2004 İŞLETME ANABİLİM DALI MUHASEBE FİNANSMAN BİLİM DALI




Indir 0.56 Mb.
Title2004 İŞLETME ANABİLİM DALI MUHASEBE FİNANSMAN BİLİM DALI
Page13/22
Date conversion03.03.2013
Size0.56 Mb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://sosyalbilimler.uludag.edu.tr/wp-content/themes/ABCMag/ek_dosyalar/File/2004 isletmetez oz
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   22

PAZARLAMA KARAR DESTEK SİSTEMLERİNİN PAZARLAMA BİLGİ SİSTEMİ AÇISINDAN ÖNEMİ VE MİGROS’ DA ÖRNEK BİR PAZARLAMA BİLGİ SİSTEMLERİ OLUŞTURULMASI


Banu NAHARCI

(Yüksek Lisans)


Hızla küreselleşen dünya, iletişim teknolojileri ile birlikte birçok sosyal ve ekonomik kavram ile uygulamaları da literatüre kazandırmıştır. Yöneticiler, bu bilgilerden en yüksek geri dönüşümü alabilmek için bilgileri nasıl yönetmeleri gerektiğini bilmenin artık bir varlık-yokluk sorunu olduğunun farkına varmışlardır. Modern çağın özü olan bilginin üretilmesi, kaybolmaması, boşa harcanmaması, doğru yönlendirilmesi ve üretken kılınabilmesi için bilgi yönetim kavramları ortaya atılmıştır.

Pazarlama çevresinin hızlı bir şekilde değişim göstermesinden dolayı gerçek zamanlı pazarlama bilgilerine olan ihtiyaç geçmişe oranla daha fazladır. Günümüzde yerel pazarlardan global pazarlara, müşteri ihtiyaçlarından müşteri memnuniyetine, fiyat rekabetinden fiyat dışı rekabete doğru bir değişim görülmektedir. Şirketlerin bu değişime ayak uydurabilmeleri için doğru bilgiye doğru zamanda ulaşmaları gerekmektedir.

Bir pazarlama bilgi sistemi karar vericilerin ihtiyacı olan bilgiye zamanında sahip olmaları, sınıflandırmaları ve elemelerini sağlayan insan, malzeme ve prosedürlerden oluşmaktadır. Pazarlama bilgi sisteminin önemli unsurlarından biri de pazarlama karar destek sistemleridir. Karar destek sistemleri aracılığı ile çeşitli yöntemlerle toplanan veri ve bilgi analiz edilmekte, böylece yöneticilerin bilgiye doğru zaman, yer ve şekilde ulaşmaları sağlanmaktadır.

Tezin birinci bölümünde, bilgi sisteminin temel yapı taşları olan veri ve bilgi, pazarlama bilgi sisteminin unsurları olan iç kayıt sistemleri, pazarlama istihbarat ( haber alma ) sistemi ve pazarlama araştırması anlatılmaktadır.

İkinci bölümde ise pazarlama bilgi sisteminin son unsuru olan pazarlama karar destek sistemleri ayrıntılı olarak incelenmektedir. Bu bölümde, karar destek sistemlerinin unsurları olan model yönetimi, veri yönetimi, kullanıcı arayüzü, yazılım ve donanım konularında bilgi verilmektedir.

Üçüncü bölümde, perakendecilik sektöründe faaliyet gösteren Migros A.Ş.’nin pazarlama bilgi sistemi oluşturulmaya çalışılmıştır. Uygulama bölgesi olarak Gaziantep Bedesten Migros seçilmiştir ve Microsoft Access programı kullanılmıştır.

Danışman: Prof. Dr. Ömer AKAT Sayfa Sayısı: 137


PERAKENDE GIDA İŞLETMELERİNDE ÖZEL MARKALI ÜRÜNLER VE TÜRKİYE AÇISINDAN BİR İNCELEME


Serkan KILIÇ

(Yüksek Lisans Tezi)


Günümüzde perakende sektöründe yoğun bir rekabet yaşanmaktadır. Kuruluş yeri, ürün seçimi ve çeşidi, sunulan hizmet kalitesi ve fiyat seçenekleriyle rakipleri karşısında rekabet avantajı sağlamaya çalışan perakendeci işletmeler kendi markalı ürünlerini de geliştirmeye yönelmektedirler. Her ülkede farklı kullanılmakla birlikte perakendecilerin markaları; özel marka, öz marka, özgün marka, mağaza markası ve market markası gibi terimlerle açıklanmaktadır. Çalışmada, perakende gıda sektöründe perakendecilerin markaları, özel markalı ürünler olarak ele alınmaktadır. Buna göre, perakendecilerin kendilerine ait olan ve sadece kendi mağazalarında satışa sundukları “özel markalı ürünler” incelenmektedir.

Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de özel markalı ürünler geliştirmeyi düşünen perakende gıda işletmeleri için bir rehber oluşturmaktır. Bu noktada, perakendecilerin özel markalı ürünleri için pazarlama süreci ayrıntılı olarak incelenmektedir. Çalışmada, Türkiye’deki bakkallar dışındaki perakende gıda işletmeleri ele alınmıştır. Gerçekleştirilen faktör analizi sonucunda, Türkiye’deki perakende gıda işletmelerinin özel markalarını geliştirmede altı temel faktöre sahip oldukları tespit edilmiştir. Bu faktörler, pazar payını arttırmak, tüketici zihninde yer almak, tüketicilerle ilişkileri geliştirmek ve sürdürmek, kar marjlarını arttırmak, maliyet ve rekabet avantajı sağlamaktır.

Araştırma sonuçları, Türkiye’ de gıda perakendeciliğinde özel markalı ürünlerin ağırlıklı olarak 2000’li yıllardan itibaren geliştirildiğini göstermektedir. Perakende gıda işletmeleri tarafından geliştirilen başlıca özel markalı ürün kategorilerini ise günlük gıda ve temizlik ürünleri oluşturmaktadır. Yine araştırma sonuçlarına göre, perakende gıda işletmeleri önümüzdeki dönemlerde özel markalara yönelik talepte bir artış beklemekte ve bu nedenle özel markalara daha fazla yönelmektedirler.


