DURUMSALLIK ( KOŞUL BAĞIMLILIK )YAKLAŞIMI




Indir 62.85 Kb.
TitleDURUMSALLIK ( KOŞUL BAĞIMLILIK )YAKLAŞIMI
Date conversion03.04.2013
Size62.85 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.eytpe.net/wp-content/uploads/2012/09/Durumsallık-Koşul-BağımlılıkYaklaşımı.doc

DURUMSALLIK ( KOŞUL BAĞIMLILIK )YAKLAŞIMI


İnsan davranışlarını anlamada geliştirilen bir diğer yaklaşım durumsallık modelidir. Yönetim üzerinde başlangıçta yapılan çalışmalar örgütle ilgili sorunlara evrensel cevaplar aramışlardır. Hatta bunlar her örgütün belirli ortamlarda kullanabileceği birer reçete niteliğindeydi. Örneğin, liderlik araştırmalarında öyle bir liderlik keşfetmeye çalıştılar ki bu lider her zaman çalışanları uyarsın, onların ihtiyaçlarını gidererek daha çok çalıştırsın. Daha sonra araştırıcılar insan davranışlarının çeşitliliğini, bir durumdan bir duruma aynı biçimde tepki vermeyeceklerini öğrendiler. Böylece de evrensel sonuçlara ulaşmanın imkansızlığını anladılar. Sonuçta örgütlerde bir çok sonuç veya karar duruma göre değişmektedir. Yani iki değişken arasındaki ilişki bir diğer değişken tarafından etkilenmektedir.


Durumsallık yaklaşımının temelinde yatan fikir; örgütteki yönetsel davranışları belirleyecek bir takım kuralların olmadığı yolundadır. Çünkü hiçbir kural bütünü, bir durumu açıklamaya tam uygun olmadığı gibi her duruma aynen uyan kurallar geliştirme de imkansızdır. Örgütlerde karşılaşılan her durum ve bu durum da ona yaklaşım tarzı ve biçimi diğerlerinden farklılık gösterir., kendine özgüdür. ( ÖZKALP, 2001 s.24 )


Durumsallık yaklaşımına göre değişik durumlar ve koşullar yönetimde başarılı olmak için değişik kavram teknik ve davranışları gerektirir. Bu nedenle her yer ve koşullarda geçerli tek bir en iyi organizasyon yapısı yoktur. “En iyi” durumdan duruma değişecektir. Durumsallık yaklaşımının bu fikri, klasik ve neo - klasik yaklaşımların değerini ve yararını ortadan kaldırmaz. Aksine durumsallık yaklaşımı, daha önceki yaklaşımlara uygun bir çerçeve ( perspektif ) içine koyarak bunları daha yararlı bir duruma getirmektedir. Örneğin, belirli durum ve koşullarda klasik yaklaşımın öngördüğü hiyerarşik organizasyon yapısı veya otokratik önderlik tarzı uygun olabileceği halde, başka durum ve koşullarda bunların tam aksi, sistem - 4 tipi bir yapı ve demokratik bir önderlik tarzı uygun olabilir.


Durumsallık yaklaşımının diğer bir özeliği de organizasyonu bir sistem olarak ele almasıdır. Organizasyon yapısı ve organizasyon içinde kullanılan çeşitli süreçlerle ( önderlik, motivasyon gibi ) organizasyon içi ve dışı faktörler arasında ilişki araştıran böyle bir yaklaşımın, organizasyonu sistem olarak ele alması gerekmektedir. Durumsallık yaklaşımı bir yandan organizasyon içindeki alt - sistemlerin kendi aralarındaki ilişkilerle bir yandan da bu alt sistemlerin dış çevredeki unsurlarla ilişkileri üzerinde durmaktadır. ( KOÇEL, 1999 s.199 )


Sonuçta bir örgütün yapısı, yukarda vurgulandığı üzere, çeşitli dış çevre etmenleri ile işin niteliği, örgütte kullanılan teknoloji, iş gören özelikleri ve izlenen amaçlar gibi iç etmenlerden etkilenmektedir. ( AŞKUN ve TOKAT, 2003 s.180 )


Durumsallık yaklaşımının diğer özeliği de büyük ölçüde araştırma sonuçlarına dayanmasıdır. Durumsallık yaklaşımı adı altında ele alınan görüşlerin ortaya çıkmasını sağlayan önemli araştırmalar yapılmıştır. ( KOÇEL, 1999 s.200 )


Örneğin; Woodward, kullanılan teknoloji ile örgüt ilişkilerini incelemiş ve örgüt yapılarının bu teknolojiye göre değişik biçimlerde olabileceğini bulmuştur. Woodward’a göre örgütlerin kullandığı üretim teknolojisi birim ya da küçük partiler halinde üretim, kitle ve süreç olmak üzere üç türdür. Buna göre örgüt yapıları mekanik ya da organik türde olabilecektir. Örneğin, kitle teknolojisini kullanan örgütlerde mekanik yapı başarı sağlarken, süreç üretimim de başarı, ancak organik bir yapının varlığı ile mümkün olabilecektir. Durumsallık yaklaşımı ile teknoloji - örgüt yapısını inceleyen diğer bazı araştırmalar arasında ASTON grubu araştırması, Taviskock okulunun İngiliz kömür madenlerinde yaptığı çalışmalar, James Thompson ve Perrow’un çalışmaları sayılabilir. Aynı bağlamda Bruns ve Stalker ile Lawrence ve Lorsch örgüt - çevre ilişkilerini kurumsallık yaklaşımı çerçevesinde incelemektedir. ( CAN, 1999 s. 46 )


