Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir




Indir 170.84 Kb.
TitleDoğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir
Page2/3
Date conversion19.02.2013
Size170.84 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://fzkogrt.files.wordpress.com/2009/06/gelisim-ogrenme-sunum-ozetleri-2-vize.doc
1   2   3

ALBERT BANDURA-SOSYAL BİLİŞSEL KURAM



Vygotsky’nin öğrenmede sosyal çevrenin önemini vurgulaması onun çalışmalarının başka bilim adamları tarafından genişletilmesi ve çeşitlendirilmesine yol açmıştır. Bandura bu konuda çalışarak, sosyal çevrenin ve model almanın öğrenme üzerine etkilerini, ilkelerini ve süreçlerini ortaya koyan Sosyal Bilişsel Kuramı ortaya koymuştur.


Her ne kadar Vygotsky birebir doğrudan etkileşim ve çocuğa yardım yoluyla bilişsel kapasitenin artırılması konusunda fikir belirtmişse de, sonuçta birey içinde bulunduğu sosyal çevreden etkilenmektedir. Bandura ise tam bu noktada dikkatleri başka bir yöne çekerek, aslında her şeyin yalnızca doğrudan etkileşimle değil, başkalarının davranışlarını gözleyerek de, model alarak da , öğrenilebildiğini vurgulamıştır. Vygotsky’nin fikirlerine karşı değil bir bakıma tamamlayıcı bir görüş ortaya atmıştır.


Bandura, bireyin her zaman doğrudan öğrenmek zorunda olmadığını, başkalarının deneyimlerini gözleyerek de pek çok şeyi öğrenebileceğini savunur.


Bandura’ya Göre Gözlem Yoluyla Öğrenme:

Bandura’ya Göre Gözlem Yoluyla Öğrenme sadece bir kişinin diğer kişilerin etkinliklerini basit olarak taklit etmesi değil, çevredeki olayları bilişsel olarak işlemesiyle kazanılan bilgidir. Taklit yoluyla öğrenme ve gözlem yoluyla öğrenme aynı şey değildir.

Sınavda arkadaşının kopya çekerken yakalandığını gören bir öğrenci, aynı duruma düşmemek için kopya çekmeden soruları cevaplamaya çalışır. Bu durumdaki öğrenci, gözlemleri sonucunda öğrenmiş; ancak, modeli taklit etmemiştir. Bandura göre öğrenme pekiştirmeye gerek olmadan sürekli meydana gelir; ancak o bilgiye ihtiyaç duyulduğunda gözlenebilir davranış olarak ortaya çıkar


Bandura, öğrenme ve performans ayırımını 1965’te yaptığı bir deneyle açıklamaya çalışmıştır:

Bu deneyde çocuklar üç gruba ayrılmışlardır ve bu üç gruba üç ayrı film izlettirmiştir.

1.grup, oyuncak bir bebeğe vuran, döven saldırgan bir modelin pekiştirildiği bir filmi izlemiş,

2.grup, saldırgan modelin cezalandırıldığı,

3.grup ise saldırgan modele ne ceza nede pekiştireç verilen filmler izlemiştir.

Daha sonra her 3 gruptaki çocuklara birer bebek verilmiş ve saldırganlık davranışları ölçülmüştür.

Bulgulara göre;

Pekiştirilen modeli izleyen çocukların saldırganlık davranışları en yüksek;

Cezalandırılan modeli izleyen çocukların saldırganlık davranışları en düşük;

Ne cezalandırılan ne de pekiştirilen modeli izleyenlerin ise iki grup arasında yer aldığı

görülmüştür.

Cezalandırılan modeli izleyen çocuklar da saldırganlığı öğrenmişler ancak uygulamaya (performansa) dönüştürmemişlerdir.

Sonuç olarak, çocuk neyi görürse aynen taklit etmemiş, başkalarının geçirdiği yaşantılardan etkilenerek öğrenmiş ve öğrendiklerini bu doğrultuda davranışa dönüştürmüştür.