Danışman: Yrd. Doç. Dr. M. Hakan ALTINTAŞ Sayfa sayısı: 163


2007

İŞLETME ANABİLİM DALI


MUHASEBE VE FİNANSMAN BİLİM DALI


İPOTEK SİSTEMİNİN TÜRKİYE SERMAYE PİYASASINA

MUHTEMEL ETKİLERİ


Serdar GULAMOV

(Yüksek Lisans Tezi)


Bir ülkede konut finansmanı probleminin çözülebilmesi söz konusu ülkedeki etkin işleyen bir kurumsal sistemin olmasına bağlıdır. Bir ülkede kurumsal konut finansman sisteminin sağlıklı işleyebilmesi ise birçok koşulun aynı anda gerçekleşmesi ile olur. Bu koşullardan birisi de ekonomik istikrardır. Türkiye’de birkaç senedir yakalanan olumlu havanın ardından devlet konut sorunu için kurumsal bir sistemin oluşturulması adına birçok girişimlerde bulunmuş, konut finansmanı sistemine ilişkin kanun değişikliğine giderek kurumsal bir sistemin oluşturulması için büyük bir adım atmıştır. Dolayısıyla bu çalışmada, kabul edilen ipotek sisteminin Türkiye sermaye piyasasına muhtemel etkileri üzerinde durulmuştur. Böylece, ipotek sistemi, Türkiye’de konut sahibi olmak isteyen bireylerin hayalini kurduğu konutu satın almasını kolaylaştıracak, ipotek piyasasını hareketlendirecek, inşa edilen konutların ve bunlardan oluşan şehirlerin çok daha tertipli ve düzenli olmasını ve sermaye piyasasına akacak uzun vadeli fonlarla sermaye piyasasının derinleşmesini sağlayacaktır. Ayrıca, ipotek sisteminin Türkiye şartlarına adapte olması için daha birçok koşulun sağlanması gerektiği de unutulmaması gereken konuların başında gelir. Çalışmanın son bölümünde Türkiye’deki ipotek sistemini tehdit eden unsurlara ve önerilere yer verilmiştir.

Danışmanı : Yrd. Doç. Dr. Değer ALPER Sayfa Sayısı: 153


KATILIM BANKACILIĞI FAALİYETLERİ VE MUHASEBE SİSTEMİ


Mümin PEKCAN

(Yüksek Lisans Tezi)


Özel Finans Kurumları ile başlayan 1984 yılında Türkiye’deki faizsiz finans sistemi yapılanması bir diğer adıyla İslami Bankacılık alanında, Katılım Bankacılığı ismini aldığı 2005 yılına kadar genel anlamda hakkında çok fazla bilgi sahibi olunmasa da aslında yetişmiş personel, gerekli yasal düzenlemeler, denetim boşluğunun giderilmiş olması bakımlarından bankalara alternatif olma yönünde ciddi adımlar atılmıştır. Ancak bu gelişmelere rağmen tasarrufları kendine çekme yönünden bu yıllar arasında aynı oranda bir ilerleme sergiledikleri söylenemez. Bunun en önemli sebebi bu kurumlar hakkında mevcut tanıtım ve bilgi eksikliğidir.

Tanıtım ihtiyacı yanında bu kurumların dağıttıkları kar oranlarıyla banka faizlerinin ve sağladıkları finansman maliyetleri ile banka kredi maliyetlerinin aynı seviyelerde seyretmesi, kamuoyunda büyük bir şüphe ve kararsızlığa sebep olmaktadır. Oysa kaynak, süreç ve doğurdukları ekonomik ve sosyal sonuçlar bakımından banka faizleri ile katılım bankacılığı karları arasında büyük farklar bulunmaktadır.


Danışmanı: Yrd.Doç.Dr.Fikri PALA Sayfa Sayısı:155


ULUSLARARSI FİNANSAL RAPORLAMA STANDARTLARI UFRS 1 ÖRNEK UYGULAMASI VE THP ARASINDAKİ ORTAYA ÇIKABİLECEK SORUNLAR


İlhan ÖZPINAR

(Yüksek Lisans Tezi)


Muhasebe standartları, belirli işlem ve olayların mali tablolara nasıl ve ne şekilde yansıtılması gerektiğini anlatan, güvenilir açıklamalardır. Buna istinaden uluslar arası düzeyde güvenilir mali tablo hazırlamanın ve yayınlamak ancak bu standartlara uyum ile mümkündür. UMSK tarafından hazırlanıp yayınlanan standartlar Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) olarak adlandırılır. Avrupa Parlementosu’nun 19 Temmuz 2002 tarih ve EC 1606/2002 numaralı yönetmeliğindeki Uluslar arası Finansal Raporlama Standartlarının Uygulanması başlığı altında açıklandığı üzere, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerdeki düzenlenmiş pazarlarda hisse senetleri ya da borçlanma araçları işlem gören Avrupa Birliği’ne üye ülke kanunlarına göre kurulmuş ve faaliyetlerine devam eden şirketler, 1 Ocak 2005 ya da daha sonra başlayan mali dönemlere ait konsolide mali tablolarını UFRS’ye göre hazırlayıp yayınlamak zorundadırlar. Üye ülkeler bu tür şirketlerin ayrı ayrı hazırlanmış mali tablolarında ya da halka açık olmayan/borçlanma araçları işlem görmeyen şirketlerin mali tablolarını hazırlamaları ile ilgili olarak erteleme yapmaya yetkilidirler. Yönetmelik, Avrupa Komisyonu içinde konu ile ilgili bir “destek mekanizması”nın kurulmasını da düzenlemiştir. Komisyon, Avrupa Birliği’nin finansal raporlama standartlarını belirleme yetkisinin bir sivil toplum kuruluşuna verilmemesi gerektiği yönünde açıklamalar yapmış ve Avrupa Birliği muktesebatı içinde standartların belirlenmesi için destek ve gözetim mekanizmaları kurmuştur. Yönetmelik, Komisyonun 1999’da açıklamış olduğu Finansal Servisler Aksiyon Planı’nın önemli bir parçasıdır. Aksiyon Planı, Avrupa Birliği bünyesinde tüm kanuni düzenlemeleri ve uygulamaları yaparak verimli ve iyi işleyen bir sermaye piyasası oluşturmayı ana amaç olarak tanımlamaktadır. Finansal raporlamanın verimli ve iyi işleyen bir sermaye piyasasının en önemli konularından biri olduğunu tanımlayan komisyon, muhasebe standartlarının yatırımcıların ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılaması, küresel gelişmelere uygun olması ve uluslararası düzeyde kabuledilir olması gerekliliklerini belirlemiş ve bu gereklilikleri karşılayan iki standart setinden (USGAAP ve UFRS) UFRS’yi tercih etmiştir.


Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Ali ILDIR Sayfa Sayısı: 184

ENTELEKTÜEL SERMAYE VE BANKACILIK SEKTÖRÜ ÜZERİNE BİR UYGULAMA


Gülden AKBAY

(Yüksek Lisans Tezi)


Bu çalışmada, son yılların güncel konularından entelektüel sermaye ele alınmıştır. Entelektüel sermayeden önce son yıllardaki gelişmelerin kaynak noktası olan “bilgi” konusuna değinilmiştir. Bilgi, bilginin ekonomik değeri ve bilgi yönetimi konularından sonra entelektüel sermaye konusuna geçilmiştir. Entelektüel sermayenin tanımından sonra entelektüel sermayeyi meydana getiren unsurlar, entelektüel sermaye yönetimi, entelektüel sermaye raporu, entelektüel sermayenin ölçümü ve ölçüm yöntemleri detaylı olarak incelenmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde entelektüel sermaye ölçüm yöntemlerinden “Hesaplanmış Maddi Olmayan Değer” yöntemi ile Türkiye bankacılık sektörünün entelektüel sermaye değerleri ve özellikleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Uygulamada özellikle 2001 yılında yaşanan ekonomik krizin, bankaların entelektüel sermayelerini nasıl etkilediği üzerinde durulmuştur. Yapılan çalışma sonucunda kriz öncesi ve sonrası yıllardaki entelektüel sermaye değerlerine bakılarak Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların genelinde kriz yıllarında ve krizin hemen sonrasında önemli derecede entelektüel sermaye kaybı yaşandığı görülmüştür.


