BANKA BİRLEŞMELERİ HAZIRLAYAN DR. SELİM TEMURCİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ




Indir 110.72 Kb.
TitleBANKA BİRLEŞMELERİ HAZIRLAYAN DR. SELİM TEMURCİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ
Page1/3
Date conversion11.12.2012
Size110.72 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.koprugrubu.org/dosyalar/yayinlar/banka_birlesmeleri.doc
  1   2   3



BANKA BİRLEŞMELERİ




HAZIRLAYAN

DR. SELİM TEMURCİ


İÇİNDEKİLER

GİRİŞ


I. BANKA BİRLEŞMELERİYLE SAĞLANAN AVANTAJLAR

1. BÜYÜMENİN GETİRDİĞİ AVANTAJLAR

1.1. Ölçek ve Kapsam Ekonomileri

1.1.1. Kaynaklarda Azaltıma Gidilmesi

1.1.2. Teknoloji Kullanımı

1.1.3. Riskin Dağıtılması

1.1.4. Dağıtım Kanallarının Genişlemesi

1.1.5. Tanıtım ve Reklam Giderleri

1.1.6. Finansal Yeniliklere Yatırım Yapma Gücü

1.2. Pazar Hakimiyeti

1.3. Korumacılık

2. YENİ PAZARLARA GİRME

3. DAHA BAŞARILI YÖNETİME ULAŞMA

4. KÜÇÜK ÖLÇEKLİ BANKALAR AÇISINDAN AVANTAJLAR

5. VERGİ AVANTAJLARI

6. PSİKOLOJİK NEDENLER

II. BANKA BİRLEŞMELERİNİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ

1. BAŞARILI BİRLEŞME STRATEJİSİ

1.1. Uygun Firma Seçimi

2. ARTIK KAPASİTESİNİN BELİRLENMESİ VE AZALTIMI

2.1. İnsan Kaynaklarında Azaltım

2.2. Ürün Seçimi

2.3. Altyapı Seçimi

2.4. Değişim Mühendisliği Yaklaşımı

3. BİRLEŞME SONRASI DÖNEM

3.1. Çalışanlar Üzerindeki Etkiler

3.2. Müşteriler Üzerindeki Etkiler

4. BİRLEŞME PRİMİ

4.1. Maliyet – Yarar Analizi

SONUÇ

KAYNAKÇA







GİRİŞ



Finansal hizmetler endüstrisi ve onun ayrılmaz bir parçası olan bankalar, üstlendikleri işlevlerle ekonomik yaşamın temel taşlarından birini oluşturmaktadır. Ekonomik gelişme için gereken fonların oluşturulması ve dağıtılması kadar, satınalma gücünün ekonomik bireyler arasında el değiştirmesi de sektörün sunduğu olmazsa olmaz hizmetlerindendir. Finansal hizmetler endüstrisinin gerçekleştirdiği işlevslerin toplum ve insanla bu denli içiçe olması, dünyada yaşanan gelişme ve değişimlerden de doğrudan etkilenmesine yol açmaktadır. Yakın tarihe bakıldığında; yaşanan ekonomik, siyasal ve teknolojik gelişmelerle birlikte, finanslar hizmetler endüstrisinin sunduğu hizmetlerin de geliştiği ve değiştiği görülmektedir. Aynı etkenler, sektörün iç yapısında da değişime yol açmaktadır. Yaşanan gelişmeler sonucu ortaya çıkan yeni koşullar ve yeni kurallar, sektörü oluşturan finansal kurumların gerek kendi içlerindeki, gerekse birbirleriyle olan rekabet koşullarını etkilemekte ve bu kurumlarda işlevsel ve yapısal değişikliklere yol açmaktadır.


