EĞİTİM BİLİMLERİ DERS NOTLARI




Indir 2.8 Mb.
TitleEĞİTİM BİLİMLERİ DERS NOTLARI
Page12/38
Date conversion05.12.2012
Size2.8 Mb.
TypeDers notlari
Sourcehttp://www.bedenegitimci.com/wp-content/uploads/2010/03/KPSS-EĞİTİM-BİLİMLERİ-DERS-NOTLARI-MEHME
1   ...   8   9   10   11   12   13   14   15   ...   38

Duyusal Kayıt

Çevreden gelen uyarıcılar duyu organları yolu ile duyusal kayıta gelirler. Duyusal kayıtın kapasitesi çok geniş olmasına karşın bilginin kalış süresi çok kısadır. Ancak dikkat ve algı süreçleri ile bu bilginin bir kısm! alınırve kısa süreli belleğe gönderilir. Süre 0,5 /4 sn.

Gözlerimizin önünde bir kalemi ya da parmağımızı sallarsak objeden geriye kalan gölgeyi fark ederiz . Elimizle diğer kolumuza hafifçe vurursak, vurmayı hemen duyumsanz. Başka bir söylemle biz vurma ve kalem izini gerçek kalktıktan sonra duyumsarız.

Duyusal kayıtın içerdiği bilgi özgün uyarıcının tam bir kopyasıdır. Görsel duyular duyusal kayıt tarafından aynı fotoğraf gibi kısa bir süre için kodlanır. Aynı şekilde işitsel duyular da ses kalıpları olarak kodlanır. Kimi yazarlar bilginin duyusal kayıtta kalış süresinin yarım saniyeden daha az olduğunu belirtirler. Duyusal belleğin işitsel bilgi için yaklaşık dörtsaniye; görsel bilgi için yaklaşık bir saniye süren, uyancmm tam bir kopyasmın tutulduğu bilgi deposu olmasıdır. Böylece duyusal kayıt her duyu için farklı kodlama biçimlerinin olduğu , sınırsız kapasitesi ile bilgininçok kısa tutulduğu bir bellek türüdür.

Duyusal kayıtın varlığı insan yaşamında kritik bir öneme sahiptir. Birey okuduğu ya da işittiği bir cümlenin sonu gelmeden başlangıçtaki sözleri unutsaydı cümleyi anlamlandırması olanaksız olurdu.

Duyusal kayıtın kapasitesinin sınırsız olmasına karşın gerekli bilgiler işlenmezse kaybolur ya da varolan bilgi yeni bilgi tarafından itilir. Birey dikkat ve algı süreçleri yoluyla bu bilgiyi işleme şansına sahiptir. İşlenen bilgi bir sonraki sisteme yani kısa süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin kapasitesinin sınırlı olması nedeniyls işlenemeyen bilgi, duyusal kayıttan kaybolur.

Kısa Süreli Bellek

Duyusal kayıttan dikkat ve algı süreçleri sonunda ayrılan bilgi , sistemin ikinci öğesi olan kısa süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin hem bilgi tutma süresi, hem de kapasitesi sınırlıdır. Kısa süreli belleğin kapasitesinin yaklaşık 7±2 birimlik bilgi olduğunu

Öğrenme Psikolojisİ

63


belirtilmektedir. Ancak bireyler her birimin büyüklüğünü artırarak kapasiteyi fazlalaştırabilirler. Gruplama adı verilen bu işlemle kısa süreli belleğin kapasitesi artırılır . örneğin; 5 7 2 8 9 10 olan 7 birimlik bir sayı dizisi 57 28 9 10 olarak gruplanırsa 4 birim haline gelir. Ancak bir birimde bulunması gerekli bilgi miktarı ne büyüklükte olmalıdır sorusu henüz yanıtlanmamıştır.

Kısa süreli bellekte bilginin kalma süresi yaklaşık 20-30 saniyedir Bilginin kısa süreli bellekte daha uzun süre kalması , bilgi üzerinde düşünmek ve onu yinelemekle sağlanır. Kısa süreli bellekte zihinsel tekrarın öğrenmede önemi büyüktür. Kısa süreli bellekte kalan bilgi tekrar yoluyla büyük bir olasılıkla uzun süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin kapasitesinin sınırlılığı nedeniyle geçiş yaptırılamayan bilgi yeni gelen bilgilerin zorlamasıyla kayboîur. özetle, daha fazla bilginin kısa süreli bellekte daha uzun süre kalması için; (1) gruplama, küçük parçaları ilişkilendirerek geniş parçalar haline getirme, (2) zihinsel tekrar gerekir.

Kısa süreli belleğe bilgi, duyusal kayıt ve uzun süreli bellekten gelir. Genellikle her ikisi aynı anda olur. Örneğin; birey bir kuş ile karşılaştığında, kuşun imgesi kısa süreli belleğe geçer, aynı anda uzun süreli bellekten kuşlara ilişkin bilgi araştırılır ve kuşun hangi tür olduğu beiirlenir. Kısaca.tanımlama aynı anda gelir, çünkü, kuşa ilişkin tüm bilgiler uzun süreli bellekte depolanmıştır.

Kısa süreli belleğin iki yaşamsal işlevi vardır.

  1. Bilgiyi kısa süre için de o!sa depolamaktır.

  2. Zihinsel işlemterin yapılmasıdır.

Bu nedenle çalışan bellek olarak da adlandırılır. Kısa süreli belleğe gelen bilgi;

a. Bireye gerekli değilse unutulur,

b. Bilgiyi korumak için tekrar edilir,

c. Tekrar edilerek, kodlanarak ya da uzun
süreli bellekteki bilgilerle ilişkilendirilerek
bilgi işlenir.


