PROJE DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ




Indir 64.46 Kb.
TitlePROJE DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ
Date conversion27.02.2013
Size64.46 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.tck.org.tr/file/files_1171996848.doc


TÜRK COĞRAFYA KURUMU


ULUSAL PROJE YARIŞMASI 4 PROJE HAZIRLAMA KİTAPÇIĞI

1. Hazırlanacak projelerin internet ortamında yayınlanması planlanmaktadır. Bu nedenle projelerin ayrıca bilgisayar ortamında hazırlanması, disket veya CD’ye kaydedilerek teslim edilmesi gerekmektedir.

2. Sunumlar mutlaka dosya içinde  teslim edilmelidir.

3. Projeler Türk Coğrafya Kurumu’nca belirlenen Seçici Kurul tarafından değerlendirilecektir. Ayrıca Seçici Kurul öğrencilerden sunuş yapmalarını isteyebilecektir.

4. Proje Yarışması süreci şu aşamalardan oluşur:

1.      Aşama : araştırılacak konunun seçilmesi ve başvuru

2.      Aşama : gerekli bilginin toplanması, bilginin analiz edilmesi

3.      Aşama : proje dosyasının hazırlanması ve teslimi

4.      Aşama : jürinin değerlendirmesi ve ödül töreni

PROJE DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ)


A)    Projenin özgünlüğü ve orjinalliği. 15p

B)    Projenin belirlenen formata uygunluğu. 5p

C)    Proje Konusunun diğer disiplinlerle bağlantısı 5p

Ç)     Uygun örnekleme ve örnekleri konuya bağlama 15p

D)     Araştırma verileri ve kaynakları 15p

E) Türk dilini kullanma becerisi 10p

F)      Sonucu proje alınan konuya bağlama 10p

G)     Projenin sunumu. 15p

Ğ) Projenin yaşam içerisinde uygulanabilirliği. 10p

Yapılacak ön jüri çalışması ile yukarıdaki kriterleri taşımayan projeler asıl değerlendirmeye alınmayacaktır.


PROJEDE ÖĞRENCİNİN GÖREVLERİ


        Projenin ne olduğu amaçları hakkında bilgilendirme

        Proje aşamaları hakkında bilgilendirme

        Alan  ve Konu seçimi hakkında bilgilendirme

        Proje sunumunu yapma

PROJENİN HAZIRLANMASI VE SUNUMU

ARAŞTIRMA AŞAMASI


BİLİMSEL ARAŞTIRMA NASIL YAPILIR?”


Araştırma yalnızca ne veri toplama ne de bir yöntemdir. Veriler belli bir amaç için toplanır. Yöntemde belli bir amaç için uygulanır. O nedenle araştırma denilince akla sorun çözme gelir.


İnsanlar bilgilerini araştırmalarla artırır ve geliştirirler. Doğru ve tutarlı bilgilere .ulaş­mak içinde planlı, sistemli, amaçlı araştırma tekniklerine baş vururlar. Araştırma bu tür bilinçli, istemli davranışlardır. Araştırmada veriler, amaçlı, planlı sistemli olarak toplanır. Anlamlı bir şekilde kümelenir yorumlanması yapılarak değerlendirilir.


Araştırmada belli nesnel bir yöntem kullanmak esastır. Yöntem, bizi amaca götüren, izlenmesi kolay, kısa yol demektir. Bu tür nesnel bir yöntem hem bizi tutarlı bilgilere ulaştırır; hem de bu tür bilgilerin aynı yöntemle başkaları tarafından da test edilmesini ko­laylaştırır.


Araştırma, belli bir alanda herhangi bir sorunu çözmek amacıyla yapılır. Her sorunun çözülmesinde insanların bilgi birikimi artar. Teknik kalkınması hızlanır. Bugünkü uygar­lık düzeyimizi araştırmalara ve araştırıcılara borçluyuz. Araştırmacıların başarısı ora­nında bilgi birikimi artmakta, sorunlar çözülebilmektedir.


