A)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir)




Indir 156.99 Kb.
TitleA)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir)
Page1/5
Date conversion15.12.2012
Size156.99 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://www.edebiyatdersi.net/Yeni09/10YGS-LGS-konu.doc
  1   2   3   4   5

İSLAMİYET ÖNCESİ EDEBİYATI


A)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir)

1- Koşuklar

2- Sagular

Sav

B) Olay Çevresinde Oluşan Metinler

Destanlar

3- Yazılı eserler

a)Göktürk Yazıtları

b)Uygur Yazıtları


SÖZLÜ DEVİR EDEBİYATI( ?-8. yy.)

A)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir)

1- Koşuklar

2- Sagular


Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdir. Yani başlangıçtan 8. yüzyıla kadar olan dönemdir.

Bu dönem ürünleri tamamen sözlüdür ve genellikle şiir şeklindedir.

Bu ürünlerin bazıları günümüze kadar gelmiştir.

Sözlü Dönemin Özellikleri

Bu döneme ait yazılı eser yok denecek kadar azdır. Bu dönemde Türkler, göçebeliğe dayanan günlük hayatlarında ve özellikle düzenledikleri törenlerde (sığır: av töreni; şölen: ziyafetler; yuğ: ölüm töreni) bir araya geldiklerinde “ozan”, “kam” veya “baksı” denilen şairler “kopuz” denilen saz eşliğinde “koşuk”lar ve “sagu”lar söylerlerdi. Bu şiirler (sagu, koşuk, destan) hece ölçüsüyle söylenen ve yarım kafiye kullanılan şiirlerdir.


Anlatım söze dayanır.

Düşünce ve hayaller şiirle anlatılmıştır.

Nazım biçimi dörtlük, vezin hece veznidir.

Yarım kafiye kullanılmıştır.

Dil sadedir.

Bu ürünler düzenlenen törenlerde (sığır: av töreni; şölen: ziyafetler; yuğ: ölüm töreni) ortaya çıkmıştır.

Şiirler kopuz denilen saz eşliğinde söylenir.

Daha çok somut konular işlenmiştir.

Kahramanlık, savaşlar, tabiat ve aşk konuları işlenir.

Şairlere ozan, kam, baksı, oyun, şaman gibi adlar verilir.


1.Koşuk

İslam’dan önce sığır törenlerinde, şölenlerde söylenen aşk, kahramanlık, doğa sevgisi temalı şiirlere koşuk denir. Daha çok lirik, pastoral ve epik özellikler taşıyan bu şiirler belli bir ezgiyle söylenmiş, bu ezginin oluşması için kopuzdan da yararlanılmıştır.


* Hece vezni ve yarım kafiye ile söylenen şiirlerdir.

* Nazım birimi dörtlüktür.

* Bu şiirlerde düz kafiye kullanılır: aaaa, bbba, ccca… (aaab cccb dddb)

* 7’li hece vezniyle söylenirdi.

* Genellikle lirik şiirledir. Bu yüzden Koşukların duygu yönü ağır basar.

* Kopuz eşliğinde söylenir.

* Yiğitlik, aşk, tabiat konularını işler.

* Bu şiirlerin İslâm sonrası halk edebiyatındaki adı koşma özellikle koçaklama ve güzellemedir.


2. Sagu

Yuğ törenlerinde ölen kişinin kahramanlıklarını anlatan, onun ölümünden duyulan üzüntüyü dile getiren şiirlerdir. Şekilsel olarak koşuklara benzer.


* Ölen kişinin kahramanlıklarını, başarılarını, erdemlerinin anlatıldığı ölümlerinden duyulan üzüntüyü dile getiren ağıt şiirleridir.

* Koşuk nazım şekliyle söylenir.

* Dörtlükler halinde söylenir.

* 4+3=7’li hece ölçüsüyle yazılır.

* Bu şiirlere İslâm sonrası halk edebiyatında “ağıt”, Divan edebiyatında “mersiye” denir

* Divanu Lûgatit-Türk’teki Alp Er Tunga sagusu bu türün önemli bir örneğidir.

*Sagu söyleyen kişilere sagucu ya da ağıtçı denir.

*Saguda düz kafiye kullanılır: aaaa, bbba, ccca… (aaab cccb dddb)


Sav

Türk toplumunun dünyaya bakışını, geleneklerini, varlık anlayışlarını ortaya koyan özlü sözlerdir. Bugünkü “atasözü”nün karşılığıdır.