Böylece ;Bandura öğrenme ve performansın birbirinden ayrı kavramlar olduğunu ve bireyin davranışı başkasının geçirdiği yaşantıdan etkilendiğini deneyle açıklamıştır.


Öğrenmeyi Sağlayan Yaşantılar:

Bandura’ya göre öğrenmeyi etkileyen ve modelden edinilen dolaylı yaşantılar şunlardır:

  1. Dolaylı Pekiştirme : Davranışı pekiştirilen modeli izleyen birey, modelin davranışını sıklıkla taklit eder.

Örneğin, sınıfta öğretmenin istendik davranışı gösteren öğrencileri övmesi ve yüceltmesi diğer öğrencileri istendik davranışı yapmaları yönünde cesaretlendirir.

  1. Dolaylı ceza : Modelin olumsuz davranışının cezalandırılması, gözleyenlerin benzer davranışlarda bulunmasını engeller.

Örneğin;sınıfta saldırgan davranışlar gösteren öğrencinin öğretmen tarafından cezalandırılması,diğer çocukların saldırgan davranışlar göstermelerini engellemektedir.Saldırganlık cezalandırılmadığında ise,çocuklar saldırganlığı taklit etme eğiliminde olurlar

  1. Dolaylı güdülenme : Gözlenen davranış değer verilen bir ürünle sonuçlanırsa kişi o davranışı yapmak için istek duyar. Arkadaşının sabırla çalışıp başarılı olmasını gözleyen öğrenci, başarılı olmak için çalışmak gerektiğini anlar.

Örneğin; burs kazanan öğrenciyi gören diğer öğrenci, kendi düzeyinin de uygun olduğunu

bilirse burs kazanmak için harekete geçebilir.

  1. Dolaylı Duygu : İnsanlar doğrudan zarar görmedikleri halde bazı nesne ,kişi,yada olaylardan korkarlar. Bunun sebebi gözleyen kişinin modelin mimik,ses, bağırma yada ağlamalarından etkilenerek dolaylı yaşantı kazanması ve aynı korkulara sahip olmasıdır.

Örneğin;birçok insan doğrudan kendileri zarar görmedikleri halde fareden,yılandan,hatta sınavdan korkarlar.

  1. Model Özellikleri : Modelin özellikleri ne kadar gözlemcinin özelliklerine benzerse, gözlemci o kadar modelin davranışına benzer davranış gösterir. Ayrıca, model ne kadar güçlü ve yüksek statüde ise gözlemcinin üzerindeki etkisi o kadar fazladır .

Örneğin yukarıda bahsettiğimiz burs kazanan öğrenci örneğinde olduğu gibi.


Sosyal Bilişsel Kuramın Dayandığı Temel İlkeler:

Bandura’nın sosyal bilişsel öğrenme kuramının dayandığı temel olarak altı ilke vardır (Senemoğlu, 1998):

  1. Karşılıklı belirleyicilik : Birey, Birey Davranışı ve Çevre üçlüsü karşılıklı olarak birbirlerini etkilemekte ve bu etkileşimler bireyin sonraki davranışını değiştirmektedir. Örneğin; gürültülü bir çevre çalışmayı engeller. Sürekli problem yaratan birey olumsuz bir sosyal çevre yaratır. Bu etkileşimlerden yola çıkarak Bandura, davranışın çevreyi yarattığını belirtir.

  2. Sembolleştirme kapasitesi : Bandura insanların, dünyanın kendisinden çok, bilişsel temsilcileriyle etkileşimde bulunduklarını ; bilişsel temsilciler yoluyla dünyayı sembolik olarak gördüklerini savunmaktadır. Geçmiş olaylar ve gelecek, zihinde canlandırılır , test edilir, beklenir. Geçmiş ve geleceğin sembolü yada bilişsel temsilcisi olan düşünceler, sonraki davranışları etkileyen yada onlara neden olan materyallerdir.(Bandura,1986)

  3. Öngörü Kapasitesi : Gelecek için plan yapabilme kapasitesidir. İnsanlar gelecekte başkalarının kendilerine nasıl davranacaklarını tahmin edebilmeli, hedef belirleyebilmeli, geleceği planlayabilmelidirler. Düşünme , etkinlikten önce geldiğinden, insanlar ileriyi düşünebilmelidirler.