Danışmanı : Prof. Dr. Lale KARABIYIK Sayfa Sayısı : 141


KISITLAR TEORİSİNE DAYALI BİR YÖNETİM MUHASEBESİ YÖNTEMİ: KATKI MUHASEBESİ VE BİR UYGULAMA


Selçuk ÖZDEMİR

(Yüksek Lisans Tezi)


Kısıtlar teorisi, kısıtların bir işletme performansını engelleyen en önemli unsurlar olduğuna dikkat çeken bir yönetim felsefesidir. Her işletmenin bugün ve gelecekte hep daha fazla para kazanma amacını engelleyen en az bir tane kısıt vardır. Eğer böyle olmasaydı, işletmeler sonsuz kâr elde ederlerdi. Bu teori, bir işletmenin amacına ne derece ulaştığını doğru olarak gösterecek bir performans ölçüm sisteminin gerekliliğine işaret etmektedir. Kısıtlar teorisine dayalı bir yönetim muhasebesi yöntemi olan katkı muhasebesi, bu ihtiyaca cevap verebilmek amacıyla geliştirilmiştir.

Bu çalışmanın amacı, kendine özgü finansal ve işlemsel ölçülere sahip katkı muhasebesi yönteminin işletmelerde etkili bir performans ölçüm sistemi olarak kullanılabileceğini göstermektir. Çalışmada öncelikle, maliyet muhasebesi dâhil olmak üzere işletmelerde uygulanan klasik bakış açısına sahip tüm yönetim ve maliyet anlayışlarının geçersizliği, belirli varsayımlar altında ispat edilmektedir. Daha sonra, geçersizliğine inanılan anlayışların yerine kısıtlar teorisi ve katkı anlayışının uygulanması gerektiği, neden sonuç ilişkisiyle gösterilmektedir. En sonunda, geliştirilen kapsamlı bir örnek üzerinde gerçekleştirilen uygulama ile çalışma boyunca açıklanan teorik bilgiler detaylı olarak analiz edilmektedir.

Danışmanı: Doç.Dr. Sait KAYGUSUZ Sayfa Sayısı: 100


DAVRANIŞSAL FİNANS ve PİŞMANLIK TEORİSİ’NİN DÖVİZ KURU RİSKİNDEN KORUNMA KARARINA ETKİSİ


Yasemin ERTAN

(Yüksek Lisans Tezi)


Günümüzün sıkı rekabet koşulları altında, verilecek olan finansal kararlar, hem kurumsal yatırımcılar hem de bireysel yatırımcılar için büyük bir önem taşımaktadır. Son zamanlarda finans alanında yapılmakta olan çalışmalar, insanların rasyonelliği üzerine kurulmuş olan “Geleneksel Finans Teori”’lerinin finans alanında gerçekleşen olayları açıklamakta yetersiz olduğunu ortaya koymuştur. Buradan hareketle, psikoloji ve sosyoloji gibi bilim dallarında yapılmış olan çalışmaların bulgularından yararlanarak, daha gerçekçi sonuçlar verecek finansal modeller üretilmesi çabasının sonucunda “Davranışsal Finans” adında yeni bir alan ortaya çıkmıştır. İnsanların rasyonel davranış kalıplarının dışına çıkmasının nedenlerini, sonuçlarını ve finansal kararlara etkilerini inceleyen davranışsal finans alanında özellikle önemli olan üç teori vardır. Bu teoriler, beklenti teorisi, hayal kırıklığından kaçınma teorisi ve pişmanlık teorisidir.Bu çalışma, davranışsal finans alanında geniş bir literatür araştırması içermektedir. Bununla birlikte, Michenaud ve Solnik tarafından döviz kuru riskine açıklık kararının verilmesinde pişmanlık teorisi’nin etkisini açıklamak amacıyla geliştirilmiş olan model incelenmiştir.

Son 10 yılda, büyük bir gelişme göstermiş olan davranışsal finansın, gelecek dönemlerde de önemini koruyacağı düşünülmektedir. Çünkü, insanların baş rol oynadıkları finans piyasalarında, başarının insan davranışlarının belli kalıplar içerisine oturtulmaya çalışılması ile değil, gerçekten anlaşılması ve problemlere çözüm getirmek üzere oluşturulan modellere dahil edilmesi ile sağlanabilecektir. Davranışsal finans alanı ve davranışsal finans teorilerine giriş niteliğinde olan bu çalışma, daha kapsamlı çalışmalar için bir temel oluşturabilecek niteliktedir.


Danışman: Yrd. Doç. Dr. Değer ALPER Sayfa Sayısı: 146


ULUSLARARASI DENETİM STANDARTLARI VE KURUMSAL YÖNETİM AÇISINDAN TÜRKİYE’DE MUHASEBE DENETİMİ


Elif MUĞAL

(Yüksek Lisans Tezi)


Yoğun rekabetle oluşan acımasız piyasa koşulları, zamanla işletmelerin ve denetçilerin faaliyetlerinde tutarsızlıkların meydana gelmesine neden olmuş ve işletmelerin maddi menfaatleri doğrultusunda gerçekleştirdikleri faaliyetlerine denetçilerin de dahil olmasıyla şeffaflık ve güvenilirlik tartışılır hale gelmiştir. Arka arkaya yaşanan krizler sonrasında giderek bilinçlenen toplumun güven arayışı da denetimde yeni düzenlemeleri zorunlu kılmıştır. Avrupa Birliği Sekizinci Yönergesiyle başlayan, Sarbanes Oxley ile önem ve hız kazanan bu süreçte Uluslararası Denetim Standartları ile tüm dünyada ortak denetim dili oluşturulması arayışları hemen hemen sonuca ulaşmıştır.

Toplumun güvenini geri kazanmak için yapılan tüm bu düzenlemelerin odak noktası ise denetçinin bağımsızlığının ve etik ilkelere uyumun sağlanmasıdır. Denetçiler sürekli bağımsızlıklarını engelleyecek tehdit türleriyle karşılaşmaktadırlar. Bu noktada toplumun ve denetçilerin etiğe bakış açısı önem kazanmaktadır. Ancak etik anlayış doğrultusunda tüm kuralların kendiliğinden oluşmasını beklemek de insanın doğası göz önünde bulundurulduğunda hatalı olacaktır. Bu amaçla hazırlanan Uluslararası Denetim Standartları bağımsızlığın sağlanması ve etik ilkelerin uygulanması konusunda yapılması gerekenleri net bir biçimde belirlemektedir.

