Cüneyt BÜYÜKYAKA Avukat




Indir 61.61 Kb.
TitleCüneyt BÜYÜKYAKA Avukat
Date conversion31.05.2013
Size61.61 Kb.
TypeBelgeleme
Sourcehttp://archive.ismmmo.org.tr/docs/malicozum/64MaliCozum/06- 64 MEHMET MAÇ .doc
SERMAYE ŞİRKETLERİNDE TASFİYE


Mehmet MAÇ - Yeminli Mali Müşavir

Uğur Nabi YALÇIN - Avukat

Cüneyt BÜYÜKYAKA - Avukat




Ülkemizde şirket kurmak, nispeten bilinen ve kolayca yapılabilen bir işlemdir. Ancak kurulan bir şirketin ortadan kaldırılması, kuruluş prosedüründen daha ağır ve karmaşık olan, bilinmezlikleri ve belirsizlikleri bulunan bir sürecin sonunda gerçekleşebilmektedir. Bu durumu nikah kıymanın kolay, boşanmanın ise buna nazaran zor oluşuna benzetmek mümkündür.


Tasfiye prosedürünün uzun ve karmaşık oluşu yüzünden, ülkemiz gayri faal şirket çöplüğüne dönmüş bulunmaktadır. Nitekim Gelirler Genel Müdürlüğü’nün resmi kayıtlarına göre 2002 yılı Ocak ayı itibariyle faal görünen mükellef sayısı 567.986 iken Ağustos 2003 itibariyle faal görünen kurumlar vergisi mükellef sayısı 600.000’e yaklaşmıştır. Faal görünen diyoruz çünkü bu sayının büyük bir ekseriyetinin, gayri faal olan ve hatta boş beyanname dahi vermeyen tasfiyeye muhtaç şirketleri gösterdiğini düşünmekteyiz.


Vergi Usul Kanununun 160 ıncı maddesinde adresinde bulunamayan, başka adreste faaliyet gösterdiğine dair bilgi edinilemeyen mükelleflerin mükellefiyet kayıtlarının vergi dairesince silinebilmesine imkan veren bir hüküm yer almaktadır. Maliye Bakanlığı 1998/6 ve 2000/12 no.lu Uygulama İç Genelgeleri ile, bu tanıma uyan, dosyası hareketsiz, ilgililerine ulaşılamayan şirketlerin vergi mükellefiyetlerinin re’sen silinmesinin usul ve esaslarını belirlemiştir.


Bu düşündürücü tablonun önüne geçebilmenin ancak tasfiye prosedürünün bilinmezliklerinin giderilmesi ve pratikleştirilmesiyle mümkün olacağı ortadadır.


Asgari sermaye tutarı limited şirketlerde 5 milyar liraya, anonim şirketlerde 50 milyar liraya çıkarılmış olup, sermayesi daha az olan şirketlerin sermayelerini en az bu seviyeye yükseltmeleri gerektiği hükme bağlanmıştır. 2002/4 no.lu İç Ticaret Genel Tebliği uyarınca bu şekilde yapılacak sermaye artışının Ticaret Sicili Memurluğuna başvurularak en geç 30.06.2004 tarihine kadar tamamlanması yani tescili gerekmektedir. Bu işlemi süresi içinde yapmayan şirketler hakkında Türk Ticaret Kanunu’nun 274. maddesi hükmü gereğince Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından fesih davası açılabilecektir.


Bir şirketin ortadan kaldırılmasının yegane yöntemi tasfiye olmayıp şirketler, nevileri aynı olmak kaydıyla başka bir şirketle birleşmeleri suretiyle de ortadan kaldırılabilir. Şirket devirlerinin Kurumlar Vergisi Kanununun 37,38 ve 39 uncu maddeleri uyarınca tamamen vergisiz olarak yapılması mümkündür.Ayrıca nevi değişikliği ve bir kamu tüzel kişisi tarafından devralınma durumlarında şirketler, tasfiye yapılmadan da infisah edebilir. Ancak bu yazımız, sermaye şirketlerinin tasfiyesine ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin özet açıklamasıyla sınırlı olduğundan aşağıdaki bölümlerde, şirketlerin tasfiyesiz infisah yoluyla ortadan kaldırılması işlemlerine yer verilmemiştir.