Uyarıcı saldırısı altında kalan birey birçok işlerde otomatik hale gelerek problemlerini kolaylıkla çözebilir. Otomatiklikle bireyler hızlı, güç harcamadan, özerk, tutarlı, uygun ve özgür olarak bir işi yerine getirirken, çalışan belleğin bir başka durumla çalışmasına izin verirler. Yürürken konuşma ve dinleme gibi. Matematikte temel işlemler, sözcük dağarcığı, yabancı dil bilgisi diğer görevlerin uygun olarak yerine gelmesini sağlarlar. Otomatik işlemler uzun süreli bellekten gelir. Eğer otomatiklik başarılı değilse öğrenciler problem çözme ya da yazma gibi karmaşık işlemleri yerine getirirken yetersiz kalırlar ve daha fazla bilişsel güç harcarlar.

Uzun Süreli Bellek

Bilgiyi işleme modelinde bilgiyi, özellikle iyi öğrenilmiş bilgiyi, uzun süre saklayan kısmına uzun süreli bellek adı verilmektedir. uzun süreli belleği, kitaplara milyonlarca girişi olan bir kütüphaneye benzetmektedir. Düzenlenmiş bilgiler, gerektiğinde kullanıma hazır olarak beklemektedir. Uzun süreli bellek, bilgiyi her istendiğinde kullanılmaya izin veren bir ağa sahiptir. Kapasitesi sınırsızdır.bazı kestirimlere göre, sınır bir milyondan fazladır ve bazı olaylar sonsuza dek kalmaktadır

Uzun süreli bellekte bilgiyi, istediğimiz uzunlukta ve mikîarda depolar ve asla unutmayız . Bu konudaki problem, gerektiği zaman doğru bilgiyi bulmaktır. Uzun süreli bellekte bilgiler kaybolmaz, ancak bilgi, uygun biçimde kodlanmamış ve uygun yere yerleştirilmemişse, geri getirmede zorluklarla karşılaşılır. iyi öğrenilmiş bilginin dayanıklılığın yüksek olduğunu belirtilmektedir.

Uzun süreli bellekte birçok farklı bilgi bulunur. Görsel imgeler, duygular, tatlar, sesler, kokular, problem çözmek için stratejiler, dili anlamaya yarayan kurallar, olaylar, çocuklukta geçirilen deneyimler gibi. . Özetîe uzun süreli belleğin kapasitesi çok geniştir, hatta doldurmaya yaşamımız yeterli değildir. Ancak kısa süreli bellekte olduğu gibi, uzun süreli belleğe bilgi hızla girmez, biraz zaman ve güç gerekir.

UZUN SÜRELİ BELLEK TÜRLERİ

1. Anısal bellek (Epizodik hafıza)

Bireyin başından geçen olayların saklandığı bellektir. Olgu hafızası olarak da bilinir.

Kişisel yaşantılarla ilgili bölümdür. Belirli birzaman, yer ve olaylarla ilgilidir. Örneğin; yemekte yediklerimiz, özel bir günde giydiğimiz giysi, yaptığımız gezi anısal beilektedir. Yaşamımızda başimizdan geçen tüm olaylar, şakalar, dedikodular anısal bellekte tutulur Anılar güç sarf edilmeden öğrenilir. Fakat anıların birbirine karışma eğilimi vardır. Bu nedenle, bilgiyi geri getirmede zorluk çekilir. Ancak, önemli ve travmatik olaylar ayrıntılı hatırlanır. Bunun yanı sıra olağan ve sürekli yinelenen olayların anımsanması zordur, çünkü yeni olaylar öncekini bozabilir.

2. Anlamsal bellek (Semantik Hafıza)

Dünyayla ilgili genel kültür bilgilerinin saklandığı hafızadır. örnek; semantik sözcüğünün anlamını bilmek.

Uzun süreli belleğin kurallar, genellemeler, kavramlar, problem çözme becerileri gibi genel bilgilerin yer aldığı bölümdür. anlamsal bellekte sözel ve görsel kodların



öğrenme Psikolojisi
64

birlikte ağ gibi birbirine bağlanarak bilginin depolandığını belirtir. Birçok psikolog da bilginin hem görsel hem de sözel olarak kodlanmasının anımsamayı kolaylaştırdığını kabul etmektedir.

Anlamsal bellekte bilgi önerme ağları ve şemalar biçiminde depolanır. önerme, doğru ya da yanlış olduğuna karar verilebilecek bilginin en küçük parçasıdır.önerme ağı ise bilgi birimleri setidir. Başka bir söylemle, birbirine bağlı düşünceler, kavramlar, ilişkiler setidir. Bilgiyi daha geniş ölçüde düzenleyen veri yapıları da şema olarak adlandırılır. Şema birbirine bağlı düşünceler, ilişkiler ve işlemler setidir. Şemalar bilgi ağlarını içerir ve karar verme, problem çözme durumlarında bilgi ağlarmı yönlendirir ve kullanır.

3. İşlemsel bellek

Belli bir işlemin nasıl yapıldığına ilişkin bilgilerin saklandığı bellek bölümüdür. İşlemsel bellekte işlemlerin basamaklarının oluşması uzun zaman alır, ancak oluştuktan sonra anımsanması çok kolaydır. Örneğin;yüzmenin öğrenilmesi zaman alır ancak unutulmaz. İşlemsel bellek durum-etkinlik kuralları deposudur. Bireyler tüm durum-etkinlik kurallarını gerekli bir biçimde belirtemezler ama gerekeni yaparîar. İşlem ne denli çok yinelenirse o denli doğal tepkiye dönüşür.

BİLİŞSEL SÜREÇLER

Bilginin Duyusal Kayıttan Kısa Süreli Belleğe

Aktarılmasını Sağiayan Süreçler

Dikkat

Uyarıcı ya da uyancıîara tepkiye yönelmedir. "Akjının aktif ve seçici bir yanı olup, kişinin belli bir uyarıcı ya da uyarıcı durumunu algılamasında öîkin hazırhk ve yönelmelerden kuruludur". Başka bir söylemle, dikkat, hangi bilgînin kısa süreli belleğe geçip geçmeyeceğini belirler, Bilgiyi işleme süreci dikkat ile başlar. Dikkatin yönelmediği uyarıcılar kaybolur. Birey içten ve çevreden gelen uyarıcıların bir kısmına bilinçli olarak, bir kısmına ise hiç bir çaba sarf etmeden, kendiliğinden aynmına varır. Başka bir söylemle, dikkat seçici ve kendiliğinden olabilmektedir. Seçici dikkat bireyin denetimi altındadır. Bireyler.çevrede belirli bilgi kaynaklarına, bilişsel güçlerini yöneltme yeteneğine sahiptirler. Etkili öğrenme, bireyin seçicilik yeteneğine dayanır.