Bununla birlikte sadece standartların varlığı da denetim kalitesinin sağlanması açısından tek başına yeterli değildir. Standartları uygulayan denetçilere destek olarak işletmelerin de kurumsallaşması bir zorunluluktur. Bu bağlamda Uluslararası Denetim Standartlarıyla birlikte uygulanan Kurumsal Yönetim İlkeleri toplumun ihtiyaç duyduğu şeffaflığın sağlanmasında önemli bir yere sahiptir.


Danışmanı : Prof.Dr. İbrahim LAZOL Sayfa Sayısı: 156


YÖNETİM VE ORGANİZASYON BİLİM DALI


STRESİN BİREYSEL PERFORMANS ÜZERİNDEKİ

ETKİLERİ VE BİR UYGULAMA


Muammer PAŞA

(Doktora Tezi)


Tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde stresin tanımı yapılarak nedenleri ve sonuçları üzerinde durulmuştur. Ayrıca birinci bölümde stres yaratan bireysel, örgütsel ve fiziksel faktörlerin neler olduğu belirlenerek bu faktörlerin bireyi nasıl etkilediği saptanmaya çalışılmıştır. Birinci bölümün sonunda stresin bireysel ve davranışsal sonuçları incelenerek birey üzerinde yaratmış olduğu psikolojik ve fizyolojik etkilerin neler olduğu analiz edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde stresin bireysel performans üzerindeki etkileri analiz edilmeye çalışılmıştır. Öncelikle performansın bir tanımı yapılmış ve performans değerleme sistemi açıklanmıştır. Performans değerleme sistemi açıklanırken bireysel performansı oluşturan unsurların neler olduğu belirlenmiş ve stresten kaynaklanan bireysel performans sorunlarının neler olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca bu bölümün sonunda stres kaynaklı düşük performansın nedenleri belirlenmeye çalışılmıştır. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise Bursa ili geneli özel hastanelerde çalışan doktorlar üzerinde bir anket çalışması yapılarak bir uygulama gerçekleştirilmiştir.


Danışmanı: Prof.Dr. Zeyyat SABUNCUOĞLU Sayfa Sayısı : 247

ÖRGÜTSEL İLETİŞİMDE NÖRO LİNGUİSTİK PROGRAMLAMA (NLP) VE BİR UYGULAMA


Fatma Gül UYSAL

(Doktora Tezi)

Son yıllarda sürekli ve hızla değişen iç ve dış çevre koşullarına uyum sağlama ihtiyacı tüm örgütler için değişimi zorunlu hale getirmiştir. Örgütlerin değişen piyasa koşullarında rekabet üstünlüğü sağlayabilmeleri sahip oldukları insan kaynaklarını etkin kullanmalarıyla, insan kaynaklarını etkin kullanabilmeleri de örgüt içinde sağlanacak olan etkin iletişim koşullarıyla mümkün olacaktır. Örgütlerde basit önlemlerle sağlanabilecek olan etkin iletişim düzeni kimi zaman bir takım etkenler tarafından engellenir. Örgütlerdeki iletişimi engelleyen etkenlerden biri de kişisel engellerdir. Kişisel engeller çoğu zaman duygulara ve algılara dayanır. Kişiler iletişimde aldıkları mesajları kendi inançlarına, tutumlarına ve deneyimlerine göre yorumlarlar. Farklı geçmişe ve inanç sistemlerine sahip olan kişiler, birbirlerine gönderdikleri mesajları farklı biçimde algılayabileceklerdir.

Etkili bir iletişim için kişiler arasındaki farklılıkların belirlenmesi ve bu farklılıklardan yola çıkarak uyum sağlanması gerekir. Sinir Dili Programlama olarak Türkçeye çevrilebilecek olan NLP (Neuro Linguistic Programming) iletişimde kişiler arası farklılıkların belirlenebilmesi konusunda teknikler sunan bir düşünce ve davranış modelidir. NLP iletişimde nörolojik ve psikolojik süreçler üzerinde durarak iletişimde kişisel engellerin çözümlenmesine yardımcı olur. NLP’nin iletişim konusundaki yaklaşımı; her insan için uygun olacak bir model oluşturmak yerine, her insan için farklı bir uygulama oluşturmaktır.

Örgütlerdeki başarı ve performansın ön koşulu olan iletişimin etkinliğini artırmak için, bireylerin kişiler arası iletişim becerilerini geliştirmelerinde NLP iletişim tekniklerinin kullanılması amacıyla yapılan bu çalışmada, NLP iletişim eğitiminin kişiler üzerindeki etkileri kısa vadeli olarak incelenmiştir.


Danışmanı: Prof.Dr.Melek TÜZ Sayfa Sayısı:240


EĞİTİM KURUMLARI İÇİN KURUMSAL PERFORMANS ÖLÇÜMÜNE YÖNELİK BİR MODEL

GELİŞTİRME ÇALIŞMASI


Tahsin YAZIR

(Yüksek Lisans Tezi)


Kurumsal performansın ölçümü ve geliştirilmesi tüm organizasyonlar için önemini günden güne artıran süreçlerden birisidir. Aynı zamanda insan kaynakları yönetimi ile de ilişkilidir. Eğitim kurumlarında doğru ve bilimsel yapılan bir kurumsal performans değerlemenin sistematik bir şekilde yayılması ülkemizin ileride çokça konuşulacak ve çözüm aranacak bir ihtiyacıdır. Ülkemizde kamudaki eğitim kurumlarındaki kurumsal performans değerleme uygulamaları incelendiğinde birçok konuda ciddi hataların yapılmakta olduğu ve hatta dinamik bir uygulamanın olmadığı açıkça görülmektedir. Kurumsal performans değerlemenin bütünsel bir anlayışla ve bütün eğitim kurumları ile ilişkilendirilerek yapılmaması bir tarafta konuya ilgili, ilerlemiş okulların diğer tarafta da belli bir seviyenin üzerine çıkamayan eğitim kurumlarının oluşmasına sebep olmuştur. Bu da aslında bir fırsat eşitsizliğinin sonucudur denilebilir. Bu eşitsizlik aralığının daratılmasının son dönemlerde eğitim politikalarına yansıdığı görülmektedir. Kendi performansının sonuçlarını ölçemeyen ve akran kurumlarla kıyaslayama fırsatı bulamayan eğitim kurumları hatalarının farkına varamamaktadırlar. Bu nedenle kamu hizmetlerinde gelişim ve değişim üst yöneticilerin liderliklerine bağlı veya fedakar eğitimcilerin vicdanına bağlı olarak çok yavaş gerçekleşmektedir.