1. SERMAYE ŞİRKETİ-ŞAHIS ŞİRKETİ AYRIMI :



Her ne kadar Türk Ticaret Kanunu’nda sermaye şirketleri ve şahıs şirketleri ayrımı yapılmamışsa da, öğretide ve uygulamada bu ayrımın yerleştiği görülmektedir.


Bu ayrımın Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yapıldığı bilinmektedir. Buna göre: Anonim, hisseli komandit, limited şirket ile aynı mahiyetteki kurumlar sermaye şirketidir. (KVK md. 2) Bu şirketlerin dışındakiler ise şahıs şirketleridir.


Yani Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen “kollektif şirketler”(madde 153-242), “adi komandit şirketler” (madde 243-268) birer şahıs şirketidirler. Bu şirketlerin dışında kalıp, Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen “anonim şirketler” (madde 475-484), “limited şirketler” (madde 503-556) ise sermaye şirketi olarak nitelendirilmektedir.Borçlar Kanunu, madde 520-541’de düzenlenmiş olan adi şirketler de bir ticaret şirketi olmayıp; şahıs şirketidirler.

2. İNFİSAH, FESİH VE TASFİYENİN HUKUKİ NİTELİĞİ :



Bilindiği üzere, sermaye şirketlerinin sona ermeleri infisah ve fesih olarak iki şekilde gerçekleşmektedir. Bu iki durumun sonucunda ise şirketler tasfiye sürecine girmektedir.


İnfisah, yasada veya esas sözleşmede öngörülen sebeplerden birinin gerçekleşmesi ile, herhangi bir karar alınmasına veya ihbarda bulunulmasına gerek olmaksızın şirketin kendiliğinden sona ermesidir.


Fesih, yasada veya esas sözleşmede yer alan sebeplerden birine dayanarak bu yetkiye sahip olanlar tarafından şirketin sona erdirilmesidir.


Tasfiye ise, şirketin malvarlığının paraya çevrilmesi, alacaklarının tahsil edilmesi, borçlarının ödenmesi ve olumlu bir bakiye varsa bunun tasfiye payı hükümlerince pay sahiplerine dağıtılması ve şirketin kaydının sicilden silinmesi işlemlerinin tümüdür.


Şirketin tasfiye haline girmesiyle, amacında değişiklik olur.Şirket işletme konusunun gerektirdiği faaliyetler durur.TTK’nın genel hükümleri gereği şirket, pay sahipleri ve üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde tüzel kişiliğini, hukuki ehliyeti tasfiye amacı ile sınırlı olarak muhafaza eder. (TTK m.208-439/2) TTK m. 231’de “Tasfiye memurları tasfiyenin icaplarından olmayan yeni bir muamele yapamazlar “ şeklinde ifade edilen özel hüküm ile, tasfiye halindeki şirketlerin, tasfiyeden önce başlanmış olup da henüz neticelendirilmemiş olan işler dışında (TTK m. 430), sadece tasfiye amacına yönelik işlemlerde bulunabilecekleri öngörülmüştür. Bu amacın dışında kalan iş ve muameleler, hukuki ehliyet dışında kaldıklarından, şirketi ilzam etmez. Bu bakımdan (tasfiye kararı uygun olarak tescil ve ilan edilmiş olmak kaydı ile) üçüncü şahısların iyi niyetinin de herhangi bir önemi yoktur.Dış ilişkide yeni bir işlemin şirketi ilzam edebilmesi için, yapılan işlemin “tasfiye gereği yapılmış olması” yeterli olmayıp TTK m. 219/2 gereği “zaruret halinde” gerçekleştirilmiş olduğunun ispat edilmesi gereklidir. Bu hüküm, üçüncü şahıslar bakımından son derece tehlikelidir.