Dikkatin ilgili uyarıcıya yönelmesi iki şekilde gerçekleşir;

a. Süzücü dikkat: Belli bir nesneye dikkat
edilmez, herhangi bir değişikliğin farkına
varmak, haberleri genel olarak dinlemek buna
örnek verilebilir.

b. Seçici dikkat; Belli bir nesneye dikkat etmek
(algıda seçidlik ve diğer algı kuralları devreye

girer. Büyük, yoğun, yeni ve beklenen bir uyaran daha çok dikkati çeker. Örnek; Galatasaray maçının sonucuna gibi bir habere dikkat etmek.

Algı

Duyusal bilginin yorumlanması ya da anlamlandırılması işlemidir. Bir uyaranın anlamlandırılabilmesi için öncelikle bireyin, o uyaranla ilgili bilgilerinin olması gerekir. Eğer birey karşılaştığı uyarana ilişkin hiçbir bilgiye sahip değilse, uyarıcıya anlam vermesi olanaksızdır. Algı büyük ölçüde geçmiş yaşantılara dayalıdır.

Algıyı etkileyen bir başka etken de beklentilerdir. örneğin; öğrenciler çalışacakları materyalin zor olduğunu düşünüyorlarsa, materyali büyük bir olasılıkla zor buîacaklardır. Beklentiler bir olay ya da objeye hazır olmayı etkiler. Algılama "bireyin zihinsel kuruluşu, geçmiş yaşantılan, güdüîenmişlik düzeyi ve pek çok başka içsel faktörlerden etkilenir." Bu durumda dikkat ve algı süreçleriyle kısa süreli belleğe giren bilgi, gerçeğin aynısı değildir, bireyin öznel bilgileri, gerçeği yorumlamadaki beklentileriyle algılanan kendi gerçeğidir

Tanıma

Yeni gelen uya.rıcıların özelliklerinin uzun süreü bellekteki bilgilerle karşılaştırılması eylemidir. Ne kadar çok kelime haznemiz var ise (tanıyorsanız) o kadar kolay okur ve anlarsımz.

Kısa Süreli Bellekte Bügiyi Sakiama Süreçteri

Kısa süreii bellekte bilgiyi saklama,

a. Sürekli tekrar

b. Gruplama

ile olanaklıdır.

Kısa süreli belleğin zaman sınırlılığı sürekli tekrar, kapasitesi ise gruplama yapılarak artırıiabilir.

Belleğe Aktarılmasında

Bilginin Uzun Süreli Kullaniian Süreçler Açık ve örtük tekrar

Bilgi yeterli sıklıkta tekrarlanırsa uzun süreli belleğe geçer. örneğin; öğrenciler tekrar yolu ile ülkelerin başkentlerinin adlarını, sözcüklerin söylenişini tekrarla öğrenirler. Tekrar, bilginin uzun süreli belleğe geçişinde çocukların kullandığı ilk bellek stratejisidir.

Tekrar iki biçimde; sesli ve zihinde yapılır. Tekrar sürecinde bireyin rolü önemlidir. Şöyle ki, tekrar süreci ile öğrenen birey pasif değil, etkin olmalıdır. Ayrıca aralıklı tekrar sürekli tekrardan daha etkilidir. Aralıklı tekrarın uzun süreli bellekte tutulma olasılığı daha yüksektir. Bir başka söylemle, aralıklı tekrar uzun süreli bellekten geri getirmeyi kolaylaştırmaktadır.

Öğrenme Psikolojisl

65


Kodlama

Bilginin bellek sistemine yerleştirilmesidir. Bilgiyi işleme kuramında en önemli süreç kodlamadır. Kodlama olmadan çevreden gelen bilginin çoğu geçici olarak depolanır. Kodlama, uzun süreli bellekte varolan bilgi ile kısa süreli bellekteki bilginin ilişkilendirilerek transfer edilmesidir.

Uzun süreli bellekte bulunan şemalara yeni gelen bilginin eklenmesi ve varolan şemanın yeniden düzenlenerek bağlanması öğrenme sürecinde önemlidir. Ancak kodlamanın etkili olması gerekir. Kodlamanın etkili olması ise anlamlandırma ile olanaklıdır.

Anlamlılık, uzun süreli bellekteki bir düşünce ve diğer düşünceler arasında mümkün olduğunca bağlantılar, ilişkiler kurmakla gerçekleşir.

Anlamlandırma

Daha öznel yaşantılara dayanır. Bu nedenle örgütlemedeki gibi mantıksal bir temeli olmayabilir. Anlamlandırma için görsel imgeler kullanma materyalin ana fikrini belirleme, özet çıkarma, metni kendi cümleleriyle yorumlama, soru oluşturup bunlara cevaplar hazırlama gibi yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Böylece var olan bilgilerle mümkün olduğu kadar çok bağlantılar oluşturulur.

Ezber

Sözel malzemenin ritmik hale getirilerek işitsel malzemeyle eşleştirilmesidir.

Bilginin anlamlılığını artırarak kodlama sürecini zenginleştirmede dört temel öğe vardır Bilginin anlamlandırılmasını artıran unsurlar I.Etkinlik,

  1. Örgütleme,

  2. Eklemleme,

  3. Bellek destekleyici ipuçları.




  1. Etkinlik; öğrenen kişinin etkin olmasıdır. Bilgiyi
    işleme kuramına göre, birey bilginin pasif bir alıcısı
    değil, kendi öğrenme sorumluluğunu taşıyan etkin bir
    kişidir. Birey, bilgiyi bir sünger gibi içine çekmez, onun
    yerine uzun süreli belleğinde depolamak için bilgiyi
    düzenler ve yapılandırır.

