Anayasa Hukukunun konusu, devletin temel yapısı ve işleyişi ile bireylerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen pozitif hukuk kurallarıdır




Indir 258.17 Kb.
TitleAnayasa Hukukunun konusu, devletin temel yapısı ve işleyişi ile bireylerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen pozitif hukuk kurallarıdır
Page3/8
Date conversion14.04.2013
Size258.17 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.ders-notlari.org/wp-content/uploads/2012/10/ANAYASA-HUKUKU-DERS-NOTLARI-1.doc
1   2   3   4   5   6   7   8

Hükümet Sistemi

Hükümet sisteminin merkezinde Padişah bulunmaktadır. Yasama ve yürütme fonksiyonları büyük ölçüde Padişaha bağımlıdır.

Yasama organının adı Meclis-i Umumî’dir. Bu meclis, Heyet-i Âyan ve Heyet-i Mebusan isimli iki heyetten oluşmaktadır. Heyet-i Âyan üyeleri Padişah tarafından atanır. Heyet-i Mebusan üyeleri ise iki dereceli seçimle halk tarafından seçilir. Parlamentonun yetkileri hayli dar tutulmuştur. Kanun yapımının hem teklif hem de tasdik aşamasında Padişahın onayına gerek duyulur. Padişahın mutlak veto yetkisi vardır. Padişah ayrıca istediği zaman Heyet-i Mebusan’ı feshedebilir.

Yürütme sahasında esas yetki Padişaha aittir. Yürütmenin ikinci organı olan Heyet-i Vükela Padişah tarafından tayin edilir ve azledilir. Yani Heyet-i Vükela Meclis-i Mebusan’a karşı değil, Padişaha karşı sorumludur.

Yargı alanında ise, yetkinin bağımsız mahkemelere aktarıldığını ve mahkemelere önemli güvenceler sağlandığını görmekteyiz.

      1. Temel Hak ve Hürriyetler

Kanun-u Esasî temel haklar ve hürriyetler konusunda önemli güvenceler getirmektedir. Vatandaşlık hakkı, kişi özgürlüğü, kişi güvenliği, dilekçe hakkı, eşitlik ilkesi, işkence yasağı başta olmak üzere ayrıntılı bir temel haklar ve hürriyetler listesi vardır.

      1. Kanun-u Esasî’de 1909 Değişiklikleri (İkinci Meşrutiyet)

Kanun-u Esasî’nin, demokratik bir meşruti monarşi anayasası haline gelmesi, 1909 yılında yapılan değişikliklerle olmuştur. 31 Mart Vak’ası sonucunda Padişahın ordu marifetiyle değiştirilmesi, Padişahı sembolik yetkileri olan bir Devlet Başkanı konumuna çekmeye imkan sağladı.

Kanun-u Esasî’de 8 Ağustos 1909 tarihinde yapılan köklü değişikliklerle, temel haklar ve hürriyetler güçlendirilmiş, yasama alanında Padişahın egemenliği kaldırılmış, yürütme yetkisi ise Padişahtan Heyet-i Vükela’ya kaydırılmıştır. Ayrıca Heyet-i Vükelanın Meclis’i Mebusan’a karşı sorumluluğu kabul edilmiştir.

    1. 1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu

      1. Şeklî Unsurlar

23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da ‘‘olağanüstü yetkileri haiz’’ Büyük Millet Meclisi açıldı. Bu Meclis, bir Kurucu Meclis niteliğinde idi. TBMM’nin ilk işlemlerinden biri, kendi bünyesi içinden bir yürütme kuvveti kurmak oldu. TBMM hükümetinin dayandığı ilkeler, 20 Ocak 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile açıklığa kavuşturuldu. 1876 Kanun-u Esasîsi henüz resmen ilga edilmiş sayılmadığı için bu anayasa kısa bir metin olarak kaleme alındı.

1921 Anayasası yumuşak anayasa kategorisindedir. Kendisinin adî kanunlardan üstün olduğunu ilan eden bir hüküm içermediği gibi kendi değiştirilişi için bir hüküm de getirmemektedir.

      1. Devletin Nitelikleri

Anayasanın en önemli kuralı ve yeniliği, ‘‘milli egemenlik’’ ilkesidir. (Madde 1 : Hakimiyet bilâkaydü şart milletindir. İdare usûlü, halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.)

      1. Hükümet Sistemi

1921 Anayasası bir Meclis Hükümeti sistemi kurmaktadır. Bu sistemde yürütme yetkisi de yasama organına verilmektedir. Bakanlar teker teker Meclis tarafından seçilir, Meclis tarafından her zaman değiştirilebilir. Bakanlar Kurulu’nun Meclis’e karşı kullanabileceği herhangi bir yetki yoktur. Ayrıca bir Devlet Başkanlıği makamı da tesis edilmemiştir.

      1. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda 29 Ekim 1923 Tarihli Değişiklikler

1921 Anayasası’nda, 29 Ekim 1923 tarihinde çok önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerle, Cumhuriyet ilan edilmiş, Cumhurbaşkanlığı makamı oluşturulmuş ve hükümet teşkili usûlü de değiştirilmiştir. Buna göre Başbakan Cumhurbaşkanı tarafından, Bakanlar da Başbakan tarafından belirlenip Meclis’in onayına sunulur. Böylece Meclis Hükümeti sisteminden uzaklaşılarak parlamenter sisteme yaklaşılmıştır.

    1. 1924 Anayasası

      1. Şeklî Unsurlar

1876 Kanun-u Esasisini ve 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nu yürürlükten kaldıran 1924 Anayasası, İkinci Dönem TBMM tarafından 20 Nisan 1924 günü kabul edilmiştir.1924 Anayasası katı bir Anayasadır. Anayasa değişikliği için Meclis üye tamsayısının üçte ikisinin oyu gerekmektedir.

Anayasanın üstünlüğü ilkesini benimsemekle birlikte, kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyecek bir mekanizma kurmamıştır.