Divanu Lûgatit-türk’te pek çok sav vardır.


B) Olay Çevresinde Oluşan Metinler

Destanlar


Mitoloji

Mitoloji kelimesi, yunanca mythos ( masal - hikaye ) ve logos ( söz ) kelimesinden yapılmıştır. Mitoloji; çok eski zamanlarda gelmiş ve yaşamış olan ulusların inandıkları tanrıların, kahramanların, devlerin ve perilerin hayat ve bahseden hikayelerdir. Her toplumun kendine özgü bir mitoloji maceraları vardır. Ve temsil ettiği topluluğun aynası gibidir. Mitolojiler toplumdan topluma farklılık gösterdiği gibi ortak yanlarda çok bulunmaktadır. Mitolojide geçen öykülerin hepsi hayal ürünü değildir


Türk mitolojisi: ışık, ağaç, bozkurt, su


Destanların ortak özellikleri:

Hepsinde yarı tanrısal nitelikler taşıyan bir ya da birçok kahramandan söz edilir. Destan bu kahramanın eylemleri üzerine kurulmuştur. Olaylar çok geniş bir kozmik coğrafya üzerinde geçer. Bir destanın dünyası ortaya çıktığı zaman içinde düşünebilecek her şeyi barındıran bütünsel, çok yönlü bir dünyadır. Hemen bütün destanlarda uzun yolculuklar anlatılır. Çoğu destanda olaylara doğaüstü yaratıklar da katılır. Kişiler, olaylar, doğal varlıklar hep gerçek yaşamdaki boyutlarından daha büyük, daha zengindir. Özellikle sözlü destanlarda uzun anlatı, betimleme (tanımlama) ve konuşma bölümleri bulunur. Öykü içinde öyküye yer verilir.Törensel söyleyişler ve kamusal duyarlılık hakimdir. Destanlar temel olarak iki gruba ayrılır.


Sözlü destanlar


Yazının henüz bulunmadığı ve yaygınlaşmadığı bir kültürde doğan ve kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarıldıktan sonra yazıya geçirilen destanlardır. Ozan ve şarkıcıların değişik zamanlarda söylediği şarkı ve şiirlerin bütünleşmesi ve işlenmesiyle oluşturulurlar.


Destan

Bütün dünya edebiyatlarının başlangıç eserleri olan destanlar, çeşitli konularda yaradılış hikâyeleri yanında, milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış bir kahramanın veya tarih olayının (doğal afetler, savaşlar, göç, yangın vb.) millet muhayyilesinde ortak sembol ve ifadelerle zenginleştirilmiş uzun manzum hikâyeleridir. Destanlar hece ölçüsüyle ve dörtlüklerle söylenir. Dörtlük sayısında sınır yoktur. Türk destanları, kâinatın, insanın, kadının ve erkeğin yaradılışı; Türk milletinin doğuşu, çeşitli Türk devletlerinin kuruluş gelişme, çöküşleri, zafer ve yenilgileri gibi konularla beraber pek çok sebep açıklayıcı efsaneyi de içinde barındırır. Bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk Edebiyatının da ilk örnekleri destanlardır. Destanlarda olağan üstü olaylar ve olağan üstü özellikte kahramanlar vardır. Destanlar anonim ve sözlü edebiyat ürünleridir.

Ağızdan ağıza dolaşmak suretiyle oluşmuşlardır. Destanlarda anlatılan olayların geçtiği yer ve zaman bilinmez. Kahramanlar lider ve kurtarıcı rolündedir. Üç safhada oluşur: Önce toplumu derinden etkileyen olay olur. Sonra toplumun içinden yetişen şairler olayla ilgili şiirler söylerler. Üçüncü aşamada da şiir o milletin içinden bir şairce toplanır, yazıya geçirilir.


Türk Destanlarının Özellikleri:

1. Dörtlüklerden oluşmuştur.

2. Dil katıksız Türkçedir.

3. Kafiyelere yer verilmiştir.

4. Gerçek ve olağanüstü olaylar karışıktır.

5. Olaylar belli bir coğrafya üzerinde geçer, zaman tahmin edilebilir.

6. Sosyal hayatta gerçekleştirilemeyen arzu, dilek ve tutkular destanlarla gerçekleştirilmiş görünür.

7. Tarihi ve milli değerler destanlarda yer alır.


Doğal Destan: Tarih öncesi devirlerden günümüze önce sözlü, sonra yazılı gelenekle aktarılagelen ve söyleyeni belli olmayan destanlardır.

