AVRUPA BİRLİĞİ’NDE TURİZM SEKTÖRÜ




Indir 0.67 Mb.
TitleAVRUPA BİRLİĞİ’NDE TURİZM SEKTÖRÜ
Page8/13
Date conversion20.03.2013
Size0.67 Mb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.kto.org.tr/d/file/turizm-sektoru-2008.doc
1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   13

TABLO 13.Türkiye’de Turizm Sektörüne Sağlanan Teşvikler

Kanun

Sağladığı Kolaylıklar

2634 sayılı “Turizmi Teşvik Kanunu”

  • Kamu arazisi tahsisi.

  • Turizm kredileri.

  • İhracatçı sayılma.

  • Orman fonuna katkının taksitlendirilmesi

  • Ucuz elektrik, doğalgaz ve su ücretleri.

  • Haberleşme kolaylıkları.

  • Personel çalıştırılması.

  • Alkollü içki satışı.

  • Resmi tatil, hafta sonu ve öğle tatilleri.

4957 sayılı “Turizm Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”

  • Tarihi ve kültürel değerlerin yoğun olduğu yerler veya turizm potansiyeli yüksek yerlerin Bakanlar Kurulu kararıyla “Kültür ve turizm gelişim bölgesi” ilan edilebilmesi.

  • Kültür ve turizm koruma ve geliştirme bölgesi ilan edilen alanlardaki taşınmazların Türk ve yabancı uyruklu yatırımlara tahsisi konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yetkilendirilmesi.

  • Kültür ve turizm bölgesi içinde kalan özel mülkiyete tabi alanların da turizm yatırımlarına tahsisi için kamulaştırılmasına olanak sağlanması.

  • Kültür ve turizm bölgelerinde yer alan meraların Kültür ve Turizm Bakanlığınca onaylanan imar planı kararıyla getirilen kullanım amacına tabi olması.

  • Milli Parklar Kanunu ve Orman Kanunu kapsamında orman sayılan yerlerde imar planları ile turizme ayrılan arazilerin tahsis yetkisinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na verilmesi.




4875 sayılı “Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu”

  • Önceden şart koşulan izleme, onay, pay transferi ve minimum sermaye gibi şartlardan muaf olarak yatırım özgürlüğü sağlanması

  • Tek bir şeffaf ve tutarlı doküman ile yabancı yatırımcıların mevcut haklarının garanti altına alınması.

  • Doğrudan Yabancı Yatırım ve Yabancı Yatırımcılar tanımlarını uluslararası kabul görmüş standartlara yükseltmek.

  • Kazanılmış hakların korunması ve büyüme ve geliştirme için yatırımcı dostu ikliminin sürekliliğini sağlamak için gerekli politika değişimlerinin sağlanması.

5084 sayılı “Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”

  • Gelir vergisi stopajı.

  • Sigorta pirimi işveren paylarının ödenmesi.

  • Bedelsiz yatırım yeri tahsisi.

  • Enerji desteği.

Kaynak: Yunanistan ile Türkiye’de Uygulanan Turizm Yatırım Teşviklerinin Karşılaştırılması. 200610


Ülkemizde turizm yatırımlarında verimli teşvik mekanizması özellikle 1985-1991 yılları arasında uygulanmıştır. Söz konusu dönemde turizm yatırımları uzun vadeli, düşük faizli krediler ve hibe türü nakdi teşvikler ile desteklenmiştir. Ancak günümüzde hibe ve yatırım indirimi mekanizmalarının yürürlükten kaldırılması ile teşvik uygulamaları son derece sınırlı hale gelmiştir. Avrupa ülkelerinin çoğunda turizm alanında verilen teşvikler günümüzde varlığını korurken, Türkiye’de söz konusu teşviklerde gelinen nokta ülkemizin turizm alanındaki rekabet gücünü olumsuz yönde etkilemektedir. Avrupa Birliği ülkelerinin turizmi teşvik alanında benimsedikleri bu yaklaşımın ülkemizde de benimsenmesi turizm sektörünün gelişimi açısından önem taşımaktadır.