Diğer yandan kurumsal performans değerlemesinde kullanılan kriterler açısından da problemler bulunmaktadır. Kriterlerin neredeyse tamamı paylaşılan değil, statik, geliştirilmeyen ve kurmay bir sınıfın ürettiği kriterlerdir. Çağın gereklerine uygunluğunu yitirmiştir ve hedef odaklı değildir. Sistem yaklaşımı ve durumsallık yaklaşımı açısında pek değerlendirilemeyen çalışmalar modern yönetim yaklaşımı açısından doğru bulunmamaktadır. Bazı uygulamalar modern yaklaşımları barındırmakla birlikte genele yayılmamaktadır. Dolayısıyla yıldız ve yalnız okulları oluşturmuştur. Performansı ölçerek bunun sonuçlarının ücretlendirmeye yansımaması da çözülmesi gereken bir problem olarak karsımızda durmaktadır. Bu çalışmanın ilk bölümünde kurumsal performans değerleme ile ilgili kavramsal bilgiler verilmiş, ikinci bölümünde de ülkemizdeki Türk Kamu Sektöründeki eğitim kurumlarının kurumsal performans değerleme sistemi masaya yatırılmıştır. Sürecin nasıl işlediği ile ilgili olarak mevzuata da atıflarda bulunularak detaylı bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde eğitim kurumları için bir örnek kurumsal performans değerleme simülatörü geliştirilmiştir. Bu simülatör ile ülke çapında uygulanabilirlik ve yayılım önerilmiştir.


Danışmanı:Doç.Dr.Bilçin TAK Sayfa Sayısı: 155


PAYDAŞ TEORİSİ VE BANKALARDA

PAYDAŞ ANALİZİ


Gülçin Beyza BATI

(Yüksek Lisans Tezi)


Firmalar, büyük bir değişim içindedirler, her gün yeni konular ortaya çıkmakta ve tartışılmaktadır. Ekonomik koşulların ve rekabet koşullarının artması ile yöneticiler yeni yönetim arayışlarına girmişlerdir. Klasik yönetim anlayışıyla işletmelerin yaşaması zorlaşmaktadır. İşletmelerin en önemli amacı kar elde etmek ve ortaklara iyi bir gelir sağlamak olarak görülmekteydi. Ve başarılı bir finansal performans işletmelerin başarılı sayılmaları için yeterli kabul edilmekteydi.

Son dönemde gelişen yeni bir bakış açısı paydaş kavramıdır. Paydaş, firma ile ilgilenen veya onun etkilerinden ve çıktılarından etkilenen herhangi bir kişidir. Kurum fikri önem kazanınca farklı paydaşların beklentilerini ve kararlarını hakkında bilgi sahibi olmak önem kazandı ve paydaş yönetimi ortaya çıktı paydaş yönetimi anahtar paydaşlarınızı tanımlandığınız ve onların desteğini kazandığınız bir süreçtir.

Bir işletmenin sadece pay sahiplerinin (ortakların) değil, tüm paydaşlarının menfaati için yönetilmesi gerektiğini ifade eder. Paydaş teorisi, işletmenin değişik paydaş gruplarıyla hedeflerine ulaşmasının araştırılmasıdır.


Danışmanı: Doç.Dr. Bilçin TAK Sayfa Sayısı:98


Hastanelerde Halkla İlişkiler Teknikleri

ve Bir Uygulama


Ahmet CAN

(Yüksek Lisans Tezi)


Yüksek Lisans Tez çalışması olan “Hastanelerde Halkla İlişkiler Teknikleri ve Bir Uygulama” genellikle Halkla ilişkiler uygulamalarının hizmet sektörünün en karmaşık yapıya sahip işletmeleri olan hastanelerdeki uygulanış şeklini T.K.Y. ile olan kesişim noktaları ve sinerjisi üzerine durulmuştur.

Birinci Bölümde; kökeni itibarı ile tarihin en eski organizasyonları olan hastanelerin değişik toplumlardaki gelişimi üzerinde durulmuş, hastanelerin fonksiyonel, yapısal ve organizasyonel özellikleri irdelenmeye çalışılmıştır. Hastanelerin temel amacının insan sağlığını korumak, bozulan sağlığı tedavi etmek ve bu doğrultuda her türlü hasta beklentilerini karşılama esnasında verilen sağlık hizmetlerinin niteliği ve niceliğinin önemi üzerinde durulmuştur.

İkinci Bölümde; günümüzün en karmaşık örgütleri olmaları nedeniyle oldukça yoğun potansiyel sorunlarla karşı karşıya olan hastanelerin birer hizmet işletmesi olarak çağdaş Halkla ilişkiler uygulamaları ve T.K.Y. anlayışını benimsemeleri halinde sağlayacakları fayda üzerinde durulmuştur. Halkla ilişkilerin tanımı, tarihsel gelişimi, temel ilkeleri, amaçları, önemi, uygulama esnasında kullandığı araç, ortam ve faaliyetleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca, etkili bir hastane kimliği-imajı yaratılmasında ve halkın hastaneyi benimsemesinde, Halkla İlişkiler uygulamalarının ve kullanılan çağdaş tekniklerin önemi üzeride durulmuştur. Bugün hastanelerde düne göre daha etkin Halkla ilişkiler programlarına gereksinim olduğu ve baş döndürücü bir hızla gelişen iletişim teknolojisinin Halkla ilişkiler uygulamalarında yer alışı zikredilmiştir.

Çağdaş Hastane Yönetim anlayışı olan T.K.Y.’nin Halkla ilişkiler uygulamaları ile desteklenmesi halinde yaratılan sinerji üzerinde durulmuştur. Yapısal özellikleri gereği hastanelerde hem T.K.Y. anlayışı ve hem de çağdaş Halkla ilişkilerin çok güzel bir şekilde uygulanabileceği ve her iki anlayışında merkezinde insanın olduğunu ve dolayısıyla hasta merkezli çalıştıkları vurgulanmaya çalışılmıştır.

Üçüncü Bölümde; çağdaş Halkla ilişkiler uygulamalarını ve T.K.Y.’ni benimsemiş olan batılı hastaneler ile yerli hastanelerin uygulama örnekleri sergilenmiştir. Ayrıca ülkemiz kamu hastanelerinde de bu doğrultuda kıpırdanmalar olduğu gösterilmeye çalışılmıştır.

Bu çalışmada Halkla ilişkiler ile T.K.Y. arasında olan açık ortaklığın her iki anlayışında merkezinde insan unsurunun oluşu iletişime önem vermeleri, sosyal sorumluluk ve çevre duyarlılıkları, her ikisinde de tüm çalışanların görevi olduğunun vurgulanması ile meşruiyet kazanmakta olduğu üzerinde durulmaya çalışılmıştır.

Uygulamadaki her başarısıyla Halkla İlişkiler, Toplam Kalite Yönetimi ile birlikte, yükselen değerler arasında yerini almakta olup, yakın gelecekte Halkla İlişkiler çağa damgasını vuracaktır.