Bununla birlikte, “Tasfiye memurları, şirketin mevzuunu teşkil eden muamelelere, her halde ortakların ittifakı ile, feshe mahkemece karar verilmiş olan hallerde ortaklar ittifak edemezlerse, mahkemenin tasvibi ile muvakkat olarak devam edebilirler” (TTK m. 232). Kollektif şirketler hakkındaki bu hüküm, TTK m. 450/1. maddenin atfı ile anonim şirketler hakkında da uygulanır. Ancak, şirket konusuna giren işlerin yapılabilmesi kollektif şirketler için oybirliği şartına bağlanmış iken, anonim şirketler, TTK m. 372 ve 378. maddelerde belirtilmiş nisap ve çoğunluk hükümlerine uymak suretiyle alınacak bir genel kurul kararı ile bu işleri gerçekleştirebilirler (TTK m. 450/2). Nitekim uygulamada bir çok şirket tasfiye sonuna kadar faaliyetlerini sürdürmektedir.Tasfiye halindeki şirketlerin yaptıkları bu gibi işlemler, vergisel yönden diğer işlemler gibidir.


Tasfiye haline giren şirketin unvanına, şirketle hukuki işlemlerde bulunacakları uyarmak amacıyla “tasfiye halinde” ibaresi ilave edilir. (TTK m. 439/2)


Türk Ticaret Kanunu’nun “Tasfiye” başlıklı 552. maddesinin: “Anonim şirketin, tasfiye memurlarının tayin ve azilleri, tasfiyenin yürütülmesi, ticaret sicilindeki kaydın silinmesi ve ticari defterlerin saklanması hakkındaki hükümleri, limited şirketlerde de uygulanır.” hükmü gereğince, tasfiye konusuyla ilgili olarak anonim şirket hakkındaki açıklamalar, limited şirketleri de kapsamaktadır.


3. SERMAYE ŞİRKETLERİNDE TASFİYE NEDENLERİ :


Bir sermaye şirketi, infisah ile veya feshedilerek olsun, genel olarak aşağıdaki nedenlerle sona ermektedir:


  1. Şirketin ana sözleşmesinde belirtilen amaçlarına ulaşılmış olması veya amaca ulaşmanın imkansız hale gelmesi,




  1. Ana sözleşmede gösterilen somut bir infisah ya da fesih sebebinin gerçekleşmesi,




  1. Şirketin iflasına karar verilmiş olması,




  1. Genel kurul tarafından tasfiye kararının alınması,




  1. Şirketin bir başka şirketle birleşmesi,




  1. Şirket organlarından birinin eksikliği,




  1. Anonim şirketlerde TTK m. 324 hükmüne göre esas sermayenin 2/3’ünün yitirilmiş olmasına karşılık; 1/3 sermaye ile yetinme veya sermayenin tamamlanması kararının alınmamış olması,




  1. Anonim şirketlerde ortak sayısının beş kişiden aşağı düşmesi,




  1. Anonim şirketlerde TTK m. 436 hükmüne göre esas sermayenin 2/3’ünün yitirilmesi durumunda alacaklıların feshe ilişkin başvuruları,




  1. Limited şirketlerde ana sözleşmede aksine bir hüküm yoksa esas sermayenin ¾’üne sahip ortakların ¾’ünü teşkil eden bir çoğunlukla verilecek karar, (TTK m. 549)




  1. Limited şirketlerde ortaklardan birinin talebi üzerine haklı nedenlere dayanarak mahkemenin verdiği karar, (TTK m. 549)




  1. Limited şirketlerde kanunda yazılı diğer nedenler, (TTK m. 324,504,522; örneğin ortak sayısının bire düşmesi veya elliden fazla olması)