Bankaların ekonominin lokomotifi olduğu şeklindeki ifade, her ne kadar klasik bir tanım gibi gözükse de “ekonomi-banka” ilişkisini son derece açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. İncelendiğinde bu tanım, tüm dünyadaki banka birleşmeleri ve tasfiyeleri açısından da geçerlidir. Resesyon dönemlerinde zor durumdaki bankalara sunulan reçete birleşme ya da tasfiye olurken, yüksek könjöktürde ise büyüme amaçlı banka birleşmeleri gerçekleştirilmiştir.


Bu çalışmanın amacı, finansal hizmetler endüstrisinde yaşanan değişim sonucu, bankacılık alanında günümüzde görülen yendien yapılanma hareketleri ve banka birleşmelerini inceleyerek, neden ve sonuçlarını ortaya koymaktır.


I. BANKA BİRLEŞMELERİYLE SAĞLANAN AVANTAJLAR


Mikro sebepler daha özel bazlı olmalarından dolayı bir kenara bırakılacak olursa finans sektörü son yıllarda önemli bir yapısal değişim yaşamaktadır. Bu değişimin nedenlerinden biri konjoktür dalgalanmalarının yanı sıra pazar bütünleşmesi, liberalleşme gibi alınan idari kararların yarattığı sonuçlardır. Buna paralel artan maliyetler, branşta yaşanan gerek teknolojik, gerekse ürün bazındaki yeniliklerin dışında değişim sürecinin temelini talep yapısındaki farklılaşma da teşkil etmektedir.


Banka birleşmelerinin temel amacı, hisse sahiplerinin getirilerini arttırmaktır. Ayrıca, bankaların büyüme isteği, sinerji yoluyla elde edilecek ölçek ekonomisi, yönetimsel kazançlar ve vergi kazançları gibi nedenler de bankaları birleşmeye itmektedir. Konu, bankaları ölçeklerine göre ayırarak ele alındığında; büyük bankalar farklı coğrafi bölgede faaliyet gösteren küçük bankalarla birleşerek şube dağılım alanlarını genişletip, mevduat artışı sağlamaktadırlar. Buna karşılık, karlılığı düşük olan veya sermaye yaratmakta zorlanan küçük bankalar birbirleriyle birleşerek, performanslarını iyileştirmek istemektedirler.1


Banka birleşmeleriyle sağlanan avantajlar genel olarak diğer ticari şirket birleşmeleriyle sağlanan avantajlarla aynıdır. Ancak her sektörde olduğu gibi, bankacılık sektörü için de bu avantajların öncelik ve ağırlıkları farklıdır.


Şirket birleşmelerinin temel ekonomik amacı, birleşmeyle ortaya çıkan şirketin piyasa değerinin, birleşen şirketlerin ayrı ayrı piyasa değerleri toplamından fazla olmasıdır. Bu eşitsizliği sağlayan değer artışı sinerji olarak adlandırılmaktadır.2


Sinerji kelimesi yunan kökenli bir kelime olup “synergon” dan gelmektedir. “Syn” birlikte anlamındadır. “Ergon” ise yunanca tesit etmek demektir. Birleşmeyi gerçekleştiren tarafların tek başlarına yaratamayacakları değer artışı, “sinerji etkisi” olarak adlandırılır (sinerji hipotezi). Bu hipoteze göre; birleşen bankalar ölçek ekonomisi sağlayarak sinerji yaratabilirler. Bu sayede hem hisselerin fiyatları hem de bankaların karı artacaktır. Aşağıdaki formülde de görüldüğü gibi sinerjiyi kazancı arttırıcı ve maliyeti düşürücü faktörlerde aramak gereklidir.


Sinerji = VAB – ( VA + VB)


VAB Birleşme Sonrası Banka Değeri

VA Birleşme Öncesi Banka A’nın Değeri

VB Birleşme Öncesi Banka B’nın Değeri


Sinerji birleşmeyle oluşan değer artışının bir göstergesi olmakatdır. Değer artışının olması demek, VAB > ( VA + VB) olması anlamına gelmektedir.


