T. C DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI




Indir 395.75 Kb.
TitleT. C DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
Page2/9
Date conversion08.04.2013
Size395.75 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.diyanettrabzonegitim.gov.tr/3donemtez/aliihsancelebi.doc
1   2   3   4   5   6   7   8   9

I. ŞEFAATLE İLGİLİ AYETLER ve NÜZÜL SIRASINA GÖRE SIRALANMASI

Şefaat konusunu daha iyi anlayabilmek için, Kur’an-ı Kerim’deki şefaatle ilgili ayetleri nüzul sırasına göre sıralayıp33, incelemeye çalışacağız.

“Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez. Böyle iken onlara ne oluyor ki, (hâla) öğütten yüz çeviriyorlar?”34

“Çifte ve teke yemin olsun35.”…

“Göklerde nice melek var ki onların şefaatleri, dilediği ve hoşnut olduğu kimse için Allah'ın izin vermesi dışında, bir işe yaramaz36”.

“(Fakat onlar), onun tevilinden başka bir şey beklemiyorlar. Tevili geldiği (haber verdiği şeyler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler. Şimdi bizim şefaatçilerimiz var mı ki bize şefaat etsinler veya (dünyaya) geri döndürülmemiz mümkün mü ki, yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapalım? Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler (putlar) da kendilerinden kaybolup gitti.”37

"O'ndan başka tanrılar mı edineyim? O çok esirgeyici Allah, eğer bana bir zarar dilerse onların (putların) şefaati bana hiçbir fayda vermez, beni kurtaramazlar."38

“Takva sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah'ın huzurunda topladığımız, günahkârları da susuz olarak cehenneme sürdüğümüz gün, Rahman nezdinde söz ve izin alandan başkalarının şefaate güçleri yetmeyecektir39.”

“Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da işler izni olmadan hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O Rabbiniz Allah'tır. O halde O'na kulluk edin. Hâla düşünmüyor musunuz?40

“Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve: Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir, diyorlar. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Hâşâ! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir"41.”

“Andolsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız. Yaratılışınızda ortaklarımız sandığınız şefaatçilerinizi de yanınızda göremeyeceğiz. Andolsun, aranız açılmış ve (tanrı) sandığınız şeyler sizden kaybolup gitmiştir.42

“Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları onunla (Kur'an ile) uyar. Onlar için Rablerinden başka ne bir dost, ne de bir aracı vardır; belki sakınırlar.43

“Allah'ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? Derler. Onlar da: Hak olanı buyurdu, derler. O, yücedir, büyüktür44.”

“Yoksa onlar Allah'tan başkasını şefaatçi mi edindiler? De ki: Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi (şefaatçi edineceksiniz)? De ki: Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı o’nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz45

“Yaklaşan gün hususunda onları uyar! Çünkü o onda dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelmiştir. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenir şefaatçisi vardır.46

“Bizi ancak o günahkârlar saptırdı. Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var, ne de yakın bir dostumuz. Ah keşke bizim için (dünyaya) bir dönüş daha olsa da, müminlerden olsak!47

“Allah'ı bırakıp da taptıkları putlar, şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler bunun dışındadır48.”

“Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!49

“Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde (devirde) yaratan, sonra Arş'a istiva eden Allah'tır. O'ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçiniz vardır. Artık düşünüp öğüt almaz mısınız?50

“(Allah'a koştukları) ortaklarından kendilerine hiçbir şefaatçi çıkmayacaktır. Zaten onlar, ortaklarını da inkâr edeceklerdir.51

“Öyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse başkası için herhangi bir ödemede bulunamaz; hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz; onlara asla yardım da yapılmaz.52

“Ve bir günden sakının ki, o günde hiç kimse başkası namına bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye şefaat fayda vermez. Onlar hiçbir yardım da görmezler53

“Ey iman edenler! Kendisinde artık alış-veriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir54.”

“Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, diridir, kayyumdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi o’nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir?55

“Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir.56

A. AYETLERİN KONULARINA GÖRE TASNİFİ

Yüce Allah (C.C.) Kur’an-ı Kerim’de insanlara hakikat yollarını, iyiyi ve doğruyu göstermiştir. Kur’an Allah’ın sağlam bir ipi57 ve parlak bir nurudur. O, kopmayan bir halka, Koruyucu bir sığınaktır.