Doğal destanlardan

Hint Destanları: Ramayana, Mahabarata

Yunan Destanları: Ilyada, Odise(derleyeni Homeros) (Homeros destanları olarak bilinirler. Yunan Yarımadası’ndaki Akhalar’ın, Anadolu’daki İon krallıklarına saldırısı ve Akha kral ve prenslerinin daha sonraki serüvenleri anlatılır.)

Latin Destanı: Eneid (derleyeni Vergilius)

Iran Destanı: Sehname (derleyeni Firdevsi)

Fransız Destanı: Chanson de Roland (Frank kralı Charlemagne’ın savaşlarını anlatır),

Fin Destanı: Kalavela

İngiliz Destanı: Robin Hood, Beowulf

Alman Destanı: Niebelüngen, Kudrunlied

Rus Destanı: İgor

Japon Destanı: Şinto, Heike Monogatari.

Sümer Destanı: Gılgamış(Gılgameş ve arkadaşı Enkidu ile birlikte uzun arayışlardan sonra ölümsüzlük otunu bulur, ama bir yılana kaptırır.)

Hindistan: Mahabharata, Ramayana


Yapma (suni) Destan: Tarihin belli bir devrinde milli birlik ve bütünlüğü sağlamak amacıyla ya da başka bir sebebe dayanarak herhangi bir yazarın milletlerin hayatlarındaki önemli olayları ya da kültürel değerleri ele alarak yazıp meydana getirdiği destanlardır.

Üç Sehitler Destanı, Yedi Memetler (Fazıl Hüsnü Dağlarca)

Genç Osman Destanı (Kayıkçı Kul Mustafa)

Çılgın Orlando (Ariasto)

Kurtarılmış Kudüs (Tasso) İtalya

Kaybolmuş Cennet (Milton) İngiliz

İlahi Komedya (Dante)

Andriade(Voltaire) Fransız

Aeneis(Vergilius) Latin

Cabbaroğlu Mehmet Bey-(Attila İlhan) Türk


İslamiyet’ten Önceki Türk Destanları


1.Altay - Yakut


Yaradılış Destanı

Asya kıtasının çeşitli bölgelerinde yaşayan Türk boyları arasında zengin bir destan geleneği vardır. Bilinen Türk destanları arasında en eskisi Yaratılış Destanı’dır. Altay Türkleri arasında söylenmektedir. V. Radlov tarafından saptanıp yazıya geçirilmiştir.


2. Saka Türkleri


Alp Er Tunga Destanı

M.Ö. VII. asırda Türk-İran savaşlarında ün kazanmış ,İran ordularını defalarca mağlup etmiş Bir Türk hükümdarını anlatır. Daha sonra İranlılar tarafından hile ile öldürülmüştür. Onun İran destanındaki adı Afrasiyab’tır. Alp Er Tunga’nın ölümüne söylenmiş bir sagu Divan-ı Lügat’it-Türk’te bulunmuştur. Ancak bununla asıl ilgili bilgi Şehname adlı İran destanında vardır.


Şu Destanı

İskit Türkleri’ne aittir. Bu destan zinciri içinde Alp Er Tunga ve Şu parçaları bulunur. Bunlar Kaşgarlı Mahmud’u Divanü Lugati-t-Türk adlı eserinde yer almıştır. Şu adındaki bir hükümdarın Büyük İskender’in Türk illerine yürüyüşü sırasında onunla yaptığı savaşları anlatır. Sonunda Şu İskender ile anlaşır ve Balasgun yöresine yerleşir. Bazı Türk boylarının adlarının nereden geldiğini izahı yönüyle önemlidir. Eski Saka devletinde hükümdarlara Şu adı verilmesi dolayısıyla, bu destan Saka destanı olarak bilinir.


3. Hun-Oğuz Destanları

Eski Türk devletlerinden tarihini en iyi bildiğimiz büyük devlet Hunlardır. İki destanları vardır


Oğuz Kağan Destanı

14’üncü yüzyılda derlenmiş özet nitelikte bir metindir. Oğuz Kağan adlı hükümdarın savaşlarının anlatıldığı en önemli Türk destanlarındandır. M.Ö. II. asırda doğmuştur. Birçok değişikliğe uğramış, birçok katkılarla değişmiştir. Destanda Türklerin bazı boylarının isimlerinin nereden geldiği anlatılır. Oğuz Kağan’ın halına değişik hedefler göstermesi de dikkate değer bir husustur.


