Adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şu bilgilere yer vermektedir; “




Indir 145.78 Kb.
TitleAdlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şu bilgilere yer vermektedir; “
Page2/3
Date conversion15.04.2013
Size145.78 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.bektasoglukoyu.net/cakalliasireti01.doc
1   2   3

B - RIŞVANLI ve RIŞVAN FEDERASYONU




Necdet Sakaoğlu Köse Paşa Hanedanı adlı eserinde; Doğu Anadolu’nun en namlı ailelerinden olan Rışvan zadeler, Rışvan Konfederasyonu üzerinde mukataa voyvodası; Maraş, Malatya ve Besni malikâneleri mutasarrıfı (yöneticisi) olarak iki yüz yılı aşkın süre kendi bölgelerinde mutlak söz sahibi oldular. Türkmen asıllı bu Ocaktan 1650–1850 yılları arasında çoğu miri miran (sivil rütbeli) Halil Paşa, Ömer Paşa, Mehmet Paşa, Süleyman Paşa, Abdurrahman Paşa, Ömer Paşa (II.) ve Abdurrahman Paşa (II). Gibi tanınmış derebeyi paşalar gelip geçti. Devlet bu hanedanın nüfuz alanına dışarıdan yönetici gönderemeyecek derecede çekingen davranmayı zulüm ve taşkınlıklarını kulak ardı etmeyi seçmişti. demektedir. ( 21 )*

Rışvanlı’nın nüfus alanına giren yerler göçebelerin en yoğun oldukları bölge olmakla birlikte kışlak ve yayla yollarının çoğunluğu bu bölgeden geçmektedir. Zaten verimli yaylaların büyük kısmı Malatya ve Maraş’ta yer alıyordu. Rışvan’lı aynı zamanda bölgesinde mukataa voyvodası idi. (Aşiretlerden vergileri toplayan Türkmen Ağası) Kışlakları; Güneydoğu Anadolu, Halep, Amik ovaları olan, yazları; Orta Anadolu platolarında Divriği, Yama Dağı, Çiçek Dağı ve Uzun yayla’ya çıkan bu konar-göçerlere genel adla “Rışvan Aşiretleri” denir.

Bu konar-göçerler, Türkmen taifesinden; Reyhanlı, Baraklı, Karaşehli, İlbeyli, Kuzugüdenli, Mamalı, Afşarlı, Horanlı ve Mahmanlı aşiretleri, Türkmen Yörüğü taifesinden; Çakallı, Karalar, Kara Hasanlar aşiretleri, Türkmen Ekrâdı (Türkmen Kürdü) taifesinden; Milli, Cihanbeyli, Kılıçlı, Rışvan ve İzollu aşiretleri, Ekrâd taifesinden; Umranlu, Şefaatlı, Atmalı ve Keleçorlu aşiretleri, Yörük taifesinden; Sineminli aşiretinden oluşmaktadır. Yukarıda adı geçen aşiretlerin ve irili ufaklı birçok kolun birleşmesiyle meydana gelen geniş konar- göçer topluluğuna “Rışvan Federasyonudenilmektedir. ( 22 )* ( 23 )*

Rışvanlı bölgesinde bulunan yerli ve konar-göçer Türkmen Ekrâdı (Türkmen Kürdü) taifesine Rışvan Kürdü, Rışvan topluluğundan ayrılmayan Maraş Eyaleti’nde yerleşmiş bulunan Çakallı Yörüklerine Rışvan Çakallısı denilmektedir. Rışvan Çakallıları konar-göçer Türkmen Kürdü olarak da bilinmektedirler. ( 24 )*

Not: Halk arasında Kürtleşmiş Türkmenlere Belleme Kürt denir. (Çorum kürdü ve Rışvan Kürdü gibi)

Malatya Ovası’nda ve Doğanşehir yaylalarında yüz yıllarca Çakallı aşiretiyle birlikte kalmış olan Atmalı aşiretini Cevdet Türkay’ın eserinde Konar- göçer Ekrâd olarak göstermesine karşılık, Hasan Hüseyin. Nedim Şahhüseyinoğlu Atmalı aşiretinin Türkmen olduğunu açıklamıştır. Atmalı ve Sinemilli (Sineminli) aşiretlerinin Türkmen olduğunu ileri süren araştırmacılar da bulunmaktadır.


