ÖNSÖZ ÜZERİNE ÇÖZÜMLEMELER




Indir 293.94 Kb.
TitleÖNSÖZ ÜZERİNE ÇÖZÜMLEMELER
Page3/5
Date conversion19.03.2013
Size293.94 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.ideayayinevi.com/tgb_hegel/TGb_cözümlemeler/TGb_001_Önsöz.doc
1   2   3   4   5
§ 36. "Tinin dolaysız belirli-varlığı olarak bilinç iki kıpı, bilme

kıpısı ile bilmeye olumsuz nesnellik kıpısını kapsar."

Burada Hegel Görüngübilim'in Ansiklopedik Dizge ile bir

karşılaştırmasını yapar Görgünbilim'in öğesi Bilinçtir;

Ansiklopedi'nin öğesi ise Kavram ve Varlığın birliği. Görüngübilim

"Bilimin ilk bölümünü oluşturur" ve "Dolaysız belirli-varlık öğesi

öyleyse Bilimin bu bölümünün kendisini ötekilerden ayırdetmesini

sağlayan belirliliktir." Tinin dolaysız belirli-Varlığı Bilinçtir ve

Bilinçte "bilme kıpısı ile bilmeye olumsuz nesnellik kıpısı," Varlık

ve Kavram ayrı düşerler. Görüngübilim "bilincin yaptığı Deneyimin

Bilimidir"


§ 36. "Bilinç deneyiminde olandan başka hiçbirşey bilmez ve

kavramaz; çünkü deneyimde olan yalnızca tinsel tözdür."

Bilincin bu bilgisi görgül bilgidir ve görgül bilgi Kavramdan yoksun

değildir. Gerçekte görgül bilgi sözcüğün tam anlamıyla Bilincin

kendi kavramsal tözünü Doğada ve Tin alanında karşısına almasından

başka birşey değildir, çünkü bu iki sonluluk alanında da bilgi yine

kavramsaldan başka birşey değildir. Bildiğimiz herşeyi Kavram

yoluyla biliriz, ya da Bilgi özsel olarak Kavramsaldır. Giderek

düşüncenin karşıtı olarak görülen Duyu bile Düşüncedir ve Düşünce

yoluyla anlatılır. "Tin nesne olur, çünkü Tin kendine bir başkası

olma, e.d. kendi ‘kendi’sinin nesnesi olma ve bu başkalığı ortadan

kaldırma devimidir. Ve deneyim tam olarak bu devime verilen addır:"


Heidegger'in Fenomenolojik Ontoloji dediği şey tam olarak bilince

özgü bu öznelliktir. Bilincin içeriği fenomenolojiktir ve bu

fenomenolojinin içeriği olması gereken numenoloji tam olarak

Hegel'in tinsel töz dediği şeydir. Bu bilginin özüdür. Ya da bilgi,

tasarımsal ya da görgül olsa bile, özsel olarak kavramsaldır.

Fenomenolojik Ontolojinin dosdoğru Söylemden ya da Dilden yaptığı

etimolojik çözümlemesinin bütün bir bilinç olgusu ile ne denli

ilgisiz olduğu buradan çıkar Dil de usun görüngüsü olarak özünde

kavramsaldır. Ama kavram hiç kuşkusuz görüngüyü gerçek başlangıç

noktası olarak, gerçek varlık olarak alan Fenomenolojik Ontolojinin

varsayabileceği birşey değildir.


§ 37. "Bilinçte Ben ile onun nesnesi olan töz arasında yer alan

benzemezlik ya da özdeşsizlik onların ayrımıdır, genelde olumsuzdur.

Bu ikisinin de eksikliği olarak görülebilir, ama onların ruhu ya da

devindiricisidir. ..."

Doğal bilinç bileni bildiğinden ayırır, Ben ve Nesnesini haklı

olarak iki ayrı töz olarak görür. Çünkü bu kıpılar biri bilinçte,

Öznede, öteki ise dışsallıkta, Nesnede varolan bütünüyle ayrı iki

töz olarak görünürler. Buna göre bu doğal bilincin kendisinin bakış

açısı (örneğin Heidegger'in fenomenolojisi) bu öznellik içinde

kaldığı sürece hiçbir zaman bilgiyi — kavramsal bilgiyi — olanaklı

göremez ve görmemelidir, çünkü bunun için hiçbir zemini yoktur.