Araştırma ve onun planlanması yaratıcılık ister. Araştırma önerisi, araştırıcıyı belli ilkeler çerçevesinde serbestçe hareket etmesini sağlar. Bu bakımdan araştırma önerisi, bir mimarın yaptığı plandan farkı yoktur. Ne yapmak nasıl yapılması gerektiğini belirtir. Bir araştırmacı hazırladığı araştırma önerisini bir başkasına verdiğinde aynısını başkası yü­rütebilmelidir


Herkes araştırma yapamaz. Araştırıcı olabilmenin bazı koşulları vardır. Bunların ba­şında daha önce de belirtildiği gibi bilgi birikimi gelir. Çünkü bilgi birikimi oranında uğ­raştığı alanın sorunları göze çarpar. Sorunun göze çarpması, o sorunun, çözümüne baş­langıç ilk adım olsada; sorunun çözümü değildir. Sorunun her şeyden önce düzenli sistemli tanıtımı yapılmalı, önemi ortaya konmalı, amaç açıkça belirtilmelidir. Bu tür bir ön çalışmaya "araştırma önerisi" denir. Araştırma önerisinde, sorunun hem kendisi. Hem de çözüm yolunun tanıtımı yapılır. Sorunun önemi belirtilir.

Yeni başlayanlar için araştırmanın yürütülmesinde bir yol göstericiye büyük ihtiyaç vardır. Aslında, araştırma doğrudan yapılarak öğrenilecek bir faaliyettir. Her işte olduğu gibi, çoğunlukla araştırmada da az çok farklı yollar izlenilebilir. Eski ve deneyim sahibi araştırma­cılar ancak bir sınama ve yanılma sürecinden sonra belirli yön­temler oluşturmuşlardır. Yeni başlayan araştırmacıların kendi çabalarıyla etkin bir yönteme ulaşabilmeleri de uzun bir zaman ve büyük çabalar gerektirebilir.

Uygulamada görülen bazı farklılıklara karşın, her araş­tırmada belirli aşamalar, yöntemler ve süreçler vardır. Bunlar deneyimlerle ortaya konulan, etkinliği sınanmış ilkelerdir. Genç araştırmacılar, çalışmalarını bu bilgilerin ışığında sürdürdükleri taktirde, hem zaman ve emekten tasarruf sağlanacağından, hem de çalışmalarının amaçladıkları çevrelerde daha büyük etki doğuracağına emin olabilirler.

Oysa deneyimsiz araştırmacıların bir bilimsel araştırmanın güçlüklerini olduğundan fazla büyüttükleri sıkça görülen bir durumdur.Bu durum daha çok , araştırmaya nasıl başlanıp, nasıl sürdürüleceği konusunda açık bir bilgi sahibi olmamaktan ileri gelmektedir.Eğer araştırmanın bütünlüğü içinde yapılacak işler iyi planlanır ve her aşamada çalışmanın yoğunluğu , o aşamanın hazırlıklarına verilirse , söz konusu güçlüklerin büyük ölçüde azalacağı görülecektir.


Bilimsel araştırma aynı zamanda bir öğrenme ve kendi­ni eleştirme faaliyetidir. Araştırmacı, çalışması sırasında birçok yeni bilgiler öğrenir ve ayrıca verileri seçme, gruplandırma,analiz etme ve yorumlama gibi alanlarda yeteneklerini geliştirir. araştırma her şeyden önce insana düzenli çalışma ve sistemli düşünme alışkanlığı kazandırır. Denebilir ki, insanın görüş açı­sını genişleten etkenlerin en başında belki de araştırma yer al­maktadır.


Araştırma sürecindeki aşamalar şöyle belirtilebilir: Ko­nuyu seçme, konuyu sınırlandırma, tez cümlesi oluşturma, ara­ştırmanın metodunu belirleme, geçici plan hazırlama, geçici bibliyografya oluşturma, okuma ve not alma, son olarak da yazma.. Ancak hemen belirtmek gerekir ki bu aşamalar geri dönülmez bir sıra biçiminde değildir. Tersine, belli bir anda her ne kadar asıl ağırlık bir aşamaya verilirse de, çalışmanın bütünlüğü içind­e bazen önceki yada sonraki aşamalara geçilmesi yararlı, hatta zorunlu olabilir.


1. KONU SEÇME


Araştırmaya konu seçimiyle başlanır. Eğer çoğu kez, ü­niversite öğrencilerinden istenen araştırmalarda olduğu gibi, konu araştırmacıya verilmiş değilse daima bir seçim yapma olanağı vardır. Deneyimsiz araştırmacıların genellikle konu seçiminde çok acele hareket ettikleri ve o yüzden de önemli güçlüklerle karşılaşabildikleri bilinmektedir.