Bu araştırmacılardan bazıları ve eserleri:

1. Doç. Mehmet Eröz; Doğu Anadolu Hakkında Sosyo Kültürel Bir Araştırma adlı eserinde Pazarcık yöresinde yaşayan Atmalıların kendilerinin Türk olduklarını söylediklerini yazmaktadır. ( 25 ) *


2. H. G. Von Molteke “Türkiye Mektupları” adlı eserinde Doç.Mehmet Eröz’ü doğrularcasına, Osmanlı Devleti tarafından aşiretlerin başına gelenleri detaylarıyla anlattıktan sonra; Pazarcık’ta Türkmen kabilelerinden; Sineminli, Atmalı ve Kılıçlı aşiretleri çadırlarıyla konaklamıştır demektedir. ( 26 ) *

3. Burhan Kocadağ Doğu’da Aşiretler, Kürtler, Aleviler adlı eserinde; Doğunun diğer aşiretlerini sıralarken Maraş’ın Pazarcık İlçesinde geniş yer tutan Atmalı aşireti adından da anlaşıldığı gibi Türkmen kökenli bir aşiret olup Alevi inancına sahiptir. Yöresinde Sinemilli aşireti ile yakın ilişkiler içindedir demektedir. ( 27 ) *

Ekrâd: 1-A. İ. (Kürt ç.) Kürtler (Büyük Osmanlıca Türkçe sözlük sayfa 188)

Ekrâd: 2-Ç. İ. (Osm. Ar.) Kürdün oğlu (Okyanus Ansiklopedik sözlük Cilt 2 sa.686

Ekrâd: 3- Cevdet Türkay;” Osmanlı arşivinde bazı belge ve defterlerde “Türkmen Ekrâdı deyimi geçiyor. Bunun bugünkü konuşma dilimizde anlamı, “Türkmen Kürtleridir”.” demektedir. ( 28 ) *


Bazı kaynaklar Arap’ların göçebe çoban anlamında kullandıkları “EKRAT” sözcüğünü; 8. ve 10. yüzyıllarda Türklere karşı yabancı anlamında kullandıklarını yazmaktadırlar. Osmanlı bu sözcüğü Türkmenler için, Türkmen Ekrâdı (Türkmen Kürdü) olarak kullanmıştır. Kaynaklara göre; tarihin akışı içerisinde Kürtleşmiş Türkmenlere “Türkmen Kürdü” denilmektedir.

Konar-göçer (Göçebe) : Hayvancılıkla geçinen, sürüleriyle yazın yaylaya çıkan, kışları engin kışlaklara dönen, çadırlarda yaşayan aşiretler ya da oymak ve obaların topluluğudur.

Yörük: Yürüyen yer değiştiren oba ve oymaklardır. Halk; Yaz aylarında hayvanları ile yaylaya çıkarak çadırda yaşayan, kış aylarında eski kışlağına ya da köyüne dönen obalara yürük demektedir. Yörükler; göçebe (konar- göçer) aşiretlerden koparak yerleşik düzene geçmiş oldukları halde eski geleneklerini kısmen yaşatırlar.

H. Hüseyin Nedim Şahhüseyinoğlu Anadolu Kültür Mozaiğinden Bir Kesit adlı eserinde; Osmanlı, ordunun savaş giderlerinin ve sarayın masraflarının karşılanması için 1686–1687 tarihlerinde İmdadı Seferiye adı altında halktan para toplanmaya başlar. Böylece ordunun; hayvan, yiyecek, giyecek ve silah giderleri halkın sırtından sağlanıyordu. Bu nedenlerle halkın ödeme gücüde kalmamıştı.

Osmanlı Devleti ekonomik bunalımı önlemek ve hazineye gelir sağlamak için önlemler düşünür. 1691’de bir ferman çıkarılır, Konar- göçer aşiretlerin yerleşik duruma getirilmesi istenilir. Böylece göçer aşiretlerin saldırıları önlenmiş, boş araziler işlenmiş ve devletin vergi gelirleri artırılmış olacaktı.

Adıyaman’da Beydili ve Bozulus Türkmen aşiretleriyle birlikte başka yerlerden getirilen birçok Türkmen göçer aşiretleri Gaziantep ve Urfa yöresine yerleştirilmek istenir. Göçer aşiretler ise yerleşik duruma gelmek istemezler.