Bankalar ve diğer ticari şirketleri birleşmeye yönelten bu değer artışını sağladığı düşünülen bir çok etken vardır. Bu etkenlerin başta geleni büyümedir. Birleşen bankaların daha büyük ölçekte ve daha geniş kapsamda iş yaparak, düşük maliyet, düşük risk ve yüksek rekabet gücü sağlayacakları düşünülmektedir.

  1. BÜYÜMENİN GETİRDİĞİ AVANTAJLAR



Bankalar birleşme sonucu daha büyük ölçekte faaliyet göstermelerinden sağlayabilecekleri bazı avantajlara sahiptirler. Ölçek ve kapsam ekonomilerinden yararlanmanın yanı sıra özellikle yatay büyüme sonucu piyasada rekabet gücünü arttırarak tekelci bir güç oluşturmak da bu şekilde sağlanan yararlardandır.3 Bankaların güvene dayalı kuruluşlar olduğu düşünüldüğünde büyümeyle kazanılacak prestij ve rekabet gücünün önemi daha iyi anlaşılmaktadır.


1.1. Ölçek ve Kapsam Ekonomileri


Bankaların birleşme sonucu daha büyük ölçekte ve daha geniş kapsamda çalışarak sağladıkları maliyet avantajlarına ölçek ekonomileri (ecomomies of scale) ve kapsam ekonomileri (economies of scope) denilmektedir. Tanım olarak; bir bankanın işletme giderlerindeki artış üretim hacmindeki artışa oranla daha azsa ve üretim arttıkça ortalama birim maliyet düşüyorsa bankanın ölçek ekonomisiyle çalıştığı söylenmektedir. Benzer şekilde; iki yada daha fazla ürünün aynı anda üretimi yada sunulmasının maliyeti, ürünlerin ayrı ayrı sunulmaları durumundaki maliyetten daha az olduğu durumda kapsam ekonomilerinin varlığından söz edilmektedir.4 Bankalar için belirtilen tanımlamalara uyan bir çok maliyet avantajından söz edilebilir.


Bankaların büyük ölçekte çalışmasının avantajları olduğu yaygın olarak kabul görmekle birlikte, ölçek ve kapsam ekonomilerinin getirdiği maliyet avantajının ölçümlemelerle doğrulanmasında güçlükler bulunmaktadır. ABD’de bulunan büyük ölçekli 201 bankanın 1984-1990 dönemi çalışmalarına ilişkin yapılan bir araştırmada, beklenenin tersine bu bankaların teknik verimliliğinin genel ortalamanın yalnızca %5 üzerinde olduğu saptanmıştır.5 Bu sonuçlara göre, büyük bankaların daha yüksek teknik verimlilik sağladıkları, ancak büyüme arttıkça ölçeğe göre sağlanan verim artışının azaldığı görülmektedir.


1.1.1. Kaynaklarda Azaltıma Gidilmesi


Banka birleşmeleriyle, birleşen bankaların kaynaklarında oluşan fazlalıklarda azaltıma gidilerek büyük maliyet avantajları sağlanabilmektedir. Aynı bölgedeki banka şubelerinin bire indirilmesi bu şekilde sağlanan ekonomilerin en önemlilerindendir. Bölge ve genel merkez birimleri çalışma yerlerinin yanı sıra, bankalarda kullanılan her türlü teknik ve lojistik araç gereç te azaltıma gidilebilecek kaynaklar arasındadır. Kaynak azaltımına gidilerek sağlanan ölçek ekonomileri yalnız bina ve donanımla sınırlı kalmamakta, personel giderlerinden de tasarruf sağlanabilmektedir. Bu tasarruf hem personel azaltımına gidilmesinden, hem de birleşen bankaların elemanları arasında en iyilerin seçilmesinden doğmaktadır.