Unutmamak gerekir ki bir araştırmanın yarısı doğru ko­nu seçmektir. Konu seçiminde, gözden uzak tutulmaması gere­ken bazı kurallar bulunmaktadır. Bunlara uyulması, araştırma­nın sağlıklı biçimde yürütülmesi ve etkin bir sonuca ulaştırıla­bilmesi bakımından gereklidir.


O bakımdan konu seçiminden önce olabildiğince fazla kaynağa başvurmak ve olası konular hakkında belirli bir dü­şünme süreci geçirmek gerekir.


Araştırma, kuşkusuz bilgi, deneyim veya ilgi alanıyla ilgili bir sorunun incelenmesine yönelik olacaktır. Araştırmacı, ilk iş olarak düşündüğü konuda yazılmış yeteri sayıda kaynak bulup okumalıdır. Bu amaçla örneğin ansiklopediler gibi tanın­mış başvuru kitaplarından yararlanılabilir. Ansiklopediler he­men her konuda uzmanlar tarafından yazılan temel bilgileri içerirler. Genel veya mesleki dergilerde yayınlanan makalelerIe özellikle yeni basılmış kitaplar da yardımcı olabilirler. Okunu­lan kaynakların sonlarındaki bibliyografyalarda yer alan kay­naklar da ihmal edilmemelidir.


İlk okumanın olabildiğince genel nitelikte olmasında yarar vardır. Böylece konunun kapsamı, boyutları, önemi ve o alandaki belli başlı kaynaklar hakkında bir ön bilgi edinilir.


Bu bilgiler daha sonra konunun daraltılması ve araştır­ma tezinin oluşturulması açısından da gereklidir. Konu seçimindeki ilk işlerden birisi de düşünülen konu üzerinde daha önceden yapılan çalışmaların gözden geçirilme­sidir. O alandaki başka çalışmalar araştırmacı için hem bir bilgi, hem de bir ilham kaynağıdır. Bu şekilde, o güne kadar konunun hangi yönleriyle ilgilenilmiş olduğu, ne aşamaya kadar gelişti­rildiği, sorunun çözümü için hangi yönde ve ne gibi yeni çalış­malara gerek olduğu anlaşılır.


Araştırmacının yakın ilişki içinde olacağı yerlerin ba­şında bağlı bulunduğu üniversitenin veya öteki araştırma ku­rumlarının kütüphaneleri gelir. Önceki bölümde de incelendiği gibi, araştırmacı konuyla ilgili temel kaynaklara ulaşmak üzere kütüphane katalogları üzerinde konu, yazar veya kitap adına göre tarama yapar.

Konu seçiminde basılı kütüphane kaynakları temel ol­makla birlikte, günümüzde bilgisayar teknolojisinin sunduğu hizmetlerden de yararlanmak gerekir. Araştırmacı düşündüğü konuyla ilgili anahtar kelimeleri belirleyip Internet' e girerek çok sayıda kaynağa ulaşabilir. Bu kaynakların bir bölümünün tümüyle içeriğini bilgisayardan okuma veya kendi bilgisayarına aktarma olanağı da bulunmaktadır.


Ders ödevi, seminer, yüksek lisans ve doktora tezi ha­zırlayan araştırmacılar için önemli bir nokta da, seçilmek iste­nen konunun ve daha sonra o konuyla ilgili çalışmaların ilgili öğretim üyesinin bilgisine sunulması, sürekli biçimde onun görüş, deneyim ve önerilerinden yararlanılmasıdır.


Bu bilgiler daha sonra konunun daraltılması ve araştır­ma tezinin oluşturulması açısından da gereklidir. Konu seçimindeki ilk işlerden birisi de düşünülen konu üzerinde daha önceden yapılan çalışmaların gözden geçirilme­sidir. O alandaki başka çalışmalar araştırmacı için hem bir bilgi, hem de bir ilham kaynağıdır. Bu şekilde, o güne kadar konunun hangi yönleriyle ilgilenilmiş olduğu, ne aşamaya kadar gelişti­rildiği, sorunun çözümü için hangi yönde ve ne gibi yeni çalış­malara gerek olduğu anlaşılır.