Attila Destanı

Batı Hun hükümdarı Atilla’nın fetihleri etrafında oluşmuştur. M.S. V. asırda Avrupa’ya korkulu yıllar yaşatan Atilla, Rusya’dan Fransa’ya kadar bütün Avrupa’ya almış, Roma’ya kadar uzanmıştır. Destanda onun ölümüyle ilgili söylenen ağıtta bir ölüm feryadı değil, kahramanlıklar anlatılmıştır.


4. Göktürk Destanları

Tarihte kurdukları devlete Türk adını veren ilk Türkler Göktürk’lerdir. M.S. V. asırdan VII. asıra kadar Ortaasya’yı ellerinde tutmuşlardır. Göktürk’lerin devlet kurmadan önceki yaşayış ve inaçlarını anlatan iki destanları vardır.


Bozkurt Destanı

Destanın esası yok olma felaketine uğrayan Göktürk soyunun yeniden dirilip çoğalmasında bir Bozkurt’un Anne Kurt olarak etkili olmasıdır.


Ergenekon Destanı

Düşmanları tarafından mağlup edilen Türkler yok olma aşamasına gelmişti. Düşmanın elinden kaçabilen iki aile yolu izi olmayan Ergenekon’a gelmiş orada dört yüzyıl büyüyüp çoğalmış ve demir dağı eritip Ergenekon’dan çıkmışlar, atalarının düşmanların yenip Göktürk devletini kurmuşlardır. Destanın en önemli özelliği tarihle benzerlik göstermesidir. Türklerin demiri işleyen ilk kavim olduğunu anlatması önemlidir.


5. Siyenpi Destanları


6. Uygur Destanları


Mani Dininin Kabulü Destanı


Türeyiş Destanı

Destana göre eski Hun hükümdarının iki kızı vardı. Hükümdar kızlarının tanrılarla evlenmelerini istiyordu. Bu yüzden onları insanlardan uzak bir yere bıraktı. Tanrı nihayet Bozkurt şeklinde geldi ve kızlarla evlendi. Bu evlenmeden bozkurt ruhu taşıyan Dokuz Oğuz- On Uygur çocukları doğdu.


Göç Destanı

Uygur hükümdarının Çinlilerle savaşmamak için Çin prensiyle evlenmek istemesi ve Çinlilerin bu prenses karşılığında Türklerce kutsal sayılan bir taşı almaları anlatılır. Taş gidince Uygur ülkesine felaket çöker. Uygur halkı Beş Balıg denen yere yerleşir. Destanın en önemli özelliği değersiz taşın bile hiçbir şey uğruna düşmana verilmeyeceği inancını anlatmasıdır.


İslamiyetin Kabulünden Sonraki Türk Destanları:

Karahanlı : Saltuk Buğra Han Destanı

Kazak-Kırgız : Manas destanı

Türk-Moğol : Cengiz destanı

Tatar-Kırım: Timur ve Edige Destanları

Selçuklu-Beylikler ve Osmanlı Dönemleri: Seyit Battal Gazi Destanı (Battal Gazi’nin İslamiyet’i yayış mücadelesini ve yiğitliklerini anlatır), Danişmend Gazi Destanı (Danişmend name), Köroğlu Destanı.


Satuk Buğra Han Destanı

Müslüman olan ilk Türk devletini kuran Satuk Buğra Han’ı anlatan destan, birtakım olayları ve coğrafi mekanları doğru vermesine rağmen tarih kabul edilemeyecek kadar destansı ve hayali motiflerle süslüdür. 9. ve 10. asırda oluşmuştur. Eski Türk destanlarındaki motifler İslami anlayışla değiştirilmiş ve müslümanlarla kafirlerin savaşı haline dönüşmüştür. Satuk Buğra, Kaşgar hükümdarı olan amcasından İslamiyeti kabul 'etmesini ister. Kaşgar Hanı, müslüman olmayacağını söyler. Satuk Buğra Han’ın işaretiyle yer yarılır ve hükümdar toprağa gömülür. Satuk Buğra Han hükümdar olur ve bütün Türk ülkeleri onun idaresinde İslamiyeti kabul ederler. Satuk Buğra Han, ömrünü müslümanlığı yaymak için mücadele ile geçirmiştir. Menkıbelere göre Satuk Buğra Han’ın düşmana uzatıldığında kırk adım uzayan bir kılıcı varmış ve savaşırken etrafına ateşler saçıyormuş. 96 yaşında Tanrıdan davet almış bu sebeple Kaşgar'a dönmüş ve hastalanarak burada ölmüştür.