1996 yılı ortalarında gerekli işlemlerinin tamamlanmasıyla ABD’nin en büyük bankasını ortaya çıkaracak olan Chemical Banking Corp. ve Chase Manhattan Corp. birleşmesinden, ilk üç yılda 1,5 milyar USD tasarrufa gidilmesi beklenmektedir. Bu bankalardan Chemical Banking 1991 yılında Hannover Bank’la birleşmesinden yılda 750 milyon USD tasarruf sağlamıştır.6

1.1.2.Teknoloji Kullanımı



Bankaların yatırım ve işletme harcamaları içinde bilgi işlem ve iletişim giderleri ağırlıklı bir yer tutmaktadır. Günümüzün hızlı gelişen bilgi işlem ve iletişim olanakları, ancak büyük ölçekte çalışan bankaların gerçekleştirebileceği pahalı yatırımları gerektirmektedir. Bunun nedeni hem yatırım maliyetinin çok yüksek olması, hem de kapsamlı ve gelişmiş bir bilgi işlem ağının ekonomik yapılabilirliğinin (feasibility) olabilmesi için gereken büyük işlem hacmidir. Banka birleşmeleriyle yeterli büyüklüğe ulaşılarak, bilgi işlem ve iletişim birim maliyetlerini düşürme ve pahalı teknolojilere yatırım yapma olanağı doğabilmektedir.


ABD’de yapılan araştırmalara göre büyük Amerikan bankaları toplam harcamalarının %15’ini bilgi işlem yatırımlarına ayırırken, diğerlerinde bu oran %10’da kalmaktadır. Önde gelen Amerikan bankalarından Citicorp için bu oran %20’dir.7

1.1.3. Riskin Dağıtılması




Banka birleşmelerinin bankaların taşıdıkları bazı risklerin azaltılmasında da katkıları olmakatdır. Taşınan risklerdeki azalma, risk yönetimi kavramının özünde bulunan risk dağıtımı (diversification) yoluyla gerçekleşmektedir. Birleşerek kredi ve mevduat hacmi artan ve piyasa prestiji yükselen banka, daha geniş bir coğrafi alana ve farklı ekonomik yapıdaki pazarlara ulaşma olanağına sahip olacaktır. Bu şekilde kazanılacak yeni müşterilerle farklı nakit akışına ve çalışma alanına sahip zengin bir müşteri portföyü oluşturulabilecektir.8


Çeşitlilik Hipotezine göre banka birleşmeleri ürün ve hizmet yelpazesini çeşitlendirip, daha geniş bir coğrafi alana yayarak riski azaltır. Risk azaltıcı çeşitlilik, banka satın alımlarında hem alıcı banka hem de hedef bankanın hisse fiyatlarının artmasını sağlar.9


Sağlanan bu çeşitlendirme bankanın hem nakit akış riskini hem de verilen kredilerin geri dönmeme riskini azaltacaktır. Riskin azaltılması yalnızca banka aktifleri açısından sağlanmamaktadır. Banka borçluları için belirtilen hacimsel artış ve çeşitlendirme bankanın mevduat yapısı için de geçerlidir. Artan mevduat hesabı sayısı ve mevduat müşterilerinde sağlanan çeşitlendirme bankanın pasiflerini olumlu yönde etkilemekte ve iflas riskini azaltmaktadır.10

1.1.4. Dağıtım Kanallarının Genişlemesi



Birleşme sonucu dağıtım kanallarının genişlemesiyle bankalar için ölçek ve kapsam ekonomilerinden yararlanma olanağı doğmaktadır. Bu avantaj özellikle coğrafi genişleme amaçlı banka birleşmelerinde görülmektedir. Bankanın geniş bir dağıtım ağına sahip olması kendini ve hizmetlerini tanıtmasını kolaylaştırmakta ve prestijini yükseltmektedir. Daha geniş bir kitleye ulaşarak müşteri portföyünü genişleten bankanın, sağlanan ölçek ekonomisiyle müşteri başına giderleri azalacaktır. Geniş bir müşteri veri tabanı üzerinden müşteri gereksinim ve alışkanlıklarının belirlenerek hizmetlerin bu yönde geliştirilmesi, bankalar için bu yolla sağlanan bir başka avantajdır. Geniş dağıtım kanalllarına sahip olan bir bankanın, var olan müşterilerine yeni bir ürün sunmasının ek maliyeti de oldukça düşüktür. Kapsam ekonomilerinin tanımında yer alan bu avantajdan en iyi şekilde yararlanmak için, şube ve diğer dağıtım birimlerinde farklı ürünlerin bir arada sunulması gerekmektedir.