  4. Dolaylı Öğrenme Kapasitesi : Başkalarının deneyimlerini gözleyerek öğrenme demektir.Eğer dolaylı öğrenme olmasaydı, insan kendi deneyimleriyle çok sınırlı bilgilere sahip olurdu.

  5. Öz Düzenleme Kapasitesi : İnsanların kendi davranışlarını kontrol edebilme yeteneği demektir. İnsanlar ne kadar çalışıp ne kadar uyuyacağına, ne yiyip ne içeceğine ve toplumda nasıl davranacağına kadar pek çok davranışlarını kendileri kontrol eder.

  6. Öz Yargılama Kapasitesi : İnsanların kendileri hakkında düşünme, yargıda bulunma kapasitesidir. Bu yargılar, bireyin bir işi yapmada ne derecede yeterli olacağına ilişkin görüşlerini geliştirir. Bandura (1977), bireyin kendisi ile ilgili bu yargısına öz yeterlik adını vermektedir.

Öz yeterlik algısı dört kaynaktan elde edilir:

  • Bireyin kendi davranışları: ile kazanılan güven duygusu

  • Dolaylı yaşantı:kendine benzer modelin yaşantıları

  • Sözel ikna

  • Psikolojik durum:bireyin bir görevi başarma ya da başarısız olma beklentisi


Gözlem Yoluyla Öğrenme Süreçleri:

Gözlem yoluyla öğrenme dört temel süreci kapsamaktadır:

1.Dikkat Etme Süreci

2.Hatırda Tutma Süreci :

3.Davranışı Meydana Getirme Süreci:

4.Güdülenme Süreci:

Bandura’nın bilişsel sosyal kuramından pekiştirmenin iki önemli işlevi vardır. Bunlardan birincisi; gözleyenlerde,modelin pekiştirilen davranışı gibi davrandıkları takdirde onların da pekiştirileceklerine ilişkin beklenti yaratır. İkincisi ise, öğrenmenin performansa dönüştürülmesinde harekete geçirici olarak işlev yapar. Yani öğrenilen şeylerin kullanılması için bireyi güdüler.

Bandura’nın önem verdiği bir başka pekiştirme türü ise içsel pekiştirmedir. Bireyin kendine değer vermesini, yeterliğinin gelişmesinden zevk almasını sağladığından dolayı,bireyin kendi kendini pekiştirmesi dışsal pekiştirmeden daha önemlidir.


Sosyal Bilişsel Kuram ilke ve süreçlerini göz önüne alarak öğretimsel bazı çıkarımlarda bulunmak mümkündür;

  • Çocuklar model alarak öğrenirler,bu nedenle onlara model olan öğretmenlerin, ebeveynlerin ve toplumda göz önünde olan ünlü kişilerin hareketlerine ve tutumlarına dikkat etmesi gerekir.

  • Öz yeterlik duygusu çok dikkat edilmesi gereken bir noktadır, bunun zedelenmemesi gerekir. Öğrenciyi yetersiz hissettirecek kadar zor sınav ve ödevler verilmemelidir.

  • Pekiştireçlere önem verilmelidir,örneğin öğrencilere küçük başarılar için ek puanlar vererek başarı hissi verilmelidir.

