TMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI




Indir 0.89 Mb.
TitleTMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI
Page1/9
Date conversion06.03.2013
Size0.89 Mb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.muzaffertekin.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/209.-celse-26.07.2012.doc
  1   2   3   4   5   6   7   8   9



T.C.

İSTANBUL

13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ

( TMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI


ESAS NO :2009/191

CELSE NO :209

CELSE TARİHİ :26.07.2012


BAŞKAN :HÜSNÜ ÇALMUK 32346

ÜYE :ERCAN FIRAT 39995

ÜYE :NİHAT TOPAL 41981

C. SAVCISI :MEHMET ALİ PEKGÜZEL 33954

KATİP :EMRAH ÇAKAN 146848

Mahkeme Başkanı Hüsnü Çalmuk ile Üye Hakimler Ercan Fırat ve Nihat Topal’dan oluşan mahkeme heyeti tarafından 26 Temmuz 2012 günü tarihli oturum açıldı.

Tutuklu sanıklar Sedat Peker, Hasan Atilla Uğur, Ergün Poyraz, Oğuz Bulut, Mehmet Fikri Karadağ, Muzaffer Şenocak, Durmuş Ali Özoğlu, Serdar Öztürk, Levent Ersöz, Sedat Özüer, Fuat Selvi, Mehmet İlker Başbuğ, Mehmet Haberal, Hasan Iğsız, Osman Yıldırım, Erhan Timuroğlu, Ziya İlker Göktaş, Mustafa Dönmez, Mehmet Otuzbiroğlu ve Özkan Kurt dışında kalan tutuklu sanıklar cezaevinden getirildi.

Bağsız olarak huzurdaki yerlerine alındı.

Tutuksuz sanıklardan gelen yok. Hazine vekili yok. Sanık müdafilerinden Sanıklar Sedat Peker, Oğuz Bulut müdafii Av. Mehmet Doğurğa, Sanık Fatih Hilmioğlu müdafii Av. Hayati Hilmioğlu, Sanık Hıfzı Çubuklu müdafii Av. Nazlı Çubuklu, Sanık Hıfzı Çubuklu müdafii Av. Ayşe Sergül Sandıkçı, Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük geldikleri görülmekle,

Huzurdaki yerlerine alındı.

Tanık yoklaması yapıldı.

Tanıklar Alaettin Çakıcı ve Mehmet Hadi Özcan’ın getirilmiş oldukları görüldü.

Mahkeme Başkanı: "Bir açıklama yapacağım. Öğlenden sonra vaktimiz olursa daha önceden dinlenmesine karar verilen Simay Fahriye Biçken öğleden sonra almayı düşünüyoruz. Ayrıca diğerini de gereği düşündü yaparak açıklayalım buyurun alabilirsiniz. Evet, biz Mehmet Hadi Özcan olarak biliyoruz ama.”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “İsminiz Mehmet Özcan mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Mehmet Özcan.”

Mahkeme Başkanı: “Hadi’si var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Hadi olmadı mı kimse tanımıyor Mehmet Özcan olarak.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam.”

Tanık Mehmet Özcan: “Herkes hadi (bir kelime anlaşılmadı).”

Mahkeme Başkanı: “Yani biz Mehmet Özcan diyelim size.”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

TANIK MEHMET ÖZCAN: Hayri oğlu, Zuhal’dan olma, İzmit doğumlu, Kandıra F1 Cezaevinde A8 nolu koğuşunda tutuklu olduğunu, Sapanca ilçesi Kırkpınar koru sitesinde ikamet ettiğini, Cep telefonu numarasının 0537 2520348 olduğunu beyan eder.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam şimdi dosyamızda yargılanan bir kısım sanıklar var, ben isimlerini söyleyeyim siz tanıdıklarınız olabilir, olmayabilir. Levent Ersöz, Hasan Atilla Uğur, Alparslan Arslan, Osman Yıldırım, Erhan Timuroğlu, İsmail Sağır, Tekin İrşi, Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Mehmet Haberal ve diğer sanıkları tanıyor musunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Çıkartamıyorum şu an çok kötü kulaklarım.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam tamam. Tamam, çalıştırabiliyor muyuz, o cihazı takın. Evet, sesim geliyor mu?”

Tanık Mehmet Özcan: “Şimdi geliyor.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam bu şekil kulağınızın ağır duyduğunu söylediniz. O kulaklıkla ayarlayalım konuşmamızı. Şimdi iddia olunan Ergenekon terör örgütü yöneticisi üyesi ve bağlı suçlar sebebiyle dosyada bir yargılama yapılıyor şu anda bu tanıdığınız, tanıdığınız kişi var mı Veli Küçük, Muzaffer Tekin ve diğer ismini saydığımız şahıslar var. Hiçbirisini tanımıyor musunuz tanıdığınız var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımıyorum şahsen tanımıyorum bir tek Veli Küçük’ü alay komutanı olduğu zamanlarda ismen tanıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. Tamam, tanıdığınız kişilerle herhangi bir düşmanlığınız akrabalığınız var mıdır?”

Tanık Mehmet Özcan: “Benim yok.”

Mahkeme Başkanı: “Yoktur. Bu iddia olunan terör örgütü Ergenekon terör örgütüyle ilgili olarak bu davaya iştirak, bu suçlara iştirakten bu suçlar nedeniyle suçluları kayırmaktan delilleri yok etmeden dolayı hakkınızda açılmış bir soruşturma kovuşturma var mıdır?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok.”

Mahkeme Başkanı: “Yok. Size sorulacak sorulara cevap verirken sizi ve yakınlarınızı ceza soruşturmasına yöneltecek veya kovuşturmaya hakkınızda dava açılmaya yöneltecek sorulara cevap vermeyebilirsiniz. Yani kendiniz suç itirafı yapmak gibi bir durum yok yani, tanıklık yaparken olabilir sizinle ilgili mevzular ortaya çıktığı zaman söylerseniz siz ceza alabilirsiniz öyle durumlar olduğu zaman susabilirsiniz ama bunun dışında doğru söylemeniz gerekiyor. Doğruyu söylemenizi istiyoruz, eksiksiz olarak tam doğruyu istiyoruz sizden ekleme çıkarma yapmadan bize bildikleriniz anlatınız. Gerçeği söylememeniz halinde hakkınızda yalancı tanıklıktan dolayı dava açılabilir, ayrıca söylediniz sözler içinde iftira boyutlu cümleler varsa bunlardan dolayı hakkınızda soruşturma dava açılabilir bunu bilin, söylemiş olduğunuz sözlerde hakaret içerikli cümleler olursa bundan dolayı hakaretten dava açılabilir bunu da ekleyerek söylüyorum. Şimdi ben size yemin verdireceğim. Yemin metnini tekrarlamanızı istiyorum. Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime.”

Tanık Mehmet Özcan: “Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime.”

Mahkeme Başkanı: “Namusum ve vicdanım üzerine.”

Tanık Mehmet Özcan: “Namusum ve vicdanım üzerine.”

Mahkeme Başkanı: “Yemin ederim.”

Tanık Mehmet Özcan: “Yemin ederim.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam. Şimdi tanıdığınız kişi olarak Veli Küçük ismini söylediniz, Veli Küçük’ün de İzmit Alay Komutanı olduğundan bahsettiniz, ismini verdiğiniz Veli Küçük de bu dosyada örgüt yöneticisi pozisyonunda yargılanmaktadır, iddia olunan terör örgütüyle ilgili olarak Ergenekon terör örgütüyle ilgili bildiklerinizi anlatır mısınız ne biliyorsunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Ben bu konuda ifade vermiştim daha önceden.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Mehmet Özcan: “Beşiktaş’ta çağırdılar.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Mehmet Özcan: “Mehmet Ali Pekgüzel ve Zekeriya Öz ifade verdim. Veli Küçük’ü, ben o zaman aranıyordum olayı yaptığım bölge Jandarma bölgesiydi teslim olmayı istiyordum o zaman Veli Küçük’ü telefonla aradım teslim olmak istediğimi söyledim, ondan başka hiçbir ilişkim yok kendisiyle.”

Mahkeme Başkanı: “Bu kadar yani.”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Daha önce tanışıklığınız var mıydı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. Siz hangi suçtan dolayı tutuklusunuz şu anda?”

Tanık Mehmet Özcan: “Şu anda işte İzmit’te İzmit çetesi olarak yargılanıyorum ama hiçbir kimse ne benden şikayetçi, ne telefon kayıtlarım var, ne bir şey var, hiçbir şey yok. Yalnızca Hadi Özcan telefon kullanmıyor üzerine polis bir dosya da yapmış hiç tanımadığım insanlarla.”

Mahkeme Başkanı: "Evet.”