1.1.5. Tanıtım ve Reklam Giderleri



Bankaların müşteri portföylerini arttırmak ve sundukları hizmetlerin satışını yükseltmek için yaptıkları harcamalarda tanıtım ve reklam giderleri önemli bir yere sahiptir. Verilen hizmetin satış miktarı arttıkça, reklam ve tanıtım giderlerinden doğan satış başına maliyet düşmektedir. Ayrıca belirli bir ürün için yürütülen kampanya bankanın sunacağı diğer hizmetlerin satış şansını da arttırmaktadır.11

1.1.6. Finansal Yeniliklere Yatırım Yapma Gücü



Finansal yenilikler son yıllarda bankacılık ve finans sektöründe yaşanan değişimi yönlendiren önemli etkenlerdendir. Yasal düzenlemelerin serbestleşmesi ve teknolojininin hızlı gelişimi her geçen gün yeni bir finansal ürünün piyasaya sürülmesine olanak sağlamaktadır. Banka dışı finansal kurumlarca, bankacılığın hizmet alanına giren konularda sunulan yeniliklerse, banka karları üzerinde oluşan baskıyı daha da arttırmaktadır. Bankaların büyük ölçekte çalışmaları finansal yenilikleri izleme ve başka finansal yenilikler ortaya koyma açısından da avantaj sağlamaktadır. Bunda öncelikle araştırma maliyetlerini karşılayabilme gücüne sahip olmanın payı vardır. Ayrıca bir yeniliğin tanıtımı ve piyasaya kabul ettirilmesinde büyük bankaların şansı çok daha yüksektir. Bankaların pazar payı yükseldikçe sunulan yeniliğin diğer finansal kurumlarca taklid edilme riski de azalmaktadır.

1.2. Pazar Hakimiyeti


Bankaları birleşme yoluyla büyümeye iten önemli bir neden de pazar paylarını arttırarak daha yüksek rekabet gücü elde etmektir. Pazar Payı Hipotezi’ne göre bankalar piyasadaki rakiplerinden biriyle birleşirse piyasadaki fiyat rekabeti azalacaktır ve birleşenlerin pazar payı artacaktır. Hem ürünün fiyatı artacağından hem de gözetim maliyetleri azalacağından iki bankanın da hisse fiyatları artacaktır.12


Özellikle aynı pazardaki büyük bankalar arasında görülen yatay banka birleşmelerinin piyasadaki rekabeti azaltıcı bir etkisi vardır. Bu tip banka birleşmeleri sonucunda tekelci (monopolistic) ya da az satıcılı (oligopolistic ) bir piyasa oluşabilmekte, piyasaya hakim olan bankalar fiyatlar üzerinde belirleyici bir konuma gelerek, birleşme öncesinden daha yüksek kar marjlarına ulaşma amacı güdebilmektedirler. Birleşen bankaların sahip oldukları bu güç aynı zamanda yukarıda anlatılan sinerji etkisinin bankacılık sektörü için en belirgin ve anlaşılır sonuçlarındandır. Birleşerek piyasada hakim bir pozisyona gelen bankalar, sahip oldukları bu güçle birleşme öncesi toplamlarının üstünde bir kazanca ve piyasa değerine sahip olabilmektedirler.

