Güzel sanatların sınıflandırılması




Indir 285.91 Kb.
TitleGüzel sanatların sınıflandırılması
Page1/6
Date conversion15.04.2013
Size285.91 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.edebiyatdersi.net/Yeni09/9edb-1.bolum.doc
  1   2   3   4   5   6

GÜZEL SANATLAR VE EDEBİYAT


Güzel sanatların sınıflandırılması

www.edebiyatdersi.net

Geleneksel sınıflandırma

Görsel sanatlar: (plastik sanatlar)resim, heykel, mimari…

İşitsel sanatlar (fonetik): müzik, edebiyat

Karma sanatlar(ritmik): sinema, tiyatro, opera, operet… bunlar hem görsel hem işitsel sanatlar


Çağdaş sınıflandırma:


Yüzey sanatları: tüm iki boyutlu sanat çalışmaları yani eni, boyu olan kağıt ya da tuval ya da duvar üzerine, kumaşa uygulanan sanat. Duvar resmi, yağlıboya, minyatür, karikatür, süsleme, fotoğraf


Hacim sanatları: üç boyutlu çalışmalar. Heykel, seramik, anıt


Mekan sanatları: iç ya da dış mekanı kapsayan mimari düzenleme


Dil sanatları: edebiyat ve yazı türleri. Roman, hikaye, şiir, deneme, tiyatro metni, film senaryosu..


Ses sanatları: müzik


Eylem sanatları: insan bedeniyle yapılır. Bale, danslar, pandomim


Dramatik sanatlar: insanın bir eylemle kendini veya bir olguyu anlattığı sanatlar. Tiyatro, opera, müzikal oyun, kukla, sinema, gölge oyunu…


Sanatı inceleyen bilim dalları: sanat felsefesi, estetik, sanat tarihi, arkeoloji, sanat psikolojisi, sanat sosyolojisi


Edebiyatın Bilimlerle İlişkisi; Tarih,sosyoloji, psikoloji, felsefe


www.edebiyatdersi.net


EDEBİ METİNLERİN SINIFLANDIRILMASI



  1. COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİRENLER




  1. OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN METİNLER




  1. Anlatmaya bağlı metinler:

Masal, destan, hikaye, roman, halk hikayeleri, mesnevi, manzum hikaye, fabl


  1. Göstermeye bağlı metinler:


Geleneksel tiyatro: karagöz, orta oyunu, meddah, köy seyirlik oyunu


Klasik tiyatro: trajedi, komedi, fars, komedi santimental, vodvil


Modern tiyatro: Dram, melodram, piyes, feeri, müzikli tiyatro, opera, operet, komedi müzikal, bale



  1. ÖĞRETİCİ METİNLER

Tarihi metinler, felsefi metinler, bilimsel metinler, gazete çevresinde gelişen (makale, deneme, sohbet, fıkra, eleştiri, röportaj, mülakat, fıkra), kişisel hayatı konu alan metinler( hatıra, biyografi, otobiyografi, gezi, mektup, günlük)


Öğretici metinleri inceleme yöntemleri:

Metin ve zihniyet

Yapı

Ana düşünce

Dil ve anlatım

Metin ve gelenek

Anlam

Metin ve yazar

Yorum

Öğretici metinleri karşılaştırma


………………………………………….


Bağlaşıklık

Metni oluşturan sözcükler ve cümlelerin dilbilgisi kurallarıyla birbirine bağlanmasına denir. Bağlaşıklığa uyulmadığında yapısal anlatım bozuklukları ortaya çıkar.


Bağdaşıklık

Metni meydan getiren parçalar arasındaki anlam ilişkisidir. Bağdaşıklığa uyulmadığında anlamsal anlatım bozuklukları ortaya çıkar.