      1. Devletin Nitelikleri

Devlet şekli cumhuriyettir ve bu hükmün değiştirilmesi yasaklanmıştır. Milli egemenlik ilkesi 1924 Anayasasında da kabul edilmiştir. 1928 yılında yapılan değişiklikle ‘‘Türkiye Devletinin dini, Din-i İslamdır’’ hükmü çıkarılmış, 1937 değişikliği ile de Anayasaya laiklik ilkesi konmuştur. Aynı değişiklikle Cumhuriyet Halk Partisinin altı umdesi (cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, inkılapçılık) Anayasaya eklenmiştir.

      1. Hükümet Sistemi

1924 Anayasası, Meclis Hükümeti ile parlamenter sistem arasında bir karma bir sistem kurmuştur. Anayasa, yasama ve yürütme yetkilerini Meclis’te toplamaktadır. Ancak, Meclis yürütme yetkisini Cumhurbaşkanı ve İcra Vekilleri Heyeti aracılığıyla kullanır. Cumhurbaşkanı’nı Meclis seçer, İcra Vekilleri Heyeti’ni ise Cumhurbaşkanı belirler. Meclis hükümeti düşürme yetkisine sahiptir, hükümetin ise Meclisi fesih yetkisi yoktur. Bu sisteme ‘‘kuvvetler birliği ve görevler ayrılığı’’ adı da verilmektedir.

      1. Temel Hak ve Hürriyetler

1924 Anayasası tabiî hak doktrinini benimsemiş ve negatif statü hakları cümlesinden bir takım temel hakları ve hürriyetleri kabul etmiştir. Ancak ayrıntılı düzenlemelere gidilmemiş ve bu hak ve hürriyetlerin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Öte yandan temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasının ölçütleri hükme bağlanmış değildir. Üstelik bu haklar ve hürriyetler yargısal güvencelerden de yoksundur. Bu durum, Meclis’e hürriyetleri dilediği gibi sınırlandırma imkanını vermiştir.

      1. 1924 Anayasası’nda ‘‘Çoğunlukçu Demokrasi’’ Sorunu

1924 Anayasasının demokrasi anlayışı ‘‘çoğulcu’’ değil, ‘‘çoğunlukçu demokrasi’’ anlayışıdır. Bu, çoğunluk iradesinin daima kamu iyiliğine yöneldiğini varsayan ve bu nedenle azınlık hakları vb. nedenlerle sınırlandırılmasına karşı çıkan bir demokrasi anlayışıdır. Anayasanın hükümet sisteminde Meclis’e verdiği merkezî konum, Meclis’te çoğunluğu ele geçiren partinin mutlak yönetme hakkına zemin hazırlamıştır. Anayasaya hakim olan bu anlayış, özellikle çok partili hayata geçildikten sonra bir gerginlik kaynağı olmuştur.

    1. 1961 Anayasası

      1. Şeklî Unsurlar

27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından yeni bir anayasa yapmak üzere bir Kurucu Meclis oluşturuldu. Bu Meclisin hazırladığı Anayasa, 9 Temmuz 1961 tarihinde yapılan referandumda halk tarafından yüzde 61.7 oy oranıyla kabul edildi.

1961 Anayasası katı bir anayasadır. Anayasa değişikliğine 1924 Anayasasındakine benzer şeklî (her iki Meclis’te üçte iki çoğunluk) ve maddî (devletin şeklinin cumhuriyet olduğu hükmü değiştirilemez) sınırlamalar getirilmiştir.

1924 Anayasasının millet egemenliğini tek başına temsil eden üstün yetkili Meclis anlayışına karşılık, 1961 Anayasası anayasanın üstünlüğünü kurumsallaştırmıştır. Milletin, egemenliğini ‘‘anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliyle’’ kullanacağı hükmüyle TBMM,egemenliğin kullanılmasında tek yetkili olmaktan çıkarılmış, egemenliğin kullanılmasını Anayasada belirtilen diğer devlet organları ile paylaşır olmuştur. Anayasanın kurulmuş iktidarlara (yasama, yürütme, yargı) karşı üstünlüğü Anayasada açıkça vurgulanmış ve bunu güvence altına almak üzere kanunların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimini kabul edilerek Anayasa Mahkemesi kurulmuştur.

      1. Devletin Nitelikleri

1961 Anayasası, Türkiye Cumhuriyeti’nin insan haklarına dayanan, millî, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu kabul etmektedir. Görüldüğü gibi, Altı Umde’den halkçılık, devletçilik ve inkılapçılık dışarıda bırakılmış, ‘‘milliyetçilik’’ ilkesi ise ‘‘millî devlet’’ şeklinde kabul edilmiştir. Sosyal devlet ilkesi tamamen bu Anayasanın bir yeniliğidir.

      1. Hükümet Sistemi

1961 Anayasası, hükümet sistemini oluştururken, iktidarın paylaştırılarak sınırlanması doğrultusunda anayasacılık hareketlerinin benimsendiği bir çok mekanizmayı biraraya getirmiştir.Anayasa, çifte Meclis’li bir yasama organı kurmuştur. Buna göre, TBMM Millet Meclisi’nden ve Cumhuriyet Senatosu’ndan oluşacaktır. Cumhuriyet Senatosu ile belli bir süreklilik sağlamak ve Millet Meclisi’ni dengelemek amaçlanmıştır. Yürütme organı da iki başlıdır. Cumhurbaşkanı TBMM tarafından seçilir. Hükümet de Meclis’ten güvenoyu alır. Yasama-yürütme ilişkileri parlamenter sisteme göre düzenlenmiştir. Burada, Anayasanın yasamadan ‘‘yetki’’ olarak bahsederken, yürütmeyi ‘‘görev’’ olarak nitelendirdiğini de hatırlatmakta yarar vardır.