1.3. Korumacılık


Bankalar, bütün dünyada en sıkı yasal düzenleme ve denetime tabi ticari kuruluşlar arasındadır. Bunun nedeni bankacılık sektöründe yaşanacak sorunların bütün ekonomiyi etkilemesi, oluşacak bir krizin bütün ekonomiyi sarsmasıdır. Aynı nedenle bankalar iflas etmelerine en zor göz yumulacak ticari şirketlerdendir. Doğal olarak iflas eden banka ne kadar büyükse yaşanabilecek sorunlar ve iflasın ekonomi üzerindeki etkisi de o derece ağır olacak, olayın zincirleme bir krize neden olma riski yükselecektir. ABD’de yakın zamana kadar yetkililerin bazı bankaların birleşmeler sonucunda batmalarına izin verilemeyecek kadar büyüdükleri görüşüne sahip oldukları bilinmektedir.13


Bu gelişmelere karşın, dünya çapında gittikçe yaygınlaşan serbest ekonomi ve hükümetlerin finansal piyasalara daha az müdahele etme eğilimleri sonucu “batmayacak kadar büyük” anlayışından uzaklaşılmakta olduğu söylenebilir. Bu anlayışın yerini ödeme güçlüğü içine düşen ya da mali durumunu düzeltme şansı çok az görülen bankaların kapanmalarına izin verilmesi eğilimi almaktadır. Bunun sonucunda “batmayacak kadar büyük” yaklaşımıın yerine “tasfiye edilemeyecek kadar büyük” yaklaşımı almakta, bu durumdaki bankalar için birleşme çözümü en uygun yol olarak görülmektedir.14


Türk bankacılık tarihine baktığımız zaman özellikle 1994 yılına kadar mali yapısı zayıflayan bankalar için devir ve birleşme yolunun tercih edilmesine karşın, bu yıl içerisinde Marmara Bank, TYT Bank ve İmpexs Bank’ın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme yetkilerinin kaldırılarak kapatıldığı görülmüştür.


Ancak 1994 sonrası mevduatın devlet güvencesine alınması özelllikle son dönemde içi boşaltılan bankaların devlet tarafından devr alınması sonucunu doğurmuştur. Böylece her iflas eden banka devletin sırtına bir yük olarak varlığını sürdürebilmektedir. Devlet şu an Fon’da bulunan bankaları birleştirerek, yada tek tek satılığa çıkarmaktadır.


Hazırlanmakta olan yeni “Ulusal Program”ın en önemli parçalarından biri kamu bankalarının görev zararlarını ortadan kaldırılarak, küçültülmeleridir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere bu bankalar tasfiye edilemeyecek kadar büyük bankalardır. Bu nedenle Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Emlak Bankası ortak bir yönetim kurulu tarafından yönetilmesi kararlaştırılmıştır. Bu durum, sektörde ağırlığı bulunan kamu bankalarını etkinliğini düşürmek ve bu bankaların birleşimine yol açacak bir süreci başlatmıştır diyebiliriz.

2. YENİ PAZARLARA GİRME



Banka birleşmeleriyle ulaşılmak istenen hedeflerin başında büyüme gelmektedir. Ancak büyümeyle sağlanan avantajların bir çoğuna banka içi genişleme stratejileriyle ulaşma olanağı da vardır. Bankaların bu durumda birleşme yolunu seçmelerinin nedeni, yukarıda anlatılan sinerji etkisi olmaktadır. Bir başka anlatımla; banka birleşmeleri, birleşmenin iç büyüme stratejilerinden –ekonomik olarak- daha akılcı (rasyonel) olduğu zaman gerçekleşmelidir. Yeni bir pazara girişte banka bnirleşmelerinin, bir çok defa daha akılcı bir seçenek olduğu görülmektedir. Özellikle coğrafi genişlemelerde, yeni bir piyasaya girmenin ve bu piyasalarda tutunmanın zorlukları, bankaları diğer bankalarla birleşme yoluyla genişlemeye yöneltmektedir. Dış büyüme stratejileri yeni bir pazara girişte hem düşük maliyet avantajı sağlayabilmekte, hem de karşılığı paradan çok zaman olan, bilgi birikimi, piyasa deneyimi, ve prestij gibi öğelere birleşmeyle sahip olunabilmektedir. Zaman ve maliyet avantajının dışında, özellikle uluslararası genişlemelerde değişik ülkelerin getirdikleri yasal sınırlama ve zorunlulukları aşmanın yolu çoğu zaman bir yabancı bankayla birleşme ya da birlikete hareket etmekten geçebilmektedir.

