6-20 YAŞ BİREYLERİN FİZİKSEL GELİŞİMİ




Indir 371.95 Kb.
Title6-20 YAŞ BİREYLERİN FİZİKSEL GELİŞİMİ
Page3/8
Date conversion10.12.2012
Size371.95 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://mail.baskent.edu.tr/~20397259/hasan hoca/odevler/odev1.doc
1   2   3   4   5   6   7   8

PİAGET’NİN AHLÂKÎ GELİŞİM KURAMI

Piaget araştırmalarında, çocukların doğru yanlış anlayış ve yargılarını da ele almıştır; oyun sırasında oyun kuralları ile ilgili sorular sormuş ve cevaplarını incelemiştir. Ayrıca Piaget çocukların ahlâkî yargılarını incelemek için küçük öyküler geliştirmiştir. Piaget, ahlâkî akıl yürütmenin ilk çocuklukla ergenlik arasında giderek anlamlı bir biçimde değiştiği, değişimlerin düzenli ve kestirilebilir olduğu, aşağı yukarı düşüncedeki gelişimsel değişimlerle aynı zamana rastladığı sonucuna varmıştır(Gander ve Gardiner,1998). Piaget’ye göre, çocuğun ahlâk ve adalet konularındaki fikirleri, hem olgunlaşmanın hem de çevrenin etkisiyle değişiyor. (Jersild, 1979). Piaget, 1962 yılında, ahlâkî duyguların da tıpkı mantıklı düşünmede değişmezlik ilkesinin bir temel oluşu gibi, değişmez bir takım değerler üstünde yükseldiğini bir varsayım olarak ileri sürdü. Bireyin, ahlâk ilkelerini anlamadan ezberleme yoluna sapmaması, kavramlaştırabilmesi için, kavram gelişiminde biraz ilerlemesi şarttır. 1967’de Hardeman, 142 ilkokul birinci sınıf öğrencisini; ahlâkî düşünce, değişmezlik ilkesi, kavramsal yetenek açılarından incelemiştir. Öğrencilerin “değişmezlik ilkesi” puanları ile toplam ahlâkî düşünce puanları arasında doğru orantılı bir ilişki bulunmuştur. Bu bulgulardan hareketle, değişmezlik ilkesine sahip olma yeteneğinin, olgun bir ahlâkî düşünceye sahip olmak için gerek şart olduğunu fakat yeter şart olmadığı ileri sürülebilir (Jersild, 1979).

Piaget tarafından bilişsel gelişmeye paralel olarak ortaya çıktığı belirtilen ahlâkî gelişim dönemleri iki tanedir: “dışa bağımlı dönem” ve “özerk dönem”. Dışa bağımlı dönemde çocuk, yetki taşıyan kimselerce belirtilen kuralları mutlak, sabit ve değişmez olarak kabul eder. Kuralları çiğnemek ya da değiştirmek yanlıştır, kurallara uymak doğrudur. Bu dönemdeki çocuklar, doğru ve yanlışı, başkalarının da kendileri gibi gördüğüne inanırlar; bu durum “ahlâkî mutlaklara inanç” olarak adlandırılabilir. Yaklaşık iki-yedi/dokuz yaş arasındaki ve zihinsel gelişimdeki işlem öncesi döneme denk düşen bu döneme ahlâkî gerçekçilik dönemi de denilebilir. Bu dönemdeki çocuklar, bir yanlışın ne kadar ciddi olduğuna, o yanlışın yol açtığı zarara, eylemin sonuçlarına ve eylemin cezalandırılıp cezalandırılmayacağına bakarak karar verirler. Başkalarının davranışlarını değerlendirirken; niyetleri, gereksinimleri veya duyguları dikkate alamazlar, yalnızca gözlenebilir sonuca bakarlar (Kağıtçıbaşı, 1999; Gander ve Gardiner, 1998).

Özerk dönemdeki birey, kuralların değişmez olmadığını ve durumsal gereksinimlere bağlı olarak değiştirilebileceğini anlar. Bu dönemdeki çocuklar, doğru ya da yanlışa karar verirken durumsal ve kişisel etkenleri dikkate alırlar ve yanlış yapan kişinin gerçek niyetine daha çok önem verirler. Piaget, çocukların bu döneme, zihinsel gelişimdeki somut işlemler döneminin ikinci yarısında; 9-10 yaşlarında geçebildiklerini belirtmektedir (Kağıtçıbaşı, 1999; Gander ve Gardiner, 1998).