Anayasa, yargıdan da bir ‘‘yetki’’ olarak söz etmekte, yargı bağımsızlığını ve hakimlik teminatını sağlamak üzere Yüksek Hakimler Kurulu’nu kurmaktadır. Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay ve Uyuşmazlık Mahkemesi gibi yüksek mahkemeler de tek tek düzenlenmektedir. İdarenin bütün eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tabi olduğu kabul edilmektedir.

Anayasa, iktidarın paylaşımı bakımından, üniversiteler ve radyo-televizyon idaresi gibi özerk kamu kurumlarının yanısıra, merkezi yönetim karşısında yerel yönetim ilkesini de kabul etmiştir. 1921 Anayasası illerin, şehir, kasaba ve köylerin tüzel kişilik sahibi olduklarını belirtmekle yetindiği halde 1961 Anayasası yerel yönetimlerin (il, belediye, köy) karar organlarının halk tarafından seçilmesini bir anayasa ilkesi haline getirmiştir.

      1. Temel Hak ve Hürriyetler

1961 Anayasası temel hak ve hürriyetleri geniş ve sistematik bir şekilde düzenlemiştir. Klasik kişi hak ve hürriyetleri ile siyasal haklar genişletilerek güçlendirilmiş, sosyal haklar ve ödevler ilk defa sistematik olarak bu anayasada düzenlenmiştir. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması konusunda güvenceler getirilmiştir. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması ‘‘anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olma’’, ‘‘hak ve hürriyetlerin özüne dokunmama’’ gibi ölçütlerle sınırladırılmıştır.

      1. ‘‘Çoğunlukçu Demokrasi’’den ‘‘Çoğulcu Demokrasi’’ye

1961 Anayasası çoğulcu demokrasi anlayışını benimsemiştir. Siyasal partiler güvenceli bir hukukî statüye kavuşturulmuş, ayrıca sendikal faaliyet, dernek kurma hakkı ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını konu alan düzenlemelerle çoğulcu bir toplum yapısının güçlendirilmesi amaçlanmıştır.

      1. 1971-1973 Anayasa Değişiklikleri

1961 Anayasası, 1971-1973 Ara Rejimi’nde iki defa değişikliğe uğramıştır. 22 Eylül 1971 ve 20 Mart 1973 tarihli değişiklikler yürütmeyi güçlendiren, temel hakları ve yargı denetimini sınırlandıran hükümler getirmiştir.

  • Yürütmenin güçlendirilmesi : Bakanlar Kurulu’na Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi tanınmış, üniversite özerkliği zayıflatılmış, TRT’nin özerkliği kaldırılmıştır.

  • Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması : Bütün temel hak ve hürriyetler için geçerli genel bir sınırlama hükmünün getirilmiş, çeşitli hak ve hürriyetlerle ilgili anayasal sınırların ve yasal sınırlama sebeplerinin arttırılmış, devlet memurlarının sendika kurma hakkının kaldırılmış, ‘‘tabii yargı yolu’’ yerine ‘‘kanunî yargı yolu’’ ilkesinin getirilmiştir.

  • Yargı denetimine getirilen sınırlamalar : Anayasa Mahkmesi’nde iptal davası açma hakkı Meclis’te grubu olan siyasi partilerle sınırlandırılmış, Anayasa değişikliklerinin ancak şekil yönünden denetlenebileceği hükmü getirilmiş, Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulmuş, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kurularak asker kişilerle ilgili idari eylem ve işlemlerin denetimi Danıştay’ın görev alanından çıkarılmıştır.

  1. 1982 Anayasası

Anayasa Hukuku dersinin esas konusu pozitif (yürürlükteki) Anayasa hukukudur. Bu derste öğrencilerden beklenen, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yürürlükteki anayasal düzenini çok iyi bilmelerdir. Biz bu konuda öğrencilere yardımcı olmak için önce anayasa teorisi ve Türk Anayasa Tarihi hakkında temel bilgileri aktardık. Bu bölümde de 1982 Anayasası’nı sistematik bir şekilde inceleyeceğiz. Öğrencilerin 1982 Anayasası’nı okumalarını da ayrıca tavsiye ediyoruz. Anayasa, Anayasa Hukuku dersinin yardımcı kitabı değil, kaynak kitabıdır.

Bu bölümde, daha önceki planımıza uygun olarak önce genel ve formel olarak Anayasayı tanıtacağız. İkinci bölümde Anayasanın Devletin temel niteliklerine ve işleyişine ilişkin hükümlerini, üçüncü bölümde ise bireyin Anayasadaki konumunu, yani temel haklar ve hürriyetler konusunu işleyeceğiz.

    1. Anayasa

Anayasa Teorisinde, anayasanın tanımından yola çıkarak kurucu iktidar ve anayasa yargısı konuları üzerinde durmuştuk. 1982 Anayasası ile ilgili olarak da genel bir giriş yaptıktan sonra Anayasada kurucu iktidar ve anayasa yargısı konularının nasıl düzenlendiğini aktaracağız.

      1. Anayasayı Tanıyalım

Anayasanın hükümlerini sonraki bölümlerde ayrıntılı olarak ele alacağız. Burada yapmak istediğimiz, öğrencilerin Anayasanın içeriği hakkında bir fikir sahibi olmalarını sağlamaktır.

        1. Anayasanın İçeriği

1982 Anayasası, bir Başlangıç ve yedi kısımdan oluşmaktadır.

Başlangıç, Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri içermektedir.

Birinci Kısım, Genel Esaslar’ı hükme bağlamaktadır. Burada devletin şekli, nitelikleri, amaç ve görevleri; egemenliğin kaynağı ve kullanılış şekli, kanun önünde eşitlik ile anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkeleri yer almaktadır.

İkinci Kısım, Temel Haklar ve Ödevler’i hükme bağlamaktadır. Bu kısmın birinci bölümünde temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel hükümlere yer verilmekte, takip eden üç bölümde ise, kişinin hakları ve ödevleri, sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler, siyasi haklar ve ödevler yer almaktadır.