Tanık Mehmet Özcan: “Hiç tanımadığım insanları yok gasp etmişim, yok şey yaptırmışım falan filan diye onlardan aranıyorum. Ama hiçbir tanesi ne beni tanıyor ne ben onları tanımıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. Sizin adınız nüfusta Mehmet Özcan geçiyor ama sizin toplumda bilinen isminiz Hadi Özcan değil mi?”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet evet.”

Mahkeme Başkanı: “Yani Hadi Özcan olarak tanınıyorsunuz.”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Başka diyeceğiniz bir şey var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Nasıl?”

Mahkeme Başkanı: “Başka diyeceğiniz bir şey var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok efendim.”

Mahkeme Başkanı: “Peki. Daha önce alınan ifadeniz önümüzde zaten okuyacağız bunu birleşen dava klasörlerinden 2008/209 esas sayılı dosya 389. klasörde şöyle bir ifadeniz var; hatta şüpheli olarak ifadeniz alınmış. Yalnız Avukatınız Kemal Bayrakdağ bulunmaktaymış. Şöyle demişsiniz.”

Tanığa birleşen dava klasörlerinden 2008/209 sayılı dosya 389. klasör dizi 40–39 arasında yer alan 21.03.2008 tarihli Savcılıkta verdiği ifadesinin dizi 40’taki ifadesi okundu soruldu.

Tanık Mehmet Özcan: “Evet gıyabında tanırım.”

Mahkeme Başkanı: “Gıyabında yüz yüze bir görüşmüşlüğünüz.”

Tanık Mehmet Özcan: “Kendisini bir tek geçen gün şeyde adliyede karşılaştık Beşiktaş’ta o kadar bir 5 dakika merhaba merhaba dedik o kadar nezarette (bir kelime anlaşılmadı).”

Mahkeme Başkanı: “Ama siz yüzünü biliyor muydunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok bilmiyordum.”

Mahkeme Başkanı: “Yani Semih Tufan olduğunu nasıl anladınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Nezarette karşılaşınca (bir kelime anlaşılamadı).”

Mahkeme Başkanı: “Yani birbirinize isim mi sordunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Onlar 5, 6 kişiler bizde 5, 6 kişiyiz.”

Mahkeme Başkanı: “Ha.”

Tanık Mehmet Özcan: “Semih Tufan Gülaltay veya Hadi Özcan diye nezarette öyle şeyler konuşulur öyle tanıdım yani.”

Mahkeme Başkanı: “Ha tamam yani yüzünü hatırlamıyorsunuz daha önce o yüzden sordum.”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok hatırlamıyorum.”

Tanığa birleşen dava klasörlerinden 2008/209 sayılı dosya 389. klasör dizi 40–39 arasında yer alan 21.03.2008 tarihli Savcılıkta verdiği ifadesinin dizi 39’daki ifadesi okundu soruldu.

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “İfadeniz doğru.”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Şimdi bu ifadeniz içerisinde diyorsunuz ki, Susurluk Meclis komisyonu araştırma komisyonuna ifade verdim, nedir bu ifadenin konusu?”

Tanık Mehmet Özcan: “Çok uzun şey efendim şimdi nasıl burada bunu size anlatayım.”

Mahkeme Başkanı: “Yo yani konusu neydi?”

Tanık Mehmet Özcan: “Geldiler cezaevinde ifademi aldılar.”

Mahkeme Başkanı: “Ne sordular?”

Tanık Mehmet Özcan: “Her şey sordular Mehmet Ağar’dan tut İbrahim Şahin’e kadar her şeyi.”

Mahkeme Başkanı: “Biraz yakın konuşursanız mikrofona.”

Tanık Mehmet Özcan: “Her şeyi sordular Mehmet Ağar’dan, İbrahim Şahin’e kadar her şeyi sordular.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Mehmet Özcan: “O zaman onlar konuşuluyordu onlar onları sordular Veli Küçük falan o zaman hiç sorulmadı.”

Mahkeme Başkanı: “Yani bu araştırma komisyonunun şeyi neydi yani ismi neydi?”

Tanık Mehmet Özcan: “Mec…”

Mahkeme Başkanı: “Susurluk mu, yani Susurluk’la mı ilgili başka bir konu mu?”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet Meclis araştırma komisyonu milletvekilleri sordular.”

Mahkeme Başkanı: “Evet yani sizin hatırladığınız bu cevaplar var mı, cevaplardan bilgi verebilir misiniz şu cevapları söyledim.”

Tanık Mehmet Özcan: “Şu anda yok efendim.”

Mahkeme Başkanı: “Yani tanıdık, tanımadık dediniz mi?”

Tanık Mehmet Özcan: “O zamanda aynı ifadeleri verdim.”

Mahkeme Başkanı: “Yani ne dediğinizi hatırlıyor musunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Veli Küçük’ü sordukları zamanda aynı ifadeyi verdim o zaman.”

Mahkeme Başkanı: “Yani şu an ifadenizi bize söylemeyecek misiniz? Yani biz şu anda ifade elimizde olmadığı için verdiğiniz ifadeyi bilmiyoruz o yüzden soruyoruz.”

Tanık Mehmet Özcan: “Şu anda onu söyleyemem bende hatırlamıyorum kaç sene geçti.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam hatırlayamıyorum deyin canım.”

Tanık Mehmet Özcan: “15, 20 sene geçti aradan.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam hatırlamıyorum deyin ben sizi hatırlamaya zorlamıyorum zaten, hatırladıysanız hatırlıyorum deyin.”

Tanık Mehmet Özcan: “Hatırlamıyorum diyorum. Hatırlamıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam. Savcı Bey sorumuz var mı tanığa.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sayın Başkan izninizle tanık Mehmet Hadi Özcan’a birkaç soru yöneltmek istiyorum. Daha önce bir ifade verdim dediniz. İfadenizi ben almıştım Zekeriya Bey’le birlikte. İlk yakalandığımız zamanda Emniyette birtakım şeylerden bahsettim ben dediniz özellikle Gebze, Dilovası vesaire bölgelerinde Abdullah Çatlı’yla ilgili Veli Küçük’le ilgili birtakım beyanlarınız olduğunu söylediniz ve bunları daha sonra yazılı olarak beyan edebileceğinizi söylediniz. Ondan sonra herhangi bir şey ne Cumhuriyet Savcılığına ne de Mahkemeye ulaştı, nedir bu konular yani Abdullah Çatlı Veli Küçük ilişkisi sizin Veli Küçük’le ilişkiniz ayrıntılı olarak mahkemeye açıklar mısınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Şimdi biliyorsunuz ben ondan sonra vuruldum birde İzmit’in ortasında naklen vuruldum polis bile bile beni İzmit’in ortasında vurdurturdu. Bu konuda bile bile vurdurttuğuna dair bu konuda ispatlarımda var ama bunu bu mahkemede değil başka özel olarak çağırın beni en az 3, 4 saat, 5 saat benim ifademi alın ben ifade vereyim 300, 400 sayfa ifade yazdım hazır bende duruyor zaten bunlar. Ama buradaki bu davayla bir alakası yok bu söyleyeceklerimin.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani Veli Küçük ve Abdullah Çatlı’yla ilgili bağlantıları soruyorum.”

Tanık Mehmet Özcan: “Veli Küçük’le Abdullah Çatlı’nın bağlantılarını bilmem, bende basından okuduğum kadarıyla biliyorum onları biliyorum diye de söylemem ayıp olur söylemem böyle bir şey ama ben ispatlı olarak delilli olarak özellikle vurulmam konusunda ve daha başka konularda onları şimdi söylemek istemiyorum. Beni çağırın özel olarak buraya.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İşte mahkeme burada her şey konuşuluyor yani burası.”

Tanık Mehmet Özcan: “Bu mahkemeyle alakalı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu mahkeme kamuya açık yargılama yapan bir mahkeme maddi gerçeği araştıran bir mahkeme.”

Tanık Mehmet Özcan: “Benim anlatacaklarımın bu mahkemeyle alakası yok. Şimdiye kadar hiç duyulmamış şeyleri anlatacağım hiç bilinen şeyler değil ve delilli ispatlı anlatacağım hepsini.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Biz yargılamayla ilgili konuları istiyoruz sizden yani başka konular varsa onlar Savcılığı ilgilendirecek konular bu yargılamaya konu olan şahıslar ve yargılama konusu dava konusu Ergenekon terör örgütü.”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bağlantıları.”

Tanık Mehmet Özcan: “Bu yargılamayla ilgili bir şey bilmiyorum efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İbrahim Şahin’le tanışıklığınız var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Var.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne düzeydedir tanışıklığınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Abdullah Çatlı’yla o zamanlar ters düştüğümüz zaman İbrahim Şahin’e gittim dedim ki.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne zaman niçin ters düştünüz?”