Bütün bir Kant felsefesinin temelinde yatan uçurum da yine aynı

bilinç bakış açısından zorunlu olarak gelir. Tüm bu fenomenolojik

felsefelerde eksik olan şey Hegel'in burada belirttiği kavrayıştır:

Bu ayrım özsel olarak bir ve aynı olan iç ve dışın ayrım olmayan

ayrımları, bir ve aynı "Tözün kendi kendisi ile özdeşsizliğidir."

Bir yanda tinsel Töz ya da kavramsal düşünce, öte yanda aynı

kavramsal temeli tözü olarak alan dışsal olgusallık arasındaki

eşitsizlik Tözün kendi ile eşitsizliği ya da benzemezliğidir. Ama

bilinç özsel olarak kavramsaldır, ussaldır, ve Zamandaki bütün bir

kuramsal devimi ve açınımı kendi biçimini Tözünün gerçek biçimine

özdeş kalma etkinliğidir.


§ 37. "... Tözün dışında olan biten, ona karşı bir etkinlik olarak

görünen, onun kendi edimidir, ve Töz kendini özünde Özne olarak

gösterir. Bunu tam olarak gösterdiği zaman, Tin belirli-varlığını

özüne özdeş kılmıştır; olduğu gibi kendine nesnedir, ve

dolaysızlığın, ve bilgi ile gerçekliğin ayrılmasının soyut öğeleri

yenilirler. Varlık saltık olarak dolaylı kılınır; — tözsel bir

içeriktir ki, o denli de Benin dolaysız iyeliğidir, ‘kendi’-gibidir

ya da Kavramdır. Bununla Tinin Görüngübilimi sonuçlanır."

Töz, yani tinsel Töz, yani bir bütün Egonun kavramsal içeriği yine

bütün bir dışsal varoluştaki kavramsal etkinlikte kendi özdeşini

bulur. Gerçekte doğal ve tinsel varoluşta Egodan bağımsız olarak

görünen etkinlik ve açınım Egonun kendi kavramsal açınımından başka

birşey değildir.

Bilincin kendinde dışsal saydığı edimsellik dünyası tam olarak onun

kendi tözselliği ile bir ve aynı olan nesnelliktir. Örneğin Kant'ın

kuşkucu ikiciliği bu öznelliğin kendisinin nesnellik, bu

kavramsallığın kendisinin ontolojik olduğunu doğrulayamaz. Kant'ın

"bilgi" dediği şey öznel anlak-kategorilerinin eytişimsel olmayan

bir oyunu olarak kalır ve Usun bütün işlevi bu kategorilerinin

oyununa düzenleyici ilke olarak göz kulak olmaktan öteye geçmez.


Kant'ın anlak-kavramları dediği şey hiçbir zaman kendinde-şeye

ulaşamaz ve bilinç yalnızca görüngü alanında kalırken kendinde-şey

alanı bilinemez bir öte-yan olarak kalır. Kant'ın aşkınsal felsefe

dediği şey bu ikiciliğin bakış açısı olarak bir fenomenolojiden, bir

bilinç felsefesinden başka birşey değildir. Bu felsefede bilgi,

bilim gibi şeyler yalnızca görüngüye sınırlı kalırlar. Görüngü ise

tam olarak öznel olandır. Ön-Sokratikler Görüngüyü bilgi nesnesi

olarak yadsır ve onu bir doxa olarak görürken, Kant aynı Görüngü

alanını bilginin ve bilimin biricik olanaklı toprağı olarak görür.

Parmenides "düşünülebilenin var olması zorunludur" derken (Doğa

Üzerine / Peri FuseoV; Gerçeklik Yolu / Aletheia), Kant Varlığı

düşüncenin sonsuz ölçüde uzağına öteler, çünkü Varlığı saltık

soyutlama olarak, böylece Düşünce olarak görmeyi başaramaz. Bu bakış

açısı Varlığı, bu en soyut olan ve hiçbir belirlenimi kabul etmeyen

en yoksul kavramı kendisinden başka birşey olarak, kendisinden daha

çoğu olarak, bilinmeyen belirlenimlerle donatılı bir kendinde-şey

alanı olarak görür. Aslında bu noktadaki felsefi çözülme

soyutlamanın kendisini kavramadaki bir yeteneksizlikten başka birşey

değildir. Burada açıktır ki felsefi bilinç kendini sıradan bilincin

düzeyine düşürür.