Güneyde ve Doğu Anadolu’da konar-göçer aşiretlerin büyüklerinde biriside Rışvan Aşireti dir. Bu aşiretin, Kabalar, Karalar, Karahasanlar, Mahmanlı, Horanlı, Çakallı, Atmalı ve İzollu gibi birçok kolları vardı. Bunlar ferman dinlemezler, göçerliklerini sürdürmek isterler. Kışın Adana, Urfa, Amik ovası, Suriye, Maraş ve Gaziantep taraflarına göçerler, ilkbaharda bir kolu Besni, Gölbaşı, Doğanşehir, Akçadağ ve Malatya yoluyla Hekimhan’dan geçerek Yama Dağı’na, Çiçek Yaylası’na ve Divriği bölgesine geçerlerdi. Diğer bir kolu da Elbistan yoluyla Uzun Yayla’ya göçerlerdi. Rışvan aşiretleri oldukça kalabalık on binlerce nüfus ve bu nüfusun barındıkları çadırlardan oluşuyordu demektedir. ( 29 ) *

Rışvan aşiretler topluluğunun büyük bir kesimi Rakka bölgesine yerleştirilmek istenir. Ancak bu kalabalık aşiretler topluluğu “Böyle ıssız ve yaylımsız yerde oturulmaz” diyerek Rakka bölgesine gitmeyip, Padişah II. Ahmet’in 1691’de çıkartmış olduğu fermana karşı gelerek vergilerini ödememişler. Ardından hayvanlarını başıboş olarak arazilere salmış, kendileri yol kesmeye başlamışlardır.

Padişahın emriyle Fırat Suyu’nun iki yanında kaçış yollarını sıkı bir şekilde tutmuş olan Ahmet Paşa’ya rağmen yaya geçitlerinden gizlice geçen beş yüz ev ve on beş bin kadar kişiden oluşan Türkmen ve Kürt topluluğu Çukurova’ya gelip, Anadolu’ya dağılmaya başlamışlardır.

Ahmet Refik, “Anadolu’da Türk aşiretleri” adlı eserinde; Rakka bölgesinden kaçan, Rışvan hassına dâhil olan Türkmenlerin yerlerine göndermelerine dair aşağıdaki padişah fermanına yer vermektedir.


Rakka Valisi Hüseyin Paşaya Hüküm ki;


Bundan akdem Rakka havalisinde iskânları fermanım olan Türkman taifesinden bazıları ikametleri fermenım olan mahaladen firar ve valdem sultan damet ismetühanın mutasarrıfa oldukları Rışvan hassı cemaatlerinin aralarına varup tevatun ve iskân kabul eylemedikleri ilam olunmağla husu mezbur içün dergahı muallam kapucu başlarından Ali dame mecdihu mübşir tayin olunmagın senki veziri müşarünileyhin mutasarrıfa oldukları Rışvan hassı içinde bulunanları kaldurup ikametleri fermenım olan mahalde iyva ve iskanlarıyçün sana teslim olunmak babında deyu yazılmıştır. Fi evehiri 1113 (Miladi 1697) ( 30 ) *


Bu fermanda Rakka Bölgesi’nden kaçan Rışvanlı boyları Valide Sultan Haslarının arasına gizlenerek Anadolu’ya dağılma ve yerleşme çabasındadır. Kaçan oymakların tespit edilerek tekrar Rakka’ya gönderilmeleri emredilmektedir.

Hüseyin Paşa bu işin üstesinden gelemeyince Rakka Valiliği ve bölgesi’nin yönetimi Anadolu Müfettişi olan Yusuf Paşa’ya devredilmiştir. Padişah II. Mustafa 7 Haziran 1697 tarihli fermanıyla Anadolu Müfettişi Yusuf Paşa’nın Rışvan Federasyonu üzerine gitmesini sağlamıştır.

“Yusuf Paşa Rışvan boylarına haber salarak, vergilerinin tamamını ödemelerini ve gösterilen yere gitmelerini ister. Bu arada boş durmaz, Antep ile Birecik arasına iki bin beş yüz atlı ve kırk bayrak yaya yerleştirir. Dulkadirli Voyvodası Süleyman Bey ve diğer konar-göçerlerden temin ettiği askerlerini hazırlar. İskândan kaçan aşiretlere; kendi hizmetinde olan Kılıçlı oymağı Reisi Bektaş Bey’in oğlu vasıtasıyla yerlerine giderlerse kendilerine bir şey yapılmayacağını, aksi halde kılıçtan geçirileceklerine dair ferman geldiğini bildirir. Onlar cevap olarak orada ihtiyaçlarını karşılayacak kadar yiyecek içecek bulunmadığını, kıtlıkta binlerce hayvanın telef olduğunu bu nedenle Rakka’ya gitmeyeceklerini; ancak Menbiç’e gidilmesine müsaade edilmesini isterler. Rışvan aşiretlerinin bu istekleri Yusuf Paşa tarafından kabul edilmemiştir. ( 31 ) *