Bu yaklaşımı bir Çin atasözü daha iyi açıklar niteliktedir:


“Eğer bir kimseye balık verirsen o kişinin bir öğünlük karnını doyurursun. Ama bir kimseye balık tutmasını öğretirsen, o kişinin hayat boyu karnını doyurursun.”


Durumsallık yaklaşımı böylece her durumu en iyi biçimde anlama ve bu duruma uygun davranışlar geliştirmeyi amaçlar. Yani, yöneticilere balık tutmasını öğreterek, yaşam boyu tok kalmayı sağlar.


Bu yaklaşımın yöneticilere getirdiği önemli bir katkı, durumu en iyi bir biçimde teşhis etmelerini sağlamadır. Bu durumda yöneticiler, farklı ödüllendirme, farklı strateji ve yapılar geliştirerek en iyi cevabı veya çözümü bulacaklardır. ( ÖZKALP, 2001 s. 25 )

Durumsallık yaklaşımı ile ilgili önemli araştırmalardan birini de önderlik konusunda Fiedler yapmıştır. Fiedler, etkili liderlik biçiminin görevlenin belirginliği, liderin sahip olduğu otorite, önder ile astlar arsındaki ilişkilerin niteliği gibi durumsal değişkenlerin birbirlerini etkilemelerine bağlamıştır. Koşulların uygun olması veya olmaması halinde klasik önder tipinin geçerli olduğu, koşulların uygunluk bakımından orta sınırda bulunması halinde ise daha çok neo - klasik önderlik yaklaşımının geçerli olduğu öne sürülmektedir.


Lawrence ve Lorsch isimli iki düşünür durgun çevre koşulları ile değişken çevre koşulları altında faaliyette bulunan farklı endüstrilerde yaptıkları araştırmalarla ilginç sonuçlara ulaşmışlardır. Lawrence ve Lorsch çevre koşullarının durgun, teknolojinin yavaş geliştiği endüstrilerde klasik örgüt ve yetki biçimlerinin daha etkili olduğunu, aksine, değişken çevrelerde ise daha esnek, katılımcı, yaratıcılığa önem veren organik ve komite biçimi yaklaşımların önemli olduğunu öne sürmüşlerdir.


Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, gerek sistem yaklaşımı gerekse durumsallık yaklaşımı klasik ve neo-klasik yaklaşımların birer uzantısı ve bütünleyicisidir. Her bir yaklaşım diğer bir yaklaşımın eksik bıraktığı yönleri tamamlamaya çalışmıştır.

( TOKAT ve ŞERBETCİ, 2001 S.159 )


ORGANİZASYON YAPISI ve DURUMSALLIK YAKLAŞIMI


Klasik ve neo-klasik yaklaşımlar durum ve koşullara ağırlık vermeden, gerek organizasyon dizaynında, gerek organizasyon içinde belirli süreçlerin kullanımında belirli ilkelere uyulmasını öngörmektedir. Eğer bu ilkelere uyulursa en iyi yapı ve işleyişin elde edileceği varsayılmaktadır. Oysa durumsallık yaklaşımı, içinde bulunulan durum ve koşullara göre hangi ilkelere ne zaman ve nasıl uyulması gerektiğini araştırmaktadır. Dolayısıyla ilkeler ve bunların uygulanması durumdan duruma göre değişmektedir. Örneğin, klasik yaklaşımın ilkelerinden birisi “emir-komuta birliği” ilkesidir. Klasik teoriye göre eğer iyi bir organizasyon yapı ve işleyişi elde edilmek isteniyorsa her yer ve durumda bu ilkeye uymak gerekecektir. Halbuki durumsallık yaklaşımı hangi durum ve koşulların bu ilkenin uygulanmasına elverişli ve hangi durum ve koşullarda bu ilkeye uyulmasının sorunlar yaratacağını araştırmaktır. Matrix yapıdaki personel iki ayrı üstten emir almak durumundadır. Bu ise emir-komuta birliğini bozan bir uygulamadır. Durumsallık yaklaşımına göre, eğer durum ve koşullar matrix yapıyı daha etkin kılacaksa, muhakkak emir-komuta birliği ilkesini uyulacak diye matrix yapıdan vazgeçilmesi hatalı olacaktır. Sorun matrix yapıya uygun emir-komuta ilişkileri geliştirmek olacaktır.


Organizasyon yapısı denildiğinde “................organizasyondaki işler ile bunlar ve bunları yapacak olanlar arasındaki ilişkilerin açık ve seçik olarak belirlenmesi.......................” anlaşılmalıdır. Burada önemli olan bütün bu ilişkileri önceden belirlenerek belirli kalıp ve şekil ve yöntemlere bağlanmış olmasıdır. Oysa, bilindiği üzere informal organizasyonda bu tür ilişkileri önceden belirlemek mümkün değildir. Bu ilişkiler kendiliğinden ve çoğu kez işin kendisine ilişkin olmayan faktörlerin etkisi ile şekillenir.