Tanık Mehmet Özcan: “BOTAŞ’taki onu verdim o ifadeyi şeyde şimdi hatırladım.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam söyleyin ha söyleyin.”

Tanık Mehmet Özcan: “Kocaeli’de.”

Mahkeme Başkanı: “Hatırladıklarınızı söyleyebilirsiniz yani.”

Tanık Mehmet Özcan: “Kocaeli’de onlar Meclis Komisyonuna verdim o ifadeyi.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam söyleyin.”

Tanık Mehmet Özcan: “Ceyhan’daki BOTAŞ meselesinden dolayı ters düştük kendisiyle o zaman beni vurmak için beni öldürmek için birtakım planlar yaptı…”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yıl olarak söyleyebilir misiniz ne zamandı bu?”

Tanık Mehmet Özcan: “1995, 94.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “94, 95 yıllarında BOTAŞ’la ilgili aranızda ihtilaf çıktı.”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Abdullah Çatlı’yı siz Abdullah Çatlı olarak mı tanıyordunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yoksa Mehmet Özbey vesaire.”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok Abdullah Çatlı olarak tanıyordum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İlk nerede tanıştınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Alper Tekdemir tanıştırdı bizi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne zaman?”

Tanık Mehmet Özcan: “93’lerde falan işte.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne olarak tanıştırdı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Abdullah Çatlı olarak tanıştırdı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani o zaman aranan bir şahıstı Abdullah Çatlı.”

Tanık Mehmet Özcan: “O zaman aranan bir şahıstı devlet adında görev yapan şahıslardı milli kahramanlardı o zaman tanıdığım zaman.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani ne yapıyorlardı devlet adına?”

Tanık Mehmet Özcan: “Her şey yapıyorlardı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne biliyorsunuz siz ne yaptıklarını biliyorsunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Özel kartlar, silahlarında ruhsatlar falan filan polisler yanlarında korumalarla falan geziyorlardı onu görüp de ona inanmayan kimse olmazdı ki o zaman bende inandım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani devlet adına çalıştığını inandınız.”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bahsettiğiniz Alper.”

Tanık Mehmet Özcan: “Tekdemir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Tekdemir. Ne iş yapar?”

Tanık Mehmet Özcan: “O da İbrahim Şahin’in özel harekatındaki insanlardan bir tanesi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne diye tanıştırdı sizi?”

Tanık Mehmet Özcan: “Şu an kaçak galiba yurtdışında kaçak herhalde.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani ne münasebetle tanıştırdı, ne vardı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Alper benim köyümün çocuğudur, ben o zamandan tanırım onu benden ufaktır reis diye tanıştırdı. Reisimiz dedi biz devletiz dedi, bende inandım, herkes inanıyordu o zaman onlara yalnız ben değil ki bütün Türkiye inanıyordu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ortak bir iş mi yaptınız niye aranız bozuldu BOTAŞ’la ilgili?”

Tanık Mehmet Özcan: “Ben çok uzun konulara giriyorsunuz Savcım 6 saat, 10 saat anlatmam lazım ne şu anda ona müsaidim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Oturup da anlatabilirsiniz Mahkeme Başkanımız müsaade eder yani eğer.”

Mahkeme Başkanı: “Evet oturabilirsiniz.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ayakta kalmaktan sıkılıyorsanız.”

Mahkeme Başkanı: “Eğer rahatsızsanız oturabilirsiniz.”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok şeyimde müsait değil tansiyonum, kan şekerim falan yükseliyor.”

Mahkeme Başkanı: “E sizi oturtalım oturun.”

Tanık Mehmet Özcan: “Bu araba beni çok bozuyor.”

Mahkeme Başkanı: “Hı oturmak ister misiniz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok oturmak değil de o kadar da değil de yani şey konuşamıyorum şu anda yani ağzım kuruyor falan arabada bozuluyorum çok bozuluyorum buraya gelinceye kadar.”

Mahkeme Başkanı: “Yani rahatsız olursanız ara verebiliriz, yani rahatlamanız için ara verebiliriz.”

Tanık Mehmet Özcan: “Benim anlatmak istediklerim 5, 6 saat sürer.”

Mahkeme Başkanı: “Olsun biz bekleriz biz burada bunun için buradayız. Yani siz yeter ki rahatsız olmayın, yani sizin rahatsız olmamak kaydıyla biz sizi 5, 6 saat bekleriz, dinleriz burada.”

Tanık Mehmet Özcan: “Efendim 5 senedir bedavadan ceza yatıyorum bu cezayı bana 5 senedir.”

Mahkeme Başkanı: “Yani biz bu konuyla ilgili.”

Tanık Mehmet Özcan: “Bu kadro yatırttırıyor gene sırf Hadi Özcan telefon kullanmıyor diye yalan konuştular cezaevinden kullandığım telefonu kullanıyorum ve günde 100, 1000 tane telefon kullanıyorum. Hadi Özcan telefon kullanmıyor üzerine bir dosya hazırladılar 5 senedir beni bedavadan ceza yatırtıyorlar 7 tane Başkan değişti, 6 tane Savcı değişti 2 kere üst üste aynı heyete çıkamadım.”

Mahkeme Başkanı: “Hangi mahkeme yargılamanızı.”

Tanık Mehmet Özcan: “10 noluda yargılanıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Hangi mahkemede yargılamanız var?”

Tanık Mehmet Özcan: “10 nolu da.”

Mahkeme Başkanı: “10 nolu da.”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam.

Tanık Mehmet Özcan: “En sonunda bunların hepsinin araştırmalarını yaptım baktım bana tezgah kuruluyor.”

Mahkeme Başkanı: "Tezgah kuran kimler.”

Tanık Mehmet Özcan: “Bu tezgahı, şimdi onu burada açıklamak istemiyorum onlar da benim sırrım olsun istiyorum.”

Mahkeme Başkanı: "Yani şu var burada şu var Hadi Bey, burada sizin ifadenizde doğruyu söylemenizi istiyoruz. Biz devlet sırrı dahil hepsini inceleme dinleme durumumuz var, yani sizin söyleyeceğiniz eğer bu ortamda bu insanlardan çekinerekse çıkartabiliriz.”

Tanık Mehmet Özcan: “Bu insanlarla alakası yok diyorum.”

Mahkeme Başkanı: "He.”

Tanık Mehmet Özcan: “Buradaki yargılanan insanlarla hiçbir tanesinin alakası yok, bir başka bir ekip var.”

Mahkeme Başkanı: "Yani siz burada tanık olarak bulunuyorsunuz, eğer ki yaptığınız ifade gerçekten sizin can güvenliğinizi tehlike sokacak bir şeyse tanık koruma kanunu kapsamında tedbir alıp korunma altına alınma ihtimaliniz de olabilir, yani bunları da değerlendirin ya doğru bildikleriniz neyse söyleyebilirsiniz.”

Tanık Mehmet Özcan: “Ben tanık koruma falan istemiyorum.”

Mahkeme Başkanı: "Yani bakın şunu söyleyeceğim zorla verilen bir şey değil bu isteğe bağlı.”

Tanık Mehmet Özcan: “Beni bir tek dinlemenizi istiyorum ama böyle bir ortamda değil.”

Mahkeme Başkanı: "E şimdi mahkemenin ortamı burası, bizim ayrı ortamımız odamız olmaz.”

Tanık Mehmet Özcan: “Anlatamadım.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam.”

Tanık Mehmet Özcan: “Ben Savcıya bir yerde bir ifade.”

Mahkeme Başkanı: "Yani şimdi bizim, şimdi Hadi Bey problem şu sizin verdiğiniz ifade şu anda yapmış olduğunuz yargılamayla ilgiliyse.”

Tanık Mehmet Özcan: “Değil.”

Mahkeme Başkanı: "Sizin süreniz sonsuz.”

Tanık Mehmet Özcan: “Değil.”

Mahkeme Başkanı: "Ama konu dışıysa o onu Savcı Bey’e dilekçe verirsiniz, beyanda bulunursunuz bununla ilgili açıklama yaparsınız. Bununla ilgili.”

Tanık Mehmet Özcan: “Efendim verdim dilekçeyi, Cihan Kansız’a sevk ettiler beni 10 nolu Cihan Kansız da Kandıra’ya sevk etti, zaten hırsız İzmit’te benim İzmit’te ifademi aldırmak istiyorlar, vermedim tekrar orada o ifadeyi 600 sayfa Kandıra’da zaten veremem yani.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam, yani bu dosya ile ilgili değil yani ifade.”