“Halep Türkmenleri ile Yeni İl Has ve oymaklarından oluşan bu topluluğun kalabalık olanları Kuzey Suriye’ye (Rakka, Mencüb bölgesine), azınlıkta olanları da Hasan Çelebi ve Kangal arasına yerleştirilecekti. Bu nedenle 1697’de Kangal yöresinde Alaca han Derbendi teşkil edilmişti. Gâvur dağları etrafında toplanan on binlerce kişi sürüleri ile Rakka’ya gitmeye direnirler. Yusuf Paşa boş durmayarak bölgede bulunan diğer aşiretlerle Rışvanlıları çembere almaya çalışırken bütün yolları kestirir.


Sırtını Gâvur Dağı’na veren aşiretler topluluğu Yusuf Paşa’nın yaklaştığını görünce saldırıya geçerler. Yusuf Paşa ve destekçisi aşiretlerle çarpışmalar Aktepe’de günlerce devam etmiştir. Sonunda Rışvan topluluğundaki aşiretlerin yiyecekleri kalmaz, bitkin düşerler. İnsanların ot yemekten gözleri şişmiştir yalvarırlar, Yusuf Paşa 30 İlbey’inin kellesini alır, yerlerine yeni İlbeyleri tayin eder.( 32 ) *

Bu olayla Rışvan Aşiretlerinin isyanı acı bir şekilde bastırılmış olur.

Anadolu’da yaşanan olayları halk ozanları dizelerinde yıllarca seslendirmiş olup, bunlardan Afşar Aşiretinden olan Dadaloğlu şöyle seslenmektedir.


Kalktı göç eyledi Afşar illeri Belimizde kılıcımız kirmanı

Ağır ağır giden iller bizimdir Taşı deler mızrağımız termeni

Arap atlar yakın eder ırağı Hakkımızda devlet vermiş fermanı

Yüce dağdan aşan yollar bizimdir Ferman padişahın dağlar bizimdir


Dadaloğlu bir gün kaza kurulur

Öter tüfek davlumbazlar vurulur

Nice Koçyiğitler yere serilir

Ölen ölür kalan sağlar bizimdir

Aktepe yenilgisinin arkasından Rışvan Beyi boş durmaz. Federasyona güç kazandırman için Araban ile Besni arasında bulunan Çepni ve Çiğil oymaklarını da içlerine alır. Ancak Gâvur Dağı olayından sonra Rışvan topluluğundan kaçarak ayrılan oymaklar da vardır. Türkmen ve Kürt oymaklarının dağılmasını önleyen Besni Beyleri (Rışvan Ocağı) boş durmayarak adamlarını Besni’den, Malatya ve Sivas bölgelerine salmış, oralardaki yerleşik halkı azınlıkta olan konar-göçerlerin tamamını sindirmeye çalışmıştır.

Rışvanlıya karşı koyanlar yerlerinden yurtlarından edilmişler, ayrıca Rışvan Federasyonuna katılmayan aşiretler yaylalarına ve kışlaklarına gidemez olmuşlardır. Bu olay bize Anadolu’da bulunan konar-göçerlerin çoğu kere paşaların ve beylerin dümen suyuna gitmek zorunda bırakıldıklarını da göstermektedir.

Rışvan Voyvodaları aşiretlerinden topladığı vergilerden sarayın payına düşeni göndermeyip, kendisine harcamışlardır. Rışvan zade Abdurrahman Paşa, toplanmış olan üç senelik yüz yirmi üç bin kuruş vergiden saraya hiç ödeme yapmamıştır.

Yağma, soygun, adam kaçırma ve kayırma olaylarının ardı arkası kesilmemiş, yerleşik olanlar ektiği ekinleri biçemez olmuşlardır. Besni ve Sivas arasında ayrı bir saltanat görünümü kazanmış olan Rışvanlı, dışarıda zor bir dönemden (1750–1770) geçmekte olan Osmanlı yönetimini içte de çok zora sokmaktaymış.