Danışmanı: Prof.Dr.Zeyyat SABUNCUOĞLU Sayfa Sayısı:333

ÜRETİM YÖNETİMİ VE PAZARLAMA BİLİM DALI

ÖZEL MARKALI ÜRÜNLER VE TÜKETİCİ TERCİHLERİ BURSA PERAKENDE

SEKTÖRÜNDE BİR UYGULAMA


Ertan ÇAKIR

(Yüksek Lisans Tezi)


Perakendeciler son dönemde ulusal üreticilerin markalarıyla rekabet etmek için önemli bir araca sahipler. Bu araç perakendecilerin kendi kuruluşlarında sattıkları özel markalı ürünlerdir. Bu markalar tüketicilere satın alma sürecinde düşük fiyatlı ürün alternatifi sunmaktadır. Bu kapsamda, ilgili gelişim tüketici ve perakendeci açısından olmak üzere iki açıdan incelenmiştir.

Birinci bölümde, marka ve marka yönetimi sürecine ilişkin tanımlamalar yapılmış, ikinci bölümde özel markalara ilişkin açıklamalarda bulunulmuştur. Son bölümde ise Bursa şehrindeki 180 tüketici üzerinde bir araştırma gerçekleştirilmiştir.

Araştırmanın amacı tüketicilerin özel markalı ürünlere yönelik tercih unsurlarının, market markalı ürünlere yönelik olan tutumları üzerindeki etkisini incelemektir. Veriler yüz yüze anket yardımıyla elde edilmiştir.

Tercih unsurlarına öncelikle faktör analizi uygulanmış, dört faktörün uygun olduğuna karar verilmiştir. Bunlar: İndirim odaklılık, sadakat odaklılık, fiyat/kalite odaklılık, fiyat/değer odaklılıktır. Çalışmanın amacını gerçekleştirmek için regresyon analizi gerçekleştirilmiştir.

Yapılan analiz neticesinde indirim odaklılık faktörünün market markalarına yönelik tutum üzerinde istatistiki olarak anlamlı şekilde etkide bulunduğu saptanmıştır.


Danışmanı: Prof. Dr. Feray ÇELİKÇAPA Sayfa Sayısı:100


TÜRKİYE’DE TEKSTİL VE HAZIR GİYİMDE

MARKALAŞMA VE İHRACATA ETKİLERİ


Ayhan GÖRÜGÜLÜ

(Yüksek Lisans Tezi)


Tekstil ve hazır giyim sektörü Türkiye’deki en önce kurulmuş en büyük sektördür. 1980’lerin ortalarında başlayan ihracata dayalı ekonomik politikalar sektörün

gelişmesinde ana etken olmuştur. Bunun yanında ucuz işgücü maliyetleri, eğitilmiş insan gücü, yerli pamuk dahil ucuz hammadde temini, esnek üretim yapısı da sektörün gelişme performansını etkileyen diğer unsurlardır. Bununla birlikte gerek Türkiye’nin ana pazarlara olan coğrafi yakınlığı ile gelen taşıma ucuzluğu, kısa zamanlı teslimat imkanları sektörü rakipleri karşısında daha avantajlı duruma getirmiştir. Sektördeki bu gelişme 1990’lı yıllarda da devam etmiş ve bu gün itibarı ile toplam ihracatın %28’ini yapar hale gelmiştir.

Bütün bunlara rağmen 2005 yılında kotaların kalkması ile sektör acımasız bir rekabet içine girmiş, özellikle ucuz değerli ürünlerde ve ucuz işçilikte Çin ve Hindistan gibi ülkelerle rekabet edemez hale gelmiştir. İşçilik ücretlerin yıldan yıla artmaya devam etmesi Türkiye’nin bu ülkeler karşısında rekabetini zorlaştırmaktadır. Buna rağmen bu ülkeler gerek Türkiye’nin coğrafi pozisyonu, üretim esnekliği ve tasarım gücü avantajları ile karşılaştırılamazlar. Moda marka yaratma süreci uzun dönemli bir süreç olmasına rağmen bu gün Türkiye tekstil ve hazır giyim sektörü markalaşmak istemektedir. Sektördeki uzmanların çoğu, değerli ürün yada marka yaratmak için sektördeki üreticiler, devlet ve üniversitelerin işbirliği içinde olmaları gerektiğinde hemfikirdir. Sektörün mutlaka üretim stratejilerini değiştirmesi gerekmektedir. Bu yeni stratejiler kısaca şöyle olabilir.

-- Fasona dayalı üretimin toplam tekstil ve hazır giyim içindeki payını azaltmak

-- Basit / ucuz ürünlerin toplam sektördeki üretim payını azaltmak

-- Orta ve yüksek kaliteli ürünlerin üretim payını artırmak

-- Marka yaratmak ve ürünlerin bu markalar altında satılmasını sağlamak

Bu günün dünyasında rekabet günden güne zorlaşmaktadır. İnsanlar artık ürün satın almak yerine marka almayı tercih etmektedirler. Bu anlamda sektördeki işletmelerin tek hedefi markalaşmak olmalıdır. Bu araştırmada işletmelere yönelik tekstil ve hazır giyim sektöründe markalaşma nasıl olmalıdır ortaya koymaya çalıştım. Araştırmanın ilk bölümünde marka, markalaşma kültürü ve stratejileri ortaya konmuştur. İkinci bölümde ise tekstil ve hazır giyim sektörünün Dünya’da ve Türkiye’de durumu, markalaşma için sektörde yapılması gerekenler belirtilmiştir. Üçüncü bölümde ise tekstil ve hazır giyim sektöründe markalaşma koşulları nelerdir? Nasıl olmalıdır adım adım incelenmiştir.


Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Hakan Altıntaş Sayfa Sayısı:148


ÜRETİM PLANLAMASINDA ÇOK HEDEFLİ DOĞRUSAL HEDEF PROGRAMLAMA VE BİR TEKSTİL

İŞLETMESİNDE UYGULAMA DENEMESİ


Mustafa Umut ÖZTÜRK

(Yüksek Lisans Tezi)


Bu çalışmanın amacı iki yönlüdür. Birincisi üretim planlamasının işletmeler için önemini ve üretim planlaması ile karar verme için çok hedefli doğrusal hedef programlamanın yararlarının açıklamasını sağlamaktır. Bu, çalışmanın teori kısmını oluşturmaktadır.

Bu çalışmanın teori kısmında Doğrusal Hedef Programlamanın türlerinden üç tanesi olan; Lexicographic Hedef Programlama, Ağırlıklı Hedef Programlama ve MINMAX Hedef Programlama açıklanmıştır. Bilindiği üzere, Hedef Programlamanın amacı, hedef değişkenlerindeki sapmaları minimize etmektir.