Diğer yandan Türkiye, turizm sektöründe aday ülkelerin de katılımına açık olan bazı AB programlardan yararlanabilmektedir. Bu programlardan en önemlisi Avrupa Akdeniz Ortaklığı bünyesindeki MEDA Programı’dır. MEDA Programı, Avrupa Akdeniz Ortaklığı çerçevesinde gerçekleştirilen projelere finansman desteği sağlamaktadır.

Türk turizmcilerinin araştırma ve teknoloji, KOBİ’lerin desteklenmesi, çevrenin korunması, kültürel mirasın korunması gibi konularda proje gerçekleştirerek AB’nin yardım olanaklarından faydalanmaları mümkündür.


Avrupa Birliği’nin ortak KOBİ tanımına göre AB’deki tüm turizm işletmeleri KOBİ

kapsamındadır ve AB turizm politikası KOBİ’lerin gelişimini teşvik eder. Bu kapsamda, turizm işletmeleri KOBİ’lere yönelik finansman kaynaklarından yararlanabilmektedir. AB’nin Türkiye’deki KOBİ’lere yönelik finansman fırsatları şunlardır:


  • Avrupa Yatırım Bankası Kredileri

Avrupa Yatırım Bankası Kredileri, Hazine Müsteşarlığı garantörlüğünde Türkiye’de sanayi, turizm, sağlık ve eğitim sektöründe faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli özel sektör projelerine aktarılmaktadır. Krediler belirlenen beş banka aracılığı ile kullanılmaktadır. Bu bankalar; Türkiye Sınai ve Kalkınma Bankası (TSKB), Türkiye Vakıflar Bankası, Türkiye Kalkınma Bankası (TKB), Türkiye Halk Bankası ve Ziraat Bankası’dır. Kredi kullanabilecek projenin toplam yatırım tutarı minimum 500.000 Euro, maksimum 25.000.000 Euro olarak belirlenmiştir. Kredi tutarı, yatırım tutarının % 50’si ile sınırlanmıştır. Vadeler; kredi olarak kullanımlarda en az iki yıl ödemesiz 6 yıl, finansal kiralama kullanımlarında ise en az 4 yıldır. Kredinin faiz oranları ise bankalara göre değişiklik gösterebilmektedir.


  • Orta Ölçekli İşletmeler için Kredi Programı

Toplam bütçesi 24 milyon olan projenin 4 milyon Euro’su AB tarafından, 20 milyon Euro’su ise Alman Yatırım Bankası tarafından karşılanmaktadır. Söz konusu kredi, orta ölçekli işletmelere yöneliktir. Bu kapsamda; krediden 150 kişiden az çalışanı olan ve yıllık cirosu 27 milyon Euro’yu geçmeyen işletmeler yararlanabilmektedir. Kredi, her türlü iş geliştirme amacı ile alınabilir ve sektörel herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır. Proje üstlenicisi Alman Yatırım Bankası Akbank, İş Bankası ve Dışbank ile anlaşma imzalamıştır ve kredi başvurusu için bu bankaların şubelerine, ayrıntılı bilgi için ise Alman Yatırım Bankası Ankara bürosuna başvurulabilir.


  • Küçük İşletmeler İçin Kredi Programı

Söz konusu kredi programı Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezlerinin (ABİGEM) açıldığı İzmir, Gaziantep ve İzmit illerine öncelik vermektedir. 50 kişiden az çalışanı olan ve 1 milyon dolardan az varlığı bulunan işletmeler küçük işletme kapsamındadır. İşletme başına maksimum 30.000 Euro kredi alınabilmekte ve proje bazında iş geliştirme ile ilgili her konuda kredi başvurusu yapılabilmektedir. Bu krediler Dışbank, Finansbank ve Türk Ekonomi Bankası aracılığı ile kullanılmakta ve ilgilenenlerin bu bankalara başvurmaları gerekmektedir.11