Bu dönemde bazı şikâyetlerin duymazdan, bazı olayların görmezden gelinmiş olmasına karşın sonunda Padişah II. Mustafa, Rışvanlı üzerine asker çıkarmak zorunda kalmıştır. Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde başlayan çarpışmaların Çığlık köyü önünde şiddetlenmesiyle birlikte Osmanlı ordusu top mermisi kullanmak zorunda kalmıştır. Kanlı çarpışmalar sonunda Rışvanlı yenilerek 1770 yılında Besni’ye dönmüş, Rışvan aşiretleri de dağlara çekilmiştir. Köylüler bu olaydan sonra rahat bir nefes alarak, köylerine geri dönmüşlerdir.

H. Hüseyin Nedim Şahhüseyinoğlu; Osmanlı Devletinin askeri birliği, Çığlık’ta konakladığı yerde bulunan bir küme ağaca “Murat Ağacı” adı verilir, kutsal sayılır. Rışvan Aşiretlerinin baskısı ortadan kalkınca, dağ başlarında, dere ve orman içlerinde saklanan halk yeniden ovaya inmeye ekim yapmaya yönelirler. Gerek Rışvan Aşiretlerinin gerekse bu aşirete bağlı Pir Hamzık, Atmalı ve Çakallı aşiretlerinin yaptığı yıkım ve olaylar halen canlılığıyla anlatılmaktadır.” Demektedir. ( 33 )*

( Yöre halkı küme ağaçların altında konaklamış olan Osmanlı askerlerinin Rışvanlı topluluğunu dağıtması sonucunda huzura kavuşturuldukları için bu küme ağaçlara; “Murat Ağacı” demişlerdir.)

Necdet Sakaoğlu,Köse Paşa Hanedanı adlı eserinde özetle şunları yazmaktadır.Osmanlı yönetiminin iç ve dış sorunlara çıkış yolları aradığı bir dönemde, Divriği’de oturan Köse Paşa’nın oğlu Veli, rüşvetle vezirlik elde etmiştir. Veli’nin vezirliği Köse Paşa Ailesi’ni ve bir o kadar da akrabalık bağı bulunan Rışvanlı ailesini sevindirmiştir. Veli Paşa 1803’te Sivas Valiliğine, ardından 3 Kasım 1803’te Rakka (Urfa) Valiliğine atanmıştır.

Divriği’de oturan Veli Paşa’nın valiliği döneminde; Kemaliye (Eğin), Akçadağ, Divriği, Hekimhan, Darende yörelerinde baskın ve soygun olayları artış göstermiştir. Şakilerle bazı aşiretlerin cüretkâr davranışlarının arkasından hep Veli Paşa çıkmıştır. Sultan II. Mahmut’un Anadolu’nun ortasında cereyan eden bu olaylara son vermek için harekete geçmesiyle birlikte görevden alınacağını anlayan Veli Paşa 1811’de isyan etmiştir.

Akçadağ, Eğin, Divriği, Hekimhan ve Darende bölgesinde devam eden isyana o dönemin asilerinden: Sağıncalı Veli, Sancaklıoğlu Süleyman, Acemoğlu Ahmet, Topuzoğlu, Tokatçıklı Süleyman, Gelür Hasan Ağa, Kıllıoğlu Ömer, Küçük Alioğlu, Fettahoğlu Ağca Bey, Bulutkapan, Dağdevirenoğlu, Şehbenderoğlu, Pazvandaroğlu, Karaosmanoğlu, Tuzcuoğlu Memiş ve daha niceleri küçük de olsa isyanlar başlatarak Veli paşaya destek vermişlerdir.

Ülkenin hassas bir dönemden geçmesi nedeniyle yirmi iki ay sessiz sedasız süren isyan 1813’te Veli Paşa’nın Akçadağ’ın Kavaldaklı (Barok Hotozlu) köyünde bir aşiret çadırında uyurken aşiret kadınları tarafından öldürülmesiyle son bulmuştur. ( 34 )*

Veli Paşa’nın ölümünden sonra yörede barınma imkânları kalmayan yandaşları çareyi Anadolu’ya dağılarak yerleşik düzene geçmekte bulmuşlardır. Elimizde kesin bir belge olmasa da yaşanan olaylarla ilgili olarak kaynak kişilerin verdiği bilgilere göre, Veli Paşa döneminde kendinden söz edilen Topuzoğlu’nun Çakallı aşiretinde adı geçen Topuzoğlu olması kuvvetle muhtemeldir.

Ancak Topuzoğlunu Dersimde Balıyan aşiretindeki Topuz Uşağı ile karıştırmamak gerekir. Çünkü o dönemlerde Malatya bölgesinde çok dağınık bulunan Balıyanlar; Atmalı, Çakallı, Pir Hamzık ve diğer Rışvan kollarının bölgeden ayrılmalarından sonra toparlanmışlardır.