§ 37. "Bilinçte Ben ile onun nesnesi olan töz arasında yer alan

benzemezlik ya da özdeşsizlik onların ayrımıdır, genelde olumsuzdur.

.... Şimdi, bu olumsuz ilkin Benin nesne ile özdeşsizliği olarak

görünse de, o denli de Tözün kendi kendisi ile özdeşsizliğidir.

Tözün dışında olan biten, ona karşı bir etkinlik olarak görünen,

onun kendi edimidir, ve Töz kendini özünde Özne olarak gösterir.

Bunu tam olarak gösterdiği zaman, Tin belirli-varlığını özüne özdeş

kılmıştır; olduğu gibi kendine nesnedir, ve dolaysızlığın, ve bilgi

ile gerçekliğin ayrılmasının soyut öğeleri yenilirler. Varlık saltık

olarak dolaylı kılınır; — tözsel bir içeriktir ki, o denli de Benin

dolaysız iyeliğidir, ‘kendi’-gibidir ya da Kavramdır. Bununla Tinin

Görüngübilimi sonuçlanır."

Hegel Bilginin ve Bilimin olanağını insan düşüncesinin

kategorilerinin salt biçimsel soyutlamalar olmadıklarının, ontolojik

bir karakter taşıdıklarının anlaşılmasına bağlar. Bu anlamda Tinin

Görüngübilimi'nin bütün bir Kant ikiciliğinin yenilmesi gibi bir

hedefi vardır. Kant'ın yaptığı şey Varlık ve Kavramı ayırmaktır.

Tinin Görüngübilimi bunların birliği olan saltık bilgide sonlanır.


§ 37. "Bilinçte Ben ile onun nesnesi olan töz arasında yer alan

benzemezlik ya da özdeşsizlik ..."

Bilinçte Ben ve Nesnesi arasındaki ayrım bilginin sonluluğunu,

bilinemezciliği, kuşkuculuğu, kendinde-şeyi, aşkınsal olanı vb.

ileri süren tüm felsefelerin takıldıkları özdeşsizliktir. Gerçekten

de tüm bilginin düşünce olduğunun, bilinçte olduğunun, böylece

yalnızca ve yalnızca öznel olduğunun kavranışı Varlığın kendisinin

özsel olarak Kavram olduğunun anlaşılmasını getirir.

Bilinçte olan ve nesnel olarak varolan arasındaki ayrım, düşüncenin

bir töz ve özdeksel olanın bir başka töz olması tüm ikiciliğin,

bilinemezciliğin takıldığı noktadır.

Bilincin nesnesi ile tözsel ayrımı bilgi için bir olanak değil, bir

olanaksızlık olarak görünür. Bu ayrıma göre bilinç her zaman

nesnesine yabancı kalacak, çünkü nesnenin bilinçteki izdüşümü ya da

yansıması nesnenin kendisinden ayrı birşey olacaktır. Bu analitik

epistemolojinin olguya bakış açısıdır ve buna göre bilinç ve nesnesi

arasındaki ayrım hiçbir zaman yenilemez. Bu aynı zamanda

Görüngübilim'in kendisinin bakış açısıdır ve ayrımın yenilmesinde

sonlanır.

Bilinçte Ben ve onun nesnesi olarak görünen dışsal töz arasındaki

benzemezlik yanlış ya da yanlışlık olarak, olumsuz olarak, "olmayan

varlık" olarak kabul edilen şeydir. Bu yanlışlık ilkin tinsel Töz

olarak Ben ile dışsal sanılan Nesnesi arasındaki özdeşsizlik olarak

görünse de, nesnenin kendisinin Özne tarafından kurulan ve böylece

Benin kendi içinde kalan bir tasarım olduğu dikkate alınırsa,

benzemezlik ya da yanlışlık Ben ve ona dışsal bir nesne arasındaki

bir eşitsizlik değil, ama Benin kendi kendisi ile benzemezliğidir.