Araştırmacının yakın ilişki içinde olacağı yerlerin ba­şında bağlı bulunduğu üniversitenin veya öteki araştırma ku­rumlarının kütüphaneleri gelir. Önceki bölümde de incelendiği gibi, araştırmacı konuyla ilgili temel kaynaklara ulaşmak üzere kütüphane katalogları üzerinde konu, yazar veya kitap adına göre tarama yapar.


Konu seçiminde basılı kütüphane kaynakları temel ol­makla birlikte, günümüzde bilgisayar teknolojisinin sunduğu hizmetlerden de yararlanmak gerekir. Araştırmacı düşündüğü konuyla ilgili anahtar kelimeleri belirleyip Internet' e girerek çok sayıda kaynağa ulaşabilir. Bu kaynakların bir bölümünün tümüyle içeriğini bilgisayardan okuma veya kendi bilgisayarına aktarma olanağı da bulunmaktadır.

Çoğu elektronik belgelerde araştırmacıyı konunun çe­şitli yönleriyle ilgili kaynaklara ulaştıracak bağlantılar konul­muştur. Bunların işaretlenmesiyle araştırmacı o alanlarda da ayrıntılı bilgi edinebilir.


Elektronik kaynaklarla ilgili olarak ayrıca çeşitli konu­larda oluşturulan ve çok sayıda bilgi ve belgeyi kapsayan veri tabanları vardır. Bunlar kütüphanelerde CD-ROM' lar biçiminde veya bununla birlikte Internet üzerinden hizmete sunulmuş ola­bilirler. Internet kaynaklarından bazıları bir ücrete tabidir. An­cak, çoğu üniversiteler kendi öğrenci ve öğretim elemanlarına bu hizmetten ücretsiz olarak yararlanma olanağı sağlamaktadır.


Günümüzde araştırmacıların konu seçiminde basılı kaynaklarla birlikte, elektronik kaynaklardan da yararlanmaları adeta bir zorunluluk haline gelmiştir.


Belirtmek gerekir ki, seçim olanağının bulunduğu du­rumlarda bir değil, birkaç olası konu düşünülmelidir. Bunlardan birisi hakkında yeterli kaynak bulunmadığı, konunun araştırma­ya değer görülmediği veya planlanan zamanda bitirilemeyece­ğinin anlaşılması durumlarında diğer konulara geçilir. İlk konu hakkında yapılan düşünme ve ön incelemeler yeni konularda da yardımcı olabilir. O bakımdan daima yedek bir konuyu akılda bulundurmakta yarar vardır.


Özetle, konu seçiminde göz önünde bulundurulması ge­reken noktaları şöyle sıralayabiliriz:


1. İlgi

Araştırmacı çalışmayı düşündüğü konuya karşı bir ilgi duymalıdır. Konu üzerinde az çok uzun bir süre çalışacağına göre, ilgi yokluğu yorgunluk ve bıkkınlık yaratarak araştırma­nın başarısızlığına neden olabilir.


2. Orijinallik

Araştırma yalnızca bilinenlerin yinelenmesinden ibaret olmamalı, bir yenilik getirmeli veya bir görüşü kanıtlamalıdır. Araştırmanın bilime veya sorunların çözümüne katkıda buluna­bilmesi için toparlayıcı, bilinmeyenleri açıklayıcı, bilinenleri ise geliştirici nitelik taşıması gerekir.


3.Önem

Konu araştırmaya değecek önemde olmalıdır. Aslında, önem, sübjektif bir kavramdır; çünkü sizce önemli olan, başka­larınca önemli sayılmayabilir. Bunun için o daldaki uzman ki­şilerin görüşlerine (öğrenciler için ilgili öğretim üyesinin onayı­na) başvurmak gerekli olabilir. Genellikle, sentez yapan, tartış­malı bir görüşü çözüme bağlayan, bilgilerimizi geliştiren, kişi veya toplum refahını yükseltmeye yönelik araştırmalar "önem­li" sayılır.


4. Bilimsel Yeterlilik

Araştırmacının eğitim ve öğretim durumuyla bilimsel kapasitesi seçilen konuyu incelemeye uygun olmalıdır. Konu­nun niteliklerine göre araştırmada, gözlem, anket, mülakat, matematik ve istatistik yöntemler, yabancı dil, eski yazı, vs. kullanmak gerekebilir. Araştırmacının eğitim düzeyi ile bilgi birikimi ve deneyimleri buna olanak vermelidir.