H.Hüseyin Nedim Şahhüseyinoğlu Malatya’daki Balıyanlar dağınık ve zayıftılar, Atmalı ve Çakallı aşiretleri çoğu zaman onları kollamışlardır demektedir.( 35 ) *

Çığlık yenilgisinden sonra Rışvan zade paşalar bir süre daha Besni’deki yerlerini koruyabilmişlerse de giderek etkinliklerini yitirmişlerdir. 1850 yılında ağalık ve beylik saltanatları son bulmuş, bu sonlanma ile Rışvan Beyi’ne bağlı olan aşiretler huzura kavuşmuşlar ve tamamı yerleşik düzene geçmişlerdir.

Asırlarca Anadolu’da konar-göçer olarak yaşamakta olan Çakallı aşiretinin oba ve oymakları şartların elverdiği ölçüde uygun alanlara yerleşmenin gerekliliğine inanmış olmalılar ki Anadolu’ya dağılmaya başlamışlardır. Gittikleri yerlerde kurmuş oldukları köylere, mezralara kendi oba, oymak ve aşiretlerinin adını vermeyi hiçbir zaman ihmal etmemişlerdir. Hatıralarını gittikleri yerlere taşımış oralarda yaşatmışlardır. Bazı yönetimlerden gelen ümitler bir sonraki yönetim tarafından kesilip yaşamları baskıyla zulümle zorlaşmış olsa da hayat devam etmiştir.


1   2   3

Similar:

Adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şu bilgilere yer vermektedir; “ iconHindistan’ın otomotiv sektörüyle ilgili bilgilere geçmeden önce ülkedeki gümrük rejimine genel olarak değinmek yararlı olacaktır

Adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şu bilgilere yer vermektedir; “ iconJigolo” adlı film senaryomuz, Show TV’de yayınlanmakta olan “Alacakaranlık” adlı TV dizisinde izinsiz olarak iktibas edilmiştir. Bu nedenle biz, “Alacakaranlık” adlı TV dizisinin, şu isimlerden oluşan ilgililerini dava ettik

Adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şu bilgilere yer vermektedir; “ iconİlk olarak Sitesinde moodle kurulum paketini bulup, ssh adlı yazılımın içeriseni wwwhome adlı klasör açıp, klasörün içine atılır

Adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şu bilgilere yer vermektedir; “ iconAyşe Keskin adlı kişinin, eşi Hüseyin Keskin ile ilgili olarak Muhakkik Dr. Emin Cengizhan’a anlattıklarını dinledim. Beyanında gerçekdışı ve eksik ifadeler

Adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şu bilgilere yer vermektedir; “ iconMaddî sıkıntılar ve bedeni rahatsızlıklar insanda manevi sıkıntı ve üzüntü meydana getirir. Gam ve keder doğurur. Üzüntü, gam ve keder insanın kalbini öldürür
Tahzîrul-İhvan mimmâ yûrisü'l fakra ve'n-Nisyân (Müslüman kardeşlerimi fakirlik ve unutkanlık sebeblerine karşı ikaz) adlı eserinde...

Adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şu bilgilere yer vermektedir; “ iconİncelenen olayla ilgili elde edilen bütün bilgilere denir. Yıllık (Anal)

Adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şu bilgilere yer vermektedir; “ iconMicrosoft Corporation (veya yaşadığınız yere bağlı olarak yan kuruluşlarından biri) size bu ekin lisansını vermektedir

Adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şu bilgilere yer vermektedir; “ iconÜÇGENDE BENZERLİK, BENZER ÜÇGENLER, BENZERLİK KAVRAMI İLE İLGİLİ KONU ANLATIMLAR (MATEMATİK DERSİ İLE İLGİLİ KONU ANLATIMLAR)

Adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şu bilgilere yer vermektedir; “ iconMODÜLER ARİTMATİK, MODÜLER ARİTMATİĞİN ÖZELLİKLERİ (1) İLE İLGİLİ KONU ANLATIMLAR (MATEMATİK DERSİ İLE İLGİLİ KONU ANLATIMLAR)

Adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şu bilgilere yer vermektedir; “ iconAdli araverme (adli tatil) ülke ve yargı gündemini bir çok yönden meşgul etmektedir. Yargıdaki artan iş yüküne kalıcı çözüm bulunamaması nedeniyle, adli

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page