Üçüncü kısım, Cumhuriyetin temel organlarını düzenlemektedir. Bu kısmın birinci bölümünde yasama, ikinci bölümünde yürütme, üçüncü bölümünde ise yargı ele alınmaktadır.

Dördüncü kısım, mali ve ekonomik hükümleri içermekte, beşinci kısım ise İnkılap Kanunlarının korunmasını hükme bağlamaktadır. Altıncı kısım Geçici Hükümleri, yedinci kısım da son hükümleri içermektedir.

3.1.1.2 Anayasanın Temel Özellikleri

1982 Anayasası bir tepki anayasası niteliğindedir. Temel ilkeleri ve pek çok hükmü 1961 Anayasası’na duyulan tepkinin ifadesi olarak ortaya çıkmıştır. 1982 Anayasası genel ilkelerle yetinmeyerek pek çok konuda ayrıntılı düzenlemeler yapmıştır, dolayısıyla kazuistik bir anayasadır. 1982 Anayasası, katı bir anayasadır. Anayasa değişikliğine içerik ve prosedür açısından çeşitli sınırlar getirilmiştir.

1982 Anayasası, anayasal düzen içinde devleti, devlet içinde yürütmeyi, yürütme içinde de Cumhurbaşkanını güçlendirmiştir. Anayasa koyucunun otorite-hürriyet dengesindeki tercihi otoriteye ağırlık vermek olmuştur. Ancak, Avrupa Birliği uyum sürecinde yapılan Anayasa değişikliklerinin bireyi, çoğulcu demokrasiyi ve temel hak ve hürriyetleri güçlendirmek suretiyle bu dengeyi yeniden tesis ettiğini söylemek yanlış olmaz.

Anayasa, siyasal karar alma mekanizmalarında tıkanıklıkları giderici hükümler getirmiştir. Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı seçimleri kolaylaştırılmış, Anayasa Mahkemesi üyelerinin Meclis tarafından seçilmesine son verilmiş, siyasi partilerin grup kurması zorlaştırılmış, Cumhuriyet Senatosu kaldırılmış, Cumhurbaşkanına belli durumlarda TBMM seçimlerini yenileme yetkisi verilmiştir. Parlamenter sisteme işlerlik kazandırma, gereksiz tıkanma ve bunalımları giderme amacı güden bu tür kurum ve kurallar, ‘‘rasyonelleştirilmiş parlamenterizm’’ olarak adlandırılmakatadır.


1982 Anayasası, halkın siyasete seçimler dışında da aktif ve sürekli katılımını öngören katılmacı demokrasi anlayışını kabul etmemiştir. Anayasanın ilk halinde hakim olan anlayış, siyasi faaliyetlerin sadece siyasi partiler ve seçilmiş devlet organları tarafından yapılması gerektiği şeklindeydi. Ancak, Anayasada yapılan çeşitli değişikliklerle, sivil toplum kuruluşlarının siyasi faaliyette bulunmalarını yasaklayan hükümlerin çoğu kaldırılmıştır.

1982 Anayasası bir sentez anayasasıdır. Geçirdiği değişiklikleri de dikkate alarak, 1982 Anayasası’nın Türk Anayasa tarihinin başlıca karakteristiklerini biraraya getirdiğini söyleyebiliriz. 1921 Anayasası’ndan Milli Egemenlik ve Cumhuriyet ilkeleri, 1924 Anayasası’ndan Laiklik ilkesi ve halen anayasal koruma altında olan İnkılap kanunları, 1961 Anayasası’ndan hukuk devleti ve sosyal devlet ilkeleri ile anayasa yargısı, 1982 Anayasası’ndan güçlü bir yürütme, 1995-2004 arasındaki değişikliklerden liberal ve çoğulcu demokrasi ile insan haklarında uluslararası hukuka saygı ilkeleri yürürlükteki Anayasanın tevarüs ettiği kümülatif mirasın başlıca unsurlarıdır.

      1. Kurucu İktidar

Anayasa teorisinden hatırlayacağımız gibi, anayasa yapma iktidarına aslî kurucu iktidar, anayasa değiştirme iktidarına ise tâlî kurucu iktidar denmektedir. Şimdi bu kavramları 1982 Anayasası çerçevesinde ele alacağız.

        1. Aslî Kurucu İktidar : 1982 Anayasanın Yapılması

12 Eylül 1980 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. Darbenin amaçlarından biri, 1961 Anayasasının yerini alacak yeni bir Anayasa yapmaktı. Böylece Türkiye’de, aslî kurucu iktidarın tanımında yer alan türden bir ‘‘anayasa boşluğu’’ doğdu.

29 Haziran 1981 tarihli bir kanunla, yeni bir anayasa hazırlamakla görevli bir ‘‘Kurucu Meclis’’ kuruldu. Kurucu Meclis, ‘‘Milli Güvenlik Konseyi’’ ve ‘‘Danışma Meclisi’’nden oluşuyordu. Kurucu Meclis’in bu iki kanadı arasında asıl yetkili olan Milli Güvenlik Konseyi idi, çünkü son söz Milli Güvenlik Konseyi’ne aitti.

İlk olarak, Danışma Meclisi bünyesinde oluşturulan ‘‘Anayasa Konmisyonu’’ bir Anayasa Taslağı hazırladı. İkinci olarak, Danışma Meclisi bu taslak üzerinde çalışıp kendi önerisini Milli Güvenlik Konseyi’ne sundu. Taslağa son şeklini Milli Güvenlik Konseyi verdi. 18 Ekim 1982 tarihinde Milli Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen tasarı 7 Kasım 1982 tarihinde halkoylamasına sunuldu ve kullanılan geçerli oyların %91.3’ünü alarak kabul edildi.