5. Birincil ve İkincil Kaynaklar

Bazı araştırmacılar, birincil kaynaklarla çalışmayı tercih ederler. Bunlar yerinde gözlem, anket, mülakat, yayımlanmamış belgeler, vs. gibi doğrudan doğruya kaynakların araştırmacı tarafından toplandığı çalışmalardır.. Bazıları ise kütüphane ça­lışmasını tercih ederler. Bunlar, kaynak olarak başkaları tarafın­dan konu hakkında söylenmiş veya yayımlanmış düşünce, görüş ve incelemelere dayanırlar. Konunun niteliğine, araştırıcının ilgisine göre araştırma, bu iki tür çalışmadan birisi üzerinde yoğunlaştırılabilir. Hatırlatmak gerekir ki kütüphane araştırması bütün ça­lışmalar için vazgeçilmez niteliktedir. Dolayısıyla birincil kay­naklarla yapılacak çalışmalarda da kütüphane kaynaklarına başvurulması zorunludur.


6. Kaynak Yeterliliği

Araştırmanın yürütülebilmesi, güvenilir ve yeteri sayıda kaynak bulunabilmesine bağlıdır. Bir görüşü kanıtlamak üzere yapılan çalışmalar hemen hemen tümüyle kütüphane kaynakla­rına dayanırlar. Deney, anket, mülakat ve köy araştırması gibi yöntemlerle kaynakların doğrudan derlenmesi de kütüphane kaynaklarına olan ihtiyacı ortadan kaldırmaz. Çünkü bu gibi birinci el çalışmalarda da araştırmacı kendisine yol gösterecek başka araştırmalardan yararlanmak ihtiyacındadır.

Dolayısıyla araştırılmak istenen konuda yeterli sayı ve düzeyde kaynak bulunamaması, araştırmanın yürütülmesini güçleştirebilir, hatta olanaksızlaştırabilir. Bazen da konu hak­kında kaynak bulunmakla birlikte, araştırmacının çalışmasını yürüteceği yöredeki kütüphaneler bu açıdan çok yetersiz olabi­lir. Bu durumda araştırmacının başka yörelerdeki kütüphaneleri ziyaret edecek vakti olmalıdır.


Bir konuda yeterli sayıda kaynak olması kadar, aşırı de­recede bol kaynak bulunması da güçlükler yaratır. Çünkü çok sayıdaki kaynaklar içinden konuyla doğrudan ilgili olanları seçmek ve bunları değerlendirmek güç ve zaman alıcı olabilir. Kaynak bolluğu sorunu Internet üzerinden yapılan araştırmalar­da çok sık yaşanır. İleride de değinileceği gibi, anahtar kelime­ler girilip kaynaklar ekrana çağrıldığında ekranda çok sayıda kaynağın listelendiği görülecektir. Bunların çoğu kez içeriğini görme olanağı da yoktur. Bu durumda yapılacak olan, anahtar kelimeleri olabildiğince daraltıp konuya en uygun düşenlerle aramanın sürdürülmeye çalışılmasıdır. Böylece yakından ilgili bulunmayan kaynaklar kapsam dışı kalmış olurlar. Araştırmacı konuyu kararlaştırırken bütün bu noktaları gözden uzak tutmamalı ve gerektiğinde değişiklik yapabilmek için daha baştan kafasında birkaç farklı konu bulundurmalıdır.

7. Zaman

Her araştırma projesinin bir zaman süresi içinde bitiril­mesi gerekir. Bu süre, öğrenci araştırmalarında veya raporlarda çoğu kez araştırmacıya verilmiş durumdadır. Bazen da kesin biçimde belirlenmiş olmayıp araştırmacının kendi planlarına kalmıştır. .


Araştırmanın belli bir süre içinde. tamamlanması zo­runluluğu, seçilecek konunun ve onun incelenecek yönünün belirlenmesinde de etkili olur. Örneğin bir sömestrlik bir öğren­ci tezi ile bir Yüksek Lisans veya Doktora tezinin kapsamı aynı olmaz.
II. KONUYU SINIRLANDIRMA


Konu seçiminde titiz davranmak esas olmakla birlikte, çoğunlukla düşünülen konu yine de geniş bir alan niteliğindedir. Oysa başarılı bir araştırma projesi için konunun uygun bir bi­çimde sınırlandırılmasına gerek vardır.