Yaşla değişen bir başka husus da adalet ve ceza anlayışıdır. Yetişkinlerin çocuklara uyguladıkları cezaları Piaget, ikiye ayırır: “ceza getirici ceza” ve “telâfi edici ceza”. Ceza getirici ceza, yanlış bir şey yapanın bu yanlışının cezasını çekmesidir. Top oynarken cam kıran çocuğun dayak yemesi veya bir daha top oynamasına izin verilmemesi böyle bir cezadır. Telâfi edici cezada ise çocuğun yanlış yaptığını anlamasını ve yanlış davranış sonucundaki zararları, hasarları kendi verdiği kararla telâfi etmesini sağlamak önemlidir. Camı kıran çocuğun, harçlığını biriktirip camın parasını ödemesi telâfi edici cezadır. Telâfi edici ceza, özerk döneme daha uygundur. Piaget araştırmalarında, 6-7 yaşlarındaki çocukların sadece %50’sinin ve 11-12 yaşlarındaki çocukların %80’inin telâfi edici cezayı tercih ettiklerini bulmuştur (Kağıtçıbaşı, 1999). IQ’ları ve sosyo-ekonomik durumu düşük olan çocukların ahlâkî fikirlerin gelişimi yönünden de geri kaldıkları, düşük bir sosyo-ekonomik ortamdan gelen çocukların otoriter yargılara daha çok bağlı oldukları ve yanlış davranışlara daha ağır cezalar verilmesini önerdikleri ileri sürülmektedir. Oysaki bazı yoksul çevrelerde, ahlâk ölçüleri, daha yüksek gelir gruplarındaki ahlâk ölçülerinden daha katıdır veya alçakgönüllülük ve otoriteye saygı daha belirgindir (Jersild, 1979).

Çocuğa veya ergene ceza getirici ceza verildiğinde, sadece yapılan yanlış davranış cezalandırılmış olmuyor, ardından başka cezaları da beraberinde getiriyor. Şöyle ki sınıfta olumsuz, yanlış bir davranış gösteren öğrencinin; dövülmesi veya azarlanması veya dersten çıkarılması, o öğrencinin arkadaşları arasında küçük düşmesinin yanı sıra o gruba yeniden girememe ve arkadaşlarına olduğu gibi öğretmenine veya okula karşı da olumsuz duyguların oluşmasına neden olacaktır. Böylece verilen ceza beraberinde başka cezaları da getirecektir.

Cezalandırma türünün vicdan gelişimine etkisi ile ilgili araştırmalar; Allinsmith, 1960; Aronfreed, 1961; Hoffman ve Saltzstein, 1967, çocuklara sık sık uygulanan güç gösterisinin(dövme, Bodruma kapama, cezaya bırakma vb. fiziksel cezaların), çocukta zayıf vicdan gelişimine, yetersiz iç kontrole yol açtığını göstermiştir (Kağıtçıbaşı, 1999). Çocuk bir yaramazlık yaptığında dayak yerse, yaptığının karşılığını ödemiş demektir. Yaptığını tamir etmek ve onunun kötü sonuçlarını düzeltmek için düşünmesine ya da başka bir şey yapmasına gerek kalmamıştır. Ayrıca dövülmek, çocukta ana-babaya karşı kızgınlık yaratır. Dolayısıyla çocuk, kendi yaptığının köyü bir şey olduğunu öğrenip kendini suçlu göreceğine kendini döveni suçlar. Uygulanan bir disiplin tekniği, çocuğa taklit edebileceği bir model de sağlayacağından; kendisini döven ana-babanın saldırganlığını çocuk taklit edecek ve kızdığı zaman o da bir başkasını dövecektir. Böylece fiziksel ceza, çocuğa vicdanlı olmayı değil, saldırgan olmayı öğretecektir (Kağıtçıbaşı, 1999).

Çocuklara evde veya okulda psikolojik cezalar da verilmektedir. Hoffman ve Saltzstein, psikolojik disiplini; “sevgiyi esirgeme” ve “kanıt göstererek inandırma” olarak ikiye ayırmışlardır. Çocukla konuşmamak, ona aldırmaz bir şekilde davranmak veya onu artık sevmediğini söylemek “sevgiyi esirgeme” cezasıdır. Sevgiyi esirgeme, dövme gibi bir cezadır. Kanıt göstererek inandırmada ise çocuğun yaptığı davranışın başkalarına yaptığı zarara çocuğun dikkati çekilir. Böylece çocuğun kendini bir başkasının yerine koyması, empati geliştirmesi sağlanır. Başkasının acısına, üzüntüsüne kendisinin sebep olduğu fikri, empati ile birleşince, çocuğun yaptığı davranıştan dolayı kendisini suçlu hissetmesine ve pişmanlık duymasına yol açar. Bunun sonucunda çocuk iç kontrolü, vicdanı geliştirmeye başlamış olur (Kağıtçıbaşı, 1999).