3.3. TÜRKİYE’NİN TURİZM SEKTÖRÜNDE AB’YE UYUMU


Turizm, Türkiye ile AB arasında ekonomik ve sosyal ilişkilerin güçlendirilmesinde önemli rol oynamaktadır. Türkiye’yi ziyaret eden turistlerin yarıdan fazlasının AB ülkelerinden gelmesi ve Türkiye’nin dünya turizm pazarında başta AB ülkeleri ile rekabet etmesi nedeniyle AB’nin yeni turizm politikası Türkiye’yi yakından ilgilendirmektedir. AB ülkelerinde turistik hizmet kalitesinin artması ve turizm faaliyetlerinin çeşitlenmesi karşısında Türk turizminin takınacağı tavır, Türkiye’ye yönelik talebin artması açısından önem teşkil etmektedir.

AB ile bütünleşme aşamasındaki Türkiye, turizm sektöründe tam uyumu sağlamak amacıyla, yasal mevzuat ve kurumsal örgütlenme açısından önemli adımlar atmak zorundadır. Turizmle ilgili tüm alanlarda uyum çalışmalarının AB politikaları doğrultusunda yürütülmesi gerekmektedir. Bu bağlamda rekabet gücü yüksek, gelişen ve değişen tercihler göz önünde bulundurularak yeni turistik ürünlerin yaratılması; sektörün ulaşım, çevre ve yerel yönetim boyutuna önem vermesi; AB normlarında etkin bir teşvik sisteminin benimsenmesi; AB’den sektöre gelecek fonların etkin kullanımının sağlanması, alınması gereken önlemlerin başında gelmektedir. Bu girişimler; turizm kalitesi yüksek, çevreye uyumlu, finansman gücü sağlam bir yapının temelini oluşturmak için önemlidir.

Bu aşamada, kamu ve özel sektörün son derece dinamik gelişmelere sahne olan turizmde AB içindeki gelişmeleri yakından izlemesi ve gerekli önlemleri zamanında alması gerekmektedir. Ayrıca, AB’de turizm işletmelerinin KOBİ olarak sayılıp özel teşviklerden yararlanması Türkiye’de ise hizmet sektörü dışında tutularak sadece sanayi işletmelerinin KOBİ olarak değerlendirilmesi Türk turizmi açısından haksız rekabeti artırmaktadır.

AB ile müzakere sürecinde turizm sektörünü en fazla zorlayacak olan konu çevredir. Başta katı ve sıvı atık yönetimi olmak üzere çevre için öngörülen tüm standartlar hem yerel yönetimlere hem de turistik tesislere, yeni veya ilave yatırımlar yapma zorunluluğu getirmektedir. Turizm işletmelerinin enerji ve su kullanımında tasarruf sağlayıcı ve atıkları azaltma yönünde önlemler almanın, işletme maliyetlerini artırmakla birlikte sürdürülebilir bir

turizmin gelişmesine katkı sağladıklarının bilincine varmaları gerekmektedir. Nitekim turizm ürün ve hizmet sunumunda çevre yönetim normlarını dikkate almayan işletmelerin, uluslararası turizm pazarında tutunmalarına artık imkansız olarak bakılmaktadır. Rekabet edebilmek için eko-turizm ve çevre standartlarına uymak gerekmektedir.

AB turizm politikası Türk turizm sektörüne başta çevre olmak üzere çeşitli alanlarda yeni yükümlülükler getirmektedir. Turizmde rakiplerin markalaşma düzeyine ulaşmak amacıyla, AB ile şekillenen işbirliği, çevreyi koruma, eğitim, bilişim, kamu sağlığı, gıda güvenliği, uluslararası altyapı ve ulaştırma ağları politikalarına daha etkin bir katılımı gerektirmektedir.12


3.4. TURİZM SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ


Ülkemizde Turizm sektörünün belki de en temel problemi belirgin bir ana politikasının bulunmamasıdır.  Türkiye’nin iç politikasında görülen sık değişimler, makro turizm politikalarının oluşmasını ve yeterli ve gerekli bir turizm stratejisi geliştirmesini engellemiştir. Makro bir turizm politikası olmadan yapılan girişimler bütüncül bir yaklaşımı olanaksız kılmaktadır. Bu nedenle her türlü siyasi yapıdan uzak güncel ve gerçekçi bir turizm politikası her yönü ile bölgesel ve çeşitsel olarak takip edilmelidir.