  2. Örgütleme; Düzenleme ya da bilgiyi gruplama,
    tutarlı yapılar oluşturma gibi işlemler olup, kodlamaya
    yardım eden önemli bir süreçtir. Örgütleme, geniş ya
    da karmaşık bilgiler için öğrenme ve anımsamayı
    kolaylaştırıcı bir süreç olarak işlev görür. Yapıda yer
    alan bir kavram hem genel açıklamaları hem de belirli
    örnekleri öğrenme ve anımsamada bireye yardımcı
    olur. Örnek telefon numaralarının kolay hatırlanacak
    hale getirilmesi, 4382108 yerine 438 21 08 gibi.

örgütleme, öğrenme malzemesinin uyarıcıların birbiriyle bağdaştırılarak anlamsal veya kavramsal gruplandırmalannı yapmadır.

Örnek:

a) Ağaçtan yapılmış maddeler (kağıt, dolap)

b) Plastikten yapılmış maddeler (klavye, torba)
Örgütlemede kavram haritaları kullanılır.

Kavram haritası: Birbirine benzer özelliklere sahip olay düşünce ve nesnelere ilişkin bütünlük özelliği taşıyan bilgilerin uzun süreli belleğe yerleştirilmesi için en uygun yoldur. Örnek, bir kitabın içeriğinin ilk sayfalarda verilmesi

Bir okuma materyalini örgütleme, okuyucunun bölüm ve alt bölümlerini yeniden düzenlemesidir. Örgütlemenin bir başka özelliği de parça, bölüm ya da başlıkların aşamalı bir ilişkiyi içermesidir. Küçük parçalar bütün ile uyumludur ve birlikte büyük parçayı oluştururlar.

3. Eklemleme; Bilginin uzun süreli belleğe
yerleştirilmesinde en etkili strateji olan eklemleme, bilgi
birimleri arasında ilişkiyi ve anlamlandırmayı artırma
sürecidir. Eklemleme yeni materyalle daha tanıdık,
bilinen materyal arasında ilişki kurma olarak
tanımlanabilir. Örnek; Bilgi işlem kuramının bilgisayarın
işleyişine benzetilmesi. Eklemleme uzun süreli bellekte
varolan şemaya yeni bilgi ilişkilendirildiğinde oluşur.
Yeni bilgi varolan şemaya eklenerek hem yeni bilgiye
anlam verilir, hem de mevcut şemanın anlamı artırılır.

4. Bellek Destekleyici İpuçları örgütleme ve
eklemleme etkili kodlama stratejileridir. Ancak tüm
bilgiler bu stratejileri kullanmaya uygun olmayabilir.
Örneğin; bilgi tek ya da yenidir, böylece eklemleme
yapılamayabilir. Böyle durumlarda bilgiyi uzun süreli
belleğe yerleştirmek için bellek destekleyici ipuçları
kullanılır.

Bellek destekleyici ipuçları, içerikle doğal olarak varolmayan ilişkileri kurarak kodlamaya yardımcı olurlar. Bir başka söylemle doğal bağlantının varolmadığı durumlarda, çağrışımlar oluşturarak bağlantı yaratırlar.

Bellek destekleyici ipuçları iki biçimde sınıflandırılır.

A. İmajlar kullanmak,

B. Sözel sembollerdir.

İmajların kullanıldığı bellek destekleyici ipuçlarında bilgi, bilişsel resimler içine kodlanır. Sözel semboller kullanmada ise yeni bilgi ile daha anlamlı sözei yapılar arasında bağlar oluşturulur.

66

öğrenme Psikolojisl


  • İmajlar Kullanmak: Yerleşim, zincirleme, askı
    sözcük, anahtar sözcük olmak üzere dörde ayrılır.

  • Yerleşim; İyi bilinen bir mekan ile yeni öğrenilen
    bilgi eşleştirilir. Hatırlanacak bilgi coğrafi yer veya
    mekansal bölme ile ilişkilendirilir. Örnek: Beş duyu
    ilkokul çocuklarına öğretilirken aşağıdaki örnek
    kullanılabilir;

Okulun yanındaki çarşı GÖRMEYE değerdir. Ama yanındaki kasabın KOKUSU kötüdür, Kasabın yanındaki lokalden güzel müzik DUYUKMAKTADIR. Lokalin üstündeki pet-shop'ta yavru köpeklere DOKUNARAK sevmeye izin verilmektedir. Onun yanındaki dondurmacının dondurmalarını TATMAK ayrı bir zevktir.

  • Zincirleme; Yeni öğrenilen bilgi ile hikaye
    oluşturma

  • Askı sözcük; örnek; bir-kir, iki-içi, üç-uç

  • Anahtar sözcük; Tanıdık olmayan bilgi tanıdık
    kelimelere benzetilir. Örnek; Niyagara- Ne
    yaygara, Penisilin- Beni silin. Burada yapılan işlem
    tanımadık kelimeye karşılık tanıdık bir anahtar
    kelime kullanmaktır.

A. Sözel semboller: Öğrenilecek bilginin kendi içinde bir anlam oluşturmadır. Baş harfler ve kafiye oluşturma olarak iki gruptur.

Baş harfler: Bilkauyansende

Kafiye oluşturma: İsveç, Norveç, Danimarka,
Türkiye'nin başkenti Ankara

Geri Getirme Ve Unutma

öğrenme sürecinde ön bilginin geri getirilmesi öğrenme düzeyini etkiler. Çünkü yeni bilgiler ön bilgi ile ilişkilendirilirse anlamlı hale gelir. Öğrenme hem sunulana hem de buna uyum sağlayan mevcut bilgiye bağlıdır. Böyiece geri getirilip kullanılan varolan bilgi birimi öğrenileni etkileyebilir. Örneğin; bir öğrenci yeni bir programlama dilini öğrenirken hesap makinelerinin nasıl çalıştığına ilişkin ön bilgiyi geri getirecektir.