        1. Tâlî Kurucu İktidar : 1982 Anayasanın Değiştirilmesi

Anayasanın 175. maddesi anayasa değişikliğinin aşamalarını, 4. maddesi Anayasa değişikliğinin maddî sınırlarını, 148. maddesi ise Anayasa değişikliklerinin denetimi konusunu hükme bağlamaktadır. Biz de açıklamalarımızda bu ayrımı kullanacağız.

          1. Anayasa Değişikliği Süreci

Teklif : Anayasanın değiştirilmesi TBMM üye tamsayısının en az üçte biri tarafından yazıyla teklif edilebilir.

Görüşme : Anayasa değişiklik teklifleri Genel Kurul’da iki kez görüşülür. İkinci görüşmeye, birinci görüşmenin bitiminden kırk sekiz saat geçmeden başlanmaz. İkinci görüşmede sadece maddeler üzerinde verilmiş olan değişiklik önergeleri görüşülür.

Karar : Anayasada, üye tamsayısının beşte üçü ve üçte ikisi olmak üzere iki değişik karar yeter sayısı öngörülmüştür. Oylama gizlidir.

Onay : Anayasa değişikliklerini onaylama yetkisi Cumhurbaşkanı ile halk arasında paylaştırılmıştır. Ancak karar çoğunluğunun beşte üç ya da üçte iki oluşuna göre izlenecek yollar farklıdır :

  • Meclis üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edilen Anayasa değişikliği hakkındaki Kanunu Cumhurbaşkanı ya Meclis’e geri gönderir ya onaylar ya da halkoyuna sunabilir. Teklifin Meclis’e geri gönderilmesi halinde, teklif yine üçte iki çoğunluk tarafından kabul edilirse Cumhurbaşkanı bu kez onaylamak ya da halkoyuna sunmak zorundadır.

  • Meclisçe üye tamsayısının beşte üçü ile üçte ikisi arasındaki bir çoğunluk ile kabul edilen Anayasa değişikliği hakkındaki Kanunu Cumhurbaşkanı ya Meclis’e geri gönderir ya da halkoyuna sunar. Teklifin Meclis’e geri gönderilmesi halinde Meclis’in bu teklifi üçte iki çoğunlukla kabul etmesi gerekir. Cumhurbaşkanı’nın iadesi üzerine üçte iki çoğunlukla kabul edilen teklifi Cumhurbaşkanı onaylamak ya da halkoyuna sunmak zorundadır.

Dikkat : Cumhurbaşkanı’nın Meclis’te üçte iki çoğunluk ile kabul edilen bir teklifi iade etmesi geciktirici bir vetodur. Beşte üç ile kabul edilen bir teklifi iadesi ise güçleştiri vetodur, çünkü değişiklik teklifinin bu kez üçte iki çoğunluk tarafından kabul edilmesi gerekmektedir.

Dikkat : Cumhurbaşkanı, doğrudan veya iade üzerine üçte iki oyla kabul edilmiş olan bir Anayasa değişikliğini onaylayabilir ya da halkoyuna sunabilir. Beşte üçle kabul edilen bir anayasa değişikliği teklifini ise, Cumhurbaşkanı onaylayamaz. Meclis’e iade etmeye gerek görmüyorsa, teklifi halkoyuna sunmak zorundadır.

Anayasa Değişikliğinin Maddi Sınırları

Anayasanın 4. maddesine göre, ‘‘Anayasanın 1. maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2. maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3. maddesi hükümleri değiştirilmez, değiştirilmesi teklif edilemez.’’

Anayasanın 2. maddesi : ‘‘Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.’’

Anayasanın 3. maddesi : ‘‘Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Milli marşı ‘‘İstiklal Marşı’’dır.

Başkenti Ankara’dır.’’

          1. Anayasa Değişikliğinin Denetimi

Anayasa Mahkemesi, anayasa değişikliklerini ancak şekil bakımından denetleyebilir, esas bakımından denetleyemez. Şekil bakımından inceleme, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır.

Anayasa değişikliğini düzenleyen bu hükümler çerçevesinde, 1982 Anayasası’nın bir çok hükmü değiştirilmiştir. Bu değişikliklerden iki tanesini önemine binaen hatırlatmak istiyoruz :

  • 3 Ekim 2001 değişikliğiyle temel hak ve hürriyetler güçlendirilmiş, siyasi partilerin kapatılması zorlaştırılmış, Milli Güvenlik Kurulu’nda sivil üyelerin çoğunluğu sağlanmış ve siyasi ağırlığı azaltılmış, Milli Güvenlik Konseyi dönemi kanunlarının anayasal masuniyeti (dokunulmazlığı) kaldırılmıştır.

  • 7 Mayıs 2004 tarihli değişiklikle kadın-erkek eşitliği hükmü özel olarak düzenlenmiş, basın hürriyeti güçlendirilmiş, Genelkurmay Başkanlığı’nın YÖK’teki temsilciliğine son verilmiş, Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmış, Silahlı Kuvvetler’in de Sayıştay denetimine girmesine imkan sağlanmıştır. Ayrıca Anayasanın 90. Maddesinde yapılan değişiklikle, ‘‘usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve hürriyetlere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunlar arasında uyuşmazlık olması halinde milletlerararası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı’’ hükme bağlanmıştır.

      1. Anayasa Yargısı

Anayasa yargısının, Anayasanın normlar hiyerarşisindeki yerini korumanın bir aracı olarak düşünüldüğünü görmüştük. Hakikaten de Anayasa Mahkemelerinin kurulması, anayasanın üstünlüğü kavramına gerçeklik kazandırmıştır. Türkiye’de 1961 Anayasası ile kurulan Anayasa Mahkemesi 1982 Anayasasında da geniş düzenlemelere konu olmuştur. Anayasa, Anayasa Mahkemesi’ne kanunların anayasaya uygunluğunun denetiminin yanısıra başka görevler de vermiştir. Biz önce Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşunu ve genel olarak işlevini göreceğiz, daha sonra da kanunların anayasaya uygunluk denetimi konusunu izah edeceğiz.