Kurmaca

Gerçek olmayan, kurgulanan edebi eser. Makaleler, deneme, anı ve gezi yazısı gerçekliğin doğrudan ifade edildiği metinlerdir. Hikâye ise kurmaca gerçekliğin anlatıldığı edebi metinlerdir


Zihniyet

Bir dönemdeki dini, siyasi, ekonomik, sivil, askeri hayatın duygu, anlayış, zevkler bütünü. O devrin modalarıdır. Bireysel fraklılıklar dışında bir toplumdaki bireylerde ortak olan inançlar, yargılar ve temsiller bütünüdür. Bir toplum ve kültürün üyelerinin ortak tutumlarıdır. O toplumda hakim olan düşüncelere dini inanışlar, sosyal, yaşam, kültürel unsurlar, toplumun yaşayış biçimi vs. sanat eseri de doğrudan veya dolaylı olarak dönemini yansıtır.


.


www.edebiyatdersi.net


  1. COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER (ŞİİR)


Şiir inceleme yöntemi:


  • Zihniyet (dönem zihniyeti)

  • Ahenk (ses, ritim)

  • Şiir dili

  • Şiirde yapı

  • Şiirde tema

  • Şiirde gerçeklik ve anlam

  • Şiir ve gelenek

  • Yorum

  • Metin ve şair

Manzume ve şiir



  • Şiirde ahenk (ses ve ritim)

Ahenk: kelimelerin birbiriyle ses ve anlam bakımından bütün olması


İç ahenk: konun işlenişinden ve kelimeler arasındaki ses uyuşmasından ileri gelen ahenk


Dış ahenk: ölçü, redif, ve uyak gibi şiirin dış unsurlarının oluşturduğu ahenk


Vurgu: bazı kelime ve hecelerin diğerlerine göre daha baskılı söylenmesidir.


Tonlama: anlatılmak isteneni etkili biçimde ifade etmek için ses tonunu değiştirmek.


Asonans: Mısralarda aynı ünlü harfin tekrarlanmasından oluşan ahenktir.


Senin kalbinden sürgün oldum ilkin

Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği


Aliterasyon: Dizelerde aynı ünsüz seslerin kullanılmasıdır.


l gülse daim ağlasa bülbül acep değil

Zira kimine ağla demişler kimine gül


İç kafiye: Mısra içinde fazladan yapılan ve mısra sonlarındaki kafiyeyle uyumlu olan ses benzerliği


Kamu bimârına cânân devâ-yı derd eder ihsân

Niçün kılmaz bana dermân beni bîmar sanmaz mı?

Vezin


Ahengi sağlamak, şiire belli bir düzen vermek için şiirde çeşitli ölçüler kullanılır.



  • Hece ölçüsü

Şiirdeki tüm dizelerin aynı hece sayısında olması


Dizenin belli bölümlere ayrılmasına “duraklama” bu bölümlere “durak” denir.

Derinden derine + ırmaklar ağlar = 11

Uzaktan uzağa+ çoban çeşmesi = 11


Karabağ'da + talan var = 7

Beni derde + salan var = 7

Çek sancaktar + sancağı = 7

Gözü yolda + kalan var = 7


  • Aruz ölçüsü

Dizelerdeki hecelerin açık, kısa ( sonu ünlü ile biten hece); uzun, kapalılık (sonu ünsüz ile biten hece ) esasına göre ayarlanması.


Mısra sonları daima kapalı kabul edilir. Uzun heceler kapalı.


Dinle neyden kim hikâyet itmede


Ayrılıklardan şikâyet etmede


Aruz Ölçüsünün Özellikleri


a) İmâle: Kısa heceyi ölçüye uydurmak için uzun okumaya denir. İmale açık hecenin altına küçük çizgi (-) çekilerek gösterilir.


b) Zihaf: Arapça ve Farsça kelimelerde uzun hecenin ölçü gereği kısa okunmasına denir.


c) Med: Bir uzun heceyi bir buçuk hece değerine dönüştürmeye denir. İki kapalı hece arasında bir buçuk hece bulunması gerektiğinde bu yola başvurulur. Med yalnızca ünsüz ile biten hecelerde yapılır ve hecenin üzerine çizgi (-) konularak gösterilir.


d) Ulama: Sonu ünsüzle biten bir hecenin kendisinden sonra gelen ve ünlüyle başlayan heceye bağlanmasına denir.


