TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER




Indir 29.63 Kb.
TitleTÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER
Date conversion23.03.2013
Size29.63 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.edebiyategitimi.com/downloads/10ted_konular/unit1/unit1_bolum2_turk_edebiyatinin_done



TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER

Edebiyat güzel sanatlardan biridir ve insanla başlar. Türk edebiyatı da çok eski devirlere dayanır. Türk ede­biyatı zaman içinde değişik medeniyetlerin etkisinde kalmıştır. Bu durum, birtakım kültürel farklılıkları, farklı lehçe ve şivelerin oluşumunu, farklı medeniyetlerden etkilenmeyi ve farklı edebiyatlara sahip olmayı berabe­rinde getirmiştir. Böylece Türk edebiyatında değişik dönemler oluşmuştur. Şimdi bu dönemlerin belirlenmesinde yararlanılan ölçüt­leri sıralayalım.


Dil anlayışı: Edebî eserin asıl malzemesi dildir. Top­lumların yaşama tarzı ile edebiyat ve sanat arasında ilişki vardır.

Türkler, Orta Asya'da göçebeliğe dayanan bir yaşam sürüyorlardı. Doğayla iç içe olan bu yaşam tarzına uy­gun bir dil kullanıyorlardı. Daha sonra batıya doğru göç eden Türkler, önce Müslüman İranlılar ve Araplarla kar­şılaştılar. Böylece Türklerin yaşam tarzı da değişmeye başladı. Arapça ve Farsça kelimeler ve kurallar dile gir­di. Sanat zevkinde farklılaşma oldu. Bütün bunlara pa­ralel olarak "yüksek zümre" edebiyatı ortaya çıktı.

Aslında her toplumda içinde bulundukları ortam, aldık­ları eğitim, sahip oldukları dünya görüşü ve yaşama tarzları itibarıyla değişik türden insanlar bulunur. Bu­nun doğal sonucu olarak da her toplumda bir "yüksek zümre edebiyatı" bir de "halk edebiyatı" ortaya çıkmış­tır. Türk edebiyatı da tarih boyunca bu iki kanaldan iler­lemiştir. Tanzimat'tan sonra dil ve edebiyat, Batı edebiyatından etkilendi. Her alanda Batı'yı örnek alan sanatçılar, eser-erini Batı edebiyatının biçimleriyle vermeye başladı. 3u süreçte dilde sadeleşme eğilimi gözlendi. Dil anlayışındaki bu farklılaşma edebî dönemlerin belir­lenmesinde dikkate alınmıştır.


Kültürel farklılaşma: Bir milletin dil, din, duygu, düşünce ve yaşama tarzındaki bütünlüğe kültür denir.

Türkler, İslamiyet öncesinde atlı-göçebe kültürünü ya­şıyorlardı. Türklerin İslamiyet'i kabul etmesiyle "bozkır kültürü" yerini, yavaş yavaş yerleşik ve yazılı kültüre bı­rakmaya başladı. Bu değişim, edebiyata da yansıdı.

İslamiyet'in kabulünden Tanzimat'a kadarki dönemde Türk edebiyatında İslam kültürünün etkisiyle "dinî mo­tifler" ağırlık kazandı. Tanzimat'la Batı'ya açılan Türk edebiyatı Batı kültürünün etkisine girdi. Bu nedenle edebî eserlerin biçim ve içeriğinde de değişmeler oldu. Sonuçta 1860'tan sonraki Türk edebiyatı Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatı olarak adlandırıldı.


Dinî hayat: Türkler önceleri "Şamanizm" inancına sa­hipti. Kimi Türk toplulukları daha sonra "Mani" ve "Bu­da" dinlerine girdi. Bu değişiklik, edebî eserleri de etki­ledi. Ancak din, edebiyat üzerindeki asıl etkisini İslam dininin kabul edilmesiyle gösterdi.