Organizasyon yapı ve işleyişine durumsallık yaklaşımı açısından bakıldığında, sorun içinde bulunulan durum ve koşulların bu unsurları ve süreçleri nasıl etkileyeceğidir. Başka bir deyişle durum ve koşullara göre, bu unsurlara ve süreçlere verilecek şekil farklı olacaktır. Durumsallık yaklaşımını daha öncekilerden ayıran en önemli farklılık budur. Örneğin, durumsallık yaklaşımına göre “demokratik önderlik en iyi ( etkin ) önderlik tarzıdır.” Diye genelleştirmek mümkün değildir. Bu “ en iyi” durum ve koşullara bağlıdır. Bazı durum ve koşullarda otokratik nitelikteki bir önderlik tarzı en etkin önderlik tarzı olabilir. (KOÇEL, 1999 s.200-202 )


ORGANİZASYON ve TEKNOLOJİ

Bir organizasyonun en önemli yanı başarmayı amaçladığı iş ve bu işi yapmak için kullandığı teknolojidir. Teknoloji organizasyonda her şeyi etkileyecektir. Ne tür işlerin yapılacağı, bunları yapacakların sahip olması gerekli nitelikler, personelin yaptığı işten tatmin sağlanması, üretim miktar ve kalitesi, kişisel olarak veya grup halinde çalışma, haberleşme ilişkileri v.s gibi hususlar kullanılan teknolojiden etkilenecektir. Genel olarak ifade etmek gerekirse, teknoloji bir organizasyonda;


  • Kişileri

  • Gurupları

  • Örgütsel ilişkileri

  • Yönetim tekniklerini etkileyecektir. ( KOÇEL, 1999 s.203 )


Örgütlerin kullandığı teknolojilerde tıpkı çevre baskıları gibi yöneticilerin devamlı olarak ilgilendikleri bir konu olmuştur. Sistem yaklaşımı teknolojiyi mekanik ve bilişsel süreçler kullanarak girdileri çıktı haline getirme işlemi olarak tanımlar. Örneğin bir petrol rafinerisi ham petrol olan girdiyi çeşitli süreçler kullanarak ürün, yani çıktı haline getirmektedir. Bu çıktılar benzin, mazot, gazyağı, kalorifer yakıtı ve motor yağlarıdır. Başka bir işletme örneğin bir sigorta şirketi çeşitli bilgi işlem süreçleri kullanarak sigortalıların çeşitli sigortalılık işlemlerini yürütmektedir. ( ÖZKALP , 2001 s.248 )


DURUMSALLIK YAKLAŞIMI İLE İLGİLİ YAPILAN ÇALIŞMALAR


1. WOODWARD ARAŞTIIRMASI

Woodward üretim teknolojilerini karmaşıklığına göre sınıflandırmaktadır. Araştırmasını İngiltere’de 100’den fazla, elektronik, kimya mühendislik şirketleri üzerinde yapmıştır.


Woodward en basit teknoloji olarak ünite veya küçük parça üretiminden söz etmektedir. Burada parçalar geleneksel bir biçimde sipariş üzerine üretilir. Büyük parça veya kitle üretimine örnek olarak da otomotiv endüstrisindeki üretim hattını örnek vermektedir. Burada yöntem standart parçaların bir bantta yerine konmasından oluşur. Woodward en karmaşık teknoloji olarak süreç üretiminden söz etmektedir. Burada hammadde akışkan bir biçimde çeşitli borularla, ısıtma ve soğutma sistemleriyle ve ayırma tanklarıyla devamlı bir biçimde işlemlerden geçmektedir. Kimya ve petrol rafinerilerinde olduğu gibi. ( ÖZKALP , 2001 s.249 )


Bu noktada bir konuyu açıklığa kavuşturmak gerekmektedir. Woodward araştırması organizasyonun bütünü ile ilgilidir. Yani bu araştırmada organizasyonu bir bütün olarak karakterize eden teknoloji ile organizasyon yapısı arasındaki ilişkiler üzerinde durulmuştur. Dolayısıyla bu yaklaşım Modal teknoloji olarak adlandırılmıştır. Oysa diğer bazı araştırmacılar, özellikle Birmingham veya Astan Grubu çalışması, böyle bir genel Modal teknolojiyi değil fakat birim ( Unit ) teknolojiyi yani organizasyonun her alt – sistemi içinde kullanılan teknolojileri esas almışlardır. Birim düzeyindeki bu tür bir teknoloji anlayışı Hre biniak , Hage ve Aiken, Mohr ve Van de Ven gibi yazarlar tarafından da kullanılmış ve Aston Grubu, aşağıda da bahsedileceği üzere, Woodward araştırmasından farklı sonuçlara ulaşmıştır.


