BALZAC Psikonöroimmünoloji ve Halk Sağlığı Dr. Özlen TURGUL




Indir 144.45 Kb.
TitleBALZAC Psikonöroimmünoloji ve Halk Sağlığı Dr. Özlen TURGUL
Page1/5
Date conversion05.03.2013
Size144.45 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.dersindir.net/indir/psikonoroimmunoloji.doc
  1   2   3   4   5
Defianda me Dios de mi !!




Allah beni kendimden korusun ( İspanyol Atasözü)


İnsan , ruhunda açılan yaradan ölür”

BALZAC






Psikonöroimmünoloji







ve Halk Sağlığı


Dr. Özlen TURGUL




GİRİŞ:


İnsan vücudunda gerçekten neler oluyor?

Bütün bunları nasıl ispatlarız?

Ellili yılların sonu ve altmışlı yılların başında herşey öyle açık ve kesin görünüyorduki aşılar ve antibiyotiklerle birçok ölüm engellenebiliyordu. Oysa seksenli yıllardan sonra dünyanın teknolojik açıdan en gelişmiş ülkelerinden biri olan ABD de enfeksiyon hastalıklarından ölüm 5. sıraya çıkarak % 58 lere yükseldi. Hatta çağın son buuşu olan gen teknolojisi bile herhangibir hastalık için etkin bir tedaviyle sonuçlanamadı.

Çocukken doğanın sihirli olduğunu düşünürdüm. Daha sonra herşeyin matamatiksel formüllerle ifade edilebileceğini öğrendim . Bu en büyük hayal kırıklığım oldu. Bilimden sihiri çıkardığınızda teknolojiyle başbaşa kalırsınız. Ama ben hala DNA sarmallarını büken bir sihrin olduğuna inanmak istiyorum1

Psikonöroimmunoloji alanında yayınlanmış ilk kitap 1975 yılında Robert Ader tarafından yayınlanmıştır. Robert Ader ve Nicolas Cohen klasik Pavlov deneylerini ratlar üzerinde tekrarlamış ve davranışla ilgili olarak immun yanıtın değiştiğini ortaya koymuşlartdır. Bu araştırmacılar ratlara mutluluk verici olaylardan sonra ( tatlı su) siklofosfamid enjekte etmişlerdir daha sonra koyun eritrositleri enjekte ederek antijenik reaksiyon oluşturmayı denemişlerdir ve geçmişte siklofosfamidle birlikte kullanılmış tatlı suyun tek başına da immun sistemi baskılayabildiğini tespit etmişlerdir. Öyle görünüyordu ki ratların beyninde oluşan birşeyler bu yanıtı oluşturuyordu. Oysa ki klasik immunoloji insan vücudu dışında deney tüplerinde ispatlanmış birçok dogmaya dayanıyordu.

Şunu söylemek gerekirki parçalar üzerinde ne kadar ayrıntılı çalışırsak çalışalım hiçbir zaman bütünü anlamamız mümkün olmayacaktır. Bu bizi ilk soruya götürüyor izole edilmiş herhangi bir sistem üzerinden elde edilmiş verilere gerçekten inanabilirmiyiz? Yada anatomik bilgimizin büyük bir kısmının elde edildiği kadavralara ne kadar bu bağlamda ne kadar güvenebiliriz?

Örneğin kranial kemiklerin hareket etmediği bilgisi sadece kadavralar için geçerli bir anatomik bilgidir. Cranial kemiklerin hareketlerinin ölçülebildiğini ve yaşamsal önemi olduğunu biliyormuydunuz?