Doğru kodlanmış bilgiler, bireyde mevcut şemalarda ilişkilendirilmiş ise, anımsama daha kolay olmaktadır. Şöyle ki, bilginin başlangıçta iyi eklemlenmesi, çok sayıda ilişki kurulması, iyi örgütlenmesi onun geri getirilmesini kolaylaştıracaktır. Geri getirme uzun süreli bellekten, bilginin aranıp bulunarak etkin duruma getirilmesidir.

Hatırlamada vetenekler: Anımsamada önemli bir etmen, bireylerin yeteneklerindeki ayrılıklardır. Bilgiyi korumada yetenekli öğrenciler, ortalama yetenekli ve düşük yetenekli öğrencilerden daha iyidirler. Bu ayrılıklar öğrencilerin öğrenim başında öğrenme düzeyleri aynı olduğunda ortaya çıkar.

Hatırlamada tutumlar: Bireyin tutumu da anımsamada rol oynamaktadır. Bireyin öğrenme ve öğrendiği şeyi anımsama isteği akılda tutmayı kolaylaştırır. Freud, bazen kasıtlı olarak belli bilgi ya da yaşantıları unuttuğumuzu ya da bastırdığımızı söyler. Ancak bu neden acı veren yaşantıları unuturken, iyi olanları unutmadığımızı açıklamaktadır. Genellikle hoşnutluk duygusu uyandıranların iyi, acı yaşantıların az hatırlandığı, bireyin kayıtsız kaldığı durumların ise çabuk unutulduğu kabul edilir. KET VURMA / TRANSFER

Karışma: Karışma, bir öğrenme durumunda önceden öğrenilenlerin ya da yeni öğrenilenlerin öğrenmeyi bozmasıdır.

Ket Vurma

Hatırlama ve unutma ile ilgilidir. Öğrenme malzemesinin niteliğinden çok, önceki ya da sonraki öğrenmenin diğerini unutturmasıdır. Yani etkisi geçmişe de dönüktür.

Aşağıda açıklanacağı gibi ileriye ket vurma ile negatif transfer aynı anlama geliyor gibi görünse de biri unutma diğeri öğrenmeyle ilgilidir.

Geriye Ket Vurma

Yeni öğrenilenlerin önceki öğrenilenleri unutturmasına

denir. Örnek;Yeni yazı öğrenenin eski yazıyı unutması

İleriye Ket Vurma

Eski öğrenilenlerin yeni öğrenilenleri unutturmasına denir. Örnek: Türkiye' de araba kullanan birinin İngiltere'de araba kullanmayı öğrenmeyi zorlaştırması, sık sık unutturmasıdır.

Transfer (Aktarım)

Önceki öğrenmenin şimdiki öğrenmeyi etkilemesi olayıdır. Öğrenme malzemesinin YENİ öğrenmeyi kolylaştırması ya da zorlaştırmasıdır. Yani ileriye dönüktür. Pozitif transfer

önceden öğrenilmiş bilginin sonraki bilgileri öğrenmeyi kolaylaştırmasıdır. örnek; hentbolü bilenin basketbolü kolay öğrenebilmes

Negatif transfer

Önceden öğrenilmiş bilginin sonraki bilgilehn öğrenilmesini zorlaştırmasıdır. Alışkanlık çatışması da denir.lki parmak daktilo bilenin 10 parmağı öğrenememesi

Öğrenme Psikolojisİ

67


137. Bir öğrenci, matematik dersindeki öğrenme isteklerini tamamlayarak başarı düzeyini yükseltiyor. Bu öğrenci fizik dersindeki çabalarında bir değişiklik yapmadığı halde, onun bu dersteki başarısında da yükselme oluyor. Bu durum, aşağıdakilerden hangisinde örnektir? (2001 KPSS-100)

  1. Zihinde canlandırma

  2. Bilişsel öğrenme

  3. Negatif transfer

  4. Olumlu aktarma

E) Genelleme

138. Bir ev kadını alıştığından farklı özellikte bir fırında kek pişirdiğinde yanlış düğmelere basmış ve yanlış ısı ayarlamaları yapmıştır, bunun üzerine de yaptığı kek yanmıştır.

Aşağıdakilerden hangisi ev kadının yeni fırında kek pişirmekte zorlanmasmın nedenidir? (2003 KPSS-78)

  1. Olumsuz aktarma

  2. Olumsuz pekittirme

  3. Olumlu pekiştirme

  4. Sönme

E) Genelleme

139. Bir eğlence sırasında arkadaşlarının ısrarı üzerine, sözlerini tam olarak bilmediğini düşündüğü, son günlerin popüler bir türküsünü onlarla birlikte söyleyen Suat, şarkı bitince şarkının sözlerini baştan sona kadar eksiksiz söyleyebildiğini hayretle fark eder.

Suat'ın şarkının sözlerini eksiksiz söylemesi aşağıdaki kavramların hangisiyle açıklanabîlir? (2004 KPSS-18)

  1. Dış kaynaklı pekiştirme

  2. iç kaynaklı pekiştirme

  3. Hatırlama

  4. Bilinçaltı

E) öğrenmenin tekrarlanması

140. Yavuz, çalışma sistemi eski TV'sinden çok farklı olan yeni bir TV almıştır. Sistem farklılığına rağmen yeni TV'yi kullanmayı eskisinden daha kısa sürede öğrenmiştir.

Yavuz'un yeni TV'yi kullanmayı kısa sürede Öğrenmesi aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır? (2004 KPSS-20)

  1. Uyancı kontrolü

  2. Alışkanlık

  3. Öğrenmenin aktarılması

  4. Algısal değişmezlik

E) Uyarıcı genellemesi

141.Sürekli olarak önceki elektronik posta adresinin akla gelmesi nedeniyle yeni elektronik posta adresinin öğrenilmesinde güçlük çekilmesi, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir? (2004 KPSS-21)

  1. Geriye doğru ket vurma ;

  2. Olumlu transfer

  3. Kodlama

  4. Ileri doğru ket vurma

E) Öğrenme

Yürütücü kontrol Bireyin tüm biliş süreçlerini denetleyen sisteme verilen addır.