Woodward ve ekibi araştırma konusu olan işletmelerin kullandıkları imalat, metot ve süreçlerini ;

  • Bunların işletme içindeki tarihsel gelişimini,

  • Bu süreçlerle çeşitli teçhizat ve donanım arasındaki ilişkilere,

  • Süreçlerde yapılan faaliyetlerin tekrarlanan cinsten olup olmadığını ve birbirleriyle ilişkilerine göre ,

Gruplamışlar ve bunun sonucu olarak üç ayrı teknolojik düzeyi belirlemişlerdir.

  1. Birim ( Unit ) veya küçük partiler üretimi

  2. Kitle üretimi veya büyük partiler üretimi

  3. Süreç üretimi


Woodward ve ekibi, birim teknoloji kullanan ve en başarılı olan organizasyonların organik bir yapıya sahip olduklarını, en başarısız olanlarının da mekanik bir yapıya sahip olduklarını belirlemiştir. Kitle üretiminde ise durum bunun tam tersidir. Süreç teknolojisi kullanan ve başarılı olan işletmelerin de organik bir organizasyon yapısına sahip oldukları belirlenmiştir.


Böylece Woodward araştırması ile organizasyonun başarılı olabilmesi için kullanılan teknoloji ile organizasyon yapısı arasında bir uyum olması gerektiği uygulamalı olarak belirlenmiş olmaktadır. Bu araştırma, organizasyonların dizaynı ve dinamiğinde belirli ilkeleri izleyerek her yerde geçerli en iyi organizasyon yapısını bulmanın mümkün olmadığını göstermiştir. En iyi durumdan duruma değişmektedir. “Durum” a teknoloji açısından bakıldığında kitle üretimi teknolojisi kullanan işletmeler için mekanik organizasyon yapısı en uygundur. Oysa birim teknolojisi ve süreç teknolojisi kullanan işletmeler için organik organizasyon yapısı en uygundur. (KOÇEL, 1999 s.205 – 208 )


Woodward’ın ortaya attığı sınıflama biçimi 1950’lerin sonlarında yapılmış olmasına rağmen özellikle imalat sektöründe hala daha faydalı olacak bir biçimde kullanılmaktadır. Bazı kritikler bu sistemin basit olduğunu üretime bir rahatlık kattığını savunmakta ve teknolojik karmaşıklığı azalttığını ileri sürmektedirler. Gene de Woodward’ın çalışmaları örgütü ve teknolojiyi anlamak açısından büyük katkılar sağlamıştır. ( ÖZKALP, 2001 s.250 )


2. ASTON GRUBU ARAŞTIRMASI

Aston üniversitesinde bir grup İngiliz araştırıcı David, J. Hickson, Derek S. Pugh ve Diana C. Pheysey teknoloji ve yapı arasındaki ilişkiyi Birmingham yakınındaki 52 firmada araştırmışlardır. Amaçları iş akışı ve girdilerin nasıl çıktıya dönüştüğüdür. Bu araştırıcılar teknolojileri üç kategoriye ayırmaktadırlar. Bunlar ;

  1. İşlem ( Operations )

  2. Materyal ( Materials )

  3. Bilgi (Knowledge )

İşlem teknolojisi girdiyi çıktı haline getirmede ne gibi tekniklerin kullanıldığını ele alır. Materyal teknoloji, hammaddenin belirli özelliklerini ele alır. Örneğin sertliği, yumuşaklığı, bulunabilirliği, nakliyesi gibi. Bilgi teknolojisi ise böyle bir işlemi yapabilmek veya üretebilmek için ne tür bir bilgiye gereksinim olduğu üzerinde odaklaşır. İşlem teknolojisi böylece iş akışı ile örgüt yapısı arasındaki ilişkiyle ilgilenirken aynı zamanda teknoloji değiştiği zaman örgütün o kısmı ile yapının da değiştiğini ve ona uygun hale geldiği vurgulanmaktadır. Şimdi bu teknolojilerin değişmeye ne derece uyum sağladıklarını bir şekil ile görmeye çalışalım. ( ÖZKALP, 2001 s.252 )


Uyuma Hazır değil Uyuma Hazır







Kitle Üretimi Ünite Üretim Tek. Devamlı Süreç




Rutin Rutin Olmayan




Bağlı Long Linked Aracı Yoğun


Aston Grubunun bulguları ve ulaştığı sonuçlar şöyle olmuştur. Bir defa ulaşılan sonuçlar Woodward sonuçlarını destekler niteliktedir. Birimlerin kullandığı teknoloji ne kadar otomasyona yönelmişse, iş akışının sırası ve yönü ne kadar sabit olarak belirlenmişse, birimlerin o kadar mekanik, ihtisaslaşmış bir organizasyon yapısına sahip oldukları, standart usul ve yöntemlerin ayrıntılı bir şekilde kullanıldığı görülmüştür. Bu sonuçlar Woodward araştırması ile aynı yöndedir.


Ancak Aston Grubu çalışmalarını daha da önemli hale getiren başka bir faktör olmuştur. Teknoloji ile organizasyon yapısı arasındaki yukarıdaki ilişkiye ek olarak, organizasyonun büyüklüğü ile organizasyon yapısı arasında önemli ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Bu Wodward araştırmasından farklı bir sonuçtur.


