İSLAM’IN AİLEYE VERDİĞİ ÖNEM




Indir 65 Kb.
TitleİSLAM’IN AİLEYE VERDİĞİ ÖNEM
Date conversion10.04.2013
Size65 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://osmangazimuftulugu.gov.tr/hutbe/Haziran2012Hutbeleri.doc
İLİ : BURSA

AY-YIL : HAZİRAN – 2012

TARİH : 01.06.2012 (1. HAFTA)


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ

وَمِنْ آيَاتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجاً لِّتَسْكُنُوا إِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُم مَّوَدَّةً وَرَحْمَةً

إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

(Rum, 21)

İSLAM’IN AİLEYE VERDİĞİ ÖNEM

Muhterem Müslümanlar!

Toplum hayatımızın temel taşlarının en önemlisi ailedir. Aile, evlilik ve akrabalık bağıyla birbirine bağlanan kimselerin oluşturduğu en kutsal topluluktur. Evlilik ise, bir erkekle bir kadının nikâh akdiyle başlayan birlikteliğidir.

Sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi ve huzurlu bir toplumun meydana getirilmesi için evlilik şarttır. Bu sebeple yüce dinimiz aile kurumuna çok büyük önem vermiştir Konu ile ilgili olarak Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Kendileriyle huzur bulasınız diye size kendi (cinsi)nizden eşler yaratması ve aranıza bir sevgi ve merhamet vermesi de O’nun (varlığının) delillerindendir.1

Muhterem Müslümanlar!

Yüce Allah, eşlere karşılıklı sevgi ve merhamet duygusu vermiştir. Kendilerine verilen bu duygularla hareket eden eşler, evliliğin ve hayatın meşakkatlerine karşı sapasağlam durabilme kudretine sahip olabilirler. Aksi takdirde hayat kendileri için yaşanılır olmaktan çıkar belki de küçük sorunlar büyüyüp dağ gibi olur ve sonu boşanma ile bitebilir. Aile bağları zayıf olan toplumlarda, sık sık çözülme ve çökme tehlikesi yaşanmaktadır. Bu bakımdan aile ilişkilerinde çok hassas ve dikkatli olunmalı; İslam esaslarına göre yaşamaya çalışılmalıdır.

Değerli Müminler!

İslam Dini, aile hayatının mutlu ve huzurlu bir şekilde devamı için bir takım kurallar koymuştur. Evliliğin normal seyrinde yürüyebilmesi için eş seçiminden başlamak üzere nişan, nikâh, düğün gibi hususlarda gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Öncelikle aile fertleri arasında güven sorunu olmamalıdır. Eşler birbirlerini şüpheye düşürecek söz ve davranışlardan kaçınmalı, birbirlerine güven vermelidirler. Aile hayatını tehlikeye sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmalıdırlar. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu konuda şöyle buyurmuştur; “Sizin en hayırlınız ailesi için hayırlı olanınızdır2.

Muhterem Müslümanlar!

Ailede eşler birbirlerine, çocuklarına, birbirlerinin aile ve akrabalarına karşı iyi davranmalıdırlar. Ayrıca çocuklarına güzel örnek olmalı, çocukların eğitimi ve ailenin geçimi konusunda da her birey üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmelidir. Dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı tedbirler almak, öncelikle babanın ve tüm aile fertlerinin görevidir. Kişi, dünyanın çeşitli tehlikelerinden ailesini korumak durumunda olduğu gibi, ahirette karşılaşılabilecek tehlikelerden de korumak zorundadır.“Ey İman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”3 Ayetiyle “Aile reisi olan,ailenin koruyucusudur ve onlardan da sorumludur.4 Hadis-i şerifi bu gerçeği beyan etmektedir.

Kıymetli Müminler!

Her konuda olduğu gibi evlilik konusunda da Peygamberimiz (s.a.v.) bize en güzel örnektir. Peygamberimiz (s.a.v.) ailede sevgiyi, saygıyı, merhameti, adaleti ve hoşgörüyü daima ön planda tutmuştur. Bizler de O’nun gibi düşünerek, aile yuvamızın huzurunu ve mutluluğunu yaşatmaya devam edelim. Toplumsal barışın temelinde aile huzurunun olduğunu unutmayalım.