        1. Anayasa Mahkemesi

          1. Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu

Anayasa Mahkemesi 11 asıl, 4 yedek üyeden kurulur. Üyeler Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. Cumhurbaşkanı 7 asıl, 3 yedek üyeyi Yüksek Mahkemelerin ve Sayıştay’ın göstereceği adaylar arasından, 1 asıl üyeyi YÖK’ün göstereceği adaylar arasından, 3 asıl ve 1 yedek üyeyi ise üst kademe yöneticiler ve avukatlar arasından seçer. Anayasa Mahkemesi üyeleri kendi aralarından gizli oyla ve üye tamsayısının salt çoğunluğu ile bir Başkan ve bir Başkanvekili seçerler. Üyeler, bu görev dışında resmi veya özel hiçbir görev alamazlar. Anayasa Mahkemesi üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca emekliye ayrılır.

3.1.3.1.2 Anayasa Mahkemesi’nin Görev ve Yetkileri

  • Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, TBMM içtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımından uygunluğunu denetlemek. (Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından denetleyebilir).

  • Bazı kişileri Yüce Divan sıfatıyla yargılamak,

  • Siyasi parti kapatma davalarına bakmak,

  • Siyasi partilerin mali denetimini yapmak,

  • Yasama dokunulmazlığının kaldırılması ve milletvekilliğin düşmesi kararlarını denetlemek,

  • Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başkan seçmek

        1. Anayasaya Uygunluk Denetimi

          1. Denetime Tabi Normlar ve İşlemler

  • Kanunlar : Anayasa Mahkemesi, yürürlükte bulunmak şartıyla bütün kanunları denetleyebilir. 2001 Anayasa değişikliği’nden bu yana 12 Eylül döneminde çıkarılan kanunlar da Anayasa Mahkemesi denetimine tabidir.

  • Olağan dönemlerde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler

  • Anayasa Değişiklikleri : Sadece şekil bakımından denetime tabidir.

  • Üç tür Parlamento kararı : Parlamento kararları kural olarak Anayasa Mahkemesi denetimi dışında olmakla birlikte üç tür Parlamento kararı denetime tabi kılınmıştır. Bunlar : TBMM İçtüzüğü, Yasama dokunulmazlığının kaldırılması kararı, Milletvekilliğinin düşmesi kararı.

Dikkat : Milletlerarası andlaşmalar, Olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnameler, İnkılap Kanunları ve Parlamento Kararları Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi değildir.

          1. Denetim Yolları

  • Soyut Norm Denetimi (İptal Davası) : Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açmaya yetkili kişi ve organlar Cumhurbaşkanı, iktidar ve anamuhalefet partileri Meclis grupları ile TBMM üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyeleridir.

Kanunların ve Anayasa değişikliklerinin şekil bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptal davası açma yetkisi ise sadece Cumhurbaşkanı ve TBMM üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere tanınmıştır. Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği hususlarını konu alır.

İptal davası açma süresi Resmi Gazete’de yayımlanma tarihinden itibaren altmış gündür. Şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açma süresi ise on gündür.

  • Somut Norm Denetimi (İtiraz Yolu) : Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.

Mahkeme, taraflardan birinin ileri sürdüğü anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia temyiz merciince esas hükümle birlikte karar bağlanır.

Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden itibaren beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi kararı esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır.

Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvurulamaz.

          1. Anayasa Mahkemesi’nin Çalışma ve Yargılama Usulü

Anayasa Mahkemesi, kural olarak salt çoğunluk ile karar verir. Ancak Anayasa değişikliklerinde iptale ve siyasi parti kapatma davalarında kapatılmaya karar verebilmesi için beşte üç oy çokluğu aranır.

Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları öncelikle incelenip karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalar dışında kalan işleri dosya üzerinde inceler. Ancak gerekli gördüğü hallerde ilgilileri ve konu hakkında bilgi sahibi olanları çağırabilir.

Anayasa Mahkemesi, iptal davalarında, konu açısından iptal talebine bağlı olmakla birlikte gerekçe ile bağlı değildir, yani başka gerekçe ile de anayasaya aykırılığa hükmedebilir. Bununla beraber (konu açısından, iptal talebine bağlı olmakla birlikte), iptal kararı söz konusu normun iptal talebinde hedef alınmayan bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da iptaline karar verebilir.

          1. Anayasa Mahkemesi’nin Kararları

Anayasa Mahkemesi, bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını ya da bir bölümünü iptal ederken, kanun koyucu yerine gibi hareket ederek, yeni uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.

Anayasa Mahkemesi’nin kararları kesindir.

İptal kararı, gerekçeli olmak zorundadır. İptal kararı gerekçesi yazılmadan açıklanmaz.

İptal edilen hükümler, iptal kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. İptal kararları geriye yürümez. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. Bu arada, Anayasa Mahkemesi, 1993’ten bu yana (kendi içtihadından hareketle) kanunların ve denetime tabi diğer normların yürürlüğünü dava sonuçlanıncaya kadar durdurma yetkisini kendisinde görmektedir.

Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Yani, norm denetiminin sonucu ‘‘herkes için (erga omnes)’’ bağlayıcıdır, ‘‘olayla sınırlı ve sadece tarafları bağlayıcı (inter partes)’’ olamaz.

Buraya kadar, 1982 Anayasası’nın Anayasa kavramı, kurucu iktidar ve anayasa yargısı gibi şeklî anayasa hukukuna ilişkin hükümlerini inceledik. Bundan sonraki bölümlerde, Anayasanın devlete ve bireye ilişkin hükümlerini ele alacağız.