(Bu özdeşsizliğin görülmesi doğrudan doğruya yanlışın düzeltilmesini

ya da özdeşliğin kurulmasını getirir ve bununla bilincin yalnızca

kendisi değil, nesnesi de değişir. Bu noktayı Hegel daha sonra Giriş

bölümünde deneyimin çözümlemesinde ele alacaktır ). Tinsel Tözün

dışında olup bitiyor görünenler onun kendi edimidir. Tinin

belirli-varlığı, kendine verdiği görüngüsel biçim Tinin gerçek

kendisi ile özdeş kılındığı zaman, ya da Tin kendini nesne olarak

aldığını, nesnesinde salt kendi kendisi ile karşı karşıya geldiğini

gördüğü zaman, o zaman Kavram ve Varlık eşitlenmiş, bilgi gerçeklik

ile bir olmuştur.

Varlık saltık olarak dolaylı kılınır, yani Kavram tarafından

belirlenir; Tin nesnesinde, Varlıkta kendisinden başka birşey ile

ilişki içinde değildir, çünkü nesne olarak Varlık Benin dolaysız

iyeliğidir, "kendi-gibi"dir, Ben-gibidir, Ben ile bir ve aynı

tözdür. Ben özsel olarak Kavramdır.


§ 38. "Şimdi, Tinin deneyiminin o dizgesi salt Tinin görüngüsünü

kapsadığı için, dizgeden Gerçek şekli içinde olan Gerçeğin Bilimine

ilerleyiş salt olumsuz olarak görünür, ve insan yanlış olduğu için

olumsuzdan bağışlanarak dosdoğru Gerçeğe götürülmeyi isteyebilir:

Niçin yanlış olanla uğraşılsın?"

Görüngübilim Var olanla, Gerçek olanla değil, Oluş sürecinde olanla

ilgilenir. Bu düzeye dek Hegel'in Görüngübilim'in 'yanlış' olanla,

var olmayanla değil, görüş olanla, doxa olanla ilgilendiğini

söylemesi gerekirdi.


Görüngü Özün görgül varlığıdır. Görüngü olmadığı şeydir, zeminini ve

dolayısıyla varlığını kendisinden başka birşeyde taşıyandır,

dolaylıdır.

Görüngü Varlıktan daha yüksek bir basamaktır, ve kurgul felsefeye

yönelen eleştirilerin önemli bir bölümü Görüngüyü Varlık karşısında,

saltık olarak soyut olanın karşısında değersizleştirme suçlamasıdır.

Bu eleştiri de yine kurgul düşünceye yabancı soyutlamacı anlağın ya

da derin-düşüncenin kendini ileri sürme yoludur. Görüngü Yokluk ile

bir değildir. Varlığı da kapsar ve böylece Oluştur, değişimde

olandır. Buna göre görgül bilinç ya da görüngüsel bilinç bir

yanılsama değil ama yalnızca bir görüştür. Nesnesi vardır ve bu salt

bir görünüş ya da yanılsama değil ama Görüngüdür. Ama Görüngü o

denli de Yokluk kapsar, sonluluğu nedeniyle ortadan kalkmaya

belirlenmiştir. Kant Görüngüyü bilginin biricik nesnesi olarak

almakla görüş ya da sanıyı bilgiye eşitler, çünkü felsefesinde bilgi

öznel olandan, bilince sınırlı olandan öteye, gerçek varlık olan

kendinde-şeye ulaşmaz.


Tinin Görüngübilimi Yanlış Olanın Bir Çözümlemesi Midir?

Bilincin deneyiminden Bilime ilerleyiş olumsuz olarak görünür, çünkü

ilerleyiş bir oluş olarak, ve bu durumda Bilimin oluş süreci olarak

Ereğinde ortadan kalkmış olandır, idealdir, yalnızca olumsuz

varlıktır, ya da bu durumda yanlış olandır. O zaman 'Niçin

olmayanla, salt olumsuz bir moment olanla ilgilenilsin?' sorusu

doğar.

"Birşeyin yanlış olarak bilinmesi bilmenin Tözü ile özdeşsizlik

içinde olması demektir. Ama işte bu özdeşsizliktir ki [bilgide]

özsel bir kıpı olan genelde ayrımı oluşturur. Özdeşlikleri hiç

kuşkusuz bu ayrımlaşmadan oluşur, ve bu oluşmuş özdeşlik

Gerçekliktir."