  • Ayrıca pekiştireçler güdülenmeye de yardım eder,bir başka deyişle öğrenilenlerin harekete geçirilmesine neden olur. Önemli olan içsel güdülenmedir

  • Öz düzenleme ve öz yargılama kapasitesi kavramları üzerinde çok durulması gereken önemli ilkelerdir. Eğitim ve öğretimin amacı, kendi davranış ve düşüncelerini kontrol eden , ve kendi bildikleri ve yeterliği hakkında doğru yargılara varabilen bireyler yetiştirmek olmalıdır. Bu amacı gerçekleştirmek okulda ve toplumda, içinde bireye sorumluluk aşılayan, aktif rol veren, kendine dönüt verip değerlendirmesine fırsat tanıyan işbirlikli grup çalışmaları yaptırılmalı ve bu anlayışa uygun düşen öğretme ve öğrenme ortamları oluşturulmalıdır.


Sosyal Bilişsel Kuramın Sınıftaki Örnekleri:

Bandura’ya göre gözlem yoluyla öğrenmeyi derste uygulamak için, gözlem yoluyla öğrenme süreçlerini temel almak gereklidir. Bu süreçlere uygun etkinliklerde bulunarak amaca ulaşılabilir.

Dikkat: Öğrencinin, modelden etkilenmesi için sınıfa başarılı olmuş bir model getirilebilir, üniversite sınavında yüksek puan almış bir öğrenci getirilip sınıfla sohbet etmesi sağlanır.

Hatırda tutma: Hatırlamayı sağlamak için ders sırasında resim, grafik, harita,şekil kullanılmalıdır.Bu kodlamaya ve bilginin geri çağrılmasına yardımcı olur.

Davranışı meydana getirme: Davranışı meydana getirmek öğrencinin hem fiziksel olarak uygunluğuna, hem de kendini yeterli hissetmesine bağlı olduğu için, onlara güven aşılayacak, başarılı olmalarını sağlayacak şekilde ödevler ve sınavlar verilmelidir.

Güdülenme: Öğrenilenlerin ortaya çıkarılması için ihtiyaç yaratılmalıdır. İşlenen konular sınıfta grup çalışmaları ve tartışmalarla işlenmelidir. İçsel Pekiştireçler oluşması için öğrencilere, dersi, konuları ve beraber çalışmayı sevdirmek gereklidir.

Çünkü önemli olan, öğrenilenlerin içselleştirilmesi, öğrencinin öz düzenleme, öz denetim sahibi olmasıdır.

Model Alma Yoluyla Kazanılan Ürünler:


Bandura’ya göre, gözlemci modelden beş şey öğrenmektedir.


1. Birey başkalarını gözleyerek yeni bilişsel beceriler ve yeni psikomotor beceriler öğrenilebilir.
2. Bireyin modeli gözlemesi sonucu, önceki öğrenmiş olduğu yasaklar ya güçlenir ya da zayıflar.
3. Gözlemci için model, sosyal bir harekete geçirici olarak görev yapabilir. Yani gözlemci yeni değerler,inançlar kazanabilir.
4. Gözlemci, modelden çevrenin ve eşyaların nasıl kullanılacağını da öğrenir.
5. Gözlemci, modelin duygularını açıklama biçimini gözleyerek kendi de benzer biçimde duygularını açıklayabilir.


YAPILANDIRMACILIK

Öğrenenlerin bilgiyi nasıl öğrendiklerine ilişkin bir kuram olarak gelişmeye başlayan yapılandırmacılık, zamanla öğrenenlerin bilgiyi nasıl Yapılandırdıklarına ilişkin bir yaklaşım halini almıştır. Öğrenme ezberlemeye değil öğrenenin bilgiyi transfer etmesine, varolan bilgiyi yeniden yorumlanmasına ve yeni bilgiyi oluşturmasına dayanır.

Yapılandırmacı yaklaşıma göre bilgi, bilenden bağımsız bir şekilde doğada var değildir. Kişi, bilgiyi diğer kişilerle etkileşerek yapılandırır; bilgiden kendi de çevresi de etkilenir. Yeni bilgiler, gerçek deneyimler sonucunda eski bilgilerin üzerine yapılandırılır.