Turizmciler 2007 yılını iyi geçirse de önemli sorunlarla da karşı karşıya kalmıştır. Ülkemizde turizm sektörünün sorunlarını ana başlıklar itibari ile şöyle sıralayabiliriz:


3.4.1. Kalifiye Eleman Eksikliği

Sektörün en önemli sorunlarından biridir. Sektörle ilgili yetişmiş eleman bulmak oldukça zordur. Turizm sektöründe çalışan işgücünün yeterli vasıflara sahip olmaması hizmet kalitesini düşürmekte ve turizm gelirinin istenilen seviyeye ulaşmasını engellemektedir. Turizm eğitimi veren liselerin, meslek yüksek okullarının ve lisans düzeyinde eğitim veren dört yıllık yüksek okulların yetiştirdiği kalifiye elemanlar ise sayılarının azlığı nedeniyle sektörün derdine deva olmamaktadır. Turizm sektörünün günümüzdeki yapılanma şekli ve mevcut durumu da kalifiye olarak tabir edilen eğitimli ve işinin uzmanı personelin sektör dışına çıkmasına neden olmaktadır.

Türkiye’nin toplam turizm yatırımları içindeki payı % altmışları bulan Antalya, her sene yatak kapasitesindeki % onluk artış hızıyla turizmin hizmetine büyük bir arz sunmaktadır. Bununla birlikte arzın kontrolsüz gelişimi de nitelikli eleman sıkıntısını daha da arttırmaktadır. Son dönemde Türk turizminin en büyük sıkıntısı olarak kabul edilen arz talep dengesizliği yıkıcı bir fiyat rekabetini de beraberinde getirmektedir. Rekabetin doğal sonucu olan fiyat düşüşleri ile birlikte, alkollü içeceklerden alınan ÖTV, telif hakları yasası, ve diğer bütün maliyetlerin yüksekliği de sektörü daha az ücret ödeyerek kalifiye olmayan elemanların istihdamına yöneltmektedir

Personel ücretleri ve de sigorta primleri turizm sektörünün belli başlı harcama kalemleri arasında yer almaktadır. Dönemsel nitelikli turizm faaliyeti kalifiye elemanın istikrarlı bir şekilde istihdamında önemli bir engel oluşturmaktadır. Konaklama işletmeleri kış turizminde kapılarını açık tutmakla birlikte bu dönemde en azından istihdam üzerindeki vergiden kurtulmak için birçok elemanın işine son vermek durumunda kalmaktadır.

Turizmin geliştiği son yirmi yılda eğitimli alt ve ara eleman açığı hemen hemen her ilde açılan Turizm Meslek Liseleri ile kapatılmaya çalışılmıştır. Ülke genelinde liseden sonra iki yıl eğitim veren Turizm Meslek Yüksekokulları ile dört yıl turizm işletmeciliği eğitimi veren okullar ise her yıl binlere varan sayıda mezunla sektörün ihtiyacı olan ara ve üst yöneticilerini yetiştirmektedir. Ancak sektör temsilcilerinin umut bağladığı turizm öğrencilerinin büyük bir


bölümü de sektör ile ilgili ne yazık ki karamsar bir tablo çizmektedir. Öğrencilerin çoğu, okullarını bitirip de iş hayatına atıldıkları zaman kendi beklentilerini karşılayacak bir kariyer rotası çizememekten korkmaktadır. Önemli bir kısmı da zaten turizmin içinde çalışmayı hiç ama hiç düşünmemektedir. 13

Hal böyleyken istihdam sorunu turizm sektörünün en çok tartıştığı ve de çözüm bulmaya uğraştığı sorunların başında gelmektedir. Sektör üyeleri yaklaşık 50 bin yeni istihdama gerek duyulduğunu ifade etmektedir.