Bunların dışında sermaye şirketlerinin ana sözleşmelerinde belirtilen sürenin sona ermesinin hukuki sonuçları konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve doktrindeki çoğunluk görüşüne göre sürenin sona ermesi bir tasfiye nedeni değildir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 25.02.1987 tarihli, E:1986/11-211,K:120 sayılı kararı ile daha önceki tartışmalara son vererek Şirketin süresi biterse, şirket kendiliğinden sona ermez.” şeklinde karar vermiştir. Bu nedenle süresi bittiği halde faaliyetlerine devam eden şirket, kendiliğinden ve hiçbir organın karar almasına gerek olmadan süresiz bir anonim şirket haline gelir; ancak, Ticaret Sicilinin açık ve gerçek olması ilkeleri gereği ve her değişikliğin sicile işlenmesi lüzumu karşısında şirket genel kurulunun, sırf bu nedenle, ana sözleşme değişikliği yapması gerekir.


4. TASFİYE SÜRECİNİN AŞAMALARI :


Türk Ticaret Kanunu madde 438 gereği, sona erme iflastan başka bir sebepten ileri gelmişse, (fesih ve infisah sebeplerinden herhangi biri) durum yönetim kurulu tarafından ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Yazımızda genel kurulun aldığı fesih kararı gereği şirketin tasfiye sürecine girmesi anlatılsa da, şirketin iflas dışındaki diğer nedenlerle tasfiye sürecine girmesinde, tasfiye işlemleri açısından fark yoktur.


Şirketin iflas neticesinde tasfiye sürecine girmesinde ise; tasfiye, İcra İflas Kanunu madde 184-256 dairesinde, iflas dairesi ve iflas idaresi tarafından yapılır.


4.1.Tasfiye Kararının Alındığı Genel Kurulun Yapılması :


Tasfiye, genel kurulun şirketin tasfiye haline girmesine ilişkin kararı ile başlar. Bu genel kurulda tasfiye kararı alınır, tasfiye memuru seçilir. Şirket unvanının “Tasfiye Halinde” ibaresi ile tescili konusunda tasfiye memuruna yetki verilir. Yönetim kurulu, tescil ve ilan işlemi için Ticaret Sicil Memurluğuna bir dilekçe ile başvurulur. Bu dilekçeye ikişer nüsha tasfiyeye ilişkin genel kurul kararı, tasfiye memurlarına ilişkin “Tasfiye Halinde” ibaresi altında düzenlenmiş imza sirküleri ve hazirun cetveli ve komiser tayin yazısının aslı eklenir. Durum birer hafta ara ile üç kez ilan olunur (TTK m. 438). İlanda, alacaklıların alacaklarını yazdırmaları için belgeleri ile birlikte bir yıl içinde başvurmaları istenir. Sürenin başlangıcı, üçüncü ilan tarihidir. İlan metninin örneği :


Ticaret Unvanı

TASFİYE HALİNDE .................. ..................... ................. ..................... ŞİRKETİ


Tasfiye Memurundan

... İLAN

.................. Ticaret Sicili Memurluğundan .....-...... sicil numarasında kayıtlı olan şirketimiz .../.../...... tarihinde tasfiyeye girmiş ve tasfiye kararı .../.../..... tarihinde tescil edilmiştir.


Şirketimiz borçlu ve alacaklılarının ellerindeki belgelerle birlikte. Bu ilanın üçüncü defa yayınlanmasından itibaren bir yıl içinde ............ .................. .................. .................. adresinde bulunan tasfiye memurluğuna müracaatları ilan olunur.


Tasfiye Memuru


Kaşe İmza


Bu ilan en çok birer hafta ara ile üç kez ilan ettirilir.(TTK m. 438)


4.2. Tasfiye Memurlarının Atanması, Görev Ve Yetkileri:


Tasfiye memurları ana sözleşmeyle veya genel kurul kararı ile atanabilirler. Ana sözleşme veya genel kurul kararı tasfiye memurlarının atanmasına ilişkin hüküm taşımıyorsa, bu durumda yönetim kurulu tasfiye işlemlerini yürütür.