Tanık Mehmet Özcan: “Değil bu dosya ile alakalı değil.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam, tamam Savcı Bey buyurun.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ben biraz önceki Abdullah Çatlı ile ilgili sorumda Alper Tekdemir tanıştırdı dediniz, daha sonra BOTAŞ ile ilgili aramızda ihtilaf çıktı dediniz. Yani ortak bir şirket mi kurdunuz birlikte ticaret mi yaptınız, başka bir şey mi yaptınız bozulması nasıl oldu yani bu kişiyle?”

Tanık Mehmet Özcan: “Onların şirketlerinin üzerine BOTAŞ’tan o petrolü temizleme ihalesini kazandık. İhale.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kendi adına mı giriyor yani ihalelere nasıl giriyor.”

Tanık Mehmet Özcan: “Ahmet Baydar diye bir müdürü vardı o müdürün şeysinin üzerinden ee şirketinin üzerinden yapıyorduk.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ahmet Baydar bir şirket kurmuştu öyle mi? Bu şirketi Abdullah Çatlı mı yönetiyordu?”

Tanık Mehmet Özcan: “O yönetiyordu tabi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ahmet Baydar’ın şirketini o yönetiyordu o şekilde ihaleye girdiler kazandılar BOTAŞ’ta.”

Tanık Mehmet Özcan: “Zaten beraber kaza yaptıkları zaman yanında ölen Bayan Ahmet Baydar’ın şeysi baldızıydı zaten.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Gonca Us.”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kazada vefat eden Ahmet Baydar’ın.”

Tanık Mehmet Özcan: “Baldızıydı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Baldızıydı. Siz tanır mısınız Ahmet Baydar’ı.”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanırım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Onunla ilişkiniz ne oldu, ne şekilde oldu?”

Tanık Mehmet Özcan: “İşte onların üzerine, onların şirketinin üzerine aldık o şeyi, ondan sonra yüzde 50 yüzde 50 ortaktık, beni öldürüp benim payımı almak istediklerini duydum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yüzde 50 yüzde 50 kiminle ortaktınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Çatlı ile.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Abdullah Çatlı ile.”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ama resmen değil gayri resmi, Ahmet Baydar ile mi ortak gözüküyordunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Şirket Ahmet Baydar genel müdürlüğünü yapıyordu, şirkette Abdullah Çatlı’nın hissesi var mı yok mu bilmem (bir kelime anlaşılmadı).”

Mahkeme Başkanı: "Bir dakika, sesiniz kesildi. Ses kesildi, yetki ver, tamam.”

Tanık Mehmet Özcan: “Şirket, nasıl kuruluşu nasıldır bilmem ben.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nedir ismi nedir, nerede merkezi nedir, kaçta ortağı vardır?”

Tanık Mehmet Özcan: “Bostancı’da bir yer E–5 üzerinde sağda bir yerdeydi, bir sanayinin yanında bir yerdeydi ismini falan şimdi hatırlamıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Siz ortağısınız ama şirketin.”

Tanık Mehmet Özcan: “Galiba Güven Sazak’ın üzerineydi şirket, onun şirketlerinden bir tanesiydi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sizde ortağım diyorsunuz yüzde 50.”

Tanık Mehmet Özcan: “Nasıl?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sizde yüzde 50 ortağıydım diyorsunuz öyle mi?”

Tanık Mehmet Özcan: “Benim kulaklığıma da gelmiyor ses.”

Mahkeme Başkanı: "Gelmiyor mu? Şey kulaklığa ses gelmiyor diyor. Şu anda geliyor mu?”

Tanık Mehmet Özcan: “Şimdi geliyor.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Şirketin yüzde 50 ortağıyım dediğiniz o şirketin ismi.”

Tanık Mehmet Özcan: “Resmen ortak değildim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nasıl ortak oldunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Şirkete resmen ortak değildim. Sözle ortaktık biz onun şirketi üzerinden yaptık.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İşte sermaye mi koydunuz ne yaptınız da Abdullah Çatlı sizi ortak olarak aldı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Karşılıklı, karşılıklı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Birlikte ne yaptınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Oradaki o işin yapılması için bir masrafları birlikte karşıladık.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “BOTAŞ’taki ihaleye girildi.”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kazanıldı yüzde 50 sizin şirkette payınız vardı.”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Daha sonra aranız, aramız açıldı dediniz niçin?”

Tanık Mehmet Özcan: “Bilmiyorum niçin olduğunu öyle huyları varmış rahmetlinin, öyle bazı ortaklarını da öldürmüşler bana da ispat ettiler bunu zaten.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kim söyledi sizi öldürteceğini?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yeşil söyledi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yeşil’i nereden tanıyorsunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yeşili bir arkadaşım vasıtasıyla tanıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kim o arkadaşınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Sami.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sami?”

Tanık Mehmet Özcan: “Özsoy.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne şekilde tanıştınız yani sizi nereden buldular?”

Tanık Mehmet Özcan: “O tanıştırdı beni onla, o zaman söylediler bana Duran Fırat’la ikisi geldiler, dediler böyle böyle Çatlı seni öldürecek haberin olsun dediler. Onun üzerine ben İbrahim Şahin’le görüştüm yanında polisler geziyordu dedim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İbrahim Şahin’i resmi görevli olarak mı dairede ziyaret ettiniz, ne şekilde görüştünüz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Alper Tekdemir onun zaten polisiydi korumalarından bir tanesiydi onun vasıtasıyla tanıştık.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nerede buluştunuz nerede görüştünüz İbrahim Şahin’le?”

Tanık Mehmet Özcan: “Ankara’da bir otelde buluştuk.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hangi oteldi ne zaman?”

Tanık Mehmet Özcan: “Hatırlamayacağım şimdi bir butik oteldi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İbrahim Şahin o zaman Özel Harekat Daire Başkanvekili miydi?”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne görev yapıyordu.’

Tanık Mehmet Özcan: “Evet, Özel Harekat Daire Başkanvekiliydi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Otelde gündüz mü görüştünüz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok geceydi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Gece görüştünüz, başka kim vardı yanınızda?”

Tanık Mehmet Özcan: “Alper vardı Sami vardı ben vardım onun yanında bir iki kişi daha vardı ama onları tanımıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne dediniz, Abdullah Çatlı’yı mı şikayet ettiniz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Dedim bunları biz devlet diye inandık o beraber iş yaptık şimdi bunlar beni öldürmek istiyorlar dedim, merak etme ben onu hallederim dedi ama o da beni orada kafasından başından savmış.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Niye İbrahim Şahin’e gitme ihtiyacı duydunuz başka birisine değil de?”

Tanık Mehmet Özcan: “E nereye gideyim yanında İbrahim Şahin’in polisleri geziyor Oğuz Yorulmaz o Ayhan Çarkın falan filan beraber geziyorlar kime gideyim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Çatlıyla mı geziyordu o şahıslar?”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet, devlet e gidiyorum yani İbrahim Şahin’de devlet diye şey yapıyor kabul ederek ona gidiyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Görüşüyorsunuz, o da hallerim mi dedi?”

Tanık Mehmet Özcan: “Hallederim dedi merak etme dedi ama beni başından savmış.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Siz Abdullah Çatlı ismini mi kullandınız orada bizzat yoksa?”

Tanık Mehmet Özcan: “Bizzat kullandım tabi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani İbrahim Şahin’de tanıyordu yani Abdullah Çatlı’yı?”

Tanık Mehmet Özcan: “E tanımaz mı mümkünü var mı tanımamasının?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. Ama öldürttürmedi yani.”

Tanık Mehmet Özcan: “Öldürttürmedi de öldüremedi mi öldürttürmedi mi belli değil işte o.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. Veli Küçük’le telefonla görüştüğünüzü beyan ediyorsunuz başka yüz yüze görüşmeleriniz oldu mu?”

Tanık Mehmet Özcan: “Olmadı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kocaeli’nde.”

Tanık Mehmet Özcan: “Olmadı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Alay komutanlığı yaptığı dönemde kendisiyle birlikte olduğunuz, toplantı vesaire yaptığınız oldu mu?”

Tanık Mehmet Özcan: “Hiçbirisi olmadı efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Dilovası kooperatifi diye bir kooperatif var taşıyıcılar kooperatifi, bu kooperatifte sizin legal veya illegal herhangi bir hisseniz vesaire var mıydı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Biliyor musunuz o kooperatifin işleyişini kimler olduğunu?”