Ülkemizin dinamik sektörü turizm alanındaki istihdam sorunun çözülmesi için öncelikle çalışanlar için bir “Meslek Yasasına” ihtiyaç bulunmaktadır. Ülkenin en dinamik sektörü kabul edilen, her yıl milyonlarca dolar yatırım yapılan, tanıtım için ciddi paralar harcanan turizm sektöründeki işletmelerinde çalışanların ve yöneticilerin turizm eğitimi almış olma zorunluluğu yasayla mutlaka düzenlenmelidir. Uygulamaya konulacak “Turizm Meslek Yasası” sayesinde turizm alanında mutfak servis ve kat hizmetleri alanında çalışanların görev tanımları yapılır ve otellere bu alanda eğitim almış olanların çalıştırma zorunluluğu getirilir. Bu sayede de Turizm Eğitimi veren okullar çok cazip hale gelir, yenileri açılır, üniversite kapılarında bekleyen pek çok genç iş garantisi ile turizm okullarına yönelir. İşletmecilerin de her sezon başı sayıları binlere varan eleman arama telaşı da ortadan kalkar.

Turizm sektörünün gelişiminde önemli bir katkı sağlayan bu eğitimli işgücü maalesef bir örgütlenme içinde değildir. Ülkemizde berberlerin, bakkalların, terzilerin, şoförlerin dahi ülke genelinde kanunla belirlenmiş ve her ilde temsilcilikleri olan örgütlenmeleri var iken turizm sektörüne yön veren eğitimli insan gücünün altında toplanacakları bir çatı maalesef yoktur. Milyar dolarla ifade edilen rakamlarda gelir elde edilen turizm sektöründe yetişmiş eğitimli kadrolarının kanunla belirlenmiş bir örgütlenmeye ihtiyaçları vardır.


3.4.2. İmaj Sorunu

Dikkatle ve bilimsel açıdan bakarsak Türkiye aslında en büyük ekonomik sektörünü en az ciddiye alan bir ülke görünümündedir. 2006 yılında, turizm bütün dünyada ilerlemeye devam ederken Türkiye’de gerilemiş, turist sayısı ve turizm gelirindeki bu azalma, kuş gribi, karikatür krizi, Trabzon’daki papaz cinayeti, insan hakları ihlalleri, töre cinayetleri, terör, kap-kaç vb. gelişmelerden kaynaklanmıştır. Bu istenmeyen toplumsal ve sosyal olaylar Türkiye’nin marka imajını bozmuştur. Bu nedenle sektörde “İMAJ” sorunu ciddi biçimde ele alınmalıdır.

Ülkelerin sahip olduğu imaj ve yaratılan markalar, bulundukları coğrafi alana, dinlerine ve siyasi arenadaki rollerine göre de değişmektedir. Turizm sektörü bu nedenle, başarısı ince ayrıntılarda saklı bir sektör niteliği kazanmaktadır. Bu durumda, Türkiye imajına sahip çıkmak gerekmektedir. Birkaç istenmeyen olay Türkiye'nin ürünleri ve insanlarına yönelik


algıyı bozmakta, turizm ortamı açısından ülkemizi İsrail ve İran'ın yanına, 36'ıncı sıraya itmektedir. Avrupa’da, temel turistik değerlerden olan tarihsel geçmiş, müze ve anıtlar sıralamasında 3'üncü, mimarlık ve güzel sanatlarda 10'uncu, ödenilen paraya en fazla karşılık alacağınız ülke sıralamasında ise 4'üncü sırada olan Türkiye’nin “toplumsal ortam” nedeniyle uğradığı turizm kaybı kabul edilebilir değildir. Bu çerçevede Türkiye’nin daha etkili bir pazarlama ve tanıtım politikasına ihtiyaç vardır.