Bazı özel durumlarda tasfiye memurları ticaret mahkemesi tarafından da atanabilir. Yargıtay Ticaret Dairesi 01.10.1945 gün, K:1907 sayılı kararında “Anonim şirketin idare meclisi bulunmadığı gibi umumi heyeti de toplamak imkansız hale gelmiş bulunmasına göre idare meclisi ve umumi heyetin yerine geçmiş olan Ticaret Bakanlığı’na izafeten Muhakemat Müdürlüğü’nün isteğinin kabulü ile tasfiye memuru tayin edilmesi gerekir” şeklinde görüş bildirmiştir.


Yönetim kurulu, tasfiye memurlarını ticaret siciline tescil ve ilan ettirmekle yükümlü bulunmaktadır. (TTK m. 441/2)


Tasfiye memurlarının, tasfiye sonu genel kuruluna kadar yapacakları işlemler aşağıda belirtilmiştir:


  1. Basiretli bir iş adamı gibi davranarak, şirketin tüm mal varlığını korumak amacıyla gereken önlemleri almak,




  1. Başlangıç envanterini ve bilançosunu hazırlamak,




  1. Tasfiyenin başladığını, üç gün içinde ilgili vergi dairelerine bildirmek, (VUK m. 162, 6183 sayılı Kanun madde 33)




  1. Şirketin tüm belge ve defterlerine el koymak,




  1. Tasfiye işlemlerinin gerektirdiği defterleri tutmak,




  1. Başlangıç envanterinin ve bilançosunun onaylanması için genel kurulu toplantıya çağırmak,




  1. Bilançoyu, genel kurulun onayına sunmak,




  1. Alacaklıları tasfiyeden haberdar etmek ve alacaklarını bildirmeleri konusunda uyarmak, (TTK m. 445 gereği tasfiye memurları, bilinen alacaklılara iadeli taahhütlü mektupla, diğer alacaklılara ise, ana sözleşme ile gösterilen şekilde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan ile, alacaklarını beyana davet etmelidirler. Doktrinde tasfiye memurlarının da, yönetim kurulundan ayrı olarak, üç ilanla alacaklıları beyana davet etmeleri gerektiği savunulsa da, uygulamada TTK 438. madde gereğince yönetim kurulu tarafından yapılan ilan yeterli görülmektedir. Oysa alacaklıları davet bakımından, iki ayrı madde ile hem tasfiye memurlarına ve hem de yönetim kuruluna verilen bu ilan mükellefiyeti, birbirinden ayrı ve her ikisi de yapılması gereken işlemlerdir. Bu itibarla yönetim kurulunun alacaklıları nasıl olsa davet ettiğini düşünerek, TTK m. 445/1’e uygun olarak alacaklıları davet etmeyen tasfiye memurları, haksız dağıtıma sebebiyet verildiği için alacaklarını tahsil edemeyen alacaklılara karşı TTK m.445/4 gereği müteselsilen sorumlu olurlar.)




  1. Şirketin her türlü alacağının tahsili amacıyla girişimde bulunmak,




  1. Günlük ve başlamış işleri bitirmek ve tasfiyeye yararlıysa yeni işlere girişmek,




  1. Şirket varlıklarını nakite çevirmek,




  1. Şirketin amme idarelerine olan borçlarını ödemek,




  1. Diğer şirket borçlarını ödemek,




  1. Şirket malvarlığının borçları karşılayamaması durumunda, ticaret mahkemesine

başvurarak iflasın açılmasını istemek,


15. Ara bilançolar ile son bilançoyu düzenlemek,


4.3. Tasfiye Sonu Genel Kurulunun Yapılması:


Tasfiye memurlarının, tasfiye bakiyesini dağıtmaya başlamadan önce, tasfiye sonu bilançosu (kat’i bilanço) olarak isimlendirilen bilançoyu düzenleyerek (TTK m. 446/3) genel kurul onayına sunmaları gerekmektedir. (TTK m. 450-240/2)


