuyla doğrudan ilgili sektörlerde çok ciddi mali kayıplar yaşanmış ve yaşanmaya da devam etmektedir. Bu durum karşısında fikri mülkiyete konu buluşları, özgün tasarımları, tanınmış markaları üreten gelişmiş ülkeler, anılan hakların uluslararası boyutta korunması için önemli çabalar içine girmiştir.

Son zamanlarda yaşanan gelişmeler sonucunda teknoloji ve ticaret politikaları, ülkelerin fikri mülkiyet ve rekabet kurallarını o kadar derinden etkilemiştir ki, bu konular uluslararası tartışmaların merkezinde yer almaya başlamıştır. Teknoloji transferinin bir tarafında gelişmiş ülkeler, diğer tarafında ise gelişmekte olan ülkeler, kendi çıkarlarını koruma mücadelesi vermektedir. Gelişmiş ülkeler yeni pazarlara açılma hesabı yaparken, gelişmekte olan ülkeler ise ekonomileri için gerekli olan teknoloji transferini gerçekleştirmek istemektedir. Bugün gelişmekte olan ülkelerin çekinceleri olmasına rağmen, teknoloji transferi ve doğrudan yabancı yatırımları çekebilmek gibi düşüncelerle, bu ülkeler fikri mülkiyet haklarının daha iyi korunması yönünde önemli adımlar atmışlardır.

Fikri mülkiyet hukukumuza ilişkin düzenlemelerdeki ortak amaç, fikri mülkiyet hakları korunarak fikri üretimi özendirmek ve bunun sonucunda da ekonomik, sosyal ve kültürel ilerlemeyi sağlamaktır. Bu bağlamda fikri mülkiyet korumasının temel amacının teknolojik yeniliğe ve özgünlüğe yönelik fikri çabaların ve yatırımların artırılması olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kısacası, fikri mülkiyet mevzuatımız rekabetçi bir anlayışla kaleme alınmıştır. Pazar ekonomilerinde yeni ve özgün üretim yapanlar, bunların sonuçlarının kendilerine dönmelerini bekler. Aksi taktirde fikri üretime yönelik motivasyon azalacaktır. Bunun sonucunda da verimlilik ve üretkenlik düşecektir. Yetersiz fikri mülkiyet koruması yeni ve özgün üretim şevkini kırar ya da daha düşük nitelikte üretime yol açar. Bu da o toplumun diğer toplumlarla soysal, kültürel ve ekonomik rekabetini olumsuz yönde etkiler.

Özetle, Ar-Ge’yi teşvik, yeni ve özgün fikri üretimi özendirme, yabancı sermayeyi çekebilme ve uluslararası ilişkilerde sorun yaşamama gibi düşüncelerle fikri mülkiyet hakları koruma altına alınmıştır. Sözgelimi, yabancı sermayenin yatırım yapması için ülkede iyi bir fikri mülkiyet koruması gereklidir. Zira yabancı yatırımcılar, yatırım kararlarını verirken bu hususa dikkat etmektedir. Uluslararası ilişkiler bakımından da fikri mülkiyet haklarının korunması gereklidir. Sözgelimi, AB-Türkiye arasındaki Gümrük Birliğini kuran 1/95 Sayılı Karara imza koyan Türkiye, fikri mülkiyet mevzuatını AB mevzuatı ile uyumlaştırma ve bu hakları etkin şekilde koruma yükümlülüğü altına girmiştir.