Manas Destanı

Kırgız Türkleri arasında 11. ve 12. asırlarda oluşmaya başlamış, kısa zamanda büyük bir Türk destanı halini almıştır. Destanda Manas adlı bir kahramanın kafirlerle savaşları anlatılır. Elbette halk kültüründe, oluştuğundan eski destanlardan motifler de alınmıştır. Destan Kırgız

Türkçesiyle yazılmıştır. Kırgız Türklerinin milli destanı, 500.000 beyte yakındır. Dünyanın en büyük destanıdır. Kırgızların aşamalardan geçerek bütünlük kazanmasını anlatır; Dil bakımından zengin bir kaynak olan Manas destanı folklor bakımından da önemlidir. Şamanizmin derin etkisinde olan destan Sayakbay Karalay tarafından toplanarak düzenlenmiştir. Hükümdarları Karahan ölünce, Kırgızlar Kalmukların egemenliği altına girerler. Karahan'ın oğullarından Çakıp (Yakup),Altaylara göçer, Kırgız Türklerinin bağımsızlığını sağlayacak çalışmalara başlar. Bir gece Kırgızları kurtaracak kahramanın yeni doğacak oğlu olduğunu rüyasında görür. Bir süre sonra doğan oğluna Manas adını verir, çocuğun bazı olağanüstü özellikleri olduğu görülür. Çevresinde toplanan halk ile birlikte Kalmuklara karşı başarılı saldırılar düzenler. Altaylarda yasayan Kırgızlar Manas’ın bu olağanüstü başarılarını duyunca ona katılırlar. Manas Kırgız bağımsızlık savaşının önderi olur ancak yapılan büyük savaşta ölür. Halk, oğlu Semetey'i başkanlığa seçer. Burada destana yeni bir olay eklenir. Semetey, Afgan hanının kızı Ayçürek'i sever. Han kızını vermek istemez. Bu yüzden kanlı çarpışmalar olur. Semetey savaşta üstün gelir. Ayçürek ile evlenir. Destanın üçüncü konusu aile içi çarpışmalardır. Sonunda da Manasın torunu Seytek birçok kahramanlık göstererek Kırgız hanı olur. Kırgızlar bağımsızlıklarını kazanırlar.

  1   2   3   4   5

Add document to your blog or website

Similar:

A)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir) icon3. COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER( ŞİİR)

A)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir) iconX Şiir duygudur. Şiir anlatmaktır. şiir anlamaktır. Şiir hissetmektir. Şiir paylaşmaktır. Şiir sonsuzluğa giden bir yoldur. Şiir bilmektir. Şiir hayattır

A)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir) icon“sivil şiir”, “kara şiir”, “sıkı şiir”

A)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir) iconYeni şiir başka, yeni şair başka Yeni şiir dıştadır, yani bugün yeni şiir denilen şey, dış bakımdan eski şiire benzemeyen şeydir: değişik kalıpta; ama öz

A)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir) iconKARADENİZ EREĞLİ ŞİİR FESTİVALİ “KÖMÜR” KONULU ŞİİR YARIŞMASI SONUÇLANMIŞTIR

A)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir) iconEdebiyatta ÜÇ NOKTA ve ekinde sunulan ŞİİR DEFTERİ Şiir ve Hayat 2010 ÇIKTI

A)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir) icon1- Yukarıdaki şiir yapı unsurları bakımından Cumhuriyet dönemimdeki hangi şiir anlayışlarıyla örtüşmektedir?

A)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir) iconŞİİR SANATINDA İMAJIN YERİ-ÖNEMİ VE BUNUN CEMAL SÜREYA’NIN ŞİİR DÜNYASINA UYGULANMASI

A)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir) iconŞİİR İçinde bulundurduğu ses, anlam, ritm ve gizemle insanın gönül dünyasına hitap eden eserlere şiir

A)Coşku ve heyecanı dile Getiren Metinler (Şiir) icon“Şiir, yazıdan peçeyi, Yûsuf gibi yüzüne tutmuş; böylece şiir, nazından dolayı örtünerek konuşur

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page