Aruzla yazılan bir şiirin hece sayısı bazen eşit olabilir. Mısralardaki açık kapalı dizilişinin aynı olması o şiirin aruzla yazıldığın gösterir.


Cânı cânânı bütün vârımı alsın da Hüdâ

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ

15 hece


Bir şiirin vezni en az iki mısradan hareket ederek bulunabilir. Tek mısraa bakarak vezin bulunmaz.


  • Serbest Vezin

Şiirde mısraların sıralanışı herhangi bir kurala bağlı değildir. Mısralar değişik uzunlukta olabilir. Şiirde akıcılık ve ahenk unsurları bulunabilir. Ancak anlamın önüne geçemez.

Edebiyatımızda Cumhuriyet'ten sonra i 940'1i yıllarda Garipçiler adıyla I. Yeni'ler serbest vezinle şiir yazmışlardır.


KAFIYE (UYAK)

Mısra sonlarında bulunup yazılış ve okunuşları aynı, anlam veya görevleri farklı olan kelimelerin, eklerin benzerliğine kafiye denir. Kafiye şiirin ahenk gücünün artmasını, hafızalarda kalmasını ve sairin yeni buluşlar yapmasını sağlar.


Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü

Sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü


Not: Kafiye daima kelimenin kök veya gövdesinde aranır. Kelimenin kök veya gövdesi bulunduktan sonra burada bulunan ses benzerlikleri kafiyeyi verir.


REDİF

Mısra sonlarındaki yazılışları, anlamları ve görevleri aynı olan eklerin, kelimelerin tekrarına denir. Redif bir ek, bir kelime, bir kelime grubu veya bir cümlecik olabilir. Rediften geriye kalan kısım anlamlı olmalıdır. Redif genellikle kafiyeden sonra gelir. Kafiyeden sonra redif olmayabilir.


Savrulmada gül simdi havada

Gün dogmada bir başka diyarda


Her sabah başka bahar olsa da ben uslandım

Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım


KAFİYE ÇEŞİTLERİ

1. Yarım Kafiye

Tek ses benzerliğine dayanan kafiyeye denir. Genellikle bir sessiz harfin benzerliğine bağlıdır.

En çok Halk Edebiyatında kullanılır.


Döndüm dolaştım ben gurbet illeri

Dünyaya çıkmaya yol bulamadım

Bahçelerde gördüm birçok, gülleri

Sevdiğime benzer gül bulamadım


Bari kapıdan kaçmasan

Göçküncü gibi göçmesen

Ölüm şarabın içmesen

Ah nideyim ömrüm seni


2. Tam Kafiye

Mısra sonlarında bir ünlü harf ile ünsüz harfin benzeşmesi sonucu meydana gelen kafiye türüdür.


Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden

Birçok seneler geçti dönen yok seferinden


Not: Mısra sonlarında bulunan, uzun hece oluşturan sesli harfler de tam kafiye olur.


Ya Rab bela-yi aşk ile kil aşina beni

Bir dem bela-yi aşktan etme cüda beni


3. Zengin Kafiye

Mısra sonlarında üç veya üçten fazla sesin benzerliği ile meydana gelen kafiye türüdür.


O zaman başından aşkındı derdi

Mermeri oyardı tası delerdi


www.edebiyatdersi.net


Küçükken derdi ki dadım

Çoğu gitti azı kaldı

Büyüdüm ihtiyarladım

Çoğu gitti azı kaldı


4. Tunç Kafiye

Kafiye oluşturan kelimelerden birinin diğer mısradaki son kelimenin içinde geçmesiyle meydana gelen kafiye türüdür.