Birşeyin yanlış olarak bilinmesi Bilginin ona dışsal Nesnesi ile

arasındaki bir eşitsizlik değil, Bilginin kendi kendisi ile bir

sorunu, özsel olarak kavramsal ya da mantıksal bir tutarsızlık

sorunudur. Bu iç tutarsızlık kendinde olumsuz olandır, ya da

gerçekte var olmayandır. Eğer bunun kavramın kendi ile çelişkisi

olarak görürsek, bu çelişkinin çözümü için güdü kavramın kendi

güdüsüdür ve bilgide ilerleme dediğimiz şeyi oluşturan etmendir.

Görüngübilim bilinç biçimlerinin bu kendi iç çelişkilerinin sürekli

ortadan kaldırılması yoluyla devinen bir açınım sürecidir.

Yanlış olan (var olmayan) Gerçek olanın (var olanın) doğum yeridir,

çünkü yanlış olan olmayan değil, kavramın nesnesi ile ayrımı değil,

kavramın kendi kendisi ile ayrımıdır


§ 39. "Gerçek ve yanlış devimsiz ve bütünüyle ayrı özler olarak,

biri burada öteki şurada, ortak hiçbir şeyleri olmaksızın yalıtılmış

ve kaskatı duran belirli düşünceler arasına düşerler."

Gerçek olan var olandır, doğru olan değil. (Doğruluk Kavramın değil,

bir tasarımın nesnesine karşılık düşmesidir.) Gerçek olmak bir

düşüncenin bir nesneye karşılık düşmesi değil, kavramına uygun olmak

ve böylece edimsel olarak varolmaktır.

§ 39. "Yanlış (çünkü burada salt ondan söz ediyoruz) ‘başkası’

olacak, bilmenin içeriği olarak Gerçek olan tözün olumsuzu

olacaktır. Oysa Tözün kendisi özsel olarak olumsuzdur, bir yandan

içeriğin ayrımlaşması ve belirlenmesi olarak, öte yandan yalın bir

ayırdetme olarak, e.d. ‘kendi’ ve genelde bilme olarak. İnsan hiç

kuşkusuz yanlış bilebilir. Birşeyin yanlış olarak bilinmesi bilmenin

Tözü ile özdeşsizlik içinde olması demektir."

Gerçek olan kendi kavramına karşılık düşendir, örneğin gerçek bir

insan, gerçek bir devlet, gerçek bir sanat yapıtı durumunda olduğu

gibi. Buna karşı yanlış olan "kendi Tözü ile özdeşsizlik" içinde

olandır.


1   2   3   4   5

Similar:

ÖNSÖZ ÜZERİNE ÇÖZÜMLEMELER iconÖNSÖZ M. Rifat Hisarcıklıoğlu Başkan ÖNSÖZ

ÖNSÖZ ÜZERİNE ÇÖZÜMLEMELER iconMODERN ENERJİ ORMANCILIĞI ORMANLARDAN BİYOKÜTLE ENERJİSİ ÜRETİMİ VE ÇÖZÜMLEMELER

ÖNSÖZ ÜZERİNE ÇÖZÜMLEMELER iconÇözümlemeler Aziz Yardımlı tarafından; Hegel’in metinleri alıntı imleri içinde

ÖNSÖZ ÜZERİNE ÇÖZÜMLEMELER iconÖNSÖZ İÇİNDEKİLER Sayfa No ÖNSÖZ i İÇİNDEKİLER ii GİRİŞ 1

ÖNSÖZ ÜZERİNE ÇÖZÜMLEMELER iconFacebook’tan profilimi izleyenler farkına varmış olacaklardır; bir süredir “romantizm” üzerine, “akademizm” üzerine, “oryantalizm” üzerine resim albümleri

ÖNSÖZ ÜZERİNE ÇÖZÜMLEMELER iconI.ÖNSÖZ

ÖNSÖZ ÜZERİNE ÇÖZÜMLEMELER iconÖNSÖZ ve TEŞEKKÜR

ÖNSÖZ ÜZERİNE ÇÖZÜMLEMELER iconİÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 7

ÖNSÖZ ÜZERİNE ÇÖZÜMLEMELER icon1. ÖNSÖZ YERİNE

ÖNSÖZ ÜZERİNE ÇÖZÜMLEMELER iconİÇİNDEKİLER ÖNSÖZ i

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page