X. yüzyıldan itibaren Müslüman olmaya başlayan Türk­ler, İslamiyet'in etkisiyle büyük bir edebiyat geliştirdi. Bu değişim, edebiyatın yanında resim, minyatür, ağaç işlemeciliği ve mimaride de kendini gösterdi. Hatta "hat" sanatı gibi yeni sanatların başlangıcı oldu. XI. ve XII. yüzyıllarda Müslüman Araplar ve İranlılarla karşıla­şan Türkler edebî, kültürel, siyasi ve askerî alanda kar­şılıklı etkileşim yaşadı. İslâmiyet'in kabulünden sonra edebiyatımızda köklü değişiklikler oluşmuştur. Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular ve Osmanlılar gibi büyük devletler kuran Türkler, Araplar ve İranlılarla yakın ilişkiler içinde olmuşlardır. Bu ilişkiler sonu­cunda dil ve edebiyatımızda, İran ve Arap dil ye edebiyatların etkileri görülmüştür. İslâmiyet'in etkisi altında gelişen edebiyatımız Tanzimat'a kadar devam etmiştir. Bu biçim, içerik ve amaç değişikliklerinden dolayı Türk edebiyatının X. yüzyıldan Tanzimat'a kadar olan bölü­mü, İslamiyet'in etkisindeki Türk edebiyatı olarak ad­landırılır.


Dil coğrafyası: Bir dilin bilinmeyen bir dönemde ayrı­lan kollarına lehçe denir. Türkçenin Yakutça ve Çuvaşça olmak üzere iki lehçesi vardır. Bu lehçelerle Türkiye Türkçesi arasında büyük ses ve kelime farklılıkları vardır.

Bir dilin takip edilebilen tarihî süreç içinde ayrılan kol­larına ise şive denir.

Türkçenin tarihî gelişimi 8. yüzyıldan itibaren izlenebil­mektedir. Çünkü ilk yazılı kaynaklar olan "Orhun Abide­leri" bu döneme aittir.

Türkler Orta Asya'dan boylar hâlinde değişik kıtalara yayılmışlar, geniş coğrafyalarda büyük devletler kur­muşlardır. Türklerin birbirinden uzak yerlerde farklı devletler kurmaları farklı şiveleri ortaya çıkarmıştır. Şi­veler arasındaki bu farklılıklar, kelimelerin yapı, çekim ve ses (fonetik) özellikleriyle ilgilidir. Farklı coğrafyalar­da ve değişik kollar hâlinde gelişen Türkçe, bu süreç sonunda, Azeri Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türk­çesi, Türkiye Türkçesi ve Balkan Türkçesi gibi şivelere kavuşmuştur.


Sanat anlayışı: Sanatın tek bir tanımı yoktur. Sanat; zamana, duruma, kültüre göre değişik şekillerde algı­lanmıştır. Bu farklılaşma, edebiyata da yansımış; edebî akımları doğurmuştur. Sanat algılamasında bu farklılık­lar edebî dönemlerin belirlenmesinde bir ölçüt olarak kullanılır. İslamiyet'ten Önceki dönemlerde Türkler arasında sa­natı toplumun ihtiyaçları belirlemiştir. Toplum kendini sanat ürünleriyle ifade etmiştir. O dönemlerde sığır, yuğ, şölen tö­renlerinde toplumun önünde yer alan kam, baskı, şaman" gibi din adamlığı, şair, hekim vb. yönleri bulunan kişiler önemli rol oynamış ve törenlerin din eksenli düzenlenmesin­de ön ayak olmuşlardır.

İslamiyet'ten sonraki dönemlerden XIX. yüzyılın orta­larına kadar devam eden Divan edebiyatının sanat anlayışı, güzel ve sanatlı söz söyleme şeklindedir. Toplumsal konular ön plana çıkmamıştır, sanat yapmak esastır.

Batı etkisindeki Türk edebiyatı döneminin Tanzimat ayağında sanat, topluma hizmet etmiş bir süre. Ancak Tanzimat'ın ikinci döneminin sanatçıları olan Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan sanatı sırf sanat ol­duğu için yapmışlar ve toplumu gözetmemişlerdir.

Servetifünun ve Fecriati dönemlerinde sanat sanata hizmet etmiş, toplum göz ardı edilmiştir. Sanatçılar, bireysel düşüncelerini ön plana alarak eserlerini oluşturmuşlardır.

Millî edebiyatla birlikte memleketçilik ve Cumhuriyet döneminde de Anadoluculuk anlayışı sanatı yönlendirmiştir.

Dikkat edilirse, Türk edebiyatının devirlere ayrılmasında sanat anlayışının önemli bir yeri olduğu görülecektir.