Tanık Mehmet Özcan: “Bilmem hiçbir bilgim bir de yok ilgim de yok öyle bir kooperatifle.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ahmet Tekin Baykal tanır mısınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kürşat Yılmaz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Kürşat Yılmaz’ı tanırım çocukluğumdan beri tanırım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne olarak tanırsınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “İzmit’te ülkücülükten tanırım o zaman ülkücülük yıllarından tanırım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “O Dilovası, Dilovası şirketiyle herhangi bir irtibatı var mıydı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Onu bilmem Kürşat İzmit’ten gittikten sonra ne yapar ne etti hiçbir şey bilmem basında yazılanları bilirim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sedat Peker’i tanıyor musunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Sedat Peker’in kendisini tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Onun herhangi bir ilgisi var mıydı Dilovası’yla?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok hiç duymadım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Duymadınız. Tuncay Güney isimli bir şahıs var bu şahsı tanıyor musunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımıyorum, geçen gün cezaevinde söylediler bazı arkadaşlar kitap yazmış benim de ismim geçiyormuş falan filan diye okumadım kitabı da bilmiyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Tuncay Özkan değil Tuncay Güney.”

Tanık Mehmet Özcan: “Tuncay Güney işte.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kitap mı yazmış?”

Tanık Mehmet Özcan: “Bir kitap yazmış o mu yazmış bir başkası birisimi yazmış ne benim hakkımda bir şeyler söylemiş.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Neymiş kitabın adı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Veli Küçük’le Hadi Özcan beraberler falan filan bir şeyler söylüyormuş ama yalan yok öyle bir şey.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Tanık Mehmet Özcan: “Kendisini de tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Gizli tanık olarak ifade veren Poyraz isminde bir tanık 211. Celsede burada ifade verdi ve kendisine çapraz sorguda da bazı sorular yönelttik, verdiği cevaplar var ben kısaca onları size okumak istiyorum. Biz kendisine soruyoruz Tuncay Güney ifadesindeki beyanlar şu şekilde, Sedat Peker, Sedat Peker’in Veli Küçük’ün sözünü dinleyerek bir dediğini iki etmediğini Veli Küçük’ün para bankası olduğunu genç olduğu için gaza geldiğini onu da bu duruma Veli Küçük’ün getirdiğini Veli Küçük’ün Sami Hoştan, Kürşat Yılmaz gibi kimselere kurşun sıktırtamadığı durumlarda Sedat Peker’e sıktırtabileceğini İmam Humeyni’nin Tahran parkındayım her şeyin farkındayım sözü gibi Veli Küçük’ün Sedat Peker gibi bir çocuğu 23 yaşından beri yürüttüğünün farkında olduğunu kendisinin Sedat Peker ile hiç oturmadığını ancak kendi düşüncesine göre Sedat Peker’in 40 yaşına gelip iş işten geçince bu durumu anlayacağını kendisinin Sedat Peker’in çek senet tahsilatı yaptığını bilmediğini ancak Veli Küçük’ün Sedat Peker’in racon keserek çek senet tahsilatı yapmasına da karşı çıkmayacağını belirtiyor, bu anlatımlar konusundaki bilginiz nedir diye gizli tanığa soruyoruz şöyle diyor, hayır efendim haftada en azından 2–3 sefer biz Veli Küçük’e gidiyorduk birebir konuşup ama şunu iyi biliyorum bizzat duydum iyi biliyorum Sedat Peker’e yapılan teklif ilk önce Hadi Özcan’a yapıldı, Hadi Özcan bu işin altından kalkamayacağını belli bir şeyi vardı ondan sonra Kürşat, Kürşat Yılmaz zaten hiç kabul etmedi bu işi o ara bizim Gebze olayımız ve orada fırlayışımız işte bu PKK, bozkurt amblemini, künye olayı benim o şeye dev solculara mev solculara saldırışım Sedat Peker’in de genç dinamik oluşu Veli Küçük’te, Veli Küçük tam aradığını buldu öyle nasıl bilmiyormuş tahsilat yapmayı tahsilat işini gönderen zaten o bankaları, devleti dolandıran işleri gönderen o nasıl bilmiyormuş öyle şey mi olur. Cumhuriyet Savcısı olarak soruyoruz 23 yaşından beri diyor onu yürütüyor ama farkında değil diyor Sedat Peker 40 yaşına geldiği zaman bunu anlayacak ama iş işten geçecek diyor. Gizli tanık şöyle diyor; işte anladı ondan sonra hap map içti önceleri 3 aylarını tutan namazını niyazını kılan bir insandı sonra anladı. Nasıl? Yük çok ağır bir yüktü. Nasıl? Hep tedirgindi ben biraz önce anlattım mesela. Yine İddia Makamı olarak soruyoruz bu işte Kürşat Yılmaz’a teklif edildi, Hadi Özcan’a teklif edildi dediğiniz konu mafyalar üstü baba, babalar üstü baba olma olayı mıdır diye soruyoruz. Gizli tanık evet evet, bu mu teklif edildi diyoruz evet diyor. Siz bunu bizzat duydunuz mu Veli Küçük’ün ağzından diyoruz Veli Küçük’ün ağzından ben duymadım ama sağır sultan da biliyor herkes’te biliyor bende biliyorum. O teklif edildi ama ben daha şeyde dedim ki Kürşat Yılmaz mert adam delikanlı adam bu işi kabul etmez dedim ve nitekim de etmedi. Size böyle babalar üstü baba işte mafyalar üstü mafya olma yönünde Veli Küçük tarafından bir teklif getirildiğini ve sizin bu işin altından kalkamayacağınızdan dolayı kabul etmediğinizi sonra Sedat Peker’e yöneldiğini beyan ediyor bu tanık. Sedat Peker’e yakın birisi olduğunu ifade etti açık kimliğini bilmiyoruz gizli tanık bu konuda bilginiz nedir size böyle teklif geldi mi Veli Küçük’le aranızda böyle bir diyalog yaşandı mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Böyle bir teklif ne Veli Küçük’le ne de bir başka birisiyle bana yapılmadı. Böyle bir teklif ne Veli Küçük ne de bir başka birisi tarafından bana yapılmadı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu konuda bir bilginiz var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sedat Peker’in kısa zamanda işte 23 yaşında genç bir kişi olarak hızla yükselmesi belli bir noktaya gelmesi konusunda sizin bir bilginiz var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok vallahi yok billahi yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Alaettin Çakıcı hakkında bir bilginiz var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Tanır mısınız kendisini?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımam, benim hasımlarımla cezaevinde beraber yatıyor. Sevmem de tanımam da.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Semih Tufan Gülaltay’ı tanır mısınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Direj Ali lakaplı Ali Yasak.”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Tanır mısınız? Sami Hoştan’ı tanır mısınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım sorularım bu kadar.”

Mahkeme Başkanı: "Sanık Veli Küçük ve İbrahim Şahin isimler geçti söz hakkı isterlerse verebilirim.”

Salonda konuşanlar oldu anlaşılamadı.

Mahkeme Başkanı: "Peki. Sanık müdafilerinden sorusu olan? Yok. Şunu alabilirsin. Evet, benim birkaç sorum olacak, duruşmada dinlenilen gizli tanık 6 mahlasını kullanan bir tanığımız duruşmaya geldi ve beyanda bulundu. Şimdi kendisi daha önce Savcılığa vermiş olduğu bir ifade var, ifadesinden okuyalım belki Savcı Bey’in konuları benzer olabilir ama birde farklı yönde değerlendirelim. Şimdi burada diyor ki gizli tanık 6 ben askerliğimi İzmit İl Jandarma Komutanlığında yaptım diye anlatıyor. Devamında şöyle demiş bu yaptığım dönemde Veli Küçük bizim alay komutanımızdı ben o dönem sık sık bazı şahısların geldiğini gördüm sık gelen şahıslardan Susurluk kazasından sonra medyaya çıkan Sami Hoştan’dır. Bu şahsın sürekli gelip gittiğini ben biliyorum hatta alay komutanımızın tayini çıkıp paşa olduğu dönemde veda partisi düzenlenmişti bu partiye de geldiğini biliyorum kendisi bir misafiri geleceği zaman mangal yaktırırdı daha sonra da gelenleri geçenleri biz görüyorduk demiş bu kapsamda soruyor. Ayrıca o dönemde Hadi Özcan’la bir kere kriptolu telefonla bir kere görüştüğünü ben duydum diyor. Yani kriptolu telefonla konuşan iddiasına göre Veli Küçük aynı kriptolu telefonun karşıda olması gerekir ki kriptolu telefonla konuşma sağlansın yoksa kriptolu telefonun bir anlamı yok karşı taraf çünkü algılayamaz konuşmayı, sizin kriptolu telefonunuz olduğunu dolaylı olarak söylüyor ve bunla telefonla görüştüğünüzü iddia ediyor. Bu konuda ne diyeceksiniz.”

Tanık Mehmet Özcan: “Yalan.”