Çınla ey coşkun deniz kayalıklarda çınla

Ser bütün kumsalları o dolaşık saçınla

O dolaşıkla sar bütün kumsalları

Batır bütün yelkenli/eri, parçala hep salları


5. Cinaslı Kafiye

Yazılışları ve okunuşları aynı oldukları halde anlam ve görevleri farklı olan kelimelerin (sesteş) tekrarı ile oluşan kafiye türüdür.


Ey kimsesizler, el veriniz kimsesizlere

Onlardır ancak el verecek kimse sizlere


Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç

Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç


DİZİLİŞLERİNE GÖRE KAFİYELER

(KAFİYE DÜZENİ, KAFİYE ÖRGÜSÜ)

Mısraların son seslerine bakılarak şiirin kafiye düzeni çıkarılır. Kafiye düzeninin çeşitleri vardır:


1. Düz Kafiye

Alt alta gelen mısraların birbirleriyle kafiyeleşmesine düz kafiye denir. Her iki mısraın kendi arasında kafiyelenişi de düz kafiyedir.

(aa, bb, cc, ...) Buna mesnevi tipi de denir. Ayrıca koşma tipi de vardır. (aaab)


Cihana bir daha gelmez hayal edilse bile

Avunmak istemeyiz böyle bir teselliyle

Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan

Ve arkamda güneş doğmayan büyük kapıdan

2. Çapraz Kafiye

Bir dörtlükte, birinci mısra ile üçüncü mısraın ikinci mısra ile dördüncü mısraın kafiyeli olmasıdır. "abab" seklinde gösterilir.


Beyaz beyazdı bulutlar

Gölgeler buğulu derin

Ah o hiç dinmeyen rüzgar

Ve uykusuz çiçeklerin


3. Sarma Kafiye

Bir dörtlükte; birinci mısra ile dördüncü mısraın ve ikinci mısra ile üçüncü mısraın kafiyeli olmasına sarma kafiye denir. Dörtlük sayısında sınırlama yoktur. (abba. cddc.effe ... ) şeklinde gösterilir.

Her şey yerli yerinde, havuz başında servi

Bir dolap gıcırdıyor, uzaklarda durmadan

Eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan

Sarmaşıklar ve böcek sesi sarmış evi


1. Bir manzum dörtlükten hareketle o dörtlükle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisine ulaşılması mümkün olmayabilir?

A) Yazıldığı dönem B) Nazım birimi C) Ölçü

D) Uyak ve redifler E) Uyak düzeni


2. Sen bir ceylan olsan ben de bir avcı

Avlasam çöllerde saz ile seni

Bulunmaz dermanı, yoktur ilacı

Vursam yaralasam söz ile seni


Bu dörtlükle İlgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Hece'nin 11' li kalıbıyla yazılmıştır.

B) Şiirde yarım uyak kullanılmıştır.

C) ikinci ve dördüncü dizelerde redife yer verilmiştir,

D) Dramatik şiirden alınmış bir dörtlüktür.

E) Kafiye düzeni ab ab şeklindedir.

www.edebiyatdersi.net


3. Su başında sulaklarda

Türk'ün sesi kulaklarda

Beşiklerde beleklerde

Türk'üz Türkü çağırırız.


Yukarıdaki dörtlüğün kafiye düzeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sarma B) Düz kafiye D) Cinaslı kafiye

C) Çapraz kafiye E) Tunç kafiye


4. Dizelerdeki hece sayısına bağlı ölçüye ….ölçüsü

denir, iki ses benzerliği olan kafiyeye…. ; yazılış ve

okunuşları aynı olduğu halde anlam ve görevleri farklı kafiyeye……..denir

Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla, aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

A) Serbest -Tam kafiye - Tunç kafiye

B) Aruz - Zengin kafiye - Cinas

C) Hece - Tam kafiye - Cinas

D) Hece - Yarım kafiye - Tunç kafiye

E) Serbest - Zengin kafiye – Redif


5. Issız gecelerin pembe şafağı

Sevgi denizinin mor lüferisin

Hasret oltasının köpükten ağı

Özlediğim gölün nilüferisin

Yukarıdaki dörtlüğün kafiye çeşidi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Cinaslı kafiye C) Zengin kafiye B) Tunç kafiye

D) Yarım kafiye E) Tam kafiye


6. Pir Sultan Abdal’ım, can göğe ağmaz

Hak’tan emrolmazsa rahmet yağmaz

Şu ellerin taşı hiç bana değmez

İlle dostun gülü yareler beni


Yukarıdaki dörtlüğün biçim özellikleriyle ilgili olarak aşağıda belirtilenlerden hangisi yanlıştır

A) 11 ‘li hece ölçüsüyle yazılmıştır.