Bu sebeple dini bir konuda yazı yazan, konuşan ve hitap eden herkes öncelikle ilhamını Kuran’dan almaya çalışır. İslam tarihi boyunca fırkalar, mezhepler Kur’an-ı Kerim’i anlamaya çalışmış ve görüşlerini O’na dayandırmaya özen göstermişlerdir. Zira İlhamını Kuran’dan almayan görüş ve iddialar kabule şayan değildir.

Biz de bu çalışmamıza, İslam inanç kaynaklarının temelini oluşturan Kur’an-ı Kerim’den esinlenerek başlıyor ve O’nun şefaatini de Yüce Yaratıcıdan umuyoruz.

Şefaatten bahseden ayetlerin şöyle bir özelliği vardır: Bakara ve Nisa sürelerinde geçen 5 ayet hariç diğer bütün ayetler Mekki’dir. Bu ayetleri incelediğimiz zaman, şu ifadeleri görürüz: “Onların şefaati fayda vermez”, “Şefaatin hepsi Allah’ındır”, “Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler?” vb. gibi ifadeler sanki Kur’an-ı Kerim’in şefaati tamamen yasakladığı kanısına bizi götürmektedir. Zaten şefaati kabul etmeyenler de bu ayetleri delil getirip, iddialarını ispata çalışmaktadırlar.

Hâlbuki söz konusu ayetlerdeki ifadeler ve tehditlerin muhatabı kâfir ve müşriklerdir. Bu ayetlerin tümüne yakınının Mekke’de nazil olması, müşriklere tapmakta oldukları put vb. gibi aracı saydıkları şeylerin Kıyamet günü bir fayda vermeyeceği ve batıl bir inanç içerisinde olacaklarını bildirir.

Bu ayetler bazı fırkaların iddia ettiği gibi, Allah’ın varlığına, birliğine inanan, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayan Müslümanları kapsamaz. Zaten Allah’a şirk koşan birini de Müslüman diye tanımlamak doğru olmayan bir davranış olur.

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için, şefaatle ilgili ayetleri belli bir tasnife tabi tutarak incelemeye çalışacağız. Buna göre ayetleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Müşrik ve Kâfirlere Şefaat Edilmeyecektir

İsmi geçen bu iki sınıf, ya Allah Teala’yı tamamen inkâr etmekte veya Allah’ı kabul ettikleri halde, sıfatlarında noksanlıklar ileri sürmektedirler. Bilhassa müşrikler Allah’ın dışında başka ilahlar edinip, onlara tapmakta ve söz konusu tanrıların Dünya ve Ahiret’te kendilerine şefaat edeceklerine inanmaktadırlar. Hâlbuki Kur’an-ı Kerim Bu düşüncelerinin boşuna olduğunu şu ayetlerde ifade etmektedir. “Allah'ı bırakıp da taptıkları putlar, şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler bunun dışındadır”58. Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve: Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir, diyorlar. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Hâşâ! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir"59.

Kuran’ın ifadesine göre, müşriklerin bazısı da: “Biz o putlara ancak bizleri Allah’a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz,” demek suretiyle Allah’a şirk koşmaktadırlar. Aslında müşriklerin bu sözleri kendilerinin de inanmadıkları bir yalandır.60 Yani müşrikler gerçekten Allah’a yaklaştırsınlar diye putlara tapmıyor, onlarda manevi bir gücün olduğuna inanıyor ve putlara tapıyorlardı. Eğer söylediklerinde samimi olsalardı, Allah Teala; “Bu yaptığınız yanlıştır, size faydası ve zararı olmayan şeylere tapmayın,” diye ikaz ettiği zaman vazgeçmeleri gerekirdi.

Oysa onlar vazgeçmek şöyle dursun şirklerinde daha da ileri gidiyorlardı. Bu gerçeği şu ayeti celileden anlayabiliriz. “(Kâfirler) ateşin içinde birbirleriyle çekişirlerken zayıf olanlar, o büyüklük taslayanlara: Biz size uymuş‏tuk. Şimdi ateş‏in birazını ‎ bizden savabilir misiniz? Derler.”61 İfadesi onların Putlara ilahlık vasfını verdiklerini gösterir. “Biz putlara, bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz,” sözleri ise sapık inançlarına buldukları bir kılıftır. Dolayısıyla, bu gün şefaat uman Müslümanları onlara kıyas etmek büyük bir haksızlık olur, kanaatindeyiz.