İlk bakışta immunsistem ve sinir sistemi birbirine pek benzer görünmezler. Ancak her iki sistemde organizmanın dış ortama karşı durumuyla ilgilidirler. Her ikisininde karşı koyma ve uyum sağlama rolleri vardır. Ayrıca her iki sisteminde belleği vardır. Sinir hücreleri sadece immunsistemin solid organlarıyla iletişim kurmakla kalmıyorlar serbest dolaşan immun sistem hücreleri sayesinde peyer plakları ve kemik iliğide sinir sistemiyle bağıntı içindedir. Sinir sisteminin iletişimsel molekülleri olan endorfinler ve nörotransmitterler, endokrin sistemin hormonları, immun sistemin sitokinleri kimyasal maddelerin peptidler grubundandırlar. Bu peptidler bu sistemler arasında aramadde olarak görev yapmaktadırlar. Sonuçta bu sistemler aynı network sisteminin uzantılarıdırlar. Doğal yaşam için planetteki ekolojik sistemlerin ne denli birbirine bağlı olduğunu düşünürsek belki insanın biyolojik sistemleriyle ilgili görüşümüzü değiştirebiliriz. Gün gelecek hastalığı bir invazyon tıp bilimini savaş olarak görmekten vazgeçeceğiz çünkü eskilerine karşı zafer kazandıkça karşımıza çıkan yeni hastalıklar savaş doktrinini çürütecektir. Bunun yanısıra vücudun kendi immunsistemi ile zarara uğratıldığı otoimmun hastalıklar artmaktadır. Bu durumda düşmanı gördüğümüzde onun biz olduğunu anlayacağız. Tüm dejeneratif hastalıklarda böyledir aslında.

Quantum teorisi tüm elementlerin enerji fluktuasyonları içerdiğini ( vibrasyon) ortaya koyar. Denizler arasında saptanmış quantum akımı hücreler arasında yokmudur. Hücreler arasında UV ışığın frekanslarına dirençli mikrotübüller ne işe yaramaktadır. Fritz Popp hücre iletişim sisteminin lazer gibi sürekli bir ışığa bağlı olduğunu ileri sürmektedir. Danah Zohar ın Bilincin Quantum Modeli adlı çalışması Herbert Frolich’in çalışmalarıyla desteklenmiştir. Brian Josephson’un psikonöroimmunoloji ile ilgili yaptığı araştırmalar sonunda ortaya attığı fikir vücutta beynin desteklediği bir quantum bilgisayarının işlediği şeklindedir.


TEMEL KAVRAMLAR:

İmmun Sistem vücudun hemen her yerinde sayısız yabancı antijene karşı koymak zorundadır. Bu nedenle immun sistem hücrelerinin kan, lenf ve dokular arasında gezebilme ve antijene maruz kalınan yerlere geçip yerleşebilme özelliğine HOMİNG denir. Bu özellik immun yanıt için çok değerlidir. İmmun yanıtlar bireyi enfeksiyon, otoimmun hastalıklar ve kansere karşı korur. Normal immunsistem daha tümör gelişmeden normalden farklılık gösteren tümör hücrelerini tanıyıp ortadan kaldırabilme özelliğine sahiptir buna İMMUNGÖZETİM ( İmmukontrol) denir. Bireyi potansiyel tehlikeli ajanlardan koruyan ve çoğu daha ajanla karşılaşmadan önce organizmada bulunan mekanizmalara DOĞAL İMMUNİTE denir.

Doğal İmmunite:

  • Fizik Bariyerler ( deri mukoz membranlar)

  • Fagositoz ( makrofajlar nötrofiller eozinofiller)

  • Doğal Öldürücü Hücreler ( NKC)

  • Akut Faz Proteinleri

  • Kompleman Sistemi

den oluşur.

Bir yabancı antijenle karşılaşıldığında sadece ona özgü yanıt gelişmesini sağlayan ve aynı antijenle tekrar karşılaşıldığında daha güçlü bir yanıt oluşturan sistem SPESİFİK İMMUNİTE dir.

Spesifik İmmunite:

  • Lenfositler

  • Plazma Hücrelerince üretilen antikorlar

  • Lenfositlerden salınan lenfokinler den oluşur

Spesifik immunite iki çeşittir.

  1. Hümoral İmmunite: B lenfositler ve antikorlar ile olan ( ekstrasellüler)

  2. Hücresel İmmunite: T lenfositlerce geliştirilen ( intrasellüler)

Makrofajlar buldukları antijeni içlerine alır ve peptidlerine parçalarlar. Bunlara MHC ( Major Histokompatibilite Kompleksleri) bağlanarak hücre yüzeyine taşınmasını sağlarlar. T lenfositlerinin herbirinin yüzeylerinde sadece bir MHC tanıyabilecek özel reseptör molekülleri vardır. Bunlara T Cell Reseptör denir. Memeli immun sisteminin 10 üzeri 9 sayıda değişik antijeni tanıyabilecek kapasitede olduğu sanılmaktadır. Buna LENFOSİT REPERTUARI denir. Bir lenfositten türeyen lenfositlerin tümüne LENFOSİT KLONU denir. Bir klondaki tüm hücrelerin antijen tanıyan reseptörleri birbirinin aynıdır. Makrofaj yüzeyinde MHC Klas 2 ile birlikte sunulan spesifik antijeni tanıyarak aktif hale geçem T hücreleri bölünür ve lenfokinleri salgılarlar. Lenfokinleri salgılayan hücrelere Th T helper denir . Lenfokinlerin salgılanmasıyla:

  1. Makrofajlar etkin duruma geçer ve içlerindeki antijeni sindirirler

  2. B lenfositler plazma hücresi haline geçerek antikor salgılamaya başlarlar

  3. Sitotoksik T lenfositler Tc antijen özelliği gösteren hücreleri öldürecek forma girerler.


Antijenik uyarının ardından bütün normal immun yanıtlar kendi kendini sınırlar. Bu aşamada birçok mekanizma rol oynar . Bu mekanizmalardan biri NÖROENDOKRİN MODULASYON dur. Bu modulasyona örnekler vermek gerekirse;

Lenfositlerde ve çoğu lenfoid organın kandamarlarında sempatik innervasyon vardır: Lenfositler üzerinde pekçok hormon, nörotransmitter ve nöropeptid için reseptör vardır. Lenfositler kortikotropin salgılatıcı faktöre yanıt vererek kendi adrenokortikotropik hormonlarını yapabilir, bu da kortikosteroid yapımına yol açar. Stres altında lenfositlerin in vitro mitojen yanıtı bozulur ve enfeksiyonların iyileşmesi gecikir

İmmun sistemin vucutta yapması gereken işlevleri yerine getirebildiği durumlarda kişi immun kompetandır.Immun işlevlerin yeterli olmadığı hallerde ise immun kompromize durum söz konusudur.

  1   2   3   4   5

Add document to your blog or website

Similar:

BALZAC Psikonöroimmünoloji ve Halk Sağlığı Dr. Özlen TURGUL iconT. C. SAĞLIK BAKANLIĞI TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU Şırnak Halk Sağlığı Müdürlüğü İl Hıfzıssıhha Kurul Kararı

BALZAC Psikonöroimmünoloji ve Halk Sağlığı Dr. Özlen TURGUL iconT. C. SAĞLIK BAKANLIĞI TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU Şırnak Halk Sağlığı Müdürlüğü Karar Tarihi

BALZAC Psikonöroimmünoloji ve Halk Sağlığı Dr. Özlen TURGUL iconT. C. SAĞLIK BAKANLIĞI TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU Şırnak Halk Sağlığı Müdürlüğü Karar Tarihi

BALZAC Psikonöroimmünoloji ve Halk Sağlığı Dr. Özlen TURGUL iconEtiyopya Halk Sağlığı Derneği Başkanı Dr. Mengistu ASNAKE’ nin, 12. Dünya Halk Sağlığı Kongresi’nin Kapanış Töreninde Yaptığı Konuşma

BALZAC Psikonöroimmünoloji ve Halk Sağlığı Dr. Özlen TURGUL iconHalk Sağlığı Hemşireliği II Halk Sağlığı Hemşireliği I Dersinin devamıdır. Ana ve Çocuk Sağlığı

BALZAC Psikonöroimmünoloji ve Halk Sağlığı Dr. Özlen TURGUL iconİzmir Halk Sağlığı Müdürlüğü, Çalışan Sağlığı Hizmetleri Birimi

BALZAC Psikonöroimmünoloji ve Halk Sağlığı Dr. Özlen TURGUL iconHALK SAĞLIĞI GÜNLERİ ULUSAL OKUL SAĞLIĞI SEMPOZYUMU

BALZAC Psikonöroimmünoloji ve Halk Sağlığı Dr. Özlen TURGUL iconHALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ

BALZAC Psikonöroimmünoloji ve Halk Sağlığı Dr. Özlen TURGUL iconİl Halk Sağlığı Müdürlüğü

BALZAC Psikonöroimmünoloji ve Halk Sağlığı Dr. Özlen TURGUL iconVAN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page