Mahkeme Başkanı: "Yalan diyeceksiniz, peki. Şimdi duruşmada da benzer konularda soru sorulmuş, 206. oturumda 2008/209 esas sayılı dosyanın sayfa 4 Cumhuriyet Savcısı gizli tanık 6 ya soruyor hani bu kapsamda. Şimdi soruyor diyor ki Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: yani ormanlık alan seçilmesinin özel bir nedeni var mı diyor, bilemiyorum o kadar teferruatlı malumatım yok sadece yanında bulunduğumdan ötürü biliyorum bunu diyor. Tekrar sormuş Savcı Bey’in sorusu evet Hadi Özcan’la görüşme yaptı diye bir beyanınız var Hadi Özcan o dönemde aranan bir şahıstı yanılmıyorsam diye sormuş, gizli tanık 6 demiş doğrudur. Yani bu görüşmeyi duruşmada da doğrulamış gizli tanık 6, yani cevabınız yine aynı mı yani görüşme yaptınız mı Veli Küçük’le kriptolu veya kriptosuz bir telefonla.”

Tanık Mehmet Özcan: “Ben kendi telefonumla görüştüm ama kriptolu telefon yalan.”

Mahkeme Başkanı: "Yani görüşmenizin konusu neydi telefonla konuştum dediniz ya.”

Tanık Mehmet Özcan: “O arıyordu beni onun bölgesinde aranıyordum.”

Mahkeme Başkanı: "Sesini biraz yükseltelim. Evet buyurun.”

Tanık Mehmet Özcan: “Onun bölgesinde aranıyordum, o arıyordu beni teslim olmak için aradım kendisini.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam bir defa görüştünüz.”

Tanık Mehmet Özcan: “Bir kere görüştüm, hatırladığım bir kere.”

Mahkeme Başkanı: “Dediniz ki ben teslim olmak istiyorum öyle mi?”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: "Ne dedi kendisi.”

Tanık Mehmet Özcan: “Tamam gel dedi.”

Mahkeme Başkanı: "Teslim oldunuz mu sonradan.”

Tanık Mehmet Özcan: “3 gün sonra 4 gün sonrada polis aldı beni.”

Mahkeme Başkanı: "Yani bunu neye bağlıyorsunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Onu Abdullah Çatlı’nın polisleri aldı beni.”

Mahkeme Başkanı: "Yani bu telefon görüşmesini dinliyor olabilirler mi? Polis tarafından veya başka bir kurum tarafından.”

Tanık Mehmet Özcan: “Muhakkak dinliyorlardır.”

Mahkeme Başkanı: "Peki, şimdi dosya kapsamında Tuncay Güney isimli bir şahısın mülakatı dosya içerisine konuldu şimdi burada Tuncay Güney ile polisler, soruşturmacı diye ifadeleri alınmış yani bu poliste ifadesi alınmış mülakat yapmışlar ifadesi şöyle başlıyor, devam edelim kaldığımız yerden hala daha kaza öncesindeyiz diye sormuş şimdi Tuncay Güney’e yönlendiriyor soru soruyor cevap alıyor, cevap olarak şunu söylemiş Tuncay Güney kaza öncesinde bunlar bütün gruplar, Mehmet Ağar ayrı bir gruptu Veli Küçük ayrı bir gruptu hepsi böyle şeydi, sadece Mehmet Eymür Veli Küçük’e yakındı yakınlık olarak bütün gruplar da Veli Küçük’ün, Küçük’ün dahil arası açıktı ama bunun içinde Veli Küçük güçlüydü Abdullah Çatlı’nın kendisine Mehmet Özbay kimliğini de kendisine İzmit Alay’da verdiğini Direj Ali’nin kendisine getirdiğini dün anlatmamıştım şimdi hatırlıyorum. Direj Ali’nin Abdullah Çatlı’yı ona getirdiğini Direj Ali kendisi, kendisi de söyledi yani burada Mehmet Özbay’ın kimliğinin İzmit Alay’da verilmesi böyle bir konudan bilginiz var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok.”

Mahkeme Başkanı: "Yok. Kimliklerini falan verdiğini bunları Türkiye’de rahat gezebilmek için Mehmet Ağar’ın kendisinin o polis kimliğinin imzasını bilfiil Mehmet Ağar, Abdullah Çatlı’yı Mehmet Özbay olarak değil Çatlı olarak bildiğini falan böyle konuştu, fakat Çatlı’nın İzmit’te Alay Komutanıyken Veli Küçük Paşa’ya gelip giderdi bir rivayete göre de Oğuz anlattı, Oğuz’u şey Özcan’ı tokatlamış Abdullah Çatlı bölük komutanlarının adlarını kullanmasından dolayı böyle bir olay oldu mu? Yani Abdullah Çatlı ile aranızda böyle bir tartışma, tokatlaşma, tokat atma olayı oldu mu?”

Tanık Mehmet Özcan: “Çatlı mı beni tokatlamış?”

Mahkeme Başkanı: "Evet.”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok öyle bir şey.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam. Yani bu Oğuz isimli şahıs söylüyor kendisine.”

Tanık Mehmet Özcan: “Oğuz Yorulmaz mı?”

Mahkeme Başkanı: "Oğuz diyor soyadını söylememiş. Sonra biraz ileri alalım, birde diyor ki burada Veli Paşa’nın adamı Binbaşı Dursun Ertuğrul’da hep paralel çalışırlar bütün görüşmelerini o odada yaptırırdı ben Turgut Büyükdağ ile görüşmüştüm yine telefon açtı Binbaşı Yusuf teğmen telefon açtı Tuncay’da geliyor dedi odada görüştüm Ramazan Yıldız ile esco barda ilk görüştüğümde, ilk görüştüğümüzde ikinci görüşmemde işçi mi çiftçi mi diye bir böyle bir adam vardı görüşemedim yani camın arkasından görüştüm, görüştüm ama ilk görüştüğümde falan Ramazan Bulut’un odasında görüştüm demiş soruşturmacı sormuş esco barda mı şeyden esco barda mı yakın Veli Paşa’ya diye sormuş o da o kadar çok değil ama yani Ramazan Yıldız’a diyor soruşturmacı bunun üzerine lafını kesmiş tekrar sormuş şimdi Sedat Peker’in bağlı oldukları gruplar var dedin şimdi bunları o şeyi o şekil düşün Sedat Peker, Hadi Özcan, Şenol Acar Veli Paşanın bu üçünün de aynı grup olduğunu düşündüğün zaman önünü açtın üstlerine olur, üstlerine olur bunlar ne olur diye karışık bir cümle geçmiş Tuncay Güney bunun üzerine bir cevap vermiş şimdi ben Hadi Özcan konusunda ben çok emin değilim yani Hadi Özcan konusunda emin değilim derken soruşturmacı sormuş bu Hadi’yi Halil diye anlamış Halil Özcan diyorum, Oğuz Bozkır bu Korukır olacak galiba Tuncay Güney, Oğuz Bozkır’la o da Korukır olması gerektiğini düşünüyorum Bozkır’la Şenol Acar bunlar Binbaşı Kadir Özcan üzerinden yönetiyor. Ankara’da Kadir Binbaşı üzerinden yönetiyor fakat bunları sadece böyle düşünmeyin diyelim. Erzurum’da bir tane mafya grubu var diyelim bunlar organize ediyorlar ama adamlar reisin adamı oluyor diye devam eden bir şey var burada yani burada sizin isminiz geçerken Sedat Peker, Hadi Özcan, Şenol Acar Veli Paşanın bu üçünün de aynı grup olarak düşündüğü zaman önünü açtı diye bir şey geçmiş burada cümle. Yani bunlarla birlikte hareket etme durumunuz oldu mu sizin?”

Tanık Mehmet Özcan: “Şenol Acar’ı çocukluğundan beri tanırım, Veli Paşa ile de bir ilişkisi olduğunu hiç duymadım kendisinden benim de Sedat Peker’le dediğim gibi hiç tanışmam bilmem kendisini tanımam.”

Mahkeme Başkanı: "Evet, bu Tuncay Güney isimli şahsı hiç görmüş müydünüz medyaya resmi görüntüsü yansıdı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Hayır resimlerini gördüm oradan da tanımadım çıkartamadım.”