Öyleyse, kaba kuvvete dayalı fiziksel cezalarla birlikte sevgiyi esirgeme cezası da Piaget’nin tanımladığı biçimde “ceza getirici ceza” kapsamına alınabilir ve bunların, ahlâkî gelişimde, vicdanın gelişiminde “telafi edici ceza” ve “kanıt göstererek inandırma” kadar, kötü veya olumsuz davranışın tekrar edilmemesini sağlayıcı, etkili bir disiplin türü olmadığı ileri sürülebilir.

Piaget’nin önerdiği telâfi edici ceza, Hümanist yaklaşımın sorun çözme aşamaları ile birlikte ele alındığında şu adımlar önerilebilir:

  • Yapılan eylemin neden yanlış veya suç olduğunun çocuğa, onun anlayabileceği basitlikte açıklanması.

  • Yapılan eylemin sonuçlarının, yol açtığı hasar veya zararların; özellikle “Ben Dili” kullanılarak diğer kişi/kişilerde oluşturduğu duygu ve düşüncelerin belirtilmesi.

  • (Bu ceza ilk uygulanıldığında) Eylemin yol açtığı durumların nasıl düzeltileceği, telâfi edileceği ile ilgili (sanki yüksek sesle düşünüyormuş gibi) seçeneklerin sunulması. Daha sonraki uygulamalarda, bu seçeneklerin neler olabileceğinin çocuğa sorulup onun bulmasına yardımcı olunması.

  • Çocuğun, ortaya konulan seçeneklerden birisini tercih etmesine yardımcı olunması ve verilen kararın sonuna kadar uygulanmasının sağlanması.

Yukarıda önerilen adımlardan ilk ikisinde, Bilişsel ve Hümanist bir yaklaşımla, bireyin zihnine ve duygularına hitap edilmektedir. Üçüncü adımda, sorun çözme düşünme biçimi harekete geçirilmektedir. Asıl ceza ise dördüncü adımda ortaya çıkmaktadır. Çocuğu eğitmekle yükümlü yetişkin, eğer çocuk tercihini yaptıktan, kararını verdikten sonra yumuşar ya da pes ederse Telâfi edici ceza tam olarak gerçekleşmemiş ve amacına ulaşmamış olacaktır. Öyleyse bu tür ceza uygulamasının, yetişkinde, bilinçli ve sabırlı olma özelliklerini gerektirdiği ileri sürülebilir.

KOHLBERG’İN AHLAKİ GELİŞİM KURAMI

Kohlberg, ahlâki gelişim kuramını İngiltere, Malezya, Tayvan, Meksika ve Türkiye’de köy ve kentlerde gerçekleştirmiş olduğu araştırmalardan elde ettiği bulgularla geliştirmiştir.

Kohlberg, ahlâkî gelişimi üç düzey ve her düzeyde ikişer dönem olmak üzere altı dönemden oluşan bir kuram önererek Piaget’nin görüşlerini genişletmiştir. Kohlberg ahlak gelişim kuramını yapılandırırken Piaget ve John Dewey den etkilenmiştir. Ahlak gelişiminin 6 düzey ve 3 evrede sınıflandırılabileceğine inanmaktadır. Bilişsel yetenekler ile toplumsal algı ve yetenekler ve ahlâkî akıl yürütme arasında sıkı bir ilişki vardır. Düşünceleri somut işlem döneminde olan çocuklar, 1. ve 2. ahlâkî dönemdedirler, eğer düşünceleri somut işlemlerin sonunda/soyut işlemlerin başında ise 3. 4. dönemdedirler. Ancak, bilişsel yetenekler daha yüksek düzeydeki ahlâkî gelişim için gerekli olmakla birlikte onun güvencesi de değillerdir. Kohlberg, farklı kültürlerden toplanan verilere dayanarak; gelenek öncesi ve geleneksel düzeyde, ahlâkî değerlerin kültürden kültüre değiştiğini, gelenek sonrası düzeyde ise neyin haklı, neyin en değerli olduğu konusunda benzer görüşlere sahip olunduğunu belirtmektedir (Gander ve Gardiner, 1998).