TTK 438’de öngörülen bir yıllık süre geçtikten ve şirketlerin borçları ödenip, alacakları tahsil edildikten sonra bir tasfiye sonu bilançosu ve envanteri çıkarılır. Bu bilanço ve envanterin onaylanması için genel kurul yapılır. Bu genel kurulda ayrıca, tasfiye evrakının on yıl süre ile saklanmasına ilişkin karar alınır. Genel kurulun tescili sırasında dilekçeye 2 nüsha toplantı tutanağı ile mal beyannamesi eklenir.Örnek karar metni:


KARAR NO:

KARAR TARİHİ: (Tarih ilanın yayınlandığı tarihten 1 sene sonraya ait olacaktır.)

TOPLANTIYA KATILANLAR:


KARAR METNİ


  1. Şirketimiz ../../..... tarihinde tasfiyeye girmiş olup, tasfiye kararı ../../..... tarihinde tescil edilmiştir.Borçlu ve alacaklılara çağrı mahiyetindeki ilanlar; 1. ilan ../../....; 2. ilan ../../....; 3. ilan ../../..... tarihli Ticaret Sicil Gazetelerinde yayınlanmıştır.

  2. 3. ilanın yayınlanmasından itibaren 1 yıl süre geçtiğinden ; tasfiyenin sonuçlandırılmasına ve Tasfiye Memurunun ibra edilmesine,

  3. Şirketin kuruluşundan bugüne kadar mevcut olan kanuni defter ve belgelerin T.C. uyruklu .....ili,..........ilçesi...........adresinde mukim Tasfiye Memuru........tarafından saklanmasına,


oy birliğiyle karar verilmiştir.


4.4.Pay Sahiplerine Ödeme Yapılması:


Kat’i bilançonun genel kurulca onaylanarak kesinleşmesinden sonra, tasfiye paylarının dağıtılması imkanı doğar. Alacaklıların üçüncü defa davetinden itibaren bir yıl geçmedikçe kalan mevcut dağıtılamaz kuralı kabul edilmiştir.(TTK m. 447/2-c1) Ancak, alacaklılar için bir tehlike mevcut olmadığı taktirde mahkemece bir yıl geçmeden dahi dağıtılmaya izin verilebilir.Hal ve duruma göre alacaklılar için bir tehlike mevcut olmadığı, borçların ödenmiş, tevdi ve temin edilmiş olduğu belgelerden anlaşıldığı taktirde mahkeme bir yıllık süre geçmeden dağıtmaya izin verebilir.(TTK m. 447/2-c2)


Alacaklıların TTK m. 438’de belirtilen bir yıl içinde, alacaklarını kaydettirmek için müracaat etmemeleri, haklarının zayi olmasına neden olmaz. Nitekim Yargıtay Ticaret Dairesi 26.04.1962 tarih, E:10455, K:10566 sayılı kararında “Bir anonim şirketin infisahı sırasında TTK m. 438 gereğince yapılan ilana uyularak bir yıl içinde alacağını kaydettirmemiş olmak, ilgilinin dava hakkını düşürmez.” şeklinde görüş bildirmiştir.


KVK’ nın 34. maddesinde, “ Tasfiye memurları kurumun tahakkuk etmiş vergileri ile tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan vergileri ödemeden veyahut bu vergilerle diğer itirazlı tarhiyat için karşılık ayırmadan, İcra ve İflas Kanunu’nun 206’ncı maddesinin 6’ncı sırasında yazılı alacaklılara ödeme ve ortaklara paylaştırma yapamazlar. Aksi taktirde bu vergilerin asıl ve zamlarından ve vergi cezalarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olurlar.”


Bu hükümden de anlaşılacağı üzere tasfiye memurları, tasfiye süresi boyunca gerekli karşılıkları ayırarak veya sorumluluğu üstlenip, bu karşılıkları ayırmaksızın ortaklara dağıtım yapabilirler.Bu dağıtım ortaklar açısından kar payı tahsili ve/veya sermayesinin geri alma anlamı taşır.Yani ortakların yaptığı bu çekişlerin, şirketten borç para alma olarak nitelendirilmesi, çekilen paralara faiz yürütülmediği gerekçesiyle örtülü kazanç iddiasında bulunulması fevkalade yanlıştır.