Mahkeme Başkanı: "Peki, şimdi devamında Levent Uslukol’dan bahsediyor Uskol pardon Usko onların soyadı Ali İhsan amcanın oğlu Alaettin Çakıcı diye sormuş bir diğer soruşturmacı. Tuncay Güney diyor ki Alaettin Çakıcı var Alaettin Çakıcı ile Dündar Kılıç kızını öldürüldüğünden dolayı arası nane molla Alaettin Çakıcı’yla yani kendisi görüşmüyor, Alaettin Çakıcı’nın sıfıra indiğini düşünüyor, Savaş Çakıcı’yı sevmiyor entrikacı olduğu için kendisinin güvene itimat etmediğinden dolayı Gencer Çakıcı’yı zaten Alaettin Çakıcı’nın tetikçisi olarak bana şu yakın dönemde de Alaettin Çakıcı ile Gencer Çakıcı’nın arasının açık olduğunu söyledi, araları kötüymüş herhalde başka bir kin var diyor soruşturma sormuş Adil demiş Tuncay Güney Adil kim demiş, bunu herhalde sizin isminizi söylemeye çalışıyorlar. Soruşturmacı bu kez Hadil demiş ha Tuncay Güney bu kez ha Hadi Özcan yok Hadi Özcan’ı sevmiyor Hadi Özcan benim adımı diyor İzmit’teyken tutuyor muydu bilmiyorum ama Susurluk olayından sonra Hadi Özcan’ı sevmediğini biliyorum. Kaç kez kaç kere benim adıma baba diye çıkarttı diyor şey yaptı diyor Abbas Oğuz’la Hadi Özcan birbirine girdiler Abbas Oğuz’un kendi bana söylemişti Veli Paşa’nın adını böyle çıkardığı çıkarttığı onu yıprat… hırpalamış Hadi Özcan’la arası çok iyi değil burada sizin bi ad kullanma olayından bahsediyor böyle bir olay oldu mu başkasının adını kullandınız mı siz? Yani Hadi Özcan dışında başkasının adını kullanarak herhangi bir olay bir para alma veya herhangi bir şekilde başkasının adını kullandığınız oldu mu?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok hiç ömrümde ben adımı değiştirmedim.”

Mahkeme Başkanı: "Yo adınızı değiştirme değil yani sizin Mehmet Özcan ama siz Hadi Özcan olarak tanınıyorsunuz ama bir iş için işte ben falan kişinin adamıyım ben falan kişinin yakınıyım veya ben falan kişiyim deyip bir para alma herhangi bir haksız menfaat elde etme veya haksız olmasa bile başkasının adını kullanarak kendinize bir menfaat temin etme şeklinde herhangi bir olayınız oldu mu sizin?”

Tanık Mehmet Özcan: “Benim adımımı mı kullanmışlar?”

Mahkeme Başkanı: "Yok siz siz başkasının adını kullanmışınız.”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok.”

Mahkeme Başkanı: "Yok diyorsunuz, şimdi Dilovası isimli gizli tanık ifadesi alınmış burada da benzer bir anlatım var. Bu Dilovası motorlu taşıyıcılar kooperatifi ile ilgili beyanları vardı kendisinin, şimdi demiş ki burada yapılan bu kaçakçılık işlemlerinde Veli Küçük ve yanındaki Subayların bilgileri vardı. Gebze de o dönemde kooperatifte Veli Küçük, Hadi Özcan, Kürşat Yılmaz, Ahmet Tekin Baykal, Dev yolcu Mehmet Terzioğlu kendisi İstanbul dev yolda davası yargılandı cezaevinde yattı diye söylemiş. Dev yolcu Emin Dalkılıç veya Alkılıç dev yol örgütüne silah temin eden kişidir, dev yolcu Ali Ateş İstanbul dev yol davasıyla yargılandı cezaevinde yattı dev yolcu Engin Ege dev yol davasında yargılandı (bir kelime anlaşılmadı) Cemil Ata, Nurettin Ata isimleri sayılmış, sizin bu Dilovası motorlu taşıyıcılar kooperatifiyle ilgili herhangi bir ilginiz var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok hiç olmadı nerede olduğunu da bilmem ben.”

Mahkeme Başkanı: "Bilmiyorsunuz. Yani buradaki anlatıma göre sizin birlikte hareket ettiğiniz söyleniyor.”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok yalan kim söylüyorsa.”

Mahkeme Başkanı: "Peki. Şimdi yapılan işlemler anlatılırken şöyle denilmiş, yukarıda bahsettiğim Hadi Özcan, Kürşat Yılmaz, Mehmet Terzioğlu, Emin Alkılıç, Ali Ateş, Cemil Ata isimli kişiler civarda bulunan benzer şirketlere baskı yapıyorlardı, ellerinden nakliye imkanlarını alıyorlardı, şirket sahipleri ve çalışanları darp ediyorlardı ancak Jandarma tarafından korunuyorlardı, gözaltına alın… gözaltı yaşamıyorlardı ya da silahlarıyla birlikte alınıp yine silahıyla birlikte bırakılan kişiler vardı. Jandarma’nın bu kooperatife en büyük destek görüntüsü ve derin bağlantısı ise etraftan böyle algılanıyordu, bu şahısların yaptıkları yanlarına kalıyordu demiş. Yani yapılan işler konusunda sizin taşıma işlemi ile ilgili herhangi bir çalışmanız oldu mu?”

Tanık Mehmet Özcan: “Hayır hiç olmadı.”

Mahkeme Başkanı: "Bu İzmit bölgesinde bulunuyorsunuz değil mi siz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Hiç hiç olmadı hiçbir zaman olmadı.”

Mahkeme Başkanı: "Sizin bu yargılandığınız dava İzmit bölgesiyle ilgili mi?”

Tanık Mehmet Özcan: “İzmit’le ilgili.”

Mahkeme Başkanı: "Yani suç olarak ne iddia ediyorlar, suç iddiası neyle ilgili?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yapılmış bir şey yok hepsi teşebbüs aşamasında.”

Mahkeme Başkanı: "Ne yapılmış?”

Tanık Mehmet Özcan: “Ya birisinde zorla bir para almak istemiş, birisinin 80 milyar bir parası tahsil edilmek istenmiş falan bu gibi şeyler.”

Mahkeme Başkanı: "Ama teşebbüs aşamasında hepsi.”

Tanık Mehmet Özcan: “Hepsi teşebbüs aşamasında hiç kimseyi de tanımıyorum yapanları da tanımıyorum yapılanları da tanımıyorum müştekiler de onlar da beni tanımıyorlar.”

Mahkeme Başkanı: "Evet.”

Tanık Mehmet Özcan: “İddianamede bir tek koskoca iddianamede 165 tane telefondan bir tane telefonum var tek bir tane.”

Mahkeme Başkanı: "Evet.”

Tanık Mehmet Özcan: “O da suç değil.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam başka diyeceğiniz bir şey var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok.”

Mahkeme Başkanı: "Peki gidebilirsiniz. Bir dakika Savcı Bey’in bir sorusu var herhalde? Savcı Bey buyurun.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sayın Başkanım izninizle biraz önce atladım.”

Mahkeme Başkanı: "Buyurun.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Son dönem ifade veren Zihni Çakır isimli şahıs var tanıyor musunuz Zihni Çakır?”

Tanık Mehmet Özcan: “Zihni?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Çakır.”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Taner Ünal’ı tanıyor musunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Taner Ünal yabancı gelmedi o.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Vatansever Kuvvetler Güç Birliği hareketi derneği diye bir dernek duydunuz mu?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok tanımam, yok tanımıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Onun genel başkanlığını yapıyor aynı zamanda müteahhitlik yapıyor.”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok tanımıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Dava sanıklarından.”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Koray Çetinkaya’yı tanıyor musunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sanıklardan Hikmet Çiçek’te çıkan 6 nolu delil içerisinde şöyle bir yazı var 8 Kasım 1997 diyor Cavit, MİT raporunda adı Cavit olarak geçiyor, asıl adı bizde saklı Adapazarı’ndaki partililer aramış Ankara’ya geleceğini Doğu Perinçek ya da Hasan Yalçın’la görüşmek istediğini söylemiş. Hasan Yalçın’la görüştü görüşmeye bende katıldım, Cavit eski TİKP’li, Türkiye İhtilalcı Köylü Partisi yanılmıyorsam, Cavit isminde bir şahıs tanıyor musunuz Cavit?”