3. DAHA BAŞARILI YÖNETİME ULAŞMA



Gelişmiş ülke ekonomilerinde sermaye piyasalarının yerleşmesiyle, halka açık şirketlerin ileri düzeyde kurumsallaştığı ve sermayenin tabana yayıldığı bilinmektedir. Bu ülkelerde banka sahipleriyle banka yönetimi farklı kişilerden oluşmaktadır. Banka hissedarlarının yönetime katkısı genel kurul ve oun seçtiği yönetim kuruluyla olmakta, yönetim kurulu da banka yöneticilerini belirlemektedir. Banka hissedarlarıyla banka yönetimi arasındaki bu uzaklık yöneticilerin denetimini ve hissedarların yararlarını ne derece gözettiklerinin anlaşılmasını güçleştirmektedir. Belirtilen bu yapıda hissedarların başarılı bulmadıkları yönetimi değiştirmeleri ve genel kurul aracılığıyla yeni bir yönetimi iş başına getirmeleri nadiren başarıya ulaşan bir uygulamadır.15 Bu durumda banka sahipleri için başka diğer bankalarla birleşmek, başarılı ve kendi yararlarını daha iyi gözetecek bir yönetime sahip olmanın alternatif bir yolu olmaktadır.


Bankalarda genel yönetimin değişimi dışında belirli bir konu yada bölgede yönetim bilgi ve deneyimine (management know-how) sahip kadroları banka yapısına katma amacıyla da birleşme yoluna gidebilmektedir. Özellikle uluslararası pazarlara açılmada yerel şartlarda bilgi ve deneyimi olan bir yönetimin bu şekilde kazanılmasının bankanın başarısına büyük katkısı olmaktadır.16

4. KÜÇÜK ÖLÇEKLİ BANKALAR AÇISINDAN AVANTAJLAR




Finansal hizmetler sektöründe yaşanan gelişmeler, küçük bankaların rekabet şansını gittikçe azaltmakta ve büyük bankalarla birleşmeyi çekici duruma getirmektedir. Küçük çaplı bankaların hissedarları için büyük bir bankanın kendi bankalarını hisse karşılığı devralması, sahip oldukları kaynakların daha başarılı bir yönetimce değerlendirilmesi ve daha fazla kazanç sağlanması anlamına gelmektedir. Bunda küçük bankaların gerekli yatırımları yapmaktaki güçlükleri ve geniş pazarlara açılmadaki kısıtlamalar büyük rol oynamaktadır. Küçük ölçekli bankaların zorlukları arasında kalifiye personel ve yönetici sıkıntısı da vardır. Büyük bankalar deneyimli ve kalifiye elemanları kendilerine çekecek her türlü olanağı sunmakta, yetenekli gençleri daha üniversideyken belirleyip bağlantı kurmaktadırlar.17


Avrupa Birliği’nde 1990’lı yıllarda bankacılık sektöründe yaşanan birleşme ve ele geçirme ağırlıklı yeniden yapılanma sürecinin, güçlünün daha güçlenmesi zayıfınsa yok olması sonucunu getirmesi beklenmektedir. Benzer gelişmeler A.B.D ve diğer ülkeler için de geçerlidir. Sektörün bu eğilimi, yalnız küçük banka hissedarlarını büyük bankalara katılma konusunda teşvik etmekle kalmamakta, sektörde ağırlığı olan bankaları da birleşerek rekabet güçlerini artırmaya itmektedir. Büyük bankalarla küçük bankaların birleşmesi, çoğunlukla küçük bankanın satın alınmasıyla gerçekleşmekte, karşılık olarak doğrudan ödeme yapılabildiği gibi, satınalan bankanın hisseleri de verilebilmektedir.