Yürütücü kontrol sistemi bireyin kendi öğrenmesinin iki temel yönünü denetlemektedir;

a. Güdüsel süreçlerle ilgilidir. Güdüsel süreçler
bireyin bir şeyi elde etmeye niyet etmesi, onu
elde etmeyi amaçlaması gibi birey tarafından
bilinçli olarak denetlenebilen durumlardır.

b. Bilgiyi işleme ile ilgili tüm süreçlerdir.

Yürütücü Biliş

Bireyin kendi biliş yapısı ve öğrenme özelliklerinin farkında olmasıdır. Bireyin nasıl öğrendiğinin farkındalılığıdır.

İki işlevi vardır.

  1. Koşullu bilginin uygulanmasıdır. Örneğin, okulda
    öğrenilenlerin evde uygulanması gibi.

  2. Düşünme sürecini değerlendirme ve yönetmek'tir.

Yürütücü bilişli bir öğrenci, düşünme biçiminin farkındadır, nasıl çalışacağına karar verirken yalnızca materyali öğrenmeye odaklanmaz, aynı zamanda bilişsel güç ve zayıflıklarının da farkındadır.

Yürütücü biliş, Bireylere öğrenme durumlarında öğrenip öğrenmediklerini sınamalarına yardımcı olur. Eğer öğrenme gerçekleşmezse yürütücü biliş, duruma uygun doğru süreçleri işe koşar. Özetleme, eklemleme, şematize etme, düzenleme gibi. Yürütücü biliş,




öğrenmenın izler.


68


öğrenme Psikolojisl

gerçekleşip gerçekleşmediğini sürekli

Bireyler yürütücü biliş yetenekleri açısından ayrılırlar ve bu ayrılık gelişme sürecinde ortaya çıkar. Yürütücü biliş yetenekleri, 5-7 yaşlarından gelişmeye başlar ve okul yılları süresince gelişir. Yürütücü biliş yeteneklerinde bireyler arası ayrılıklar, biyolojik ve yaşantı farklılığı nedeniyle oluşmaktadır. Ancak, yürütücü biliş becerilerinin kazanılmasında öğretimin etkisi, olgunlaşmanın etkisinden daha fazladır.

Özet

Bilgiyi işleme kuramı, bireyin bilgiyi toplama, örgütleme, depolama ve hatırlama aşamalarıyla ilgilenir.

Bilgiyi işleme kuramındaki öğrenme modeli, bilgisayarın çalışmasına benzetilmektedir.

Bilgiyi işleme kuramına göre öğrenme, bireyin sahip olduğu bazı yapılar ve bu yapılarla bağlantılı süreçler sonucunda gerçekleşir.

Bu modele göre öğrenmeyi etkileyen temel yapılar; duyusal kayıt, kısa ve uzun süreli belleklerdir.

öğrenmeyi etkileyen belli başlı süreçler ise tanıma, algı ve dikkat, bilgiyi kodlama, örgütleme, depolama ve hatırlamadır.

Bilgiyi işleme sürecinin ilk aşaması duyusal kayıüır. Bu aşamada çevredeki uyarıcı, duyu organları yoluyla sinirleri uyarır. Bu sırada uyarıcının izi yaklaşık bir saniye duyuya kayıt olur. Bu süreç duyusal kayıt olarak adlandırılmaktadır. Tüm duyu organlarının, organik bir bozukluk olmadığı durumlarda, duyusal kayıt yapma yeteneği vardır

Duyusal kayda gelen bilgiler çok kısa zamanda, yaklaşık bir saniye içinde silinir. Bu nedenle duyusal kayıt, anlık bellek olarak da isimlendirilir. Duyulara kaydolan bilgilerin hangilerinin kısa süreli belleğe transfer olacağını tanıma ve dikkat süreçleri belirler. Tanıma, yeni gelen uyarıcıların özelliklerinin uzun süreli bellekteki bilgilerle karşılaştırılması eylemidir. Algı: Duyu organlarına gelen uyarımların anlamlı hale getirilmesi sürecine algı denir. insanlar, duyu organlarına gelen uyarımlara anlam vermek için, onları örgütlerler. Her bireyin aldığı uyarımlan örgütleme biçimi farklıdır. Bu nedenle iki kişi aynı uyarıcıya baksalar da farklı şeyler görebilirler. Algıyı Etkileyen Faktörler

1. Birey çevresindeki obje, olay ve fıkirleri anlamlı bir bütün haline getirmeye çalışır. Bu nedenle örgütlü olmayan uyarıcılann hatırlanması ve anlaşılması güçtür.

2. Algı görelidir. Sesler, renkler, objelerin büyüklüğü, zaman ve hareket göreli olarak algılanır.

3 Birbirine benzer uyarıcılar bir grup olarak algılanırlar.

  1. Zamanda ve mekanda birbirine yakın uyarıcılar
    bir bütün olarak algılanır.

  2. Farklı uyarıcılar farklı fikirler olarak algılanırlar.

Algıda Seçicilik ve Dikkat Organizma evreden gelen uyarıcıların bazılarını seçer. Buna algıda seçicilik denir. Çevremizdeki uyarıcılardan hangisini seçeceğimiz dikkatimize bağlıdır.

  1. Yabancı ve farklı uyarıcılar dikkat çekicidir.

  1. Çok yalın ve karmaşık uyarıcılardan çok, orta
    derecede karmaşık uyarıcılar daha dikkat
    çekicidir.

  1. öğrenilmiş ipuçları dikkat çeker.