B) Dörtlüğün uyak dizilişi “a,a,a,b” biçimindeki düz uyaktır.

C) 6+5’li kalıpla yazılmıştır.

D) Dörtlükte zengin uyak kullanılmıştır.

E) Uyaklı sözcüklerde bulunan “-maz/-mez” rediftir.


7. Dağda unuttuk koyunu

Toraklarda ayak izi

Fincanda yüzük oyunu

Baykuş gözetliyor bizi

Yukarıdaki dörtlüğün kafiye çeşidi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yarım kafiye B) Tam kafiye C) Zengin kafiye

D) Cinaslı kafiye E) Seci


8. Aşağıdakilerin hangisinde “tam uyak” kullanılmamıştır?


A) Kağnılar gidiyor katar katar

Ağız dil vermeyen hastalar

B) Sanki o sonbaharı seninle yaşıyorum

Kara saplı bıçağı sırtımda taşıyorum

C) Aydınlık ve güzeldi şiirlerin Türkiye gibi

İçinde şarkılar bitmesin Külebi

D) Bir rüzgâr eser akşam vakti denizlerden

Şimdi ben nasılım, şimdi ben nerdeyim şimdi ben

E) Al mavilerini git, ben bu denizi batıracağım hemen

Arınırdım, ısırdım, bana bir şarkı söylesen

9. Aşağıdaki mısraların hangisinde ulama vardır?

A)Zaman ne de çabuk geçiyor

B)Saat on ikidir söndü lambalar

C)Uyu da turnalar girsin rüyana

D)Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

E)Akşamları gelince incir kuşlar


10. Ne olduysa yavrum bu bana oldu

Günden güne benzim sarardı soldu

Kim çaldı acep kim buldu

Yitirdim yavrumu ben bulamadım


Bu dörtlük için aşağıdakilerden hangisi söylenmez?

A)11 li hece ölçüsüyle söylenmiştir

B)”du” ekleri rediftir.

C)Bir ağıttan alınmıştır.

D)Kişileştirme sanatı yapılmıştır.

E)Koşma tipi kafiye örgüsü kullanılmıştır.


11. Bazı coşkun ırmakların

Ninni söyler akar suyu

Bazı eser bir rüzgarın

Dudakları der ki: uyu

Yukarıdaki dörtlük İçin aşağıdakilerden hangisini söylemek yanlış olur?

A) 2. ve 4. dizeler arasında tunç uyak vardır.

B) Dizelerde redife yer verilmemiştir.

C) Hecenin 8 li ölçüsüne göre söylenmiştir.

D) Kişileştirme sanatına başvurulmuştur.

E) Çapraz uyaklanış seması vardır.


www.edebiyatdersi.net


Vezin ve kafiye, redif çalışması


(me fâ i lün / fe i lâ tün / me fâ i lün / fe i lün (Fa’ lün))
Sular sarardı yüzün perde perde solmakta

Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta

(fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lün)
Âkıbet gönlüm esîr ettin o gîsûlarla sen

Her ne câdûsun ki âteş bağladın mûlarla sen

(fe i lâ tün / fe i lâ tün / fe i lâ tün / fe i lün)
Yaraşır kim seni ser-defter-i hûban yazalar

Nâme-i hüsnün için bir yeni unvan yazalar

(mef’ û lü/ fâ i lâ tü/ me fâ î lü/ fâ i lün)
Derdin nedir gönül sana bir hâlet olmasın

Sad el-hazer ki sevdiğin ol âfet olmasın

( fe û lün / fe û lün / fe û lün / fe ûl)
Küçük muttarit muhteriz darbeler

Kafeslerde camlarda pür ihtizaz...