Konunun sınırlandırılmasından, onun daha dar bir kap­samda örneğin belirli bir yönüyle incelenmesi anlaşılır. Konu ne kadar daraltılırsa, onu o ölçüde derinlemesine inceleme olanağı elde edilmiş olur. Ancak konunun, içinden çıkılamayacak kadar geniş olmaması kadar, araştırmayı anlamsız kılacak kadar da dar tutulmaması gerekir. İlke olarak geniş bir konu alınıp ince­lenecek alanın sınırlarını daraltmak daha sağlıklı' bir yoldur. Tersine, başlangıçta çok dar tutulan bir konunun ise araştırma sınırlarını biraz genişletmek gerekebilir.


Araştırma alanının ne ölçüde geniş tutulacağı, konunun özelliklerine olduğu kadar araştırmacının zamanına da bağlıdır. Konuyu sınırlandırmada ilk okumadan elde edilen bilgiler araş­tırmacıya yardımcı olur. Genel bir tanıtıcı yazı okunurken, ko­nunun ilgi çekecek bir yönüne veya cevaplandırılması gereken bir soruna rastlamamak hemen hemen olanaksızdır. Bazen tek bir cümle bile, insanın merakını körükleyerek ayrıntılı bir araş­tırmanın kapısını aralayabilir.


Konunun sınırlandırılmasında ilk okuma, yapılan göz­lemler ve geçirilen düşünme süreci sonunda araştırmacının ka­fasında oluşan sorunun ve o soruna karşı önereceği bir çözümün büyük önemi vardır. Aşağıda belirteceğimiz gibi, bu ön çözüm araştırmanın tezini oluşturur. O nedenle araştırmacı daima ken­di kendine sorular sormalı ve bu sorulara karşı geçici de olsa cevaplar hazırlamalıdır.

KAYNAKLAR

1. Aytekin Kaya, Araştırma Teknikleri 1

2. Prof. Dr. Halil Seyidoğlu, Bilimsel Araştırma ve Yazma El Kitabı

3. Niyazi KARASAR , Bilimsel Araştırma Yöntemi



  1. RAPOR YAZMA
RAPORUN YAZILMASI


Araştırmacı aldığı notları, topladığı bilgileri analiz et­tikten ve bunlara kendi düşüncelerini katarak belli bir sonuca ulaştıktan sonra, sıra ilk taslağın yazılmasına gelmiştir.


Araştırma metninin yazılmaya başlanması uzun bir sü­recin sonucudur. Bir araştırma ancak yazılan taslak metnin bir­kaç kez düzeltilmesi ve geliştirilmesi ile son şeklini alır. Böyle­ce taslak metin, düzeltilmiş metin ve son metin biçiminde bir­kaç değişik metin ortaya çıkar.


Aslında, araştırma sürecini sınırsız biçimde uzatma olanağı vardır. Nitekim birçok araştırmacının, üzerinde ne kadar çalışmış olurlarsa olsunlar, kendilerini çalışmalarını sürekli olarak daha da geliştirme yönünde bir duyguya kaptırdıkları görülmektedir. Gerçekte ise her çalışmanın bir zaman sınırla­ması vardır. Bu da kişiyi mükemmellikle zaman kısıtlaması arasında bir denge kurmaya zorlar.


Fakat bazen da yazma aşamasına gelinmiş olmakla bir­likte ilk başa dönüp yeniden kaynak toplamak gerekli olabilir. Yazma işlemi, konunun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olur. Böylece de tez konusundaki düşüncelerimizin değiştirilmesini gerektirebilir. Bu durumda ise yeniden kaynak taraması yapıl­malıdır. Kısacası, çalışmanın neresinde olursak olalım, kütüp­hanelerde veya web üzerinden yeni kaynak taraması yapma kapısı daima açık tutulmalıdır.


Toplanan ve işlenen malzemenin tez cümlesini kanıtla­dığından tam olarak emin olduktan sonra yazmaya geçmeden, son şeklini alan planı da bir kez daha gözden geçirmekte yarar vardır. Planda her ana fikir ayrı bir bölüm içinde toplamış mıdır? Bölümler baştan sona mantıki bir sıra izliyor mu? İkinci ve üçüncü derecedeki alt bölümlerle ana bölümler, ana bölüm­lerle araştırmanın tezi arasında dolaysız bir ilişki kurulabilmiş midir? Şüpheli noktalar ve çakışmalar giderilmiş midir?