Tablo 6: Ahlâki Gelişim Evreleri Tablosu

Düzeyler

Evreler

Evrenin Temel Ana Fikri

İlgili Birey Ve Özellikleri

Gelenek Öncesi Düzey

1.Evre: İtaat Ve Ceza Evresi

Doğru ve yanlış algısı henüz yerleşmemiştir. Tek tip ve yüzeysel bir düşünüş egemendir. Olgu ve olayların sonuçlarına bakarak karar verilir.

Çocuklar. Çoğunlukla İd egemen bir bakış açısı egemendir. İşlem Öncesi Dönemin Sembolik evresine giren özellikler görülür.

 

2.Evre:Saf Çıkarcı Evre

Doğru ve yanlışı kendi çıkarına uygun olup olmadığına bakarak belirler. Yaşamdaki her şeyi bir karşılıklılık ilişkisi üstüne kurar.

Çocuklar. İd’de giderek azalma olmasına rağmen, sosyal ben henüz tam gelişmemiştir. İşlem Öncesi Dönemin Sezgisel işlem evresine giren özellikler görülür.

Geleneksel Düzey

3.Evre:İyi Çocuk Eğilimi Evresi

Ahlaki değer yargıları geliştirilirken, toplumsal ve kültürel beklentilerine uygun hareket edilir.

Çocuklar Ve Yetişkinler. Süper ego ağırlıklı bir davranış sistemi gelişmiştir. Somut işlemler dönemine ilişkin bir düşünüş egemendir.

 

4.Evre: Kanun Ve Düzen Evresi

Ahlâki değer yargıları geliştirilirken, yazılı ve yazılı olmayan kurallara dayanılır.

Yetişkinler. Yazılı ve yazılı olmayan kural ve normlara uygun davranılır. Somut işlemler dönemine ilişkin bir düşünüş egemendir.

Gelenek Sonrası Düzey

5.Evre: Toplumsal Sözleşme Evresi

İnsan toplumsal ve kültürel dokunun bir parçası olarak değerlidir anlayışı ile ahlâki değer yargıları geliştirilir. Yasa, norm ve kurallar önemlidir ama insanın üstünde değildir anlayışı ile yaşama bakılır.

Yetişkinler. İnsanın toplumsal bir varlık oluşu en önemli değer yargısıdır. Bu nedenle de, yasalar insanın gereksinimine göre değiştirilebilir. Soyut İşlemler dönemi özellikleri ile düşünülür. Ego gelişmiştir.

 

6.Evre:Evrensel Ahlâk İlkeleri Evresi

Hiçbir ön koşul olmadan insan değerlidir. Bu tür ahlâk anlayışına sahip bireyin yasa ve normlara da gereksinimi kalmamıştır.

Yetişkinler. Soyut işlemler dönemi özellikleri görülür. Ego son derece gelişmiştir. Bilimsel düşünme ana düşünüş biçimidir.

Kaynak: (Eggen, P Ve D. Kauchak, 2001; Elliott Vd, 1996’ya dayanılarak geliştirilmiştir.

Kohlberg’e göre ahlâkî gelişim derece derece ilerler ve bir bireyin ahlâkî akıl yürütmesi hiçbir zaman bütünüyle bir dönemin özelliğini taşımaz. Her dönem bir öncekinden daha iyi bir bilişsel örgütlenmeyi temsil eder. Yalnızca önceki bütün dönemlerden kaynaklanan olgunluk paylarını içine almakla kalmaz, aynı zamanda yeni ayrımlar yapar; ek etkenleri değerlendirir ve onları daha kapsamlı bir biçimde örgütler (Gander ve Gardiner, 1998).

Kohlberg, içinde Türkiye’nin de bulunduğu bazı ülkelerde, aşağıda verilen örnek durumlara benzer olaylar sunarak, insanların bu örnek durumlara karşı geliştirdiği tepkileri ölçmeye çalışmıştır. Bu örnekler olaylar, kültürden kültüre bireyden bireye yaştan yaşa farklı tepkilerin geliştirildiğini göstermektedir.

ÖRNEK I

Joe’nun babası, Joe 50 dolar kazandığı taktirde onu kampa götüreceğine söz vermiştir. Ancak daha sonra fikrini değiştirmiş, Joe’dan kazandığı parayı kendisine vermesini istemiştir. Joe da yalan söyleyerek 10 dolar kazandığını söylemiş; 40 doları kampta kullanmak üzere kendisine ayırmıştır. Joe kampa gitmeden önce, küçük kardeşi Alex’e babasına yalan söylediğini ve kazandığı para miktarını söylemiştir. Alex bu durumu babasına söylemeli midir?