(mef ûlü/ me fâ î lü/ me fâ î lü/ fe û lün)
Meddâh olalı çeşm-i gazâlânına Bâki

Öğrendi gazel tarzını rûm’un şu’arâsı


(me fâ’ î lün / me fâ ’î lün / me fâ ’î lün/ me fâ’ î lün)
Nedir bu gizli gizli âhlar çâk-i girîbanlar

Aceb bir şûha sen de âşık-ı nâlân mısın kâfir


Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün


Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever


Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever


Saçma ey göz eşk[i]den gönlümdeki odlare su

Kim bu denlü tutuşan odlare kılmaz çâre su

Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

Dinle neyden kim hikâyet etmede

Ayrılıklardan şikâyet etmede


Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün

(Fâilâtün) (Fa'lün)

Hani ol gül gülerek geldiği demler şimdi

Ağlarım hâtıra geldikçe gülüştüklerimiz

(Fâilâtün)Feilâtün / Feilâtün / Feilün(Fa'lün)

Ne Süleymân ne Selîm'in kuluyuz

Hazret-i Rabb-i rahîmin kuluyuz


Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün

Anı hoş tut garîbindir efendi işte biz gittik

Gönül derler ser-i kûyunda bir dîvânemiz kaldı

Mefâîlün / Mefâîlün / Feûlün

Geçer firkat zamânı böyle kalmaz

Sağ olsun sevdiğim Mevlâ kerimdir


Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Feilün

Cihânda âşık-ı mehcûr[ı) sanma râhat olur

Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur


Mef'ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün

Ağlatmayacaktın yola baktırmayacaktın

Ol va'de-i tekrâr[ı] -be-tekrârı unutma


Mef'ûlü / Fâilâtü / Mefâîlü / Fâilün

Gül hasretinle yollara tutsun kulağını

Nergis gibi kıyâmete dek çeksin intizar

(Fâilâtün) Feilâtün / Feilâtün /Feilâtün /Feilün(Fa'lün)


Cânı cânânı bütün vârımı alsın da Hüdâ


Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ


…………..

Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhidi.
Bedr'in arslanları ancak bu kadar şanlı idi."


Sana dar gelmeyecek makberi kiimler kazsın
"Gömelim gel seni tarihe" desem sığmazsın

Feilatün/Feilatün/Feilatin/Feilün

'Bu taşındır' diyerek Kabe'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;"

“temiz alnından uzanmış yatıyor.
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!"


www.edebiyatdersi.net

Bu yalan dünyada, bu can kafeste,
Yaprak döker dalın kış olur dağı,
Güllere bezense gönlünün bağı,
Azalır ömrümüz her bir nefeste


Aşkın bana güneş oldu.
Yeşertti gönül dağımı.
Bu gönlüme neşe doldu.
Güldürdü vahdet bağımı


Gönül limanıma uğrarsa gemin
Çiçekli dalıma bağla sultanım
Beni sevdiğinden olursan emin
Sevdamla yüreğin dağla sultanım


E zan sesi ile uyan
Bülbül sana yoldaş olsun
Meleklerle olsun ayan
Senin gönlün neşe dolsun

Gönlümün sultanı ey ahu gözlüm
Gel otur yanıma dil bayram etsin
Dudağı şekerlim edalı sözlüm
Çal gönül sazını tel bayram etsin


Sevdiğinden ayrı kalmış cananlar
Sevdalanıp aşka düşüp yananlar
Gurbet elde kendin yalnız sananlar
Bu yurt seni bekler hadi gel dostum


Gezdim dünyayı zaman erittim de
Gönlüme yakışır dost bulamadım.
Ben bu yol da çok pabuç çürüttüm de,
Gönlüme yakışır dost bulamadım.