Hazırlayan : Mehmet KARAGÖZ

Ünvanı : İmam - Hatip

Kayapa San.Camii – NİLÜFER


İLİ : BURSA

AY-YIL : HAZİRAN– 2012

TARİH : 08.06.2012 (2. HAFTA)


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ

ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِي النَّاسِ لِيُذِيقَهُم بَعْضَ الَّذِي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

(Rum: 41)

ÇEVRE BİLİNCİ

Muhterem Müslümanlar!

Yüce Allah, insanın da içinde bulunduğu tabiatı canlı ve cansız varlıklarıyla birlikte bir düzen ve denge içinde yaratmıştır. Ancak, insanların tutum ve davranışlarından dolayı, genel anlamda çevrede bozulma ve kirlenme meydana gelmiştir. Okumuş olduğum Rum Suresi 41. ayeti kerimede mealen şöyle buyurulmaktadır: “İnsanların kendi işledikleri kötülükler sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Yanlıştan dönmeleri için Allah yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır .

Günümüzde, fabrika atıkları, hava, su, denizlerin kirlenmesi ve ağaçların yok edilmesi, çevredeki bozulmaya örnek gösterilebilir. Bunların sonucu olarak da toprak kayması, asit yağmurlarının yağması, iklim değişikliği gibi küresel çevre kirliliği ve sorunları bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.

Aziz Müminler!

Çevre sorumluluğu içinde, temizliğin önemli bir yeri vardır. O halde caddelerin, sokakların, parkların, ormanların, akarsuların, göllerin, denizlerin, kısacası doğal çevrenin temiz tutulması ve korunmasıyla ilgilenmeliyiz. Nitekim günümüzde, bazı insanların dinlenme ve piknik yeri olarak kullandıkları yeşil alan, ormanlık, ağaçlık veya park yerlerine, yiyecek ve piknik atıklarını bıraktıklarını görmekteyiz. Bazı yerleri de tuvalet gibi kullanarak kirlettiklerini, üzüntü ile müşahede etmekteyiz. Peygamberimiz (S.A.V) Lânet edilen iki şeyden sakının!" buyurdular. Ashab, “Lanet edilen iki şey ne­­dir?” diye sordular. Hz. Peygamber (s.a.v.) de, “İnsan­la­rın yo­­lu ve gölgelendikleri yeri kirletmektir 1 buyurdu.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir başka hadiste de “(İnsanlara) eziyet verici bir şeyi yoldan kaldırman sadakadır.2 buyurmuştur. Bu hadiste “eziyet veren şeylerin giderilmesi” ifadesinin kapsamı gayet geniştir. Yoldaki bir dikenden, evdeki bacadan çıkan dumana, atılan her

türlü çöpe, arabanın egzozundan gürültüsüne, bağırarak konuşmadan kavgaya kadar, maddi ve manevi hoşa gitmeyen, rahatsız eden her şeyi kapsamaktadır.

Muhterem Müslümanlar !

Yaşadığımız yer, atalarımız tarafından çocuklarımıza bırakılmak üzere bizlere emanet edilmiştir. Bursa’nın bugünkü sakinleri bizleriz. Gelecek nesle yeni eserler bırakamazsak bile, en azından bize devredildiği gibi, gelecek kuşaklara devretmek yükümlülüğü altındayız. Camiler, türbeler, hanlar v.b.leri tarihi eserler, ancak insanların korumasıyla, sahip çıkmasıyla, ayakta kalabilir, geleceğe miras bırakılabilir. Bu anlamda bulunduğumuz yerdeki ata yadigârı eserlere sahip çıkmak, bizler için bir görevdir. Yüce dinimiz, ırkı, dili, kültürü, rengi ne olursa olsun, herkesi insan paydasında birleştirir. Yaratılan, yaratandan dolayı sevilir. İnsana haksızlık ve saygısızlık “kul hakkı” olarak değerlendirilir.

Değerli Mü’minler!