ÖRNEK II

Avrupa’da bir kadın, hasta ve ölmek üzeredir. Onun yaşamını kurtarabilecek bir ilaç, aynı kasabada oturan bir eczacı tarafından bulunmuştur. Eczacı, ilaç için 2000 dolar istemektedir. Bu fiyat, ilacın maliyetinin 10 katıdır. Hasta kadının kocası Heinz borç para alabileceği her yere gider. Fakat topladığı paralar, ilaç bedelinin yarısı kadardır. Heinz, eczacıya karısının ölmek üzere olduğunu söyleyerek ya ilacı biraz ucuza satmasını ya da daha sonra ödemesine izin vermesini ister. Ancak eczacı bunu kabul etmez. Hainz çaresiz bir durumdadır. Eczanenin camını kırarak karısı için ilacı çalar. Bu durumda hasta kadının kocası ne yapmalıydı? Niçin? (Kohlberg, 1963, Aktaran, Senemoğlu, 1997).

Kohlberg bu öyküsü anlatırken cevabın doğru ve yanlışlığı ile ilgilenmekten çok cevabın arkasında yatan nedenlerle ilgilenmiştir.  

I.Gelenek Öncesi Düzey:

Kohlberg’e göre, dokuz yaşından küçük çocukların çoğu bu düzeydedir, ayrıca birçok ergen ve yetişkin suçlu da bu düzeydedir. Birey iyi-kötü, doğru-yanlış gibi kültürel kural ve değerlere açıktır. Ancak bunları, ceza-ödül gibi fiziksel sonuçlarına göre veya bu kuralları ortaya koyan kimselerin fiziksel gücüne göre değerlendirir. Otorite, bireyin tamamen dışındadır (Kağıtçıbaşı, 1999).

Gelenek öncesi düzeyde baskın olan kişilik bölümü id’dir.

1   2   3   4   5   6   7   8

Similar:

6-20 YAŞ BİREYLERİN FİZİKSEL GELİŞİMİ icon7 – 20 Yaş Arası Bireylerin Fiziksel, Bilişsel, Ahlaki ve Kişilik Gelişimleri

6-20 YAŞ BİREYLERİN FİZİKSEL GELİŞİMİ icon7-20 YAŞ ARASI BİREYLERİN; FİZİKSEL, BİLİŞSEL, AHLAKİ VE KİŞİLİK GELİŞİMLERİ

6-20 YAŞ BİREYLERİN FİZİKSEL GELİŞİMİ iconSportif Aktivite ve Beden Eğitimi Faaliyetlerinin, Adolesan Dönemi Bireylerin, Fiziksel, Duygusal ve Zihinsel Gelişimlerine Etkileri

6-20 YAŞ BİREYLERİN FİZİKSEL GELİŞİMİ iconFiziksel Gelişimi

6-20 YAŞ BİREYLERİN FİZİKSEL GELİŞİMİ icon5) Ekonomik Şiddet —Fiziksel Şiddet(İstismar) Nedir? Şiddetin en iyi tanınan şeklidir. “Bir kaza olmaksızın, fiziksel sarsıntı ya da yaralanmalarla sonuçlanan herhangi bir davranış biçimi” olarak tanımlanır. FİZİKSEL ŞİDDET

6-20 YAŞ BİREYLERİN FİZİKSEL GELİŞİMİ iconBir sporcunun fiziksel eksersizler uygulayarak, fiziksel, teknik, zihinsel, psikolojik ve moralman hazırlanmasıdır. Geniş anlamda spor antrenmanı, sporcuların

6-20 YAŞ BİREYLERİN FİZİKSEL GELİŞİMİ iconBir fiziksel çevrede yaşayan ve devamlı olarak bu fiziksel çevreyle karşılıklı etkileşim içinde bulunan insan, yaşamını devam ettirebilmek için çevresini

6-20 YAŞ BİREYLERİN FİZİKSEL GELİŞİMİ iconİLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN EN SIK İZLEDİKLERİ TELEVİZYON PROGRAMLARINA GÖRE FİZİKSEL ŞİDDETE BAŞVURMA VE FİZİKSEL ŞİDDETE YAKLAŞIMLARININ KARŞILAŞTIRILMASI

6-20 YAŞ BİREYLERİN FİZİKSEL GELİŞİMİ iconKaygı; kişi duygusal ya da fiziksel baskı altındayken ortaya çıkan bir tepkidir. Kaygı, hiçbir zaman korku değildir. Çünkü korkuda fiziksel varlığımızı tehdit

6-20 YAŞ BİREYLERİN FİZİKSEL GELİŞİMİ iconFiziksel Veri Tabanı Modellemesi Fiziksel Veri Tabanına Giriş

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page