Sevdalandık yürekleri dağlayarak.
Ferhatların şirinlerin gelsin dile
Erir karlar derelerden çağlayarak.
Bahar gelsin bülbül uçsun konsun güle


Gül verirdi gönül bahçem dalım ile
Döküldü yaprağım çöle döndüm şimdi
İlkbaharda çağlar idim Salım ile
Arındım duruldum göle döndüm şimdi

www.edebiyatdersi.net

Seher vakti ezan ile kalktı ilimiz
Gemileri indir meden aktı selimiz
Allah Allah nidasıyla yaktı dilimiz
Hücum dedi Fatih Mehmet Ulubatlıya
Dayanmadı şerkalesi beyaz atlıya


Bahçemde ki goncanın oluşuna nedeyim
Sönük geçen sevdamın soluşuna nedeyim
Alın yazısı derler buluşuna nedeyim
Mevla’mdan yar istedim bu hoyratı gönderdi


Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle
Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle


Yüksel ki yerin bu yer değildir
Dünyaya geliş hüner değildir


Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk
Soğuk bir mart sabahı, buz tutuyor her soluk

Bin bahçeli beldemizi yad ellere bıraktık,
Gölgesinde barınacak tek ağacım yok artık.


Sultan Selim culûsunda
Salâ dedi de yürüdü
Gidelim Mısır`a doğru
Yola dedi de yürüdü


Safayı aşkı kim anlar, kiminle söyleşelim
Vefayı aşkı kim anlar, kiminle söyleşelim


Ak sütün emdiğim kadınım ana
Ak pörçekli izzetli canım ana


Ne pencere açılır, ne görülür bir yüz
Kuşlar bile suskundur, çıkmaz olur, tek bir söz

Hatırlar bir gün camı açtığını
Duran bir bulutu, bir kuş uçtuğunu
Dokunuma keyfine, tetik bulun zirâ
Deniz kadın gibidir, hiç inanmak olmaz hâ

Kuloğlu der: Ömür geçer
Kalmasın âlemde naçar
Dünya sana konan göçer
Dedikleri gerçek imiş

Hiç yoktur aklım başımda
Dilber hayâli düşümde
Sevgili yarin peşinde
Bana mekan oldu dağlar.


Rûm`a geldikçe hep o titrer likâ,
Hemçu, Hindû giyen sefid kabâ

Bir bağ idi kim cânâ mev`â
Her goncası cennet idi güyâ

Yaşanmaya değer mi kardeşim bu hayat?
İstemezsen şerbeti, bir de ağuyu tat

Orhan zamanından kalma bir duvar

Onunla bir yaşta ihtiyar çınar.


Uzaktan bir tiren sesi gelince,
Hasretle sızlayan kalbimiz ince

Bursa`da bir cami avlusu
Mermer şadırvanda şakırdayan su


Kimi solgun sarışın, kimi ak, kimi kara
Kiminin arkasında görünüyor Ankara

Mehmed'im sevinin başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin eve dönsek de


Nasihatim sana: Herzeyle iştigali bırak
Adamlığın yolu nerdense bul da girmeye bak


Her şey akar su, tarih, yıldız, insan ve fikir
Oluklar çift, birinden nur akar birinden kir


Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şühedâ
Cânı cananı bütün varımı alsın da Hüdâ
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ


İnsan bu, su misali kıvrım kıvrım akar ya
Bir yanda akan benim öbür yanda Sakarya

Susuz değirmenlerin ne ile döner çarkı
Kerem etmeyen beyin fakirden nedir farkı

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Doğru söylerim halk razı değil
Eğri söylerim Hak razı değil.