Şefaat yetkisi olanların, müşriklere bu yetkilerini kullanamayacaklarını şu ayeti kerimelerden anlayabiliriz. “Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!”62. “Öyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse başkası için herhangi bir ödemede bulunamaz; hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz; onlara asla yardım da yapılmaz,”63 vb. ayetler cumhur ulamaya göre inkârda inat eden kâfir ve müşrikleri kapsamaktadır. İman edip, Salih amele devam eden ve bununla birlikte şefaatçinin şefaatini uman Müslümanları kapsamaz. Zira birçok ayet ve hadisin beyan ettiği gibi Allah’ın izniyle şefaat olur.64

2. Mümin Erkek ve Kadınlar İçin Şefaat Vuku Bulacaktır

Ayeti kerimelerde isyankâr, günahkâr mümin erkek veya kadın kaydı yoktur. Allah Teala’nın izniyle umumi olarak, kendisinden razı olduğu kimse hakkında, şefaatin kabul olunacağına şu ayeti kerimeler işaret etmektedir:

“Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!”65 “ Rahmanı‎n izin verdiklerinden başkaları‎ konuşamazlar; konuş‏an da doğruyu söyler.66

İkinci ayetin tefsirinde Fahreddin er-Razi şöyle der: Şefaat edecekler ancak Allah’ın kendilerine şefaat edilmesine izin verdiği kimseler olabilir. Bu şahıslar da doğruyu söyleyenlerdir. Doğru olan söz “La ilahe İllallah” dır. Günahkâr olan müminler bu sözü söyledikleri için şefaat olunacaklardır.67Ayrıca şu ayeti kerimede mümin erkek ve kadınlar için şefaatin olacağına dair başlı başına bir delildir: “.Bil ki, Allah'tan başka ilâh yoktur. (Habibim!) Hem kendinin hem de mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahlarının bağışlanmasını‎ dile!”68

Bu ayet-i kerimeden de anlaşıldığına göre, müminlere Allah’ın izniyle şefaat gerçekleşecektir. Çünkü Yüce Allah Peygamberimize Mümin erkek ve kadınlara istiğfar etmesini emrediyor. Zira Yüce Allah olmayacak bir şeyi peygamberimize emretmesi mümkün değildir. Bu talepten de anlaşıldığına göre şefaat Allah’ın izniyle gerçekleşecektir.

3. Hz. Muhammet (S.A.V.) Ahirette Şefaatte Bulunacaktır

Hz. Peygamber’in şefaati Kur’an-ı Kerim’de belirtilmektedir. Şefaati Uzma olarak ta isimlendirilen bu şefaat, ayeti kerimede“Makam-ı Mahmud” olarak geçer. Bu konuda; “geceleyin yalnız sana mahsus olmak üzere teheccüd namazı kıl, umulur ki Rabb’in seni övülmüş bir makama gönderiverir”69 buyurulmaktadır.

“Makamı Mahmud’u” Elmalılı M. Hamdi, Livaü’l Hamd altında şefaati Kübra makamıdır.70 Ömer Nasuhi Bilmen, “bir şefaati Kübra makamına (gönderecektir)”71 şeklinde açıklamışlardır.

Peygamber efendimizin şefaatine delalet eden başka bir ayette şöyle buyurulur: “Rabbin sana verecek, öyle verecek ki razı olacaksın.”72 Bu ayeti kerimenin başında (ل ) lam harfi vardır. Bu harf tekit içindir. Yani ayetin manasını kuvvetlendirmek içindir. Buna göre mana şöyle olur; “seni terbiye edip seçkin bir şekilde yetiştiren Rabb’in ileride sana öyle verecek, öyle verecek ki, tamamen razı olacak, rızaya ereceksin. Bütün dileklerin gerçekleşecek, hiçbir üzüntü endişesi kalmayacaktır.”

4. Şefaat İzne Bağlıdır

Kur’an-ı Kerim’de şefaatin ancak izin verildikten sonra olabileceğine delalet eden birçok ayeti kerime vardır. Bunlardan birkaçının meali şöyledir: ”O’nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir?”73, “O’nun izni olmadan kimse şefaat edemez”74, “Allah dilediğine hoşnut olduğuna izin vermedikçe göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz.”75,

Keza şefaat edilecekler de Allah izin verdikten sonra istifade edebilirler. Nitekim “Onlar, Allah’ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler ve O’nun korkusundan titrerler.”76 buyurulmaktadır.