Unutmamak gerekir ki, temeli atmadan önce yanlışları yakalayıp düzeltmek, binanın tamamlanmasından sonra düzelt­meye çalışmaktan çok daha kolaydır. Bununla birlikte, bilgisa­yarla yazılan metinde değişiklik yapmak daktilodaki kadar güç değildir. Onun için araştırmacı yazarken de metni geliştirici yönde yeniden düzenlemelerde bulunabilir.


Bir araştırmada hangi bilgi, görüş veya düşüncelerin başkalarına, hangilerinin araştırmacının kendisine ait olduğunun belirlenmesi ve başkalarına ait olanların mutlaka kaynağının gösterilmesi gerekir. Unutkanlık sonucu da olsa, başkalarına ait özgün görüş, bilgi ve yorumların kaynağının gösterilmemesi bilim ahlakı ile bağdaşmaz.


Bir araştırmada giriş ve sonuç büyük önem taşır. Araş­tırma konusunda genel bir fikir edinmek isteyen okuyucular ve yeterli zamanı bulunmayan kimseler, çoğunlukla yalnızca giriş ve sonucu okurlar. O nedenle bu bölümlere gereken ağırlık ve­rilmeli ve bunlar yeterince geniş tutulmalıdır.

Giriş'e, konuyu açık ve seçik biçimde ortaya koymakla başlanır. Araştırmacının bu konuyu neden seçtiği, ne gibi pratik yararlar umduğu, daha önceki çalışmalarda konunun hangi yönleriyle ilgilenildiği ve hipotezin ne olduğu belirtilir. Ayrıca, uygulanan yöntem, dayanılan teorik çerçeve, kullanılan malze­me ve konunun sınırlandırmaları açıklanır. Kısacası, girişi oku­yan bir kimse, araştırmacının neyi, nasıl ve neden yaptığını açıklıkla anlayabilmelidir.


Bir araştırmada elde edilen bulgular sonuç bölümünde ortaya konulur. O nedenle sonuç, orijinal katkıların okuyucuya,sunulduğu bir bölüm niteliğindedir. Sonuçta tez cümlesi yinele­nir, ancak bunun için başka kelime ve ifadeler kullanılır. Ayrı­ca, sonuç aniden bitirilmemelidir. Sonuçta farklı ifadeler kulla­nılarak ana noktalar yeniden vurgulanır.


Sonuçta sorun bir kez daha tanıtılır, uygulanan yöntem ve varılan bulgular anlatılır. Bulguları yalnızca ortaya koymak yeterli değildir; aynı zamanda bunların yorumu. da yapılmalı ve tezin doğrulanıp doğrulanmadığı konusunda bir yargıya varıl­malıdır.


Giriş ve sonucu yazdıktan sonra sıra, dipnotlarını belir­lenen yerlere koymaya gelmiştir. Dipnotlu kaynak gösterme sisteminde kaynak gösterilecek yerlere metinde sırayla numa­ralar verilir ve kaynaklar aynı sayfanın altında tanıtılır. Bu yöntemde bir kaynak ilk kez dipnotunda gösterilirken onunla ilgili tüm bilgiler verilir. Bu bilgiler bibliyografya kartına ka­yıtlı bulunduğundan ilgili kart yerinden çıkartılarak dipnotları yazılır. Aynı kaynağın ikinci ve daha sonraki dipnotu gösteri­lişlerinde ise yazar soyadı gibi kısa bir tanıtma ile sayfa numa­rası yeterli olur.


Yazar-tarih ve yazar-sayfa numarası gibi metin içi kay­nak gösterme yöntemleri daha pratiktir. Çünkü metinde paran­tez içine konulan kısa ifadelerle sondaki kaynakçada tanıtılan kaynağa gönderi yapılır, kaynaklar ayrıca sayfa altlarında, dip­notları biçiminde' tanıtılmaz.


Yukarıda açıklanan bu işlemlerle araştırmanın eksikleri tamamlanmış olacaktır. Ancak son şekliyle yazdırmadan önce metnin dil ve üslup yönünden de düzeltilmesi gerekir.