    1. Devlet

Aslında Anayasanın bütün hükümleri, devletle ilgilidir. Örneğin, Anayasa bireyin temel hak ve hürriyetlerini düzenlerken bile bir yandan da devleti düzenlemektedir. Bununla birlikte, bazı hükümler doğrudan doğruya devletin kuruluşu ve temel kurumlarıyla ilgilidir. 1982 Anayasası, Başlangıç’ta ve Birinci Kısım’da devletin şeklini, temel niteliklerini ve genel esasları hükme bağlamakta, Üçüncü Kısım’da da Cumhuriyet’in Temel Organları başlığı altında Devletin işleyişini düzenlemektedir. Mali ve Ekonomik Hükümler ise Dördüncü Kısım’da düzenlenmiştir. Biz, bu bölümde, doğrudan doğruya Devlet’i konu alan bu hükümleri sistematik bir şekilde aktarmaya çalışacağız.

      1. Devletin Temel Nitelikleri

1982 Anayasası’na göre Devletin temel nitelikleri şöyle sıralanabilir :

  • Cumhuriyetçilik ilkesi

  • Üniter devlet ilkesi

  • Laik devlet ilkesi

  • Demokratik devlet ilkesi

  • Hukuk devleti ilkesi

  • Sosyal devlet ilkesi

  • İnsan haklarına saygılı devlet ilkesi

  • Atatürk milliyetçiliğine bağlı devlet ilkesi

  • Eşitlik ilkesi

  • Başlangıçta belirtilen ilkeler

        1. Cumhuriyetçilik İlkesi

1982 Anayasası’na göre Devletin şekli cumhuriyettir. Cumhuriyet ilkesi, ‘‘egemenliğin millete ait olması’’ ya da ‘‘devleti yönetenlerin seçimle belirlenmesi (yani ırsî olmaması)’’ şeklinde tanımlanmaktadır. Aslında bu tanımlar, birbirinden çok da uzak değildir. Devlet başkanlığının ırsî olarak intikali, ancak egemenliğin milletin tamamına ait olduğu bir ülkede kabul görmez. Milli egemenlik ilkesi, milletin bütün üyelerinin eşit olduğu fikrinden hareket eder ve herhangi bir kişinin, ailenin, zümrenin ya da sınıfın ayrıcalık sahibi olmasına karşı çıkar. Bu açıdan bakıldığında, 1982 Anayasası’nın 6. maddesinde hükme bağlanan milli egemenlik ilkesi ve 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi Cumhuriyet ilkesiyle bir bütün oluşturmaktadır.

        1. Üniter Devlet İlkesi

Anayasa’nın 3. Maddesine göre ‘‘Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.’’ Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olması, onun ‘‘üniter devlet’’ olması demektir. Üniter devlet kavramı, devletin ülke, millet ve egemenlik unsurları bakımından tekliğini ifade eder. Ayrıca üniter devlette tek anayasa vardır ve devlet organları tekli düzeyde yapılanmıştır.

Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ilkesi,

  • ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasını,

  • federalizmin yasaklanmasını,

  • egemenliğin kullanılmasında milletin bütünlüğünden taviz verilerek etnik köken, dil, din ya da mezhep temelli farklılıklar oluşturulmasının önlenmesini gerektirir.

        1. Laik Devlet İlkesi

Laikliğin, ‘‘din hürriyeti’’ ve ‘‘din ve devlet işlerinin ayrılığı’’ olmak üzere iki yönü vardır.

Din hürriyeti, inanç ve ibadet hürriyetinden oluşur. 1982 Anayasası inanç hürriyetini mutlak şekilde tanırken, ibadet hürriyetini sınırlı olarak tanımıştır. Anayasa, ibadet hürriyetini, ancak ‘‘Temel ve hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması’’nı düzenleyen 14. madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla kabul etmektedir. (14. madde, Temel Hak ve Hürriyetler bölümünde ele alınacaktır.)

Din ve devlet işlerinin ayrılığını düzenleyen Anayasal düzenlemeler ise şunlardır :

  • Devletin resmi bir dini yoktur.

  • Hukuk kuralları din kurallarına uymak zorunda değildir.

  • Devlet bütün dinler karşısında tarafsızdır; herkes din, mezhep ayrımı gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Anayasaya göre ilk ve orta öğretim kurumlarında zorunlu dersler arasında yer alan din kültürü ve ahlak öğretimi de belli bir dinin eğitimini değil, genel bir din kültürünü ifade etmektedir.

Laikliğin gereklerinden bir başkası olan ‘‘din kurumları ile devlet kurumlarının birbirinden ayrı olması’’ hususunda, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın genel idare içinde yer alması laiklik ilkesinden bir sapma olarak değerlendirilebilir.

        1. Demokratik Devlet İlkesi

Demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesi anlamına gelir. Halkın uyacağı hukuk kurallarının başkaları tarafından değil, doğrudan ya da temsilciler aracılığıyla halk tarafından belirlenmesini ifade eder. Halkın yönetime doğrudan katılmasını sağlayan referandum, plebisit gibi yöntemler doğrudan demokrasi araçlarıdır. Günümüzde bu yöntemlere başvuran demokrasiler de olmakla birlikte yaygın olan demokrasi modeli, temsili demokrasidir.

Temsilî demokrasi, halkın devleti temsilciler aracılığıyla yönetmesini ifade eder. Dolayısıyla bir devletin demokratik olması, bu temsil sisteminin düzenlenmesini ve kurumlarının güvence altına alınmasını gerektirir. Temsili mümkün kılan kurum, siyasi partiler; temsile işlerlik kazandıran mekanizma ise seçimlerdir. Bundan dolayı, siyasal sistemdeki temel siyasal karar organlarının genel oya dayanan serbest seçimlerle oluşması ve serbestçe örgütlenen siyasi partiler arasında eşit şartlarla yürütülen iktidar yarışması günümüzde demokrasinin asgarî şartları olarak görülmektedir.

Temsilcilerin, yetkilerini kötüye kullanarak halkın tamamının veya bir bölümünün (azınlığın) hak ve hürriyetlerini yok etmelerini önlemek üzere temel hak ve hürriyetlere getirilen anayasal güvenceler de demokratik düzenin bir parçasını oluşturmakla birlikte, bu düzenlemeler başka yerde ele alınacağından, demokratik devlet ilkesi başlığı altında seçimler ve siyasi partiler konularını işleyeceğiz.