  1   2   3   4

Add document to your blog or website

Similar:

Fikri mülkiyet; edebiyat, sanat, müzik, mimari vb gibi telif eserlerini kapsar. Sınaî mülkiyet ise esas olarak sanayi ve teknolojiyi ilgilendiren alanlarda marka, buluş ve tasarımları kapsar. Her durumda Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları; eser, marka, buluş sahibinin ticari haklarının korunmasıdır iconFİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARININ ÇEŞİTLERİ

Fikri mülkiyet; edebiyat, sanat, müzik, mimari vb gibi telif eserlerini kapsar. Sınaî mülkiyet ise esas olarak sanayi ve teknolojiyi ilgilendiren alanlarda marka, buluş ve tasarımları kapsar. Her durumda Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları; eser, marka, buluş sahibinin ticari haklarının korunmasıdır iconFİKRİ ve SINAÎ MÜLKİYET HAKLARININ ÖNEMİ

Fikri mülkiyet; edebiyat, sanat, müzik, mimari vb gibi telif eserlerini kapsar. Sınaî mülkiyet ise esas olarak sanayi ve teknolojiyi ilgilendiren alanlarda marka, buluş ve tasarımları kapsar. Her durumda Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları; eser, marka, buluş sahibinin ticari haklarının korunmasıdır iconFİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI KOMİSYONU

Fikri mülkiyet; edebiyat, sanat, müzik, mimari vb gibi telif eserlerini kapsar. Sınaî mülkiyet ise esas olarak sanayi ve teknolojiyi ilgilendiren alanlarda marka, buluş ve tasarımları kapsar. Her durumda Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları; eser, marka, buluş sahibinin ticari haklarının korunmasıdır iconFM FİKRÎ (VE SINAÎ) MÜLKİYET HUKUKU 113 GH

Fikri mülkiyet; edebiyat, sanat, müzik, mimari vb gibi telif eserlerini kapsar. Sınaî mülkiyet ise esas olarak sanayi ve teknolojiyi ilgilendiren alanlarda marka, buluş ve tasarımları kapsar. Her durumda Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları; eser, marka, buluş sahibinin ticari haklarının korunmasıdır iconKitap sinai mülkiyet hakları ve ülkemizde paten mevzuatını anlatarak başlayıp, buluş nasıl yapılır sorusunun cevabını vermeye çalışıyor

Fikri mülkiyet; edebiyat, sanat, müzik, mimari vb gibi telif eserlerini kapsar. Sınaî mülkiyet ise esas olarak sanayi ve teknolojiyi ilgilendiren alanlarda marka, buluş ve tasarımları kapsar. Her durumda Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları; eser, marka, buluş sahibinin ticari haklarının korunmasıdır iconFİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET KÜLTÜRÜ; ÜLKEMİZDE YAŞADIĞIMIZ SORUNLAR VE KURUMSAL ÇÖZÜM YOLLARI”

Fikri mülkiyet; edebiyat, sanat, müzik, mimari vb gibi telif eserlerini kapsar. Sınaî mülkiyet ise esas olarak sanayi ve teknolojiyi ilgilendiren alanlarda marka, buluş ve tasarımları kapsar. Her durumda Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları; eser, marka, buluş sahibinin ticari haklarının korunmasıdır iconFikri Mülkiyet Haklarının Uygulanması Hakkında

Fikri mülkiyet; edebiyat, sanat, müzik, mimari vb gibi telif eserlerini kapsar. Sınaî mülkiyet ise esas olarak sanayi ve teknolojiyi ilgilendiren alanlarda marka, buluş ve tasarımları kapsar. Her durumda Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları; eser, marka, buluş sahibinin ticari haklarının korunmasıdır iconFikri Mülkiyet Hakları

Fikri mülkiyet; edebiyat, sanat, müzik, mimari vb gibi telif eserlerini kapsar. Sınaî mülkiyet ise esas olarak sanayi ve teknolojiyi ilgilendiren alanlarda marka, buluş ve tasarımları kapsar. Her durumda Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları; eser, marka, buluş sahibinin ticari haklarının korunmasıdır iconFİKRİ MÜLKİYET HAKLARI

Fikri mülkiyet; edebiyat, sanat, müzik, mimari vb gibi telif eserlerini kapsar. Sınaî mülkiyet ise esas olarak sanayi ve teknolojiyi ilgilendiren alanlarda marka, buluş ve tasarımları kapsar. Her durumda Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları; eser, marka, buluş sahibinin ticari haklarının korunmasıdır iconFikri Mülkiyet Hakları(1)

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page