Yazılı anlatımda üslup çok önemli bir etkendir. Her ya­zarın kendine özgü bir üslubu vardır. Kullanılan sözcükler, cümle kuruluşları, fikirlerin sıralanışı ve estetik özellikler üslu­bu belirler. Üslubun seçiminde, hitap edilen kitlenin özellikleri ve ulaştırılmak istenen mesajın niteliği de önemlidir.

Bir yazılı metnin üslup yönünden şu gibi özelliklere sa­hip olması arzu edilir:


a- Açıklık:

Anlatılmak istenen fikirler dolambaçlı yol­lardan değil, doğrudan ve açık biçimde ifade edilmelidir.

b- Sadelik:

Çok uzun ve süslü anlatımdan kaçınılmalı, kısa ve özlü cümleler kullanılmalıdır. Gereksiz kelime ve cüm­lelere yer verilmemelidir. Eğer bir kelime okunmadığında cümlenin, bir cümle okunmadığında da paragrafın anlamında değişiklik olmuyorsa, bu kelime ve cümlelerin gereksizliği ka­bul edilebilir.

c- Akıcılık:

Yazıda dil sürçmelerine neden olan ya da tıkanıklık yaratan kelime ve ifadelerden kaçınılmalıdır. Bütün fikirler bir ana konu etrafında dengeli biçimde geliştirilmeli, aralarında kopukluklar olmamalıdır.

Her paragraf bir fikri açıklamalıdır. Paragrafın ana fikri eğer birinci cümlede verilmişse, ondan sonraki cümleler önem­liden önemsize doğru bir geçiş sırası izler. Eğer ana fikir son cümlede ifade olunuyorsa bunun tersine, cümleler önemsizden önemliye doğru gelişir.


Düzeltmelerin tamamlanmasından sonra metin, son ya­zım aşamasına gelmiştir. Günümüzde yazılar genellikle bilgisa­yarla yazılmaktadır. Yazılan metin başından sonuna kadar yeniden, harf harf, kelime kelime okunmalıdır. Ayrıca metindeki tüm veriler asılları ile kar­şılaştırılarak yazım hataları düzeltilir. O nedenle tüm gramer ve noktalama hata­ları düzeltilmeli, yabancı kelimelerin, büyük ve küçük harflerin doğru yazılması özenle gözden geçirilmelidir.


Bütün bu işlemler bitirildikten sonra araştırma ilgiliye sunulmaya hazır duruma gelmiş olacaktır.
KAYNAKLAR

Kaya, Aytekin, A.Gürbüz Emirhanoğulları, Hamdullah Aktaş. Araştırma Teknikleri 1

Seyidoğlu, Halil. Bilimsel Araştırma ve Yazma El Kitabı

Baloğlu, Burhan. Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemi

BELGESEL PROJELERDE

Aşağıdaki türde bilgileri vermeniz gereken bir Kapak Sayfası hazırlamalısınız

Projenizin Başlığı:

Proje Danışmanının Adı Soyadı:

Adınız:

Sınıfınız:

Okulunuzun Adı:

Tarih:

Adres:                 

Ayrıca çalışmanın içeriğini ve oluşum sürecini anlatan yazılı bir metin hazırlamalısınız.

Not: Bu dokümanın hazırlanmasının da emeği geçen Sayın Ünal Keskin Bey’ e teşekkür ederiz.


Add document to your blog or website

Similar:

PROJE DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ iconDEĞERLENDİRME KRİTERLERİ VE PUANLAMA SİSTEMİ

PROJE DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ iconDEĞERLENDİRME KRİTERLERİ VE PUANLAMA SİSTEMİ

PROJE DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ iconAKADEMİK DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ VE PUANLAMA YÖNERGESİ

PROJE DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ iconBİLİM VE TOPLUM PROJELERİ DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ

PROJE DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ iconMayıs Üniversitesi Akademik Değerlendirme Kriterleri ve Puanlama Yönergesin” de belirlenen koşulları yerine getirmeleri gerekmektedir

PROJE DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ iconMaastricht Kriterleri, AB’ye üye ülkelerin Ekonomik ve Parasal Birliğe katılabilmeleri için gerekli şartları, Kopenhang kriterleri ise AB’ye tam üyelik

PROJE DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ iconPROJE DEĞERLENDİRME

PROJE DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ iconProje değerlendirme formu

PROJE DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ iconPROJE DEĞERLENDİRME YÖNERGESİ

PROJE DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ iconPROJE DEĞERLENDİRME FORMU

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page