4. Bireyin beklenti ve ihtiyaçlan dikkati etkiler.

Kısa süreli bellek, duyusal kayda geten bilgilerin davranışa dönüşmesini ya da uzun süreli belleğe kodlanmasını sağlar. Bu belleğin kapasitesi oldukça sınırlıdır. Kısa süreli belleğin bilgiyi koruma süresi ise yaklaşık 20 saniyedir.

Kısa süreli bellek sürekli çalışır. Bu özelliğinden dolayı kısa süreli bellek, çalışan bellek olarak da adlandırılır.

Kısa süreli belleğe gelen bilgilerin uzun süreli belleğe depolanması genellikle iki süreçle sağlanmaktadır. Bunlar tekrar ve gruplandırmadır.

Koruyucu tekrarda bilgiler hiçbir değişikliğe uğratılmadan, aynı biçimde tekrar edilerek hem kısa süreli bellekte korunabilir, hem de uzun süreli belleğe işlenebilir. Düzenleyici tekrarda ise, yeni bilgi eski bilgilerle ilişkilendirilerek tekrarlanır. Bu yolla yeni gelen bilgiler birey için anlamlı hale gelir.

Uzun süreli bellek, yeni gelen bilgilerin eskilerle örgütlenerek saklandığı yerdir. Uzun süreli belleğin kapasite sınırları belli değildir. Bilgilerin burada kalma süresi de çok uzundur. Kısa süreli bellekte etkin olan bilgiler, uzun süreli bellekte edilgen biçimde durur. Bu nedenle kısa süreli bellekteki bilgiler anında hatırlanırken, uzun süreli bellekteki bilgilerin hatırlanması için belli bir süre geçmesi gerekmektedir. Uzun süreli bellekteki bilgilerin hatırlanma süresi, bilginin belleğe depolanma biçimine göre değişir. iyi örgütlenmiş bilgiler çabuk hatırlanırken, diğerleri daha uzun zamanda hatırlanır.

Öğrenme Psikolojisl

69


Uzun süreli belleğe depolanan bilgilerin türü ve örgütleniş biçimine göre üç türlü bellek tanımlanmaktadır:

Anlamsal bellek bilginin anlamlı hale gelmesini sağlar. Bu bellekte birbiriyle ilintili bilgiler bir araya gelerek önermeler ağını oluşturur. Kavramlar ve ilkelerle ilgili şemalar bu bellekte yer alır.

Anısal bellek ise, yaşadığımız olayların depolandığı yerdir. Insanlar katıldıkları bir düğünle ilgili her türlü ayrıntıyı bir bütün olarak hatırlarlar. Bu tür bilgilerin saklandığı yer anısal bellek olarak tanımlanmaktadır. Anısal bellek anlamlı belleğe göre daha güçlüdür. Bilgilerin kodlanması için de fazla bir çabaya ihtiyaç yoktur.

Öğretmenin bu sözü aşağıdaki görüşlerden hangisinin benimsediğini gösterir? (2001 KPSS-81)

  1. Kalıcı bir öğrenme için düzenli çalışılması
    gerektiği

  2. Sınavlara son günlerde çalışan öğrenci çok zeki
    ise yüksek puan alabileceği

  3. Dere ilgisiz olan öğrencilerin mutlaka başarısız
    olacağı

  4. Öğrencinin bir daha asla bu başarıyı
    gösteremeyeceği

E) Her ders için farklı bir çalışma tekniğinin
kullanılabileceği


142. Dört aylık bir bebeğin sesli ve renkli bir oyuncağa gülmesi ve kollarını açması, bir süre sonra ise bu oyuncağa eskisi gibi heyecan belirtileri göstermemsi aşağıdaki süreçlerden hangisi ile açıklanabilir? (2001 KPSS-14)

  1. Alışkanlık kazanma

  2. Bireyselleştirme

  3. Özümseme

  4. Duyarlık kazanma

E) Aigı azalması

145. Aşağıdakilerden hangisi, öğrenilen malzemenin hatırda tutulmasını zorlaştırır? (2001 KPSS-101)

  1. Anlamlı olması

  2. Sık kullanılması

  3. Karmaşık olması

  4. İlgi çekici olması

E) Birden çok duyuya hitap etmesi


143. Bir lise öğrencisi, kimya dersinden sürekli olarak beklendiğinin çok altında not almaktadır. öğrenci öğretmenine kesinlikle doğru yaptığını yinelemektedir.

Öğretmenin bu öğrenciye yapabileceği en uygun yardım aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-

80)

A) Bundan sonraki sınavlarda daha dikkatli olması gerektiğini hatırlamak

sınıftaki öğrencilerle

B)

Sınav sorularını incelemesini istemek

C)

Sınav sorularını yanıtlarken nerelerde hata yaptığını kendisiyle birlikte incelemek

D)

Diğer öğrencilerin de beklentilerinin altında not aldığını söyleyerek öğrenciyi rahatlatması

E)

Başarısız oluğu konularda özel öğretmenlerden ders almasını önermek

144. Dersinin sınavına son gün çalışıp başarılı olan bir öğrenciye öğretmeni bu başarıya çok sevinmemesi gerektiğini belirtmiştir.

146. İlköğretimin 4. sınıfında görev yapan bir öğretmen, sınıftaki birkaç öğrencinin dikkatlerini yoğunlaştırmada güçlük çektiklerini gözlemiştir.

Bilişsel psikoloji ilkelerine göre, aşağıdakilerden hangisi öğretmenin bu öğrenciler için uygulayabileceği yardım stratejilerinden biri değildir? (2001 KPSS-102)

A)

Dikkat dağılmasını önlemek için fiziksel çevrede düzenlemeler yapmak

B)

Bu öğrencilere, bu durumları nedeniyle bazı konuları öğrenemeyeceklerini söylemek

C)

Derste öğrenilmesi gereken önemli bilgileri daha açık bir biçimde vurgulamak

D)

Dikkat dağınıklığı ile baş edebilmeleri için bu öğrencilere, kendilerini gözleme ve denetleme tekniklerini öğretmek

E)

ihtiyaçlarını

Dersi işlerken öğrencilerin karşılayacak önlemler almak BİLİŞSEL ÖĞRENME TÜRLERİ

Bilişsel öğrenmeler düşünme ve kavrama sistemlerinde meydana gelen ve semboller kullanılarak

70

öğrenme Psikolojisl


gerçekleşen öğrenmelerdir. Bilşsel öğrenme ürünleri; sözel bilgiler, kavram öğrenme, ilke öğrenme, problem çözmeyi öğrenme olarak basitten karmaşığa doğru gelişen bir süreç izler.