Şefaatin Allah’ın iznine bağlı olduğuna dair merhum Elmalılı Hamdi Yazır şöyle akli bir delil getiriyor: “şefaat, hürmetli birinin başkası hesabına rica ve niyaz etmek suretiyle ona yardımcı olması, kendini onunla bir tutmasıdır. Bu aynı zamanda kendisini o işe yakın görmek, o işi sahiplenmek anlamına gelir. Söz konusu kişi de kendisini ve haysiyetini bilen, yapacağı işten kendilerine zarar gelmeyeceğine emin olan kimseler yapabilirler.

Hâlbuki mülk-i ilahi olan şu mahlûkattan ister maddi ister manevi olsun herhangi birine Allah’tan daha çok yakınlık göstermeye, onu sahiplenip bilgiçlik satmaya, ilerisini, gerisini düşünmeyip şefaate kalkışmaya kimin hakkı vardır. Her şey Allah Teala’nındır. O isterse yaptırır, istemezse yaptırmaz. Dolayısıyla böyle şefaat etmeye kalkışanın durumunun şefaat edileninkinden daha kötü olmadığını Allah’tan başka kim bilebilir.

Söz konusu kimseler ister melekler, ister enbiyadan olsun Allah’ın izni olmadan, Allah’ın kullarına, Allah’tan ziyade yakınlık gösterme yetkisini kendinde nasıl bulabilirler.

Ancak Allah Teala’nın umumi veya hususi olarak şefaate izin verdiği kendilerine bildirilenler şefaat edebilirler. Demek ki, şefaat, Kibriya’yı ilahi’den umulmaz değildir. İzin verdiği vakit şefaate mezun olanlar kendi dilediklerine değil, yine Allah’ın dilediklerine şefaat imkânı bulabilirler.

Bundan da anlaşılıyor ki; Hakk tanımayan Allah düşmanlarının kendilerine şefaat etmesi düşünülen bir Allah dostu bulabilmelerine, yine müşriklerin putları gibi, hiçbir şeyden haberdar olmayanların şefaatçi olabilmelerine asla ihtimal yoktur. Sonra şefaat izni olan her şefaatçinin şefaat sınırları, Allah yanındaki derecesi ile uygun olacaktır.”77

5. Mal ve Mülk Şefaatçi Olamaz

Ahirette Allah Teala izin vermeyince canlı varlıklar dahi şefaat edemediğine göre cansız olan mal ve mülkün şefaat etmesi elbette düşünülemez. Mal ve paranın itibar görmesi ancak dünyada geçerlidir. Yani o, sadece dünyada yardımcı olabilir. Bu yardım dahi mecazi manadadır. Zira mal-mülk sahibini gerçek manada sıkıntıdan kurtarıp mutlu eden, serveti değildir. Onu sıkıntıdan kurtaran, ihtiyacı veya başka bir sebeple elindeki malı arzulayan insanlardır. Mal-mülk mutluluk için bir sebeptir. Dolayısıyla bu kısır döngü sadece dünyada çaredir.

Ahirette bu sistem olmadığı için para-pula itibar eden olmaz. Zaten dünyadaki değeri de itibaridir, hakiki değildir. Ancak dünyada iken elindeki maldan infak etmek suretiyle Salih amel işleyenler elbette ki Ahirette faydasını göreceklerdir. Yukarıda bahsettiğimiz husus, kendilerini dünyaya kaptırıp maddiyatın her zaman üstünlük nişanesi olacağını düşünenler için geçerlidir. Böyle kişiler olabileceği için Allah Teala, bu tür düşüncelerin yanlış olduğuna işareten şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel size verdiğimiz rızıklardan infak edin. Kâfirler işte zalimlerin kendileridir.”78

Başka bir ayette ise: “gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, onların hiçbirinden –fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa dahi- kabul edilmeyecektir.”79 buyurulmaktadır.

1   2   3   4   5   6   7   8   9

Similar:

T. C DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI iconT. C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

T. C DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI iconT. C DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

T. C DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI iconDİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

T. C DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI iconT. C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

T. C DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI iconT. C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

T. C DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI iconDİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

T. C DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI iconT. C DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

T. C DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI iconT. C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

T. C DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI iconT. C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

T. C DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI iconDİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page