Aston Grubu organizasyonun büyüklüğü arttıkça, organizasyonda iktisatlaşma ve formalleşmenin de arttığını belirlemiştir. Büyüklük, organizasyonlardaki personel sayısı olarak hesaplanmıştır. Böylece, durumsallık yaklaşımı ilgili olarak, çevre ve teknolojiye ilaveten, büyüklük de üçüncü bir faktör olarak belirmiştir.


Böylece Aston Grubu çalışması da, durumsallık yaklaşımının gelişmesine önemli katkıları olan uygulamalı bir araştırma olarak belirmiştir. Ancak daha sonra yapılan başka araştırmalar Aston Grubu bulgularını tam olarak desteklememiştir. Örneğin 1972 de Aldrich tarafından yapılan bir çalışmada, Aston Grubunun kullandığı verilerin başka sebep – sonuç ilişkileri gösteren modelleri geliştirmek için de kullanabileceği, bu modellerde bazen teknolojinin organizasyon yapısını, bazen de organizasyon yapısının teknolojiyi etkileyebileceği gösterilmiştir. ( KOÇEL , 1999 s.209 – 10 )


3. TAVISTOCK ENSTİTÜSÜ ÇALIŞMALARI ( TRIST – BAMFORTH ÇALIŞMASI )

Durumsallık yaklaşımının teknoloji ile ilgili diğer önemli bir çalışması yine İngiltere’de 1950’lerde Tavistock Enstitüsü adına E. I. Trist ve K. W . Bamforth tarafından yapılan çalışmadır. Değişik isimlerle anılan bu çalışmada Trist ve Bamforth , İngiltere’de 2. Dünya savaşından sonra kömür madenlerinden kömür çıkarmada yapılan teknolojik değişmelerin organizasyon yapısı ve işleyişi üzerindeki etkilerini araştırmışlardır. Kullanılan teknoloji ile organizasyon çeşitli yönleri arasındaki ilişkileri içeren ve sosyo – teknik sistem olarak ele alınan organizasyonlar, Trist – Bamforth çalışmasının ana konusu olmuştur.


2. Dünya savaşından sonra kömür kazılarını daha rasyonelleştirmek üzere kazı metodlarında çeşitli değişiklikler yapılmıştır. Değişikliklerden önce işçiler kömür madeninde iki veya dört kişilik gruplar halinde çalışmakta, kömür elle kazınmakta, kazılan kömür maden içinde belirli merkezi bir yere taşınmakta ve buradan da dışarı alınmakta idi. Böyle bir teknolojinin hakim olduğu bu durumda işçiler küçük gruplar oluşturmakta yüz-yüze temas edebilmekte, üretim miktarı kendi kararlarına bağlı kalmakta, kendi aralarında işbölümü yapabilmekte, çeşitli konularda birbirlerine yardım edebilmekte ve önderlik ile nezaret gibi konular oluşturdukları grup içinde kalmakta idi. Ayrıca her işçi kömür kazma konusunda belirli yeteneklere sahip bulunmakta idi. Böylece kullanılan teknoloji ile böyle bir organizasyon yapısı birbiri ile uyum içinde bulunmakta ve bu sosyo-teknik sistem kömür madenin ana organizasyon yapısı olmakta idi.


Ancak daha sonra hem üretimi arttırmak hem de kömür kazılarını rasyonelleştirmek amacı ile bir seri teknolojik değişikler yapılmıştır. Yeni uygulama ile kömür kazma işi makinalara devredilmiş, işçiler tarafından dar alanlarda yapılan kazı işi yerine koridor halinde (longwall) kazma işi geçmiş, kazılan kömür yürüyen bantlarla maden içinde belirli merkezi bölgelere taşınmaya başlamıştır. Bu şekilde kitle üretimi teknolojisinin uygulanmaya başlanması ile daha önceki teknolojiye göre oluşan sosyal sistem tamamen bozulmuştur.

Bu çalışmanın en önemli yanı, bağımsız ve çevresel bir değişken olan teknoloji ile bağlı bir yönetimsel değişken olan organizasyon yapısının belirlenmesi arasındaki ilişkileri göstermesidir. ( KOÇEL, 1999s.210-211 )


4.JAMES THOMPSON’UN TEMEL TEKNOLOJİLER SINIFLAMASI

organizasyon yapıları ile teknoloji arasındaki ilişkiler konusunda diğer önemli bir çalışma J.Thompson’un geliştirdiği ve organizasyonların kullandığı teknolojileri üç temel grupta sınıflayan çalışmadır. Daha önce sözü edilen çalışmaların aksine Thompson çalışması uygulamalı olmayıp teorik bir nitelik taşımaktadır. Ancak bu sınıflama organizasyon yapı ve süreçleri ile teknoloji ve çevre arasındaki ilişkileri açık bir şekilde ele aldığından, durumsallık yaklaşımının gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur.