Yapılandırmacılık,

öğretimle ilgili bir kuram değil; bilgi ve öğrenme ile ilgili bir kuramdır ve bilgiyi temelden kurmaya dayanır. Esas olan, bireye bilgi aktarmak değil, bilgiyi kendisinin oluşturmasını sağlamaktır. Çünkü; birey tarafından oluşturulan bilgi, kişinin öğrendiğinden ve anladığından daha çoktur.


YAPILANDIRMACI YAKLAŞIMIN TEMEL ÖĞELERİ

  • Öğretim programında temel kavramlara ağırlık verilerek işlenir.

  • Öğretim programı öğrenci sorunlarına göre yönlendirilir.

  • Öğretme-öğrenme etkinlikleri; ikincil kaynaklar (ders kitapları, dergi vb) yerine birincil kaynaklara (gerçek öğrenme ortamı) yöneliktir.

  • Öğrencilerin bireysel görüşlerinin ortaya çıkmasını sağlanır.


YAPILANDIRMACI YAKLAŞIMIN TEMEL ÖZELLİKLERİ ŞUNLARDIR

  • Öğrenmeyi yönlendirme ve kontrol etmede öğrenen merkezi rol oynar.

  • Öğretmen rehberlik yapandır, bilgi sunan değildir,

  • Öğrenmenin merkezinde bilgi değil, bilginin işlenmesi ve üretilmesi anlayışı egemendir,

  • Düşünmeyi öğrenme ve yaratıcılık temel esastır,

  • Ana felsefe öğrenme değil öğrenmeyi öğrenmedir,

  • Öğrenme sürecinin nasıl kurgulanacağı, öğrencinin bilişsel, duyuşsal ve fiziksel kapasitesi ile bağlantılıdır ve doğaçlama olarak biçimlenir,

  • Ne kadar öğrenildiği değil nasıl ve niçin öğrenildiği önemlidir,

  • Öğrenme-öğretme süreci, öğrencinin yapabileceği ve geliştirebileceği etkinliklerle yürütülür.

  • Geçmişteki yaşantılarla yeni yaşantıları bütünleştirir.




YAPILANDIRMACILIK İLE İLGİLİ YANLIŞ ANLAYIŞLAR

Yanlış anlamalardan ilki, yapılandırmacılığın öğrenen merkezli olması nedeniyle öğrenim hedeflerini belirleme ve planlamanın, geleneksel öğretime göre daha önemsiz olduğudur.

İkinci yanlış anlama ; öğrenenin tartışmanın içinde olması ve diğer sosyal etkileşimlere katılım sağlamasının öğrenmeyi kendiliğinden meydana getireceğidir.

Üçüncü yanlış anlama; yapılandırmacılığa dayalı öğretimde anlatım ve açıklama yapmaması gerektiği için, öğretmenin rolünün geleneksel yaklaşıma göre daha önemsiz olduğudur.


Yapılandırmacı öğrenme modelinin fen bilimleri eğitiminde 4 aşamalı bir uygulama yapılabileceği önerilmektedir.

1.Aşama:

Bu aşamada öncelikle öğrencilerin dikkatini konuya çekebilmek için bir tanıtım yapılır. Öğrencilerin ön bilgileri ve bu bilgiler içerisindeki yanlış fikirler ortaya çıkarılır. Bu sınıf tartışması, yazılı testler yardımıyla yapılabilir. Böylece öğretmen dersini sınıfın düzeyine göre hazırlama fırsatı bulur.

UYGULAMASI

Öğrencilerin dikkatini çekebilmek için sorular yöneltilir. Ve sınıf düzeyi tespit edilir.
1- Isı ve Sıcaklık nedir?

2- Sıcaklık ne ile ölçülür?

3- Isınan maddelerde ne gibi bir değişiklik gözlenir?

4- Genleşme nasıl olur. Neden maddeler ısınınca genleşir?