4.5. Tasfiyenin Tamamlandığının Vergi Dairesine Bildirilmesi:


Tasfiye memurları, VUK m. 162 ve 6183 sayılı Kanunun 33. maddesi gereği tasfiye işlemlerinin bittiğini ilgili vergi dairesine bildirmek zorundadırlar.


4.6. Şirket Unvanının Ticaret Sicilinden Terkini:


Son ve kat’i bilanço genel kurul tarafından tasdik olunduktan ve tasfiye payları hissedarlara ödendikten sonra, tasfiye memurları şirket unvanının ticaret sicilinden silinmesi için ilgili ticaret sicil memurluğuna müracaat ederler.


Şirket kaydının terkini için ticaret sicil memurluğuna verilmesi gereken belgeler şunlardır:


  • Ticaret Sicil Memurluğuna hitaben yazılacak dilekçe,

  • Tasfiye memurlarınca çıkarılmış olan son ve kat’i bilançonun onaylandığı genel kurul kararı, (iki

  • nüsha)

  • Hazirun cetveli,

  • Tasfiye sonu bilançosu,

  • Mal beyannamesi.


Yukarıdaki belgeler sicil memurluğu tarafından tetkik edildikten sonra, sicil kaydının terkinine ilişkin kayıt işlemleri yapılır. Durum Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilir.

Şirketin ticaret unvanının sicilden terkini ile tüzel kişilik de son bulur.Doktrinde,sicilden kaydı silinen bir şirketin, bir borç veya alacağı ortaya çıkarsa sicile tekrar tescilinin talep edilebileceği görüşü ileri sürülmektedir.Kanaatimizce “hukuki istikrar ilkesi” gereği sicile tekrar tescil talebi mümkün olmamalıdır.


4.7.Tasfiyesi Tamamlanmış Şirketlere Ait Defter ve Belgelerin Saklanması :


Tasfiye sonunda tasfiye memurları, şirketin tüm belge ve defterlerini tevdi edecekleri noterin tespiti için, şirket merkezinin bulunduğu yer Ticaret Mahkemesine müracaat ederler (TTK 68/3). Şirkete ait defter ve bütün belgeler mahkemece tayin olunacak notere tasfiye memurları tarafından tevdi edilir.Belgeler, tevdi tarihinden itibaren on yıl süre ile saklanır (TTK m. 68-448).Ancak Vergi Usul Kanununa göre defterlerin beş yıl saklanma zorunluluğu (VUK m.353); sicilden silinen şirketin tüzel kişiliğini yitirip, ortadan kalkmış olması ve nihayet tasfiye memurunun sorumluluğuna ilişkin dava açma süresinin zararın ve failin öğrenilmesinden sonra her halde beş yıl sonra zamanaşımına uğraması sebebiyle TTK’ da bahsedilen on yıllık defter saklama müddetinin son beş yılı anlamsızdır.


Defterlerin saklanmasına ilişkin noter harç ve giderleri şirket mevcudundan ödenir. Noter harç ve giderleri tasfiye bilançosu ile ayrılmış olmalıdır. Defter ve belge saklanmasına ilişkin usul ve süre böyle olmakla beraber, uygulamada saklama işleminin, farklı kişilerce yapıldığı görülmektedir. Saklama şekli ve süresi ne olursa olsun, tasfiye edilmiş şirketlerin çalışanlarına ait özlük bilgileri ve bilhassa sosyal sigorta prim ödemeleri ile ilgili belgelerin saklanmasına özen gösterilmesi veya bunların ilgili personele verilmesi, çalışanların mağdur edilmemesi bakımından önem taşımaktadır.