Thompson’a göre bir organizasyonun kullandığı temel teknolojiler üç şekilde olabilir. (KOÇEL, 1999 s.211 )

  1. Çözümleyici teknoloji

  2. Bağlı teknolojiler

  3. Yoğun teknoloji

Thompson’un bu sınıflamasında, bir sonraki grup bir öncekini de içermektedir. Örneğin, bağlı teknoloji, çözümleyici teknolojiyi de içerdiği gibi, yoğun teknoloji her ikisini de içermektedir.


Thompson’un bu sınıflaması organizasyon yapısı dışında, örneğin çatışma yöntemi konusunda da kullanılabilir. (KOÇEL, 1999 s.212-213 )


Thompson’a göre, örgütler sahip oldukları teknoloji doğrultusunda kendilerini korumaya çalışır, sorunlarını çözer, koordinasyon maliyetlerini minimize ederler. Sistem içinde yer alan diğer koruyucu hizmetler ise bu fonksiyona katkıda bulunarak teknolojiyi çevre şartlarına uygun hale getirmeye çalışır. ( ÖZKALP,2001 s.251 )


  1. CHARLES PERROW’UN RUTİN/RUTİN OLMAYAN İŞ SINIFLAMASI

Organizasyon yapısı ile teknoloji arasındaki ilişkiler konusunda ve bizim burada son olarak ele alacağımız diğer bir çalışma C.Perrow’un rutin/rutin olmayan iş sınıflamasıdır. Perrow’un bu çalışması da, Thompson’un çalışması gibi uygulamalı olmayıp teorik bir nitelik taşımaktadır ve organizasyonların kullanabileceği temel teknoloji türlerinin sınıflamayı ve bunları organizasyon yapıları ile ilişkilendirmeyi amaçlamaktadır.

Perrow’a göre bir organizasyonda amaçları gerçekleştirmek için yapılan işler iki ana grupta toplanabilir: rutin işler, rutin olmayan işler.


Rutin işler, bu işleri yapmak için tam olarak bilinene tekniklerin mevcut olduğu, bu tekniklerin genellikle aynı tür imputlara uygulandığı, metot ve teknikler konusunda belirsizliğin pek az olduğu durumları ifade etmektedir.


Rutin olmayan işler ise pek az bilinen teknik ve metodun bulunduğu, mevcut teknik ve metotların başarılı olup olmayacağı da belirsiz olduğu, yapılacak pek çok işin olduğu, imputların standart olmadığı durumları ifade etmektedir.


Perrow’a göre devamlı olarak yeni çeşitli sorunlarla karşılaşan, bu sorunları çözmek için hazır teknik ve metotlara sahip olmayan dolayısıyla araştırma ihtiyacı yüksek olan organizasyonlar rutin olmayan teknolojilere kullanacaklar ve bu organizasyonların yapısı da organik türde olacaktır.

Teknolojilerle organizasyon yapısı arasındaki temel ilişki şöyle açıklanabilir: eğer yapılacak işler az ise, işi yapacak olanlar gerekli bilgi ve tekniklere sahipse, sonuçları önceden kestirmek mümkün ise bu durumlarda mekanik ( bürokratik ) organizasyon yapısı daha uygun olacaktır. Yok eğer sorunlar açık ve seçik değilse, yapılacak işleri tayin ve anlamak zor ise, daha önce denenmiş ve belirli teknikler mevcut değilse bu tür organizasyonlarda organik bir yapı daha uygun olacaktır. ( KOÇEL, 1999 s.213-214 )


ORGANİZASYON VE ÇEVRE

Yönetim organizasyonda durumsallık yaklaşımının üzerinde önemle durduğu diğer bir koşul, organizasyonların içinde faaliyette bulundukları çevre olmuştur. Pek çok araştırmacı çevre koşullarının organizasyonları nasıl etkilediğini, çevre koşullarına bağlı olarak organizasyon yapılarının, karar mekanizmalarının, önderlik tarzlarının vs. farklılık gösterip göstermediğini araştırmıştır. Durumsallık yaklaşımının ulaştığı genel sonuç, çevre koşullarının özelliklerine bağlı olarak organizasyon yapıları ve organizasyonda kullanılan çeşitli süreçler farklılık göstermektedir. ( KOÇEL, 1999 s.215 )


1. TAVISTOCK ENSTİTÜSÜ ÇALIŞMASI ( BURNS – STALKER ÇALIŞMASI )

T. Burns ve George M. Stalker İngiltere’de ve İskoçya’da 20 firma üzerinde çalıştılar. Önerilere göre teknolojideki değişme oranı,örgütteki en iyi yapıyı tayin eden temel faktördü. Örneğin eğer değişme oranı yavaşsa en uygun yapı bürokratik sistemdi veya kendi deyimleriyle mekanistik sistemdi. Ancak, eğer teknoloji çok sık değişiyorsa veya değişme oranı fazlaysa örgütlerin ihtiyaç duyduğu yapı ; değişmelere çabuk uyum sağlayan, daha esnek ve daha çabuk kararlar alınabilen ve değişmeye çabuk tepki verebilen bir yapı olmalıydı. Buna da organik yapı adını vermekteydiler. Aşağıdaki şekilde Mekanik ve organik yapının özellikleri gösterilmiştir. ( ÖZKALP, 2001 s.250 )