2. Aşama (Odaklama):

Öğretilmesi istenen kavramla ilgili deneyimler bu aşamada öğrenciye kazandırılır. Öğretmenin rolü öğrencileri motive edici yaklaşımlar kullanma ve sorduğu sorularla onları düşünmeye ve yorumlamaya sevk eder.

UYGULAMASI

Deneyler yapılır ve tartışma ortamı sağlanır.

Deney: Katıların genleşmesi;

Demir Halka ve Demir top. Isı kaynağı tutacak.

Oda sıcaklığında topumuz halkanın içinden rahatlıkla geçebilmektedir. Demir topumuzu bir miktar ısıtırsak. Neler gözlemleriz?

3. Aşama (Mücadele):

Öğrencilerin düşüncelerini sorguladığı karşılaştırdığı ve değiştirdiği aşamadır. Bu aşamada verilmek istenen kavram öğretmen tarafından verilir.

UYGULAMASI

Kısa tekrar aşaması;

Genleşmenin ne olduğunu kısaca tekrar edilir.

4.Aşama (Uygulama):

Yeni kazanılan bilginin başka durumlara öğrenciler tarafından uygulanması aşamasıdır. Bu problem çözme, konu hakkında kompozisyon yazma, günlük hayattaki olaylarla bağlantı kurma faaliyetlerinden yararlanarak yapılabilir. Bu aşamanın önemi yeni kavramların pekiştirilmesini amaçlamaktadır.

UYGULANMASI

Uygulama aşaması, Öğrencilerin konuyu günlük yaşama uygulamalarını sağlamak.

  1. Diş doldurmada kullanılan amalgam ile dişin çizgisel genleşme katsayısı niçin aynı olmalıdır. Aynı olmazsa ne olur?

  2. Tren raylarının perçinleri arasında boşluk bırakılı? Bunun sebebi ne olabilir?

  3. Beton kalıplar arasında bırakılan boşlukların sebebi nedir?

  4. İnce bir fincan mı yoksa kalın bir fincan mı içerisine sıcak bir şey koyulduğunda daha çabuk çatlar?

JEAN PİAGET

Çocuklar yalnızca kendi keşfettikleri şeyleri gerçek anlamda kavrayabilirler. Onlara bir şeyleri şipşak öğretmeye kalkıştığımızda, bunları kendilerinin yeniden keşfetmelerini engellemiş oluruz.

Piaget'e göre zihin bilgiyi islerken özümleme (assimilation), uyma (accommodation), dengeleme işlevlerini gerçekleştirmektedir.

Çevresiyle etkileşim içinde olan öğrenci bilişsel gelişim süreci içerisinde, zihninde kendi dünyasını kurar ve kişisel yaşantıları, bilgiyi algılama ve yorumlama sonucunda zihinsel yapısını inşa eder.

Bireyin bilişsel gelişimiyle çevresini ilişkilendirmiştir, dahası bilginin bu ilişkiden doğduğunu; bilginin bireyin kendisi tarafından bilinçli ve etkin bir şekilde oluşturulduğunu belirtmiştir.

Öğrenmenin temeli keşfetmektir.

Anlama, adım adım etkin bir katılım yoluyla oluşturulur.

Düşünce etkinlikten doğar; etkinlik içselleştirilir ya da zihne yerleştirilir ve düşünce gelişir.

Öğrenme sürecinde zihin her zaman aktif ve organize haldedir.

Sınıfta yapılan aktiviteler öğrenme açısından önemlidir.

Fen bilimlerine en büyük katkısı, öğrenme ortamında somut (concrete) materyalleri kullanma ve araştırmaya dayalı öğrenmeyi teşvik etmesidir.


BULUŞ YOLUYLA ÖĞRENME (BRUNER)

  • Öğrenmeyi, öğrenenin yeni fikirler oluşturduğu veya eski bilgilerine yeni kavramlar eklediği aktif bir süreç olarak görür.