Yaratıcısı Belli Olan - Olmayan ürünler

Deyim, atasözü, mani, ninni, destan, ağıt gibi Anonim Halk edebiyatı ürünleri, söyleyeni belli olmayan ürünlerdir. Bunun yanında, Divan-ı Lügati't-Türk" Kaşgarlı Mahmut'un kaleme aldığı eserdir. İki örnekten de anlaşılacağı gibi söyle­yeni veya yazanı belli olan veya olmayan ürünler de edebiya­tın adlandırmasında önemlidir.


Türk Edebiyatının Dönemleri

Başlangıcından zamanımıza kadar yüzyıllar boyunca süren edebiyat tarihimizi belli devirlere ayrılmıştır.

Türk tarihinde iki dönüm noktası vardır. Bunlar, Türk tarihinin akışını değiştirmiş ve yeni devirlerin başlangıcı ol­muştur. Bu dönüm noktalarından biri İslam dinin kabulü, öte­ki de Batı'ya yöneliş hareketidir. Birincisinde Türkler, İslam uygarlığının kurulup gelişmesine önemli katkılarda bulun­muşlardır. İkincisi ise, Batı uygarlığını siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik birçok olayların baskısı altında benimsemeye koyulmuşlar ve güçlüklerle karşılaşmışlardır. İşte Türk edebi­yatı tarihini bu dönüm noktalarına göre devirlere ayırırız:


Sözlü dönem : Edebiyat, müzik eşliğinde dile getiril­miştir. Biçim ve içerik millî özellikler taşır. Şiirsel söyle­yiş hâkimdir. Dil, dış etkilerden uzaktır. Daha çok; do­ğa, aşk ve ölüm konuları işlenmiştir. Ürünler genelde anonimdir. Destanlar bu dönemin ürünü olduğundan bu döneme "Destan Dönemi" de denir.


Dinî dönem: Bu dönem, İslam inancıyla, Müslüman Araplar ve İranlıların oluşturduğu ortak kültür ve edebi­yatın etkisinde gelişmiştir. Dilde gittikçe yoğunlaşan bir Arapça-Farsça etkisi görülür. Anonim ürün azdır. Düz yazı yaygınlaşmakla birlikte, nazım türlerinin ağırlığı devam eder. Arap ve İran edebiyatlarından nazım tür ve biçimleri öne çıkmıştır. Şiirde daha çok, bireysel duygular işlenmiştir. Halk tabakalarıyla seçkinlerin dili, edebiyat anlayışı farklılaşmıştır. "Yüksek zümre" edebi­yatı oluşmuştur.




Modern dönem: Batı'da Rönesans, Reform hareket­leri, Aydınlanma Çağı, Sanayileşme süreçleri sonunda dinin yerini akıl kavramı almış ve bireyin dünya ile iliş­kilerinin ön planda tutulduğu bir dönem başlamıştır. Bu anlayış, Tanzimat'la birlikte Türk edebiyatına yansımış­tır. Bu dönemde Batı'dan alınan türler kullanılmış, ge­rek biçim gerek içerik açısından Batı edebiyatı örnek alınmıştır.

Edebî Dönemlerin Zihniyetle İlişkisi

Bir dönemdeki sosyal, siyasi, adli, askerî, dinî güçlerin, sivil toplum örgütlerinin, ticari hayatın, eğitim etkinlikle­rinin birlikte oluşturduğu ve bunların hiçbirine indirgenemeyen duygu, anlayış ve zevk bütününe "zihniyet" denir.

Genellikle çadırlarda yaşayan eski Türkler gerek kendi aralarında gerekse komşularıyla sürekli mücadele ederdi. Bu yaşama tarzına uygun olarak sözlü bir ede­biyat oluşturmuşlardı. Bu dönem edebiyatının hâkim zihniyeti "kavmî özelliklerdi. Bunun sonucu olarak da sözlü dönemde "koşuk, sagu, sav, destan" gibi türler ortaya çıkmıştır.


Türkler İslamiyet'e girince edebiyattaki hâkim zihniyet "din eksenli İslam medeniyeti" oldu. Türkler İslami­yet'in etkisinde geliştirdikleri bu edebî dönemde Arap ve Fars (İran) edebiyatında görülen "gazel, kaside, mesnevi, rubai" gibi türleri kullanmaya başladılar.

Batı edebiyatının etkisiyle oluşan dönemde ise hâkim zihniyet olarak "akıl ve bireyin dünya ile ilişkisi" öne çıktı. Edebiyata "vatan, özgürlük, hak, adalet, kanun" gibi kavramlar girdi. "Roman, deneme, eleştiri, maka­le, tiyatro" gibi türler Batı'dan alınarak kullanılmaya başlandı.