İkincisi ise, Doğrusal Hedef Programlamanın Bursa’daki bir tekstil işletmesinde uygulamasıdır. Bunun için öncelikle Hedef Programlama modeli işletme için kurulmuş olup, amaç fonksiyonları ve model için kısıtlayıcılar için gerekli veriler toplanmıştır. Daha sonra işletmenin Doğrusal Programlama modeli oluşturularak üst yönetimin hedefleri tanımlandı

Üst yönetimin hedefleri doğrultusunda; Lexicographic Hedef Programlama modeli, Ağırlıklı Doğrusal Hedef Programlama ve Eşit Ağırlıklı Doğrusal Hedef Programlama modelleri Bursa’daki bir tekstil işletmesi için kurulmuştur.

Bu modeller, Lingo bilgisayar paket programı ile çözülmüştür ve işletmenin üretim planlaması ve karar verme modellerinin çözümleri değerlendirilmiştir.

Çalışmamız işletmelerde analitik karar verme ve bu konuda çalışanlar için yararlı olacağı görüşündeyiz.


Danışmanı: Yard. Doç. Dr. Gülay KASAP Sayfa Sayısı:139


DENİZ TAŞIMACILIĞINDA LOJİSTİK SİSTEMİNİN PERFORMANS ÖLÇÜMÜ VE BİR UYGULAMA


Gökçe GÖNEL

(Yüksek Lisans Tezi)

Deniz taşımacılığı sistemindeki lojistik işleyiş ve kapsadığı süreçlerdeki performans düzeyi; kaliteli, verimli ve hızlı bir hizmet sunmak açısından oldukça önemlidir. Deniz taşımacılığındaki lojistik sistemdeki aksaklıklar sadece hizmet alan tarafları değil, aynı şekilde sistemin içinde bulunan armatör, hat acenteleri, lojistik servis sağlayıcılar ve benzeri unsurları da yakından etkilemektedir.

Bu çalışma, deniz taşımacılığındaki genel lojistik süreçlerini ve deniz taşımacılığının ana öğelerini inceleyerek, günümüzde küresel sevkiyatların %90’ını kapsayan konteyner taşımacılığındaki performans ölçütlerine odaklanmıştır.

Çalışmanın uygulama bölümünde, uluslararası konteyner hatlarına acentelik hizmeti sağlayan bir denizcilik şirketinde Balanced Scorecard çalışması yapılarak, dört ana boyut olan finansal boyut, müşteri boyutu, içsel işletme süreçleri boyutu, öğrenme ve gelişme boyutlarında belirlenen ana amaçlar doğrultusunda performans arttırıcı stratejilere odaklanılmıştır.

Balanced Scorecard boyutları çerçevesinde şirketin içsel ve dışsal süreçlerinin mevcut durumu SWOT analizi yapılarak belirlenmiştir. SWOT analizi kapsamında müşteri ve içsel işletme süreçleri incelemelerinde müşteri ve çalışan memnuniyeti anketi düzenlenerek elde edilen veriler üzerinde faktör analizi yapılarak ana faktör grupları ortaya konmuştur.

Çalışma sonucunda, Balanced Scorecad oluşturulurken yapılan analiz neticesinde performans açısından önemli olan müşteri, çalışan ve iş süreçleri odaklı ölçüler ortaya konmuş ve uygulama yapılan şirkete ana amaçları olan yıllık ciro ve kârlılık artışı için uygulamaya koyabilecekleri bir strateji haritası oluşturulmuştur.

Danışmanı: Prof. Dr. Feray ÇELİKÇAPA Sayfa Sayısı:236

SAYISAL YÖNTEMLER BİLİM DALI


FİNANSAL PİYASALARDA VOLATİLİTE:

İMKB ÖRNEĞİ


Cüneyt AKAR

(Doktora Tezi)


Bu çalışmada finansal zaman serilerinin modelleme yöntemleri incelenerek, iktisadi krizlerin, yaz mevsiminin, ocak ayının ve haftanın günlerinin İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında gerek endekslerin gerekse bireysel hisse senetlerinin getirisini ve volatilitesini nasıl etkilediği araştırılmaktadır. Ayrıca çalışmada asimetrinin ve geçmiş sapmaların etkileşimlerinin volatiliteye etkisi de incelenmiştir. Veri olarak İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın (İMKB), 02 Ocak 1990–29 Aralık 2004 tarihleri arasındaki günlük endeks ve bireysel hisse senetleri kullanılmıştır. Şokların asimetrik etkilerini dikkate alabilek için ARMA-EGARCH, TAR-GARCH modelleri, geçmiş sapmaların etkilerini araştırmak için de CHARMA modeli yöntem olarak kullanılmıştır. Analizde 1994, Rusya ve 2001 iktisadi krizlerinin ve takvimsel faktörlerin etkileri uygun kukla değişkenler kullanılarak incelenmiştir. Çalışma sonuçları volatilitenin kriz dönemlerinde ve ocak ayında daha yüksek, yaz aylarında ise daha düşük olduğunu göstermektedir. İMKB’de negatif şokların pozitif şoklara göre daha fazla volatiliteye neden olduğu saptanmıştır. Ayrıca sonuçlar İMKB’de hisse senedi getiri volatilitesinin sapmaların birinci ve ikinci gecikmeleri arasındaki etkileşime bağlı olduğunu göstermektedir ve gelişmekte olan finansal piyasalarda volatilite modellemesi için CHARMA alternatifini sunmaktadır.


Danışmanı: Prof.Dr. Sacit ERTAŞ Sayfa Sayısı:105


GERÇEK OPSİYONLAR VE OTOMOTİV

SANAYİİNDE BİR UYGULAMA


Pınar ÖZKESERLİ

(Yüksek Lisans Tezi)