Zannetme ki şöyle böyle bir söz
Gel sen dahi söyle böyle bir söz

Kimsesiz hiç kimse yok, var herkesin bir kimsesi
Kimsesiz kaldım meded, ey kimsesizler kimsesi


Elimi beş yerinden, dağladı beş parmağın,
Bağrımda yanmadık bir yer bırakmadan git
Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir dağın
Görmemek istiyorsan, ardına bakmadan git!


www.edebiyatdersi.net


Karışık olarak verilmiş mısralardan mani yapınız


Kara gözler kara gözler

Gam zedeler
Kararmış kara gözler

Gam vurur, gam, zedeler
Gemimi deryada kaldı

Sinem hakkak delemez
Yelkenim kara gözler

Delerse, gamze deler
Gül açılsın dudağında gülü ver
Bana n`olur açılan her gülü ver
Kan ağlıyor gözlerim
Oturmuş zülfün tarar

Dizinde ayna güzel.

Ölene dek gözlerim
Karanfilim gül penbe
Ayna güzel,
Dediler: "Ay ne güzel!”

Mânî benim ezberim

Gül pembe

Ben o yarin yolunu

Bir gördün aklım aldın
Yanakların gül penbe

Gel bir daha gül, Penbe

Yüz güzel, ayna güzel

Gerdanın billur gibi
Güzel yari görenler


www.edebiyatdersi.net


 Şiir dili

İmge

İmgenin ortaya çıkış sebebi ve oluşum süreci: İnsan, hayatı ve dünyayı soyut, somut yönleriyle ifade eden doğal dile ait göstergelerin (kelime, kavram) anlayışların sınırlılığı; insan duygusu, düşüncesi ve hayallerinin sınırsızlığı, evrenin zenginliği ve belirsizliği farklı düşünce, duygu ve hayallerin yeni olay ve durumların zihinde oluşturduğu görüntü ve tasavvurların mecazlar ve söz sanatlarıyla ifade edilmesidir. Düş, hayal, hülya

SÖZ SANATLARI


Teşbih, istiare(eğretileme), tenasüp, telmih, hüsnü ta’lil, teşhis, intak


Teşbih (Benzetme)

Aralarında türlü yönlerden benzerlik ilgisi bulunan iki şeyden zayıf olanı nitelikçe daha üstün olana benzetme sanatıdır. Benzetmede dört öğe bulunur:

Benzeyen (zayıf olan), benzetilen (üstün olan), benzetme yönü, benzetme edatı

  • Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
  1   2   3   4   5   6

Add document to your blog or website

Similar:

Güzel sanatların sınıflandırılması iconYönetim sanatların en eskisi, bilimlerin en yenisidir”

Güzel sanatların sınıflandırılması iconTiyatro / Drama Eğitim Biliminde Plastik Sanatların Rolü

Güzel sanatların sınıflandırılması icon1. Müzik( ) sanatların en zevklisidir( ) ama bir şey öğretmez( ) Buna karşılık şiir( ) hem ruhun gıdası hem de iyi bir öğretmendir

Güzel sanatların sınıflandırılması iconTürk Dili ve Edebiyatı, duygu, akıl ve uygulama arasında bütünleşmeyi sağlayan etkili bir eğitim biçimidir. Dile dayalı sanatların eğitimini ve bu sanatlar

Güzel sanatların sınıflandırılması iconYanlış anlaşılmasın, yani biz Türkler Yunanlılarla pek benzeşiriz. Geçenlerde yine güzel güzel benzeştik

Güzel sanatların sınıflandırılması icon“(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et!”(1)

Güzel sanatların sınıflandırılması iconİSTANBUL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ ORTAÖĞRETİM OKULLARI ARASI “GÜZEL TÜRKÇEMİZİ GÜZEL KONUŞALIM” YARIŞMASI ŞARTNAMESİ

Güzel sanatların sınıflandırılması icon“Ben güzele güzel demem, güzel benim olmayinca”

Güzel sanatların sınıflandırılması icon“Ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca”

Güzel sanatların sınıflandırılması iconBirecik; bulunduğu coğrafi konum itibarıyla Şanlıurfa’nın ve bu güzel vatanımızın en önemli ve en güzel ilçelerinden bir tanesidir. 2 belde, 69 köy, 74 mezrası

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page