          1. Serbest Seçimler

Seçme hakkı ve seçim hürriyeti, demokratik bir devlet yönetiminin vazgeçilmez şartıdır. Anayasamızın bu konudaki hükümleri şöyle özetlenebilir :

  • Seçimlerin Serbestliği : Bu ilke, vatandaşların hiçbir baskı ve zorlama olmadan oy kullanmasını ifade eder. Ayrıca, oy vermenin bir mecburiyet haline getirilemeyeceğini de anlatır. Anayasamız 67. maddede seçimlerin serbestliğini kabul etmekle birlikte, 175. maddede ‘‘halkoylamasına, milletvekili genel ve ara seçimlerine ve mahalli seçimlere iştiraki temin için kanunla para cezası dahil gerekli tedbirlerin alınacağını’’ hükme bağlamak suretiyle ‘‘serbest seçim, mecburi oy’’ sistemini kabul etmiştir.

  • Genel Oy : Genel oy ilkesi, servet, vergi, öğrenim durumu ve cinsiyet gibi sınırlamalar olmaksızın bütün vatandaşların oy hakkına sahip olmasını ifade eder. Türkiye’de 1934 yılında kadınlara da oy hakkının tanınmasıyla genel oy hakkı benimsenmiştir. Bununla birlikte genel oy hakkı, yaş, kısıtlılık, mahkumiyet gibi nedenlerden dolayı sınırlandırılabilmektedir.

  • Eşit Oy : Bu ilke, her seçmenin bir tek oya sahip olması anlamına gelir.

  • Tek Dereceli Seçim : Seçmenlerin, temsilcilerini doğrudan seçmelerini ifade eder. Türkiye’de 1946 yılına kadar, iki dereceli seçim uygulanmıştır.

  • Gizli Oy : Oyun gizli olarak verilmesini ifade eder. Türkiye’de 1950 yılında kabul edilmiştir.

  • Açık Sayım ve Döküm : Oyların sayım ve dökümünün kamuya açık (alenî) olarak yapılmasını ifade eder. Türkiye’de ilk kez 1950 seçimlerinde uygulanmıştır.

  • Seçimlerin yargı organlarının yönetimi ve denetimi altında yapılması.

          1. Siyasi Partiler

1982 Anayasası’nın ifade ettiği gibi ‘‘siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.’’ Siyasi partiler, önceden izin almadan kurulur ve serbestçe faaliyette bulunurlar. Ancak Anayasa, siyasi partileri tamamen serbest bırakmış da değildir; siyasi parti yasakları, parti kapatma, partilere mali yardım ve partilerin mali denetimi konularında ayrıntılı düzenlemeler içermektedir.
1   2   3   4   5   6   7   8

Similar:

Anayasa Hukukunun konusu, devletin temel yapısı ve işleyişi ile bireylerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen pozitif hukuk kurallarıdır iconDevletin temel yapısını, yönetim biçimini, devlet organlarının birbiriyle olan ilişkilerini, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini düzenleyen temel kanuna

Anayasa Hukukunun konusu, devletin temel yapısı ve işleyişi ile bireylerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen pozitif hukuk kurallarıdır iconİş hukuku kavramı ve konusu. İş hukukunun ilgili olduğu bilim kolları ve hukuk içindeki yeri. İş hukukunun kaynakları. İş hukukunun genel olarak uygulama

Anayasa Hukukunun konusu, devletin temel yapısı ve işleyişi ile bireylerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen pozitif hukuk kurallarıdır iconCeza hukukunun temel kaynağı Anayasadır. Anayasa da ceza hukukuna ilişkin bir çok hüküm vardır. Ancak en temel ve en önemli hüküm 38. Maddededir. Suç ve cezalara ilişkin esaslar başlığı altında

Anayasa Hukukunun konusu, devletin temel yapısı ve işleyişi ile bireylerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen pozitif hukuk kurallarıdır iconTicaret hukuku, kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarını içeren ve Borçlar Hukukunun alt dallarından biri olan bir hukuk branşıdır

Anayasa Hukukunun konusu, devletin temel yapısı ve işleyişi ile bireylerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen pozitif hukuk kurallarıdır iconPOZİTİF PSİKOTERAPİ ve POZİTİF AİLE TERAPİSİ TEMEL EĞİTİMİ (II. MODÜL)

Anayasa Hukukunun konusu, devletin temel yapısı ve işleyişi ile bireylerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen pozitif hukuk kurallarıdır iconPOZİTİF PSİKOTERAPİ ve POZİTİF AİLE TERAPİSİ TEMEL EĞİTİMİ

Anayasa Hukukunun konusu, devletin temel yapısı ve işleyişi ile bireylerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen pozitif hukuk kurallarıdır iconPOZİTİF PSİKOTERAPİ ve POZİTİF AİLE TERAPİSİ TEMEL EĞİTİMİ

Anayasa Hukukunun konusu, devletin temel yapısı ve işleyişi ile bireylerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen pozitif hukuk kurallarıdır iconPOZİTİF PSİKOTERAPİ ve POZİTİF AİLE TERAPİSİ TEMEL EĞİTİMİ

Anayasa Hukukunun konusu, devletin temel yapısı ve işleyişi ile bireylerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen pozitif hukuk kurallarıdır iconVergi hukukunun; hukuk sistemi içindeki yerini, kaynaklarını uygulanmasını kavrayabilme, vergiye ilişkin temel kavramları, vergilendirme sürecini, vergi

Anayasa Hukukunun konusu, devletin temel yapısı ve işleyişi ile bireylerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen pozitif hukuk kurallarıdır iconCeza hukuku, suç adı verilen insan davranışının yapısını inceleyen ve buna özgü yaptırımlar öngören hukuk dalıdır. Görüldüğü gibi, ceza hukukunun iki temel

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page