Karakteristikleri Mekanik yapı Organik yapı


Yapı Hiyerarşik İlgiye dayalı bir şebeke

İletişim Dikey Her yönlü veya yatay


Komuta ve emir Danışmadan Bilgi ve nasihate dayalı

Biçimi Kaynaklanan


Bilgi sistemi En tepeden Her yönlü

Kaynaklanan


Üyelerin örgütle Bağlılık ve itaate Göreve dayalı, ilerleme

İlişkileri dayalı ve gelişmeye bağlı


2. LAWRENCE – LORSCH ÇALIŞMASI

Harvard Üniversitesi Profesörlerinden Paul Lawrence ve Jay Lorsch tarafından 1967’de yapılan ve A.B.D plastik endüstrisinde 6, ambalaj ( Container ) endüstrisinden 2 ve gıda endüstrisinden 2 olmak üzere toplam 10 işletme üzerinde yapılan bu araştırma da, durumsallık yaklaşımının gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur. ( KOÇEL, 1999 s.221 )

Bu modelin önemini vurgulayan ve destekleyen iki kuramcı Paul R. Lawrence ve Jay W. Lorsch’dur . Her iki kuramcı araştırmalarında üç farklı endüstriyi içinde yer aldıkları çevre koşullarında incelemişlerdir.


Plastik endüstrisinde etkili olan firmalar, yapı olarak farklı ancak belirli ilişkileri ve özellikleri benzer olan firmalardır. Bu ilişki biçimlerindeki benzerlikler, belirsiz bir ortam içinde örgütü verimli veya başarılı kılmaktadır. Örneğin, bu örgütlerde çeşitli görevler, çeşitli bölümlerce yapılmakta ve çalışanlar içinde bulundukları bölümlerin amaçlarına uyum gösterme çabasındadırlar. Dolayısıyla en önemli uyum önce çalışanların bölümlerine ve onun amaçlarına olmaktadır. Bölümler çok derece faklılık gösterdikleri taktirde bu zaman çalışanlar arasında çatışmalar söz konusu olabilmektedir. Bunun temel nedeni de Lawrence ve Lorsche’a göre çalışanların farklı uyum derecelerinden kaynaklanmaktadır. Ancak, çevrenin belirsiz olduğu ortamlar örgüt içinde çalışanları ve grupları örgütün çıkarları doğrultusunda işbirliği yapmaya yöneltmektedir. Yazarların kullandığı önemli bir kavram olan birleşme ( İntegration ) ise, grup içi çatışmaları çözümlemek için bir araya gelme sürecini ifade etmektedir. Plastik endüstrisinde birleşme, birey, grup ve bölümlerin çatışmaları çözümlemek amacıyla bir araya gelmeleriyle başarılmaktadır. ( ÖZKALP, 2001 s.246 )


3. EMERY – TRIST ÇALIŞMASI

Çevresel öğelerin kendisi belirsiz bir ortam yaşatacağı gibi, örgüt içindeki belirsizlik derecesini de etkiler. Emery ve Trist birbiriyle bağımlı olan bu çevresel öğelerin örgüt için oluşturduğu tehdit ve olanakları tanımak için “nedensel doku” kavramını geliştirmiştir. ( CAN, 1999 s.51 )


1965’de yayımladıkları ve “organizasyon çevrelerinin etkileyici doku – yapısı” adını verdikleri makalelerinde Emery ve Trist bir organizasyonun çeşitli alt birimlerinin ilişkili olabilecekleri çevreleri sınıflamışlar ve bu çevrelerle ilişkileri uyumlu ve sürekli olarak yürütebilmek için ne gibi yolların izlenmesi gerektiği üzerinde durmuşlardır. Bu çalışmaların da Emery ve Trist, mekanik bir şekilde, belirli üniversel sayılan ilkelerin ve karar yöntemlerinin her organizasyonda uygulanamayacağını, yapılması gereken ilk işin organizasyonun ilişkide bulunduğu çevrelerin anlaşılması ve özelliklerinin belirlenmesi olduğunu ileri sürmüşlerdir.


Bu çalışmaları sonunda Emery ve Trist ilişkili oldukları çevrelerin özelliklerine göre organizasyonların yapılarının farklı olacağını belirtmişler, fakat daha önce ele aldığımız çalışmaların aksine, bu farklı yapının nasıl olacağı üzerinde durmamışlardır. Çalışmanın ağırlık noktası, çevrelerin sınıflandırılması ve özelliklerinin belirlenmesi ile bu çevrelerle ilişkileri yürütebilmek için ne tür stratejilerin ( Yolların, davranışların ) uygun olacağı üzerindedir. Fakat organizasyon yapısını oluşturan unsurların ne şekil olacağı üzerinde durmamışlar, sadece yapının en uygun sayılan stratejiyi uygulamaya elverişli olması gerektiğini söylemişlerdir.


Emery ve Trist organizasyon ile çevresi arasındaki ilişkileri incelerken dört tür ilişki üzerinde durmuş ve en önemli güç olanın dördüncü tür olduğunu belirtmişlerdir. Bu ilişkiler : ( KOÇEL, 1999 s.225 – 226 )

  1. İçsel karşılıklı bağlılık

  2. İmput alışveriş karşılıklı bağlılık

  3. Output alışveriş karşılıklı bağlılık

  4. Çevresel karşılıklı bağlılık ilişkileridir.