  • Öğrenen; bilgi parçaları seçer, onları değişik durumlara transfer eder, hipotezler oluşturur, kararlar verir ve bütün bunları bir bilişsel yapı içine yerleştirir.

  • Bilişsel yapılar (şemalar, zihinsel modeller vs) kişinin tecrübelerine anlam kazandırır ve onları düzenlerler. Bu şekilde kişi bilgisini geliştirmiş olur.


Bruner’in öğrenme teorisinin dört ana direği:

-Öğrencinin öğrenmeye hazır olmalıdır.

-Yapılandırılmış ve öğrencinin kolayca alabileceği (öğreneceği) bilgiler verilmelidir.

-Öğretilecek konular, öğrencilerin seviyesine göre yapılandırılmalıdır. Öğrenmeyi zorlaştırmamak gerekir. Öğrenilecek malzemenin etkili bir şekilde ardışık olarak sunulmalıdır.

-Öğrenmede pekiştireçler kullanılmalıdır.


Buluş Yoluyla Öğretme Temel Özellikleri

1) Bilgi hazır olarak verilmez, öğrencinin araştırıp bulması hedeflenir.

2) Öğrenilen bilgiler yeni durumlara transfer edilebilir.

3) Tüme varım yolu izlenir.

4) Zaman alıcıdır.

5) Üst düzey düşünme becerilerini geliştirmede etkilidir.

6) Öğrencilerin problem çözme yeteneğine dayanır.

7) Öğretmen, öğretime dikkat çekecek bir problemle başlar, çözüme götürücü örnekler verir,hedef dışı etkinliklerde öğrenciyi uyarır.

8) Öğretmen önbilgileri verir. Öğrenci kavram ve genellemelere kendi ulaşır.


Yapılandırılmamış Buluş : planlanmamış, doğal bir ortamda kavramları, ilkeleri, bir problemin çözümünü bireyin kendi kendine bulmasıdır.

Yapılandırılmış Buluş: Öğretmen kazandırılacak hedef ve davranışları belirler.

Sorular sorarak öğrencilerin ellerindeki verileri analiz etmelerine ve sonuca ulaşmalarına yardım eder.

Öğrencilere ilk anda şaşırtıcı gelen ve onları düşünmeye sevk eden sorular sorulur.


Buluş Yoluyla Öğretim Yaklaşımının Üstün Yönleri

1- Öğrencilerin bilimsel düşünme becerileri gelişir.

2- Öğrenciler problem çözme becerileri gelişir.

3- Öğrencilerin etkili ve kalıcı öğrenmesi sağlanır.


Buluş Yoluyla Öğretme Yaklaşımının Yetersiz Yönleri

1- Dersi planlama daha çok zaman alır.

2- Uygun örneklerin seçimi için daha çok araştırma gerekir.

3- Öğretmen dersi iyi organize edemezse öğrencilerde yanlış ve eksik öğrenmeler oluşur.

4- Kalabalık sınıflarda uygulanması zorlaşır.


ANLAMLI ÖĞRENME

Ausubel’in “anlamlı öğrenme” (meaningfull learning) teorisi, bilgilerin öğrenciye sunularak kazandırılmasıdır.


Anlamlı Öğrenmenin Başlaması İçin:

1- Öğrenilecek bilgiler kendi içinde bir bütünlük ve anlamlılık taşımalı;

2- Anlamlı öğrenme için öğrencide olumlu yönde hazırlık olmalıdır.


Hazırlanmış Bilgilerin Öğrencilere Sunularak Öğrenilmesinde şu hususlar yer alır:

1- Anlamlı öğrenmede; öğretmenin konuyu açıklaması yanında öğrencinin ilgili konuda düşüncelerini, takıldığı noktaları, yeni bilgiler arasındaki ilişkileri ve sonuçları ortaya çıkarması istenir.

2- Ağırlık anlatım ve konuşmadadır, fakat bol örnek kullanılmalıdır.