Yerlileştirme yatırımları, hali hazırda yurt dışından ithal edilen ürünlerin, bu ürünlerin üretilebilmesi için gerekli donanımın gerek transfer edilerek gerek ise yurt içinde üretilerek üretimin ithalatçı ülkeye kaydırılması için yapılan yatırımların tümüdür. Yerlileştirme yatırımları yerli üretimi arttırmak, maliyetleri ve dışa bağımlılığı azaltmak üzere yapılmaktadır. Ara malların pek çoğunun ithal edilmesi ve bunun da maliyetleri belirgin şekilde yükseltmesi yerlileştirme yatırımlarının otomotiv sanayinde sıklıkla kullanılmasına yol açmaktadır. Bu tip yatırımlar gereğinde teknoloji transferi içermeleri sebebiyle gelişmekte olan ekonomileri olumlu yönde etkilemektedirler. Bu etkilerin başında ülkede bulunmayan teknolojinin ülkeye gelmesi, daha nitelikli üretim yapabilme şansı ve daha önce ithal edilen ürünlerin üretiminin ülkeye kayması sebebiyle üretimde artış sağlanmasıdır. Yerlileştirme yatırımları sadece OEM’lerin gelişmesine sebep olmayıp aynı zamanda ilgili yan sanayinin de gelişmesinde etkilidirler. Yeni teknolojinin ülkeye gelmesinin kullanılan makine parkının, işgücünün ve son ürünün gelişiminde ve iyileşmesinde de olumlu etkileri vardır. Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye, bu tür yatırımları desteklemektedir ve teşvik vermektedir. Bu süreçteki en büyük problemlerden biri yatırım projelerini tüm stratejik etkileri dahil ederek değerleyebilmektir. Yerlileştirme yatırımları gelecek için pek çok büyüme opsiyonu içerdiklerinden geleneksel yatırım değerleme metotları yatırımlar içinde bulunan gömülü fırsatları doğru olarak değerleyememektedir. Bu yüzden projelerin değeri çok düşük ya da negatif çıkabilmektedir. Bu durum teşvik aşamasında yanlış kararlar verilmesine sebep olabilmektedir. Bu çalışma, yerlileştirme projelerini önce geleneksel net bugünkü değer analiziyle daha sonra bir modern değerleme yaklaşımı olan gerçek opsiyon analiziyle değerlendirmeyi ve iki değerlemenin karşılaştırmasını incelemektedir. Analizde opsiyon çeşitleri sıralı opsiyonlar şeklinde yer almakta ve hesaplamada nümerik bir yaklaşım olan binom ağacı yöntemi, Türk otomotiv sanayinden bir yerlileştirme projesinin yatırım değerlemesinde kullanılmaktadır.


Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Gül EMEL Sayfa Sayısı:132


2008-2009

İŞLETME ANABİLİM DALI


ÜRETİM YÖNETİMİ VE PAZARLAMA BİLİM DALI


PAZARLAMA STRATEJİLERİNİN OLUŞTURULMASINDA MARKA DEĞERİNİN ETKİSİ VE BİR UYGULAMA


Çağatan TAŞKIN

(Doktora Tezi)

Yoğun rekabet, artan tüketici istekleri, çeşitlenen tüketici zevkleri, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler; günümüzde hemen hemen her sektörde, işletmeler açısından marka değeri (tüketici temelli marka değeri) kavramının öneminin artmasına neden olmuştur. İşletmelerin pazarlama stratejilerinin sürdürülebilir rekabetçi avantajlara dönüşebilmesi için, sahip oldukları marka ya da markalara ilişkin “marka değeri ölçümü” yapmaları son derece önemlidir. Bunun nedenlerinden biri, marka değeri ölçümünün bir işletmenin müşterilerinden ya da tüketicilerinden geri besleme almasının iyi bir yöntemi olmasıdır. Ayrıca, belirli bir zaman dilimi boyunca takibi ve ölçümü yapılan marka değeri, rakiplere göre oluşan değişiklikleri de yansıtır. Marka değeri ölçümü, işletmenin pazarlama karması faaliyetlerinin ya da stratejilerinin müşteriler ya da hedef tüketiciler üzerindeki etkisini de görmeye yardımcı olur. Dolayısıyla, pazarlama stratejilerinin oluşturulmasında bir karar destek aracı olarak kullanılabilir. Bu doktora tez çalışmasında ilgili konu üç ayrı teorik bölüm altında açıklanmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, “markalamada temel tanım ve kavramlar” başlığı adı altında, markalamaya giriş niteliğinde bazı konular anlatılmaktadır. Tezin ikinci bölümünde, işletmelerde kullanılan bazı pazarlama ve özellikle markalama stratejileri ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. Tez çalışmasının üçüncü bölümünde ise, marka değeri ve marka değeri oluşturmada yakından ilişkili temel markalama unsurları irdelenmektedir. Daha sonra ise doktora tez çalışmasının son bölümü olan “araştırma bölümü” yer almaktadır. Marka değeri ölçümü araştırması, beyaz eşya sektörüne ait lider bir marka üzerinde yapılmıştır. Bu marka için tüketici temelli marka değeri ile boyutlarının ilişkisi “yapısal eşitlik modelleme” yöntemi ile araştırılmıştır. Son olarak, elde edilen model sonuçlarının pazarlama stratejilerinin oluşturulmasında nasıl kullanılabileceği, bazı pazarlama ve markalama stratejileri önerileri de verilerek gösterilmiştir.
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   22

Similar:

2004 İŞLETME ANABİLİM DALI MUHASEBE FİNANSMAN BİLİM DALI iconAkademik Unvanlar ve Alınan Yıllar a Doçentlik : 1980 b Profesörlük : 1988 Alanı : İşletme Anabilim Dalı, Bilim Dalı : Muhasebe Finansman, Muhasebe

2004 İŞLETME ANABİLİM DALI MUHASEBE FİNANSMAN BİLİM DALI iconG.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü-İşletme Ana Bilim Dalı- Muhasebe Finansman Bölümü Doktora Tez aşamasında, Tez Konusu: Risk Derecelendirmesi-Model Önerisi ve

2004 İŞLETME ANABİLİM DALI MUHASEBE FİNANSMAN BİLİM DALI iconMarmara Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dalı

2004 İŞLETME ANABİLİM DALI MUHASEBE FİNANSMAN BİLİM DALI iconMuharrem SAMUR M.Ü. S. B. M. Y. O. Muhasebe Finansman Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi I. GİRİŞ

2004 İŞLETME ANABİLİM DALI MUHASEBE FİNANSMAN BİLİM DALI iconTemel Tıp Bilimleri Bölümü Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Anatomi Anabilim Dalı Fizyoloji Anabilim Dalı Biyokimya Anabilim Dalı

2004 İŞLETME ANABİLİM DALI MUHASEBE FİNANSMAN BİLİM DALI iconTemel Tıp Bilimleri Bölümü Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Anatomi Anabilim Dalı Fizyoloji Anabilim Dalı Biyokimya Anabilim Dalı

2004 İŞLETME ANABİLİM DALI MUHASEBE FİNANSMAN BİLİM DALI iconÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı

2004 İŞLETME ANABİLİM DALI MUHASEBE FİNANSMAN BİLİM DALI iconİLKÖĞRETİM ANABİLİM DALI SOSYAL BİLGİLER EĞİTİMİ BİLİM DALI DOKTORA 2011-2012 GÜZ DÖNEMİ FİNAL PROGRAMI

2004 İŞLETME ANABİLİM DALI MUHASEBE FİNANSMAN BİLİM DALI iconEĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI EĞİTİM PROGRAMLARI VE ÖĞRETİM BİLİM DALI ÖĞRENME ÖĞRETME KURAMLARI

2004 İŞLETME ANABİLİM DALI MUHASEBE FİNANSMAN BİLİM DALI iconİKTİSAT ANABİLİM DALI ULUSLARARASI İKTİSAT BİLİM DALI İKTİSADİ BÜYÜME BAĞLAMINDA TEKNOLOJİK GELİŞME Yüksek Lisans Tezi

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page