Bu çerçevede Türkiye’de kriz yönetimini doğru yapabilecek, daha öncesinden tanıtım altyapısını iyi oluşturacak bir Turizm Üst Kurulu’na ihtiyaç vardır. Bu üst kurul özerk, devletle özel sektörün içinde bulunduğu, Türkiye imajını, tanıtımını, doğru, sürekli, kaliteli yapacak, dünyaya Türkiye imajını doğru verecek bir kurul olmalıdır.

Türkiye tanıtımın yanı sıra mutlaka lobi çalışması da yapılmalıdır. Türkiye’nin her ülkenin lobi firmalarından birini bularak lobi çalışmaları yapması ve Türkiye hakkında pozitif enerji doğurmaya çalışılması gerekmektedir. 14

1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   13

Similar:

AVRUPA BİRLİĞİ’NDE TURİZM SEKTÖRÜ iconSüt Sığırcılığı Sektörü- Veteriner Hekimlik ve Avrupa Birliği Hakkında Görüşler

AVRUPA BİRLİĞİ’NDE TURİZM SEKTÖRÜ iconAVRUPA BİRLİĞİ KOMİSYONU TARAFINDAN TÜKETİCİ HAKLARINA İLİŞKİN HAZIRLANAN DİREKTİF ÖNERİSİ VE SİGORTA SEKTÖRÜ AÇISINDAN ÖNEMİ

AVRUPA BİRLİĞİ’NDE TURİZM SEKTÖRÜ iconAVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE DELEGASYONU Press Release / Basın Duyurusu Şefika Kutluer ve Avrupa Birliği Oda Orkestrası Konseriyle

AVRUPA BİRLİĞİ’NDE TURİZM SEKTÖRÜ iconAVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE DELEGASYONU Press Release / Basın Duyurusu AVRUPA BİRLİĞİ, ANKARA-ZONGULDAK DEMİRYOLU HATTININ MODERNİZASYONUNU DESTEKLİYOR

AVRUPA BİRLİĞİ’NDE TURİZM SEKTÖRÜ iconAvrupa Birliği sürekli pedal çeviren bir bisiklete benzetilirse, bu yolda en uzun yol alan kurum olan Avrupa Birliği Parlamentosu’nun evrimini açıklayınız”

AVRUPA BİRLİĞİ’NDE TURİZM SEKTÖRÜ iconAVRUPA BİRLİĞİ YA DA AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE KATKISI İLE FİNANSE EDİLEN PROJELER İÇİN ÇERÇEVE ANLAŞMA KAPSAMINDAKİ VERGİ MUAFİYETLERİ İLE İLGİLİ BİLGİ NOTU

AVRUPA BİRLİĞİ’NDE TURİZM SEKTÖRÜ iconKonuya kısa bir giriş yaptıktan sonra uzun bir zaman dilimini kapsayan Avrupa Birliği-Türkiye ilşkilerini,Avrupa Birliği’nin tarihinden başlayarak,günümüze değin geçirdiği evreleri ve gelecekten beklentilerini sistematik bir yaklaşımla ele alalım

AVRUPA BİRLİĞİ’NDE TURİZM SEKTÖRÜ iconTurizm çeşitleri, Turizm Endüstrisinin genel yapısı, Çevre ve sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir turizm, Eko-Turizm, Alternatif Turizm, Seyahat İşletmeleri ve

AVRUPA BİRLİĞİ’NDE TURİZM SEKTÖRÜ iconTURİZM VE OTELCİLİK SEKTÖRÜ EĞİTİMLERİ GRUBU

AVRUPA BİRLİĞİ’NDE TURİZM SEKTÖRÜ iconTURİZM VE OTELCİLİK SEKTÖRÜ EĞİTİMLERİ GRUBU

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page