4.8. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na Gönderilecek Belgeler:


Tasfiye sonu tescil ve ilan işlemleri Ticaret Sicil Memurluğunca tamamlandıktan sonra Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na aşağıdaki belgelerin gönderilmesi gerekmektedir:


  • Bakanlığa hitaben yazılacak dilekçe,

  • Tasfiye memurlarınca çıkarılmış olan son ve kat’i bilançonun onaylandığı genel kurul kararı,

  • Hazirun cetveli,

  • Tasfiye sonu bilançosu,

  • Mal beyannamesi,

  • İlan metnini ihtiva eden Ticaret Sicili Gazetesi.


4.9. Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu:


Tasfiye süresi boyunca, şirketin tüzel kişiliği sürdüğü için, tasfiye memurlarının işlediği haksız fiilerden tasfiye memurları sorumlu olduğu gibi şirket de sorumlu olur. Ancak şirketin ticaret sicilinden terkini ile tüzel kişilik son bulacağından, şirket aleyhine sorumluluk davası açmak mümkün olamayacağından terkin sonrası ancak tasfiye memurları aleyhine dava açılabilir. Bu davanın zaman aşımı süresi ise TTK 224/ 3 gereği davacının zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren iki ve herhalde zararı doğuran fiilden itibaren beş yıldır.Ceza zamanaşımı saklıdır.


5. Tasfiye Sürecine İlişkin Vergi Beyannameleri, Vergi İncelemesi ve Diğer Vergisel Konular:


Bu yazımız sermaye şirketlerinin tasfiyesine ilişkin Türk Ticaret Kanunun hükümleri ile sınırlıdır.


Bir sermaye şirketinin tasfiyeye giriş, tasfiye süreci ve tasfiyenin sona ermesi vergisel açıdan da bir çok özellik arz etmekte olup, yazımızın konusu dışında kaldığı için, tasfiye konusunun vergisel boyutuna yer verilmemiştir.


Tasfiye işlemlerinin vergisel boyutu hakkında bilgi edinmek için, KURUMLAR VERGİSİ isimli kitabımızın üçüncü baskısındaki KVK nun 30-35 inci maddelerini açıklayan 929 ila 960’ncı sahifelere bakabilirsiniz.



M060.903

Add document to your blog or website

Similar:

Cüneyt BÜYÜKYAKA Avukat iconHİZMETLİ: (Ortalığı temizler, avukatın masasını temizlerken avukat oturmaktadır.) Vallahi avukat bey çok zekisin avukat yazısının altına Made in Japan

Cüneyt BÜYÜKYAKA Avukat iconUYAP (ULUSAL YARGI AĞI PROJESİ) AVUKAT PORTALI T. C. ADALET BAKANLIĞI UYAP AVUKAT BİLGİ SİSTEMİ

Cüneyt BÜYÜKYAKA Avukat iconCüneyt Koryürek (1931 2008)

Cüneyt BÜYÜKYAKA Avukat iconKurucumuz Cüneyt Koryürek'i kaybettik

Cüneyt BÜYÜKYAKA Avukat iconULUSLAR ARASI “PROF. CÜNEYT GÖKÇER”

Cüneyt BÜYÜKYAKA Avukat iconACİL SERVİSTE DİSPNEİK HASTAYA YAKLAŞIM Dr. Cüneyt Ayrık

Cüneyt BÜYÜKYAKA Avukat iconDr. Cüneyt Sezgin (Teftiş Kurulu, İç Denetim ve Risk Yönetimi Başkanı )

Cüneyt BÜYÜKYAKA Avukat iconNot: Bu yazı Hürriyet İK gazetesinin 30 Nisan 2006 Pazar sayısında Cüneyt Ülsever’in köşesinden alınmıştır. Aşağıdaki linkten de ulaşabilirsiniz

Cüneyt BÜYÜKYAKA Avukat iconAvukat

Cüneyt BÜYÜKYAKA Avukat iconAvukat

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Belgeleme


The database is protected by copyright ©okulsel.net 2012
mesaj göndermek
Belgeleme
Main page