4. ROBERT DUNCAN ARAŞTIRMASI

Robert Duncan organizasyon – çevre ilişkilerini incelerken, “çevre” nin nasıl kavramsal ve operasyonel hale getirilebileceği, belirli çevresel özelliklerin belirlenmesi ile bunların nasıl ölçülebilecekleri üzerinde durmuştur.101


Duncan 3 imalat organizasyonunda 10 karar birimi ve 3 araştırma – geliştirme (Research ) organizasyonunda 12 karar birimi olmak üzere 22 karar organını inceleyerek bu organların karar verirken hangi çevresel faktörler tarafından etkilendiklerini, bu organların üyelerinin çevresel unsurları nasıl değerlendirdiklerini ve belirsizliğin kararlar üzerinde oynadığı rolü araştırmaktır.


Çevrenin kavramlaştırılmasında basit – karmaşık ve statik – dinamik ( durgun – değişken ) boyutları kullanılmıştır.


Basit çevre, karar organının dikkate almak zorunda kaldığı faktörlerin azlığını ve birbirine benzemesini ifade etmektedir. Bu faktörlerin sayısı çoğaldıkça ve birbirinden farklılaştıkça çevrenin yapısı karmaşık ( Kompleks ) hale gelmektedir.


Statik – Dinamik boyutu ise karar organının dikkate almak zorunda kaldığı çevresel faktörlerin zaman içindeki değişme derecesini ifade etmektedir. Eğer faktörlerde değişme yoksa statik bir çevre, yok eğer faktörlerin niteliği ( sürekli olarak yeni ve değişik taleplerin belirlenmesi ) ve yeni faktörler ortaya çıkıyorsa dinamik bir çevre söz konusudur.


Bu iki ana boyuta ek olarak algılanan belirsizlik boyutu da incelenmiş ve belirsizliğin karar organlarını nasıl etkilediği ele alınmıştır. Belirsizlik tanımı üç unsuru kapsamaktadır :

( KOÇEL,1999 s.239 )


-belirli bir karar konusunda ilgili çevresel faktörlerin neler olduğunun tam olarak bilinmemesi

-kararın yanlış olması halinde sonuçların ne olacağının tam olarak bilinmemesi

-çevresel faktörlerin, kararların başarı ve başarısızlığını hangi ihtimalle etkiyeceklerinin tayininde güçlük.


KAYNAKÇA


  1. AŞKUN, İ. Cem – TOKAT, Bülent, İşletmelerde Örgüt, KÜTAHYA, 2003

  2. KOÇEL, Tamer, İşletme Yöneticiliği, Beta yay. 7. Baskı İST. 1999

  3. ÖZKALP, Enver, Örgütsel Davranış, A. Ü. İşletme Fak. Yayın no: 11, ESKİŞEHİR, 2001

  4. TOKAT, Bülent – ŞERBETÇİ, Derya, İşletmecilik Bilgisi, 5. Baskı. İST. 2001

  5. CAN, Halil, Organizasyon ve Yönetim , Siyasal Kitabevi, 5. Baskı, ANK.1999







Add document to your blog or website

Similar:

DURUMSALLIK ( KOŞUL BAĞIMLILIK )YAKLAŞIMI iconA. DURUMSALLIK YAKLAŞIMI VE ÇEVRE

DURUMSALLIK ( KOŞUL BAĞIMLILIK )YAKLAŞIMI icon2. DURUMSALLIK YAKLAŞIMI İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER

DURUMSALLIK ( KOŞUL BAĞIMLILIK )YAKLAŞIMI icon2. 1 Bağımlılık Yapıcı Maddeler ve Bağımlılık

DURUMSALLIK ( KOŞUL BAĞIMLILIK )YAKLAŞIMI iconBu araştırmanın amacı, zihinsel engelli öğrencilere Amaçların Tüm Beceri Yaklaşımı ve ilen Zincirleme Yaklaşımı' na Göre Düzenlendiği Bireyselleştirilmiş

DURUMSALLIK ( KOŞUL BAĞIMLILIK )YAKLAŞIMI iconCümlesi dir. Koşul cümleleri iki

DURUMSALLIK ( KOŞUL BAĞIMLILIK )YAKLAŞIMI iconYükseköğretim Programlarının Koşul ve Açıklamaları

DURUMSALLIK ( KOŞUL BAĞIMLILIK )YAKLAŞIMI iconÖN KOŞUL: Yok DERS KİTABI/DİĞER MATERYAL

DURUMSALLIK ( KOŞUL BAĞIMLILIK )YAKLAŞIMI iconBağımlılık

DURUMSALLIK ( KOŞUL BAĞIMLILIK )YAKLAŞIMI iconBağımlılık Toksikolojisi

DURUMSALLIK ( KOŞUL BAĞIMLILIK )YAKLAŞIMI icon2. HASTANE BİLGİ SİSTEMİ ALIMI İÇİN GENEL KOŞUL VE ÖNERİLER 9

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page