Çevreyi kirletmek, sadece çevreye karşı işlenmiş bir kötülük değil, aynı zamanda aynı ortamı paylaşan diğer canlı ve cansız varlıklara karşı da işlenmiş bir suçtur. Peygamberimiz(s.a.v):“Müslüman müslümanın elinden, dilinden güvende olduğu kimsedir3 buyurmaktadır. Çevreyi kirleten, doğal zenginlikleri fütursuzca kullanan bir kimse, dolaylı olarak diğer insanlara zarar vermektedir. Dolayısı ile hadisi şerifte belirtilen güven sıfatını zedelemektedir. Canlı ve cansız varlıklarıyla çevre bize birer emanettir. Bu emaneti iyi kullanmadığımız takdirde, Allahü Teala’nın huzuruna çıktığımızda, çevreye karşı yanlış tutum ve davranışlarımızdan hesaba çekileceğimizi unutmayalım.


Hazırlayan : Mehmet KöKTAŞ

Ünvanı : Bursa İl Müftü Yard.


İLİ : BURSA

AY-YIL : HAZİRAN-2012

TARİH : 15.06.2012 (3. HAFTA)


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ

سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ

إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ

هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ


MİRAÇ KANDİLİ VE NAMAZ

Muhterem Cemaat!

Cumartesiyi pazara bağlayan gece Miraç Kandili’dir. Miraç, Peygamber Efendimiz(sav)’in önemli mucizelerinden biridir. Hicretten yaklaşık bir buçuk yıl önce meydana gelmiştir.Sözlükte “yükselme aracı” ve “yukarılara çıkma” manalarına gelen miraç Peygamberimizin(sav)’in yüce makamlara yaptığı ulvi bir yolculuktur.

Miraç gecesinde Hz Peygamber(sav)ilahi davete icabet ederek, Cebrail (a.s.) ile birlikte önce Mescid-i Aksa’ya ,daha sonra da semalara ve “Sidretü’l Münteha” denilen yüce makama çıkarılmış,kendisine melekut aleminin sırları gösterilmiştir.Kuran-ı Kerim’de bu mucizevi yolculuğun başlangıcı şöyle beyan edilir:

Bir gece kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescid-i Haramdan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Yüce Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. O,gerçekten işitendir, görendir.”1

Aziz Müminler!

Miraç olayı bir mucize olduğundan ona sınırlı ve dar ölçümlerimizle değil, ilahi kudretin bir tasarrufu olarak,iman ve kalp gözü ile bakmamız gerekir.Diğer peygamberlerin mucizelerinde olduğu gibi, Miraç mucizesi de insanoğlunun ufkunu açan bir ilham kaynağıdır. Mucizeler akılla izah edilemez, onlara sadece iman edilir. Bizler de Hz. Ebubekir (r.a.)’in dediği gibi : “O söylediyse doğrudur” diyor, gönülden


Resulullah (sav)’in haber verdiklerine şeksiz şüphesiz iman ediyoruz.

Beş vakit namaz miraç gecesinde farz kılınan, Hz. Peygamber (sav) ’in ümmetine bahşedilen ilahi bir hediyedir. Namaz, ilahi olarak dinimizin ilk emri, dinin direği ve Resulullah’(sav)ın ifadesiyle “gözümüzün nuru”dur.”2 Aynı zamanda namaz, Allah katında amellerin en sevimlisidir.

Nitekim Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de namazın önemine dair şöyle buyurmaktadır: “Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı zikretmek elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.”3

Değerli Müminler!

Miraç gecesi, ilahi rahmete erişmek ve kulluk bilinci ile ibadet, dua ve niyazda bulunmak, müminler için bir fırsattır.Bu sebeple,hata ve günahlarımızdan pişmanlık duyarak;kendimiz,ülkemiz ve İslam aleminin huzuru için dua ve niyazda bulunalım. Cenab-ı Allah’ın bize Miraç hediyesi olan beş vakit namaza ve diğer ibadetlerimize önem verelim. Namazın bizimle Rabbimiz arasında manevi bir bağ ve bir nevi miraç olduğunu unutmayalım.