5. VERGİ AVANTAJLARI


Banka birleşmeleri sonucunda iki şekilde vergi avantajı sağlanabilmektedir. Bunların ilki satınalınan banka zararının, diğer bankanın vergilendirilebilir karından düşülmesiyle gerçekleşmektedir.18 İkinci avantajsa satınalma yoluyla birleşmelerde, satınalma bedelinin muhasebeleştirilmesinde olmakta, bu bedel satınalan bankanın vergilendirilecek kazancından düşülmektedir.19


Türkiye’de Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre, şirket devirlerinde feshedilen kurumun beş yıldan daha geriye uzanmamak şartıyla en son bilançosunda bulunan bilanço zararı devralan kurumun kazancından indirilebilmekte ve buna ait esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenmekteydi. Bu olanak 1.1.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3946 sayılı yasa ile kaldırılmış, ancak bu tarihten önce devralınan kurumlar için uygulamaya devam edilmektedir.20

6. PSİKOLOJİK NEDENLER



Diğer şirket birleşmelerinde olduğu gibi banka birleşmelerinde de ekonomik nedenler dışında etkenler de rol oynayabilmektedir. Psikolojik nedenler genellikle banka yöneticilerinden kaynaklanmaktadır.21 Kendilerini daha büyük bir organizasyonun başında görmek isteyen banka yöneticileri, bunu diğer bankalarla birleşerek gerçekleştirme yoluna gidebilmektedirler. Yöneticilerin büyüme stratejileri izlemeye yönelten nedenler arasında, kişisel hırs yada tatmin duygularının yanı sıra, daha yüksek jestiyon (compensation) ödemesi almak gibi maddi nedenler de vardır. Yöneticilerden kaynaklanan bir başka psikolojik nedense kimi yöneticilerin piyasa bilgisi ve değerlendirme yeteneklerine aşırı güvenmeleridir. Bunu sonucu değerinin altında kalmış bir banka bulduklarını düşünen yöneticiler, bu bankayı satınalarak, birleşme işleminden karlı çıkmayı ummaktadırlar.

  1   2   3

Add document to your blog or website

Similar:

BANKA BİRLEŞMELERİ HAZIRLAYAN DR. SELİM TEMURCİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ iconAvrupa Birliği'nde Banka Birleşmeleri : Mevzuat ve Pazar Gelişmeleri

BANKA BİRLEŞMELERİ HAZIRLAYAN DR. SELİM TEMURCİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ iconİÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER I KISALTMALAR II TABLOLAR/ ŞEKİLLER IV GİRİŞ 1 I. BÖLÜM

BANKA BİRLEŞMELERİ HAZIRLAYAN DR. SELİM TEMURCİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ iconÖNSÖZ İÇİNDEKİLER Sayfa No ÖNSÖZ i İÇİNDEKİLER ii GİRİŞ 1

BANKA BİRLEŞMELERİ HAZIRLAYAN DR. SELİM TEMURCİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ iconİÇİNDEKİLER I-GİRİŞ

BANKA BİRLEŞMELERİ HAZIRLAYAN DR. SELİM TEMURCİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ iconİÇİNDEKİLER I-GİRİŞ

BANKA BİRLEŞMELERİ HAZIRLAYAN DR. SELİM TEMURCİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ iconİçindekiler 1 1 Giriş

BANKA BİRLEŞMELERİ HAZIRLAYAN DR. SELİM TEMURCİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ iconİÇİNDEKİLER GİRİŞ 1

BANKA BİRLEŞMELERİ HAZIRLAYAN DR. SELİM TEMURCİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ iconİçindekiler 1 GİRİŞ

BANKA BİRLEŞMELERİ HAZIRLAYAN DR. SELİM TEMURCİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ iconİÇİNDEKİLER I-GİRİŞ

BANKA BİRLEŞMELERİ HAZIRLAYAN DR. SELİM TEMURCİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ iconİÇİNDEKİLER Giriş

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page