1. Sözel Bilgileri Öğrenme

Herkesin ezbere bildiği ay, gün, dağ, ırmak şehir isimleridir. Basit olguları öğrenme, Olay ve eleman arasındaki ilişkidir. "Türkiye'nin başkenti Ankara'dır". Sözel Zincirleri Öğrenme, Birbirini takip eden olguların oluşturduğu bilgilerdir. Haftanın günleri, çarpım tablosu vb.

2. Kavram Öğrenme

Birbirine benzer özelliklere sahip olay, düşünce ve nesnelere isim vererek gruplandırma yapmaktır. Örnek; hayvan, bitki, böcek, trafik, okul vb. Kavramların öğretiminde kullanılan teknikler şunlardır;

a. Kavram analizi yapmak: Adı, tanımı,
örnekleri, örnek olmayanları, kritik özellikleri

b. Kavram Haritaları (Ağı) Kullanmak:
Kavramın ilişki içerisinde otduğu diğer
kavramlarla anlamlı bağlantılar kurularak bir
şemada gösterilmesidir. Kavramların somut
ve görsel anlamda öğrenilmesini sağlar.

c. Kavram öğretiminin İlkeleri: Somuttan
soyuta, bilinenden bilinmeyene, Basitten
karmaşığa, örnek-zıt örnek

3. İlke (Kural) Öğrenme

İki ya da daha fazla kavram arasındaki ilişkiyi belirten ifadelere ilke (kural) denir. İlkeler doğada ve toplumdaki genel ya da özel belirli düzenliliklerin anlatımıdır. Örnek: Boşluğa bırakılan nesneler yerçekiminin etkisiyle yere düşer.

Deneme-Yanılma yoluyla problem çözme:

(Thorndike, davranışçı yaklaşım) Birey problem durumu karşısında (uyarıcı) çeşitli davranışlar sergiler, Sonuca götüren (pekiştirilen) davranışlar öğrenilir. Diğerleri söner. Anlamlı bilgilerin olmadığı, problem hakkında ön bilgilerin eksik olduğu durumlarda kullanılır.

Kavrama yoluyla problem çözme: (Köhler, Gestalt) Birey, sahip olduğu bilişsel yapılar, geçmiş yaşantılar ile edindiği tecrübelerden faydalanarak aniden, birdenbire, zihinsel olarak problemi çözer.

Hazır modeller yoluyla problem çözme:

Birey belli bir problemin çözümünü öğrendikten sonra benzer durumlarda da aynı yolu kullanarak problemi çözer. Birey daha önce öğrendiği çözüm yollarını uzun süreli belleğinde örgütler ve benzer durumla karşılaştığında aynı çözümü uygular.

Yaratıcı düşünceyi kullanarak probtem çözme: Bilişsel yeteneğin imgesel (hayal gücü) ve sezgisel boyutlarını içine alan ve çok yönlü düşünme biçimleri olarak ifade edilen yaratıcı düşünme , bireye alışılmışın ve var olanın dışında yeni yollar arayarak probleme çözüm üretmeyi sağlar. Öğrenilenler her duruma uyarlanamaz. Seziş yoluyla öğrenme organizmanın içinde butunduğu duruma ya da probleme özgü olarak ortaya çıkar.


4. Problem Çözmeyi Öğrenme

Bilişsel öğrenmenin en üst düzeyidir. Problem, bireyin karşılaştığı güçlüktür, Birey buna çözüm arayarak bilgi ve becerisini kullanır ve geliştirir.

John Dewey Problem çözmenin aşamalarını aşağıdaki gibi sıralamıştır;

a. Problemin hissedilmesi

b. Problemi tanımlama ve bilgi toplama

c. Çözüm yolları üretme (hipotez)

d. Çözüm önerilerini test etme

e. Uygulama üzerinde çalışma

f. Sonuca ulaşma ve problemi çözme
1   ...   8   9   10   11   12   13   14   15   ...   38

Similar:

EĞİTİM BİLİMLERİ DERS NOTLARI iconEĞİTİM BİLİMLERİ DERS NOTLARI

EĞİTİM BİLİMLERİ DERS NOTLARI icon1- Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğünden Rektörlüğümüze sunulan, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı’na bağlı “Eğitim Programları ve Öğretim” Tezli Yüksek Lisans

EĞİTİM BİLİMLERİ DERS NOTLARI icon1- SDÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü’nün 2010-2011 Eğitim Öğretim Yılı Yeni Ders ve Ders Güncelleme konusundaki teklifi

EĞİTİM BİLİMLERİ DERS NOTLARI iconDERS NOTLARI-EĞİTİM SİTELERİ

EĞİTİM BİLİMLERİ DERS NOTLARI iconDERS NOTLARI EĞİTİM: Bireyin davranışlarında

EĞİTİM BİLİMLERİ DERS NOTLARI iconDERS NOTLARI gazi universitesi teknik egitim

EĞİTİM BİLİMLERİ DERS NOTLARI iconDERS NOTLARI (2006-2007 Eğitim Yılı)

EĞİTİM BİLİMLERİ DERS NOTLARI iconDERS NOTLARI konu: OKULÖNCESİ DÖNEMDE ÖZEL EĞİTİM

EĞİTİM BİLİMLERİ DERS NOTLARI iconEĞİTİM BİLİMLERİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI DERS TANITIM FORMU

EĞİTİM BİLİMLERİ DERS NOTLARI icon2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı TLA 209 Lab. Mat. KK. Ders Notları Prof. Dr. Diler Aslan

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page