Bu mübarek gecenin İslam aleminin birlik ve beraberliğine barış ve huzuruna vesile olmasını Cenab-ı Hakk’tan niyaz eder, hepinizin Miraç Kandilini Tebrik ederim.


Hazırlayan: H.Hüseyin METİN

Bademli Mah. Camii İmam-Hatibi- MUDANYA


Hasan Hüseyin ME İmam


İLİ : BURSA AY – YIL :HAZİRAN – 2012 TARİH : 22.06. 2012 (4. HAFTA)

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ

KUR’AN ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN FAZİLETİ

Muhterem Müslümanlar!

Yüce Allah, bizleri karanlıktan aydınlığa çıkarmak için peygamberler ve kitaplar göndermiştir. Rabbimizin insanlığa gönderdiği son ilahi kitap , Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an-ı Kerim’in ilk mesajı da "oku"1 emridir.

Değerli Kardeşlerim!

Cenâb-ı Hakk’ın bizlere vermiş olduğu sayısız nimetler içinde en değerlilerinden birisi de çocuklarımızdır. Onlar bizler için ilahi bir hediye, ilahi bir emanettir. Çocuklar, geleceğimizin teminatıdır. Allah Rasûlü (sav): “Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermiş olamaz”2 buyurmaktadır. Bu da ancak yeni yetişen nesillerin Kur’an ile irtibatından geçer. Çünkü Kur’an bir hidayet kaynağı, gönüllere şifa, Hak tarafından bir rahmettir.Nitekim çocuklara karşı sorumluluklarımızı Allah Teâlâ şöyle bildiriyor: “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyunuz.”3 Peygamber Efendimiz (sav) de; “Çocuklarımıza güzel davranıp iyilikte ve ikramda bulununuz. Onları en güzel şekilde terbiye ediniz.”4 buyurmaktadır.

Muhterem Müslümanlar!

Bugün hepimizin Kur’an-ı Kerim’i okumaya, anlamaya, yaşamaya ve tanımaya ihtiyacı var. Allah Rasûlü (sav): “Kalbinde Kur’an’dan bir şey bulunmayan kimse harap olmuş ev gibidir”5 buyurmaktadır.Bu sebeple gözbebeğimiz olan çocuklarımıza Kur’an-ı Kerim’i öğreterek onların kalplerini nurlandıralım. Onların dini ve ahlâki gelişiminden sorumlu olduğumuzu, üzerimizde hakları olduklarını unutmayalım. Bakınız! Allah Rasûlü (sav) biz mü’minlere ne güzel bir müjde veriyor: “Kim Kur’an okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü anne ve babasına ışığı güneş aydınlığından daha parlak bir taç giydirilir. Onlar; “bize niçin bu elbiseler giydirildi?” diye sorduklarında kendilerine, “çocuğunun Kur’an öğrenmesinden dolayı” 6diye cevap verilir. Yine Allah Rasûlü(sav) bu konuda : Kur'an okuyunuz.Çünkü Kur'an onunla amel edenlere kıyamet gününde şefaatçi olacaktır7 buyurmaktadır.

Değerli Mü’minler!

Çocuklarımızın yeni bir tatil dönemine girmesiyle, camilerimizde ve Kur'an Kurslarımızda "Kur'an-ı Kerim ve Temel Dini Bilgiler" dersleri verilmektedir. Bu vesile ile çocuklarımızın Kur’an-ı Kerim öğrenmelerini ve yaz kurslarına devam etmelerini teşvik edelim.

Hutbemi Allah Rasûlü(sav)'in bir hadîsi ile bitiriyorum.: “Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve başkasına öğreteninizdir."8

Ne mutlu Kur'an okuyup, Kur'anla amel edenlere!


Hazırlayan : İbrahim DOĞAN

Unvanı : İmam – Hatip

Mazlumlar Ky. Aş. Mh./ Büyükorhan


İLİ : GENEL

AY-YIL : HAZİRAN-2012

TARİH : 29/06/2012



BERÂT’A YOL ARAMAK

Kardeşlerim!

Büyüklükte eşsiz, rahmette sonsuz, affetmede ise sınırsız olan Yüce Rabbimiz, bizlere şu müjdeyi vermiştir:


(Ey Muhammed) Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman de ki: ‘Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.’”1


Aziz Kardeşlerim!