3- Tümdengelim düşünme yolu kullanılır. Genel ilke ve kavramlar önce, ayrıntılar bunlara bağlı olarak açıklanır veya gruplanır.

4- Mantıklı bir süre içinde gerçekleşir. Açıklanacak konu, bütünlük içinde ve konuyu oluşturan unsurların birbirileriyle ilişkileri görülecek şekilde sıralanmalı ve işlenmelidir.


Anlamlı Öğrenme: Verilmek istenen bilginin tıpkısı gibi değil, yeni bilginin zihinsel yapıda isimlendirilmesidir. Zihindeki yapıyı oluşturmak için isteyerek yapılan bir çabadır. Öğrenme cisim ve olaylar ile doğrudan deneyimle gerçekleşir. Önceki bilgi ile yenisi arasında etkili bağ kurmadır.

Ezbere Öğrenme: Verilmek istenen bilginin tıpkısı kazandırılır; yeni bilgi zihin yapısında isimlendirilmez. Zihinde var olan bilgi ile yenisi arasında istekli bir çaba yoktur. Öğrenme cisim ve olaylar ile doğrudan deneyim sonucunda gerçekleşmez. Önceki bilgiler ile yenisi arasında etkili bir bağ kurulamaz.


GAGNE

Öğrenme, insanın beyninde gerçekleşir. Öğrenmede iç faktörler de dış faktörler kadar önemlidir.

İç faktörler:

-Daha önce öğrenilmiş olan bilgiler,

-Zihinsel beceriler

-Bilişsel stratejiler

-Duyuşsal özellikler


Gagne, beş ana öğrenme kategorisi (öğrenme ürünü) belirlemiştir:

Sözel bilgiler: İsimler, kavramlar, özellikler, fonksiyonlar vs.

Zihinsel (entelektüel) beceriler

Bilişsel stratejiler: Her bireyin öğrenirken, hatırlarken, problem çözerken kullandığı kendine has yöntemler.

Psikomotor beceriler: Ayakkabı bağlama, bisiklete binme, araba kullanma, ev aletlerini kullanma. Gerekli bilgi ve bedensel olgunluk şarttır.

Tutumlar: Olaylara, kişilere, nesnelere karşı vaziyet alış.

1   2   3

Similar:

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconHerhangi uyarıcının etkisiyle gösterdiği tepkidir. Uyarıcı

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconKARŞILIKLAR, KOŞULLU BORÇLAR VE KOŞULLU VARLIKLAR

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconKullandığımız camlar, yapay camlardır, bununla birlikte, cam doğada doğal olarak ta bulunmaktadır. Doğal cam, obsidien olarak bilinmektedir

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconDOĞAL SAYILARDA DÖRT İŞLEM

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconVerilerimizi, kelime işlem programının içinde tablolar oluşturup, bu tabloların içine yazmıyorsak, bunun bir nedeni olabilir: Verişlem programlarının sorgu

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir icon● Fermantasyon yolu ile elde edilen alfa amilaz tipi doğal enzim

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconİnek sütünde doğal olarak oluşan yağ asidi sağlığa değişik yararlar sunmaktadır

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconRanformatör sargılarından birisine uygulanan bir alternatif gerilim elektromanyetik endüksiyon yolu ile diğer sagılardan aynı frekansta fakat değişik gerilimde

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconEK-3 DOĞAL KARAKTERLERİNE YA DA ONLARI OLUŞTURAN AKTİVİTE’YE GÖRE TEHLİKELİ ATIK KATEGORİLERİ (ATIK, SIVI, ÇAMUR YA DA KATI HALDE OLABİLİR)

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconPİYASALAR – PAZARLAR VOBİS (İşlem Sistemi) İŞLEM YÖNTEMLERİ İŞLEM TEMİNATLARI TAKAS ESASLARI – TAKASBANK – TEMERRÜT – GARANTİ FONU – SEANS SAATLERİ

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page