Buraya kadar anlattığımız sebepler Türk edebiyatının dönemlere ayrılarak incelenmesini gerekli kılmaktadır.


TÜRK EDEBİYATININ DEVİRLERİ :


1. İslâmiyet öncesi Türk Edebiyatı

İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı, Orta Asya coğrafya­sında, başlangıcı kesin tarihlerle belirlenemeyen ve X. yüz­yıla kadar süren dönemdir. Bu dönem edebiyatı iki kolda gelişmiştir.

a) Sözlü edebiyat: Sözlü olarak yayılan ürünlerin oluş­turduğu edebiyattır. Çeşitli Türk boylarında "şaman, baksı, kam, ozan" adı verilen sanatçılar tarafından kopuz eşliğinde söylenen koşuklar, ölen bir kişinin ardından söylenen ağıtlar, destanlar, atasözleri vb. sözlü edebiyatın ürünleri arasında­dır.

b) Yazılı edebiyat: Yazıya aktarılan ürünlerin oluştur­duğu edebiyattır. Edebî değer taşıyan ilk yazılı metinler VIII. yüzyılda oluşturulan, Göktürklere ait Orhun Abideleri (Gök­türk Kitabeleri)dir.


2. İslâm! Devir Türk Edebiyatı

X. yüzyılın ikinci yansından XIX. yüzyılın başlanna ka­dar devam eden bu dönemde edebî eserlerde İslâm dininin etkisi görülür. Islâmî Devir Türk Edebiyatı iki koldan gelişme göstermiştir:

1. Klasik Türk Edebiyatı : gazel, kaside, mesnevi, şarkı, rubai, murabba...

2. Halk Edebiyatı:

a. Anonim Halk Edebiyatı: mani, türkü, ninni, tekerle­me...

b. Dinî - Tasavvuf? Halk Edebiyatı: ilahi, nefes, devri­ye, sathiye, nutuk

c. Âşık Tarzı Halk Edebiyatı: koşma, semai, varsağı,

ağıt


3. Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı

XIX. yüzyılın ortalarından itibaren siyasî bir hareket olan Tanzimat'ın ilanıyla başlayan ve günümüze kadar etkisi de­vam eden dönemdir. Bu dönemde edebiyatımız gazete çev­resinde gelişen roman, hikaye, makale, deneme, eleştiri gibi birçok yeni türle tanıştı.

Batı uygarlığının etkisinde gelişen Türk edebiyatını altı bölümde inceliyoruz:

1. Tanzimat Edebiyatı

2. Edebiyat-ı Cedide (Servetifünun Edebiyatı)

3. Fecriati Edebiyatı

4. Millî Edebiyat

5. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı:

a. 1940 yılına kadar devam eden Türk Edebiyatı

b. Son dönem Türk Edebiyatı


Hazırlayan : Kenan Demir. Edebiyat Öğretmeni.






Add document to your blog or website

Similar:

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER iconTürk Sanatı Tarihi, Çağdaş Türk Sanatını inceleyerek dönemlere ait eserleri ikonografik ve plastik çözümlemesini yapabilme yeterlikleri kazandırılması

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER iconTürk edebiyatının islamiyet'ten önce ve îslamî dönem genel tasnifi içinde; Türk Halk Edebiyatı kendine has yerini almaktadır. Bu edebiyat; işlediği konuları

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER iconBütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk Edebiyatının da ilk örnekleri destanlardır. Türk edebiyat geleneği içinde "destan" terimi birden fazla nazım şekli

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER iconTÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ 4

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER iconTÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER iconBatı etkisindeki Türk edebiyatının kısa ama etkili dönemidir

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER icon2 Türk edebiyatının anıt şiirleri ve kısaca bunların tanıtılması

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER iconÇAĞDAŞ TÜRK ÇOCUK EDEBİYATININ GELİŞİMİ: TEVFİK FİKRET’TEN FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA’YA

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER iconOsmanlı, şair ve yazar. Batı edebiyatının yazın türlerini ilk kez Türk toplumsal yaşamına sokmuştur

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER iconTürk edebiyatının en büyük şairlerinden biri olan Orhan Veli Kanık, 13 Haziran 1914

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page