Nimetler bahşetmesiyle er-Rezzâk ve el-Hâlik olan Rabbimiz, manevi olgunlaşma için de insana takvanın, şükrün ve arınmanın yollarını öğretmiştir. Bir kusur işlendiğinde, kendisine dönüp el açanları geri çevirmeyen et-Tevvâb’tır O.


Mevlâmızın affı olmadan arınmak, merhameti olmadan kurtuluşa ermek mümkün müdür? Atamız Hz. Âdem ile eşi Hz. Havvâ’nın, yasağı çiğnediklerinin farkına vardıklarında, “Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”2 şeklindeki pişmanlık dolu gönülden niyazları üzerine Yüce Allah tövbelerini kabul etmiştir. O günden bugüne kadar af kapısı hep açık olmuştur ve insanlık var olduğu sürece de açık kalacaktır. Yeter ki eller, gönüller, zihinler o kapıya yönelsin.


Af dilemek için zaman ve mekân şart değildir, fakat bazı vakitlerin daha bereketli kılınmış olması, müminlere birer ikramdır. Gece seher vakitlerinde dua edenlerin Kur’ân’da övülmesi3, Efendimiz (s.a.s)’in her gecenin son üçte birinde dua edenlerin dualarının kabul olacağını müjdelemesi4 bu mübarek vakitlerin önemini ifade eden en güzel örneklerden bazılarıdır. Önümüzdeki Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece idrak edeceğimiz Berat gecesi

de bereketli zaman dilimlerindendir. Bu gecede yapılacak ibadetin bizleri günahlardan temizleyeceğini ve affedilmemize vesile olacağını bakın Allah Rasulü (s.a.s) ne de güzel ifade etmiştir:


““Şaban ayının on beşinci gününü oruçlu geçirin. Gecesinde ise ibadete kalkın. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ (keyfiyetini bilemediğimiz bir halde) en yakın semaya tecelli ederek fecir doğuncaya kadar: ‘Bağışlanma dileyen yok mu? Onu bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu? Ona rızık vereyim…’ buyurur.”5


Kardeşlerim!

Nurlu seherlerde kalkıp gönül perdelerini aralayanlar ve kalplerini rahmet ışığına açanlar, yürekten Allah’a tövbe ve iltica edebilenler, umduklarına kavuşacaklardır. Günahına arka çıkanlar, gönüllerine siyah perde çekenler ise rahmet ışıklarından istifade edebilirler mi?


Kalbimizi bir yoklayalım. Tam da bu zamanlarda, oraya Kur’an ve Sünnet ışığının daha yoğun bir şekilde düşmesi gerekmez mi? Günahlardan dolayı pişmanlık duyup Adem misâli, yüreklerimizde bir nedamet, Yaratan’a karşı bir mahcubiyet hissediyor muyuz? Kendimizi dünya ve ahiret adına muhasebe edebiliyor muyuz? Yoksa dünyanın hengamesinde kendimizi kaybetmiş durumda mıyız?

Kardeşlerim!

Berat gecesi af dilemenin, arınmanın, elleri duaya, gönülleri semaya açmanın, doğrudan doğruya Rabbimize yönelip mağfiret iklimine girmenin vaktidir. Bu iklim mahrem yakarışlara, ulvî hüzünlere ve gözyaşı dökmeye gebedir. Bu gecede akacak gözyaşları çöküşün değil, kalbin yeniden hayat buluşunun sembolüdür. Çiçeklerin filizlenişinden önce toprağın neme doyması gibi, yeniden doğuşun bir hazırlığıdır bu gözyaşları.


Zaman, kalbimizin en derin yerinden Rahman’a doğru bir yol açma zamanıdır. Bu mübarek gecede; Kur’ân’da örnek gösterilen has kullar gibi “Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı gelip geçici değil, devamlıdır. Şüphesiz, orası ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır.”6 diye niyazda bulunmak, tövbe ederek günahlardan arınmak ve Allah’a kulluğun tadına varmak ne büyük bir mutluluktur!