Tanık Mehmet Özcan: “Hayır tanımıyorum”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu şahsın vermiş olduğu birtakım bilgiler var. Bu bilgilerin son kısmında şöyle deniyor, Behçet Cantürk ve Şoförünün öldürülmesi Savaş Buldan, Hacı Karay ve Ahmet Yıldırım cinayetleri Tarık Ümit ve galerici Fevzi Aslan ile kardeşinin öldürülmeleri, infaz timi özel harekatçı polislerden oluşuyor dört kişiler ama bir eylem anında üçü geliyor biri dışarıda kalıyor bu dört kişi aralarında bir beşinci girerse eylemi yapmıyorlar eyleme yabancı götürmüyorlar bunlar muhtemelen Ayhan Çarkın ve arkadaşları, örgüt elemanları kokain ve eroin kullanıyorlar Ayhan Çarkın eroinman zaten malın kalitesini anlamak için kaçınılmaz olarak eroine eroine alışıyorlar bu konuda bilginiz var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Hayır, hiçbir bilgim yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İstanbul’da tefecilik de yapan bir avukat var Tarık Ümit’in akrabası Cavit bunun adını açıklayacağım diyor, Ümit cinayetinde kilit rolde Yusuf Ekinci ve Medet Serhat cinayetlerinde de rol aldığını belirtiyor. Kanlı kapışmalara neden olan 400 kilo eroin yurtdışına çıkarılmak isteniyor işin başında Çiller var piyasadan 60 ya da 80 kilo toplanıyor dışarıya çıkarılıyor dışarıdaki adam bu paranın üstüne yatıyor onu da açıklayacak diyor. Eroin ticareti özel harekatçıların denetiminde, Uyuşturucu ticaretinden yakalananlara polis açıkça bu işi bırakın bu iş bizim işimiz gidin limon satın diyor polisin yol verdiği tek satıcı Topal’dır, biz ona Fındıkzadeli Ömer deriz, tanır mısınız Ömer Lütfi Topal?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımam, hiç tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Topal’dan çok yüklü miktarda para koparanlardan biri de Hayri Kozakçıoğlu Topal’dan, Kozakçıoğlu, Mehmet Ali Yaprak’tan Ağar çok para aldı. Mehmet Ağar’ı tanır mısınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Kendisini tanımam, basından tanırım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ve devam ediyor Çatlı’yı, Eymür’ü, Eken’i Yeşil’i tanıyor Yeşil’le bir kez görüşmüşler öldürüldüğü inancında. Yeşil’in öldürüldüğünden bahsediyor böyle bir şey var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Bilmem.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu konuda bilginiz var mı siz Yeşil’le görüşüyorsunuz Yeşil’in telefonu 542 2145021 miydi o tarihlerde.”

Tanık Mehmet Özcan: “On senedir görüşmüyoruz.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hatırlıyor musunuz telefonla görüştünüz mü kendisiyle?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok. Telefon.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “10 yıldır görüşmüyorsunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Görüşmüyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Öldürülüp öldürülmediği konusunda bilginiz yok.”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kocadağ’ın Mercedes’i bilerek kamyonun altına soktuğunu düşünüyor, Kocadağları araları açılmıştı öldüreceklerdi, Kocadağ onları da öldürmek istedi diyor. Susurluk kazası ile ilgili sizin bir bilginiz var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hüseyin Kocadağ’ı tanıyor musunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kocadağ’ın İstanbul’daki adamı Mehmet Çağlar o da Alevi örgütle aralarının bozulmasının nedeni Kocadağ İstanbul rantını diğerleriyle paylaşmak istemiyor, bu yüzden Kocadağ okul müdürlüğü gibi pasif bir göreve veriliyor. Kocadağ ve Çağıllar hakkında ayrıntılı bilgi İstanbul’da Zorba Taverna’nın sahibi İlyas Atak Bilir, tanır mısınız İlyas Atak?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kayıp silahlar Nahçivan’da, Azerbaycan’da kampları var Haluk Kırcı Bucaklara dayanıyor şimdi Nahçivan’da. Haluk Kırcı’yı tanır mısınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Haluk Kırcı’yı tanırım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nereden tanırsınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Bir iki kere görüştüm kendisiyle, Çatlı’yla o işleri yaparken.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Efendim?”

Tanık Mehmet Özcan: “Çatlı’yla petrol işi yaparken bir iki kere görüştüm kendisinden.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “O ne iş yapıyordu o sırada?”

Tanık Mehmet Özcan: “Çatlı’nın yanında geziyordu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Oral Çelik’i tanıyor musunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Haluk Kırcı ile bir defa görüştünüz öyle mi sadece?”

Tanık Mehmet Özcan: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Çete gücünü koruyor Savcıların çekilmesi bu yüzden, Çakıcı’nın kalemi kırıldı Amerika’da olacağını sanmıyorum Çiller onu orada yaşatmaz, Çakıcı son zamanlarda para sıkıntısı çekiyor akrabaları da tedirgin televizyonları gene arıyor ama flash baskınından sonra kimse onu konuşturmaya cesaret edemiyor. Yaşar Öz’ün eski ortağı şimdi Romanya’da uyuşturucudan yatıyor, Yaşar Öz’ü tanır mısınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yenibosna’da ABS fren başbayiliği vardı bunların Yavuz’u orada gördüm, Yavuz İstihbaratçı soyadını bilmiyor, Yavuz Ataç’ı tanır mısınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Mehmet Eymür’ü tanır mısınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kaset var Yazıcıoğlu bu kaset’i Yılmaz’a gösterdi şimdi yok diyorlar, 6. filoyu Yazıcıoğlu yarattı, Sedat Peker’i yaratan korku Korkut Eken, Korkut Eken’i tanır mısınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hadi Özcan’ı yaratan da Veli Küçük.”

Tanık Mehmet Özcan: “Yalan.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Oral Çelik ile Haluk Kırcı arasında reislik kavgası var bu konuda bilginiz var mı?”

Tanık Mehmet Özcan: “Oral Çelik ile?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Oral Çelik ile Haluk Kırcı arasında reislik kavgası var.”

Tanık Mehmet Özcan: “Bilmem.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Çelik, Ağar’a Kırcı, Bucak’a dayanıyor. Sedat Bucak’ı tanır mısınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Bir kere gördüm.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nerede gördünüz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Kendi bürosunda.”

“Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Osman Gürbüz’ü tanıyor musunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hanefi Avcı’yı tanır mısınız?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hanefi Avcı’nın da tanık olarak ifadesine başvuruldu, kendisi sizin Veli Küçük ile irtibatınız olduğu yönünde beyanları oldu. Ne diyorsunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Sedat Peker kimdir diye bir kitap yazılmış Tekirdağ F Tipinde yatıyordum o zaman Hanefi Avcı söylüyor Sedat Peker’le Direj Ali beraber bende Yeşil’le beraber savaşıyormuşuz o zaman da Sedat… şey Direj Ali’nin kardeşi Mehmet Yasak’la beraber sohbetlere çıkıyoruz. Güldük, yalan baştan sona yalan neden yalan o yalanları söyler bilmem geçen gün Hüseyin Oğuz diye bir adamın kitabını getirdiler bana Yüksekova çetesinde Astsubaymış, Ayhan Çarkın Tarık Ümit’i biz öldürdük burada öldürdük diye günlerce anlatıyor, o Hadi Özcan’la Yeşil’i öldürdü Muğla’da öldürdü diyor. Birileri yazıyorlar bunları niye yazıyorlar, neden yazarlar bilmem yalan bunlar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hı, Hanefi Avcı ifadesinde şöyle diyor, 92 yılında İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü yaptığını bu dönem içerisinde görev gereği birçok şahsın irtibatlarını takip edildiğini o dönemde mafyacı olarak bilinen bu suçlardan çeşitli defalar yargılanan Sami Hoştan, Ali Fevzi Bir, Mehmet Özbay parantez içinde Abdullah Çatlı, Sedat Peker, Mehmet Hadi Özcan, Yaşar Öz’ün birebir o dönemde Kocaeli İl Jandarma Komutanı olarak görevli Veli Küçük ile irtibatlı olduğunun tespit edildiğini takip edilen kişilerin sürekli Veli abinin yanına uğradık şeklinde konuştuklarını tespit ettiklerini söylüyor, bu şekilde telefon dinlemeleri yapmışlar İstihbarat Müdürüymüş o dönemde 92 yılında bu bölgede mafya olarak tabir edilen Sami Hoştan, Ali Fevzi Bir, Mehmet Özbay, Abdullah Çatlı, Sedat Peker, Yaşar Öz ve siz takip edilirken telefon görüşmelerinizde Veli abinin yanına uğradık şeklinde beyanlarınız olduğunu ve o şekilde sizin Veli Küçük’le irtibatlı olduğunuzu tespit ettiklerini beyan ediyor ne diyorsunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Benim de mi?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Tanık Mehmet Özcan: “Yok yalan.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Osman Gürbüz’ü tanıyor musunuz?”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sahte Yeşil vesaire şeklinde ismi çıktı.”

Tanık Mehmet Özcan: “Tanımıyorum, gazetelerde görüyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Teşekkür ederim Sayın Başkanım (bir kelime anlaşılmadı).”

Mahkeme Başkanı: "Bir ara karar yapalım.”

  1   2   3   4   5   6   7   8   9

Add document to your blog or website

Similar:

TMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI iconTMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI

TMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI iconTMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI

TMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI iconCMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI

TMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI iconCMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI

TMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI iconTMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI

TMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI iconCMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI

TMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI iconCMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI

TMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI iconCMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI

TMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI iconCMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI

TMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI iconCMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ DURUŞMA TUTANAĞI

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page