Bütün kardeşlerimin Berat Kandili’ni kutluyor, affımıza ve insanlığın hayrına vesile olmasını Hak Teâlâ’dan niyaz ediyorum.


1 Enam 6/54.

2 A‘râf 7/23; Bakara 2/37.

3 Âl-i İmran 3/17.

4 Buhârî, Teheccüd, 14.

5 İbn Mâce, İkâmetü’s-salavât, 191.

6 Furkân 25/63-66.

Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü.

1 Rum 21

2 İbn-i Mace, Nikah, 50

3 Tahrim, 6

4 Buhari, Nikah, 81

1 Müslim, Taharet, 68 (I, 226).

2 Müslim, Zekat, 56 (I, 699).


3 Tirmizî, İman 12, (V, 17); Nesâî, İman 8, (VIII, 104-105).


1 İsra 17/1

2 Nesai,İşratü’n-Nisa,1(7,6)

3 Ankebut 29/45

1 Alak,1

2 Tirmîzî, Birr, 33

3 Tahrim, 66/6

4 İbn. Mâce, Edeb,, 368

5 Tirmîzî, Fedâilu’l-Kur’an, 18

6 Ahmed bin Hanbel,Müsned,3,40

7 Müslim,Müsafirun,252

8 Buhari ,Fezailü'l-Kur'an,21

Add document to your blog or website

Similar:

İSLAM’IN AİLEYE VERDİĞİ ÖNEM iconAmacı sağlam bir toplum kurmak olan İslam, aileye çok önem vermiştir.Çünkü aile, toplumun temel taşıdır. Toplumlar ailelerden oluşur. Aile sağlam olursa toplum

İSLAM’IN AİLEYE VERDİĞİ ÖNEM iconİlköğretim Haftasıyla ilgili açıklamalar. Eğitim ve Öğretim,Bilim ve Sanatın önem ve gerekliliği. Atatürk’ün bu konulara verdiği önem. Ders işlenişi ve kullanılacak araç gereçlerle ilgili bilgi

İSLAM’IN AİLEYE VERDİĞİ ÖNEM iconİSLAMIN RUH SAĞLIĞINA VERDİĞİ ÖNEM

İSLAM’IN AİLEYE VERDİĞİ ÖNEM iconATATÜRK ‘ÜN AKILCILIK VE BİLİME VERDİĞİ ÖNEM

İSLAM’IN AİLEYE VERDİĞİ ÖNEM iconHZ. PEYGAMBERİN ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNE VERDİĞİ ÖNEM

İSLAM’IN AİLEYE VERDİĞİ ÖNEM iconDinimiz İslam ilme ve insanları bilgiye ulaştıran okumaya büyük önem vermiştir. Öyle ki; ilme verdiği değeri göstermek için vahyin ilk ayeti ve dolayısıyla
«Böyle bir ilmi bilmemek insana zarar vermediği gibi, bilmek de fayda vermez.» buyurmuştur. Bugün ilim ve yetenek olarak ortaya konan...

İSLAM’IN AİLEYE VERDİĞİ ÖNEM iconYapılan detaylı bir araştırmaya göre, bir sunumda her 100 dinleyiciden 55’inin görselliğe, 38’inin sese, 7’sinin de içeriğe önem verdiği ortaya çıkmıştır

İSLAM’IN AİLEYE VERDİĞİ ÖNEM iconYüce dinimiz İslam, çocuk terbiyesine ve çocuk haklarına büyük önem verir. Anne ve Babaları, çocuklarını iyi bir insan olarak yetiştirmek üzere sorumlu tutar

İSLAM’IN AİLEYE VERDİĞİ ÖNEM iconYüce dinimiz islam anne ve baba hakkına özel bir önem vermiştir. Ayet ve hadisler; anne ve baba hakkını ön plana çıkararak; onlara yapılan hizmetin herhalukarda

İSLAM’IN AİLEYE VERDİĞİ ÖNEM iconYöneticilik kavramı günümüz dünyasında son yıllarda epey önem kazanmış ve de halen önem kazanmaya devam etmektedir. Üretim söz konusu olduğunda yöneticilik çok

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page